ISINDIRICI DRAMA

ETKİNLİK ADI : Ormandaki tuzaklar
YAŞ : 5–6
SÜREÇ : Tüm sınıf
B.A.D.A. AMAÇ : Verilen bir problem durumunu çözebilme
KAZANIM :Probleme çeşitli çözüm yolları söyleme
MATERYAL :Tuzak hazırlamak için ip, su birikintisi için mavi karton ve renkli fon kartonlarından hazırlanmış çiçekler.
Öğretmen daha önceden kartlara resimler hazırlamıştır. Bu resimler nesnenin nerede bulunduğunu gösteren şekildedir. Örneğin; köpeğin kulübenin içinde olması, vazonun masanın üstünde bulunması, tavuğun kümesin dışında olması vb. bu resimler büyük kartlara hazırlanır ve öğrencilere tek tek gösterilir. Öğrenciler resme bakarak varlıkların nesnelerin neresinde bulunduğunu söylerler. Nesnenin nerede bulunduğunu doğru söyleyen çocuk diğer arkadaşları tarafından alkışlanır. Etkinlik böyle devam eder daha sonra rahatlama çalışmalarına geçilir.

ESAS ÇALIŞMA

ETKİNLİK ADI : Nerede ?
B.A.D.A. AMAÇ : mekanda konum kavramıyla ilgili yönergeleri uygulayabilme
KAZANIM : nesnenin mekandaki konumunu doğru olarak söyleme(Altında üstünde, önünde arkasında, içinde dışında, sağında solunda , yakınında uzağında)
YAŞ :5–6
MATERYAL : Büyük boy kartlar

Öğretmen ‘Evet çocuklar şimdi ben Kral Aslanın yaşadığı ormana onu aramaya gidiyorum. (Bir tane aslan seçilir ve o bir köşede uyuyordur.)Benimle gelmek ister misiniz? Çok eğlenceli bir orman gezisi olacak. Yalnız çok dikkatli olmalıyız! Ormanda bazı tuzaklar olabilir! Bunlara çok dikkat etmeliyiz. Birde çok sessiz olmamız gerekiyor! Aslana yakalanmamaya dikkat edeceğiz. Haydi, şimdi sessizce beni takip edin bakalım. Öğretmen daha önceden sınıfın bir köşesine tuzaklar hazırlamıştır. Tuzakların hazırlanmış olduğu bölüm orman olarak kabul edilir. İlk tuzak bir su birikintisi. Öğretmen : ‘Heeee oda ne bir su birikintisi. Eyvah! Çocuklar bu bir tuzak olabilir bunu geçmek için ne yapabiliriz?’ Diye sorar. Çocuklar cevap verir: ‘üstünden atlayalım.’ Tüm sınıf üstünden atlayarak orman gezisine devam ederler. Biraz sonra karşılarına bir tuzak daha çıkar. Bu tuzağın sadece bir işareti vardır. Öğretmen bu tuzağı ip bağlayarak hazırlamıştır. Öğretmen çocuklara tekrar sorar: ‘Eyvah çocuklar yine bir tuzak daha. Şimdi bunu nasıl geçeceğiz?’ İp biraz yukarıdan bağlıdır. Çocuklar cevap verir: ‘İpin altından geçelim.’ Hepsi birden ipin altından geçerler. Ormanda geziye devam ederler. Derken… karşılarına güzel bir çiçek bahçesi çıkar. Öğretmenin hazırlamış olduğu renkli fon kartonlarla yapılmış olan çiçekler yerdedir. Hepsi birden çiçekleri toplarlar. Daha sonra aslana ulaşırlar. Aslan olan çocuk yerinde uyumuş numarası yapıyordur. Çocuklar çiçekleri toplarken ses çıkarmışlardır. Bu arada aslan uyanıp çocukları yakalamaya çalışır. Çocuklar aslana yakalanmamak için kaçarlar. Aslanın yakaladığı çocuk ebe olur. Bu sefer aslan yakalanan çocuk olur.

RAHATLAMA ÇALIŞMALARI

ETKİNLİK ADI : Kim aldı ? Nerede olabilir ?
YAŞ : 5–6
SÜREÇ : Tüm sınıf

Öğretmen bütün sınıfın gözlerini kapamasını ister. Söylediği şeyleri zihinlerinde canlandırmalarını ister. Öğretmen: ‘Çok dağınık bir odanız var ve siz bu odada en sevdiğiniz bir arkadaşınızla oyun oynuyorsunuz. Bazen oyuncakları eşyaların arasında kaybediyorsunuz. Şimdi de bir oyuncağınızı kaybettiniz. Acaba nerede olabilir? Bir düşünün bakalım.’ Der ve çocuklara düşünmeleri için birkaç dakika süre verir. Daha sonra çocuklar gözlerini açarlar ve zihinlerinde canlandırdıkları düşüncelerini anlatırlar. ( Oyuncakları nerede aradıkları, nerede buldukları tartışılır.)

DRAMA PLANI

ETKİNLİK ADI :Ufak lastik toplarla alıştırmalar
P.A. AMAÇ :Bedensel koordinasyon gerektiren hareketleri yapabilme
KAZANIM 1- Farklı pozisyonlarda atılan nesneleri kollarıyla yakalama
2- Çeşitli nesneleri belli bir mesafedeki hedefe atma
3- Hareket halindeki nesneleri durdurma
4- Farklı büyüklüklerdeki topu belli bir ritimle zıplatma
MATERYAL :Top, ip, kutular
SÜREÇ :Tüm sınıf bireysel ve grup çalışmaları

– Top bir elle yerde sıçratılır, el değiştirilerek oynanır.
– Topla beraber sıçranarak oynanır.
– Top yukarı atılır, bu sırada el çırpılır ve top yere düşmeden tutulur.
– Top, sol ve sağ elle yerde sıçratılarak oynanır.

İkili Olarak;
– Toplar karşılıklı atılır ve tutulur(tek elle, iki elle)
– Eşler karşılıklı durur, top yerde sıçratılarak atılır ve tutulur.

Topu Belli Hedeflere Fırlatma;

– İşaretlenmiş hedeflere, (duvara, ağaç gövdesine vb.) nişan alınarak fırlatılır.
– Karşıya konmuş hedeflere (lobutlar, kutulat) nişan alınarak fırlatılır.

Çizgiler Arasında Top Yuvarlama;

– Paralel çizilmiş çizgiler arasından top yuvarlanarak çıkartılır.

Hareketlerin ardından tüm sınıfın katılabileceği, top getirme oyunu oynanır.

ESAS ÇALIŞMA

ETKİNLİK ADI : Şimşek kart tekniğinden yararlanılarak hikaye anlatma ve hikayenin canlandırılması.
S.D.A. AMAÇ : Başkalarının duygularını fark edebilme.
KAZANIM : Başkalarının sıkıntı ve mutluluklarını paylaşma.
MATERYAL : Şimşek kart

Çocuklar yarım daire şeklinde yere otururlar. Öğretmen karşılarına geçer elindeki şimşek kartlarını çocuklara doğru tutarak, resimde gelişen olayları çocuklara anlatır. Daha sonra anlattığı bu hikâyeyi çocuklardan canlandırmasını ister. Tüm sınıfın katılabileceği bir canlandırma olabilir.

YUMOŞ, ASLAN VE ARKADAŞLARI

Güneşli ve renkli bir bahar sabahıydı. Etraftaki kuş cıvıltıları insana adeta mutluluk verir gibiydi. Çalıların arasında bir kıpırtı oldu. Çiçeklerin arasından bir top yuvarlanarak çimenlerin üzerinde durdu. Ardından yumoş fırladı. Kendini oyuna öyle bir kaptırmıştı ki etrafındaki ağaçları, taşları görmüyor onlara çarpıyordu ama yinede oyununu bırakamıyordu. Bu oyun çok eğlenceli olmalı ki yumoşun keyfine diyecek yoktu. Derken; top birden yumoşun patileri arasından bir ok gibi fırladı. Top o kadar hızlıydı ki yumoş nereye gittiğini göremedi. Sağına baktı soluna baktı topu yok. Başını öne eğerek ormanda aramaya başladı. Yürüdü yürüdü… Taşların altına, çalılıkların arkasına baktı ama topu bulamadı. Biraz ilerledi ve ileriye baktı. Eyvah! Oda ne? Top bir aslanın pençelerinin arasında. ‘Bunu gören yumoş korkulu gözlerle aslana bakıyordu. Yavaş yavaş geriye yürümeye başladı. Oradan kaçmayı planlıyordu. Bunu anlayan aslan yumoşun ardından seslendi:’Dur gitme, topunu mu arıyorsun. O burada benim yanımda ona bir şey olmadı. Benden niye bu kadar korkuyorsun. Hem istersen topunla beraber oynayabiliriz. Bunu duyan yumoş çok sevindi ve neden olmasın ki’ diye düşündü. Sonra aslanla birlikte oynamaya başladılar. Bunu gören ormandaki diğer hayvanlarda yumoş ve aslanın oyununa katıldı. Bütün orman halkı artık aslan ile arkadaş olmuştu.

RAHATLAMA ÇALIŞMALARI

ETKİNLİK ADI
B.A.D.A. AMAÇ : Mekanda konum kavramı ile ilgili verilen yönergeleri uygulayabilme
KAZANIM : Nesnenin mekandaki konumunu doğru olarak söyleme. (Altında, üstünde, yanında, arasında, ortasında, ötesinde, içinde, dışında, sağında, solunda, yakınında, uzağında, v.b)
MATERYAL :

Çocuklar daire olarak otururlar. Öğretmende çocukların arasına katılır. Şu yönergelerde bulunur: ‘Yumoş topunu kaybettiğinde onu nerede aramıştı? Nerelere bakmıştı? Top yumoşun elinden nasıl fırlamıştı? Baktığı yerlerde topu bulamayınca çok üzülmüştü. Sizlerde bir oyuncağınızı ya da çok sevdiğiniz bir şeyi kaybedince üzülür müsünüz? Onu ararken nerelere bakarsınız?

DRAMA PLANI

ISINDIRICI DRAMA

ETKİNLİK ADI : Karda eğlence
S.D.A AMAÇ : Başkalarıyla ilişkilerini yönetebilme
KAZANIM : Gerektiğinde lideri izleme
YAŞ : 5-6
SÜREÇ : Tüm sınıf grup çalışması

— Öğretmen yüksek sesle anlatır.( Çocuklar hareketleri istedikleri gibi canlandırır.)
— Kar yağıyor, bahçeye çıkmak için giyinelim.(Palto, çizme ve eldiven giyme hareketlerini taklit etme.)
— Her taraf karla kaplı, haydi karda yürüyelim.( Ayak kaldırarak ve dizleri bükerek yürüme.)
— Kardan adam yapalım.( Yere eğilme, karı avuçlama ve kardan adam yapma.)
— Üşüdük ısınalım.( Zıplama, kolları hareket ettirme, elleri birbirine sürtme.)
— Şimdi de kartopu oynayalım.( Kartopu yapıp birbirine atma.)
— Karları kürekleyerek yol açalım.( Kürekle karları iki tarafa atma.
— Sınıfa dönme zamanı geldi içeri girelim.

ESAS ÇALIŞMA

ETKİNLİK ADI : Balonlu köpek
B.A.D.A. AMAÇ : Verilen bir problem durumunu çözebilme.
KAZANIM : Probleme çeşitli çözüm yolları bulabilme.
MATERYAL : Balonlar ( Farklı renklerde olabilir.)

1- Bir kız (Ayşegül)
2- Köpek (Cin)
3- Başka bir köpek
4- Kuşlar

Evvel zaman içinde Ayşegül küçük bir kız varmış. Ayşegül’ün birde cin adında bir köpeği varmış. Cin oyun oynamayı çok severmiş. Cin’le Ayşegül her gün gezmeye çıkarlarmış. Bir gün yine gezerlerken bir baloncu görmüşler. Baloncunun kırmızı, mavi, sarı balonları varmış. Cin balonları çok sevmiş. Ayşegül onun balon sevdiğini bilirmiş. Hep kardeşine balon alırmış ama Cin’e hiç balon alınmamış. İlk kez o gün Cin’e balon almış, ipini ağzına vermiş. ‘Haydi, artık seninde bir balonun var.’ demiş.

Cin çok sevinmiş. Balonuyla zıplaya zıplaya giderken başka bir köpek ona ‘ Aman ne güzel balonun var. Kim aldı? Hav hav.’ Demiş. Cin’de cevap vermek için ağzını açınca balonun ipi kaçmış, balonda uçup gitmiş. Cin ‘Ayşegül’ün bana aldığı balonu kaçırdım, yakalayın… Hav hav…’ diye bağırmış, ama balon yükselip gözden kaybolmuş…

Cin kulübesine dönmüş, başını ayaklarının üstüne yaslayıp üzgün bir şekilde düşünmeye başlamış. Onun bu halini gören kuşlar yadırgamışlar. ‘ Ne oldu bizim neşeli Cin’e, bugün çok üzgün diye şaşırmışlar. Cin başından geçenleri onlara anlatmış. O zaman kuşlar ‘ Üzüldüğün şeye bak’ şimdi biz gider buluruz.’ Demişler ve balonu aramaya başlamışlar.

Az sonra içlerinden biri görmüş balonu. İpini sallaya sallaya uçuyormuş. Hemen kuş yanaşmış. Balonun üstünde bir dolanmış sonra gagasını balona değdirmeden ipini yakalamış. Gagasıyla ipi sıkıca tutarak, çeke çeke getirmiş. Cin sevincinden ne yapacağını şaşırmış. Bütün hafta balonuyla dolaşmış. Hiç tasmasından çıkarmamış.

Öğretmen hikâyeyi bitirdikten sonra bir kız (Ayşegül), köpek (Cin), kuş ve baloncu seçer. Hikâyeyi canlandırmalarını ister.

RAHATLAMA ÇALIŞMALARI

ETKİNLİK ADI : Hayvanlar ve bakımı
S.D.A AMAÇ : Yaşamın iyileştirilmesinde ve korunmasında sorunluluk alabilme.
KAZANIM : Canlıların bakımını üstlenme ve koruma.

Hikâyeye bağlantılı olarak hayvanlardan bahsedilir. Hayvan hakkında konuşma yapılır. Ev hayvanları ve kümes hayvanları hakkında tartışma yapılır.
Sorular sorulur.

DRAMA PLANI

P.A. AMAÇ : Bedensel koordinasyon gerektiren hareketleri yapabilme.
KAZANIM : Sözel yönergelere uygun olarak yürüme.(Yavaş, hızlı, taklit yürüyüş vb.)
YAŞ : 5-6
SÜREÇ : Tüm sınıf grup çalışması.

AYI YÜRÜYÜŞÜ
Gövde öne bükülür, avuçlar yere değdirilir, baş yukarı kaldırılır.
LEYLEK YÜRÜYÜŞÜ
Kollar öne uzatılır, öne adım atılırken dizler karına çekilerek yürünür.
KARGA YÜRÜYÜŞÜ
Dizer bükülür, ellerle ayak bilerleri tutulur, adım atılarak yürünür.
KAZ, ÖRDEK YÜRÜYÜŞÜ
Dizler bükülür, kollar yana açılır. Sağa sola yalpa yaparak yürünür.
MAYMUN YÜRÜYÜŞÜ
Dizler yarım bükülür, gövde hafifçe öne eğilir, kollar yana sarkıtılır ve yürünür.
TAVŞAN YÜRÜYÜŞÜ
Dizler bükülür, eller yere konur. Ayaklardan hız alınır ve ileri doğru sıçranır.
KEDİ KÖPEK YÜRÜYÜŞÜ
Eller yerde, sırt kamburlaştırılmış, sessizce yürünür.

ESAS ÇALIŞMA

ETKİNLİK ADI : Müzikli hikaye

‘Karga ile tilki’nin hikayesi anlatılır. Ardından daha önce öğretilmiş olan hırsız karganın şarkısı söylenir. ( Bir gün bir hırsız karga hah hah hah hah ha ha ha / Bir parça peynir çalmış hah hah hah ha ha ha / Uçmuş bir dala konmuş hah hah hah ha ha ha / Oradan geçen bir tilki hah hah hah ha ha ha / şen sesinle öt demiş hah hah hah ha ha ha / Bizim karga gag demiş hah hah hah ha ha ha / Peyniri tilki yemiş hah hah hah ha ha ha) şarkısıyla birlikte sözlerine uygun olarak canlandırlır.

RAHATLAMA ÇALIŞMASI

ETKİNLİK ADI : Telsiz telefon
S.D.A. AMAÇ : Başkalarıyla ilişkileri yönetebilme.
KAZANIM : Grup etkinliklerinde grubun görüş ve amaçlarını benimsediğini gösterme.
MATERYAL :

Öğretmen : Ben başta oturan iki takım yanındaki arkadaşına bu cümleyi gizlice aktaracağım. Böylece yanlışsız olarak sonraki oyuncuya kadar ilerleyecek’der. Bundan sonra öğretmen üç sözcüğü geçmeyen bir cümleyi başta bulunan iki takım oyuncusunun kulaklarına yavaşça söyler. Böylece bütün çocuklar öğretmenin mesajını kulaktan kulağa son oyuncuya kadar gönderirler. En sondaki iki oyuncuda duydukları cümleyi yüksek sesle öğretmene söylerler. Oyun sonunda başarılı olan öğrenci alkışlanır. Yanlış söylenen cümle eleştirilir ve nerde bozulduğu araştır

DRAMA PLANI

ISINDIRICI DRAMA

ETKİNLİK ADI : Kurbağa ve leylekler
P.A. AMAÇ : Denge gerektiren hareketleri yapabilme.
KAZANIM : Zemin üzerine çizilen değişik şekiller üzerinde yürüme.
MATERYAL : Tebeşir veya ip
SÜREÇ : Tüm sınıf grup çalışması

Oyun yerine iç içe iki büyük daire çizilir. İki gruba ayrılan çocukların bir bölümü leylek olur ve büyük dairenin dışında sıralanır. Diğerleri kurbağa olur ve orta daireye dağılır. En içteki daire göl ve bataklık alanıdır. Oyuna başlama;

Leylekler büyük dairenin dışında (leylek yürüyüşü ile) LAK LAK LAK diye gezinmeye başlarken kurbağalarda (kurbağa sıçraması ile) KUVAK KUVAK KUVAK sesleriyle dolaşırlar. Öğretmenin;
– Karnınız aç mı? Sorusuna, leyleklerin;
– Aç! Demesi üzerine kurbağalar da yakalanmamak için hemen sıçrarlar. Bu sırada göle kaçamayıp leyleklere yakalanan kurbağalar leylek olurlar ve oyuna yeniden başlanır.

NOT: Leylekler hiçbir zaman göle(bataklığa) girmemelidir.

ESAS ÇALIŞMA

ETKİNLİK ADI : Rüzgar ve ağaçlar
S.D.A. AMAÇ : Estetik özellikler taşıyan özgün ürünler oluşturabilme.
KAZANIM : Müziğe uygun özgün hareketler yapabilme.
MATERYAL : CD çalar yada bir müzik aleti.

Rüzgar ve ağaçlar; müziğe uyarak rüzgarda ağaçların sallanmasını taklit:
Gövde ağacı, kollar dalları, el ve parmaklarda yaprakları temsil eder. Müzik hafif ve ağır çalınırken, rüzgar hafiftir. Yalnız dal ve yapraklar ağır ağır sallanır. Sağa sola dönerler. Müzik kuvvetlenip çabuklaşınca ağacın gövdesi de hafifçe sallanmaya başlar. Bu esnada dal ve yaprakların hareketi daha kuvvetli ve çabuk olur.

RAHATLAMA ÇALIŞMALARI

ETKİNLİK ADI : Neler hissettiniz?
S.D.A. AMAÇ : Duygularını fark edebilme.
KAZANIM : Duygularını müzik, dans vb. yollarla ifade etme.

Bir önceki yapılan çalışmanın tartışması yapılır. Çocuklara bazı sorular sorulur:
– Bir ağaç oldunuz, müzik yavaş çalarken ve hızlı çalarken neler hissettiniz?
– Sizde bir ağaç olmak istermiydiniz? Hangi ağaç olmak isterdiniz?
– Bir ağaç sonbaharda veya yazın ne gibi duygular hissedebilir?
– Ağaçlar sonbaharda neden yapraklarını dökerler? Gibi sorular sorulur.

KAYNAK :  AÖF

Google, dünyadaki 1 milyar engelli bireyin hayatını kolaylaştırmak için başlattığı Google Impact Challenge: Disabilities proje yarışmasının kazananlarını açıkladı.

Google Impact Challenge: Disabilities adlı program Google’ın sosyal sorumluluk odaklı proje birimi Google.org tarafından yürütülüyor. Yapılan açıklamaya göre dünyanın 88 ülkesindeki 1000’den fazla organizasyondan başvuru alan proje yarışması, toplam 29 projeyi kazananlar listesine almış ve farklı tutarlarda nakit ile ödüllendirmiş.

Engellilere yönelik kâr amacı gütmeyen projeleri 5 kategoride sınıflandıran Google, bu yenilikçi projelerle hem engelli insanların günlük yaşantısını hem de onların iş gücüne katılabilmesini kolaylaştırmayı hedefliyor. Google, gelişmekte olan ülkelerdeki engellilerin sadece yüzde 10’nun ihtiyaçları olan destekleyici cihazlara sahip olduğunun da altını çiziyor.

Engelli bireyler icin projeler

Söz konusu projelerin hepsinin açık kaynaklı geliştirme yapmayı taahhüt ettiği paylaşılıyor ve ödül/destek tutarları kimi projelerde milyon doların üzerine çıkıyor. Toplam destek tutarı da 20 milyon doları buluyor.

Kazananlar listesinde görme engelliler için akıllı gözlüklerden, biyonik ellere, işitme kayıplarını azaltacak cihazlardan tekerlekli sandalye kullanan kişilerin hayatını kolaylaştıracak çözümlere kadar farklı projeler var. 29 projenin tamamını şu sayfada görebilir, çevrenizle paylaşabilirsiniz.

Yeri gelmişken Facebook’un görme engelliler için görsel tanıma yeniliğini erişime açtığını da hatırlatalım.

Kaynak / Görsel Kaynak. Webrazzi

Bursa`da Rehabilitasyon merkezimizde de

genel de olduğu gibi,  zihinsel engele sahip çocuklar 3 grupta ele alınmaktadır;

A-İleri Derecede zihinsel Engelliler:Bu çocuklar; klinik bakıma muhtaç, zeka bölümü sürekli olarak0-25 arasında olup da hayata kesinlikle uyum sağlayamayan ve sağlık kurumlarında devamlı klinik bakıma ihtiyacı olan engellilerdir.

 Aileye öneriler

 1)     İleri derecede zihinsel engelli çocuklarda yaralayıcı davranışlar; saçını çekme. Kafasını vurma v.b. davranışlar ortaya çıkmaktadır. Bazı uzmanlara göre bunun nedeni çocuğun çevresel ve sosyal uyaranlardan aşırı derecede soyutlanmasıdır. Bu durumda çocuk gereksinim duyduğu ancak çevresinden alamadığı uyaranları kendisi yaratmaktadır. Çocuğun kendine zarar verici bu davranışlarını azaltmak için çocuğa uyarıcı zenginliği sağlayınız.

 2)    İleri derecede zihinsel engelli çocukların düşük düzeydeki işlevleri nedeniyle eğitim programlarında öz bakım (tuvalet alışkanlığı, yemek yeme v.b.) dil ve hareket becerilerine daha fazla önem verilmelidir.

 3)    İleri derecede zihinsel engelli çocuğun basma kalıp ve  kendini  yaralayıcı davranışlarını iyileştirmede yaygın olarak davranış değiştirme yöntemi uygulanmaktadır. Davranış değiştirme yönteminde istenilen davranışı arttırmak istenilmeyen davranışları azaltmak yada ortadan kaldırmak için tutarlı olarak pekiştireç yada cezalandırma yöntemleri uygulanmaktadır. Pekiştirme zaman geçirilmeden ve açık bir biçimde yapılmalıdır. Örnek (çocuğa ilgi gösterilmesi gibi sosyal nitelikte bir pekiştireç olabilir.)

 4)    İleri derecede geri zekalı çocuklar bir defa da pek çok kavramı öğrenemezler. Bu nedenle kavramlar çocuğa tek tek öğretilmelidir. Bir’ kavram iyice öğrenilmeden diğerine geçilmemelidir.

 5)    Kısa, basit ve somut komutlara çocuk alıştırılmalıdır. Olumsuzdan daha çok olumlu ifadeler kullanılmalıdır.

 6)   Acele ve telaşlı emirler yerine sakin ifadeler kullanılmalıdır.

 7)   Güven sarsıcı durumlardan (sözlerle, isteklerden) kaçınılmalıdır. Çocuğu başkalarıyla kıyaslamayın, davranışlarından ötürü eleştirmeyin, şiddete (dayak ) baş vurmayın.

B-Öğretilebilir Düzeyde Zihinsel Engelliler

 Zeka bölümü çeşitli ölçeklerde 25-44 arasında olup da sağlık kurumlarıyla işbirliği içerisinde gerçekleştirilebilecek özel eğitim ve rehabilitasyona muhtaç olan engelli çocuklardır

 Aileye Öneriler

  1)  Var olan yeteneklerini en iyi kullanılabilir duruma getiriniz.

 2)  Öğretilebilir düzeydeki çocuklar görmek ve işitmekten çok yaparak öğrenirler. Öğrenmede işitme ve görmede önemli olmakla birlikte yaparak öğrenmede daha yararlı sürekli sonuçlar sağlar. Çocuğun evdeki faaliyetlere katkıda bulunmasını sağlayın.( Örneğin, yattığı yatağı düzeltmesi, masaya bardak ve tabak yerleştirmesi v.b.)

 3)    Öğretilebilir düzeydeki çocuklar başkalarının istediklerini değil, ilgi duydukları şeyleri öğrenirler.

 4)    Pratik hayatta kendine yetecek kadar temel beceri ve alışkanlıkları kazandırmak gerekir. (örneğin, yemek yeme, tuvalet alışkanlığı v.b. kazandırma)

 5)    Aşırı koruyucu ve kollayıcı tavırlarla bağımsızlıklarının engellenmesini, kötüye kullanılmasını, İstismar edilmesini önleyici tedbirler almak gerekir.

 6)    Boş zamanlarını yaralı bir şekilde değerlendirmesini sağlayıcı faaliyetlerde bulunmasını sağlayın ( Örneğin, televizyon seyretmek, arkadaşlarıyla oyun oynaması v.b.)

 7)    Her yaşantı her çocuk için ayrı bir anlam taşır Çocukların toplumla etkileşmesine ve değişik yaşantılarda bulunmasını sağlayın.

 8)    Güven sarsıcı durumlardan ( sözlerle, isteklerden ) kaçınılmalıdır. Çocuğu başkalarıyla kıyaslamayın, davranışlarından ötürü eleştirmeyin.

 9)    Öğrencinin başarılı çalışmaları mutlaka görülmeli, değer verilmeli ve gerekirse ödüllendirilmeli

  C-Eğitilebilir Düzeyde Zihinsel Engelliler

Zeka bölümleri çeşitli ölçeklerle sürekli olarak (45-75) arasında olan engelli çocuklardır. Gerilik derecesine göre (8-12 ) yaş seviyesinde bir zekaya sahip olabilirler.

Aileye Öneriler

1)    Eğitilebilir zihinsel engelli Çocuğu bu özrü ile kabullenin,

 2)    Eğitilebilir zihinsel  engelli çocuklar zeka, akademik başarı, sosyal uyum yönünden yaşıtlarından geri olduğu için dışlamayınız, küçümsemeyiniz, eleştirmeyiniz, kıyaslamayınız.

 3)    Eğitilebilir zihinsel engelli çocuktan yapabileceğinden fazla başarı beklemeyiniz.

 4)    Eğitilebilir zihinsel engelli çocuğun eğitiminde sabır ve hoşgörü göstermezseniz, çocuğa destek olmazsanız çocuğun var olan ilgi, yetenek ve İsteğini köreltmiş olursunuz. Çocuğun sorularına basit ve kısa kelimelerle (anlayacağı) şekilde cevap vermeye çalışınız.

 5)    Çocuğun sosyal ilişkilerini geliştirmesi için arkadaşlarıyla oynamasına. yeni arkadaşlıklar edinmesine müsaade edin. Evde kapalı kalması Çocuğun sosyal yönünü geriletecektir.

 6)    Çocuğun temel eğitimi sonrasında, aile çevresinin de kolayca takip edilebileceği bir iş yerinde meslek edinmesi sağlanabilir.

 7)    Öğretmenle sıkı diyalog kurulmalı, sınıftaki çalışmaların devamının evde de sağlanması mümkün olmalı.

 8)    Çocuğun basit komutlara alışması için evde egzersizler yapılmalıdır.( bardağı getir’ koltuğa otur / git- gel v.b.)

  II-AĞIR ÖĞRENENLER   Çok geç ve güç öğrenirler, genelleme yapamazlar, dikkati dağınık ve dikkat süresi kısadır. soyut şeyleri çok zorlukla öğrenirler, öğrendiklerini çok çabuk unuturlar, kolayca yorulur ve sebatsızdırlar, kendilerine olan güvenleri azdır, oyun ve toplum kurallarına uymakta zorluk çekerler, bazen hiç uymazlar.

 Aileye Öneriler

 1)   Çocuğunuzda herhangi bir problem ( geç, güç öğrenme, unutkanlık v.b.) farkettiğinizde öğretmeniyle hemen diyaloğa girin ve bir rehberlik uzmana ulaşarak problemin kaynağını araştırın.

2)    Çocuğunuzu olduğu gibi kabul edin, çevreden gizlemeyin. Kıyaslayıp-eleştirmeyin.

3)    Aşırı derecede koruyucu olmayın. Bu, çocukta kendine güveni azaltır.

4)     Çocuğa yapabileceği işleri yaptırın. Başardığı işlerde teşvik edin, ödüllendirin

5)  Basit sözcükler ve kısa cümleler kullanınız.

6)  Çocuğunuzdan zihinsel olarak ne yapmasını istiyorsanız, tam ve açıkça söylemelisiniz. Yani genel ifadelerden çok  özel  ifadeler kullanmalısınız.  Eşyalarını ortadan kaldır ifadesi yerine “oyuncağı yerine koy” ifadesi kullanılmalıdır

7)     İsteklerinizde ve koyacağınız kurallarda tutarlı olun Ne zaman nasıl davranış bekleniyorsa çocuğunuza bunu anlatın ve bu beklentinizi bir daha değiştirmeyin. Böylece çocukta karalı davranışlar gelişecektir. Kararsız olursanız, çocuk paniğe kapılabilir.

8)  Çocuğunuza acele komutlar yerine yavaş ve basit komutlar veriniz. Tehdit etmekten sakının. Tehdit, çocuklar üzerinde bir çok olumsuz etkiler yapar;çok yapıldığında çocuklar hiç aldırmaz ve davranış bozukluğu düşmanlık duygularını teşvik eder.

9)     Bu çocukların kasları tam gelişmemiştir. Bunu sağlamak amacıyla el temrinlerine vebecerilerine yer verilmeli ( kaba boyama, çamur- hamur gibi maddelerleoynama, makasla kağıt kesme, boncuk dizme)

10) Çocuğa öz bakım becerileri öğretilmelidir. ( Giyinme, kendi kendine yemek yeme, yıkanma v.b)

11) Öğretmenin okulda vermiş olduğu derslerin evde de devam edebilmesi için çocuğunuzun ödevlerini takip edin, sık tekrar yaptırın. Çocuğunuz çabuk sıkılacağından (ağır öğrenen çocukların temel özelliğidir), sıkıldığında etkinliği bırakın, sevdiği bir şeyi yapmasına izin verin (tv. seyretme, oyun oynama vb) sonra tekrar etkinliği çalışın. Bu şekilde dikkat dağınıklığını da engelleme olanağına sahip olursunuz.

Kaynak

 

ENGEL TÜRLERİ VE ÖZEL EĞİTİM

agır_yetİnsan hayatı, doğumdan ölüme kadar geçen sürede farklı evrelerden oluşur, bu ev­reler doğumla başlar; çocukluk, ergenlik, yetişkinlikle devam eder ve yaşlılıkla sonlanır. Her dönemde, birbirinden etkilenen dil, zihinsel, fiziksel, sosyal-duygusal gelişim alan­ları bulunur. Bu gelişim alanlarındaki basamakları gerçekleştiremeyen ya da gerçekleştir­mekte zorlanan bireyler özel eğitime gereksinim duymaktadır.

Özel Eğitime İhtiyacı Olan Bireyler

Doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrasında, gelişim sürecinde oluşan çeşit­li nedenlere bağlı olarak; bilişsel, dil, hareket, fizik, sosyal ve duygusal gelişimlerinde ölçme araçlarıyla ölçülebilen düzeyde yetersizlik, yavaşlama, gerileme veya ileride olma sonucunda yaşıtlarına göre farklı özellikler gösteren ve normal eğitim programlarından yararlanamayan, kısmen yararlanan veya yararlandığı halde destek programları ile eği­timlerini devam ettirebilen bireylerdir.

Özel gereksinimli bireyler, genellikle şu gruplarda toplanmaktadır:

  1. Zihinsel Yetersizlik
  2. Özel Öğrenme Güçlüğü
  3. Bedensel Yetersizlik, Süreğen Hastalık ve Ortopedik Yetersizlik
  4. Dil ve Konuşma Güçlüğü
  5. İşitme Yetersizliği
  6. Görme Yetersizliği
  7. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)
  8. Yaygın Gelişimsel Bozukluk
  9. Üstün ve Özel Yetenek

ZİHİNSEL YETERSİZLİK

Zihinsel işlevler bakımından farklılık gösteren kavramsal, sos­yal ve pratik uyumsal becerilerde eksiklikleri ve sınırlılıkları olan bireylerdir.

Kavramsal Beceriler Sosyal Beceriler Pratik Beceriler
* Dil (alıcı ve verici) *Okuma ve yazma *Para kavramları *Kendilik yönelimi * Kişiler arası *Sorumluluk *Benlik saygısı *Kandırılabilirlik *Saflık

*Kuralları izleme *Yasalara uyma *Istismarı önleme*Günlük yaşam etkinlikleri:

-Yeme

-Yer değiştirme/hareket -Tuvalet -Giyinme *Günlük yaşamın araçlı etkinlikleri: -Yemek hazırlama -Ev bakımı -Ulaşım

-Ilaç alma/kullanma -Para yönetimi -Telefon kullanma *Uğraşı becerileri *Güvenli ortamlar sağlama

 

Hafif Düzeyde Zihinsel Yetersizlik

Zihinsel işlevler bakımından farklılık gösteren; kavramsal, sosyal ve pratik uyumsal becerilerde eksiklikleri ve sınırlılıkları olan bireylerdir. Yapılan tanılama ve zeka testi sonucunda 50-69 puan arasında çıkan bireylerdir.

Nasıl Fark Edilir?

  • Geç ve güç öğrenirler.
  • Dikkatleri kısa süreli ve dağınıktır. İlgi alanları dardır.
  • Kısa süreli belleklerinde problem vardır. Kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe geçiş yapamazlar, zorlanırlar.
  • Akademik başarıları normal gelişim gösteren bireylerden gerilik gösterirler.
  • Kişisel, sosyal özelliklerinde ve davranışlarında bazı problemler gösterebilirler.
  • Dil ve konuşma bozuklukları yaygındır.
  • İş edinmede ve bu işi sürdürmede problemleri vardır.
  • Unutkandırlar.
  • Güdülenme eksikliği vardır.
  • Başarısızlık daha çok okumada, okuduğunu anlama ve anlatmadadır.
  • Genelleme yapamazlar.
  • Öğrendiklerini çabuk unuturlar.
  • Genellikle kendilerinden yaşça küçük çocuklarla iletişim kurarlar.
  • Rutin ve karmaşık olmayan işlerde başarılıdırlar.
  • Bir hastalık olarak tanımlanamaz, tedavisi yoktur, süreklidir.
  • Yeni ortamlara girmekten hoşlanmazlar.
  • Sağlık problemleri vardır. Daha sık hasta olurlar.
  • Temizlik yönünden gereken titizliği gösteremezler.
  • Grupta lidere uyarlar.
  • Sosyal faaliyetlere karşı ilgisizdirler.
  • Sorumluluk almaktan kaçınırlar.
  • Parçadan bütüne doğru daha kolay öğrenirler.
  • Soyut kavramları anlamakta güçlük çektiklerinden zaman kavramını ve sayısal kav­ramları çok geç ve güç öğrenirler.
  • iki şey arasındaki benzerlik ve farklılığı kolay ayıramazlar.
  • Kelime dağarcıkları yaşıtlarına göre normalin altındadır.
  • Kendilerine güvenleri azdır.
  • Kurallara uymakta güçlük çekerler.
  • Karışık becerileri yapmakta zorlanırlar.
  • Arkadaşlık kurmakta ve sürdürmekte zorlanırlar.
  • Oyun başlatamazlar ve sürdüremezler.
  • Genellikle okul çağında fark edilirler.

Anne-Babaya Öneriler

  • Çocuk olduğu gibi kabul edilmelidir.
  • Çocuğu suçlayarak utanç duyulmamalıdır.
  • Çocuğun kendi odası olmalıdır.
  • Odasında çalışacağı materyaller olmalıdır.
  • Ev içindeki kurallar çocuk ile beraber belirlenmelidir.
  • Okulda çalışılan beceri ve kavramlar evde tekrarlanmalıdır.
  • Çocuğa güvenip yapacakları için cesaretlendirilmelidir.
  • Anne-baba olarak çocuğa örnek olunmalıdır.
  • Çocuk, her türlü sosyal ortama aile ile birlikte girmelidir.
  • Televizyon ve bilgisayar mümkün olduğunca az kullandırılmalıdır.
  • Arkadaşları ve yaşıtları ile geçireceği zamanlar, ortam ve etkinlikler planlanmalıdır.
  • Etkinlikler, çocuğun seviyesine göre belirlenmelidir.
  • Diğer çocuklar ve kardeşleri ile kıyaslanmamalıdır.
  • Ev içinde basit becerileri içeren görevler verilmelidir.
  • Babanın mutlaka çocuğu ile birlikte vakit geçirmesi gerekmektedir.
  • Kişisel bakımını yapmasına, eşyalarını ve odasını düzeltmesine fırsat tanınmalıdır.
  • Çocuğun gelişimini engelleyecek aşırı korumacı tutumdan vazgeçilmelidir.
  • Öğretmenleri ile sürekli irtibat halinde olunmalıdır.

 cocuk-tablet-otizm

Orta Düzeyde Zihinsel Yetersizlik

Zeka testi sonucunda zeka seviyesi 35-49 puan arasında tespit edilen bireylerdir. Zihinsel işlevler ile kavramsal, sos­yal ve pratik uyum becerilerindeki sınırlılık nedeniyle temel akademik, günlük yaşam ve iş becerilerinin kazanılmasında özel eğitim ile destek eğitim hizmetlerine yoğun şekilde ihti­yaç duyan birey olarak tanımlanmaktadır.

Nasıl Fark Edilir?

  • Dikkat süreleri ve ilgileri sınırlıdır.
  • Sosyal kurallara uymakta çektikleri güçlük, ev ve okul yaşantılarında problem oluş­turabilir.
  • Sözel yönlendirmeleri anlama, kavrama ve genelleme yapabilme becerilerinde ye­tersizlik görülmektedir.
  • Zihinsel engelin yanı sıra hiperaktivite veya durgunluk, genel becerisizlik gibi özel­likler taşıyabilirler.
  • Büyük ve küçük kas gelişimdeki gerilikten dolayı beden eğitimi hareketlerinde, rit­mik gösterilerde, top atma ve tutmalarda, kalem tutma ve el becerisi gerektiren faaliyet­leri yapmada normal yaşıtlarına göre gerilik ve yavaşlık gösterirler. Dolayısıyla zihinsel engeli yanında davranış ve uyum bozukluğu ile karşımıza çıkabilirler.
  • Akademik kavramları geç ve güç öğrenirler.
  • Soyut kavramları, terimleri ve tanımları çok geç ve güç anlarlar.
  • Kısa süreli bellekleri zayıftır.
  • Genellikle konuşmaya geç başlarlar.
  • Kazandıkları bilgileri transfer etmekte zorlanırlar.
  • Zaman kavramı geç ve güç gelişir.
  • Sosyal ilişkilerinde grupta daima başkalarına tabii olma eğilimindedirler.
  • Yakın çevredekilerle kolay dostluk kuramazlar. Kurdukları dostlukları uzun süre devam ettiremezler. Kolayca küser, dostlukları bozarlar ve yalnızlığı tercih etme eğili­mindedirler.

Sorumluluk almaktan çekinirler.

 zihinsel yetersizlik

Anne-Babaya Öneriler

  • Çocuğun gelişim dönemi özelliklerindeki farklılıklar gözlemlendiğinde bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir. Buradaki görevli personelin önerilerine uymak, düzenli bir beslenmeyi sağlamak ve çocuğu olduğu gibi kabul etmek gerekir.
  • Çocuk aşırı düzeyde korunursa güvensizlik; aşırı düzeyde ihmal edilirse davranış ve kişilik problemleri olur. Çocuğa sürekli olarak “sen onu yapamazsın, şunu beceremezsin” uyarıları yerine, yapabileceği işleri yaptırmak, yapabilecekleri için teşvik etmek, başarıla­rından dolayı övmek daha yerinde bir davranış olur.
  • Çocuğu gizlemek, utanç duyulan bir kimse olarak görmek ya da sık sık onu suçla­mak, onun bu özrünü kabul etmemek gibi hareketler son derece yanlıştır.
  • Böyle çocuklar kaza ve hastalıklarda normal çocuklar kadar kendilerini koruyamaz­lar. Onun için sık sık hastalanırlar, sık sık kazalara uğrayabilirler.
  • Ana-babalar dikkatli olmalı, koruyucu tedbirler almalıdır.
  • Bu çocuklarda kas gelişimini sağlamak amacı ile el becerilerine çok yer vermek gerekir. Örneğin; makasla kâğıt ve karton kesmek, oyuncak çekiçle çivi çakmak, bahçe çapalamak, kil ve renkli çamur gibi maddelerle çeşitli cisimler yapma çalışmaları çok yararlı olur. Bu tür çalışmalara bol bol fırsat verilmelidir.
  • Çocuğa soyunma, giyinme, yutkunma, yeme, içme gibi alışkanlıkların kazandırıl­masına mümkün olduğu kadar erken yaşta başlanmalıdır.
  • Bu çocuklar genellikle ve çoğunlukla sıkılgan, içe dönük olurlar. Arkadaş edinme­de güçlük çekerler. Onlara arkadaş sağlamada yardımcı olmak amacıyla sık sık çocukparkına götürülmeli; hatta anne babalar çocuklarını çarşıya, pazara, alışveriş ve sosyal ortamlara beraberinde götürmelidirler.
  • Çocuğa konuşma, düşündüklerini ve gördüklerini anlatma, şarkı ve şiir söyleme gibi etkinlikleri yapabilme imkânı hazırlanmalıdır.

Ağır Düzeyde Zihinsel Yetersizlik

Zeka testi sonucuna göre 20-35 puan arasında olup bireyin öz bakım becerilerinin öğretimi dahil olmak üzere yaşam boyu süren, yaşamın her alanında tutarlı ve daha yoğun özel eğitim ile destek hizmete ihtiyacı olan bireyler olarak tanımlanmaktadır.

Nasıl Fark Edilir?

  • Geç ve güç öğrenirler.
  • Çabuk unuturlar.
  • Dikkatleri çok kısa ve dağınıktır.
  • Bir konuyu uzun bir sürede algılarlar.
  • Tepkilerini basit bir şekilde ifade ederler.
  • Öğrendikleri beceri ve kavramları genelleyemezler.
  • Soyut kavramları anlayamazlar.
  • Somut kavramları öğrenebilirler.
  • Oyunlarda yaşça kendilerinden küçüklerle oynamayı tercih ederler.
  • Her işte birine bağımlıdırlar.
  • Arkadaşlık kurmada zorluk çekerler.
  • Bir işi, oyunu uzun süre devam ettiremezler.
  • Kendilerine güvenleri çok azdır.
  • Kurallara uymada zorluk çekerler.
  • Basit becerileri, kavramları öğrenebilirler.
  • Basit tepkileri ve kuralları anlarlar.
  • Uzun ve karmaşık cümleler kuramazlar.
  • İsteklerini beden diliyle ya da basit tek ya da iki kelime ile anlatırlar.
  • Konuşma becerileri görülmeyebilir.

Zihinsel yetersizliğinin yanında işitme, görme gibi başka yetersizlikler de görüle­bilir.

 

Anne-Babaya Öneriler

  • Çocuk olduğu gibi kabul edilmelidir.
  • Çocuğu suçlayarak utanç duyulmamalıdır.
  • Çocuğun bireysel farklılıkları görmeye çalışılmalıdır.
  • Evde kendi odası, yatağı, dolabı olmalıdır.
  • Basit ev işlerine yardım etmesi sağlanmalıdır.
  • Evde oyun oynayabileceği bir yer ayarlanmalıdır.
  • Çocuğun parmak kaslarını geliştirecek ipe boncuk dizme, halka takma çıkarma gibi oyunlar oynamasına fırsat sağlanmalıdır.
  • Ev ortamında ona zarar verecek eşyalar ortadan kaldırılmalıdır.
  • Çocuğa olumlu davranışlar öğretirken ona örnek olunmalıdır.
  • Aile fertlerine ve çevredeki yakınlara çalışılan beceriler hakkında bilgi verilmelidir.
  • Olumsuz davranışları azaltırken aile fertlerine ve çevredeki kişilere bilgi verilmeli­dir.
  • Becerileri öğretirken ev ortamı düzenlenmelidir.
  • Olumsuz ifadelerden çok olumlu ifadeler kullanılmalıdır.
  • Öğretmenle irtibat içinde olunmalıdır.
  • Okulda çalışılan beceri ve kavramlar evde tekrar edilmelidir.
  • Çocuğun gelişimini olumsuz yönde etkileyen aşırı koruyucu tutumlar sergilenme- melidir.
  • Evde çocuğun kişisel bakımını yapması, kendi eşyalarını giyip-çıkarması, toplama­sı, yemeğini yemesi gibi işler yapmasına imkan verilmelidir.
  • Çocuğun sosyal ortama katılması için çocuk; oyun bahçelerine, parklara, gezilere götürülmelidir.
  • Yaşıtları ile oynaması için arkadaşları ile konuşarak uygun ortam yaratılmalıdır.
  • Erken yaşta tuvalet eğitimine başlanmalıdır.
  • Tuvalet eğitimi verirken ortam renkli duvar kağıtları, oyuncaklar, tuvalete rahat oturması için aparatlar, kendi havlusu gibi çocuğa özel malzemeler ile düzenlenmelidir.
  • Kişisel temizliğini yapması için kendisine ait eşyalar alınmalı ve koyduğunuz yeri ona gösterilmelidir.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ:

Dili yazılı ya da sözlü anlamak ve kullanabilmek için gerekli olan bilgi alma süreçlerinin birinde veya birkaçın­da ortaya çıkan; dinleme, konuşma, okuma, heceleme, dikkat yoğunlaştırma ya da matematiksel işlemleri yapma güçlüğü nedeniyle özel eğitim hizmetlerine ihtiyacı olan bireylerdir.

Nasıl Fark Edilir?

  • Okuma, yazma konusunda güçlük çekerler.
  • Okumayı sökmeleri gecikebilir. Hatalı okur- yazarlar (sesleri değiştirir).
  • b — d , p- q harflerini 6-9 sayılarını ters algılayabilirler; ne’yi en; 3’ü E; 12’yi 21 gibi algılayabilirler.
  • Okurken kelime atlayabilirler.
  • Gün, ay, yıl, mevsimler ve alfabenin sırasını karıştırabilirler.
  • Defter ve kitaplarını düzensiz kullanabilirler.
  • Defter, kalem vb araçlarını kaybedebilirler.
  • Yazarken sayfayı düzenli kullanamaz, gereksiz satır atlar, boşluk bırakabilirler.
  • Çarpım tablosunu öğrenmede zorluk çekebilirler
  • Zamanı ayarlamakta güçlük çekebilirler.
  • Yön kavramları zayıf olabilir.
  • Saati öğrenmekte zorluk yaşayabilirler.
  • Belirli bir sıra içinde yapılması gereken işlerin sırasını karıştırabilirler.
  • Kaba motor becerilerinde, ip atlama, top yakalama gibi hareket ve oyunlarda yaşıt­larına oranla başarısız olabilirler.
  • Sınıf düzenini bozabilirler.
  • Aşırı hareketli olabilirler.
  • Dikkat süreleri kısa olabilir.
  • Sakar olabilirler.
  • Kendilerini ifade etmede güçlük çekebilirler.
  • Dağınık olabilirler.
  • Arkadaş ilişkilerinde sorun yaşayabilirler.
  • İnce motor becerilere dayalı işlerde zorluk çekebilirler.
  • Uzaklık ve derinlik algısı zayıf olabilir.

Anne-Babaya Öneriler

  • Çocukta özel öğrenme güçlüğü belirtileri fark edildiğinde bir uzmana götürülme­lidir.
  • Sabırlı, anlayışlı ve hoş görülü olunmalıdır.
  • Kararlı ve tutarlı davranılmalıdır.
  • Çocuğun yapamadıkları üzerinden değil yapabildikleri üzerinden hareket edilme­lidir.
  • Okul ve öğretmenleri ile yakın bir iletişim kurularak birlikte ortak adımlar atılma­lıdır.
  • Okul dışında gerekli destekleyici eğitim ve çalışmaların yapılması için ilgili yerlere yönlendirilmelidir.
  • Özgüven kazanması için destek verilmeli, sosyal faaliyetlere yönlendirilmeli, yapa­bildikleri takdir ve teşvik edilmelidir.
  • Kendini ifade etmesine, farklılıklarını ortaya koymasına izin verilmelidir.
  • Her çocuğun büyüme, gelişme ve öğrenme seviyesinin farklı olduğunu düşünerek çocuğa dair büyük beklentiler içine girilmemeli, çocuk zorlanmamalı ve başkaları ile kıyaslanmamalıdır.

BEDENSEL YETERSİZLİK ve SÜREĞEN HASTALIK, ORTOPEDİK YETERSİZLİK

 

Bedensel Yetersizliği ve Süreğen Hastalığı Olan

Çocuklar

Duyusal özellikli olmayan, bedensel sınırlılıklarından ya da sağlık sorunlarından dolayı okula devamları aksa­yan ya da öğrenebilmeleri için özel hizmetleri, öğretimi ve özel donanımı gerektiren gruptur.

Ortopedik Yetersizlik

Bütün düzeltmelere rağmen iskelet, sinir sistemi, kas ve eklemlerindeki engellerinden dolayı normal eğitim-öğretim çalışmalarından yeterince yararlanamayan gruptur.

Nasıl Fark Edilir?

  • Bağımsız hareket edebilme becerileri, devinimsel koordinasyonları sınırlı olabilir.
  • Hareketten çekinir, pasif kalmayı tercih edebilirler.
  • Sıklıkla yorgunluktan şikayet edebilirler.
  • Denge bozuklukları görülebilir.
  • Yürüme tarzlarında farklılıklar olabilir.
  • Kol, bacak ve eklem ağrılarından şikayet edebilirler.

Anne-Babaya Öneriler

  • Doğru tanının zamanında konulması önemlidir.
  • Kalça çıkığı problemi erken tanı konduğunda birkaç ay içinde tedavi edilebilecek­ken ileri yaşlardaki tanılar ömür boyu sürecek yürüme problemlerine neden olabilir.
  • Ev ortamı ve odası uygun şekilde düzenlenmelidir.
  • Tuvaletlerde tutacak yerlerin olması, lavabonun yüksekliği bireyin boyuna göre ayarlanmalıdır.
  • Yatağın boyu, kalkması ve yatmasına yardımcı olması için tutacak yer, düzenlen­melidir.
  • Fizyoterapistle yapılan çalışmalarla yetinilmeyip programlı bir şekilde egzersizlerin evde de tekrarlanması gerekmektedir.
  • Çocuğun yetersizliğini ve özelliğini bilmek, onun zorlanabileceği durumlarda yar­dımcı olmak açısından önemlidir.
  • Çocuğun yardımla yapabileceği beceriler desteklenmelidir.
  • Doktorun ve fizyoterapistin verdiği cihazlar kullanılmalıdır.
  • Normal okula devam etmesi sağlanmalıdır.
  • Sosyal çevrede ve ev hayatında en az bağımlı şekilde yaşaması sağlanmalıdır.

DİL ve KONUŞMA GÜÇLÜĞÜ Dil ve Konuşma Güçlüğü Olan Çocuklar

Konuşmanın akışında, ritminde, tizliğinde, vurgularında, ses birimlerinin çıkarılışında, artikülâsyonunda, anlamında bozuk­luğu bulunan bireydir.

Dil ve konuşma güçlüğü; bireyler arası sözel iletişimde her­hangi bir nedenle ve herhangi bir boyutta ortaya çıkan aksaklık ve düzensizliktir.

Nasıl Fark Edilir?

  • Sesleri atlarlar ya da düşürürler. Örneğin; “kapı” yerine “apı”
  • Kelimenin yanına aynı sesi ya da farklı bir sesi ekleyip çıkarabilirler. Örneğin; “saat” yerine “sahat”
  • Kelime içindeki bir sesi farklı bir ses ekleyerek çıkartarak söyleyebilirler. Örneğin; “araba” yerine “ayaba”
  • Sesleri uzatabilirler. Örneği; “a-a-a-amca”
  • Kelime ve heceleri tekrar edebilirler. Örneğin; “o-ol-maz”
  • Konuşurken istenmeyen jest ve mimikleri kullanabilirler.
  • Kelimeleri değişik şekilde vurgulayabilirler.
  • Konuşmaları kısıtlı ve sözcük dağarcıkları sınırlı olabilir.
  • İsteklerini ve duygularını nesnelere vurarak, çarparak gösterebilirler.
  • Konuşma sesi gür ya da zayıf çıkabilir.
  • Ses tonları farklı olabilir.
  • İsteklerini anlatmak yerine jest, mimik ya da başka türlü işaretleri kullanabilirler.
  • Konuşma sesi tiz ya da pes çıkabilir.

Anne-Babaya Öneriler:

  • Anlaşılabilir telaffuz ile konuşulmalıdır.
  • Çocuk doğru konuşmadığı zaman ısrarcı olunmamalıdır. Yanıt alınmadığı zaman yorumsuz kalınmalıdır.
  • Sabır ve ilgi ile dinlenilmelidir.
  • İyi bir model olmak için açık, yavaş, anlaşılabilir konuşulmalıdır.
  • Konuşurken beden dilini ifade eden mimikler kullanılmalıdır.
  • Oyun oynayarak konuşmaya uygun ortamlar yaratılmalıdır.
  • Çocuğun duyabileceği ortamlarda konuşma bozukluğu hakkında bir başkası ile konuşulmamalıdır.
  • Dil altı bağı olan çocuklar doktora götürülerek tedavileri yaptırılmalıdır.
  • Küçük yaşlardan itibaren resimli kitaplarla çocuk konuşturulmaya teşvik edilme­lidir.
  • Anlatırken konuşması kesilmemeli, hatası düzeltilmemeli ve hevesi kırılmamalıdır.
  • Çocuk konuşması hakkında eleştirilmemelidir.
  • Hatalı konuştuğu zaman konuşmanın düzeltilmesi istenilmemelidir.
  • Çocuktan her zaman mükemmel olması beklenmemelidir.
  • Erkek çocuklar kız çocuklarından daha geç konuşmaktadır. Erkek çocuklar 3 yaşına kadar konuşmadılarsa bir uzmana başvurulmalıdır.
  • Küçük yaştaki çocuklara mümkün olduğunca televizyon izletilmemelidir.
  • Bebeksi konuşmalar pekiştirilmemelidir.
  • Konuşurken onun yerine cümle tamamlanmamalı ya da konuşması kesilmemelidir.
  • Konuşmasına ilişkin yaşanılan kaygı çocuğa yansıtılmamalıdır.
  • Evde farklı şive ve lehçelerle konuşulmamalıdır.

İŞİTME YETERSİZLİĞİ

İşitme duyarlılığının kısmen ya da tamamen yetersizliğinden dolayı konuşmayı edinmede, dili kullanmada ve iletişimde güç­lük nedeniyle bireyin eğitim performansının ve sosyal uyumunun olumsuz yönde etkilenmesi durumudur.

Nasıl Fark Edilir?

  • Birden oluşan ses değişimlerini fark edemeyebilirler.
  • Motorlu araçların gürültüsüne ilgisiz kalabilirler.
  • Dil gelişiminde gerilik olabilir.
  • Arkasından çağrıldığında ismine tepki vermeyebilirler.
  • Radyo-Teyp vb. müzik araçlarını dinlemeye karşı ilgisiz kalabilirler.
  • Sınıftaki tartışmalara karşı ilgisiz kalabilirler.
  • Konuşulan bazı sözcüklerin yinelenmesini isteyebilirler.
  • Konuşanı bir eli ile kulağını destekleyerek dinleyebilirler.
  • Konuşanın yüzüne bakarak dinlemek isteyebilirler.
  • işitebilmek için konuşana doğru eğilebilirler.
  • isteklerini anlatabilmek için gereğinden fazla jest ve mimik kullanabilirler.
  • Talimatları yanlış anlayabilirler.
  • Dikte çalışmasında yanlışlıklar yapabilirler.
  • Okul başarıları yaşıtlarına göre gerilik gösterebilir.
  • Okuma güçlüğü yaşayabilirler.
  • Durmadan konuşma eğilimi gösterebilirler ya da sessiz kalmayı seçebilirler.
  • Sürekli gerginlik ve sinirlilik halinde olabilirler.
  • Seslerin hangi yönden geldiğini kestiremeyebilirler.
  • Grup oyunlarına katılmada isteksiz kalabilirler.
  • Çağrılınca cevap vermeyebilirler.
  • Annesinin sesini tanıyamama/ayırt edememe görülebilir.
  • Sık sık sinüs, kulak akıntısı, kulak enfeksiyonu ve soğuk algınlığı gözlenebilir.
  • Televizyonu ya da radyoyu yakın mesafeden dinleme ve sesini normalden fazla açmayı isteyebilirler.
  • Özellikle kış aylarında tekrarlayan orta kulak iltihabı görülebilir.
  • Konuşma düzgün ve akıcı olmayabilir.
  • Çok gürültülü ortamlarda konuşmaları ayırt edemeyebilirler.

Anne-Babaya Öneriler

  • Doğal ve açık ifadelerle konuşulmalı, ses tonu fazla yükseltilmemelidir.
  • Dokunarak ya da işaret ederek iletişim kurmaktan kaçınılmalı ve işitme engelli çocuğun işitme kalıntısını kullanabilmesi için sözel iletişim kurulmalıdır.
  • Çocuğun hareketleri istenmeyen şekilde olursa hayır diyerek ikaz edilmeli, eğer çocuk sözel cezadan anlamıyorsa yüz ifadenizi değiştirerek istenmeyen bir hareket yaptı­ğının farkında olunmasına yardımcı olunmalıdır.
  • İşitme engelli çocuğa konuşmayı kazandırmak için günlük doğal ortamlardan ya­rarlanılmalıdır.
  • İşitme engelli çocuk konuşması için zorlanmamalı ama onda konuşma ihtiyacı yaratılmalıdır. Çocuğu konuşması için zorlanması onda bıkkınlık yaratabilir.
  • İşitme engelli gençlerde, işitme engelinden dolayı işiten akranlarıyla arkadaş edin­mede güçlükler, cihaz takmada isteksizlik gibi sorunları görülebilir. Bu sorunlar çocukla kurulan yakın ve içten bir iletişim ile giderilebilir.
  • Onların yapamadıklarına değil de yapabileceklerine bakılmalı, güçlü yönleri geliş­tirilmelidir.
  • Çevreden birçok öğüt, fikir verenler olabilir. Ancak dene­yimlerine ve bilgisine güvenilen uzmanlara danışılmalıdır.

GÖRME YETERSİZLİĞİ

Görme gücünün kısmen ya da tamamen yetersizliğinden do­layı bireyin eğitim performansının ve sosyal uyumunun olum­suz yönde etkilenmesi durumudur.

 

Nasıl Fark Edilir?

  • Gözlerini ovalayabilir, nesneleri bulanık görebilir.
  • Göze yakın iş yaparken kaş çatabilir, rahatsız olabilir.
  • Göz kırpabilir.
  • Gözleri çapaklanabilir.
  • Işığa karşı normalden fazla duyarlı olabilir.
  • Göz yanmasından yakınabilir, gözleri sulanabilir.
  • Göz- göz kapağı altı kabuk bağlayabilir, şişebilir.
  • Şaşılık olabilir.
  • Göze yakın iş yaparken baş ağrısı, baş dönmesi, bulanık ve çift görmeden yakına­bilir.
  • Sık sık tökezleyebilir, yürürken ufak engelleri göremeyebilir.
  • Kitap veya küçük oyuncakları göze yakın tutabilir.
  • Uzak veya yakına bakarken vücudunda gerilim duyabilir, yüzünü kırıştırabilir.
  • Renkleri seçemeyebilir, yazıları karışık ve fazla eğik olabilir.

Anne-Babaya Öneriler

  • Doğduğu andan itibaren çocuğun görsel duyusu kontrol edilip, herhangi bir prob­lem özellikle katarakt varsa tedavi ettirilmelidir.
  • Özellikle kullandıkları materyalleri, oyuncakları gözlerine yakın tutuyorlarsa dik­kat edilmelidir.
  • Çocuk hiç görmüyorsa sözel olarak ya da birlikte yaparak beceriler ve kavramlar öğretilmelidir.
  • Çok az görüyorsa görmesinden yararlanarak beceriler ve kavramlar öğretilmelidir.
  • Becerileri bağımsız olarak yapmasına imkan verilmelidir.
  • Çocuğa her defasında sadece bir beceri ya da bu becerilerin bir bölümü öğretilme­lidir.
  • Beceri gerçekleştirildiğinde mutlaka ödüllendirilmelidir.
  • Farklı ortamlarda sosyal aktivitelere yönlendirilmelidir.
  • Çocuğun çarpacağı ya da takılacağı eşyalar ortadan kaldırılmalıdır.
  • Eşyaların yerleri değiştirildiğinde çocuğa söylenmelidir.
  • Büyük puntolu ve resimli kitaplardan faydalanılmalıdır.
  • Çocuğun odası ve eşyaları yetersizliğine göre seçilmelidir.

DİKKAT EKSİKLİĞİ ve HİPERAKTİVİTE (DEHB) BOZUKLUĞU: Dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik, ataklık ve dürtüsellik özellikle­rinin belirgin olduğu, etkinlik ve görevleri sürdürme ve tamamlama­da güçlük çekilen ve bu özellikler nedeni ile belirgin sorunlar yaşanan ’”‘gelişimsel bir bozukluktur (Öktem, 2009).

Nasıl Fark Edilir?

  • Aşırı hareketli olabilirler.
  • Belli bir süre oturmaları istendiğinde bile vücutları kıpır kıpır olabilir.
  • Bir işin başında oturma süreleri çok kısa olabilir.
  • Bulundukları yere vurarak, dokunarak, ritmik sesler çıkarabilirler.
  • Dikkatleri dağınık olabilir. Başladıkları işi sonlandırmada zorlanabilirler.
  • Ayrıntılara dikkat etmekte zorlanıp dikkatsizce hatalar yapabilirler.
  • Bir işe uzun bir süre konsantre olamayabilirler.
  • Dikkatlerini odaklaştırmada güçlük çekebilirler.
  • Aynı anda pek çok şeyle birden ilgilenebilirler.
  • Sık sık eşyalarını kaybedebilirler.
  • Bir aktiviteye uzun süre katılma, anlatılanları dinleme ve becerileri genellemede yetersiz kalabilirler.
  • Bir hareketi yapmadan önce sonuçlarını düşünemeyebilir ya da fark edemeyebilirler.
  • Sürekli konuşur, bağırır, başkalarını yaptığı işi engelleyebilirler.
  • Yönergeleri takip etmede yetersiz kalabilirler.
  • Günlük etkinliklerde unutkan olamayabilirler.
  • Eşyalar üzerinde gezme, tepelere tırmanma her şeyin içine girme davranışları söz konusu olabilir.
  • Evden, okuldan kaçma davranışı gösterebilirler.
  • Davranışlarını kontrol edemeyebilirler.
  • Hatalarını kabullenmeyebilir, suçu başkalarında arayabilir, öz eleştiri yapamayabi- lirler.
  • Çok ve hızlı konuşabilirler.
  • İki kişi konuşurken araya girme eğilimi gösterebilirler.
  • Alaycı olabilirler.
  • Düzenli defter tutamayabilirler.
  • Hep kendi istedikleri olsun isterler, olmazsa hırçınlaşabilirler.
  • Kurallara uymada zorlanabilirler.
  • Sabırsız davranışlarda bulunabilirler.
  • Sorulan soru tamamlanmadan cevap verme eğilimindedirler.
  • Huzursuz ve gergin olabilirler.
  • İsteklerinin ardı arkası kesilmeyebilir.
  • Çabuk sinirlenebilir, öfke nöbetleri gözlenebilir.
  • Kendilerini yetersiz ve başarısız algılayabilirler.
  • Geç yatma-uyuyamama-erken kalkma söz konusu olabilir.
  • Uyum, yönelim kusurları olabilir.
  • El-göz koordinasyonu gerektiren işlerde sakardırlar.
  • Oyunda mızıkçılık yapabilirler.
  • Liderlik özellikleri olmayabilir.
  • Hırçın, kavgacı tutum sergileyebilirler. Kavga-dövüş başlatma söz konusudur.
  • Yalana sık başvurabilirler.
  • Bilgiçlik taslayabilirler.
  • Düğme ilikleme, ayakkabı bağlama, düzgün yazı yazma, düzgün kesme gibi el be­cerilerinde yetersiz olabilirler.
  • Günlük işlerde unutkan olabilirler.
  • Sinir sistemleri normale göre daha az çalışır.
  • Acıya dayanıklı olabilirler.
  • Titizlik ve takıntıları vardır, esprili ve yardımsever olabilirler.
  • Test ve sınavlarda ilk soruları doğru cevaplarken genelde 5-6 soru sonrasında hatalı cevap sayısı artar.

Anne-Babaya Öneriler

  • Çocuğun sınırlılıkları kabul edilmelidir.
  • Yoğun enerjisini harcayacak koşma, zıplama gibi etkinliklere yöneltilmelidir.
  • Kısa, net, açık ifadeler kullanılmalıdır.
  • Eğitimcileri ile işbirliği içinde çalışılmalıdır.
  • Olumsuz davranışları ortadan kaldırılarak olumlu davranışlar örnek gösterilmelidir.
  • Ev düzenli tutulmalıdır.
  • Kurallar evde çocuk ile birlikte belirlenmelidir.
  • Belirlenen kurallar her zaman ve her yerde uygulanmalıdır.
  • Dikkat süresini uzatacak bul-yap, eşleme gibi etkinlikler yaptırılmalıdır.
  • Yakın çevreden gelen “kötü çocuk” gibi tepkiler evde devam ettirilmemelidir.
  • Düzenli olarak çocuk sevdiği ortamlara götürülüp, hoş vakit geçirmesi sağlanma­lıdır.
1.1.8 YAYGIN GELİŞİMSEL BOZUKLUK

yaygin_gelisimsel_bozukluk

Otizm

Sosyal etkileşim, sözel ve sözel olmayan iletişim, ilgi ve etkinliklerdeki sınırlılığı er­ken çocukluk döneminde ortaya çıkan ve bu özellikleri nedeniyle özel eğitim hizmetle­rine ihtiyacı olan bireylerdir.

Rett Sendromu

Çocuk psikiyatrisinde ağır mental reterdasyon ve otizme benzetilmesi nedeni ile en fazla yanlış tanı olan hastalık grubudur.

Çocuk Dezintegratif Bozukluğu

3 yaşından sonra çocukların dil, sosyal işlev ve motor becerilerinin gelişiminde gecik­meler olarak görülen ve ender rastlanan bozukluktur.

                                                    Atipik Otizm

“Atipik yaygın gelişimsel bozukluk” olarak da isimlendi­rilen bu grup, tam olarak tanısal ölçütleri karşılamayan ama otistik belirtiler de gösteren bir gruptur.

 

Asperger Sendromu

Çocukluk çağında ortaya çıkan genetik geçişli bir sorun­dur. Sendromun ana belirtisi aşırı içe kapanıklılık durumu­dur. Tekrarlayıcı davranışlar, tekdüze bir konuşma, belli bir konuya abartılı ilgi diğer önemli belirtilerdir. Hastalık, 3-4 yaşlarından sonra yavaş yavaş fark edilebilir.

Nasıl Fark Edilirler?

  • Görsel uyarılara karşı tepkisiz kalıp ışıktan rahatsız olabilirler, karanlıkta daha rahat edebilir, parlak ve dönen cisimlere çok uzun süre bakabilirler.
  • Acıyı, sıcağı, soğuğu fark edemeyebilir ya da aşırı duyarlı olabilirler.
  • Dokunulmayı reddederler.
  • Büyük, küçük kas-motor becerilerinde zayıflık olabilir.
  • Hiperaktif veya hipoaktif motor davranışları görülebilir.
  • Anneye bağımlı olmayabilirler.
  • Sevgi-güvende olma isteği görülmeyebilir.
  • Zamanlarının çoğunu tek başına geçirirler.
  • Karşılıklı iletişim önemli değildir.
  • Oyunlara katılmazlar.
  • Temel duyguları ifade edemediğinden, karşılıklı iletişim kurmayıp bağırma,vurma, çığlık atma gibi davranışlar görülür.
  • Hiç konuşmama, anlamsız konuşma, ekolali konuşma, zamirleri karıştırma-gramer bozukluğu stereotipik ve yineleyici dil, kelimeleri kendine özgü kullanma görülebilir.
  • Davranışsal problemler ve duygusal güçlükler görülebilir.

 

  Davranışsal Problemler:

  • Öfke nöbetleri (kendine-çevresine).
  • Stereotip hareketler (kendiliğinden başlayan).

Duygusal Güçlükler:

  • Özel korkular (sudan-ayağını sıkan ayakkabıdan).
  • Tehlikelerin farkında olmama (yüksek duvarda yürüme).
  • Nedensiz gülme-ağlama.
  • Değişiklere karşı tepki gösterme (sevinç çığlıkları-öfke nöbetleri).
  • Otobüs hareket saatleri-sayıları ezberleme (görsel yetenek).
  • Kendi kendine okuma yazma öğrenebilir, genelde okuduklarını anlayamazlar.
  • Erken gelişmiş kavramsal görsel-motor yetenekleri olabilir.
  • Zihinsel engeli, görme engeli, işitme engeli, epilepsi gibi bozukluklarla birlikte görülebilir.
  • Konuşulanın sınırlı bir kısmını anlarlar.
  • Çok nadir “evet” ve “hayır” kelimelerini kullanırlar.
  • Asla yalan söylemezler.
  • Eş anlamlı kelimeleri kullanmazlar.
  • Zıt anlamlı kelimeleri karıştırırlar.
  • Hayal etme, yaratıcılık, empati, taklit becerileri yoktur.
  • Yalnızlıktan hoşlanırlar.
  • Bir nesneye bağımlılık gösterebilirler.
  • Nesneleri amacına uygun kullanamayabilirler.

Örneğin,arabayı ters çevirip tekerleklerini döndürürler.

  • Tepkileri abartılıdır.
  • Dikkat alanları dardır.
  • Genelde yeme ve uyku problemleri vardır.
  • Enstrüman çalma-kuvvetli hafıza-mekanik oyuncakları söküp takma gibi özel be­ceriye sahip olabilirler .
  • İnisiyatif kullanamazlar.
  • Kendilerinden üçüncü tekil şahıs olarak söz edebilirler.

Anne- Babaya Öneriler

  • Çocuğun otizmli olduğu öğrenildiğinde zaman kaybetmeden bir uzmana (psiko­log, psikolojik danışman, özel eğitim öğretmeni vb.) başvurulması ve eğitime başlanması gerekmektedir.
  • Suçluluk, kızgınlık ve reddetme gibi olumsuz duygulardan kaçınılmalıdır.
  • Çocuğu okula ya da eğitim merkezine alıştırmak için evde çocuğun odasına ya da uygun bir yere okulun veya eğitimcisinin fotoğrafının asılmasına, okula giderken sevdiği oyuncağı yanında götürmesine izin verilmelidir.
  • Çocuk okuldan ya da eğitim merkezinden zamanında alınmalıdır.
  • Eğitimci çocuğun yaşadığı olumlu ve olumsuz bütün olaylardan haberdar edilme­lidir.
  • Çocuk, küçük yaşlardan itibaren sosyal çevreye çıkarılmalı; çevrenin de çocuğu tanıması ve kabul etmesine yardımcı olunmalıdır.
  • Çocuğun başarıları her zaman övülmelidir.
  • Okulda öğrenilen kavram ve beceriler evde tekrar edilmelidir.
  • Öğretmeni ile işbirliği içinde çalışılmalıdır.
  • Küçük yaşlardan itibaren çocuğun tepkileri iyi ölçülmelidir.
  • Basit yönergeler (al, getir, koy vb.) verilmelidir.
  • Çocuğun alışık olduğu düzen değiştirilmemelidir.
  • Ev ortamında aşırı derecede uyaran bulunmamalıdır. (renkli dolaplar, tüylü halılar, çamaşır makinesi saklanmalıdır vb.)
  • Televizyon ve bilgisayarla sınırlı sürede zaman geçirmelidir.
  • Eğitime yeni başlandığında evde taklit, yönerge takip, eşleme, iletişim ve sosyal beceriler çalışılmalıdır.
  • Kokuya karşı duyarlı olduklarından dolayı evin ve çocuğun kendi kişisel temizlik­lerine dikkat edilmelidir.
  • Öğretmenin çalıştığı sosyal becerilerden göz teması kurma, tanımadığı kişilerle se- lamlaşma-vedalaşma ve ilk kez girdiği ortama uyum sağlama becerileri evde ve farklı ortamlarda da çalışılmalıdır.
  • Çocuğun ilk eğitim ortamı ev olmalı ve öz bakım becerileri ev ortamında da çalı­şılmalıdır.
  • Başlangıçta çocuğa verilen sorumluluğu tam anlamıyla gerçekleştirmesi beklenme­melidir.
  • Büyüdükçe davranışlarda biraz durağanlık görülebilir ancak davranışlar tümüyle yok olmaz.
  • Yaşam boyunca tamamen bağımsız olamazlar. Yaşamlarının her döneminde gözeti­me ihtiyaç duyacaklardır.

ÜSTÜN ve ÖZEL YETENEK Zeka, yaratıcılık, sanat, liderlik kapasitesi veya özel akademik alanlarda yaşıtlarına göre yüksek düzeyde performans gösteren ve bu tür yeteneklerini geliştirmek için okul tarafından sağlanamayan hizmet veya faaliyetlere gereksi­nim duyan çocuklardır.

Nasıl Fark Edilir?

  • Gelişimin tüm alanlarında yaşıtlarının ilerisindedir.
  • Erken yürür, erken konuşur, okumayı erken yaşta öğrenirler.
  • Sürekli soru sorarlar, meraklıdırlar.
  • Zihinsel ve fiziksel olarak büyük bir enerjiye sahiptirler.
  • Ayrıntılara olağanüstü dikkat ederler.
  • Öğrenme ve bilgiye sürekli açlık duyarlar.
  • Zengin sözcük hazinesine sahiptirler. Kelimeleri doğru telaffuz ederler, yerli yerinde kullanırlar ve akıcı bir konuşmaları vardır.
  • Çabuk öğrenme, kavrama ve akılda tutma özellikleri vardır.
  • Uzun süre dikkatlerini bir konu üzerinde yoğunlaştırabilirler.
  • İlgi alanları geniştir.
  • Karmaşık problemler çözmekten hoşlanırlar.
  • Sorumluluk duyguları kuvvetlidir. Sorumluluk almayı çok ister ve bunu yerine getirmekten çok hoşlanırlar.
  • Gözlem yetenekleri güçlüdür.
  • Genelleme ve soyutlama yaparak bilgilerini başka alanlara aktarabilirler.
  • Sebep-sonuç ilişkisine ilgi duyarlar.
  • Yaratıcılık ve mucitlik özellikleri vardır.
  • Azimli ve sebatlıdırlar.
  • Kendilerine güvenleri tamdır.
  • Espri yetenekleri vardır.
  • Duyarlıdırlar, başkalarına karşı empati duyarlar.
  • Güçlü bir konsantrasyona sahiptirler.
  • Liderlik özellikleri vardır.
  • Amaçlarına ulaşmaktan ve başarıdan zevk duyarlar.
  • Orijinal ve eleştirel düşünceye sahiptirler.
  • Başkalarıyla kolayca işbirliği yaparlar.
  • Alçak gönüllüdürler, başkalarına yardım etmekten hoşlanırlar.
  • Çalışkandırlar.

Anne-Babaya Öneriler

  • Çocukta fark edilen akademik ve sosyal becerilerdeki farklılık gözlemlenip değer­lendirmeli, sınıf öğretmeni bu durum hakkında bilgilendirilerek yardım talebinde bu­lunulmalıdır.
  • Çocuğun üstün zekâlı ve üstün yetenekli olduğu tespit edildiğinde çocuk bundan haberdar edilmemelidir.
  • Çocukla her fırsatta ilgilenilmelidir.
  • Anne-baba olarak üstün zekâlı, üstün yetenekli bir çocuğa sahip olma nedeniyle gelişen aşırı gurur çocuğun sağlıklı gelişimini engelleyebilir.
  • Eğer başka kardeşleri varsa, ikisine de aynı şekilde davranılmalıdır. Farklı diye ke­sinlikle ihmal etmeyip, bakımı diğer kişilere bırakılmamalıdır.
  • Çocuğun zekası ve yeteneğini kullanabileceği ve deşarj olabilmesini sağlayıcı puzz­le, satranç, labirent oyunları gibi malzemeler alınmalı, sinema, tiyatro, resim, müzik gibi kültürel etkinliklere teşvik edilmelidir.
  • Çocuğun sorduğu sorulara kesin ve net cevaplar verilmeye çalışılmalıdır.
  • Çocuğun zeka işlevleri ve yetenekleri normalden farklı olduğu için özel eğitime ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır.
  • Çocuğun ruhsal ve duygusal özellikleri için bir uzmanla her zaman diyalog halinde bulunulmalıdır.

Derleyen:

Okul Öncesi Öğretmeni

Nadire BİLGİN

Toplumların geleceği olan çocuklar, günümüzün en yaygın ve etkin kitle iletişim aracı olan televizyondan etkilenmektedirler. Televizyondan etkilenme düzeyleri çocukların yaşlarına, gelişimlerine, ailesel ve çevresel faktörlerine, izledikleri programların içeriklerine bağlı olarak farklılıklar göstermektedir. Televizyonun çocuklar üzerindeki etkileri, olumlu olduğu kadar olumsuz da olabilmektedir. Çocuğun dış dünyayı tanıması ve anlamlandırmasında televizyonun olumlu etkileri vardır. Önemli olan televizyonun doğru ve bilinçli bir biçimde kullanılmasıdır. Ancak günümüzde çocuklar çoğu zaman eğitici-öğretici yayınlardan çok, ailelerinin tercih ettikleri programları izlemektedirler. Televizyondan gönderilen mesajlar karşısında korunmasız olan çocuğun, yaşamının belli dönemlerinde bu kaydedilen mesajlar açığa çıkmaktadır. Bazı televizyon programları çocuğun zihinsel ve duygusal gelişimine olumlu etkilerde bulunurken bazıları ise son derece olumsuz etkilere yol açabilmektedir. En yaygın ve etkin toplumsallaştırma araçlarından biri olan televizyon yanlış kullanıldığında ise aile içi ve dışı toplumsal ilişkileri en alt düzeye indirmesi bakımından çocuğun toplumsallaşmasının baş düşmanı olabilmektedir.

Televizyonun etkileri olumlu ve olumsuz etkiler şeklinde ayrılabilmektedir. Televizyon izleyen çocuklarda öncelikli olarak ders çalışmaya karşı isteksizlik, okuma alışkanlığının yerleşmemesi, şiddete başvurma ve saldırganlığın artması, kendini doğru bir biçimde ifade edememe, kendini televizyondan izlediği kahramanın yerine koyarak gerçeklerden uzaklaşma, toplumsal ilişkilerde güçlüklerle karşılaşma ve uzun süre televizyon karşısında kalmanın yarattığı çeşitli sağlık sorunları televizyonun olumsuz etkilerinin birer sonucudur

Ebeveynler tarafından belki de çok fazla üzerinde durulmayan bu olumsuz etki çocuklarda algılama ve bir konuya odaklanamama gibi sorunlara neden olabilmektedir. Hatta küçük yaşlardan itibaren çok fazla televizyon karşısında zaman geçiren çocuklarda geç konuşma ya da cümle kuramama gibi sorunlarla da karşılaşılabilmektedir. Bu sorunlar daha ileriki yaşlarda, örneğin okul çağındaki çocuklarda da derslere ilgisizlik ve algılama güçlüğü şeklinde kendini göstermektedir.

televizyon_izlemeEğer televizyon doğru ve bilinçli bir biçimde kullanılırsa, eğitsel içerikli programlarla çocuğun dikkatini yoğunlaştırma süresini arttırabilmektedir.

Televizyonun çocukların gelişimi üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini inceleyecek olursak;

Televizyonun Çocuğun psikolojik-zihinsel-Duygusal ve Fiziksel Gelişimine Olan Etkileri incelendiğinde, Televizyonun çocuğun zihinsel ve duygusal gelişimine olan etkilerinde, bazı televizyon programları çocuğun zihinsel ve duygusal gelişimi için yararlı olabilirken, bazıları ise önemli sorunları beraberinde getirebilmektedir. Araştırmalar çocukların televizyon sayesinde birçok zihinsel beceriyi öğrendiklerini göstermektedir. Özellikle okul öncesi döneme yönelik hazırlanan programları izleyen çocukların daha fazla sıfat, eylem, isim bilgisine ve sözcük dağarcığına sahip oldukları, aşırı derecede televizyon izleyen çocukların ise diğer faaliyetlerinin engellendiği, hareketsiz kaldıkları ve diğer çocuklarla iletişim kurmakta güçlük çektikleri gözlemlenmektedir. Yine aşırı derecede televizyon izleyen çocuklarda olumsuz psikolojik gelişimler görülmektedir. Hırçınlık, huzursuzluk, korku, endişe gibi davranış değişiklikleri, çocukların başlıca sıkıntıları olarak ön plana çıkabilmektedir. Fiziksel gelişimine olan etkilerine bakıldığında, uzun süre televizyon karşısında oturan çocukların yatma saatlerinin geciktiği ve uyku probleminin ortaya çıktığı görülmektedir. Çocukların saatlerce televizyon karşısında oturmaları hareketsizliğe ve sonucunda şişmanlamalarına yol açmakta ve sürekli yorgunluk hissetmelerine neden olmaktadır. Yine uzun süre yere yüzü koyun yatıp, dirseklerini yere dayayarak kıpırdamadan televizyon izleyen çocuklar, eklem rahatsızlıkları çekebilmektedirler.

Televizyonun Çocuğun Toplumsallaşmasına Olan Etkileri İncelendiğinde, Toplumsallaşma, bireyin içinde bulunduğu veya bulunacağı sosyal hayatın asgari gereklerine hazır ve uygun hale gelmesini sağlayan öğrenme ve uyum süreçlerinin tamamına denir. Televizyon da olumlu ya da olumsuz program içerikleriyle birlikte en yaygın ve etkin toplumsallaşma aracıdır. Televizyonun çocuğun toplumsallaşmasına olan olumlu etkilerinde çocuk; izlediği herhangi bir eğiticibilgilendirici programdaki içeriği, programı izleyen diğer arkadaşlarıyla paylaşarak bir sosyal ortamın doğmasını sağlayabilir. Yine televizyonun sunduğu modelleri taklit eden çocuk, bunları başka bir ortamda yeniden sunar, dramatize eder ve sonuçta toplumsallaşır. Aile yaşamının bir parçası olan televizyonun yayınlarında aile fertleri bir araya gelmekte, program seçimleri beraber yapılmakta ve bunlar üzerinde farklı yorumlar paylaşılmaktadır.

tv_cocukTelevizyonun çocuğun toplumsallaşmasına olan olumsuz etkilerine bakılacak olursa; öncelikle uzun süre televizyon karşısında kalmak çocuğun çevresine olan ilgisini azaltır. Böylece çocuk arkadaşlarıyla oyun oynamak, aile fertleriyle bir arada olmak, spor yapmak, resim yapmak, sinematiyatroya gitmek gibi toplumsal faaliyetlerden uzaklaşır. Televizyonda izlediği her şeyi ‘gerçekmiş’ gibi kabul edip, yanlış tutumlar sergileyebilir.Ayrıca uzun saatler televizyon karşısında kalan çocuk giderek düşünme ve yorum yapabilme yeteneklerini yitirir. Programların bir çoğunda kullanılan yanlış ifadeleri, argo sözcükleri benimser ve toplumsal hayatta kullanmaya başlar. En önemlisi de televizyon karşısında izlediği şiddet içerikli programlar sonucunda şiddeti günlük hayatın bir parçası kabul ederek şiddete yönelebilir. Bu da çocuğun toplumsallaşmasında son derece olumsuz etkilere yol açabilmektedir.

 Televizyonun Çocuğun Beslenme Alışkanlıklarına Olan Etkileri  İncelendiğinde,   Televizyonun çocuklar üzerindeki bir etkisi de beslenme alışkanlıklarına yöneliktir.   Medyanın toplumu yönlendirme ve ikna etme gücü, ailelerin özellikle çocukların beslenme alışkanlıkları ile besin ürünleri satın alma ve tüketme kararlarını pozitif veya negatif etkilemektedir< Özellikle televizyonda yayınlanan hazır gıda reklamları bu yaş grubu çocuklara yönelik mesajlar içermektedir. Bu etkisi ise onları reklamı yapılan gıda ürününe sahip olmaya yönlendirmektedir. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları yerini tek tip ve çe- şitli katkı maddeleri içeren fast-food veya benzeri beslenme şekline bırakmaktadır. Televizyon izleme süresinin artması beraberinde fiziksel aktivitenin azalmasını ve öğün dışı fazla hazır gıda tüketilmesinin artmasını getirmektedir. Bu durum ise çocuklarda obezite riskini arttırmaktadır. Yine herhangi bir besin maddesini sevmeyen bir çocuk, o besin maddesinin reklamlarını televizyonda izlediğinde, bir süre sonra reklamın etkisinde kalarak o besini yemeye başlayabilmektedir. Şeker bakı- mından zengin, protein bakımından fakir gıdaların, birçok katkı maddesini bünyesinde barındıran gıda ürünlerinin televizyondaki reklamları çocukları satın almaya yönlendirmektedir. Çocukların sağlıklı beslenme alışkanlığı edinmeleri, ancak ailelerin bilinçlendirilmeleri ve çevresel faktörlerin pozitif olmasıyla mümkün olacaktır.

Çocuğun televizyon programlarından olumsuz etkilenmemesi için ailelere önemli görevler düşmektedir.

  1. Televizyon izleme davranışını günde bir-iki saatle sınırlandırmak
  2. Televizyonda neyi seyrettiğinden haberdar olmak için içerikleri kontrol etmek
  3. Televizyonda gördüğü ve anlayamadığı şeyleri açıklamak
  4. Televizyon önünde yalnız kalmasını önlemek
  5. Televizyonu bir ödül ceza aracı olarak görmemesine zemin hazırlamamak
  6. Televizyondan bir çocuk bakıcısı olarak yararlanmasına fırsat vermemek
  7. Televizyon izleyerek bütün boş zamanını doldurmasına izin vermemek
  8. Televizyonda sadece reklam ve video kliplerle uyarılmasına izin vermemek
  9. Televizyon eşliğinde yemek yeme alışkanlığını kazandırmamak
  10. Televizyonda izlediği belirlenmiş programın bitiminde televizyonu kapamak.

  ZİH. ENG. SIN. ÖĞRTMN.

  İskender TÜRKÜM

Toplumun yetersizliği olanlara yönelik tutumların onların yaşamlarını sürdürmeleri toplumla uyumlu olmaları ve duygusal anlamda kendilerini değerli ya da değersiz görmeleri çevredekilerle olan sosyal etkileşimlerin niteliğine göre belirlenir. Engelli bireyler çevreleriyle olan etkileşimde kabul edildikleri ve varlıklarının onaylandığı yönünde onay alırlarsa kendilerini diğerleri gibi toplumun bir üyesi gibi görürler.

Toplum olarak özürlülerle birlikte olma ve iletişim kurma deneyimimiz azdır. Bu deneyim azlığı, büyük ölçüde özürlülerin toplumsal alanlarda (sokakta, okulda, işyerinde… vb) yeterince yer alamamalarından kaynaklanmaktadır. Binaların özürlü bireylere uygun olmaması, bilgilerin özürlülerin yararlanacağı şekilde sunulmaması, özürlüler ile ilgili olumsuz düşünce ve tutumlar gibi toplumsal engeller, özürlülerin özürlü olmayanlarla aynı fırsatları elde etmesini zorlaştırmaktadır. Çoğu özürlü birey, yalnızca özrüyle tanımlanma, görmezden gelinme, acınma, dışlanma gibi tavırlara maruz kalmaktadır. Özürlülüğün, özürlülerin pek çok özelliğinden yalnızca biri olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Dünyayı özürlü bireyler için de yaşanabilir kılmak için özürlü olmayan bireylerin de çaba göstermesi gerekmektedir. Bunun yolu da onları tanımaktan ve onların yaşadıklarını anlamaya çalışmaktan geçmektedir.

Dikkat Edilmesi Gereken Temel Hususlar;

Diğer Insanlara Nasıl Davranıyorsanız Özürlü Bireye de Öyle Davranın

 Özürlü birey ile iletişimde temel kıstas, özürlü bireyi kendine özgü kişiliğe sahip, kendi kararlarını kendisi verebilen biri olarak görmektir. Onlar yalnızca özel durumlarından dolayı farklı ihtiyaçları olan insanlardır ve iletişim sırasında dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Bu ihtiyaçlar dışında diğer tüm insanlar gibi saygı görmek, dikkate alınmak isterler. Bu nedenle iletişim sırasında diğer insanlara nasıl davranıyorsanız özürlü bireye de öyle davranın. Durumları nedeni ile gösterilen aşırı ilgi ya da görmezden gelme, onları olumsuz

etkiler

Yardım Etmeden Önce İzin İsteyin

Bir insanın özürlü olması, mutlaka yardıma ihtiyacı olduğu anlamına gelmez. Şartlar uygun olduğunda özürlü bireyler kendi işlerini kendileri yapabilirler. Ancak özürlü bireyin yardıma ihtiyacı olduğuna eminseniz yardım etmeyi teklif edin.

Fiziksel Temas Konusunda Dikkatli Olun

 zihinsel_engelli_cocuklar_bursa_ozel_hayatBazı özürlü bireyler denge için kollarından destek alırlar. Onları kollarından kavramak (amacınız yardım etmek olsa bile) dengelerini bozabilir. Özürlü bireyin başına, tekerlekli sandalyesine, koltuk değneklerine dokunmamaya özen gösterin. Özürlü bireyler, kullandıkları yardımcı araçları kendilerinin bir parçası olarak görürler. Yardım ederken özürlü bireyden sizi yönlendirmesini isteyin.

Konuşurken Özürlü Bireye Yönelin

Daima özürlü bireye yönelerek konuşun. Ona eşlik eden kişiye, yardımcısına ya da işaret dili tercümanına değil, özürlü bireye bakarak konuşun

Kelimeleri Özenle Seçin

Özürlü birey bir özür grubunun temsilcisi gibi değil, kendine özgü karakteri ve kişiliği olan bir birey olarak görülmelidir. Bu nedenle özrü ile ilgili konuşurken kullandığınız ifadeler konusunda seçici olun. Acıma, küçümseme içeren ifadeler kullanmayın. Ancak çoğu özürlü 2 birey, samimi ve uygun şekilde sorulduğunda özrüyle ilgili soru sorulmasından rahatsız olmaz.

Dikkatle Dinleyin

Bazı özürlü bireylerin söylediklerini anlamanız zaman alabilir. Kendilerini ifade etmeleri için

bekleyin. Özürlü bireyin söylediklerini anlamadığınızda anlamış gibi

davranmayın, söylediklerini yinelemesini isteyin.

Önyargıyla Yaklaşmayın

Özürlü bireyler neyi yapıp yapamayacaklarına en iyi kendileri karar verebilirler. Herhangi bir faaliyete katılıp katılamayacakları konusunda onlar adına karar vermeyin. Onların sınırlarını siz belirlemeyin.

 Çocuk Gelişimi Uzmanı 

Esin ÖZTÜRK YILDIZ         

Samsung, otizmli çocukların hayatlarını iyileştirmek amacıyla geliştirdiği yeni uygulaması Look At Me‘yi tanıttı. Uygulama, otizmli çocukların iletişim becerilerini geliştirerek, çevreleri ile daha sağlıklı iletişim kurmalarına yardımcı olmayı amaçlıyor.

Otizmli çocukların genellikle insanlarla göz teması kurma konusunda zorlandıkları biliniyor. Bu da ileride otizmli bireylerin sosyal yaşamlarını etkileyebilecek bir sorun olarak öne çıkıyor. Araştırmalara göre, otizmli çocuklar akıllı cihazlarla etkileşimden hoşlanıyor. Samsung da bu verilerden hareketle, Seul Ulusal Üniversitesi ve Yonsei Üniversitesi profesörleriyle bir araya gelerek, “Look At Me” uygulamasını geliştirdi. Uygulamanın gelişim sürecinde, 20 çocuk üzerinde 8 hafta boyunca süren ortak bir klinik çalışma gerçekleştirdi.

Uygulamayı kullanan çocuklar, cihazın kamera fonksiyonu aracılığıyla karşılarındaki kişinin duygu durumunu anlayabiliyor ve yüzleri hatırlayabiliyor. Uygulamada bulunan yedi farklı eğlenceli ve etkileşimli görev çocukların ilgisini canlı tutarken, uygulamaya yerleştirilen ödül-puan sistemi ile sesli ve görsel efektler çocukların motivasyonunu artırıyor. Her bir görev, gün içinde yaklaşık 15-20 dakikada tamamlanabiliyor.

Uygulamayı değerlendiren Yonsei Üniversitesi’nden Profesör Kyong-Mee Chung, araştırmaya katılan çocukların yüzde 60’ının göz teması konusunda iyileşme kaydettiğini dile getirdi. Chung, uygulama sayesinde otizmli çocukların mutluluk, şaşkınlık ve korku gibi farklı duygulara ilişkin algı ve ifadelerini geliştirme fırsatı bulacağını belirtti.

Galaxy S5, Galaxy S4, Galaxy S3, Galaxy Note 4, Galaxy Note 3, Galaxy Note 2, Galaxy Zoom 2, Galaxy Zoom ve Galaxy Tab S model akıllı cihazlarla uyumlu olan Look At Me uygulamasını Google Play’denindirebilirsiniz.

Kaynak :

ABD Ankara Büyükelçiliği tarafından desteklenen; Tohum Otizm Vakfı tarafından gerçekleştirilen “Tablet Bilgisayarım Benim İçin Konuşuyor” projesi, teknolojik gelişmelerin otizmli bireylerin eğitiminde nasıl kullanıldığı ve Türkiye’de kullanılabilecek uygulamaların neler olabileceği sorularından yola çıkılarak hazırlanmıştır. Projede otizmli çocuklara yönelik ilk Türkçe iPad uygulaması geliştirilmiştir. Türkiye’de otizmli çocukların eğitiminde teknoloji kullanımının arttırılması ve eğitim sistemine dahil edilmesi amacı ile Tohum Otizm Vakfı Özel Eğitim Okulu ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi Engelliler Araştırma Enstitüsü öğretmen/öğretim elemanları ve yüksek lisans öğrencilerinin işbirliği ile bir yıl içinde sürdürülen çalışmalar ile gerçekleştirilmiştir.
Uygulama; iletişim, etkinlik çizelgesi, nesne ismi öğrenme ve beceri öğrenmeyi kapsayan 4 bölümden oluşmaktadır.
Otizmli çocukların eğitiminde Türkiye’de bir ilk olan türkçe “Tohum” isimli  iPad uygulaması  6 Kasım 2013 itibariyle Apple Store’da ücretsiz olarak kullanıma sunulmuştur. Ücretsiz yüklemek için Apple Store’da Tohum veya Otizm yazarak aratabilirsiniz. Uygulamaya https://itunes.apple.com/us/app/tohum/id730654859?mt=8 adresinden de ulaşılabilir.
İletişim bölümünde çocuğun evde, okulda ve serbest zamanında  isteyebileceği yiyecek/içecekler, yapmak isteyeceği aktiviteler, hissettiği duygular gibi 6 farklı kategori yer almaktadır. Örneğin çocuk meyve suyu içmek istiyorsa, “içecekler” kategorisinden meyve suyunun fotoğrafına dokunacaktır ve tabletten “meyve suyu” sesi çıkacaktır.
Beceri öğrenme bölümü; özbakım, sosyal beceriler, mutfak ve ev ve iletişim  bölümlerini kapsamaktadır.  Beceriler video ve resimli anlatımlarla öğretilmektedir.
Nesne ismi öğrenme bölümünde ise toplam 80 adet nesne ev eşyaları, giysiler, taşıtlar gibi 8 farklı kategori altında toplanmıştır. Çocuğunuz öğrenmesi gereken en temel nesneleri bu bölümde çalışarak öğrenebilir.  Örnek olarak elmanın öğretilmesi için çocuğa zorluk seviyesine göre iki veya üç farklı nesne resmi gösterilip sesli olarak “hangisi elma?” sorusu sorulmakta ve çocuğun elma imajına dokunması beklenmektedir. Öğretim ipuculu veya ipucusuz olarak yapılabilmektedir. Bu bölümde kişiselleştirme özelliği mevcuttur: Nesnelerin öğretimi bittikçe, öğretmek istediğiniz yeni nesnelerin fotoğrafını çekip isimlerini bu bölüme ekleyebilirsiniz.
Otizmli çocukların günlük etkinliklerini kendi başlarına yapmalarına yardımcı olan etkinlik çizelgesi, dördüncü ve son bölümü oluşturmaktadır. Etkinlik çizelgesi, parka gitmek, müzik dinlemek, oyun oynamak gibi etkinlikleri içermektedir. Bu bölümde de kişiselleştirme özelliği vardır, yani farklı etkinlikleri anlatan fotoğraf veya imajlar çizelgeye eklenebilmektedir.
Bu eğitici ve renkli uygulamadan daha fazla otizmli çocuğun yararlanması için yaygınlaştırma konusunda hepinizin desteklerini bekliyoruz. Uygulamayı ücretsiz yüklemek için Apple Store’da Tohum veya Otizm yazarak aratabilirsiniz. Uygulamayahttps://itunes.apple.com/us/app/tohum/id730654859?mt=8 adresinden de ulaşılabilirsiniz.

GELİŞİM

Çoğu kez birbiriyle karıştırılan “büyüme” ile “gelişme” sözcükleri, gerçekte birbirinden farklı kavramlardır; biri diğerinin yerini alamaz. Yapısal artışı dile getiren “büyüme”, bedende gerçekleşen sayısal değişiklikleri içerir. (Kilo, boy artışı gibi). Buna karşılık “gelişme” kavramı; düzenli, uyumlu ve sürekli bir ilerlemeyi dile getirmektedir. Gelişim, anne karnından başlayıp ölünceye kadar devam eden bir süreçtir. Her çocuğun gelişiminin farklı olduğunu unutmamalıdır. Bu nedenle çocuklarımızı bedensel, zihinsel, sosyal, duygusal yönden karşılaştırmamız gerekir.

GELİŞİM ALANLARI

  1. Fiziksel Gelişim

Döllenmeden itibaren beyinde, duyu organlarında ve bedenin diğer bölümlerinde meydana gelen tüm yapısal gelişmeler fiziksel gelişmedir.

  1. Psiko-motor Gelişim

Hareket gelişimidir.İnce ve kaba motor gelişimlerdir. İnce motor gelişim parmak kasları, el-göz koordinasyonu ile ilgili gelişmeyi  kaba motor gelişim ise emekleme, oturma, yürüme, zıplama, tek ayak üzerinde durma, topa vurma, merdiven çıkma…gibi diğer tüm hareketleri kapsar.

  1. Zihinsel Gelişim

Öğrenmeyi ve anlamayı içeren algılama, soyut düşünme, uzun süreli ve kısa süreli hafıza,  lisan, problem çözme, yargılama, dikkat…gibi tüm zihinsel işlevleri kapsar.

  1. Sosyal Gelişim

İnsan yavrusunun toplumun bir üyesi haline sosyalleşmesidir. Çocuk çevresinden etkilenen aynı zamanda çevresini de etkileyen bir varlıktır. Sosyal gelişim, bireyin öncelikle aile ve yakın akraba çevresine katılımıyla başlayan ve yaşının ilerlemesiyle diğer sosyal gruplarla (akran grupları, ana okulu, oyun grupları, ilköğretim, spor aktiviteleri…) devam eden ilişkilerinin gelişimsel özelliklerinin takip edilmesidir.

  1.  Duygusal Gelişim

Bireyin kendi duygularının farkında olması, duygularını uygun yollarla yani uygun jest, mimik gibi yüz ifadeleri kullanarak sözle de  ifade etmesi; diğer taraftan başkalarının duygularını da empati yoluyla anlayarak karşısındakine yansıtma yetisini içeren gelişim sürecidir.

  1.  Cinsel Gelişim

Cinsiyet organlarının büyüyüp gelişmesi sürecinde yaşadığı davranış değişiklikleriyle beraber, bu gelişim sürecinde doğan sorunlarla ilgili davranış değişikliklerini kapsar. Çocuğun anlayabileceği şekilde çocuklara bu değişiklikleri anlatılmalıdır.

  1.  Ahlak Gelişimi

Bu gelişim süreci, bireyin özünde yer alan ahlaki doğruların ve erdemlerin sosyal alandaki tezahürünü içerir. Buna göre birey, toplum değerlerini de içerisine katarak, kendine göre mukayeseli (doğru-yanlış, iyi-kötü…) bir ahlaki düşünce sistemi geliştirir.

  1.  Öz bakım Becerileri

Bireyin dışarıdan yardım almadan yaşamını sürdürebilmesi için gerekli temel becerileri (beslenme, tuvalet ve temizlik alışkanlıkları, giyinme-soyunma….) kazanmasına ilişkin konuları ele alan gelişim sürecidir. Çocuklarımıza öz bakım becerilerini gerçekleştirmeleri için fırsat tanınmalı ve kısıtlanmamalıdır. Çünkü çocuğun giyinme, beslenme, tuvalet alışkanlıkları anne-baba ve diğer kişiler üstlenip çocuğun üstünü giydirme, tuvaletten sonra altını temizleme, çocuğu bebek gibi besleme yapılırsa çocuk kendi kendine yetemez ve her zaman büyüklerine muhtaç olur. Bu şekilde de öz güven kazanılamaz.

 ÇOCUK GELİŞİM DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ

 0-1 YAŞ ÇOCUKLARIN GELİŞİMİ  

 0-1 yaş döneminde bebek bütünüyle annesine ve çevresine bağımlıdır. Onun içinde temel gereksinmesi ´güven ve sevgidir. Bunu alamazsa ona ´güvensizlik´ egemen olacaktır. Çocuğun acıkması ´güvensizliktir, doyurulması´güvendir. Çocuğunun altının kirlenmesi ´güvensizliktir, temizlenmesi güvendir. Annenin uzaklaşması güvensizliktir, gelmesi güvendir. 0-1 yaş döneminde kazanılan güven duygusu hayatı boyunca sürecektir. Eğer güven duygusu gelişmezse çocuk kendine güvenmeyen birey olarak yetişecek ve hayatı boyunca güven ve güvensizlik ikilemi yaşayacaktır.

Bebeğin temel gereksinmeleriyle ilgili görünen güven ve güvensizlik ikilemi hayat boyunca sevgiyle ilgili olarak, başarı ile ilgili olarak, toplumsal korkularla ilgili olarak sürüp gidecektir.

1-3 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİMİ

 Tuvalet eğitiminin kazanıldığı bu dönem 2. ve 3. yaşları kapsar. Yürümeye ve konuşmaya başlamıştır. Kazanılan bu iki önemli yetenek sayesinde bağımsız hareket etmek ister. Sürekli oradan oraya koşuşturur, her yere uzanmak, her şeyi tutmak ister. Çevresini araştırmaya keşfetmeye çalışır. Aileler bu keşfetme zamanlarında çocuğa karşı çıkmamalı çocuğun kendi kendine bir şeyler öğrenmesine fırsat vermelidir ve onu bu yolda desteklemelidir. Su ile oynar, yemekleri döküp saçmaya başlar, isteklerini karşı çıkılmasına dayanamaz, ağlar, başına buyruk, ele avuca sığmaz, öfkeli bir çocuk olup çıkmıştır.

           Bu çağda çocukların inatçı olumsuz, hareketli karıştırıcı tutturucu olduklarını ve davranışlarında çelişkilerle dolu olduğunu unutmamak gerekir. Ayrıca bu olumsuzlukların geçici olduğunu 3 yaşında ortaya çıktığını bilmek yararlıdır. Ortadan kesici, batıcı, yarayıcı nesneler kaldırılmalıdır. Çocuğun rahat hareket edebileceği ortamlar hazırlanmalıdır. Değerli eşyalar çocuğun uzanamayacağı yerlere konmalıdır. Ama bunu yaparken her şeyi ortadan kaldırmak yanlış olur. Çocuk oynanmayacak bir şeylerle oynuyorsa yavaşça elinden alınmalı onun yerine ilgisini çekecek bir eşya veya oyuncak verilmelidir.

          Bu yaşlarda çocukların dikkatlerinin başka yöne kolaylıkla çekilebileceğini bilmek iyi olur. Böylece çocukla gereksiz yere kısır çekişmelere girilmemiş olur. Çocuk her an bir şey kıracak kendine veya eşyalara zarar verecek korkusuyla davranmak doğru bir hareket tarzı değildir. Çocuk bazı titiz annelerin yaptığı gibi belli bir alanda tutulmamalı, ev içinde oynama serbestisi tanınmalıdır. Sürekli olarak dur, otur, yapma ,elleme demekten kaçınmak yerinde olacaktır. Bu yaşlarda korkutmalara, sert cezalara ve dayağa başvurmak çok zararlıdır. Ancak çocuk ağlamasın diye her istediğini yerine getirmekten de kaçınılmalıdır. Çocuğun döküp saçmasına katlanarak kendi kendisini besleme kendi başına yemek yeme isteği desteklenmelidir. Üç yaşında çocuk kendi başına yemek yer duruma gelmelidir. Çocuk döküp her tarafı batıracak diye çocuk anne tarafından yedirilmemeli, çocuğun kendi kendine yemesi için desteklenmelidir.

3-6 YAŞ ARASI ÇOCUKLARININ GELİŞİMİ

Bu dönemde çocuk konuşkan, cıvıl cıvıl ve hayat doludur. Sürekli sorular sorar: “Anne bu ne?, Baba bunun adı ne?, Neden?, Niçin?,” soruları bitmek bilmez. Çocuğun soruları geçiştirilmemeli, çocuğun anlayabileceği şekilde anlatılmalıdır. Çocuğa yanliş bilgi verilmemelidir.Bir önceki dönemin inatçılığı gitmiş onun yerini uyumluluk ve söz dinlerlik almıştır. Bu dönemin en belirgin özelliği olan kendi işini kendi görmeye bayılır. Çok canlı bir hayal gücü vardır. Duyduklarını abartır, gördüklerini çarpıtarak anlatır. Olmamış şeyleri olmuş gibi anlatır. Çizikler, sıyrıklar ve küçük yaralanmalardan çok etkilenirler. Bir damla kan görse bağırır, ağlar. Kız veya erkek olduğunu ayırt eder. Anne babaya benzeme çabası içine girerler. Kız çocuğu anneye hayrandır, anneyle bir arada bulunmaktan, onunla mutfakta iş yapmaktan çok hoşlanır. Annenin hoşuna gidecek işleri yapmaya özen gösterir. “Bak anne ben ne yaptım” diyerek ondan övgü bekler. Anneyi giyinirken, soyunurken, süslenirken izlemeyi çok sever, dudaklarını boyamaya annesinin topuklu ayakkabılarını giymeye bayılır. Erkek çocuklar da babaya hayrandır. Onun gözünde babadan daha becerikli, daha akıllı ve daha güçlü kimse yoktur. Arkadaşlarına “Benim babam senin babanı döver” diye tartışmaya girişir.

          Kızın anneyi benimsemesi, erkek çocuğunun da babayı örnek alması kişiliğin gelişmesinde en önemli olaydır. Erkek çocuk erkek kimliğini babaya benzeyerek, kız çocuk ta kız kimliğini anneye benzeyerek kazanır.

Bu dönemde oyun çocuklar için ayrı bir özelliğe sahiptir. Biz yetişkinler gözüyle oyun, çocuğun eğlenmesine, oyalanmasına yarayan amaçsız bir uğraştır. Oysa çocuk oynadıkça duyuları keskinleşir, becerisi artar. Çünkü oyun, çocuğun en doğal öğrenme ortamıdır. Duydukları, gördüklerini sınayıp denediği, öğrendiklerini pekiştirdiği bir deney odasıdır. Oynayan çocuk kendi küçük dünyasındadır. O dünyaya kendisi hakimdir. Kuralları kendisi koyar, kendisi bozar. Yaşıtları dışındaki kimsenin bu dünyaya girmesini istemez. Evcilik oynayan küçük çocuklar büyükleri yanlarına yaklaştırmazlar.

6-11 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİMİ (İlkokul dönemi)

           Okula başlama çocuk yönünden belli bir zeka ve duygusal gelişimi tamamlamış olmayı gerektirir. 6 yaşını bitirdiği halde zekası yeterli olan bir çocuk ruhsal bakımdan evden ayrılabilme olgunluğunu göstermeyebilir. Özellikle oyun ve arkadaşlıktan uzak tutulmuş, dışarı çıkarılmamış çocuklar için evden ayrılış ürkütücüdür. Okulların açıldığı ilk günlerde, her sınıfta birkaç anneyi sıralarda çocukları ile birlikte otururken görürüz. Okula korku ile giden ve hep evi düşünen bir çocuğun kendini okuma ve öğrenmeye vermesi kolay olmaz. Ayrıca yaşıtları içine karışması, birlikte oynaması ve arkadaşlık kurması güç olur. Okula uyumu ve başarısı bir anlamda anne-babanın yetiştirmedeki başarısıdır. Çocuk dışarıya çıkartılıp arkadaşlarıyla birlikte vakit geçirdiyse anne-babaya bağımlı yetişmediyse çocuk okula daha kolay alışır ve derslerde başarısı yüksek olur.

İlkokul çocuklarının öğrenmek, üretmek için güdüsü çok fazladır. Anne babaya düşen, bu güdüyü en iyi biçimde değerlendirmeye çalışmaktır. İlgi çekici, renkli ve kolay izlenebilen materyallerle çocukların bu ilgileri desteklenebilir. Ürettiklerini beğenmek ve ödüllendirmek ise anne babanın asli görevidir!

İlkokul çocukları, konuşmaya, tekrarlamaya çok meraklıdır. Yazmaya ilgi ve merakları daha azdır. Bu yaş çocuklarını sınıfta öğretmenin, evde anne babanın sık sık sıraları geldiğinde konuşmaları ve sıralarını beklemeleri konusunda uyarması gerekir. Özellikle yoğun geçen bir iş gününün ardından çocuğunuzu dinlemek çok güç olabilir ama son bir çabayla ona zaman ayırmaya çalışmanızı öneririz. Aktif olarak ona ayıracağınız sadece yarım saat bile, onun bu gereksinimini karşılamaya yetebilir. Unutmayın birlikte geçirilen zamanın niteliği niceliğinden çok çok daha önemlidir!

Bu yaş çocukları,aynı zamanda şikayet etmeyi de çok severler. Bu onların moral (ahlaki)gelişimde kuralları katı bir biçimde algılamalarından ve davranışın ardındaki niyeti henüz dikkate alamamalarından kaynaklı olabilir. Ayrıca çok sevdikleri öğretmenlerinin, anne babalarının dikkatlerini çekmek ya da kıskançlık gibi nedenlerle de bu davranışı gösteriyor olabilirler. Ama gerçekten sıkıntıları olabileceğini de gözardı etmemek gerekir. Sonuçta sebep ne olursa olsun, sizden destek istediğinin bir göstergesidir bu şikayetler. Ancak bunları çok fazla ödüllendirmenin, şikayet etmeyi genel bir davranış kalıbı haline getirmesine yol açabileceği olasılığını da unutmayın!

Bu yaş çocukları somut düşünme döneminde oldukları için, çoğunlukla görerek ve yaparak öğrenirler. Bu nedenle söylediklerinizden çok davranışlarınızın önemli olduğunu unutmayın! Sözcükler ve dolayısıyla konuşma soyuttur. O sizin davranışlarınızı öğrenir.

ERGENLİK DÖNEMİ

Bu dönemde erkeler ve kızlar farklı gelişim özellikleri gösteririler. Kızlar erkeklerden önce ergenlik dönemine girerler ve bu döneme farklı cinsiyet hormonları salgılarlar. Erkeklerin salgıladığı hormona testosteron, kızların salgıladığı hormona östrojen adı verilir. Bu hormonlar vücudun diğer hormonlarını, metabolizmasını, kemik ve kas sistemimin gelişmesini etkiler. Kızlar önce ergenliğe girdiği için 11- 12 yaşlarında boy ve kile artışı içinde girerler. Hızlı fiziksel ve fizyolojik gelişme vücutta büyük değişime neden olur. Bedenin tüm organları büyür, ergen uyum sorunu yaşayabilir.

Bu dönemde bireyler soyut işlemler dönemindedir. Ergenlik dönemi ile birlikte çocuklar soyut ve analitik düşünmeye başlarlar. Soyut kavramını anlayabilir ve etkili olarak kullanabilirler. Problemlerini çözebilmek için farklı yollar seçip onları test edebilirler. Ayrıca ideal fikir, değer ve inançlar da gelişmeye başlar. Kritik düşünme, yaratıcı düşünme, analiz, sentez yapma, eleştirme gibi özellikler bu dönemde sağlanacak eğitimsel etkinliklerde gelişir.

YETİŞKİNLİK DÖNEMİ

Yetişkinlik dönemi kendi içinde yetişkinliğe geçiş, yetişkinlik, yaşlılık gibi aşamalara ayrılmaktadır. Bu dönemin güzel özellikleri şöyle sıralanabilir.

Birey fiziksel motor gelişimini tamamlamıştır. Yaşlılık döneminde fiziksel güç ve yetilerde azalma görülmektedir.

Bilişsel gelişim aşamasında birey en son noktaya gelmiştir ve değişme azdır. Fakat toplum, kültür, bireyin yaşantıları önemlidir.

Psikososyal gelişim açısından bu dönemde bireyler; yetişkinliğe geçiş döneminde evlenme, aile kurma ve daha sonra aile yaşamını devam ettirme, meslek sahibi olup bir meslekte başarılı olma ve emeklilik dönemi gibi süreçleri geçirmektedirler.

BURSA REHABİLİTASYON MERKEZİ – HAYAT ÖZEL EĞİTİM 

OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENİ

DİLBER IŞIKLI

Her çocuk bir diğerinden farklıdır. Her çocuğun kendine özgü bedensel, bilişsel, sosyal ve duygusal bir yapısı vardır. Bazı çocuklar bilişsel davranışlarda, duyuşsal motor özeliklerde, iletişim becerilerinde ve motor işlevlerinde yetersizlik göstermektedir. Bu gelişim alanlarındaki bir ya da birden  fazla yetersizlik çocuğu olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Gelişim alanlarındaki yetersizliklerinden dolayı olumsuz yönde etkilenen  çocuklarda genel eğitim  hizmetleri yetersiz kalmakta ve özel eğitim rehabilitasyon merkezlerinde uzman eğitimciler ile yetersiz kalan hizmet alanında çözüme gereksinim duyulmaktadır.

Özel eğitim gereksinimi olan çocukları rehabilitasyon merkezlerine yazdırırken biz velilere de bir takım sorumluluklar düşmektedir. Amacımız çocuğumuzun eğitim yönüyle belirli bir seviyeye  ulaştırmaksa ,bunun yanında sosyal becerilerinin iletişimlerinin de gelişmesini istiyorsak rehabilitasyon seçerken amacımızı doğru belirlememiz gerekiyor. İyi bir rehabilitasyon nasıl olmalı ve hangi özellikler taşımalı gibi soruları sorarak ve bunları gerek internet gerekse görsel basını  takip ederek bu kurumlara rahatça ulaşabiliriz. Bu kurumlarda ise arayacağımız temel unsur akademik becerileri, işlevsel akademik becerileri işlevsellikten amaç amaçlanan  öğretilecek bilgi becerilerin birey için günlük yaşamda ,evde, toplumda ve çevrede işe yarar olması ve kullanılabilir olmasıdır. Bunları verebileceğini hissettiğimiz kurumlarla çalışmamız gerekir.

Bursa Rehabilitasyon Merkezi (Özel Hayat Eğitim) 

Zihinsel Engelliler Sınıf Öğretmeni.

Ahmet Nail Başaran