ISINDIRICI DRAMA

ETKİNLİK ADI : Ormandaki tuzaklar
YAŞ : 5–6
SÜREÇ : Tüm sınıf
B.A.D.A. AMAÇ : Verilen bir problem durumunu çözebilme
KAZANIM :Probleme çeşitli çözüm yolları söyleme
MATERYAL :Tuzak hazırlamak için ip, su birikintisi için mavi karton ve renkli fon kartonlarından hazırlanmış çiçekler.
Öğretmen daha önceden kartlara resimler hazırlamıştır. Bu resimler nesnenin nerede bulunduğunu gösteren şekildedir. Örneğin; köpeğin kulübenin içinde olması, vazonun masanın üstünde bulunması, tavuğun kümesin dışında olması vb. bu resimler büyük kartlara hazırlanır ve öğrencilere tek tek gösterilir. Öğrenciler resme bakarak varlıkların nesnelerin neresinde bulunduğunu söylerler. Nesnenin nerede bulunduğunu doğru söyleyen çocuk diğer arkadaşları tarafından alkışlanır. Etkinlik böyle devam eder daha sonra rahatlama çalışmalarına geçilir.

ESAS ÇALIŞMA

ETKİNLİK ADI : Nerede ?
B.A.D.A. AMAÇ : mekanda konum kavramıyla ilgili yönergeleri uygulayabilme
KAZANIM : nesnenin mekandaki konumunu doğru olarak söyleme(Altında üstünde, önünde arkasında, içinde dışında, sağında solunda , yakınında uzağında)
YAŞ :5–6
MATERYAL : Büyük boy kartlar

Öğretmen ‘Evet çocuklar şimdi ben Kral Aslanın yaşadığı ormana onu aramaya gidiyorum. (Bir tane aslan seçilir ve o bir köşede uyuyordur.)Benimle gelmek ister misiniz? Çok eğlenceli bir orman gezisi olacak. Yalnız çok dikkatli olmalıyız! Ormanda bazı tuzaklar olabilir! Bunlara çok dikkat etmeliyiz. Birde çok sessiz olmamız gerekiyor! Aslana yakalanmamaya dikkat edeceğiz. Haydi, şimdi sessizce beni takip edin bakalım. Öğretmen daha önceden sınıfın bir köşesine tuzaklar hazırlamıştır. Tuzakların hazırlanmış olduğu bölüm orman olarak kabul edilir. İlk tuzak bir su birikintisi. Öğretmen : ‘Heeee oda ne bir su birikintisi. Eyvah! Çocuklar bu bir tuzak olabilir bunu geçmek için ne yapabiliriz?’ Diye sorar. Çocuklar cevap verir: ‘üstünden atlayalım.’ Tüm sınıf üstünden atlayarak orman gezisine devam ederler. Biraz sonra karşılarına bir tuzak daha çıkar. Bu tuzağın sadece bir işareti vardır. Öğretmen bu tuzağı ip bağlayarak hazırlamıştır. Öğretmen çocuklara tekrar sorar: ‘Eyvah çocuklar yine bir tuzak daha. Şimdi bunu nasıl geçeceğiz?’ İp biraz yukarıdan bağlıdır. Çocuklar cevap verir: ‘İpin altından geçelim.’ Hepsi birden ipin altından geçerler. Ormanda geziye devam ederler. Derken… karşılarına güzel bir çiçek bahçesi çıkar. Öğretmenin hazırlamış olduğu renkli fon kartonlarla yapılmış olan çiçekler yerdedir. Hepsi birden çiçekleri toplarlar. Daha sonra aslana ulaşırlar. Aslan olan çocuk yerinde uyumuş numarası yapıyordur. Çocuklar çiçekleri toplarken ses çıkarmışlardır. Bu arada aslan uyanıp çocukları yakalamaya çalışır. Çocuklar aslana yakalanmamak için kaçarlar. Aslanın yakaladığı çocuk ebe olur. Bu sefer aslan yakalanan çocuk olur.

RAHATLAMA ÇALIŞMALARI

ETKİNLİK ADI : Kim aldı ? Nerede olabilir ?
YAŞ : 5–6
SÜREÇ : Tüm sınıf

Öğretmen bütün sınıfın gözlerini kapamasını ister. Söylediği şeyleri zihinlerinde canlandırmalarını ister. Öğretmen: ‘Çok dağınık bir odanız var ve siz bu odada en sevdiğiniz bir arkadaşınızla oyun oynuyorsunuz. Bazen oyuncakları eşyaların arasında kaybediyorsunuz. Şimdi de bir oyuncağınızı kaybettiniz. Acaba nerede olabilir? Bir düşünün bakalım.’ Der ve çocuklara düşünmeleri için birkaç dakika süre verir. Daha sonra çocuklar gözlerini açarlar ve zihinlerinde canlandırdıkları düşüncelerini anlatırlar. ( Oyuncakları nerede aradıkları, nerede buldukları tartışılır.)

DRAMA PLANI

ETKİNLİK ADI :Ufak lastik toplarla alıştırmalar
P.A. AMAÇ :Bedensel koordinasyon gerektiren hareketleri yapabilme
KAZANIM 1- Farklı pozisyonlarda atılan nesneleri kollarıyla yakalama
2- Çeşitli nesneleri belli bir mesafedeki hedefe atma
3- Hareket halindeki nesneleri durdurma
4- Farklı büyüklüklerdeki topu belli bir ritimle zıplatma
MATERYAL :Top, ip, kutular
SÜREÇ :Tüm sınıf bireysel ve grup çalışmaları

– Top bir elle yerde sıçratılır, el değiştirilerek oynanır.
– Topla beraber sıçranarak oynanır.
– Top yukarı atılır, bu sırada el çırpılır ve top yere düşmeden tutulur.
– Top, sol ve sağ elle yerde sıçratılarak oynanır.

İkili Olarak;
– Toplar karşılıklı atılır ve tutulur(tek elle, iki elle)
– Eşler karşılıklı durur, top yerde sıçratılarak atılır ve tutulur.

Topu Belli Hedeflere Fırlatma;

– İşaretlenmiş hedeflere, (duvara, ağaç gövdesine vb.) nişan alınarak fırlatılır.
– Karşıya konmuş hedeflere (lobutlar, kutulat) nişan alınarak fırlatılır.

Çizgiler Arasında Top Yuvarlama;

– Paralel çizilmiş çizgiler arasından top yuvarlanarak çıkartılır.

Hareketlerin ardından tüm sınıfın katılabileceği, top getirme oyunu oynanır.

ESAS ÇALIŞMA

ETKİNLİK ADI : Şimşek kart tekniğinden yararlanılarak hikaye anlatma ve hikayenin canlandırılması.
S.D.A. AMAÇ : Başkalarının duygularını fark edebilme.
KAZANIM : Başkalarının sıkıntı ve mutluluklarını paylaşma.
MATERYAL : Şimşek kart

Çocuklar yarım daire şeklinde yere otururlar. Öğretmen karşılarına geçer elindeki şimşek kartlarını çocuklara doğru tutarak, resimde gelişen olayları çocuklara anlatır. Daha sonra anlattığı bu hikâyeyi çocuklardan canlandırmasını ister. Tüm sınıfın katılabileceği bir canlandırma olabilir.

YUMOŞ, ASLAN VE ARKADAŞLARI

Güneşli ve renkli bir bahar sabahıydı. Etraftaki kuş cıvıltıları insana adeta mutluluk verir gibiydi. Çalıların arasında bir kıpırtı oldu. Çiçeklerin arasından bir top yuvarlanarak çimenlerin üzerinde durdu. Ardından yumoş fırladı. Kendini oyuna öyle bir kaptırmıştı ki etrafındaki ağaçları, taşları görmüyor onlara çarpıyordu ama yinede oyununu bırakamıyordu. Bu oyun çok eğlenceli olmalı ki yumoşun keyfine diyecek yoktu. Derken; top birden yumoşun patileri arasından bir ok gibi fırladı. Top o kadar hızlıydı ki yumoş nereye gittiğini göremedi. Sağına baktı soluna baktı topu yok. Başını öne eğerek ormanda aramaya başladı. Yürüdü yürüdü… Taşların altına, çalılıkların arkasına baktı ama topu bulamadı. Biraz ilerledi ve ileriye baktı. Eyvah! Oda ne? Top bir aslanın pençelerinin arasında. ‘Bunu gören yumoş korkulu gözlerle aslana bakıyordu. Yavaş yavaş geriye yürümeye başladı. Oradan kaçmayı planlıyordu. Bunu anlayan aslan yumoşun ardından seslendi:’Dur gitme, topunu mu arıyorsun. O burada benim yanımda ona bir şey olmadı. Benden niye bu kadar korkuyorsun. Hem istersen topunla beraber oynayabiliriz. Bunu duyan yumoş çok sevindi ve neden olmasın ki’ diye düşündü. Sonra aslanla birlikte oynamaya başladılar. Bunu gören ormandaki diğer hayvanlarda yumoş ve aslanın oyununa katıldı. Bütün orman halkı artık aslan ile arkadaş olmuştu.

RAHATLAMA ÇALIŞMALARI

ETKİNLİK ADI
B.A.D.A. AMAÇ : Mekanda konum kavramı ile ilgili verilen yönergeleri uygulayabilme
KAZANIM : Nesnenin mekandaki konumunu doğru olarak söyleme. (Altında, üstünde, yanında, arasında, ortasında, ötesinde, içinde, dışında, sağında, solunda, yakınında, uzağında, v.b)
MATERYAL :

Çocuklar daire olarak otururlar. Öğretmende çocukların arasına katılır. Şu yönergelerde bulunur: ‘Yumoş topunu kaybettiğinde onu nerede aramıştı? Nerelere bakmıştı? Top yumoşun elinden nasıl fırlamıştı? Baktığı yerlerde topu bulamayınca çok üzülmüştü. Sizlerde bir oyuncağınızı ya da çok sevdiğiniz bir şeyi kaybedince üzülür müsünüz? Onu ararken nerelere bakarsınız?

DRAMA PLANI

ISINDIRICI DRAMA

ETKİNLİK ADI : Karda eğlence
S.D.A AMAÇ : Başkalarıyla ilişkilerini yönetebilme
KAZANIM : Gerektiğinde lideri izleme
YAŞ : 5-6
SÜREÇ : Tüm sınıf grup çalışması

— Öğretmen yüksek sesle anlatır.( Çocuklar hareketleri istedikleri gibi canlandırır.)
— Kar yağıyor, bahçeye çıkmak için giyinelim.(Palto, çizme ve eldiven giyme hareketlerini taklit etme.)
— Her taraf karla kaplı, haydi karda yürüyelim.( Ayak kaldırarak ve dizleri bükerek yürüme.)
— Kardan adam yapalım.( Yere eğilme, karı avuçlama ve kardan adam yapma.)
— Üşüdük ısınalım.( Zıplama, kolları hareket ettirme, elleri birbirine sürtme.)
— Şimdi de kartopu oynayalım.( Kartopu yapıp birbirine atma.)
— Karları kürekleyerek yol açalım.( Kürekle karları iki tarafa atma.
— Sınıfa dönme zamanı geldi içeri girelim.

ESAS ÇALIŞMA

ETKİNLİK ADI : Balonlu köpek
B.A.D.A. AMAÇ : Verilen bir problem durumunu çözebilme.
KAZANIM : Probleme çeşitli çözüm yolları bulabilme.
MATERYAL : Balonlar ( Farklı renklerde olabilir.)

1- Bir kız (Ayşegül)
2- Köpek (Cin)
3- Başka bir köpek
4- Kuşlar

Evvel zaman içinde Ayşegül küçük bir kız varmış. Ayşegül’ün birde cin adında bir köpeği varmış. Cin oyun oynamayı çok severmiş. Cin’le Ayşegül her gün gezmeye çıkarlarmış. Bir gün yine gezerlerken bir baloncu görmüşler. Baloncunun kırmızı, mavi, sarı balonları varmış. Cin balonları çok sevmiş. Ayşegül onun balon sevdiğini bilirmiş. Hep kardeşine balon alırmış ama Cin’e hiç balon alınmamış. İlk kez o gün Cin’e balon almış, ipini ağzına vermiş. ‘Haydi, artık seninde bir balonun var.’ demiş.

Cin çok sevinmiş. Balonuyla zıplaya zıplaya giderken başka bir köpek ona ‘ Aman ne güzel balonun var. Kim aldı? Hav hav.’ Demiş. Cin’de cevap vermek için ağzını açınca balonun ipi kaçmış, balonda uçup gitmiş. Cin ‘Ayşegül’ün bana aldığı balonu kaçırdım, yakalayın… Hav hav…’ diye bağırmış, ama balon yükselip gözden kaybolmuş…

Cin kulübesine dönmüş, başını ayaklarının üstüne yaslayıp üzgün bir şekilde düşünmeye başlamış. Onun bu halini gören kuşlar yadırgamışlar. ‘ Ne oldu bizim neşeli Cin’e, bugün çok üzgün diye şaşırmışlar. Cin başından geçenleri onlara anlatmış. O zaman kuşlar ‘ Üzüldüğün şeye bak’ şimdi biz gider buluruz.’ Demişler ve balonu aramaya başlamışlar.

Az sonra içlerinden biri görmüş balonu. İpini sallaya sallaya uçuyormuş. Hemen kuş yanaşmış. Balonun üstünde bir dolanmış sonra gagasını balona değdirmeden ipini yakalamış. Gagasıyla ipi sıkıca tutarak, çeke çeke getirmiş. Cin sevincinden ne yapacağını şaşırmış. Bütün hafta balonuyla dolaşmış. Hiç tasmasından çıkarmamış.

Öğretmen hikâyeyi bitirdikten sonra bir kız (Ayşegül), köpek (Cin), kuş ve baloncu seçer. Hikâyeyi canlandırmalarını ister.

RAHATLAMA ÇALIŞMALARI

ETKİNLİK ADI : Hayvanlar ve bakımı
S.D.A AMAÇ : Yaşamın iyileştirilmesinde ve korunmasında sorunluluk alabilme.
KAZANIM : Canlıların bakımını üstlenme ve koruma.

Hikâyeye bağlantılı olarak hayvanlardan bahsedilir. Hayvan hakkında konuşma yapılır. Ev hayvanları ve kümes hayvanları hakkında tartışma yapılır.
Sorular sorulur.

DRAMA PLANI

P.A. AMAÇ : Bedensel koordinasyon gerektiren hareketleri yapabilme.
KAZANIM : Sözel yönergelere uygun olarak yürüme.(Yavaş, hızlı, taklit yürüyüş vb.)
YAŞ : 5-6
SÜREÇ : Tüm sınıf grup çalışması.

AYI YÜRÜYÜŞÜ
Gövde öne bükülür, avuçlar yere değdirilir, baş yukarı kaldırılır.
LEYLEK YÜRÜYÜŞÜ
Kollar öne uzatılır, öne adım atılırken dizler karına çekilerek yürünür.
KARGA YÜRÜYÜŞÜ
Dizer bükülür, ellerle ayak bilerleri tutulur, adım atılarak yürünür.
KAZ, ÖRDEK YÜRÜYÜŞÜ
Dizler bükülür, kollar yana açılır. Sağa sola yalpa yaparak yürünür.
MAYMUN YÜRÜYÜŞÜ
Dizler yarım bükülür, gövde hafifçe öne eğilir, kollar yana sarkıtılır ve yürünür.
TAVŞAN YÜRÜYÜŞÜ
Dizler bükülür, eller yere konur. Ayaklardan hız alınır ve ileri doğru sıçranır.
KEDİ KÖPEK YÜRÜYÜŞÜ
Eller yerde, sırt kamburlaştırılmış, sessizce yürünür.

ESAS ÇALIŞMA

ETKİNLİK ADI : Müzikli hikaye

‘Karga ile tilki’nin hikayesi anlatılır. Ardından daha önce öğretilmiş olan hırsız karganın şarkısı söylenir. ( Bir gün bir hırsız karga hah hah hah hah ha ha ha / Bir parça peynir çalmış hah hah hah ha ha ha / Uçmuş bir dala konmuş hah hah hah ha ha ha / Oradan geçen bir tilki hah hah hah ha ha ha / şen sesinle öt demiş hah hah hah ha ha ha / Bizim karga gag demiş hah hah hah ha ha ha / Peyniri tilki yemiş hah hah hah ha ha ha) şarkısıyla birlikte sözlerine uygun olarak canlandırlır.

RAHATLAMA ÇALIŞMASI

ETKİNLİK ADI : Telsiz telefon
S.D.A. AMAÇ : Başkalarıyla ilişkileri yönetebilme.
KAZANIM : Grup etkinliklerinde grubun görüş ve amaçlarını benimsediğini gösterme.
MATERYAL :

Öğretmen : Ben başta oturan iki takım yanındaki arkadaşına bu cümleyi gizlice aktaracağım. Böylece yanlışsız olarak sonraki oyuncuya kadar ilerleyecek’der. Bundan sonra öğretmen üç sözcüğü geçmeyen bir cümleyi başta bulunan iki takım oyuncusunun kulaklarına yavaşça söyler. Böylece bütün çocuklar öğretmenin mesajını kulaktan kulağa son oyuncuya kadar gönderirler. En sondaki iki oyuncuda duydukları cümleyi yüksek sesle öğretmene söylerler. Oyun sonunda başarılı olan öğrenci alkışlanır. Yanlış söylenen cümle eleştirilir ve nerde bozulduğu araştır

DRAMA PLANI

ISINDIRICI DRAMA

ETKİNLİK ADI : Kurbağa ve leylekler
P.A. AMAÇ : Denge gerektiren hareketleri yapabilme.
KAZANIM : Zemin üzerine çizilen değişik şekiller üzerinde yürüme.
MATERYAL : Tebeşir veya ip
SÜREÇ : Tüm sınıf grup çalışması

Oyun yerine iç içe iki büyük daire çizilir. İki gruba ayrılan çocukların bir bölümü leylek olur ve büyük dairenin dışında sıralanır. Diğerleri kurbağa olur ve orta daireye dağılır. En içteki daire göl ve bataklık alanıdır. Oyuna başlama;

Leylekler büyük dairenin dışında (leylek yürüyüşü ile) LAK LAK LAK diye gezinmeye başlarken kurbağalarda (kurbağa sıçraması ile) KUVAK KUVAK KUVAK sesleriyle dolaşırlar. Öğretmenin;
– Karnınız aç mı? Sorusuna, leyleklerin;
– Aç! Demesi üzerine kurbağalar da yakalanmamak için hemen sıçrarlar. Bu sırada göle kaçamayıp leyleklere yakalanan kurbağalar leylek olurlar ve oyuna yeniden başlanır.

NOT: Leylekler hiçbir zaman göle(bataklığa) girmemelidir.

ESAS ÇALIŞMA

ETKİNLİK ADI : Rüzgar ve ağaçlar
S.D.A. AMAÇ : Estetik özellikler taşıyan özgün ürünler oluşturabilme.
KAZANIM : Müziğe uygun özgün hareketler yapabilme.
MATERYAL : CD çalar yada bir müzik aleti.

Rüzgar ve ağaçlar; müziğe uyarak rüzgarda ağaçların sallanmasını taklit:
Gövde ağacı, kollar dalları, el ve parmaklarda yaprakları temsil eder. Müzik hafif ve ağır çalınırken, rüzgar hafiftir. Yalnız dal ve yapraklar ağır ağır sallanır. Sağa sola dönerler. Müzik kuvvetlenip çabuklaşınca ağacın gövdesi de hafifçe sallanmaya başlar. Bu esnada dal ve yaprakların hareketi daha kuvvetli ve çabuk olur.

RAHATLAMA ÇALIŞMALARI

ETKİNLİK ADI : Neler hissettiniz?
S.D.A. AMAÇ : Duygularını fark edebilme.
KAZANIM : Duygularını müzik, dans vb. yollarla ifade etme.

Bir önceki yapılan çalışmanın tartışması yapılır. Çocuklara bazı sorular sorulur:
– Bir ağaç oldunuz, müzik yavaş çalarken ve hızlı çalarken neler hissettiniz?
– Sizde bir ağaç olmak istermiydiniz? Hangi ağaç olmak isterdiniz?
– Bir ağaç sonbaharda veya yazın ne gibi duygular hissedebilir?
– Ağaçlar sonbaharda neden yapraklarını dökerler? Gibi sorular sorulur.

KAYNAK :  AÖF

Toplumların geleceği olan çocuklar, günümüzün en yaygın ve etkin kitle iletişim aracı olan televizyondan etkilenmektedirler. Televizyondan etkilenme düzeyleri çocukların yaşlarına, gelişimlerine, ailesel ve çevresel faktörlerine, izledikleri programların içeriklerine bağlı olarak farklılıklar göstermektedir. Televizyonun çocuklar üzerindeki etkileri, olumlu olduğu kadar olumsuz da olabilmektedir. Çocuğun dış dünyayı tanıması ve anlamlandırmasında televizyonun olumlu etkileri vardır. Önemli olan televizyonun doğru ve bilinçli bir biçimde kullanılmasıdır. Ancak günümüzde çocuklar çoğu zaman eğitici-öğretici yayınlardan çok, ailelerinin tercih ettikleri programları izlemektedirler. Televizyondan gönderilen mesajlar karşısında korunmasız olan çocuğun, yaşamının belli dönemlerinde bu kaydedilen mesajlar açığa çıkmaktadır. Bazı televizyon programları çocuğun zihinsel ve duygusal gelişimine olumlu etkilerde bulunurken bazıları ise son derece olumsuz etkilere yol açabilmektedir. En yaygın ve etkin toplumsallaştırma araçlarından biri olan televizyon yanlış kullanıldığında ise aile içi ve dışı toplumsal ilişkileri en alt düzeye indirmesi bakımından çocuğun toplumsallaşmasının baş düşmanı olabilmektedir.

Televizyonun etkileri olumlu ve olumsuz etkiler şeklinde ayrılabilmektedir. Televizyon izleyen çocuklarda öncelikli olarak ders çalışmaya karşı isteksizlik, okuma alışkanlığının yerleşmemesi, şiddete başvurma ve saldırganlığın artması, kendini doğru bir biçimde ifade edememe, kendini televizyondan izlediği kahramanın yerine koyarak gerçeklerden uzaklaşma, toplumsal ilişkilerde güçlüklerle karşılaşma ve uzun süre televizyon karşısında kalmanın yarattığı çeşitli sağlık sorunları televizyonun olumsuz etkilerinin birer sonucudur

Ebeveynler tarafından belki de çok fazla üzerinde durulmayan bu olumsuz etki çocuklarda algılama ve bir konuya odaklanamama gibi sorunlara neden olabilmektedir. Hatta küçük yaşlardan itibaren çok fazla televizyon karşısında zaman geçiren çocuklarda geç konuşma ya da cümle kuramama gibi sorunlarla da karşılaşılabilmektedir. Bu sorunlar daha ileriki yaşlarda, örneğin okul çağındaki çocuklarda da derslere ilgisizlik ve algılama güçlüğü şeklinde kendini göstermektedir.

televizyon_izlemeEğer televizyon doğru ve bilinçli bir biçimde kullanılırsa, eğitsel içerikli programlarla çocuğun dikkatini yoğunlaştırma süresini arttırabilmektedir.

Televizyonun çocukların gelişimi üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini inceleyecek olursak;

Televizyonun Çocuğun psikolojik-zihinsel-Duygusal ve Fiziksel Gelişimine Olan Etkileri incelendiğinde, Televizyonun çocuğun zihinsel ve duygusal gelişimine olan etkilerinde, bazı televizyon programları çocuğun zihinsel ve duygusal gelişimi için yararlı olabilirken, bazıları ise önemli sorunları beraberinde getirebilmektedir. Araştırmalar çocukların televizyon sayesinde birçok zihinsel beceriyi öğrendiklerini göstermektedir. Özellikle okul öncesi döneme yönelik hazırlanan programları izleyen çocukların daha fazla sıfat, eylem, isim bilgisine ve sözcük dağarcığına sahip oldukları, aşırı derecede televizyon izleyen çocukların ise diğer faaliyetlerinin engellendiği, hareketsiz kaldıkları ve diğer çocuklarla iletişim kurmakta güçlük çektikleri gözlemlenmektedir. Yine aşırı derecede televizyon izleyen çocuklarda olumsuz psikolojik gelişimler görülmektedir. Hırçınlık, huzursuzluk, korku, endişe gibi davranış değişiklikleri, çocukların başlıca sıkıntıları olarak ön plana çıkabilmektedir. Fiziksel gelişimine olan etkilerine bakıldığında, uzun süre televizyon karşısında oturan çocukların yatma saatlerinin geciktiği ve uyku probleminin ortaya çıktığı görülmektedir. Çocukların saatlerce televizyon karşısında oturmaları hareketsizliğe ve sonucunda şişmanlamalarına yol açmakta ve sürekli yorgunluk hissetmelerine neden olmaktadır. Yine uzun süre yere yüzü koyun yatıp, dirseklerini yere dayayarak kıpırdamadan televizyon izleyen çocuklar, eklem rahatsızlıkları çekebilmektedirler.

Televizyonun Çocuğun Toplumsallaşmasına Olan Etkileri İncelendiğinde, Toplumsallaşma, bireyin içinde bulunduğu veya bulunacağı sosyal hayatın asgari gereklerine hazır ve uygun hale gelmesini sağlayan öğrenme ve uyum süreçlerinin tamamına denir. Televizyon da olumlu ya da olumsuz program içerikleriyle birlikte en yaygın ve etkin toplumsallaşma aracıdır. Televizyonun çocuğun toplumsallaşmasına olan olumlu etkilerinde çocuk; izlediği herhangi bir eğiticibilgilendirici programdaki içeriği, programı izleyen diğer arkadaşlarıyla paylaşarak bir sosyal ortamın doğmasını sağlayabilir. Yine televizyonun sunduğu modelleri taklit eden çocuk, bunları başka bir ortamda yeniden sunar, dramatize eder ve sonuçta toplumsallaşır. Aile yaşamının bir parçası olan televizyonun yayınlarında aile fertleri bir araya gelmekte, program seçimleri beraber yapılmakta ve bunlar üzerinde farklı yorumlar paylaşılmaktadır.

tv_cocukTelevizyonun çocuğun toplumsallaşmasına olan olumsuz etkilerine bakılacak olursa; öncelikle uzun süre televizyon karşısında kalmak çocuğun çevresine olan ilgisini azaltır. Böylece çocuk arkadaşlarıyla oyun oynamak, aile fertleriyle bir arada olmak, spor yapmak, resim yapmak, sinematiyatroya gitmek gibi toplumsal faaliyetlerden uzaklaşır. Televizyonda izlediği her şeyi ‘gerçekmiş’ gibi kabul edip, yanlış tutumlar sergileyebilir.Ayrıca uzun saatler televizyon karşısında kalan çocuk giderek düşünme ve yorum yapabilme yeteneklerini yitirir. Programların bir çoğunda kullanılan yanlış ifadeleri, argo sözcükleri benimser ve toplumsal hayatta kullanmaya başlar. En önemlisi de televizyon karşısında izlediği şiddet içerikli programlar sonucunda şiddeti günlük hayatın bir parçası kabul ederek şiddete yönelebilir. Bu da çocuğun toplumsallaşmasında son derece olumsuz etkilere yol açabilmektedir.

 Televizyonun Çocuğun Beslenme Alışkanlıklarına Olan Etkileri  İncelendiğinde,   Televizyonun çocuklar üzerindeki bir etkisi de beslenme alışkanlıklarına yöneliktir.   Medyanın toplumu yönlendirme ve ikna etme gücü, ailelerin özellikle çocukların beslenme alışkanlıkları ile besin ürünleri satın alma ve tüketme kararlarını pozitif veya negatif etkilemektedir< Özellikle televizyonda yayınlanan hazır gıda reklamları bu yaş grubu çocuklara yönelik mesajlar içermektedir. Bu etkisi ise onları reklamı yapılan gıda ürününe sahip olmaya yönlendirmektedir. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları yerini tek tip ve çe- şitli katkı maddeleri içeren fast-food veya benzeri beslenme şekline bırakmaktadır. Televizyon izleme süresinin artması beraberinde fiziksel aktivitenin azalmasını ve öğün dışı fazla hazır gıda tüketilmesinin artmasını getirmektedir. Bu durum ise çocuklarda obezite riskini arttırmaktadır. Yine herhangi bir besin maddesini sevmeyen bir çocuk, o besin maddesinin reklamlarını televizyonda izlediğinde, bir süre sonra reklamın etkisinde kalarak o besini yemeye başlayabilmektedir. Şeker bakı- mından zengin, protein bakımından fakir gıdaların, birçok katkı maddesini bünyesinde barındıran gıda ürünlerinin televizyondaki reklamları çocukları satın almaya yönlendirmektedir. Çocukların sağlıklı beslenme alışkanlığı edinmeleri, ancak ailelerin bilinçlendirilmeleri ve çevresel faktörlerin pozitif olmasıyla mümkün olacaktır.

Çocuğun televizyon programlarından olumsuz etkilenmemesi için ailelere önemli görevler düşmektedir.

  1. Televizyon izleme davranışını günde bir-iki saatle sınırlandırmak
  2. Televizyonda neyi seyrettiğinden haberdar olmak için içerikleri kontrol etmek
  3. Televizyonda gördüğü ve anlayamadığı şeyleri açıklamak
  4. Televizyon önünde yalnız kalmasını önlemek
  5. Televizyonu bir ödül ceza aracı olarak görmemesine zemin hazırlamamak
  6. Televizyondan bir çocuk bakıcısı olarak yararlanmasına fırsat vermemek
  7. Televizyon izleyerek bütün boş zamanını doldurmasına izin vermemek
  8. Televizyonda sadece reklam ve video kliplerle uyarılmasına izin vermemek
  9. Televizyon eşliğinde yemek yeme alışkanlığını kazandırmamak
  10. Televizyonda izlediği belirlenmiş programın bitiminde televizyonu kapamak.

  ZİH. ENG. SIN. ÖĞRTMN.

  İskender TÜRKÜM

Okul korkusu, ’’Okul çağı içindeki çocuğun okula gitmeme yönünde direnmesi, arkadaşlarını kabul etmemesi ve ağlamak gibi tepkiler geliştirmesi’’ olarak tanımlanıyor. Okul korkusunun, çocuğun eğitim alacağı ortama uyum sağlamasını engeller. Çocuk ailesinin kendisini oraya bıraktığını, almayacağını bile düşünür. O yüzden bazı çocuklarda okul korkusu gelişebiliyor.

Okul korkusunun birçok nedeni vardır. Bunların en önemlisi, ebeveyn ile çocuk arasındaki ilişkidir. Aşırı korumacı ailelerin çocuklarında çok fazla görülür. Çocuk anneden ya da babadan okul nedeniyle ayrıldığı zaman kendisini savunmasız ve zayıf hisseder, bu nedenle onu koruyacak kişiler yanında bulunmadığı için okula karşı bir korku beslemeye başlar. Bunun yanında çocuk kendisini terk edilmiş hissedebilir, terk edilmiş hissine kapılan çocuk yine doğal olarak okula karşı öfke ve korku yaşayacaktır.

Bu çocuklarda görülebilinecek problemler;

  • Baş ağrıları,
  • Karın ağrıları, bulantı
  • İştahsızlık, keyifsizlik,
  • Okul sorumluluklarının yerine getirilmesinde aksamalar,
  • Ortada bir neden yokken gözyaşlarına boğulma,
  • Alıngan ve sinirli ola .

Çocuğun ev içerisinde yaşadıkları bu durumu tetikleyen en temel nedendir. Çocuklara bu dönemde aşırı baskı yapmamak, onlara şiddet ve benzeri davranışlar göstermemek gerekir. Okul korkusu yaşayan çocukla açık ve net bir şekilde konuşulmalı, okula gitmesinin gereklilikleri anlatılmalı ve onu rahatlatacak, ona güven verecek sözler söylenmelidir. Çocuğun okulu istememesinin  nedeni  olan sorunu bulup bunu çözmek için çaba gösterilmelidir. Öğretmen ve aile sürekli iletişim halinde olup en kısa şekilde durumun nasıl çözüleceğine dair fikir alışverişi yapmalıdır. Farkında olmadan ya da bilmeden, çözüm gibi görünen ancak çocuğa zarar verebilecek davranış ve konuşmaların çok fazla olabileceği bu hassas dönemin, çocuğun bütün yaşam kalitesine mal olabileceğini de düşünmek gereklidir. Bunun için bazı durumlarda profesyonel destek almak en doğrusudur.

OKULA YENİ BAŞLAYACAK ÇOCUKLARIN AİLELERİNE TAVSİYELER 

  • Çocuğunuz ilk defa okula gideceğinden bu durum sizi de kaygılandırabilir. Ancak bu noktada çocuğunuzu okula gidip takip etme isteğinize yenilmemeli, kendinizi kontrol altına almalısınız.
  • Çocuğunuza okula geliş gidiş saatleri hakkında bilgi vermelisiniz, bu durum onu biraz olsun rahatlatacaktır.
  • Çocuğunuzun öğretmeniyle olan ilişkisi de çok önemlidir.Öğretmeni hakkında olumlu konuşulmalıdır.
  • Çocuğunuz okuldan eve geldiğinde mutlaka onunla ilgilenmeli ve nasıl bir gün geçirdiğine yönelik sohbetler etmelisiniz.
  • Çocuğunuzun sabahları evden mutlu ve huzurlu bir şekilde ayrılmasını, sağlayınız onu güven verici konuşmalarla okula göndermelisiniz.
  • Ailesinin okula gelmesini ısrar  eden çocuğa, yumuşak ve yapıcı bir dille herkesin sorumlulukları olduğundan, örneğin, annenin evde kalıp yemek yapması gerektiğinden, babanın işe gidip para kazanması gerektiğinden bahsetmelisiniz.
  • Çeşitli aktiviteler, faaliyetler ve oyunlara katılımı konusunda onu teşvik edip desteklemelisiniz.

Okul korkusu olan çocukların  aileleri  tavır, davranış ve ilişkilerini düzeltmelidir, böylelikle çocuklarına sağlıklı, mutlu ve başarılı bir yaşam sunabilirler.

BURSA REHABİLİTASYON MERKEZİ – HAYAT ÖZEL EĞİTİM 

OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENİ

CEMİLE ERDİL

GELİŞİM

Çoğu kez birbiriyle karıştırılan “büyüme” ile “gelişme” sözcükleri, gerçekte birbirinden farklı kavramlardır; biri diğerinin yerini alamaz. Yapısal artışı dile getiren “büyüme”, bedende gerçekleşen sayısal değişiklikleri içerir. (Kilo, boy artışı gibi). Buna karşılık “gelişme” kavramı; düzenli, uyumlu ve sürekli bir ilerlemeyi dile getirmektedir. Gelişim, anne karnından başlayıp ölünceye kadar devam eden bir süreçtir. Her çocuğun gelişiminin farklı olduğunu unutmamalıdır. Bu nedenle çocuklarımızı bedensel, zihinsel, sosyal, duygusal yönden karşılaştırmamız gerekir.

GELİŞİM ALANLARI

  1. Fiziksel Gelişim

Döllenmeden itibaren beyinde, duyu organlarında ve bedenin diğer bölümlerinde meydana gelen tüm yapısal gelişmeler fiziksel gelişmedir.

  1. Psiko-motor Gelişim

Hareket gelişimidir.İnce ve kaba motor gelişimlerdir. İnce motor gelişim parmak kasları, el-göz koordinasyonu ile ilgili gelişmeyi  kaba motor gelişim ise emekleme, oturma, yürüme, zıplama, tek ayak üzerinde durma, topa vurma, merdiven çıkma…gibi diğer tüm hareketleri kapsar.

  1. Zihinsel Gelişim

Öğrenmeyi ve anlamayı içeren algılama, soyut düşünme, uzun süreli ve kısa süreli hafıza,  lisan, problem çözme, yargılama, dikkat…gibi tüm zihinsel işlevleri kapsar.

  1. Sosyal Gelişim

İnsan yavrusunun toplumun bir üyesi haline sosyalleşmesidir. Çocuk çevresinden etkilenen aynı zamanda çevresini de etkileyen bir varlıktır. Sosyal gelişim, bireyin öncelikle aile ve yakın akraba çevresine katılımıyla başlayan ve yaşının ilerlemesiyle diğer sosyal gruplarla (akran grupları, ana okulu, oyun grupları, ilköğretim, spor aktiviteleri…) devam eden ilişkilerinin gelişimsel özelliklerinin takip edilmesidir.

  1.  Duygusal Gelişim

Bireyin kendi duygularının farkında olması, duygularını uygun yollarla yani uygun jest, mimik gibi yüz ifadeleri kullanarak sözle de  ifade etmesi; diğer taraftan başkalarının duygularını da empati yoluyla anlayarak karşısındakine yansıtma yetisini içeren gelişim sürecidir.

  1.  Cinsel Gelişim

Cinsiyet organlarının büyüyüp gelişmesi sürecinde yaşadığı davranış değişiklikleriyle beraber, bu gelişim sürecinde doğan sorunlarla ilgili davranış değişikliklerini kapsar. Çocuğun anlayabileceği şekilde çocuklara bu değişiklikleri anlatılmalıdır.

  1.  Ahlak Gelişimi

Bu gelişim süreci, bireyin özünde yer alan ahlaki doğruların ve erdemlerin sosyal alandaki tezahürünü içerir. Buna göre birey, toplum değerlerini de içerisine katarak, kendine göre mukayeseli (doğru-yanlış, iyi-kötü…) bir ahlaki düşünce sistemi geliştirir.

  1.  Öz bakım Becerileri

Bireyin dışarıdan yardım almadan yaşamını sürdürebilmesi için gerekli temel becerileri (beslenme, tuvalet ve temizlik alışkanlıkları, giyinme-soyunma….) kazanmasına ilişkin konuları ele alan gelişim sürecidir. Çocuklarımıza öz bakım becerilerini gerçekleştirmeleri için fırsat tanınmalı ve kısıtlanmamalıdır. Çünkü çocuğun giyinme, beslenme, tuvalet alışkanlıkları anne-baba ve diğer kişiler üstlenip çocuğun üstünü giydirme, tuvaletten sonra altını temizleme, çocuğu bebek gibi besleme yapılırsa çocuk kendi kendine yetemez ve her zaman büyüklerine muhtaç olur. Bu şekilde de öz güven kazanılamaz.

 ÇOCUK GELİŞİM DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ

 0-1 YAŞ ÇOCUKLARIN GELİŞİMİ  

 0-1 yaş döneminde bebek bütünüyle annesine ve çevresine bağımlıdır. Onun içinde temel gereksinmesi ´güven ve sevgidir. Bunu alamazsa ona ´güvensizlik´ egemen olacaktır. Çocuğun acıkması ´güvensizliktir, doyurulması´güvendir. Çocuğunun altının kirlenmesi ´güvensizliktir, temizlenmesi güvendir. Annenin uzaklaşması güvensizliktir, gelmesi güvendir. 0-1 yaş döneminde kazanılan güven duygusu hayatı boyunca sürecektir. Eğer güven duygusu gelişmezse çocuk kendine güvenmeyen birey olarak yetişecek ve hayatı boyunca güven ve güvensizlik ikilemi yaşayacaktır.

Bebeğin temel gereksinmeleriyle ilgili görünen güven ve güvensizlik ikilemi hayat boyunca sevgiyle ilgili olarak, başarı ile ilgili olarak, toplumsal korkularla ilgili olarak sürüp gidecektir.

1-3 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİMİ

 Tuvalet eğitiminin kazanıldığı bu dönem 2. ve 3. yaşları kapsar. Yürümeye ve konuşmaya başlamıştır. Kazanılan bu iki önemli yetenek sayesinde bağımsız hareket etmek ister. Sürekli oradan oraya koşuşturur, her yere uzanmak, her şeyi tutmak ister. Çevresini araştırmaya keşfetmeye çalışır. Aileler bu keşfetme zamanlarında çocuğa karşı çıkmamalı çocuğun kendi kendine bir şeyler öğrenmesine fırsat vermelidir ve onu bu yolda desteklemelidir. Su ile oynar, yemekleri döküp saçmaya başlar, isteklerini karşı çıkılmasına dayanamaz, ağlar, başına buyruk, ele avuca sığmaz, öfkeli bir çocuk olup çıkmıştır.

           Bu çağda çocukların inatçı olumsuz, hareketli karıştırıcı tutturucu olduklarını ve davranışlarında çelişkilerle dolu olduğunu unutmamak gerekir. Ayrıca bu olumsuzlukların geçici olduğunu 3 yaşında ortaya çıktığını bilmek yararlıdır. Ortadan kesici, batıcı, yarayıcı nesneler kaldırılmalıdır. Çocuğun rahat hareket edebileceği ortamlar hazırlanmalıdır. Değerli eşyalar çocuğun uzanamayacağı yerlere konmalıdır. Ama bunu yaparken her şeyi ortadan kaldırmak yanlış olur. Çocuk oynanmayacak bir şeylerle oynuyorsa yavaşça elinden alınmalı onun yerine ilgisini çekecek bir eşya veya oyuncak verilmelidir.

          Bu yaşlarda çocukların dikkatlerinin başka yöne kolaylıkla çekilebileceğini bilmek iyi olur. Böylece çocukla gereksiz yere kısır çekişmelere girilmemiş olur. Çocuk her an bir şey kıracak kendine veya eşyalara zarar verecek korkusuyla davranmak doğru bir hareket tarzı değildir. Çocuk bazı titiz annelerin yaptığı gibi belli bir alanda tutulmamalı, ev içinde oynama serbestisi tanınmalıdır. Sürekli olarak dur, otur, yapma ,elleme demekten kaçınmak yerinde olacaktır. Bu yaşlarda korkutmalara, sert cezalara ve dayağa başvurmak çok zararlıdır. Ancak çocuk ağlamasın diye her istediğini yerine getirmekten de kaçınılmalıdır. Çocuğun döküp saçmasına katlanarak kendi kendisini besleme kendi başına yemek yeme isteği desteklenmelidir. Üç yaşında çocuk kendi başına yemek yer duruma gelmelidir. Çocuk döküp her tarafı batıracak diye çocuk anne tarafından yedirilmemeli, çocuğun kendi kendine yemesi için desteklenmelidir.

3-6 YAŞ ARASI ÇOCUKLARININ GELİŞİMİ

Bu dönemde çocuk konuşkan, cıvıl cıvıl ve hayat doludur. Sürekli sorular sorar: “Anne bu ne?, Baba bunun adı ne?, Neden?, Niçin?,” soruları bitmek bilmez. Çocuğun soruları geçiştirilmemeli, çocuğun anlayabileceği şekilde anlatılmalıdır. Çocuğa yanliş bilgi verilmemelidir.Bir önceki dönemin inatçılığı gitmiş onun yerini uyumluluk ve söz dinlerlik almıştır. Bu dönemin en belirgin özelliği olan kendi işini kendi görmeye bayılır. Çok canlı bir hayal gücü vardır. Duyduklarını abartır, gördüklerini çarpıtarak anlatır. Olmamış şeyleri olmuş gibi anlatır. Çizikler, sıyrıklar ve küçük yaralanmalardan çok etkilenirler. Bir damla kan görse bağırır, ağlar. Kız veya erkek olduğunu ayırt eder. Anne babaya benzeme çabası içine girerler. Kız çocuğu anneye hayrandır, anneyle bir arada bulunmaktan, onunla mutfakta iş yapmaktan çok hoşlanır. Annenin hoşuna gidecek işleri yapmaya özen gösterir. “Bak anne ben ne yaptım” diyerek ondan övgü bekler. Anneyi giyinirken, soyunurken, süslenirken izlemeyi çok sever, dudaklarını boyamaya annesinin topuklu ayakkabılarını giymeye bayılır. Erkek çocuklar da babaya hayrandır. Onun gözünde babadan daha becerikli, daha akıllı ve daha güçlü kimse yoktur. Arkadaşlarına “Benim babam senin babanı döver” diye tartışmaya girişir.

          Kızın anneyi benimsemesi, erkek çocuğunun da babayı örnek alması kişiliğin gelişmesinde en önemli olaydır. Erkek çocuk erkek kimliğini babaya benzeyerek, kız çocuk ta kız kimliğini anneye benzeyerek kazanır.

Bu dönemde oyun çocuklar için ayrı bir özelliğe sahiptir. Biz yetişkinler gözüyle oyun, çocuğun eğlenmesine, oyalanmasına yarayan amaçsız bir uğraştır. Oysa çocuk oynadıkça duyuları keskinleşir, becerisi artar. Çünkü oyun, çocuğun en doğal öğrenme ortamıdır. Duydukları, gördüklerini sınayıp denediği, öğrendiklerini pekiştirdiği bir deney odasıdır. Oynayan çocuk kendi küçük dünyasındadır. O dünyaya kendisi hakimdir. Kuralları kendisi koyar, kendisi bozar. Yaşıtları dışındaki kimsenin bu dünyaya girmesini istemez. Evcilik oynayan küçük çocuklar büyükleri yanlarına yaklaştırmazlar.

6-11 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİMİ (İlkokul dönemi)

           Okula başlama çocuk yönünden belli bir zeka ve duygusal gelişimi tamamlamış olmayı gerektirir. 6 yaşını bitirdiği halde zekası yeterli olan bir çocuk ruhsal bakımdan evden ayrılabilme olgunluğunu göstermeyebilir. Özellikle oyun ve arkadaşlıktan uzak tutulmuş, dışarı çıkarılmamış çocuklar için evden ayrılış ürkütücüdür. Okulların açıldığı ilk günlerde, her sınıfta birkaç anneyi sıralarda çocukları ile birlikte otururken görürüz. Okula korku ile giden ve hep evi düşünen bir çocuğun kendini okuma ve öğrenmeye vermesi kolay olmaz. Ayrıca yaşıtları içine karışması, birlikte oynaması ve arkadaşlık kurması güç olur. Okula uyumu ve başarısı bir anlamda anne-babanın yetiştirmedeki başarısıdır. Çocuk dışarıya çıkartılıp arkadaşlarıyla birlikte vakit geçirdiyse anne-babaya bağımlı yetişmediyse çocuk okula daha kolay alışır ve derslerde başarısı yüksek olur.

İlkokul çocuklarının öğrenmek, üretmek için güdüsü çok fazladır. Anne babaya düşen, bu güdüyü en iyi biçimde değerlendirmeye çalışmaktır. İlgi çekici, renkli ve kolay izlenebilen materyallerle çocukların bu ilgileri desteklenebilir. Ürettiklerini beğenmek ve ödüllendirmek ise anne babanın asli görevidir!

İlkokul çocukları, konuşmaya, tekrarlamaya çok meraklıdır. Yazmaya ilgi ve merakları daha azdır. Bu yaş çocuklarını sınıfta öğretmenin, evde anne babanın sık sık sıraları geldiğinde konuşmaları ve sıralarını beklemeleri konusunda uyarması gerekir. Özellikle yoğun geçen bir iş gününün ardından çocuğunuzu dinlemek çok güç olabilir ama son bir çabayla ona zaman ayırmaya çalışmanızı öneririz. Aktif olarak ona ayıracağınız sadece yarım saat bile, onun bu gereksinimini karşılamaya yetebilir. Unutmayın birlikte geçirilen zamanın niteliği niceliğinden çok çok daha önemlidir!

Bu yaş çocukları,aynı zamanda şikayet etmeyi de çok severler. Bu onların moral (ahlaki)gelişimde kuralları katı bir biçimde algılamalarından ve davranışın ardındaki niyeti henüz dikkate alamamalarından kaynaklı olabilir. Ayrıca çok sevdikleri öğretmenlerinin, anne babalarının dikkatlerini çekmek ya da kıskançlık gibi nedenlerle de bu davranışı gösteriyor olabilirler. Ama gerçekten sıkıntıları olabileceğini de gözardı etmemek gerekir. Sonuçta sebep ne olursa olsun, sizden destek istediğinin bir göstergesidir bu şikayetler. Ancak bunları çok fazla ödüllendirmenin, şikayet etmeyi genel bir davranış kalıbı haline getirmesine yol açabileceği olasılığını da unutmayın!

Bu yaş çocukları somut düşünme döneminde oldukları için, çoğunlukla görerek ve yaparak öğrenirler. Bu nedenle söylediklerinizden çok davranışlarınızın önemli olduğunu unutmayın! Sözcükler ve dolayısıyla konuşma soyuttur. O sizin davranışlarınızı öğrenir.

ERGENLİK DÖNEMİ

Bu dönemde erkeler ve kızlar farklı gelişim özellikleri gösteririler. Kızlar erkeklerden önce ergenlik dönemine girerler ve bu döneme farklı cinsiyet hormonları salgılarlar. Erkeklerin salgıladığı hormona testosteron, kızların salgıladığı hormona östrojen adı verilir. Bu hormonlar vücudun diğer hormonlarını, metabolizmasını, kemik ve kas sistemimin gelişmesini etkiler. Kızlar önce ergenliğe girdiği için 11- 12 yaşlarında boy ve kile artışı içinde girerler. Hızlı fiziksel ve fizyolojik gelişme vücutta büyük değişime neden olur. Bedenin tüm organları büyür, ergen uyum sorunu yaşayabilir.

Bu dönemde bireyler soyut işlemler dönemindedir. Ergenlik dönemi ile birlikte çocuklar soyut ve analitik düşünmeye başlarlar. Soyut kavramını anlayabilir ve etkili olarak kullanabilirler. Problemlerini çözebilmek için farklı yollar seçip onları test edebilirler. Ayrıca ideal fikir, değer ve inançlar da gelişmeye başlar. Kritik düşünme, yaratıcı düşünme, analiz, sentez yapma, eleştirme gibi özellikler bu dönemde sağlanacak eğitimsel etkinliklerde gelişir.

YETİŞKİNLİK DÖNEMİ

Yetişkinlik dönemi kendi içinde yetişkinliğe geçiş, yetişkinlik, yaşlılık gibi aşamalara ayrılmaktadır. Bu dönemin güzel özellikleri şöyle sıralanabilir.

Birey fiziksel motor gelişimini tamamlamıştır. Yaşlılık döneminde fiziksel güç ve yetilerde azalma görülmektedir.

Bilişsel gelişim aşamasında birey en son noktaya gelmiştir ve değişme azdır. Fakat toplum, kültür, bireyin yaşantıları önemlidir.

Psikososyal gelişim açısından bu dönemde bireyler; yetişkinliğe geçiş döneminde evlenme, aile kurma ve daha sonra aile yaşamını devam ettirme, meslek sahibi olup bir meslekte başarılı olma ve emeklilik dönemi gibi süreçleri geçirmektedirler.

BURSA REHABİLİTASYON MERKEZİ – HAYAT ÖZEL EĞİTİM 

OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENİ

DİLBER IŞIKLI

       Çocukların her şeyi oyun olarak gördükleri bir dönemde onlara tuvalet alışkanlığı kazandırmaya çalışmak aileler için oldukça zordur.Bu nedenle hem çocuğun hem annenin hazır olduğu zaman eğitime başlamak önemlidir.Uzmanlar, tuvalet eğitimi için en uygun zamanın 24’ncü – 36’ncı aylar arası olduğunu söylüyor. Daha erken dönemde başlamak ve aşırı baskı kurarak bir an önce çocuğun tuvalet eğitimini kazanmasını sağlamaya çalışmak , hem fizyolojik olarak yapamayacağı bir şeyi yapmasını istemek hem de ileride gelişebilecek bazı ruhsal sorunların başlamasına neden olmak demektir. Benzer şekilde hiç eğitim vermemeye çalışmak ‘Zamanı gelince kendi söyler.’ diye bırakmak da hem çocuğun tuvalet  eğitiminin gecikmesine hem de ruhsal açıdan sorunlara neden olur.

       Tuvalet alışkanlığı kazanma konusunda çocuktan çocuğa farklılık görülür. Gün içinde tuvaletini kontrol edebilmek , gece kontrol edebilmekten daha önce gerçekleşir. Gece altını ıslatma durumu daha uzun sürebilir hatta 5 yaşına kadar devam edebilir. Tuvalet eğitimine başlandığı süreç içerisinde gündüz olduğu gibi gece de bez bağlanmamalıdır. Tuvalet eğitiminin tamamlanma süresi ise çocuktan çocuğa değişir. Çocuğun yapacağı işi başarmasını kolaylaştırmamız ve vereceğimiz destek çok önemlidir. Çünkü sık sık altına kaçıran çocuklarımız tuvalet eğitiminden vazgeçebilir. Çocuklarımızın başarı durumunda sevincimizi çok fazla abartmadan göstermeliyiz. Tuvalet alışkanlığı sürecinde bir yanlış yaptığında üzerinde durmayıp çocuğumuzu azarlamamak eğitim sürecinin püf noktasıdır. Tuvalet eğitimi sürecinde anne babaya büyük görevler düşer. Bu görevler çocuğun eğitim sürecindeki davranışlarına aşırı tepkiler vermemek, sabırlı olmak, çocuğa mümkün olduğunca destek olmak ve yüreklendirici davranmaktır. Eğer çocuk aşırı tepkiler veriyor ve tuvaletini yapmayı kesinlikle red ediyorsa eğitim sürecine çocuk hazır olana kadar ara vermek , aşırı ısrarcı olup bu süreci inatlaşma ile geçirmemek son derece önemlidir.

Tuvalet eğitimine başlarken uygulayabileceğimiz öneriler :

  • Tuvalet eğitimine başlamadan önce çocuğun tuvalete veya lazımlığına alışmış olması önemlidir.Çocuğunuzu iyi gözlemlemeniz ve çişini yaparken nasıl davrandığını farkında olmanız , onu uygun zamanlarda tuvalete yönlendirmeniz uygun olacaktır.Örneğin yüzünün şekli değişebilir yada yürürken bir anda durabilir.Bu durumlarda onu tuvalete veya lazımlığa yönlendirmek için iyi bir fırsattır.
  • Çocuklar tuvaletlerini birkaç dakikadan fazla tutamazlar , o nedenle tuvaletlerinin geldiğini söylediklerinde ya da siz fark ettikten sonra en hızlı şekilde tuvalete götürmek önemlidir.
  • Lazımlık çocuğun rahatlıkla ulaşabileceği yerde olmalıdır.Çocuğun daha rahat hareket edebilmesi ve lazımlığa oturabilmesini kolaylaştırmak için mümkün olduğunca kendisinin çıkarabileceği türden kıyafetleri giydirmeliyiz.
  • Çocuğa sık sık tuvaleti olup olmadığını sormak yerine belli arlıklarla tuvalete birlikte giderek kontrol etmek daha uygundur.
  • Çocuk lazımlığa yada tuvalete oturduğunda onun yanında kalıp oyalanması sağlanabilir.Onu tek başına bırakıp gitmek oturma süresini kısaltacağı için eğitimi güçleştirebilir.
  • Çocuğa aferin demek için tüm görevi yerine getirebilmesi beklenmemelidir.Örneğin tuvalete yetişememiş olsa bile tuvalete gitmiş ve pantalonunu çıkarmış olması da övülmelidir.

Tuvalet eğitimi gelişimin doğal bir sürecidir. Unutmamak gerekir ki bu doğal süreç her bir çocuğumuz için farklılıklar gösterebilir. Örneğin; bir çocuğun tuvalet eğitimini alma süresi kısa iken, diğer çocuğun daha uzun sürebilir. Tavsiyemiz kesinlikle kıyaslamaya gidilmemesidir. Aksi halde, çocuk kendini sorunlu hissedebilir ve özgüveni kaybolabilir. Yukarıda da belirtiiğimiz gibi, tuvalet eğitimi sabır ve davranışta kararlılık ister. Eğer ki bir şeyler yolunda gitmiyorsa, bir uzmana başvurmakta da fayda vardır.

Bursa Rehabilitasyon Merkezi        

Okul Öncesi Öğretmeni

Fatma ŞENSES

    Aile, toplumun en küçük birimidir. Çekirdek aile; anne, baba ve çocuklardan oluşurken geniş aile; büyükanne, büyükbaba, anne, baba ve çocuklar ile ailenin diğer fertlerinden oluşmaktadır. İster geniş ailede olsun, ister çekirdek ailede olsun, çocuk , bir ailenin vazgeçilmez isteklerindendir. Ve verilen karar sonrası çocuk sahibi olunur.

    Her ailenin çocuk sahibi olmaya karar verdiği andan itibaren en çok istediği şey, sağlıklı bir evlatlarının olmasıdır. Fakat bu durum bazen gerçekleşmez. Ve doğan çocuğun farklı sebeplerle özel gereksinime ihtiyaç duyduğu anlaşılır. Bu saatten sonra en önemli şey, çocuğun durumunu iyi anlamak ve neye ihtiyacı olduğunu bir plan dahilinde belirleyip gerekli adımları atmak olacaktır. Ve ebeveyne düşen en önemli görev de bu özel ve güzel çocuğa en güzel şekilde destek olmaktır.

    Çoğu ebeveyn, çocuğunun bu dünyada yalnız kalmasını istemez. Ve ona yoldaş olarak,  bir kardeş daha düşünür. Özel gereksinimi olan çocukların ebeveynlerinde ise artı bir düşünce daha ortaya çıkar. Kendilerine bir şey olduğu takdirde, özel gereksinimi olan çocuğa, ona, yakın birisinin bakabileceği düşüncesidir. Bu da anne- babaya göre kardeştir. Hem, sağlıklı bir çocuklarının olması isteği, hem de özel gereksinimi olan diğer çocukları için destek birine duyulan ihtiyaç neticesinde ikinci çocuk da doğar. İşte asıl hikaye de burada başlar.

    En baştaki ebeveynin düşüncesindeki ‘ kardeşinin bakımına destek olsun’ diye dünyaya getirilen çocuğun hayatı yavaş yavaş özel gereksinimli kardeşi olur. Çocuk küçük yaştan itibaren, abisinin ya da ablasının ihtiyacını gidermekle meşgul olur. Çoğu zamanını ona ayırmak zorunda kalır. Burada dikkat edilmesi gereken bir konu, zorunluluktur. Kardeşi elbetteki abisini / ablasını sevmektedir. Ancak onun bakımını üstlenme zorunluluğu, şartlı bir sevgiye dönüşebilmektedir. Kardeş, baktığı kardeşinin ona muhtaç olduğunu düşünür ve merhamet ederek bakımını üstlenir. Oysa koşulsuz sevgi bu değildir. Zaten duygusal anlamda karmaşa yaşayan bu kardeş için bir de yanlış ebeveyn tutumu eklenince işler bazen de çıkmaza girer.

    Yapılan bir araştırmada, intihar eden çocukların / gençlerin büyük oranda engelli bireylerin kardeşleri olduğu ortaya konulmuştur. Peki neden bunlar yaşanmaktadır ?

    Özel gereksinimli çocuğu olan ebeveyn, önce bu durumu kabullenmeyecek, kendini suçlayacak, tedavi yöntemleri araştıracak, sonuç itibariyle durumu kabullenerek yoluna devam edecektir. İkinci çocukları da doğan anne – baba, bu iki çocuğu büyütürken bazen, özel gereksinimi olan çocuğunun özel durumundan dolayı önceliği ona verebilmektedir. Örneğin; ikisinin de kazağa ihtiyacı varken öncelik, özel gereksinimli çocuğun olabilmektedir. Bu durumda diğer çocuk içten içten anne babasına kızacak, hatta hayatını kendisine adadığı kardeşine de gizliden kin duyabilecektir. Bu durum uzun yıllar devam ettiği için de, çıkar yol bulamayan ve anne babasından bir manevi doyum alamayan çocuk kendi hayatına son vermeyi düşünebilmektedir.

    Bir örnek verelim. Zihinsel engeli bulunan ve tuvalet ihtiyacını kendisi gideremeyen bir erkek çocuğu ve kendisini abisinin bakımına adayan kız kardeşi. Abi, 13, kızkardeş, 11 yaşında olsun. İkisi de ergenlik döneminde. Ve bu kız çocuğunun,  abisini tuvalete götürüp getirirken karşılaştığı manzarayı düşünelim. Dönemi itibariyle bu, onun için ağır bir sorumluluk olacaktır. Ergenlik dönemindeki bu kız çocuğu, henüz tanık olmaması gerektiği şeyleri görmekte bu da minik yüreğine ağır gelmektedir.Bu dönemde çocuklar için arkadaşlarıyla vakit geçirmek önemliyken, kız çocuğu abisinin bakımıyla ilgilenmektedir. Bundan mutluluk duymakta fakat, kendi hayatından da taviz vermektedir. Hem anne- baba sevgisi ve ilgisinden mahrum kalmakta, hem de sosyal hayattan kendini soyutlamaktadır.

    Son olarak, her çocuk özeldir ve her çocuğun anne babasının sevgisine ihtiyacı vardır. Bunu en iyi şekilde tüm çocukların yaşaması gerekmektedir. Baba güven veren, anne merhamet edendir. Bu duygulardan mahrum kalan çocuğun psikolojisi ise sağlıklı olmayacaktır. Daha çok diğer çocukla ilgilenildiği için kardeş, bu kez ilgiyi ve sevgiyi başka yerlerde ve yanlış kişilerde arayacaktır. Yanlış şeyler yapacaktır. Bir çocuğa fazla ilgi ve sevgi gösterirken, diğer çocuğu kaybetmek an meselesidir. Bu yüzden anne babaların, durumu kabullenip, her bir çocuğa aynı seviyede sevgi göstermesi gerekmektedir. Bunu her bir çocuğa hissettirmelidirler. Özel durumlarda  yapılacak işbölümü ise aile içindeki iletişimi güçlendirecek, zorunlu bir sevgi değil, kabullenilmiş doğal, samimi bir sevgi bağı oluşturacaktır.  Özel gereksinimi olmayan çocuğun başarısı takdir edilmeli, kardeşiyle zorunlu zaman değil, sevgi dolu zaman geçirmesi için şartlar oluşturulmalıdır. Aksi halde, sağlıklı olan çocuk kendini istenmeyen, sevilmeyen, sadece bakmak için dünyaya getirilmiş bir kişi olarak görecek ,öz güveni sarsılacak mutsuz olacaktır. Çocuğun dünyasını iyi anlamak ve onun kardeşi ve anne babası için büyük bir mutluluk kaynağı olduğunu hissettirmek ebeveynlere tavsiyemizdir.

Bursa Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi

Filiz Akdemir.

Her insanın doğuştan getirdiği doğal hakları vardır. Bu haklar yasalarla güvence altına alınmıştır. Bu haklar tüm insanları kapsarken, çeşitli engelleri olan bireylere de ayrıca sosyal haklar tanınmıştır. Böylece sosyal hayatta daha rahat, özgürce yaşayabilmektedirler. Bu hakların neler olduğuna şöyle bir bakalım :

Kaynak, Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı.

Devamı İçin Tıklayınız

Bursa Özel Hayat Egitim ve  Rehabilitasyon Merkezi

Okul Öncesi Öğretmeni

Nevriye KESKİN

Cerebral Palsy ve Rehabilitasyonu

CELEBRAL PALSY VE REHABİLİTASYONU

  • CP: Dogum öncesi, dogum sırası veya dogum sonrası, beyindeki bir lezyon sonucu ortaya çıkan nöromüsküler bozukluktur.
  • GÖRÜLEN BAŞLICA MOTOR BOZUKLUKLAR:
  • -Spastiste • – kuvvetsizlik
  • – inkoordinasyon
  • -tremor
  • – rijidite
  • Cp’nin esas özelligi olan baş, gövde, kol ve bacaklardaki hareket yeteneksizliklerinin yanı sıra; Epilepsi, Görme, İşitme, Konuşma, Algılama, Davranış Bozuklukları ve Zeka problemleri görülebilir. CP PROGRESİF BİR HASTALIK DEĞİLDİR. Ancak çocuk MSS bir lezyon ile gelişmek zorunda olduğu için belirtiler yaşantısıyla birlikte değişiklik gösterir. Bu nedenle erken tanı, deformiteler oluşmadan tedaviye başlanması açısından büyük önem taşır.

CP NİN NEDENLERİ • PRENATAL NEDENLER

  • -Anne – baba arasındaki akrabalık
  • – Kan uyuşmazlığı • -İlaç kullanımı
  • -Travma
  • – Kanamalar
  • -Annenin hamileliği sırasında (ilk 3ay) geçireceği enfeksiyöz • hastalıklar (kızamık) • – Plesental yetmezlik • – Radyasyon
  • NATAL NEDENLER
  • – Prematüre doğum • -Zor doğum • – Düşük doğum ağırlığı
  • -Anoksi
  • -Asfiksi
  • -Anneye verilen uyuşturucu maddeler • – Hatalı forceps kullanımı
  • -Sezeryan • -Çoğul gebelik
  • POSTNATAL NEDENLER
  • – Neonatal hiperbilüribinemi • – Neonatal enfeksiyonlar • – Konvülsiyonlar • – MSS enfeksiyonları
  • -Zehirlenmeler
  • – Kafa travması ve diğer travmalar
  • -Tümörler
  • ANATOMİK SINIFLAMA: • Cortexdeki lezyonlarda SPASTİSTE
  • Bazal ganglion lezyonlarında ATETOZ /DİSTON
  • Cerebellum lezyonlarında ATAKSİ/HİPOTONİ

KLİNİK  SINIFLAMA

  • SPASTİK TİP : Baş, gövde ve bacak kaslarında görülen, aşırı ve istek dışı kasılmaların mevcudiyetidir. Tonus artışı ve ek olarak diğer üst motor nöron sendromu bulguları: Hiperflexi, klonus, extansör plantar yanıt ve ilkel reflexler gözlenir.
  • Tutulum Tipleri : •
  • Spastik Quadripleji: 4 extremite ve gövde tutulumu olan çocuklardır. MR, strabismus, epilepsi, salya akıtma, dizatri ve disfaji görülür. Alt extremitede: adduksiyon ve internal rotasyon, Üst extremitede : omuz abd ve flexda, dirsek ve  el bileği flexiyonda, ön kol pronasyondadır.    • Spastik   Dipleji : Üst extremitede hafif, alt extremitede belirgin tutulumu olan çocuklardır. MR ve strabismus görülebilir. Nöbet daha nadirdir.
  • Spastik Hemipleji : Gövdenin bir yarısının tutulduğu çocuklardır. En dirençli nöbetlerin görüldüğü cp tipidir. Etkilenen extremitede büyüme geriliği,  asterognozi, eklem pozisyon hissi kaybı gibi duyu bozuklukları  gözlenir.                                           •
  1. DİSKİNETİK TİP :

Genelde hipotoni ile başlar. Daha sonra tonus değişkenlik gösterirken karateristik istemsiz hareketler belirir. Bu hareketler çocuk heyecanlandığında yada korktuğunda artar. Dizatri, disfaji, salya akıtma görülür. Mental durum genellikle normaldir. Ancak iletişim bozukluğu vardır. Bazal ganglion hasarına bağlı olarak ortaya çıkar.

  • Atetoz : İstemdışı, yavaş, solucanvari kıvrılma hareketleridir. Hem agonist hemde antagonaist kaslar eş zamanlı kasılır. Extremite distalinde daha belirgindir. Atetoid çocuklar çabuk yorulurlar ve belirli bir duruş şeklini uzun süre koruyamazlar. Baş kontrolü yoktur. • Distoni : Kas tonusu çok artmıştır. İstemli hareketle artan, yavaş torsiyonel kasılmalar ve anormal postür gözlenir. Gövde ve extremite proksimalinde daha belirgindir. • Kore : Küçük, istemsiz kas hareketleridir. •
  • 3- ATAKTİK TİP : Özellikle yürürken belirginleşen koordinasyon bozukluğudur. Cerebellum lezyonlarında görülür. Başlangıçta çocuk çoğu kez hipotoniktir. 2- 3 yaşından itibaren tonus düzelirken ataksi belirginleşir. Geniş tabanlı ataksik yürüyüş gözlenir. El becerileri ve ince motor becerileri zayıftır.

CP’DE   TEDAVİ cerebnal_palsy_2

  • BOBATH KONSEPTİ
  • Bir gelişim konseptidir. Bu konseptte kullanılan teknikler:

-fasilitasyon -stimülasyon – iletişim

  • Fasilitasyon: – hareketi düzenlemek için kullanılır

-vücudun tek bir şekilde organize olmasını sağlar

-çocuğun vücudunun pozisyonunu fark etmesini sağlar

-terapistle çocuk arasındaki iletişimi geliştirir

  • Stimülasyon: – hareketi açığa çıkartmak

-tonusu düzenlemek

-stabilizasyon sağlamak için yapılır

-dokunma, vibrasyon, proprioseptif uyarı ve sesle sağlanır • İletişim: Tedavide oldukça önemlidir. Çocukla mutlaka göz teması kurulmalıdır. Ayrıca oyuncak seçimi de dikkat edilmesi gereken diğer bir husustur. Çocuğun durumuna göre oyuncak seçilmelidir. Örneğin atetoid bir çocuk için hareket eden ve kaçan bir top tercih edilmemelidir.

Bobath konseptinde kullanılan anahtar noktalar vardır. Zorlayıcı hareketlerle anormal postürü düzeltmek yerine, normal hareket paternleri aktivite içinde anahtar noktalar kullanılarak fasilite edilir.

*Terapi esnasında; • – hedefler kesin ve net olarak belirlenmeli ( yakın ve uzak hedefler ) • -çocuk terapide bağımsız bırakılmalı • – klasik egzersizler yerine çocuğun yaşına ve o andaki durumuna uygun aktiviteler oyun tarzında çalıştırılmalı • – herhangi bir yardımcı alete ihtiyacı olup olmadığı belirlenmeli

*Tedaviye başlamadan önce çocuk mutlaka değerlendirilmelidir: • – postür değ. • -denge • -yürüme analizi • – üst ekstremite ve el fonksiyonlarının değ. • – kullandığı ortezler, mobilizasyon araçları

*Ayrıca çocuk emosyonel durumu, bağımsızlık derecesi, ailesiyle ilişkisi, çevresiyle iletişimi, dikkati açısından gözlenmelidir. *Aynı şekilde ailenin de çocuğu nasıl taşıdığı, nasıl giydirip soyduğu, nasıl beslediği, sosyo- kültürel ve ekonomik durumu, hastalık hakkındaki bilgisi açısından gözlenmelidir. *Aile mutlaka çocuğun beslenmesi, giyinmesi, tuvalet ve banyo aktiviteleri, oturma, uyuma ve taşıma pozisyonları hakkında bilgilendirilmelidir

CP’Lİ ÇOCUĞU TUTMADA DOĞRU YOLLAR

  • Dikkat edilmesi gereken en önemli nokta: çocuğun simetrik duruşa sahip olmasıdır. Özellikle baş orta pozisyonda taşınmalıdır. • Vücuda yayılan anormal kas cevapları, baş- boyun veya columna vertebralisin pozisyonuna bağlı olarak meydana geldiği için, bu anormal cevapların yine aynı noktalardan kontrol edileceği yargısına varılmış ve bu noktalara “anahtar noktalar” denmiştir.
  • Çocuk şekilde gösterilen tarzda tutulduğunda, başının fleksiyonu, kolların fleksiyonuna, kalça ve dizlerinin ekstansiyonuna sebep olur. Bu cevap çocuk otururken de gözlenebilir.
  • Oldukça iyi baş kontrolü ve orta derecede spastistesi olan çocuk, otururken başını öne doğru uzatır ve kalçaları ile dizlerinin yeterli fleksiyon yapamamasından doğan oturma güçlüğünü yenmeye çalışır
  • Bazı cp’li çocuklar, başlarını ekstansiyona iterken omuzlarını da protraksiyona getirmeye çalışırlar. Başın bu pozisyonunu düzeltmek için asla başın arkasından uyarı verilmemelidir. Bu çocuğun kendini daha fazla arkaya doğru itmesine sebep olur.
  • Bu pozisyona engel olmak için fzt. ellerini çocuğun başının her iki tarafına yerleştirir ve yukarı doğru (çocuğun boynunu uzatırmış gibi) iter. Aynı zamanda önkolları ile çocuğun omuzlarını  retraksiyona  doğru iter
  • Eğer çocuk kucağa alındığında baş, omuzlar ve kollarını arkaya doğru fırlatıyorsa, şekilde görüldüğü gibi öne itilmeye çalışılmamalıdır. Bu pozisyonu engellemek için fzt önkolunu çocuğun arkasından omuzlarına koyar. Eli ile de omuzları kontrol edilir.
  • Özellikle hipotonik çocuklar başlarını orta hatta tutamazlar. Böyle bir çocukta fzt çocuğun omuzlarından baş parmakları ile sıkıca tutar ve omuzlarını öne doğru çekerek bir miktar sabitlik sağlar. Bu hareket çocuğun başını orta hatta tutmasına yardımcı olur.
  • Aşağıdaki şekillerde hipertonik bir çocuğun kol pozisyonları ve bu pozisyonların nasıl düzeltilebileceği gösterilmiştir: • Bu çocuklarda omuzlar internal rotasyon, dirsek, el bileği ve parmaklar fleksiyondadır. Çocuğun bu pozisyonunu düzeltmek için: fzt çocuğun dirsekleri üzerinden kavrar ve tek bir hareketle çocuğun kollarını kaldırıp, eksternal rotasyona getirirken, çocuğu da öne doğru çeker. Böylece başını kaldırması, c. Vertabralisini düzeltmesine yardımcı olur
  • Atetoid çocukta, omuzlar eksternal rotasyonda, kolların her ikisi ya fleksiyonda ya ekstansiyonda yada biri fleksiyonda diğeri ekstansiyonda olabilir Kalçalar fleksiyondadır. Fzt çocuğun dirseklerinin dış yüzünden tutar ve kollarını öne çekerek düzeltirken omuzlarını da internal rotasyona getirir.
  • Aşağıdaki şekilde hipertonik bir çocuğun kolunu göstermektedir. Başta bu tarafa doğru eğilir. Dirsek, bilek ve parmaklar fleksiyonda, baş parmak avuç içindedir. Kolun abdüksiyon, eksternal rotasyon ve dirseğin ekstansiyonu ile el bileğinde ekstansiyon parmaklarla baş parmakta açılma sağlar.
  • Çocuğun fleksiyonda duran dirseğini, hiçbir zaman için eklemin altından ve üstünden gererek düzeltmeye çalışmayın. Dirseklerin ekstansiyona getirilmesi şekilde görüldüğü gibi eklem üzerinden kavramak suretiyle ve tek bir hareketle yapılır.
  • Aşağıdaki şekillerde hipertonik bir çocuğun tipik duruş örnekleri gösterilmektedir. Bu pozisyondayken çocuğun dorsi fleksiyon yapması imkansızdır.
  • Kalçalarının fleksiyon ve bacaklarının eksternal rotasyonda olduğu pozisyon ayağın dorsi fleksiyonunu kolaylaştırır.
  • Eğer çocuğun bacakları aşağıda gösterilen şekilde ise ayak bileklerinden kavrayarak bacakları açmaya çalışmak hatalıdır, spastisiteyi artırır.
  • Bacakları dizler üzerinden kavrayarak birbirinden ayırıp eksternal rotasyona getirmek daha uygundur.
  • Çocuğun ayağı şekilde gösterilen pozisyonda duruyorsa sadece parmakları düzeltmeye çalışmak hatalı olacaktır
  • Doğru olan önce bacağın eksternal rotasyonda olduğundan emin olmak, daha sonra ayağı dorsi fleksiyona getirip en son parmakları düzeltmektir.
  • Aşağıdaki şekilde hipertonik çocuğun tipik el duruşu gösterilmiştir. El bileği ve parmaklar fleksiyonda baş parmak avuç içine yerleşmiş pozisyondadır.
  • Şekildeki gibi parmağı ucundan çekerek düzeltmeye çalışmak hatalıdır, spastisiteyi artırır.
  • Dirsek üzerinden tutarak kolu ekstansiyona getirip baş parmağı avuç içerisinden çıkartarak bütün parmakları birden açmalıdır.
  • Spastisitenin şiddetli olduğu vakalarda çocuk şekilde görüldüğü gibi yüz üstü pozisyonda yatar. Bu durum da yapılmaması gereken şeyler :
  • Çocuğu sadece başından tutarak kaldırmak, omuzlarının protraksiyonuna, kol ve kalçaların fleksiyonuna neden olur.
  • Çocuğu kalçalarından iterek bacaklarını düzeltmeye çalışmayın. Bu tüm vücudun fleksiyonuna sebep olacaktır.
  • Bir taraftan çocuğun başını kontrol ederken, diğer taraftan kollarını göğsünün altından çıkarmaya çalışın.
  • Hipotonik çocuk otururken gövdesini ve başını dik tutamaz
  • Böyle bir çocukta fzt ellerini alt sırt bölgesine yerleştirip, aşağı doğru bir itme yaparak baş ve sırtın dikleşmesine yardımcı olur. • Aynı hareket çocuk kucakta otururken de yapılabilir.
  • Atetoid çocuk tipik olarak kalçaları fleksiyonda, omuz ve baş arkaya fırlatılmış olarak oturur. Bu pozisyonda kollarını kendisini desteklemek için yada oyun oynamak için kullanamaz.
  • Çocuk bacakları bitişik olarak otururken omuzlarından kavranır ve öne içe doğru kesiksiz basınç verilir. Bu hareket çocuğun kollarını yanda desteklemesine yardımcı olur.
  • Çocuğu şekildeki gibi oturma pozisyonuna getirirken fzt önce kendine doğru çeker, böylece gövdenin önde tutulması kalça ve dizin fleksiyonunu kolaylaştırır. Hiçbir zaman önce yere oturtup, sonra kalçalarını fleksiyona getirmeye çalışılmamalıdır.
  • Çocuk kendi başına oturmayı öğrenince sadece bacakların düzeltilmesine yardımcı olmak yeterlidir.
  • Hipertonik çocuğun ayakta duruş şekli aşağıda gösterilmiştir. Bacaklardaki makaslama destek yüzeyini azaltmaktadır.
  • Bu çocuğa yürümede yardımcı olmak için: • – kollarını düzeltip eksternal rotasyona almak
  • – el ile dirsekten destekleyerek omuzları yuları öne itmek gerekir. Bu hareket, bacakların bir miktar düzelmesine ve açılmasına, baş, columna vertebralis ve kalçaların düzleşmesine yardımcı olacaktır.

CP’Lİ ÇOCUĞUN TAŞINMASIimages (1)

  • Cp’li çocuğun taşınmasında uyulması gereken ilk kural; çocuğu kaldırmadan önce simetrik olarak oturtmaktır. Gerekli yerlerden destek verilmeli, ancak aşırı yardım ederek çocuğun olaydan tamamen uzak kalmasına da yol açılmamalıdır.
  • Birçok hipertonik çocuğun, yatarken kalçaları gergin bir pozisyondadır. Bu durumda kalçaları zorla fleksiyona getirmeye çalışmaktan ziyade, önce baş ve omuzlar öne getirilmelidir. Eller koltuk altlarından tutulup, dirsekler çocuğun dizleri arasına geçirilerek bacaklarını ayrılması kolaylaştırılabilir.
  • Atetoid çocuklar sırtüstü yatarken; kalça ve dizleri fleksiyonda olabilir. Fakat baş ve omuzları geriye doğru itilmiştir. Bu durumda fzt. çocuğun baş ucuna geçip, kollarını kollarının altına geçirir, elleriyle karnı üzerinden baskı yaparken, ön kolları ile çocuğu öne doğru iterek oturma pozisyonuna getirir.
  • Fzt. çocuğu bu şekilde kaldırılıp bacaklarını abdüksiyona getirerek beline dayar. Bu şekil bir taşıma çocuğun dengesinin gelişmesini sağlar.

Hipertonik bir çocuğun evde basit bir şekilde taşınmasını gösterir:

Atetoid yada hipertonik bir çocuğun aşağıda gösterilen pozisyonda taşınması uygundur.

BANYO YAPILMASI

  • Cp’li çocuğun banyosu birçok nedenden dolayı güçtür. Çocuk küçükken ortaya çıkan bazı problemler yaşı ilerledikçe daha da belirlenecektir. Bu problemlerin en önemlileri: oturma güçlüğü ve denge kaybıdır. Buna ek olarak
  • Kol ve ellerin kullanılmasındaki güçlük bu aktiviteyi daha da zorlaştırmaktadır. İlk eğitim için, önce banyo dışında bir taburede otururken, örneğin bir el feneri çocuğun vücudunun çeşitli yerlerine tutulur ve ışıklı yere dokunması istenir. Daha sonra bu kısımlara eliyle ovma yada silme hareketleri yaptırılır.Amaç çocuğun aynı işlemleri banyoda tekrarlayabilecek hale gelebilmesidir.
  • Bazı çocuklarda “şaşırma reaksiyonu” denen bir cevapla karşılaşılabilir. Bu cevapta, herhangi bir uyarı yada hareket ettirmeye karşılık, çocuğun normalde fleksiyonda olan kolları yanlara doğru itilerek, parmakları ve başı ekstansiyona gider. Bu cevap açığa çıktığında çocuğun kendisini desteklemesi yada dengesini koruması imkansızdır. Bu cevabı olan çocukların banyoya konarken uygun tutuş şekilleri aşağıda gösterilmiştir.

Çok küçük çocuklar bu şekilde tutulabilir

  • Çocuğu uygun tarzda tutarak dik olarak suya sokmak, yarı yatar pozisyondan daha çok tercih edilir. Banyoya konan çeşitli ilaveler üzerine çocuk simetrik olarak oturtulmalıdır. Başı orta pozisyonda, kollarının ikisi de önde ağırlığı her iki kalçaya eşit olarak dağıtılmış olmalıdır. Genellikle hipotonik çocukların oturma güçlüğü hipertonik çocuklara oranla daha azdır.
  • Banyo sırasında oyun oynamak, çocuğun olaydan daha fazla haz almasını sağlar. Böylece hem güveni artar hem de denge kurması kolaylaşır. Eğer yaşı çok küçük olduğu için kendi kendini yıkayamıyorsa, anne yumuşak bir süngerle, fazla uyarmadan , çocuğu yıkar. Daha büyük yaştaki çocuklara ise ne yapacağı anlatılır. Sıcak – soğuk, ıslak- kuru kavramları çocuğa öğretilir. • Çok şiddetli cp olgularında , çocuk sırtüstü, banyo içine yatırılarak yıkanır. Baş yastıklarla desteklenmelidir. Bir diğer yolda süngerle silmedir. Çocuk sert bir zemin üzerine yatırılır. Altına su geçirmez bir örtü serilir. Üzeri pamuklu bir örtü ile örtülür. Önce yüzü silinir, kurulanır. Sonra tüm vücut kısımları bu şekilde temizlenir.

TUVALET EĞİTİMİ

  • CP’li çocuklarda tuvalet eğitimine geçişin geç başlaması normaldir. Bu eğitimde çocuğa neyin nasıl yapılacağı iyi anlatılmalıdır. Dereceli bir eğitim sistemi takip edilmeli, çocuk saatte bir oturağa oturtulmalıdır. Arada kaçırmalar olsa dahi, sistemli olarak tekrara devam edilmelidir. Normal çocuk oturağa oturtulduğunda bazen eline oyuncak verilebilir. Ancak cp’li çocukta bundan kesinlikle kaçınmak gerekir. Bu tip aktiviteler çocuğun dikkatini dağıtır. Bir diğer güçlükle de, oturamayan ve gevşeyemeyen çocuklarda karşılaşılır. Oturduğunda kendisini emin ve dengeli hissetmediği zaman, dikkatini boşaltım işlemine vermemesi normaldir. Bu çocukların oturma problemini çözmek için; oturağın şekli değiştirilebilir yada bazı ilaveler yapılabilir.
  • Bazı çocuklarda barsaklarını boşaltmak için aşağı doğru basınç yapmayı bilmezler. Bu durumda dıştan, bağırsaklar üzerinden elle baskı yapılabilir.

UYUMA

  • Cp’li çocuğun yatağının pozisyonu ve yatış şekli çok önemlidir. Bu çocuklar sırtüstü yatarken başlarını orta pozisyonda tutmakta güçlük çekerler ve başlarını hep bir tarafta tutma eğilimi gösterirler. Bu durum çocuğun kalça ve gövdesinde kalıcı deformitelerin oluşmasına neden olur.
  • Çoğu cp’li çocukta başın sağa doğru dönmesi ile karşılaşılır. Bu pozisyonda sol kalça ve bacak genellikle internal rotasyondadır. Böyle bir çocuk, sol tarafı duvara gelecek şekilde yatırılırsa tüm uyarılar sağdan gelecek ve çocuktaki hakim bozukluk büsbütün şiddetlenecektir.
  • Halbuki bu çocuk, sağ tarafı duvara gelecek şekilde yatırılırsa (bu duvar da resim, süs eşyası olmamalıdır) uyarılara cevap vermek için başını aksi tarafa çevirmek zorunda kalacak, böylece yapamadığı bir hareketi geliştirme imkanı bulacaktır.
  • Sırtüstü yatarak uyuyan çocuklarda, baş yastığa doğru basınç yaparak, omuz ve kolların arkaya çekilmesine sebep olur. Bu şekilde yatmayı alışkanlık haline getiren çocukta, vücudun arka yüzeyindeki kasların spastistesi artış gösterir. Böyle çocukların omuz ve kolları, bir örtü ile, aşağıda görüldüğü gibi öne ve içe doğru, önkolları serbest olacak şekilde sarılmalıdır. Ancak bu gibi dış yardımları devamlı kullanmaktan kaçınmalı, çocuk kendi kendini kontrol edebilme yeteneğini gösterdiği anda örtü çıkartılmalıdır.
  • Hipertonik çocukların spastistesi fazla olup, az hareket ettiklerinden, az enerji harcarlar ve gece uykuları rahat değildir. Uyku sırasında sık sık döner ve hareket etmek isterler. Bu nedenle yatakları çok yumuşak olursa dönme ve hareket etmeleri güçleşir. Yataklarının altına bir tahta koyarak bu soru çözülebilir. • Yatarken hareket etmekten korkmamaları için çocukların yatakları alçak olmalıdır.

GİYİNME

  • Cp’li çocuk giyinme işlemi sırasında hipertonikse spastiste, atetoidse istemsiz hareketler nedeniyle çeşitli zorluklarla karşılaşırlar. • Kendi kendine giyinip soyunabilmek için, çocuğun başarabilmesi gereken 2 önemli hareket vardır: • kollarını avuçları yüzüne bakacak şekilde gövdesinin önüne doğru getirebilmek • bir elle kavrayıp itme, kavrayıp çekme hareketlerini yapabilmek • Bu hareketlerin eğitimi, küçük şişirilmiş simitler kullanılarak yapılabilir:
  • çocuk, sırtüstü yatırılıp ta tamamen pasif bırakılarak giydirilmemelidir. genellikle sırtüstü yatış pozisyonu cp’li çocukların giyinme ve soyunmaları için sakıncalıdır. Yan yatma ve oturma pozisyonları tercih edilmelidir. Çünkü çocuk bu pozisyonda ne yapıldığını ve kendi kendisini kolaylıkla görebilir. Yan yatma pozisyonunun faydaları şu şekilde sıralanabilir:
  • a)Yan yatarken kalça ve dizlerin fleksiyonu kolaylaşır. Böylece çorap, pantolon giymesi rahat olur.
  • b)Baş ve omuzlar kolayca öne getirilebilir; çocuğun arkasında durulursa, gövdesini şiddetle geriye itmesine de engel olunur.
  • c)Omuzlar öne getirildiği için, kolunda öne gelmesi ve dirseğin ekstansiyonu, böylelikle ceket vs. nin kolunun giydirilmesi kolaylaştırılır.
  • d)Baş ve göz kontrolü gelişir. Görme ve takip etme olasılığı daha fazladır.
  • Çocuğun durumu çok şiddetli ve sırtüstü giydirip, soymak kaçınılmaz ise, başının altına bir yastık konmalıdır. Başın yükseltilmesi kolun, kalça ve bacağın fleksiyonunu kolaylaştırır.
  • Giyinmeye aktif katılma yeteneği olan çocuk, eğer henüz oturma dengesi tam değilse, aşağıda gösterilen pozisyonda giydirilebilir. Bu pozisyonda bacakların abduksiyonu ve fleksiyonu daha kolaydır. Ayrıca bu pozisyonda çocuk rahatça desteklenebilir. Yapacağı hareketler ve dengesini geliştirmesine fırsat verilmiş olur. Şiddetli vakalarda giyinme- soyunma işleminin ayna karşısında yapılması yararlıdır.
  • a) Atetoid çocuk, herhangi bir çaba sarfettiği zaman ayakları yerden kalkabilir. Bacakları tespit etmek için dizler üzerinden basınç verilebilir.
  • b) Hipertonik çocuk kolunu kolunu kaldırdığında kalçası ve dizi ekstansiyona gelir ve arkaya düşebilir. Şekilde görüldüğü gibi anne , ellerini çocuğun beline koyup, öne doğru basınç verirse bunu önleyebilir
  • c) Hipertonik çocuk bir elini kullandığı yada giysisini bir tarafa doğru çektiğinde, bir bacağı yana doğru açılarak dengesi bozulabilir. Bunu önlemek için, açılan dizin dış-yan tarafına, anne sıkıca eline dayamalıdır. •
  • d) Çorap giyme sırasında, bacağını ekstansiyona getirilirken gövde arkaya doğru itiliyorsa, şekildeki gibi beli hizasından tespit ederek, yada ayağını kavramada güçlük çekiyorsa, bacağını kontrol ederek yardımcı olunabilir.
  • e) Hemiplejik çocukların, sağlam elle çorap, ayakkabı giyerken, hasta taraf kol ve başında meydana gelebilecek otomatik hareketler nedeniyle dengelerini kaybetmemelerine dikkat edilmelidir.
  • GİYİNMEDE GENEL TAVSİYELER 1. Önce hasta taraf kol ve bacağın giydirilmesi tavsiye edilir.
  1. Eğer çocuk başını bir tarafa doğru çevrilmiş olarak tutuyorsa, aynı taraftaki kol ve bacağın fleksiyonu, aksi taraftaki kol ve bacağın ise ekstansiyonu zordur. Bu durumda her şeyden önce çocuk simetrik olarak oturtulmalıdır.
  2. Eğer çocuk otururken öne doğru eğiliyor ve başını kaldıramıyorsa, anne ellerini çocuğun belinin alt kısmı hizasından, başparmakları sacroiliac eklem üzerine gelecek şekilde yerleştirerek aşağı doğru basınç uygular. Bu çocuğa destek noktası sağlar ve başıyla sırtını ekstansiyona getirmesi kolaylaşır.

4-)Eğer çocuğun oturma dengesi az ise ve her iki elini kullanmak istediğinde arkaya doğru düşüyorsa, aşağıda görüldüğü gibi oda köşesine yerleştirilebilir, yanına destek için bir tabure konabilir.

5 – ) Aşağıdaki şekillerde çocuğun kendisini destekleyeceği yollar gösterilmiştir:

6 – ) Baş kontrolü, kolları ve elleri iyi, ancak oturma dengesi az olan çocuk, yan yatma pozisyonunda, şekildeki gibi giyinebilir:

BESLENME

  • Cp’li çocuğun diğer problemlerinin yanı sıra yemek yeme alışkanlıklarının da düzeltilmesi gerekir. Bu, çok uzun zaman alıcı bir işlemdir, adım adım ilerlenmeli ve anne- baba büyük bir sabır göstermelidir. Uygulanacak eğitim, esas yemek saatleri dışında yapılmalı ve yetenekler geliştikçe uygulamaya geçilmelidir.
  • Çocuğun kendi başına yemek yiyebilmesi için, çatalı kaşığı ağzına götürebilmesi dışında, baş ve gövde kontrolü, oturma dengesi ve el hareketlerinin düzgünlüğü yeteneklerini kazanması şarttır. Ayrıca vücut kısımları hakkında da bilgi sahibi olmalıdır.
  • Çocuk ilk defa kendi kendine yemek yemeye başladığında, bir de dengesini koruma problemi ile karşılaşmamalı, kendisi için en güvenli ve rahat bir pozisyonda yerleştirilmelidir. Yanlış verilen pozisyonlar hipertonik çocuğun spastisitesini, atetoid çocuğun istemsiz hareketlerini artırır. Bu çocuğun emmesini ve dudaklarını kullanmasını güçleştirir. Örneğin çocuğun başını desteklemek için anne elini çocuğun başının arkasına yerleştirirse başın daha fazla geriye itilmesine sebep olur. Böyle bir çocuğu tutmanın doğru yolu şekilde gösterilmiştir:
  • Baş kontrolü ve dengesi az olan küçük bir çocuk, yan yada ata biner tarzda annesinin kucağına oturabilir. Ne şekilde oturursa otursun, kalçaların tam fleksiyonda ve omuzların simetrik bir şekilde öne getirilmiş olmasına dikkat edilmelidir. Böylece vücudun şiddetle geri itilmesine yardımcı olunabilir. Kucakta beslenen çocuğun gövde ve baş kontrolü gelişir gelişmez, beslenme sandalyesine oturtulmalıdır. Anne, çocukla aynı seviyede yada çok az üstünde oturmalıdır, çünkü fazla yüksekte olursa, çocuk anneye bakmak için başını yukarı kaldıracak, bu da gövdenin geri itilmesine yol açacaktır.
  • Gerekirse çocuk sandalyeye bağlanabilir, yukarıdan uzatılan kuşaklarla gövde desteklenebilir. Bunlar göğsü arkadan bağlayan kayışlardan daha iyidir, zira gövdeyi tamamen sabit tutmaz. Oturduğu yere bağlanan çocuğun ellerinin serbest bırakılmasına dikkat edilmelidir.
  • Anne, yemesine yardım etmek gayesiyle çocuğun yanına oturacağı zaman, çocuğun devamlı olarak başını döndürdüğü yönün aksi tarafına oturmayı tercih etmelidir. Kolunu, destek vermek için çocuğun boynunun arkasından geçirmeli, fakat başın arkasına fazla basınç vermemeye dikkat etmelidir. Bu kolun parmakları ile çocuğun çenesini alttan destekleyebilir, böylece baş öne düşmez. Eğer çocuk başını hep aynı tarafa çeviriyorsa, bu elin beş parmağı ile de yanağından basınç uygulayarak başın dönmesini önlenebilir. Gerektiğinde diğer parmaklarını çocuğun ağzını kapatmak için kullanabilir.
  • Sol elle yiyen bir çocuğa yardım ediliyorsa, sağ arka tarafında durup çocuğun bükülen sol dirseği sağ elle desteklenir; sol elle de çocuğun bileği kontrol edilebilir. Böylece örneğin kaşığı tutarken el bileğinin kalkması,bırakılırken de inmesi sağlanabilir.
  • Eğer kaşıkla, yardımla bile yiyebilecek kadar yeteneği yoksa, neyi nasıl yediğini hissetmesini ve görmesine fırsat verilmelidir. Bazı çocuklar, ağızlarına mutlaka bir besin konacağından emin oldukları için ağızlarını açık tutar ve kendileri hiçbir çaba sarf etmezler. Çocuk her seferinde uyarılmalı ve dikkatini bu konuda toplamasına yardımcı olunmalıdır. Çocuk yemek yeme işlemine aktif olarak katılamazsa, takip edici lokma için hazır olamaz. Bu lokmayı reddederken, başı ve gövdesi geri itilir. Süratli yemeye çalıştırmak, kötü alışkanlıklar doğurur. Ayrıca dikkatsizlik olasılığı da artar.
  • Eğer kaşıkla, yardımla bile yiyebilecek kadar yeteneği yoksa, neyi nasıl yediğini hissetmesini ve görmesine fırsat verilmelidir. Bazı çocuklar, ağızlarına mutlaka bir besin konacağından emin oldukları için ağızlarını açık tutar ve kendileri hiçbir çaba sarf etmezler. Çocuk her seferinde uyarılmalı ve dikkatini bu konuda toplamasına yardımcı olunmalıdır. Çocuk yemek yeme işlemine aktif olarak katılamazsa, takip edici lokma için hazır olamaz. Bu lokmayı reddederken, başı ve gövdesi geri itilir. Süratli yemeye çalıştırmak, kötü alışkanlıklar doğurur. Ayrıca dikkatsizlik olasılığı da artar.
  • Çocuğa yemek verilirken, kaşığa çok yemek konmamalıdır. Kaşığın bütünüyle ağzına girip de çocuğu rahatsız etmemesi için, yemek kaşığın ucuna yerleştirilmelidir. Kaşık, ağza yandan değil, sivri tarafından götürülmeli, beslenme hızı çocuğu göre ayarlanmalıdır
  • Çocuk yemeği ağzına aldığı zaman eğer dudaklarını kapatamıyor ve dili fazla miktarda dışarı çıkıyorsa, anne kaşıkla dilin ön kısmına basınç yaparken, çocuğun dudaklarını da kaşık ağzında iken kapatır. Üst dudak, yemeğin bütünüyle ağza alınması için biraz daha sert bastırılır. Eğer sadece alt dudak zayıfsa anne eliyle destekleyebilir. Dudaklar bu şekilde kontrol edilemeyecek kadar zayıfsa yemek, dişlerinin arka tarafını önce bir, sonra öbür tarafına yerleştirilir.
  • Eğer yemek katı değilse, sulu maddenin dışarı çakmaması için ağzın kapalı tutulması önemlidir. Gıdanın ağızdan düşmemesi için başı geriye eğmek yanlıştır. Çünkü omuzlar geriye gider, gövde yay gibi olur ve dil dışarı çıkabilir. Bu durumda yutma güç ve ağrılı olacaktır. Kaşığı çocuğun ağız seviyesinden aşağıda yada yukarıda tutmamak gerekir. Eğer çocuk ağzı kapalı iken lokmanın düşmeyeceğini öğrenirse, bu iş için kendisi de çaba sarf edecektir.

YUTMA

  • Hiç yutamayan çocuğa pek rastlanmaz, fakat yutma güçlüğü çeken çocuk sayısı fazladır. • Eğer çocuğa yutma çok zor geliyorsa, boğazdan aşağı yönde bir ovma yapılır. Bu sırada çocuğun başı dik durmalıdır. Boğazın yukarı doğru hareketi çocuğun gıdayı yuttuğunu gösterir. Yutma tam gelişmemişse, gıdanın dışarı çıkmasını önlemek için, ovma sırasında dudaklar kapalı durmalıdır.
  • Baş ve dudak kontrolü geliştikçe, çocuk yutma yeteneğini geliştirici hareketleri gün boyunca pratik etmeli, özellikle salyasını yutması üzerinde durulmalıdır.

ÇİĞNEME

• Eğer ısırma ve çiğneme hiç yoksa, öğretilmesi ilk başlarda güçtür. Çocuğa yemek, hep küçük parçalara ayrılmış olarak hazır verilirse hiç ısırmasını öğrenemeyecektir. Bu nedenle sevdiği bir gıda bütün olarak verilip, ısırtılabilir. • Çiğnemeyi öğretirken, anne bisküviyi alır, ısırır ve abartılmış olarak, ağzı açık bir biçimde çiğner. Sonra bir parça bisküvi de çocuğun arka dişleri arasına konur ve çenesi yardımla aşağı yukarı oynatılarak bisküviyi parçalaması sağlanır. Öğrenmeye başladığı zaman, çocuğun çene hareketlerini kendi kendine yapabildiği görülür. • Eğer çiğneme güçlüğü, çeneden ziyade dil hareketlerinin eksikliğine bağlıysa, esas öğünler dışında dil egzersizleri yapılır. Çocuk dilini öne uzatmayı ve yanlara hareket ettirmeyi öğrenmelidir. Dilini nereye koyacağını göstermek için, belirli bölgelerde dişlerinin arka tarafına bir miktar çikolata sürülebilir ve çocuktan bunu yalaması istenebilir.

İÇME

  • Eğer çocuk yardımla bardaktan içebiliyorsa, yardımcı arkada durur, çocuğun alt çene ve dudağını avucu ile destekler. Bardağı çocuğun dudakları arasına yerleştirip, diğer eliyle bardağı yukarı kaldırır. Bardağın içindeki suyu hiç dinlenmeden içmemesine dikkat edilmelidir.
  • Eğer çocuk bardakla içemiyor veya dili dışarı çıkıp, bardağın dışında kalıyorsa plastik bir kamış kullanılabilir. Bu kamış dil ve damak hareketlerini de artırmaya yardımcıdır. İlk başlarda daha büyük delikli kamışlar kullanılmalı ve çocuğun bütün enerjisini sarf etmemesi için kamışın boyu mümkün olduğu kadar kısa olmalıdır.
  • HİPOTONUSU OLAN CP’Lİ BİR ÇOCUĞUN TEDAVİSİ • İnfant Dönem: Uzak Hedefimiz: En az 5 adım ilerlemesi
  • Yakın Hedefimiz: Dönme aktivitelerinin bağımsız olarak yapılabilmesi • -ortama ve terapiste alışma (pozisyonlama) • -dönme aktiviteleri çalıştırma • – baş kontrolü kazandırma • -oturma dengesi • -ayağa kaldırma ve yürüme
  • Todder Seviyesi: Uzak Hedefimiz: bağımsız yürüyebilme • Yakın Hedefimiz: diz üstü pozisyonda durabilme, bu pozisyonda ayağa kalkma, en az üç basamak tırmanma
  • -emekleme pozisyonunda aproksimasyon ve denge aktiviteleri
  • -diz üstü pozisyonda denge eğitimi ve yarım diz üstü pozisyonuna geçiş • -ayağa kalkma ve iki eli destekli yürüme •
  • Okul Öncesi Dönem: Uzak Hedefimiz: kompleks hareketlerin yapılabilmesi • Yakın Hedefimiz: en az üç saniye tek ayak üzerinde durulması ve zıplayabilmesi • -önceleri yardımlı trambolin üzerinde zıplama ( zamanla yardım azaltılır ) • -ayakta topa vurma çalışmaları • -ayak parmakları üzerinde yükselme

Okul Dönemi: Uzak Hedefimiz: okul içi eğitime katılma

Yakın Hedefimiz: topu kavrayabilmesi ve en az altı adımlık mesafeye atabilmesi

– bir yerde oturup ayağının altındaki topu hareket

ettirebilmesi

– küçük bir pota ile basketbol oynama (fzt çocuğu arkadan destekler)

-arkadasları ile ilişki kurması

Adölesan Dönem: Uzak Hedefimiz: yardımsız sınıf içi mobilitenin sağlanması

Yakın Hedefimiz: en az 500m ilerlemesi

– bu dönemde çocuğun tedavi ünitesinde değil dışarıdaki aktivetelere katılması teşvik edilir (özürlüler için düzenlenen basketbol turnuvalarına katılma)

  • HEMİPLEJİK CP’Lİ BİR ÇOCUĞUN TEDAVİSİ • İnfant Dönem: Uzak Hedefimiz: iki eliyle oyuncağı alması
  • Yakın Hedefimiz: destekli otururken yada sü yatış pozisyonunda oyuncağa uzanma • – üst ekstremite aktiviteleri çalıştırılır • Todder Seviyesi: Uzak Hedefimiz: bir eli destekli merdiven çıkma • Yakın Hedefimiz: emekleme pozisyonunda yada sürünerek merdiven çıkma ve odada bağımsız yürüme • -değişik zeminlerde yürüme eğitimi • -engelli yürüme eğitimi • – parelel bar eğitimi • -ayna karşısında denge tahtası ile eğitim
  • Okul Dönemi: Uzak Hedefimiz: üç tekerlekli bisiklete bağımsız binebilme • Yakın Hedefimiz: yardımlı bisiklete binip, pedal çevirmesini sağlama • -emekleme pozisyonuna getirip, kalça ve dizden aproksimasyon uygulanması • -diz üstü pozisyona gelme ve bu pozisyonda denge aktiviteleri çalıştırma • -ayna karşısında oturma dengesi çalıştırma • -ayağa kalkma ve ayakta durma •
  • DİPLEJİK CP’Lİ BİR ÇOCUĞUN TEDAVİSİ • İnfant Dönem: üst ekstremiteye yönelik egzersizler • Todder Seviyesi: Uzak Hedefimiz: walkerla bağımsız yürüme
  • Yakın Hedefimiz: iki elle destekli yürüme • -oturma pozisyonunda aproksimasyon uygulanması • -ayakta; öne-arkaya adım alma, aproksimasyon, denge eğitimi ve ağırlık aktarma çalıştırılır • – parelel barda yürüme
  • Okul Öncesi Dönem: Yakın Hedefimiz: bağımsız zıplaması • -önceleri yardımlı trambolinde zıplama (zamanla yardım azaltılır) • – üst ekstremiteye ağırlık aktarma • -oturur pozisyonda topa vurma • -engelli yürüme eğitimi • -değişik zeminlerde yürüme eğitimi • Okul Dönemi: Uzak Hedefimiz: düzenli bir eğitim sınıfına katılması
  • Yakın Hedefimiz: 45 dk oturması ve sınıf içinde bağımsız yürümesi •
  • -oturma dengesinin geliştirilmesi • -yüzme aktiviteleri
  • Adölesan Dönem: Uzak Hedefimiz: bahçede bağımsız yürüme
  • Yakın Hedefimiz: scooter kullanma
  • -denge aktivitelerinin çalıştırılması • -scooterı kullanmayı öğretme
  • QUADRİPLEJİK CP’Lİ BİR ÇOCUĞUN TEDAVİSİ • İnfant Dönemi: Uzak Hedefimiz: çevresini fark etmesi, ilişki içinde olması • Yakın Hedefimiz: çocuğun çeşitli adaptasyonlarla oturup, göz teması kurması ve 30 sn başını dik tutması
  • -tam destekli oturma pozisyonunda baş kontrolünü kazandırılması
  • Todder Seviyesi: Uzak Hedefimiz: çocuğun yaşına uygun bir oyuncakla oynayabilmesi • Yakın Hedefimiz: oyuncağı iki eliyle tutup göz seviyesine getirme
  • Okul Öncesi Dönemi: Uzak Hedefimiz: bağımsız yürüme
  • Yakın Hedefimiz: on adım yürüme • -sü yastıklarla destekli pozisyonda topa vurma aktivitesi çalıştırılır • -oturma dengesi çalıştırılır • -splintle yürüme eğitimi • Okul Dönemi: Uzak Hedefimiz: çeşitli adaptasyonlarla bilgisayar kullanma (klavyeye uzanma ve tuşlara basabilme) • Adölesan Dönem: Hedefimiz: çocuğun çevresiyle ilişki kurması ve sosyal aktivitelere katılabilmesi
  • ATETOİD CP’Lİ BİR ÇOCUĞUN TEDAVİSİ • İnfant Dönem: Uzak Hedefimiz: postüral stabilizasyon
  • Yakın Hedefimiz: oyuncaklarla ilgilenmek
  • – üst ekstremite aktiviteleri çalıştırma
  • Todder Seviyesi: Uzak Hedefimiz: bağımsız olarak dönme ve walker kullanma
  • Yakın Hedefimiz: yerde bağımsız hareketleri yapabilme
  • Dönme aktiviteleri çalıştırılır
  • Oturma dengesi çalıştırılır • Okul Öncesi Dönem: Uzak Hedefimiz: bağımsız yürüme
  • Yakın hedefimiz: walkerla destekli yürüme yada TS aktiviteleri

Hazırlayan: Fzt. ALİ ÇELİK

    Asperger sendromu yaklaşık 200 ergenden birinde görülür. Erkeklerde yaklaşık 8 kat daha sıktır. Çok farklı alanlarda psikososyal sorunlar yaşanabilir. Asperger sendromu olan ergenler ve erişkinler dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB), öğrenme bozukluğu, zeka geriliği, kişilik bozukluğu, atipik psikoz gibi pek çok farklı tanıyla takip ediliyor olabilir ve Asperger sendromu tanısı atlanabilir. Genellikle dil gelişim alanlarında sorun yaşanmaması ve zeka düzeylerinin normal olması nedeniyle tanının konması onlu yaşlardan sonra olmaktadır. Asperger sendromunda, diğer yaygın gelişimsel bozukluklarda görülen belirtilere benzer şekilde sosyal etkileşim alanlarında, karşılıklı sözel ve sözel olmayan iletişim alanlarında sorunlar olabilir. Basmakalıp ilgi alanları ve davranışlar görülebilir. Öte yandan Asperger sendromunda şu sorun alanları sık görülür:

    Hareket sistemi (motor) becerilerinde sorunları: Motor gelişim basamaklarında gecikme görülebilir. İnce motor becerilerinde sorunlar, sakarlık, hantallık görülebilir. Kollarını sallamadan ve hafif toplarcasına, tipik bir yürüyüş stili gösterebilirler.

    Konuşma ve aksan sorunları: Ses tonunu ayarlama güçlükleri, konuşurken aşırı ve uygunsuz iniş-çıkışlar gösterebilirler. Monoton bir ses tonuyla konuşabilirler. Kitaptan pasajlar okur gibi ezbere konuşabilirler. Gramer hataları yapabilirler. Zamir ve edatları yanlış kullanabilirler.  İletişimin sözel ve sözsüz mesajlarını değerlendirmede güçlük yaşayabilirler; örneğin donuk bakışlı ve soğuk tonlamalı bir “merhaba” ile, sıcak ve içten bir “merhaba” arasındaki mesaj farkını değerlendirme güçlüğü (mutlak belirtiler). Yüz ifadesinde, vücut duruşu ve tavırlarda uygunsuz/garip haller gösterebilirler; örneğin sizinle konuşurken yan durması.

     asperger_sendromu_bursaDil becerileri sorunları ve konuşulanları anlama güçlükleri: AS’li bireyler sözcüklerin temel ve somut anlamlarına takılabilirler, mecaz ifadeleri anlamayabilirler. Soyut kavramları, atasözlerini, deyimleri, esprileri yanlış anlayabilir ya da kendilerince yükledikleri anlamlarla kullanabilirler. Konuşma sırasında karşılarındakilerin sözel olmayan tepkilerini (mimiklerini, jestlerini, vb.) anlamakta güçlük çekebilirler ya da basmakalıp bir biçimde anlayabilirler. Örneğin; “ağlıyorsa üzülmüş demektir” gibi. Anlam ve bağlam dışı konuşma (Semantik Pragmatik Gelişimsel Dil Bozukluğu) . Örneğin; ’bugün piknik yapalım mı?

    AS’li birey: Anatosaurus, 60 milyon yıl önce yaşamış bir dinazor türü..(mutlak belirtiler)

    Bilişsel işlev sorunları:Özellikle zihinselleştirmede zorluk yaşarlar. Görsel olarak ifade edilmedikçe anlamayabilirler. Özetleme becerileri düşüktür. Gereksiz ayrıntılara takılabilir, konunun özünden sapabilirler. Problem çözerken amaca yönelik ve çözüme odaklı davranmayabilirler. Konunun bütününü görmekte zorluk çeker, belirli parçalara takılıp kalabilirler. Ortamın/topluluğun ortak duygusunu/ruhunu hissetmede, sezmede güçlükler ve buna bağlı davranış problemleri; örneğin cenaze evinde şarkı söylemek gibi.

    Belirli ilgi alanlarında aşırı yoğunlaşabilirler: Genelde günlük hayatta bir işlevi olmasa da belirli konularda yoğun araştırma içine girebilirler. Özellikle taksonomi (sınıflandırma) ile ilgilenirler ve bilgileri ezbere dayalı olur. Örneğin, hayvanların latince isimlerini ezberleyebilir, bir kentin telefon numaralarını, tren saatlerini kolaylıkla akıllarında tutabilirler. Matematik, Fizik, Kimya vb. kapalı uçlu bilimsel konulara eğilim gösterebilirler.

    Duyusal hassasiyetleri olabilir: Yüksek seslerden, çeşitli dokulardan, parlak ışıklardan aşırı bir rahatsızlık duyabilirler. Öte yandan, dokunsal uyaranlardan çok zevk alabilirler (ör, masaj, sarılma, öpme, vs.).

  •     Asperger sendromu olan bireyler çoğunlukla toplum içinde farklı olarak görülmezler.
  •     Pek çok Asperger sendromu olgusu ancak yakın ilişki içinde farklı olarak algılanabilir ve genellikle “garip”, “acayip”, “değişik” gibi sıfatlarla anılırlar.
  •     Çoğu Asperger sendromu olgusu kendindeki farklılıkların farkındadır.
  •     Sosyal ilişkilere çok fazla girmemekten genellikle rahatsızlık duymazlar. Arkadaş edinmede ve/veya arkadaşlığı sürdürmede güçlükler yaşayabilirler.
  •     Ergenlik dönemlerinde zamanlarının çoğunu bilgisayar karşısında geçirmeyi tercih ederler.
  •     Sosyal becerilerinin yetersiz olması nedeniyle, sosyal etkileşime zorlandıklarında genellikle rahatsızlık duyarlar.
  •     Sosyal işlevselliklerindeki yetersizlik kendilerinden çok ailelerini rahatsız eder.
  •     Bu yetersizlikler ergenin ailesine daha faza bağımlı yaşamasına neden olur.
  •     Karşı cinsle ilişkileri kısıtlıdır ve flört içeren tutum ve davranışları uygulamakta oldukça zorlanırlar.

    Tüm bu temel belirtilere ek olarak eşlik eden psikiyatrik bozukluklar sıkça görülür. Özellikle dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) Asperger sendromuna eşlik edebilir. Asperger sendromu olan ergenlerin yaklaşık üçte birinde DEHB tanısı da konur (Klin ve Volkmar, 1997).Özellikle belirli konulara dikkatlerini aşırı yoğunlaştırır, diğer alanlara dikkatlerini kaydırmakta zorluk yaşarlar. AS’li bireylerde anksiyete bozuklukları ve depresyon da normal topluma göre daha sık görülür (Klin ve ark., 2000). Özellikle Asperger sendromu olan ergen büyüdükçe ve kendisindeki farklılıkları fark ettikçe, arkadaşları tarafından dışlandığını gördükçe depresif belirtileri artabilir. Asperger sendromu olan ergenler akranları tarafından çok sık alaya ve aşağılanmaya maruz kalırlar. Akranları arasında yaşadıkları sorunlar okula uyumlarını ve akademik işlevselliklerini de oldukça olumsuz etkileyebilir.

    Asperger sendromuna sıklıkla eşlik eden bir diğer psikiyatrik bozukluk da takıntı bozukluğudur (obsesif kompulsif bozukluk) (OKB). Asperger sendromu olan beş ergenden birinde OKB tanısı konabilir (Klin ve ark., 2000). Ancak bazı Asperger sendromu özellikleri OKB ile karıştırılabilir. Örneğin, bilişsel katılık, günlük rutin aktivitelere sıkı sıkıya uyma, kısıtlı ilgi alanları obsesif belirtilere benzeyebilir. Bazı Asperger sendromu olan ergenler kendi kalıp yargılarına ve rutin alışkanlıklarına aşırı bağlı olabilirler ve ebeveynleri ile ciddi çatışmalar yaşayabilirler. Bu tutumları karşıt olma/karşı gelme bozukluğunda olduğu gibi bir klinik görünüm oluşmasına yol açabilir. Asperger sendromu olan bireylerde görülen sosyal içe kapanıklık ve bilişsel hatalar bazen şizofreninin bulguları ile karışabilir ve yanlışlıkla şizofreni tanısı alabilirler. Son yıllarda yapılan çalışmalar Asperger sendromu olan bireylerin normal topluma göre daha fazla şizofreni geliştirdiği düşüncesini desteklememektedir. Erişkinlik dönemlerinde yaşadıkları sorunlar Asperger sendromunun belirtileri olsa da erişkinlik çağında şizofreni ile özdeş olabilmektedir.

    AS tedavisinde çeşitli eğitim modulleri kullanılabilir (Mesibov ve ark., 2001; DuCharme ve McGrady, 2003). Örneğin, sosyal beceri eğitimi sürecinde belirli sosyal durumlar yaratılır. Asperger sendromu olan ergenin sosyal durumları değerlendirme ve uygun yanıtları seçme ve diğerlerinin niyetini, duygularını tahmin etme, yorumlama becerileri geliştirilir. Sosyal ortama, duruma giriş ve çıkışta uygulanabilecek sözel ve davranışsal yöntemler üzerine çalışılır. Ses tonunu ayarlama teknikleri üzerinde durulur.

    Bağımsız yaşama becerileri eğitimi ise özellikle Asperger sendromu tanılı ergenlerin ebeveynleri için de hayati bir öneme sahiptir. Mesleki beceriler, araba kullanma, toplumsal kaynakların kullanımı gibi konular ele alınır. Eşlik eden psikiyatrik sorunlar için (örneğin, dürtüsel davranışlar, depresif belirtiler, takıntılar, dikkat sorunları, vb.) ilaç tedavileri kullanılabilir. İlaç tedavilerinin etkinliği ve yan etkileri Asperger sendromu olan bireylerde çeşitli farklılıklar gösterebilir. Örneğin, metilfenidat tedavisine yanıt daha düşük olabilir ve agresif belirtilerin ortaya çıkma riski daha yüksektir. Antidepresanlar dürtü kontrol sorunlarını alevlendirebilir.

    Asperger sendromu olan ergenlere yaklaşımda ebeveynlere ve öğretmenlere şu noktalar hatırlatılabilir (Williams, 1995):

  •     Asperger sendromu olan ergen için sürprizler içermeyen, öngörülebilir ve güvenli bir ortam sağlayın.
  •     Olası değişimleri (ör, öğretmen değişikliği, sıra değişikliği) en aza indirin.
  •     Günlük rutin etkinlikleri net bir şekilde tanımlayın.
  •     Yenilik öncesi (ör, yeni bir öğretmen, arkadaş, vb.) onu hazırlamaya çalışın.
  •     Diğer çocuklar tarafından alaya ve aşağılanmaya maruz kalmamasına özen gösterin.
  •     Olumlu davranışlarını, becerikli yönlerini destekleyin ve ödüllendirin.
  •     Özgüvenini destekleyecek sorumluluklar verin.
  •     Sosyal etkileşimi içeren etkinliklerde yol gösterici olun.
  •     Belirli sosyal durumlarda nasıl tepkiler vermesi gerektiğini ezberletebilirsiniz.
  •     Takıntılı bir şekilde bir konuya odaklanmasını kısıtlayın, gerektiğinde uyarın.
  •     Motivasyonunun düşük olduğu durumlarda onun ilgi alanlarına hitap ederek iletişime başlayabilirsiniz.
  •     Dikkatini yoğunlaştırabilmesine yardımcı olmak için görevleri daha küçük parçalara ayırın.
  •     Zamanını düzenlemede zorlukları olabileceğinden uzun süreçleri ödevler vermeyin.
  •     Sınıfta ön sıralarda oturtun ve olabildiğince onunla göz temasını sürdürün. Gerektiğinde onun katılımını beklemeden söz verin.
  •     Zaman zaman gerçekçi olmayan hayalleri ve düşünceleri olabilir. Özellikle birebir kaldığınızda gerçekleşmesi imkansız yaklaşımlarını sosyal ortamlarda ifade etmemesi konusunda konuşabilirsiniz.
  •     Hareket ve denge sorunları olabileceğinden zorlanacağı ödevler vermemeye özen gösterin. Yarışmacı spor etkinliklerinden daha çok bireysel becerilerini geliştirebileceği sporlara yönlendirin.
  •     Sınavlarda ya da ondan istenen bir ödevde yönergelerinizi olabildiğince net iletin ve anlayıp anlamadığını kontrol edin.
  •     Onun bireysel becerileri ve ilgi alanlarını dikkate alan mesleki beceriler edinmesi konusunda yardımcı olun.
  •     Bazı konuları anlayamaması ve inatlaşması sizi zaman zaman sinirlendirebilir, sabrınızı taşırabilir. Bu tür duygulara karşı hazırlıklı olun.
  •     Duygusal dalgalanmalarını, dikkat düzeyini, uyku ve iştahını, agresyon düzeyini izleyin ve not alın. Gerektiğinde psikiyatrıyla paylaşın.
  •     Çevresel stres etkenlerinden kolaylıkla etkilenebildiklerini unutmayın. Örneğin, okulda bir kavga yaşandığında diğer öğrencilerden çok daha fazla etkilenebilir ve anlaşılmaz tepkiler verebilir. Bu nedenle stresin yoğunlaştığı dönemlerde onu daha dikkatli gözleyin.
  •     Öğrenme aşamasında görsel materyalleri ve uygulamalı etkinlikleri daha çok kullanın. Örnekler verin, modeller geliştirin, önce birlikte yapın.

Kaynaklar:

Dr. Koray Karabekiroğlu

http://www.asperger-asperder.org/tr

Düzenleyen: Rehber Öğretmen

Özel Hayat Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi Bursa

Filiz AKDEMİR

REAKTİF BAĞLANMA BOZUKLUĞU NEDİR ?

    Beş yaşından önce gelişen ve tek nedeni sağlıksız çocuk bakımı ile ilgili bir bağlanma ve iletişim problemidir. Çocukta mevcut ilişki kurma ve bağlanma probleminin tek nedeni çocuğa doğumun ilk yıllarından itibaren yetersiz bakım , sağlıksız ilişki ile beraber gelişir. Çocuk toplumsal iletişim ve yaşında uygun tepki verme konusunda yetersizdir. Çocuk seçici olmayan bağlanmalar ve uygunsuz toplumsal ilişkiler sergiler. Çocuğun gelişimini gösterdiği ortamda bakım veren kişinin sürekli değişmesi ile de böyle bir durum gelişebilir.

    Çocukta ilişki kurmada duygusal yakınlık göstermede belli bir bozukluk vardır. Çocuğun gelişim süreci içerisinde içe çekilme , konuşma gecikmesi , insanlara karşı ilgisizlik , çevreye karşı duyarsızlık olabilir. Ek olarak bu çocuklar otistik belirtiler de gösterebilirler . Bu belirtiler arasında insanlara ve yaşıtlarına ilgisizlik ,yaşına uygun konuşmanın gelişmemesi , tekrar eden hareketler , insanlara karşı ilgisizlik , göz kontağı kurmama , nesnelere karşı aşırı ilgi, dönen cisimlere ilgi , kendine özgü törensel davranışlar , kendi etrafında dönme , sallanma , saatlerce belli bir hareketi tekrar edebilme , beslenme konusunda düzensizlik , lık , etraftaki duygusal değişime ilgisizlik ,yaşıtlarına karşı ilgisizlik ,parmak ucunda yürüme , yandan bakış , taklit gerektiren oyunları oynamama , TV ve müziğe aşırı ilgi vb

    Reaktif Bağlanma Bozukluğu’nun tedavisi

    reaktif_bozukluk_bursaIlk olarak Reaktif Bağlanma Bozukluğuna yol açtığı düşünülen belirgin olumsuzlukların iyileştirilmesi yoluna gidilir. Örneğin; Aile ortamında sorunlar varsa, bunları giderici çalışmalar yapılır. Bakım ile ilgili sorunlar varsa ortadan kaldırılır. Aile bireylerinde ruhsal sorunlar görülürse tedavi edilir. Çocuğun bakımı ve eğitimi konusunda anneye detaylı eğitimler verilir ve belli bir süreci kapsayan destek programları oluşturulur. Böylece annelik becerileri arttırılarak, anne ile bebek arasındaki bağlılığın yeniden inşaasına ve yıkılan güvenin oluşturulmasına çalışılır. Annenin sevgisini hissettiren dokunma, sarılma, kucaklama, öpme vb davranışlar tedavi sürecinde önemsenir. Çocuğun zarar verici davranışları ve kuralları ihlal edici eylemleri sert cezalar yerine daha az sınırlandırıcı cezalarla kontrol altına alınmaya çalışılır.

    4-5 ay devam eden eğitim ve tedavi programına paralel olarak çocukta olumlu değişimler gözlenir. Çocuk konuşmasını ilerletir, öz bakım becerilerini öğrenmeye başlar ve tekrarlayıcı davranışlarını azaltır. Reaktif Bağlanma Bozukluğu bu noktada otizmden belirgin bir biçimde ayrılmaktadır, çünkü otizmli çocuklar bu kadar kısa sürede eğitime ve tedaviye cevap verememektedirler.

    Reaktif Bağlanma Bozukluğunda erken eğitim ve tedavi oldukça önem kazanmaktadır. Bu tanıyı almış birçok birey, zamanında aldığı eğitim ve tedaviyle normal gelişim gösteren akranlarına yetişebilmektedir.

    Gerekli pedagojik müdahalenin yapılması ve sebep olan nedenlerin ortadan kaldırılması ile gerekli tedavi düzenlenmelidir . Başka psikiyatrik nedenler ve eşlik eden durumlar araştırılmalıdır. Ne kadar erken müdahale yapılırsa o kadar iyi sonuç alınır. Çocuğun bu durumu genelde çocuğun aşırı TV izlemesi ile karakterize olabilir . Bu çocuklara TV izlemenin engellenmesi gerekir . aynı zamanda mümkün olduğu kadar çok insanlar ile birlikte olmaları , onlara yönelik duygusal yakınlık kurulması , onun  ile günün belirli saatlerinde birlikte sadece ona ayrılmış olarak vakit geçirme , mümkünse kreşe veya anaokuluna gitmelerini sağlama gibi önlemler bir an önce alınmalıdır . Otistik   bozukluk ile karışabileceğinden ayırıcı tanının yapılması ile beraber bir an önce eğitime başlanmalıdır.

    Bu türlü bir durumun hiç olmaması içinde anne babaların çocuğun doğumundan itibaren onun duygusal ihtiyaçlarını karşılamaları ile engellenebilir. Çok sık bakıcı değişmesi , çalışan annelerin işte yorulduktan sonra çocuk ile duygusal yakınlık kuramaması , aile içi stres faktörleri nedeni ile çocukların ihmal olması , anne veya babanın kendilerine ait psikiyatrik problemlerinden dolayı çocuk ile ilgilenememeleri , çocuğun gün içerisinde saatlerce TV karşısında kalması ,  gibi nedenler ile bu durum oluşabilir.

Bursa Rehabilitasyon Merkezleri

Kaynaklar:

www.cocukaile.com

www.annebebek.com.tr