ISINDIRICI DRAMA

ETKİNLİK ADI : Ormandaki tuzaklar
YAŞ : 5–6
SÜREÇ : Tüm sınıf
B.A.D.A. AMAÇ : Verilen bir problem durumunu çözebilme
KAZANIM :Probleme çeşitli çözüm yolları söyleme
MATERYAL :Tuzak hazırlamak için ip, su birikintisi için mavi karton ve renkli fon kartonlarından hazırlanmış çiçekler.
Öğretmen daha önceden kartlara resimler hazırlamıştır. Bu resimler nesnenin nerede bulunduğunu gösteren şekildedir. Örneğin; köpeğin kulübenin içinde olması, vazonun masanın üstünde bulunması, tavuğun kümesin dışında olması vb. bu resimler büyük kartlara hazırlanır ve öğrencilere tek tek gösterilir. Öğrenciler resme bakarak varlıkların nesnelerin neresinde bulunduğunu söylerler. Nesnenin nerede bulunduğunu doğru söyleyen çocuk diğer arkadaşları tarafından alkışlanır. Etkinlik böyle devam eder daha sonra rahatlama çalışmalarına geçilir.

ESAS ÇALIŞMA

ETKİNLİK ADI : Nerede ?
B.A.D.A. AMAÇ : mekanda konum kavramıyla ilgili yönergeleri uygulayabilme
KAZANIM : nesnenin mekandaki konumunu doğru olarak söyleme(Altında üstünde, önünde arkasında, içinde dışında, sağında solunda , yakınında uzağında)
YAŞ :5–6
MATERYAL : Büyük boy kartlar

Öğretmen ‘Evet çocuklar şimdi ben Kral Aslanın yaşadığı ormana onu aramaya gidiyorum. (Bir tane aslan seçilir ve o bir köşede uyuyordur.)Benimle gelmek ister misiniz? Çok eğlenceli bir orman gezisi olacak. Yalnız çok dikkatli olmalıyız! Ormanda bazı tuzaklar olabilir! Bunlara çok dikkat etmeliyiz. Birde çok sessiz olmamız gerekiyor! Aslana yakalanmamaya dikkat edeceğiz. Haydi, şimdi sessizce beni takip edin bakalım. Öğretmen daha önceden sınıfın bir köşesine tuzaklar hazırlamıştır. Tuzakların hazırlanmış olduğu bölüm orman olarak kabul edilir. İlk tuzak bir su birikintisi. Öğretmen : ‘Heeee oda ne bir su birikintisi. Eyvah! Çocuklar bu bir tuzak olabilir bunu geçmek için ne yapabiliriz?’ Diye sorar. Çocuklar cevap verir: ‘üstünden atlayalım.’ Tüm sınıf üstünden atlayarak orman gezisine devam ederler. Biraz sonra karşılarına bir tuzak daha çıkar. Bu tuzağın sadece bir işareti vardır. Öğretmen bu tuzağı ip bağlayarak hazırlamıştır. Öğretmen çocuklara tekrar sorar: ‘Eyvah çocuklar yine bir tuzak daha. Şimdi bunu nasıl geçeceğiz?’ İp biraz yukarıdan bağlıdır. Çocuklar cevap verir: ‘İpin altından geçelim.’ Hepsi birden ipin altından geçerler. Ormanda geziye devam ederler. Derken… karşılarına güzel bir çiçek bahçesi çıkar. Öğretmenin hazırlamış olduğu renkli fon kartonlarla yapılmış olan çiçekler yerdedir. Hepsi birden çiçekleri toplarlar. Daha sonra aslana ulaşırlar. Aslan olan çocuk yerinde uyumuş numarası yapıyordur. Çocuklar çiçekleri toplarken ses çıkarmışlardır. Bu arada aslan uyanıp çocukları yakalamaya çalışır. Çocuklar aslana yakalanmamak için kaçarlar. Aslanın yakaladığı çocuk ebe olur. Bu sefer aslan yakalanan çocuk olur.

RAHATLAMA ÇALIŞMALARI

ETKİNLİK ADI : Kim aldı ? Nerede olabilir ?
YAŞ : 5–6
SÜREÇ : Tüm sınıf

Öğretmen bütün sınıfın gözlerini kapamasını ister. Söylediği şeyleri zihinlerinde canlandırmalarını ister. Öğretmen: ‘Çok dağınık bir odanız var ve siz bu odada en sevdiğiniz bir arkadaşınızla oyun oynuyorsunuz. Bazen oyuncakları eşyaların arasında kaybediyorsunuz. Şimdi de bir oyuncağınızı kaybettiniz. Acaba nerede olabilir? Bir düşünün bakalım.’ Der ve çocuklara düşünmeleri için birkaç dakika süre verir. Daha sonra çocuklar gözlerini açarlar ve zihinlerinde canlandırdıkları düşüncelerini anlatırlar. ( Oyuncakları nerede aradıkları, nerede buldukları tartışılır.)

DRAMA PLANI

ETKİNLİK ADI :Ufak lastik toplarla alıştırmalar
P.A. AMAÇ :Bedensel koordinasyon gerektiren hareketleri yapabilme
KAZANIM 1- Farklı pozisyonlarda atılan nesneleri kollarıyla yakalama
2- Çeşitli nesneleri belli bir mesafedeki hedefe atma
3- Hareket halindeki nesneleri durdurma
4- Farklı büyüklüklerdeki topu belli bir ritimle zıplatma
MATERYAL :Top, ip, kutular
SÜREÇ :Tüm sınıf bireysel ve grup çalışmaları

– Top bir elle yerde sıçratılır, el değiştirilerek oynanır.
– Topla beraber sıçranarak oynanır.
– Top yukarı atılır, bu sırada el çırpılır ve top yere düşmeden tutulur.
– Top, sol ve sağ elle yerde sıçratılarak oynanır.

İkili Olarak;
– Toplar karşılıklı atılır ve tutulur(tek elle, iki elle)
– Eşler karşılıklı durur, top yerde sıçratılarak atılır ve tutulur.

Topu Belli Hedeflere Fırlatma;

– İşaretlenmiş hedeflere, (duvara, ağaç gövdesine vb.) nişan alınarak fırlatılır.
– Karşıya konmuş hedeflere (lobutlar, kutulat) nişan alınarak fırlatılır.

Çizgiler Arasında Top Yuvarlama;

– Paralel çizilmiş çizgiler arasından top yuvarlanarak çıkartılır.

Hareketlerin ardından tüm sınıfın katılabileceği, top getirme oyunu oynanır.

ESAS ÇALIŞMA

ETKİNLİK ADI : Şimşek kart tekniğinden yararlanılarak hikaye anlatma ve hikayenin canlandırılması.
S.D.A. AMAÇ : Başkalarının duygularını fark edebilme.
KAZANIM : Başkalarının sıkıntı ve mutluluklarını paylaşma.
MATERYAL : Şimşek kart

Çocuklar yarım daire şeklinde yere otururlar. Öğretmen karşılarına geçer elindeki şimşek kartlarını çocuklara doğru tutarak, resimde gelişen olayları çocuklara anlatır. Daha sonra anlattığı bu hikâyeyi çocuklardan canlandırmasını ister. Tüm sınıfın katılabileceği bir canlandırma olabilir.

YUMOŞ, ASLAN VE ARKADAŞLARI

Güneşli ve renkli bir bahar sabahıydı. Etraftaki kuş cıvıltıları insana adeta mutluluk verir gibiydi. Çalıların arasında bir kıpırtı oldu. Çiçeklerin arasından bir top yuvarlanarak çimenlerin üzerinde durdu. Ardından yumoş fırladı. Kendini oyuna öyle bir kaptırmıştı ki etrafındaki ağaçları, taşları görmüyor onlara çarpıyordu ama yinede oyununu bırakamıyordu. Bu oyun çok eğlenceli olmalı ki yumoşun keyfine diyecek yoktu. Derken; top birden yumoşun patileri arasından bir ok gibi fırladı. Top o kadar hızlıydı ki yumoş nereye gittiğini göremedi. Sağına baktı soluna baktı topu yok. Başını öne eğerek ormanda aramaya başladı. Yürüdü yürüdü… Taşların altına, çalılıkların arkasına baktı ama topu bulamadı. Biraz ilerledi ve ileriye baktı. Eyvah! Oda ne? Top bir aslanın pençelerinin arasında. ‘Bunu gören yumoş korkulu gözlerle aslana bakıyordu. Yavaş yavaş geriye yürümeye başladı. Oradan kaçmayı planlıyordu. Bunu anlayan aslan yumoşun ardından seslendi:’Dur gitme, topunu mu arıyorsun. O burada benim yanımda ona bir şey olmadı. Benden niye bu kadar korkuyorsun. Hem istersen topunla beraber oynayabiliriz. Bunu duyan yumoş çok sevindi ve neden olmasın ki’ diye düşündü. Sonra aslanla birlikte oynamaya başladılar. Bunu gören ormandaki diğer hayvanlarda yumoş ve aslanın oyununa katıldı. Bütün orman halkı artık aslan ile arkadaş olmuştu.

RAHATLAMA ÇALIŞMALARI

ETKİNLİK ADI
B.A.D.A. AMAÇ : Mekanda konum kavramı ile ilgili verilen yönergeleri uygulayabilme
KAZANIM : Nesnenin mekandaki konumunu doğru olarak söyleme. (Altında, üstünde, yanında, arasında, ortasında, ötesinde, içinde, dışında, sağında, solunda, yakınında, uzağında, v.b)
MATERYAL :

Çocuklar daire olarak otururlar. Öğretmende çocukların arasına katılır. Şu yönergelerde bulunur: ‘Yumoş topunu kaybettiğinde onu nerede aramıştı? Nerelere bakmıştı? Top yumoşun elinden nasıl fırlamıştı? Baktığı yerlerde topu bulamayınca çok üzülmüştü. Sizlerde bir oyuncağınızı ya da çok sevdiğiniz bir şeyi kaybedince üzülür müsünüz? Onu ararken nerelere bakarsınız?

DRAMA PLANI

ISINDIRICI DRAMA

ETKİNLİK ADI : Karda eğlence
S.D.A AMAÇ : Başkalarıyla ilişkilerini yönetebilme
KAZANIM : Gerektiğinde lideri izleme
YAŞ : 5-6
SÜREÇ : Tüm sınıf grup çalışması

— Öğretmen yüksek sesle anlatır.( Çocuklar hareketleri istedikleri gibi canlandırır.)
— Kar yağıyor, bahçeye çıkmak için giyinelim.(Palto, çizme ve eldiven giyme hareketlerini taklit etme.)
— Her taraf karla kaplı, haydi karda yürüyelim.( Ayak kaldırarak ve dizleri bükerek yürüme.)
— Kardan adam yapalım.( Yere eğilme, karı avuçlama ve kardan adam yapma.)
— Üşüdük ısınalım.( Zıplama, kolları hareket ettirme, elleri birbirine sürtme.)
— Şimdi de kartopu oynayalım.( Kartopu yapıp birbirine atma.)
— Karları kürekleyerek yol açalım.( Kürekle karları iki tarafa atma.
— Sınıfa dönme zamanı geldi içeri girelim.

ESAS ÇALIŞMA

ETKİNLİK ADI : Balonlu köpek
B.A.D.A. AMAÇ : Verilen bir problem durumunu çözebilme.
KAZANIM : Probleme çeşitli çözüm yolları bulabilme.
MATERYAL : Balonlar ( Farklı renklerde olabilir.)

1- Bir kız (Ayşegül)
2- Köpek (Cin)
3- Başka bir köpek
4- Kuşlar

Evvel zaman içinde Ayşegül küçük bir kız varmış. Ayşegül’ün birde cin adında bir köpeği varmış. Cin oyun oynamayı çok severmiş. Cin’le Ayşegül her gün gezmeye çıkarlarmış. Bir gün yine gezerlerken bir baloncu görmüşler. Baloncunun kırmızı, mavi, sarı balonları varmış. Cin balonları çok sevmiş. Ayşegül onun balon sevdiğini bilirmiş. Hep kardeşine balon alırmış ama Cin’e hiç balon alınmamış. İlk kez o gün Cin’e balon almış, ipini ağzına vermiş. ‘Haydi, artık seninde bir balonun var.’ demiş.

Cin çok sevinmiş. Balonuyla zıplaya zıplaya giderken başka bir köpek ona ‘ Aman ne güzel balonun var. Kim aldı? Hav hav.’ Demiş. Cin’de cevap vermek için ağzını açınca balonun ipi kaçmış, balonda uçup gitmiş. Cin ‘Ayşegül’ün bana aldığı balonu kaçırdım, yakalayın… Hav hav…’ diye bağırmış, ama balon yükselip gözden kaybolmuş…

Cin kulübesine dönmüş, başını ayaklarının üstüne yaslayıp üzgün bir şekilde düşünmeye başlamış. Onun bu halini gören kuşlar yadırgamışlar. ‘ Ne oldu bizim neşeli Cin’e, bugün çok üzgün diye şaşırmışlar. Cin başından geçenleri onlara anlatmış. O zaman kuşlar ‘ Üzüldüğün şeye bak’ şimdi biz gider buluruz.’ Demişler ve balonu aramaya başlamışlar.

Az sonra içlerinden biri görmüş balonu. İpini sallaya sallaya uçuyormuş. Hemen kuş yanaşmış. Balonun üstünde bir dolanmış sonra gagasını balona değdirmeden ipini yakalamış. Gagasıyla ipi sıkıca tutarak, çeke çeke getirmiş. Cin sevincinden ne yapacağını şaşırmış. Bütün hafta balonuyla dolaşmış. Hiç tasmasından çıkarmamış.

Öğretmen hikâyeyi bitirdikten sonra bir kız (Ayşegül), köpek (Cin), kuş ve baloncu seçer. Hikâyeyi canlandırmalarını ister.

RAHATLAMA ÇALIŞMALARI

ETKİNLİK ADI : Hayvanlar ve bakımı
S.D.A AMAÇ : Yaşamın iyileştirilmesinde ve korunmasında sorunluluk alabilme.
KAZANIM : Canlıların bakımını üstlenme ve koruma.

Hikâyeye bağlantılı olarak hayvanlardan bahsedilir. Hayvan hakkında konuşma yapılır. Ev hayvanları ve kümes hayvanları hakkında tartışma yapılır.
Sorular sorulur.

DRAMA PLANI

P.A. AMAÇ : Bedensel koordinasyon gerektiren hareketleri yapabilme.
KAZANIM : Sözel yönergelere uygun olarak yürüme.(Yavaş, hızlı, taklit yürüyüş vb.)
YAŞ : 5-6
SÜREÇ : Tüm sınıf grup çalışması.

AYI YÜRÜYÜŞÜ
Gövde öne bükülür, avuçlar yere değdirilir, baş yukarı kaldırılır.
LEYLEK YÜRÜYÜŞÜ
Kollar öne uzatılır, öne adım atılırken dizler karına çekilerek yürünür.
KARGA YÜRÜYÜŞÜ
Dizer bükülür, ellerle ayak bilerleri tutulur, adım atılarak yürünür.
KAZ, ÖRDEK YÜRÜYÜŞÜ
Dizler bükülür, kollar yana açılır. Sağa sola yalpa yaparak yürünür.
MAYMUN YÜRÜYÜŞÜ
Dizler yarım bükülür, gövde hafifçe öne eğilir, kollar yana sarkıtılır ve yürünür.
TAVŞAN YÜRÜYÜŞÜ
Dizler bükülür, eller yere konur. Ayaklardan hız alınır ve ileri doğru sıçranır.
KEDİ KÖPEK YÜRÜYÜŞÜ
Eller yerde, sırt kamburlaştırılmış, sessizce yürünür.

ESAS ÇALIŞMA

ETKİNLİK ADI : Müzikli hikaye

‘Karga ile tilki’nin hikayesi anlatılır. Ardından daha önce öğretilmiş olan hırsız karganın şarkısı söylenir. ( Bir gün bir hırsız karga hah hah hah hah ha ha ha / Bir parça peynir çalmış hah hah hah ha ha ha / Uçmuş bir dala konmuş hah hah hah ha ha ha / Oradan geçen bir tilki hah hah hah ha ha ha / şen sesinle öt demiş hah hah hah ha ha ha / Bizim karga gag demiş hah hah hah ha ha ha / Peyniri tilki yemiş hah hah hah ha ha ha) şarkısıyla birlikte sözlerine uygun olarak canlandırlır.

RAHATLAMA ÇALIŞMASI

ETKİNLİK ADI : Telsiz telefon
S.D.A. AMAÇ : Başkalarıyla ilişkileri yönetebilme.
KAZANIM : Grup etkinliklerinde grubun görüş ve amaçlarını benimsediğini gösterme.
MATERYAL :

Öğretmen : Ben başta oturan iki takım yanındaki arkadaşına bu cümleyi gizlice aktaracağım. Böylece yanlışsız olarak sonraki oyuncuya kadar ilerleyecek’der. Bundan sonra öğretmen üç sözcüğü geçmeyen bir cümleyi başta bulunan iki takım oyuncusunun kulaklarına yavaşça söyler. Böylece bütün çocuklar öğretmenin mesajını kulaktan kulağa son oyuncuya kadar gönderirler. En sondaki iki oyuncuda duydukları cümleyi yüksek sesle öğretmene söylerler. Oyun sonunda başarılı olan öğrenci alkışlanır. Yanlış söylenen cümle eleştirilir ve nerde bozulduğu araştır

DRAMA PLANI

ISINDIRICI DRAMA

ETKİNLİK ADI : Kurbağa ve leylekler
P.A. AMAÇ : Denge gerektiren hareketleri yapabilme.
KAZANIM : Zemin üzerine çizilen değişik şekiller üzerinde yürüme.
MATERYAL : Tebeşir veya ip
SÜREÇ : Tüm sınıf grup çalışması

Oyun yerine iç içe iki büyük daire çizilir. İki gruba ayrılan çocukların bir bölümü leylek olur ve büyük dairenin dışında sıralanır. Diğerleri kurbağa olur ve orta daireye dağılır. En içteki daire göl ve bataklık alanıdır. Oyuna başlama;

Leylekler büyük dairenin dışında (leylek yürüyüşü ile) LAK LAK LAK diye gezinmeye başlarken kurbağalarda (kurbağa sıçraması ile) KUVAK KUVAK KUVAK sesleriyle dolaşırlar. Öğretmenin;
– Karnınız aç mı? Sorusuna, leyleklerin;
– Aç! Demesi üzerine kurbağalar da yakalanmamak için hemen sıçrarlar. Bu sırada göle kaçamayıp leyleklere yakalanan kurbağalar leylek olurlar ve oyuna yeniden başlanır.

NOT: Leylekler hiçbir zaman göle(bataklığa) girmemelidir.

ESAS ÇALIŞMA

ETKİNLİK ADI : Rüzgar ve ağaçlar
S.D.A. AMAÇ : Estetik özellikler taşıyan özgün ürünler oluşturabilme.
KAZANIM : Müziğe uygun özgün hareketler yapabilme.
MATERYAL : CD çalar yada bir müzik aleti.

Rüzgar ve ağaçlar; müziğe uyarak rüzgarda ağaçların sallanmasını taklit:
Gövde ağacı, kollar dalları, el ve parmaklarda yaprakları temsil eder. Müzik hafif ve ağır çalınırken, rüzgar hafiftir. Yalnız dal ve yapraklar ağır ağır sallanır. Sağa sola dönerler. Müzik kuvvetlenip çabuklaşınca ağacın gövdesi de hafifçe sallanmaya başlar. Bu esnada dal ve yaprakların hareketi daha kuvvetli ve çabuk olur.

RAHATLAMA ÇALIŞMALARI

ETKİNLİK ADI : Neler hissettiniz?
S.D.A. AMAÇ : Duygularını fark edebilme.
KAZANIM : Duygularını müzik, dans vb. yollarla ifade etme.

Bir önceki yapılan çalışmanın tartışması yapılır. Çocuklara bazı sorular sorulur:
– Bir ağaç oldunuz, müzik yavaş çalarken ve hızlı çalarken neler hissettiniz?
– Sizde bir ağaç olmak istermiydiniz? Hangi ağaç olmak isterdiniz?
– Bir ağaç sonbaharda veya yazın ne gibi duygular hissedebilir?
– Ağaçlar sonbaharda neden yapraklarını dökerler? Gibi sorular sorulur.

KAYNAK :  AÖF

Toplumların geleceği olan çocuklar, günümüzün en yaygın ve etkin kitle iletişim aracı olan televizyondan etkilenmektedirler. Televizyondan etkilenme düzeyleri çocukların yaşlarına, gelişimlerine, ailesel ve çevresel faktörlerine, izledikleri programların içeriklerine bağlı olarak farklılıklar göstermektedir. Televizyonun çocuklar üzerindeki etkileri, olumlu olduğu kadar olumsuz da olabilmektedir. Çocuğun dış dünyayı tanıması ve anlamlandırmasında televizyonun olumlu etkileri vardır. Önemli olan televizyonun doğru ve bilinçli bir biçimde kullanılmasıdır. Ancak günümüzde çocuklar çoğu zaman eğitici-öğretici yayınlardan çok, ailelerinin tercih ettikleri programları izlemektedirler. Televizyondan gönderilen mesajlar karşısında korunmasız olan çocuğun, yaşamının belli dönemlerinde bu kaydedilen mesajlar açığa çıkmaktadır. Bazı televizyon programları çocuğun zihinsel ve duygusal gelişimine olumlu etkilerde bulunurken bazıları ise son derece olumsuz etkilere yol açabilmektedir. En yaygın ve etkin toplumsallaştırma araçlarından biri olan televizyon yanlış kullanıldığında ise aile içi ve dışı toplumsal ilişkileri en alt düzeye indirmesi bakımından çocuğun toplumsallaşmasının baş düşmanı olabilmektedir.

Televizyonun etkileri olumlu ve olumsuz etkiler şeklinde ayrılabilmektedir. Televizyon izleyen çocuklarda öncelikli olarak ders çalışmaya karşı isteksizlik, okuma alışkanlığının yerleşmemesi, şiddete başvurma ve saldırganlığın artması, kendini doğru bir biçimde ifade edememe, kendini televizyondan izlediği kahramanın yerine koyarak gerçeklerden uzaklaşma, toplumsal ilişkilerde güçlüklerle karşılaşma ve uzun süre televizyon karşısında kalmanın yarattığı çeşitli sağlık sorunları televizyonun olumsuz etkilerinin birer sonucudur

Ebeveynler tarafından belki de çok fazla üzerinde durulmayan bu olumsuz etki çocuklarda algılama ve bir konuya odaklanamama gibi sorunlara neden olabilmektedir. Hatta küçük yaşlardan itibaren çok fazla televizyon karşısında zaman geçiren çocuklarda geç konuşma ya da cümle kuramama gibi sorunlarla da karşılaşılabilmektedir. Bu sorunlar daha ileriki yaşlarda, örneğin okul çağındaki çocuklarda da derslere ilgisizlik ve algılama güçlüğü şeklinde kendini göstermektedir.

televizyon_izlemeEğer televizyon doğru ve bilinçli bir biçimde kullanılırsa, eğitsel içerikli programlarla çocuğun dikkatini yoğunlaştırma süresini arttırabilmektedir.

Televizyonun çocukların gelişimi üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini inceleyecek olursak;

Televizyonun Çocuğun psikolojik-zihinsel-Duygusal ve Fiziksel Gelişimine Olan Etkileri incelendiğinde, Televizyonun çocuğun zihinsel ve duygusal gelişimine olan etkilerinde, bazı televizyon programları çocuğun zihinsel ve duygusal gelişimi için yararlı olabilirken, bazıları ise önemli sorunları beraberinde getirebilmektedir. Araştırmalar çocukların televizyon sayesinde birçok zihinsel beceriyi öğrendiklerini göstermektedir. Özellikle okul öncesi döneme yönelik hazırlanan programları izleyen çocukların daha fazla sıfat, eylem, isim bilgisine ve sözcük dağarcığına sahip oldukları, aşırı derecede televizyon izleyen çocukların ise diğer faaliyetlerinin engellendiği, hareketsiz kaldıkları ve diğer çocuklarla iletişim kurmakta güçlük çektikleri gözlemlenmektedir. Yine aşırı derecede televizyon izleyen çocuklarda olumsuz psikolojik gelişimler görülmektedir. Hırçınlık, huzursuzluk, korku, endişe gibi davranış değişiklikleri, çocukların başlıca sıkıntıları olarak ön plana çıkabilmektedir. Fiziksel gelişimine olan etkilerine bakıldığında, uzun süre televizyon karşısında oturan çocukların yatma saatlerinin geciktiği ve uyku probleminin ortaya çıktığı görülmektedir. Çocukların saatlerce televizyon karşısında oturmaları hareketsizliğe ve sonucunda şişmanlamalarına yol açmakta ve sürekli yorgunluk hissetmelerine neden olmaktadır. Yine uzun süre yere yüzü koyun yatıp, dirseklerini yere dayayarak kıpırdamadan televizyon izleyen çocuklar, eklem rahatsızlıkları çekebilmektedirler.

Televizyonun Çocuğun Toplumsallaşmasına Olan Etkileri İncelendiğinde, Toplumsallaşma, bireyin içinde bulunduğu veya bulunacağı sosyal hayatın asgari gereklerine hazır ve uygun hale gelmesini sağlayan öğrenme ve uyum süreçlerinin tamamına denir. Televizyon da olumlu ya da olumsuz program içerikleriyle birlikte en yaygın ve etkin toplumsallaşma aracıdır. Televizyonun çocuğun toplumsallaşmasına olan olumlu etkilerinde çocuk; izlediği herhangi bir eğiticibilgilendirici programdaki içeriği, programı izleyen diğer arkadaşlarıyla paylaşarak bir sosyal ortamın doğmasını sağlayabilir. Yine televizyonun sunduğu modelleri taklit eden çocuk, bunları başka bir ortamda yeniden sunar, dramatize eder ve sonuçta toplumsallaşır. Aile yaşamının bir parçası olan televizyonun yayınlarında aile fertleri bir araya gelmekte, program seçimleri beraber yapılmakta ve bunlar üzerinde farklı yorumlar paylaşılmaktadır.

tv_cocukTelevizyonun çocuğun toplumsallaşmasına olan olumsuz etkilerine bakılacak olursa; öncelikle uzun süre televizyon karşısında kalmak çocuğun çevresine olan ilgisini azaltır. Böylece çocuk arkadaşlarıyla oyun oynamak, aile fertleriyle bir arada olmak, spor yapmak, resim yapmak, sinematiyatroya gitmek gibi toplumsal faaliyetlerden uzaklaşır. Televizyonda izlediği her şeyi ‘gerçekmiş’ gibi kabul edip, yanlış tutumlar sergileyebilir.Ayrıca uzun saatler televizyon karşısında kalan çocuk giderek düşünme ve yorum yapabilme yeteneklerini yitirir. Programların bir çoğunda kullanılan yanlış ifadeleri, argo sözcükleri benimser ve toplumsal hayatta kullanmaya başlar. En önemlisi de televizyon karşısında izlediği şiddet içerikli programlar sonucunda şiddeti günlük hayatın bir parçası kabul ederek şiddete yönelebilir. Bu da çocuğun toplumsallaşmasında son derece olumsuz etkilere yol açabilmektedir.

 Televizyonun Çocuğun Beslenme Alışkanlıklarına Olan Etkileri  İncelendiğinde,   Televizyonun çocuklar üzerindeki bir etkisi de beslenme alışkanlıklarına yöneliktir.   Medyanın toplumu yönlendirme ve ikna etme gücü, ailelerin özellikle çocukların beslenme alışkanlıkları ile besin ürünleri satın alma ve tüketme kararlarını pozitif veya negatif etkilemektedir< Özellikle televizyonda yayınlanan hazır gıda reklamları bu yaş grubu çocuklara yönelik mesajlar içermektedir. Bu etkisi ise onları reklamı yapılan gıda ürününe sahip olmaya yönlendirmektedir. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları yerini tek tip ve çe- şitli katkı maddeleri içeren fast-food veya benzeri beslenme şekline bırakmaktadır. Televizyon izleme süresinin artması beraberinde fiziksel aktivitenin azalmasını ve öğün dışı fazla hazır gıda tüketilmesinin artmasını getirmektedir. Bu durum ise çocuklarda obezite riskini arttırmaktadır. Yine herhangi bir besin maddesini sevmeyen bir çocuk, o besin maddesinin reklamlarını televizyonda izlediğinde, bir süre sonra reklamın etkisinde kalarak o besini yemeye başlayabilmektedir. Şeker bakı- mından zengin, protein bakımından fakir gıdaların, birçok katkı maddesini bünyesinde barındıran gıda ürünlerinin televizyondaki reklamları çocukları satın almaya yönlendirmektedir. Çocukların sağlıklı beslenme alışkanlığı edinmeleri, ancak ailelerin bilinçlendirilmeleri ve çevresel faktörlerin pozitif olmasıyla mümkün olacaktır.

Çocuğun televizyon programlarından olumsuz etkilenmemesi için ailelere önemli görevler düşmektedir.

  1. Televizyon izleme davranışını günde bir-iki saatle sınırlandırmak
  2. Televizyonda neyi seyrettiğinden haberdar olmak için içerikleri kontrol etmek
  3. Televizyonda gördüğü ve anlayamadığı şeyleri açıklamak
  4. Televizyon önünde yalnız kalmasını önlemek
  5. Televizyonu bir ödül ceza aracı olarak görmemesine zemin hazırlamamak
  6. Televizyondan bir çocuk bakıcısı olarak yararlanmasına fırsat vermemek
  7. Televizyon izleyerek bütün boş zamanını doldurmasına izin vermemek
  8. Televizyonda sadece reklam ve video kliplerle uyarılmasına izin vermemek
  9. Televizyon eşliğinde yemek yeme alışkanlığını kazandırmamak
  10. Televizyonda izlediği belirlenmiş programın bitiminde televizyonu kapamak.

  ZİH. ENG. SIN. ÖĞRTMN.

  İskender TÜRKÜM

Samsung, otizmli çocukların hayatlarını iyileştirmek amacıyla geliştirdiği yeni uygulaması Look At Me‘yi tanıttı. Uygulama, otizmli çocukların iletişim becerilerini geliştirerek, çevreleri ile daha sağlıklı iletişim kurmalarına yardımcı olmayı amaçlıyor.

Otizmli çocukların genellikle insanlarla göz teması kurma konusunda zorlandıkları biliniyor. Bu da ileride otizmli bireylerin sosyal yaşamlarını etkileyebilecek bir sorun olarak öne çıkıyor. Araştırmalara göre, otizmli çocuklar akıllı cihazlarla etkileşimden hoşlanıyor. Samsung da bu verilerden hareketle, Seul Ulusal Üniversitesi ve Yonsei Üniversitesi profesörleriyle bir araya gelerek, “Look At Me” uygulamasını geliştirdi. Uygulamanın gelişim sürecinde, 20 çocuk üzerinde 8 hafta boyunca süren ortak bir klinik çalışma gerçekleştirdi.

Uygulamayı kullanan çocuklar, cihazın kamera fonksiyonu aracılığıyla karşılarındaki kişinin duygu durumunu anlayabiliyor ve yüzleri hatırlayabiliyor. Uygulamada bulunan yedi farklı eğlenceli ve etkileşimli görev çocukların ilgisini canlı tutarken, uygulamaya yerleştirilen ödül-puan sistemi ile sesli ve görsel efektler çocukların motivasyonunu artırıyor. Her bir görev, gün içinde yaklaşık 15-20 dakikada tamamlanabiliyor.

Uygulamayı değerlendiren Yonsei Üniversitesi’nden Profesör Kyong-Mee Chung, araştırmaya katılan çocukların yüzde 60’ının göz teması konusunda iyileşme kaydettiğini dile getirdi. Chung, uygulama sayesinde otizmli çocukların mutluluk, şaşkınlık ve korku gibi farklı duygulara ilişkin algı ve ifadelerini geliştirme fırsatı bulacağını belirtti.

Galaxy S5, Galaxy S4, Galaxy S3, Galaxy Note 4, Galaxy Note 3, Galaxy Note 2, Galaxy Zoom 2, Galaxy Zoom ve Galaxy Tab S model akıllı cihazlarla uyumlu olan Look At Me uygulamasını Google Play’denindirebilirsiniz.

Kaynak :

Okul korkusu, ’’Okul çağı içindeki çocuğun okula gitmeme yönünde direnmesi, arkadaşlarını kabul etmemesi ve ağlamak gibi tepkiler geliştirmesi’’ olarak tanımlanıyor. Okul korkusunun, çocuğun eğitim alacağı ortama uyum sağlamasını engeller. Çocuk ailesinin kendisini oraya bıraktığını, almayacağını bile düşünür. O yüzden bazı çocuklarda okul korkusu gelişebiliyor.

Okul korkusunun birçok nedeni vardır. Bunların en önemlisi, ebeveyn ile çocuk arasındaki ilişkidir. Aşırı korumacı ailelerin çocuklarında çok fazla görülür. Çocuk anneden ya da babadan okul nedeniyle ayrıldığı zaman kendisini savunmasız ve zayıf hisseder, bu nedenle onu koruyacak kişiler yanında bulunmadığı için okula karşı bir korku beslemeye başlar. Bunun yanında çocuk kendisini terk edilmiş hissedebilir, terk edilmiş hissine kapılan çocuk yine doğal olarak okula karşı öfke ve korku yaşayacaktır.

Bu çocuklarda görülebilinecek problemler;

  • Baş ağrıları,
  • Karın ağrıları, bulantı
  • İştahsızlık, keyifsizlik,
  • Okul sorumluluklarının yerine getirilmesinde aksamalar,
  • Ortada bir neden yokken gözyaşlarına boğulma,
  • Alıngan ve sinirli ola .

Çocuğun ev içerisinde yaşadıkları bu durumu tetikleyen en temel nedendir. Çocuklara bu dönemde aşırı baskı yapmamak, onlara şiddet ve benzeri davranışlar göstermemek gerekir. Okul korkusu yaşayan çocukla açık ve net bir şekilde konuşulmalı, okula gitmesinin gereklilikleri anlatılmalı ve onu rahatlatacak, ona güven verecek sözler söylenmelidir. Çocuğun okulu istememesinin  nedeni  olan sorunu bulup bunu çözmek için çaba gösterilmelidir. Öğretmen ve aile sürekli iletişim halinde olup en kısa şekilde durumun nasıl çözüleceğine dair fikir alışverişi yapmalıdır. Farkında olmadan ya da bilmeden, çözüm gibi görünen ancak çocuğa zarar verebilecek davranış ve konuşmaların çok fazla olabileceği bu hassas dönemin, çocuğun bütün yaşam kalitesine mal olabileceğini de düşünmek gereklidir. Bunun için bazı durumlarda profesyonel destek almak en doğrusudur.

OKULA YENİ BAŞLAYACAK ÇOCUKLARIN AİLELERİNE TAVSİYELER 

  • Çocuğunuz ilk defa okula gideceğinden bu durum sizi de kaygılandırabilir. Ancak bu noktada çocuğunuzu okula gidip takip etme isteğinize yenilmemeli, kendinizi kontrol altına almalısınız.
  • Çocuğunuza okula geliş gidiş saatleri hakkında bilgi vermelisiniz, bu durum onu biraz olsun rahatlatacaktır.
  • Çocuğunuzun öğretmeniyle olan ilişkisi de çok önemlidir.Öğretmeni hakkında olumlu konuşulmalıdır.
  • Çocuğunuz okuldan eve geldiğinde mutlaka onunla ilgilenmeli ve nasıl bir gün geçirdiğine yönelik sohbetler etmelisiniz.
  • Çocuğunuzun sabahları evden mutlu ve huzurlu bir şekilde ayrılmasını, sağlayınız onu güven verici konuşmalarla okula göndermelisiniz.
  • Ailesinin okula gelmesini ısrar  eden çocuğa, yumuşak ve yapıcı bir dille herkesin sorumlulukları olduğundan, örneğin, annenin evde kalıp yemek yapması gerektiğinden, babanın işe gidip para kazanması gerektiğinden bahsetmelisiniz.
  • Çeşitli aktiviteler, faaliyetler ve oyunlara katılımı konusunda onu teşvik edip desteklemelisiniz.

Okul korkusu olan çocukların  aileleri  tavır, davranış ve ilişkilerini düzeltmelidir, böylelikle çocuklarına sağlıklı, mutlu ve başarılı bir yaşam sunabilirler.

BURSA REHABİLİTASYON MERKEZİ – HAYAT ÖZEL EĞİTİM 

OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENİ

CEMİLE ERDİL

GELİŞİM

Çoğu kez birbiriyle karıştırılan “büyüme” ile “gelişme” sözcükleri, gerçekte birbirinden farklı kavramlardır; biri diğerinin yerini alamaz. Yapısal artışı dile getiren “büyüme”, bedende gerçekleşen sayısal değişiklikleri içerir. (Kilo, boy artışı gibi). Buna karşılık “gelişme” kavramı; düzenli, uyumlu ve sürekli bir ilerlemeyi dile getirmektedir. Gelişim, anne karnından başlayıp ölünceye kadar devam eden bir süreçtir. Her çocuğun gelişiminin farklı olduğunu unutmamalıdır. Bu nedenle çocuklarımızı bedensel, zihinsel, sosyal, duygusal yönden karşılaştırmamız gerekir.

GELİŞİM ALANLARI

  1. Fiziksel Gelişim

Döllenmeden itibaren beyinde, duyu organlarında ve bedenin diğer bölümlerinde meydana gelen tüm yapısal gelişmeler fiziksel gelişmedir.

  1. Psiko-motor Gelişim

Hareket gelişimidir.İnce ve kaba motor gelişimlerdir. İnce motor gelişim parmak kasları, el-göz koordinasyonu ile ilgili gelişmeyi  kaba motor gelişim ise emekleme, oturma, yürüme, zıplama, tek ayak üzerinde durma, topa vurma, merdiven çıkma…gibi diğer tüm hareketleri kapsar.

  1. Zihinsel Gelişim

Öğrenmeyi ve anlamayı içeren algılama, soyut düşünme, uzun süreli ve kısa süreli hafıza,  lisan, problem çözme, yargılama, dikkat…gibi tüm zihinsel işlevleri kapsar.

  1. Sosyal Gelişim

İnsan yavrusunun toplumun bir üyesi haline sosyalleşmesidir. Çocuk çevresinden etkilenen aynı zamanda çevresini de etkileyen bir varlıktır. Sosyal gelişim, bireyin öncelikle aile ve yakın akraba çevresine katılımıyla başlayan ve yaşının ilerlemesiyle diğer sosyal gruplarla (akran grupları, ana okulu, oyun grupları, ilköğretim, spor aktiviteleri…) devam eden ilişkilerinin gelişimsel özelliklerinin takip edilmesidir.

  1.  Duygusal Gelişim

Bireyin kendi duygularının farkında olması, duygularını uygun yollarla yani uygun jest, mimik gibi yüz ifadeleri kullanarak sözle de  ifade etmesi; diğer taraftan başkalarının duygularını da empati yoluyla anlayarak karşısındakine yansıtma yetisini içeren gelişim sürecidir.

  1.  Cinsel Gelişim

Cinsiyet organlarının büyüyüp gelişmesi sürecinde yaşadığı davranış değişiklikleriyle beraber, bu gelişim sürecinde doğan sorunlarla ilgili davranış değişikliklerini kapsar. Çocuğun anlayabileceği şekilde çocuklara bu değişiklikleri anlatılmalıdır.

  1.  Ahlak Gelişimi

Bu gelişim süreci, bireyin özünde yer alan ahlaki doğruların ve erdemlerin sosyal alandaki tezahürünü içerir. Buna göre birey, toplum değerlerini de içerisine katarak, kendine göre mukayeseli (doğru-yanlış, iyi-kötü…) bir ahlaki düşünce sistemi geliştirir.

  1.  Öz bakım Becerileri

Bireyin dışarıdan yardım almadan yaşamını sürdürebilmesi için gerekli temel becerileri (beslenme, tuvalet ve temizlik alışkanlıkları, giyinme-soyunma….) kazanmasına ilişkin konuları ele alan gelişim sürecidir. Çocuklarımıza öz bakım becerilerini gerçekleştirmeleri için fırsat tanınmalı ve kısıtlanmamalıdır. Çünkü çocuğun giyinme, beslenme, tuvalet alışkanlıkları anne-baba ve diğer kişiler üstlenip çocuğun üstünü giydirme, tuvaletten sonra altını temizleme, çocuğu bebek gibi besleme yapılırsa çocuk kendi kendine yetemez ve her zaman büyüklerine muhtaç olur. Bu şekilde de öz güven kazanılamaz.

 ÇOCUK GELİŞİM DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ

 0-1 YAŞ ÇOCUKLARIN GELİŞİMİ  

 0-1 yaş döneminde bebek bütünüyle annesine ve çevresine bağımlıdır. Onun içinde temel gereksinmesi ´güven ve sevgidir. Bunu alamazsa ona ´güvensizlik´ egemen olacaktır. Çocuğun acıkması ´güvensizliktir, doyurulması´güvendir. Çocuğunun altının kirlenmesi ´güvensizliktir, temizlenmesi güvendir. Annenin uzaklaşması güvensizliktir, gelmesi güvendir. 0-1 yaş döneminde kazanılan güven duygusu hayatı boyunca sürecektir. Eğer güven duygusu gelişmezse çocuk kendine güvenmeyen birey olarak yetişecek ve hayatı boyunca güven ve güvensizlik ikilemi yaşayacaktır.

Bebeğin temel gereksinmeleriyle ilgili görünen güven ve güvensizlik ikilemi hayat boyunca sevgiyle ilgili olarak, başarı ile ilgili olarak, toplumsal korkularla ilgili olarak sürüp gidecektir.

1-3 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİMİ

 Tuvalet eğitiminin kazanıldığı bu dönem 2. ve 3. yaşları kapsar. Yürümeye ve konuşmaya başlamıştır. Kazanılan bu iki önemli yetenek sayesinde bağımsız hareket etmek ister. Sürekli oradan oraya koşuşturur, her yere uzanmak, her şeyi tutmak ister. Çevresini araştırmaya keşfetmeye çalışır. Aileler bu keşfetme zamanlarında çocuğa karşı çıkmamalı çocuğun kendi kendine bir şeyler öğrenmesine fırsat vermelidir ve onu bu yolda desteklemelidir. Su ile oynar, yemekleri döküp saçmaya başlar, isteklerini karşı çıkılmasına dayanamaz, ağlar, başına buyruk, ele avuca sığmaz, öfkeli bir çocuk olup çıkmıştır.

           Bu çağda çocukların inatçı olumsuz, hareketli karıştırıcı tutturucu olduklarını ve davranışlarında çelişkilerle dolu olduğunu unutmamak gerekir. Ayrıca bu olumsuzlukların geçici olduğunu 3 yaşında ortaya çıktığını bilmek yararlıdır. Ortadan kesici, batıcı, yarayıcı nesneler kaldırılmalıdır. Çocuğun rahat hareket edebileceği ortamlar hazırlanmalıdır. Değerli eşyalar çocuğun uzanamayacağı yerlere konmalıdır. Ama bunu yaparken her şeyi ortadan kaldırmak yanlış olur. Çocuk oynanmayacak bir şeylerle oynuyorsa yavaşça elinden alınmalı onun yerine ilgisini çekecek bir eşya veya oyuncak verilmelidir.

          Bu yaşlarda çocukların dikkatlerinin başka yöne kolaylıkla çekilebileceğini bilmek iyi olur. Böylece çocukla gereksiz yere kısır çekişmelere girilmemiş olur. Çocuk her an bir şey kıracak kendine veya eşyalara zarar verecek korkusuyla davranmak doğru bir hareket tarzı değildir. Çocuk bazı titiz annelerin yaptığı gibi belli bir alanda tutulmamalı, ev içinde oynama serbestisi tanınmalıdır. Sürekli olarak dur, otur, yapma ,elleme demekten kaçınmak yerinde olacaktır. Bu yaşlarda korkutmalara, sert cezalara ve dayağa başvurmak çok zararlıdır. Ancak çocuk ağlamasın diye her istediğini yerine getirmekten de kaçınılmalıdır. Çocuğun döküp saçmasına katlanarak kendi kendisini besleme kendi başına yemek yeme isteği desteklenmelidir. Üç yaşında çocuk kendi başına yemek yer duruma gelmelidir. Çocuk döküp her tarafı batıracak diye çocuk anne tarafından yedirilmemeli, çocuğun kendi kendine yemesi için desteklenmelidir.

3-6 YAŞ ARASI ÇOCUKLARININ GELİŞİMİ

Bu dönemde çocuk konuşkan, cıvıl cıvıl ve hayat doludur. Sürekli sorular sorar: “Anne bu ne?, Baba bunun adı ne?, Neden?, Niçin?,” soruları bitmek bilmez. Çocuğun soruları geçiştirilmemeli, çocuğun anlayabileceği şekilde anlatılmalıdır. Çocuğa yanliş bilgi verilmemelidir.Bir önceki dönemin inatçılığı gitmiş onun yerini uyumluluk ve söz dinlerlik almıştır. Bu dönemin en belirgin özelliği olan kendi işini kendi görmeye bayılır. Çok canlı bir hayal gücü vardır. Duyduklarını abartır, gördüklerini çarpıtarak anlatır. Olmamış şeyleri olmuş gibi anlatır. Çizikler, sıyrıklar ve küçük yaralanmalardan çok etkilenirler. Bir damla kan görse bağırır, ağlar. Kız veya erkek olduğunu ayırt eder. Anne babaya benzeme çabası içine girerler. Kız çocuğu anneye hayrandır, anneyle bir arada bulunmaktan, onunla mutfakta iş yapmaktan çok hoşlanır. Annenin hoşuna gidecek işleri yapmaya özen gösterir. “Bak anne ben ne yaptım” diyerek ondan övgü bekler. Anneyi giyinirken, soyunurken, süslenirken izlemeyi çok sever, dudaklarını boyamaya annesinin topuklu ayakkabılarını giymeye bayılır. Erkek çocuklar da babaya hayrandır. Onun gözünde babadan daha becerikli, daha akıllı ve daha güçlü kimse yoktur. Arkadaşlarına “Benim babam senin babanı döver” diye tartışmaya girişir.

          Kızın anneyi benimsemesi, erkek çocuğunun da babayı örnek alması kişiliğin gelişmesinde en önemli olaydır. Erkek çocuk erkek kimliğini babaya benzeyerek, kız çocuk ta kız kimliğini anneye benzeyerek kazanır.

Bu dönemde oyun çocuklar için ayrı bir özelliğe sahiptir. Biz yetişkinler gözüyle oyun, çocuğun eğlenmesine, oyalanmasına yarayan amaçsız bir uğraştır. Oysa çocuk oynadıkça duyuları keskinleşir, becerisi artar. Çünkü oyun, çocuğun en doğal öğrenme ortamıdır. Duydukları, gördüklerini sınayıp denediği, öğrendiklerini pekiştirdiği bir deney odasıdır. Oynayan çocuk kendi küçük dünyasındadır. O dünyaya kendisi hakimdir. Kuralları kendisi koyar, kendisi bozar. Yaşıtları dışındaki kimsenin bu dünyaya girmesini istemez. Evcilik oynayan küçük çocuklar büyükleri yanlarına yaklaştırmazlar.

6-11 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİMİ (İlkokul dönemi)

           Okula başlama çocuk yönünden belli bir zeka ve duygusal gelişimi tamamlamış olmayı gerektirir. 6 yaşını bitirdiği halde zekası yeterli olan bir çocuk ruhsal bakımdan evden ayrılabilme olgunluğunu göstermeyebilir. Özellikle oyun ve arkadaşlıktan uzak tutulmuş, dışarı çıkarılmamış çocuklar için evden ayrılış ürkütücüdür. Okulların açıldığı ilk günlerde, her sınıfta birkaç anneyi sıralarda çocukları ile birlikte otururken görürüz. Okula korku ile giden ve hep evi düşünen bir çocuğun kendini okuma ve öğrenmeye vermesi kolay olmaz. Ayrıca yaşıtları içine karışması, birlikte oynaması ve arkadaşlık kurması güç olur. Okula uyumu ve başarısı bir anlamda anne-babanın yetiştirmedeki başarısıdır. Çocuk dışarıya çıkartılıp arkadaşlarıyla birlikte vakit geçirdiyse anne-babaya bağımlı yetişmediyse çocuk okula daha kolay alışır ve derslerde başarısı yüksek olur.

İlkokul çocuklarının öğrenmek, üretmek için güdüsü çok fazladır. Anne babaya düşen, bu güdüyü en iyi biçimde değerlendirmeye çalışmaktır. İlgi çekici, renkli ve kolay izlenebilen materyallerle çocukların bu ilgileri desteklenebilir. Ürettiklerini beğenmek ve ödüllendirmek ise anne babanın asli görevidir!

İlkokul çocukları, konuşmaya, tekrarlamaya çok meraklıdır. Yazmaya ilgi ve merakları daha azdır. Bu yaş çocuklarını sınıfta öğretmenin, evde anne babanın sık sık sıraları geldiğinde konuşmaları ve sıralarını beklemeleri konusunda uyarması gerekir. Özellikle yoğun geçen bir iş gününün ardından çocuğunuzu dinlemek çok güç olabilir ama son bir çabayla ona zaman ayırmaya çalışmanızı öneririz. Aktif olarak ona ayıracağınız sadece yarım saat bile, onun bu gereksinimini karşılamaya yetebilir. Unutmayın birlikte geçirilen zamanın niteliği niceliğinden çok çok daha önemlidir!

Bu yaş çocukları,aynı zamanda şikayet etmeyi de çok severler. Bu onların moral (ahlaki)gelişimde kuralları katı bir biçimde algılamalarından ve davranışın ardındaki niyeti henüz dikkate alamamalarından kaynaklı olabilir. Ayrıca çok sevdikleri öğretmenlerinin, anne babalarının dikkatlerini çekmek ya da kıskançlık gibi nedenlerle de bu davranışı gösteriyor olabilirler. Ama gerçekten sıkıntıları olabileceğini de gözardı etmemek gerekir. Sonuçta sebep ne olursa olsun, sizden destek istediğinin bir göstergesidir bu şikayetler. Ancak bunları çok fazla ödüllendirmenin, şikayet etmeyi genel bir davranış kalıbı haline getirmesine yol açabileceği olasılığını da unutmayın!

Bu yaş çocukları somut düşünme döneminde oldukları için, çoğunlukla görerek ve yaparak öğrenirler. Bu nedenle söylediklerinizden çok davranışlarınızın önemli olduğunu unutmayın! Sözcükler ve dolayısıyla konuşma soyuttur. O sizin davranışlarınızı öğrenir.

ERGENLİK DÖNEMİ

Bu dönemde erkeler ve kızlar farklı gelişim özellikleri gösteririler. Kızlar erkeklerden önce ergenlik dönemine girerler ve bu döneme farklı cinsiyet hormonları salgılarlar. Erkeklerin salgıladığı hormona testosteron, kızların salgıladığı hormona östrojen adı verilir. Bu hormonlar vücudun diğer hormonlarını, metabolizmasını, kemik ve kas sistemimin gelişmesini etkiler. Kızlar önce ergenliğe girdiği için 11- 12 yaşlarında boy ve kile artışı içinde girerler. Hızlı fiziksel ve fizyolojik gelişme vücutta büyük değişime neden olur. Bedenin tüm organları büyür, ergen uyum sorunu yaşayabilir.

Bu dönemde bireyler soyut işlemler dönemindedir. Ergenlik dönemi ile birlikte çocuklar soyut ve analitik düşünmeye başlarlar. Soyut kavramını anlayabilir ve etkili olarak kullanabilirler. Problemlerini çözebilmek için farklı yollar seçip onları test edebilirler. Ayrıca ideal fikir, değer ve inançlar da gelişmeye başlar. Kritik düşünme, yaratıcı düşünme, analiz, sentez yapma, eleştirme gibi özellikler bu dönemde sağlanacak eğitimsel etkinliklerde gelişir.

YETİŞKİNLİK DÖNEMİ

Yetişkinlik dönemi kendi içinde yetişkinliğe geçiş, yetişkinlik, yaşlılık gibi aşamalara ayrılmaktadır. Bu dönemin güzel özellikleri şöyle sıralanabilir.

Birey fiziksel motor gelişimini tamamlamıştır. Yaşlılık döneminde fiziksel güç ve yetilerde azalma görülmektedir.

Bilişsel gelişim aşamasında birey en son noktaya gelmiştir ve değişme azdır. Fakat toplum, kültür, bireyin yaşantıları önemlidir.

Psikososyal gelişim açısından bu dönemde bireyler; yetişkinliğe geçiş döneminde evlenme, aile kurma ve daha sonra aile yaşamını devam ettirme, meslek sahibi olup bir meslekte başarılı olma ve emeklilik dönemi gibi süreçleri geçirmektedirler.

BURSA REHABİLİTASYON MERKEZİ – HAYAT ÖZEL EĞİTİM 

OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENİ

DİLBER IŞIKLI

    Aile, toplumun en küçük birimidir. Çekirdek aile; anne, baba ve çocuklardan oluşurken geniş aile; büyükanne, büyükbaba, anne, baba ve çocuklar ile ailenin diğer fertlerinden oluşmaktadır. İster geniş ailede olsun, ister çekirdek ailede olsun, çocuk , bir ailenin vazgeçilmez isteklerindendir. Ve verilen karar sonrası çocuk sahibi olunur.

    Her ailenin çocuk sahibi olmaya karar verdiği andan itibaren en çok istediği şey, sağlıklı bir evlatlarının olmasıdır. Fakat bu durum bazen gerçekleşmez. Ve doğan çocuğun farklı sebeplerle özel gereksinime ihtiyaç duyduğu anlaşılır. Bu saatten sonra en önemli şey, çocuğun durumunu iyi anlamak ve neye ihtiyacı olduğunu bir plan dahilinde belirleyip gerekli adımları atmak olacaktır. Ve ebeveyne düşen en önemli görev de bu özel ve güzel çocuğa en güzel şekilde destek olmaktır.

    Çoğu ebeveyn, çocuğunun bu dünyada yalnız kalmasını istemez. Ve ona yoldaş olarak,  bir kardeş daha düşünür. Özel gereksinimi olan çocukların ebeveynlerinde ise artı bir düşünce daha ortaya çıkar. Kendilerine bir şey olduğu takdirde, özel gereksinimi olan çocuğa, ona, yakın birisinin bakabileceği düşüncesidir. Bu da anne- babaya göre kardeştir. Hem, sağlıklı bir çocuklarının olması isteği, hem de özel gereksinimi olan diğer çocukları için destek birine duyulan ihtiyaç neticesinde ikinci çocuk da doğar. İşte asıl hikaye de burada başlar.

    En baştaki ebeveynin düşüncesindeki ‘ kardeşinin bakımına destek olsun’ diye dünyaya getirilen çocuğun hayatı yavaş yavaş özel gereksinimli kardeşi olur. Çocuk küçük yaştan itibaren, abisinin ya da ablasının ihtiyacını gidermekle meşgul olur. Çoğu zamanını ona ayırmak zorunda kalır. Burada dikkat edilmesi gereken bir konu, zorunluluktur. Kardeşi elbetteki abisini / ablasını sevmektedir. Ancak onun bakımını üstlenme zorunluluğu, şartlı bir sevgiye dönüşebilmektedir. Kardeş, baktığı kardeşinin ona muhtaç olduğunu düşünür ve merhamet ederek bakımını üstlenir. Oysa koşulsuz sevgi bu değildir. Zaten duygusal anlamda karmaşa yaşayan bu kardeş için bir de yanlış ebeveyn tutumu eklenince işler bazen de çıkmaza girer.

    Yapılan bir araştırmada, intihar eden çocukların / gençlerin büyük oranda engelli bireylerin kardeşleri olduğu ortaya konulmuştur. Peki neden bunlar yaşanmaktadır ?

    Özel gereksinimli çocuğu olan ebeveyn, önce bu durumu kabullenmeyecek, kendini suçlayacak, tedavi yöntemleri araştıracak, sonuç itibariyle durumu kabullenerek yoluna devam edecektir. İkinci çocukları da doğan anne – baba, bu iki çocuğu büyütürken bazen, özel gereksinimi olan çocuğunun özel durumundan dolayı önceliği ona verebilmektedir. Örneğin; ikisinin de kazağa ihtiyacı varken öncelik, özel gereksinimli çocuğun olabilmektedir. Bu durumda diğer çocuk içten içten anne babasına kızacak, hatta hayatını kendisine adadığı kardeşine de gizliden kin duyabilecektir. Bu durum uzun yıllar devam ettiği için de, çıkar yol bulamayan ve anne babasından bir manevi doyum alamayan çocuk kendi hayatına son vermeyi düşünebilmektedir.

    Bir örnek verelim. Zihinsel engeli bulunan ve tuvalet ihtiyacını kendisi gideremeyen bir erkek çocuğu ve kendisini abisinin bakımına adayan kız kardeşi. Abi, 13, kızkardeş, 11 yaşında olsun. İkisi de ergenlik döneminde. Ve bu kız çocuğunun,  abisini tuvalete götürüp getirirken karşılaştığı manzarayı düşünelim. Dönemi itibariyle bu, onun için ağır bir sorumluluk olacaktır. Ergenlik dönemindeki bu kız çocuğu, henüz tanık olmaması gerektiği şeyleri görmekte bu da minik yüreğine ağır gelmektedir.Bu dönemde çocuklar için arkadaşlarıyla vakit geçirmek önemliyken, kız çocuğu abisinin bakımıyla ilgilenmektedir. Bundan mutluluk duymakta fakat, kendi hayatından da taviz vermektedir. Hem anne- baba sevgisi ve ilgisinden mahrum kalmakta, hem de sosyal hayattan kendini soyutlamaktadır.

    Son olarak, her çocuk özeldir ve her çocuğun anne babasının sevgisine ihtiyacı vardır. Bunu en iyi şekilde tüm çocukların yaşaması gerekmektedir. Baba güven veren, anne merhamet edendir. Bu duygulardan mahrum kalan çocuğun psikolojisi ise sağlıklı olmayacaktır. Daha çok diğer çocukla ilgilenildiği için kardeş, bu kez ilgiyi ve sevgiyi başka yerlerde ve yanlış kişilerde arayacaktır. Yanlış şeyler yapacaktır. Bir çocuğa fazla ilgi ve sevgi gösterirken, diğer çocuğu kaybetmek an meselesidir. Bu yüzden anne babaların, durumu kabullenip, her bir çocuğa aynı seviyede sevgi göstermesi gerekmektedir. Bunu her bir çocuğa hissettirmelidirler. Özel durumlarda  yapılacak işbölümü ise aile içindeki iletişimi güçlendirecek, zorunlu bir sevgi değil, kabullenilmiş doğal, samimi bir sevgi bağı oluşturacaktır.  Özel gereksinimi olmayan çocuğun başarısı takdir edilmeli, kardeşiyle zorunlu zaman değil, sevgi dolu zaman geçirmesi için şartlar oluşturulmalıdır. Aksi halde, sağlıklı olan çocuk kendini istenmeyen, sevilmeyen, sadece bakmak için dünyaya getirilmiş bir kişi olarak görecek ,öz güveni sarsılacak mutsuz olacaktır. Çocuğun dünyasını iyi anlamak ve onun kardeşi ve anne babası için büyük bir mutluluk kaynağı olduğunu hissettirmek ebeveynlere tavsiyemizdir.

Bursa Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi

Filiz Akdemir.

ÖZEL EĞİTİM NASIL UYGULANMALIDIR ?

Yaşamımız boyunca muhakkak ki mahallemizde, okulumuzda veya diğer sosyal çevremizde yürüyemeyen, tekerlekli sandalye kullanan, gözleri görmeyen, işitemeyen, konuşamayan, vücut şekilleri farklı olan, bazı dersleri anlamakta güçlük çeken ya da 3 yaşında kendi kendine okuma yazma öğrenen çocuklarla karşılaşmışızdır. Kimine üzülüp acık belki, kimine ise özendik. Bu çocukları bizlerden ayıran; FARKLI ve ÖZEL oluşlarıydı şüphesiz.

Bizlerden farklı olan bu çocuklara şüphesiz ki herkese uygulanan standart bir eğitim uygulanmamalıdır. Bu çocuklarımıza özel eğitim uygulanması gerekir. Özel eğitim; çoğunluktan farklı ve özel gereksinimli çocuklara sunulan, üstün özellikleri olanları yetenekleri doğrultusunda kapasitelerinin en üst düzeye çıkmasını sağlayan, yetersizliği engele dönüştürmeyi önleyen, engelli bireyi kendine yeterli hale getirerek topluma kaynaşmasını ve bağımsız, üretici bireyler olmasını destekleyecek becerilerle donatan eğitimdir.

Özel eğitim, üniversiteler tarafından bu alanlarda özel olarak yetiştirilen uzmanlar tarafından yapılır. Bu uzmanlar kazandıkları bilgi ve becerileri uygun ortamlarda bireylere en faydalı olabilecek şekilde kullanmaya çalışır. Tabii bu eğitimi verirken de bireyin ilgileri yetenekleri ve kapasitesi göz önüne alınıp bu doğrultuda eğitim verilmeye çalışılır. Bu eğitim verilirken de bireylerin ilgileri yetenekleri kapasiteleri farklılık gösterdiğinden birine uygulanan eğitim yöntemi bir diğerine aynen uygulanamaz. Özel eğitimde her bireyin özel olduğuna inanıldığı için verilen eğitimin de bireye özel olması gerekmektedir.

Özel eğitim uygulanırken erken müdahalenin önemi çok büyüktür. Eğitime küçük yaşlarda başlamak oldukça başarılı sonuçları beraberinde getirir. Çocuklarımızın özelliklerine göre ( hafif düzeyde zihinsel engelli, down sendromlu, otizmli…) hepsine ayrı yöntem, teknikle ve materyalle eğitim uygulanmalıdır. Daha sonra çocuğun yetenekleri ve kapasitesi doğrultusunda onu eğitmek daha nitelikli ve bağımsız hale getirerek toplumla uyumlu bir birey haline gelmesi amacı doğrultusunda eğitime devam edilmelidir. Bursa`da çocuk gelişiminde uzman kadromuz ile gelişmiş olan en son özel eğitim metodlarını kurumumuzda uygulamaya devam ediyoruz.

Tüm bunları yaparken eğitim ortamının çocuğa göre ayarlanması, öğretilecek kazanımların basitten karmaşığa doğru verilmesi, uygun materyalin seçilmesi, eğitimcinin ses tonu, jest ve mimiklerin doğru kullanılması vb. unsurlar önem arz etmektedir. Uygulanan eğitimin amaca ulaştırmadığı durumlarda eğitimci duruma göre materyali, eğitim ortamını veya yöntemini değiştirmesi gerekir.

Şüphesiz ki özel eğitimde ailenin rolü çok çok önemlidir. Çocuklarımız en çok zamanı ailesiyle birlikte geçirir. Aileler ilk başta çocuklarının bu farklı durumunu kabullenmekte güçlük yaşarlar. Ancak yapılması gereken erkenden tanının konulması ve eğitime başlanmasıdır. Aileler uzmanlarla işbirliği içinde hareket etmeli ve eğitime evde de devam etmelidirler. Tüm sorumluluğu uzmanlara yıkıp mucizeler beklemek yanlıştır. Aile ve uzman işbirliği içerisinde eğitim alan çocuklarımız, büyük gelişmeler göstermektedir.

Bursa Özel Hayat Eğitim ve Özel Rehabilitasyon Merkezi

Zihinsel Engelliler Sınıf Öğretmeni

Güler ÖZTÜRK  

Her insanın doğuştan getirdiği doğal hakları vardır. Bu haklar yasalarla güvence altına alınmıştır. Bu haklar tüm insanları kapsarken, çeşitli engelleri olan bireylere de ayrıca sosyal haklar tanınmıştır. Böylece sosyal hayatta daha rahat, özgürce yaşayabilmektedirler. Bu hakların neler olduğuna şöyle bir bakalım :

Kaynak, Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı.

Devamı İçin Tıklayınız

Bursa Özel Hayat Egitim ve  Rehabilitasyon Merkezi

Okul Öncesi Öğretmeni

Nevriye KESKİN

REAKTİF BAĞLANMA BOZUKLUĞU NEDİR ?

    Beş yaşından önce gelişen ve tek nedeni sağlıksız çocuk bakımı ile ilgili bir bağlanma ve iletişim problemidir. Çocukta mevcut ilişki kurma ve bağlanma probleminin tek nedeni çocuğa doğumun ilk yıllarından itibaren yetersiz bakım , sağlıksız ilişki ile beraber gelişir. Çocuk toplumsal iletişim ve yaşında uygun tepki verme konusunda yetersizdir. Çocuk seçici olmayan bağlanmalar ve uygunsuz toplumsal ilişkiler sergiler. Çocuğun gelişimini gösterdiği ortamda bakım veren kişinin sürekli değişmesi ile de böyle bir durum gelişebilir.

    Çocukta ilişki kurmada duygusal yakınlık göstermede belli bir bozukluk vardır. Çocuğun gelişim süreci içerisinde içe çekilme , konuşma gecikmesi , insanlara karşı ilgisizlik , çevreye karşı duyarsızlık olabilir. Ek olarak bu çocuklar otistik belirtiler de gösterebilirler . Bu belirtiler arasında insanlara ve yaşıtlarına ilgisizlik ,yaşına uygun konuşmanın gelişmemesi , tekrar eden hareketler , insanlara karşı ilgisizlik , göz kontağı kurmama , nesnelere karşı aşırı ilgi, dönen cisimlere ilgi , kendine özgü törensel davranışlar , kendi etrafında dönme , sallanma , saatlerce belli bir hareketi tekrar edebilme , beslenme konusunda düzensizlik , lık , etraftaki duygusal değişime ilgisizlik ,yaşıtlarına karşı ilgisizlik ,parmak ucunda yürüme , yandan bakış , taklit gerektiren oyunları oynamama , TV ve müziğe aşırı ilgi vb

    Reaktif Bağlanma Bozukluğu’nun tedavisi

    reaktif_bozukluk_bursaIlk olarak Reaktif Bağlanma Bozukluğuna yol açtığı düşünülen belirgin olumsuzlukların iyileştirilmesi yoluna gidilir. Örneğin; Aile ortamında sorunlar varsa, bunları giderici çalışmalar yapılır. Bakım ile ilgili sorunlar varsa ortadan kaldırılır. Aile bireylerinde ruhsal sorunlar görülürse tedavi edilir. Çocuğun bakımı ve eğitimi konusunda anneye detaylı eğitimler verilir ve belli bir süreci kapsayan destek programları oluşturulur. Böylece annelik becerileri arttırılarak, anne ile bebek arasındaki bağlılığın yeniden inşaasına ve yıkılan güvenin oluşturulmasına çalışılır. Annenin sevgisini hissettiren dokunma, sarılma, kucaklama, öpme vb davranışlar tedavi sürecinde önemsenir. Çocuğun zarar verici davranışları ve kuralları ihlal edici eylemleri sert cezalar yerine daha az sınırlandırıcı cezalarla kontrol altına alınmaya çalışılır.

    4-5 ay devam eden eğitim ve tedavi programına paralel olarak çocukta olumlu değişimler gözlenir. Çocuk konuşmasını ilerletir, öz bakım becerilerini öğrenmeye başlar ve tekrarlayıcı davranışlarını azaltır. Reaktif Bağlanma Bozukluğu bu noktada otizmden belirgin bir biçimde ayrılmaktadır, çünkü otizmli çocuklar bu kadar kısa sürede eğitime ve tedaviye cevap verememektedirler.

    Reaktif Bağlanma Bozukluğunda erken eğitim ve tedavi oldukça önem kazanmaktadır. Bu tanıyı almış birçok birey, zamanında aldığı eğitim ve tedaviyle normal gelişim gösteren akranlarına yetişebilmektedir.

    Gerekli pedagojik müdahalenin yapılması ve sebep olan nedenlerin ortadan kaldırılması ile gerekli tedavi düzenlenmelidir . Başka psikiyatrik nedenler ve eşlik eden durumlar araştırılmalıdır. Ne kadar erken müdahale yapılırsa o kadar iyi sonuç alınır. Çocuğun bu durumu genelde çocuğun aşırı TV izlemesi ile karakterize olabilir . Bu çocuklara TV izlemenin engellenmesi gerekir . aynı zamanda mümkün olduğu kadar çok insanlar ile birlikte olmaları , onlara yönelik duygusal yakınlık kurulması , onun  ile günün belirli saatlerinde birlikte sadece ona ayrılmış olarak vakit geçirme , mümkünse kreşe veya anaokuluna gitmelerini sağlama gibi önlemler bir an önce alınmalıdır . Otistik   bozukluk ile karışabileceğinden ayırıcı tanının yapılması ile beraber bir an önce eğitime başlanmalıdır.

    Bu türlü bir durumun hiç olmaması içinde anne babaların çocuğun doğumundan itibaren onun duygusal ihtiyaçlarını karşılamaları ile engellenebilir. Çok sık bakıcı değişmesi , çalışan annelerin işte yorulduktan sonra çocuk ile duygusal yakınlık kuramaması , aile içi stres faktörleri nedeni ile çocukların ihmal olması , anne veya babanın kendilerine ait psikiyatrik problemlerinden dolayı çocuk ile ilgilenememeleri , çocuğun gün içerisinde saatlerce TV karşısında kalması ,  gibi nedenler ile bu durum oluşabilir.

Bursa Rehabilitasyon Merkezleri

Kaynaklar:

www.cocukaile.com

www.annebebek.com.tr

ÇOCUKLARDA GELİŞİM

    Gelişim; zihinsel, bilişsel , dil, duygusal, psikomotor, ahalk, cinsel gelişim yönünden meydana gelen büyüme ve olgunlaşmadır. Beslenme, güven, sevgi vs. konularda yeteri kadarını alamayan çocuklarda gelişim, olması gerektiği kadar gerçekleşmez. Bu sebeple yukarıda saydığımız her alan için, çocuğun gelişim dönemlerine uygun olarak önerilerimiz olacaktır.

    Gelişim Dönemleri Şunlardır:

Doğum Öncesi Dönem

  • Bebeklik Dönemi ( 0- 3 ) Yaş
  • Okul Öncesi Dönemi ( 3-6 ) Yaş
  • Çocukluk Dönemi (6- 12 ) Yaş
  • Erken Ergenlik Dönemi(12 – 14 ) Yaş
  • Ergenlik Dönemi ( 14 – 18 ) Yaş

    DOĞUM ÖNCESİ DÖNEM

    Annenin, sigara , allkol, aşırı ilaç kullanımı, stres vb. olumsuzluk oluşturacak durumlardan uzak durması gerekir. Ağır kaldırmamak, ani hareketlerden kaçınmak, moral olarak kendisini iyi hissedecek ortamlarda bulunmak da doğum öncesinde anne adayının faydasına olacaktır.

    BEBEKLİK DÖNEMİ ( 0-3 YAŞ )

    BİLİŞSEL GELİŞME

    cocuk-gelisimi_bursa Bu dönemdeki bebeklerin beyin gelişimi devam etmektedir. Bilişsel gelişimi destekleyici oyuncaklar, oyunlar kullanılmalıdır. 5 duyu organını kullanabileceği, dikkatini çeken ve dikkatini toplayan uyaranlar verilmelidir. Kendi bedenini tanıması için uygun şartlar oluşturulmalıdır. Örneğin ayna karşısında kendisini görmesi sağlanmalıdır. 0-3 döneminde çocuklar buldukları nesneleri ağızlarına götürme eğilimindedirler. Bu yolla çevreyi keşfetme sürecini yaşarlar. O sebeple , çevresinde bulunan hatta üzerinde bulunan boncuk, iğne vb. şeylere dikkat etmek gerekir. Ayrıca,bebeğiniz bu dönemde bir merak dönemi içerisinde olacaktır. Yürümeye başlamayla birlikte çevresini keşfetmek için yerinde durmadan gördüğü her nesneye dokunmak, ona bakmak isteyecektir. Bir önerimiz de, ne kadar da yorulacak olsanız, çocuğunuzun bu dönemini sağlıklı atlatabilmesi için, onu oturtup  ya da dikkatini dağıtıp başka şeylerle uğraşmasını sağlamak yerine ona yol gösteren olup, merakını gidermesi için yardımcı olmanızdır. Şöyle ki; çocuk sizin elinizde bir kitap gördü. Kitabı aldınız sayfalarını çevirdiniz, çocuğunuz meraklı gözlerle size bakıyor. Ve muhtemelen biraz sonra kitabı elinizden almaya çalışacaktır. İşte o an çocuğu kitaptan uzaklaştırmak yerine onunla birlikte kitaba dokunmanız, sayfalarını çevirmeniz, içindeki resimlere bakmanız çocuğun bilişsel gelişimi açısından son derece faydalı olacaktır. Aksi takdirde, uzmanların görüşü, çocuğun dikkatini dağıtmaya çalıştığınız her an, çocukta dikkat dağınıklığı meydana gelebilecektir. Bu şekilde çocuk çevresini tam ve doğru olarak, sizin eşliğinizde tanımaya başlayacak, doğru düşünce tutumları sergileyecek hem de güven ,aidiyet, sevgi hususunda doyuma ulaştığını hissedecektir. Unutulmamalıdır ki 0-4 yaş arası yaş grubundaki çocuklar için merak dönemi ve bu dönemin sağlıklı yaşanması çok mühimdir.

    PSİKOMOTOR GELİŞİM

    Öncelikle büyük kaslarını kullanacaktır.Örneğin bir topu önce el ve kollarıyla bütün olarak tutup yuvarlayacaktır, sonraki dönemde ise küçük kas gelişimi devam ettikçe,topu el ve el parmaklarıyla tutup yuvarlamaya başlayacaktır. Büyük ve küçük kas gelişimi için önerimiz, bu dönem çocukları için önemli olan şey, yapabilecekleri şeyleri kontrolünüz altında kendisine bırakmanızdır. Yine çocuğunuzun sizi görmediği bir yere geçip seslendikten sonra, sesinize tepki verip vermediğini gözlemleyiniz. Eğer defalarca ismini söylemenize rağmen, hiçbir tepki vermiyorsa, bir uzmana başvurmanız faydalı olacaktır. Konuşurken gözlerinize bakıp bakmadığına ya da ne kadar süre boyunca bakabildiğine dikkat ediniz. Eğer göz kontağı kurmada sıkıntı yaşıyorsa ya da çok kısa süre bakabiliyorsa yine bir uzmana başvurmanız faydalı olacaktır.

    DİL GELİŞİMİ

    Çocuğunuza zaman ayırın. Onunla konuşun. Siz şarkı söyleyin o da eşlik etsin. Tekerlemeler söyleyin. Nesneleri elinizde tutun ve isimlerini söyleyin. Daha sonra ona söyletin. Bildiği zaman ödüllendirin;öpün, sarılın, alkışlayın. Bu hem çocuk için bir oyun olacak, hem de dil gelişimine olumlu etkisi olacaktır. Unutulmaması gereken bir şey şudur ki, dil gelişimi bilişsel gelişimin göstergesidir. Bilişsel gelişimini destekleyeceğiniz her an dil gelişimine de katkısı olacaktır.

    ÖZBAKIM

    Bu dönemde çocuk kendi kıyafetlerini giymek isteyebilir, buna fırsat verilmelidir. Örneğin pantolonunu sizin desteğinizle giydikten sonra, bunu daha sonra tek başına denemek isteyecektir, o zaman motive edici sözler sözyleyerek ılımlı yaklaşarak destek olmanızda fayda olacaktır. Bu yaklaşımla çocuğun kendine olan güveni artacak,tüm bunlar problem çözme basamağına hazırlık olacaktır. Bu dönem tuvalet eğitiminin gerçekleştiği basamaktır. En büyük iş daha çok çocukla ilgilenen kişiye, genelde de anneye düşmektedir. Sabırla çocuğun yanında olunmalıdır. Tuvalet eğitimine başlandığı andan itibaren, bez kullanımı bırakılmalıdır.Belli zaman aralıklarıyla çocuk tuvalete götürülmelidir. Geceleri de bez kullanılmamalıdır. Ve aynı şekilde belli zamanlarda çocuk kaldırılıp tuvalete götürülülmelidir. Tuvalet becerisi kazanma sürecinde dikkat edilmesi gereken nokta, çocuğa asla fiziksel ve manevi baskı yapılmaması ve ufak bir başarıda hemen ödüllendirilmesidir. Bu ödül aferin gibi, öpmek gibi menevi değer taşıyan ödül de olabilir.Tuvalet eğitimine başlarken uzman bir kişiden destek almanız faydalı olacaktır.

    AHLAK GELİŞİMİ

   cocuk gelisimi Çocuğun ahlaki gelişimi için kritik dönemdir. Bu dönemde görev anne babaya düşmektedir.Çocuğun olumlu bir tutum geliştirebilmesi için , ebeveynin örnek davranışlar sergilemesi son derece önemlidir. Unutmamak gerekir ki 0-5 yaş arası karakter oluşumu için önemli bir yaş aralığıdır. Çocuğun yanında sergilenecek olan her davranış, karakterinin olumlu ya da olumsuz şekillenmesinde etkili olacaktır. Ve uzmanların bir uyarısı, çoğu ebeveynin çocuğun eğitimi için ödül ve ceza verilmesinden ziyade, bol geri dönüt yani açıklamanın daha doğru olacağıdır. Bu şekilde çocuk sadece cezadan kaçınmak ya da ödül almak için değil, içselleştirdiği için uygun davranışı gösterecektir.

    PSİKO-SEKSÜEL GELİŞİM

     Bu dönem çocuklarında emme refleksi önemlidir. Çocuğun dikkati ağız bölgesindedir. Birçok şeyi ağzına alma eğilimindedir. Bu dönemde çocuğun beslenme ihtiyacı iyi karşılanmalıdır. Çocuk acıktığında yeterli beslenme sağlanmalıdır. Yine tok iken de yemeye zorlanmamalıdır. Temel güven duygusu bu dönemde gerçekleştiği için, çocuk acıktığında, eğer zamanında doyurulmazsa güvensizlik oluşabilir. Yine fazla beslenme ile de baskı duygusu oluşabilir. Bu durumlara dikkat etmek gerekir.

    OKUL ÖNCESİ DÖNEM (3-6 YAŞ)

    BİLİŞSEL GELİŞİM;

    Henüz soyut kavramlar anlaşılmamıştır. Olayları somut olarak görerek idrak edebilirler. Hayal dünyaları geniştir. Bu hayallerini oyun yoluyla geliştirirler. Oyun anlarında, tehlikeli durumlar söz konusu olmadığı müddetçe, çocuklara müdehale etmemek gerekir.  Ayrıca, hayali oyun arkadaşları da olabilir. Hayali arkadaşına yemek yedirir, evcilik oynayabilir. Normal bir durumdur, ancak hayali arkadaşlığı uzun bir zamandır devam ederse,bir uzmana danışmakta fayda olacaktır. Bu dönem çocukları, hareket eden nesneleri canlı sanabilirler. Rüyalarında görüklerini gerçekten yaşamış gibi algılayabilirler. Böyle bir durumla karşılaştığınızda çocuğunuzun yalan söylediğini düşünebilirsiniz, fakat muhtemelen gördüğü rüyayı gerçekten yaşamış sayıyordur. Anlayışlı olun ve içinde bulunduğu durumu doğru değerlendirmeye çalışın. Mecaz sözcükleri anlayamazlar. Örneğim’kafam şişti’ dersiniz, çocuk gerçekten kafanızın şiştiğini düşünür ve kafanıza bakar. Daha çok somut ve mecaz içermeyen anlatımlarla olayları anlayabilirler. Korunum kazanımları henüz oluşmamıştır. Örneğin 5tl lik bir kağıt para ile birer tl lik madeni paradan hangisinin daha büyük para olduğunu sorduğunuzda çocuk bozuk para daha çok olduğu için onun miktraının daha büyük olduğunu söyleyecektir.

    DİL GELİŞİMİ;

    Bu dönem çocukları tam bir merak dönemi içerisindedirler. Etraflarındaki, hayallerindeki, gördükleri görmedikleri her şeyi merak ederler. Bu sebeple de çok fazla soru sorarlar. Doğru yöntem, çocukların meraklarını uygun bir şekilde gidermeye çalışmaktır. Çok soru sordukları için ‘ yeter artık, sus, kafam şişti’ gibi kırıcı sözler, çocuğun özgüveninin kırılmasına ve ileriki dönemlerde girişimlerde bulunamamasına, içekapanık bir birey olmasına yol açabilir. Bu sebeple çocuğun merakı kendi yaşına uygun cümlelerle açıklanmaya çalışılmalıdır. Yapılan bir hata da, ebeveynin sorulan soruyla ilgili yeterli bilgisinin olmamasına rağmen açıklama yapma girişiminde bulunmasıdır. Çocuk ileriki dönemlerde ebeveyninin aslında bilmediği bir konuyu açıkalamaya çalıştığını fark edecek ve bu özelliği, zor zamanlarında kullanacak şekilde rol model alabilecektir. Olumsuz bir davranış tutumu edinecektir. Bu yüzden ebeveynin bilmediği bir konuda açıklama yapmaya çalışmaması daha doğru bir yöntemdir. Yine bu dönemde,  çocuğun sosyal hayatındaki değişiklikler; örneğin yeni bir kardeşin gelmesi gibi durumlar ve 0-4 yaş aralığında bilişsel gelişimin dil gelişiminden daha hızlı gerçekleşmesi, çocuğun dil gelişiminde etkili olabilmektedir. Bilişsel alandaki hızlı gelişme, dil gelişimini geri planda bırakabiliyor. Yani, çocuğun düşünme ve konuşma arasında geçen zaman farkından dolayı çocuklarda kekemelik oluşabilir. Düşünce hızlı bir şekilde meydana gelirken, yavaş olan dil gelişimi sebebiyle bu durum ortaya çıkabiliyor. Yine dil gelişiminde kritik olan 0- 4 yaş aralığında çocuğun yaşamış olduğu travmatik ya da derin duygu değişimine sebebiyet veren durumlar neticesinde de çocuklarda kekemelik gibi dil bozukluğu meydana gelebilir. Genellikle bu durum geçicidir. Sabırla çocuğun sözünü tamamlaması beklenmeli ve söyleyebilmesi için yüreklendirilmelidir. Eğer kekemelik ortalama 2-4 ay geçmesine rağmen devam ediyorsa bir uzmana başvurulmasında fayda olacaktır. Son olarak da, çocuğun yanında kelimeler doğru şekilde telaffuz edilmeli, kelime dağarcığının gelişmesi için çeşitli kitaplar okunmalı, şarkılar söylenmeli, çeşitli oyunlarla çaba sarfedilmelidir.

    PSİKO-SEKSÜEL GELİŞİM;

    Bu dönem, çocukların cinsel kimliğini tanımaya başladıkları dönemdir. Hem kendi cinsel kimliklerini, hem de karşı cinsin cinsel kimliğini merak eder, bu alana eğilirler. Yapılması gereken,  bu dönemin doğal bir dönem olduğunu kabul edin ve merakını kesinlikle cezalandırmayın. Uygun dille açıklamalar yapın.

    PSİKO-MOTOR GELİŞİM;

    Mümkün olduğu kadar özbakımını; giyisi giyme, fermuar açma, düğme ilikleme- açma; makasla kağıt kesme, kağıt yırtma, hamur yoğurma , kalem tutma ve kalemle çizme- yazma gibi kas gelişimini ve el-göz koordinasyonunu geliştiren etkinlikler yaptırın. Çöp atma, oda toplama, sofra kurma gibi sorumluluklar verin.

    AHLAK GELİŞİMİ;

    Bu dönemde ben merkezcilik ağır basar. Bencillik öne çıkabilir. Bu sebeple oyunlarda mızıkçılık çıkabilir. Önemli olan nokta, çocuğun empati yeteneğinin geliştirilmesi için çaba harcanmasıdır. Başkalarına karşı hassas davranacağı davranışlar edinmesi için yardımcı olun.Paylaşmayı, hoşgörüyü, özür dilemeyi ve affetmeyi öğretin, kötü söz söylememek gerektiğini ifade edin. Unutmamak gerekir ki, çocuk model olarak ebveynini alır. Bu sebeple önce kendi davranışlarımızı düzeltmeliyiz. Örneğin telefondan anneyi ya da babayı istediler. Siz de ‘evde yok de’ işareti yaptınız.Çocuğunuzu yalana teşvik ettiniz. Bu saatten sonra çocuğunuza yalan söylemenin zararlarını anlatsanız da etkisi olmayacaktır. Şimdi çocuktur anlamaz ne de olsa dediğiniz çocuk, son derece her şeyin farkındadır aslında. Büyüdüğü zaman söyleyeceği yalanların tohumunu aslında o, çocukken siz attınız fakat farkında değilsiniz. Dikkat edilmesi gereken önemli bir konudur.

    ÇOCUKLUK DÖNEMİ (6-12)YAŞ;

    BİLİŞSEL GELİŞİM;

    Bu dönem çocukları okul çocuklarıdır. Okuma yazmayı öğrenirler. Yavaş yavaş soyut kavramları anlarlar. Deyim ve atasözlerini kavrarlar. Korunum kazanımı gerçekleşmiştir. Yani artık 5 tl lik kağıt para ile 5 tane bir tl lik madeni paranın aynı miktar olduğunu kavrarlar. Soğuk esprileri çok severler bu dönemde. Örneğin; ‘saat kaç’ diye sorduğunuzda, ‘ayyy saatim kaçtı’ gibi soğuk esprileri, sizi bıktırana kadar yaparlar. Ben  merkezcilikten yavaş yavaş uzaklaşır, grup oyunlarında ya da grup çalışmalarında daha uyumlu olurlar. Zıt kavramları anlayabilirler. Arkadaşlarıyla oyun  ya da bir arada olma onlar için anlamlı olacaktır. Onların oyunlarına ya da ortamlarına çok fazla müdehale etmeden, dışarıdan gözlemci olarak kontrol edebilirsiniz.

    PSİKO-SEKSÜEL DÖNEM;

    Bu dönemde çocuklar kendi cinslerinden bireylerle daha çok bir arada olmayı tercih ederler. Bir önceki dönemde karşı cinsiyete meyil varken, kendisinin ve karşı cinsin cinsel kimliğini tanımaya çalışırken, şimdi tersi bir durum söz konusur. Okulda ya da mahallede kızlar kendi aralarında, erkekler kendi aralarında gruplaşırlar. Okul sıralarında genelde hemcinsler bir aradadırlar. Bu durum çocuk ve ebveyn ilişkisine de yansır.Çocuk kız ise annesine, erkek ise babasına daha da çok yaklaşmak isteyecektir. Onları rol model alacaktır. Tavsiyemiz, her dönemde olduğu gibi bu dönemde de davranışlarınızla çocuğa örnek olmanızdır. Ayrıca her ne kadar kendi cinslerinden ebevyne yaklaşıyor olsalar da karşı cins ebeveyne karşı  olumsuz tutum edinmemek adına, ilişkileri sıcak tutmakta fayda vardır.Baba kızını sevgiyle kucaklamaya, anne oğlunu sevgiyle kucaklamaya devam etmesi gerekir. Ve anne- babanın birbirine sevgi ve saygı çerçevesinde davranması gerekmektedir. Aksi halde annesine karşı asi olan baba,kız çocuğu tarafından öcü gibi algılanacak;yine annesi tarafından babasına karşı asi olan anne de oğlan çocuğunun gözünde öcü haline bürünecektir.Bu dönemde ebeveynlerin birbirleriyle huzur içinde geçinmeleri çocukların ruhsal gelişimleri açısından önemlidir.

    PSİKO-MOTOR BECERİLER;

    Büyük kas ve küçük kas gelişimi çok ilerlemiştir. El-göz koordinasyonu iyi durumdadır. Bu dönem çocuklarının herhangibir spor dalı ile ilgilenmesi için rehberlik edilmelidir.

    SOSYAL- DUYGUSAL GELİŞİM;

    Okul dönemi çocuklarında başarıya karşı başarısızlık duygusu gelişebilir. Ebeveynlerin , çocukların dersleri konusunda fazla baskı yapmaması gerekir. Düşük not geldiğinde ise, yine çocuğunuzun bir dahaki sefere daha çok çalışarak daha iyi neticeler alabileceğine inandığınızı belli edin. Aksi halde çocuk başarısızlık udygusuyla aşağılık kompleksine kapılabilir ve içe kapanık bir hale gelebilir. Daha çok okul başarısı odaklıdırlar. Yapılan en büyük hata diğer çocuklarla başarısını ve kendisini kıyaslamak olacaktır. O zaman çocuk, kendini değersiz hissedecek, okuldan soğuyacak daha da başarısız olacaktır. ‘Elinden geleni yap, gerisini düşünme’ gibi telkin edici sözler söyleyin. Ona güvendiğinizi belli edin ve her ne olursa olsun çocuğunuzun her zaman yanında olduğunuzu söyleyin.

    AHLAK GELİŞİMİ;

    Bu dönemde çocuk doğru ve yanlışı anlamaya çalışır. Var olan düzene uyum sağlamaya ve kurallara uymaya eğilimlidir. Milli değerlere verilen önemi, vatan – millet sevgisini, örf-adet ve geleneksel değerleri içselleştirmeye başlar. Aidiyet duygusunu hissetmeye başlar. Önemli olan bu dönemde, çocuğun vicdani yönünü geliştirici olumlu tutumlar geliştirmesine yarımcı olmaktır. Anne baba arasındaki tutarlı davranışlar da çocuğun bu dönemi sağlıklıl atlatmasına yardımcı olacaktır. Siz doğru model olduğunuz sürece , çocuğunuz da sizin izinizden gidecek ve doğru bir insan olma çabasına girecektir.

    DİL GELİŞİMİ;

    Artık kendini rahatlıkla ifade edebilecek durumdadır. Ebeveyn olarak çocuğunuzla güzel ortamlar oluşturarak sohbet etmeye çalışın. Örneğin, mısır patlatıp birlikte sinema eşliğinde yiyerek eğlenceli vakit geçirin.Dikkat; bu geçirilen vakitler bir sonraki sancılı  geçebilecek dönem olan ergenlik dönemi için güzel bir hazırlık  olacaktır.

    ERGENLİK DÖNEMİ;

    Bu dönem erken ergenlik ve ergenlik dönemi olarak da ikiye ayrılmaktadır. Biz burada ergen bir bireyin gerek fizyolojik gerek duygusal gerek psiko-seksüel, gerek bilişsel gelişimi sürecinde nasıl davranmamız gerektiğini genel olarak anlatacağız.

    Çocuk bir aile ortamında büyür. Bu aile ortamı çocuğun bilişsel,duygusal,fiziksel vs. gelişiminin temellerinin atıldığı bir ortamdır. Genetik faktörlerin bireylerin davranışlarında etkisi ise düşünüldüğünden çok daha fazla etkilidir. Fakat bunların hiçbirinin,  tek başına davranışlarımızda etkisi vardır diyemeyiz. Hepsi birlikte ‘birey’i oluşturur. Ergenlik dönemi ise genellikle ailelerin çocuklarından en fazla şikayetçi oldukları dönem olabilmektedir. Genelde söz dinlememe, asilik, anne- babayla iletişim kurmama, daha çok arkadaşlarıyla vakit geçirme, söylenilenlerin bir kulağından girip bir kulağından çıkması , madde bağımlılığı gibi problemlerden yakınılmaktadır. Evet aslında doğru. Bu tür problemler daha çok çok ergenlik dönemiyle birlikte ortaya çıkar. Fakat acaba bunların tek sorumlusu çocuk mudur? Acaba ergenlik dönemine kadar geçen zamanda ebeveyn olarak bizler nasıl davranışlar sergiledik? Örnek rol model olabildik mi ? Yerlere çöp atma dedik de sonra biz sözümüzde durduk mu? Televizyonu az izle dedik de acaba bu kurala biz uyduk mu? Arkadaşlarınla kavga etmeyeceksin bir daha diye bağırırken, acaba eşimizle onun gözü önünde kavga ettiğimizi unuttuk mu? Ve daha pek çok şey. Uzman Pedagog Adem Güneş bu dönemi şöyle anlatır: ‘Bir fidan vardır elinizde. Bu fidana küçük bir çizik attınız. Daha sonra bu fidan büyüdü, koca gövdeli bir ağaç oldu. Küçük bir çizik, gövde büyüdükçe açılır,koca bir yarık olur.’ İşte çocukların dünyası da aynen böyledir. Çocuklar ve aslında bizler tek başımıza büyümüyoruz. Bizleri yetiştiren anne- babalarımız, anane, nine, dedelerimiz,akrabalarımız vardır. İçinde yetiştiğimiz, gelenek göreneklerimiz vardır. İşte küçükken fidana attığınız bir sıyrık büyüdüğünde koca bir yarık olacaktır. Eğer o fidana kalp şeklinde bir sıyrık atarsanız da , koca gövdesinde koca bir kalp taşıyacaktır. Bu noktada belirtmek istediğimiz, çocuğumuzun davranışlarından önce kendimizi sorgulamamızdır. İşe buradan başlarsak sorunun kaynağına ulaşabiliriz.

    Şikayetlerden biri oğlum/kızımla çatışma içindeyim. Söylediklerimi dinlemiyor, hep bir kavga ortamı var.Ne yapmalıyım? Böyle bir durumda çatışmanın kaynağını bulmak gerekir. Her şeyden öce ergenlik dönemindeki gencin duygularını bilmekte fayda vardır. Bu dönemin içindeki kişi, anne babasıyla konuşurken nasihat edilmekten hiç hoşlanmaz. Annesinin ya da babasının  konuşurken, nasihat edeceğini düşünüp, dinlemeden çıkıp gitmek ister ya da bunu çatışmaya dönüştürebilirler. Böyle bir durumda tavsiyemiz, ergen çocuğunuzla sıcak bir sohbet ortamı oluşturup, onun karşısına geçip,sadece siz konuşmadan, hatta daha çok kendisini dinleyerek dünyasında nelerin gizli kaldığını öğrenmeye çalışabilrisiniz. Çocuğunuz sizin samimi olduğunuzu anlayınca zaten içini dökecektir. Öyle ki belki de kendinizin hatalı olduğunuzu göreceksiniz.Böyle bir durumda da özür dilemekten çekinmeyin. Hatta kendiniz konuşma esnasında da söyleyebilirsiniz: ‘Belki ben de hatta yapmış olabilirim bu güne kadar. Seni üzmüş olabilirim’ gibi gönül alıcı sözlerle çocuğunuzu yüreklendirebilirsiniz. Konuşurkenki tavrınız, çocuğunuzun karakterine yönelik bir eleştiri değil, davranışına yönelik bir eleştiri şeklinde olsun; ‘Senin kapıyı çarpıp gitmen beni üzüyor, tabii ben de üzerine çok gelmiş olabilirim’ şeklindeki bir yaklaşım ortamın daha samimi olmasında etkili olacaktır.

    Bir diğer şikayet, internet alışkanlığı ile ilgili. Bilgisayar başından geç kalkmalar, kalk dendiğinde hala oturmalar da ebeveynleri üzen bir konu. Öncelikle şunu söylemeliyiz ki, bilgisayar, çocuğun odasında ya da gizli saklı yerlerde değil, ortak kullanım alanı olan herhangibir yerde durmalıdır. Böylece çocuğun ne tür programlara girip çıktığını görme ve takip edebilme şansınız olacaktır. Bu noktada fidan örneğimize geri dönmek isterim. Çocukla, eğer zamanında güzel diyaloglar kurulamadıysa, çocuk sizi istediği zaman, sizin işiniz çıktıysa, anne babadan almak istediği sevgiyi yeteri kadar alamadıysa, çocuk ilgiyi de sevgiyi de, takdiri de sanal ortamdan bulacağı için onu tercih edecektir. Çünkü oynadığı oyunda başarılı oldu mu, takdir ediliyor,  olumsuz hiçbir şeyle karşılaşmıyor, her şeyi istediği gibi yönlendirebiliyor, başarılı oldu mu ödüllendiriliyor vs. Baktığımızda aslında her şeyin temelden geldiğini görebiliyoruz. Bu noktada yapılması gereken şey; yine de çocuğu yalnız bırakmadan, kaliteli vakit geçirmeniz için ortam sağlamaktır. Yine hatalı olabileceğinizi ve bunun için özür dileyebileceğinizi çocuğunuza çekinmeden söyleyin.

    Madde bağımlılığı ise son dönemlerde çok gündeme gelen bir konu. Ortamlarda rahatlıkla ve düşük bir fiyatla satılması ve bu dönem çocuklarının merakı ve arkadaş çevresi gibi etkenler, ergenlerin daha çok maddeye bağlanmasına sebep olabiliyor. Yapılması gereken şey, çocuğunuzun arkadaş çevresini bilmeniz ve uzaktan gözlemlemenizdir. Olumsuz bir durumda ise yetkililere haber vermenizdir. Çocuğunuz ile daha güzel bir iletişim içerisinde olursanız, bu tür tehlilekelerden uzak duracaktır . Ya da hata dahi yapsa bu hatasını düzeltmek isteyecektir. Bu noktada çocuğunuza her zamankinden daha çok destek olmanız, her zamankinden daha çok yakınlık göstermeniz faydalı olacaktır

    Aslında , görülen odur ki, çocuklarımızın davranışlarında anne-babaların tutumları çok önemlidir. İnanıyoruz ki ‘sevgi’ çocuğun aileye bağlanmasında, kendisine ve çevresine sevgi vermesinde, olumlu bakma yeteneği kazanmasında, empati yapmasında son derece önemli bir yaklaşımdır. Her şeyin ilacıdır diyebiliriz. Sevgiyle yetişen çocuk, sevgi dolu olacaktır. Güven verecek ve insanlara güven duyacaktır. Arkaşlarını ve ailesini bilecektir. Doğru insan olmaya çalışacaktır. İşte çocuklar bir hamurdu ve şeklini aslında siz verdiniz. Ve şimdi hamura aslında çok da fazla söz söyleme hakkımız yok. Öyle değil mi? Ama yine de çok geç değil. Her insan her yaşta sevilmeye ihtiyaç duyar. Sevginizi vermekten asla kaçınmayın ve her şeye yeniden başlayın. Bizim size önereceğimiz ilaç ‘SEVGİ’ olacaktır. Kalbinize bakmanız yeterli. Bunu orada bulacaksınız.!

Özel Bursa Hayat Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi

Filiz Akdemir

Rehber Öğretmen