Her çocuk bir diğerinden farklıdır. Her çocuğun kendine özgü bedensel, bilişsel, sosyal ve duygusal bir yapısı vardır. Bazı çocuklar bilişsel davranışlarda, duyuşsal motor özelliklerde, iletişim becerilerinde ve motor işlevlerde yetersizlik göstermektedir. Bu gelişim alanlarındaki bir ya da birden fazla yetersizlik çocuğu olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Gelişim alanlarındaki yetersizliklerden dolayı olumsuz yönde etkilenen çocuklarda genel eğitim hizmetleri yetersiz kalmakta ve özel eğitim hizmetlerine gereksinim duyulmaktadır.

Özel Eğitim, ortalama öğrenci özelliklerinden önemli derece farklılaşan bireylere sağlanan bireysel olarak planlanmış ve bireyin bağımsız yaşama olasılığını en üst düzeye çıkarmayı hedefleyen eğitim hizmetlerinin bir bütünü olarak ifade edilmektedir.

Son yıllarda özel eğitime gereksinim duyan çocuklarımıza yönelik eğitim hizmetlerinin daha fazla yaygınlaşması sonucunda özellikle özel eğitime gereksinim duyan çocuklarımız söz konusu sadece zihinsel engelli ya da otizmli çocuklarımız olarak algılanmaktadır. Oysa özel eğitim hizmetleri sadece zihinsel engelli ya da otizmli çocuklara verilen hizmetler olarak düşünülmemelidir. Özel eğitim gerektiren, bir başka deyişle özel gereksinimli çocuklarımız, zihin engelliler, öğrenme güçlüğü olanlar, duygusal ve davranış bozukluğu olanlar, bedensel yetersizliği olanlar, konuşma ve dil sorunlular, işitme engelliler, üstün zekalılar ve üstün yeteneği olan ve otizmli çocuklar şeklinde gruplara ayrılabilmektedir.

Özel gereksinimli bir çocuğun varlığı özellikle ailede ciddi sorunlara yol açmakta ve özellikle ilk yıllarda çocuğu kabullenememe ve anne-babanın birbirlerini suçlaması ve daha ileri aşamalarda anne-baba ayrılıklarına yol açabilmektedir. Ayrıca çocuk herhangi bir tanı  aldıktan sonra yapılması gereken en önemli şey anne-baba olarak nedenler ve niçinler ile uğraşmak yerine durumu bir an önce kabullenebilmek ve “Çocuğum için ben ne yapabilirim ? ” , “ Çocuğumun ihtiyaçlarını en iyi şekilde nasıl karşılarım ? ” düşüncesi içinde hareket etmek olmalıdır.  Bunun dışında nedenler ve niçinler takılı kalma ve anne babayı  ya da baba anneyi suçlamak çocuk için en önemli olan zamanı boş yere harcamak olacak ve belki çocuk için telafisi mümkün olmayan bir sürece sürüklemiş olacaktır.

Özel gereksinimli  birey ona anne-babası destek verdiği sürece bağımsız bir birey olabilmektedir. Anne-babalar özel gereksinimli çocuklarından desteği çekmemeli ve onu bağımsız yaşama teşvik etmelidir . Ayrıca yine unutmamalıdır ki özel eğitim süreklilik isteyen bir süreçtir.

Özel gereksinimli çocuklarımız için şunu da unutmamamız gerekir ; Özel gereksinimli her çocuk öncelikle bir çocuktur. Özel gereksinimli her çocuk farklılıklarına ve sınırlılıklarına rağmen; her çocuk gibi oyun oynamalı, sosyalleşmeli ve yaşayarak öğrenmelidir. Eğitimlerde de bunlar göz ardı edilmemeli ve çocuğu pasif kılan, ezbere dayanan eğitimler yapılmamalıdır. Tam tersi çocuklar katılımcı, öğrenen, eğlenen ve öğrendiklerini gösteren bir birey olma yolunda desteklenmelidir.

Özel eğitim hizmetlerini değerlendirdiğimizde özel eğitimi masa başında birebir verilen bir eğitim hizmeti olarak düşünmemeliyiz. Özel eğitimde bireysellikten amaçlanan bireyin gereksinimleri doğru şekilde tespit edebilmek ve bu gereksinimlerine uygun olarak en etkili ve verimli şekilde ihtiyacı olan eğitimi sunabilmektir. Özel eğitimin temelinde de aile yer almalıdır. Aile özel eğitim sürecinde yer almalı ve eğitimin bir parçası olmalıdır.

Ailelerimiz çocuklarının eğitim sürecinde çok kısa sürelerde çok büyük hedefler koymamalıdır. Özel eğitim sürecinde özel eğitim veren eğitimcinin elinde sihirli bir değnek varmış gibi görmemelidir. Özel eğitim süreklilik isteyen  bir süreçtir ve hiçbir zaman pes edilmemesi gereken bir süreçtir.

Erdi Kanbaş

Özel Eğitim Uzmanı

 Kaynak

ENGEL TÜRLERİ VE ÖZEL EĞİTİM

agır_yetİnsan hayatı, doğumdan ölüme kadar geçen sürede farklı evrelerden oluşur, bu ev­reler doğumla başlar; çocukluk, ergenlik, yetişkinlikle devam eder ve yaşlılıkla sonlanır. Her dönemde, birbirinden etkilenen dil, zihinsel, fiziksel, sosyal-duygusal gelişim alan­ları bulunur. Bu gelişim alanlarındaki basamakları gerçekleştiremeyen ya da gerçekleştir­mekte zorlanan bireyler özel eğitime gereksinim duymaktadır.

Özel Eğitime İhtiyacı Olan Bireyler

Doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrasında, gelişim sürecinde oluşan çeşit­li nedenlere bağlı olarak; bilişsel, dil, hareket, fizik, sosyal ve duygusal gelişimlerinde ölçme araçlarıyla ölçülebilen düzeyde yetersizlik, yavaşlama, gerileme veya ileride olma sonucunda yaşıtlarına göre farklı özellikler gösteren ve normal eğitim programlarından yararlanamayan, kısmen yararlanan veya yararlandığı halde destek programları ile eği­timlerini devam ettirebilen bireylerdir.

Özel gereksinimli bireyler, genellikle şu gruplarda toplanmaktadır:

  1. Zihinsel Yetersizlik
  2. Özel Öğrenme Güçlüğü
  3. Bedensel Yetersizlik, Süreğen Hastalık ve Ortopedik Yetersizlik
  4. Dil ve Konuşma Güçlüğü
  5. İşitme Yetersizliği
  6. Görme Yetersizliği
  7. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)
  8. Yaygın Gelişimsel Bozukluk
  9. Üstün ve Özel Yetenek

ZİHİNSEL YETERSİZLİK

Zihinsel işlevler bakımından farklılık gösteren kavramsal, sos­yal ve pratik uyumsal becerilerde eksiklikleri ve sınırlılıkları olan bireylerdir.

Kavramsal Beceriler Sosyal Beceriler Pratik Beceriler
* Dil (alıcı ve verici) *Okuma ve yazma *Para kavramları *Kendilik yönelimi * Kişiler arası *Sorumluluk *Benlik saygısı *Kandırılabilirlik *Saflık

*Kuralları izleme *Yasalara uyma *Istismarı önleme*Günlük yaşam etkinlikleri:

-Yeme

-Yer değiştirme/hareket -Tuvalet -Giyinme *Günlük yaşamın araçlı etkinlikleri: -Yemek hazırlama -Ev bakımı -Ulaşım

-Ilaç alma/kullanma -Para yönetimi -Telefon kullanma *Uğraşı becerileri *Güvenli ortamlar sağlama

 

Hafif Düzeyde Zihinsel Yetersizlik

Zihinsel işlevler bakımından farklılık gösteren; kavramsal, sosyal ve pratik uyumsal becerilerde eksiklikleri ve sınırlılıkları olan bireylerdir. Yapılan tanılama ve zeka testi sonucunda 50-69 puan arasında çıkan bireylerdir.

Nasıl Fark Edilir?

  • Geç ve güç öğrenirler.
  • Dikkatleri kısa süreli ve dağınıktır. İlgi alanları dardır.
  • Kısa süreli belleklerinde problem vardır. Kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe geçiş yapamazlar, zorlanırlar.
  • Akademik başarıları normal gelişim gösteren bireylerden gerilik gösterirler.
  • Kişisel, sosyal özelliklerinde ve davranışlarında bazı problemler gösterebilirler.
  • Dil ve konuşma bozuklukları yaygındır.
  • İş edinmede ve bu işi sürdürmede problemleri vardır.
  • Unutkandırlar.
  • Güdülenme eksikliği vardır.
  • Başarısızlık daha çok okumada, okuduğunu anlama ve anlatmadadır.
  • Genelleme yapamazlar.
  • Öğrendiklerini çabuk unuturlar.
  • Genellikle kendilerinden yaşça küçük çocuklarla iletişim kurarlar.
  • Rutin ve karmaşık olmayan işlerde başarılıdırlar.
  • Bir hastalık olarak tanımlanamaz, tedavisi yoktur, süreklidir.
  • Yeni ortamlara girmekten hoşlanmazlar.
  • Sağlık problemleri vardır. Daha sık hasta olurlar.
  • Temizlik yönünden gereken titizliği gösteremezler.
  • Grupta lidere uyarlar.
  • Sosyal faaliyetlere karşı ilgisizdirler.
  • Sorumluluk almaktan kaçınırlar.
  • Parçadan bütüne doğru daha kolay öğrenirler.
  • Soyut kavramları anlamakta güçlük çektiklerinden zaman kavramını ve sayısal kav­ramları çok geç ve güç öğrenirler.
  • iki şey arasındaki benzerlik ve farklılığı kolay ayıramazlar.
  • Kelime dağarcıkları yaşıtlarına göre normalin altındadır.
  • Kendilerine güvenleri azdır.
  • Kurallara uymakta güçlük çekerler.
  • Karışık becerileri yapmakta zorlanırlar.
  • Arkadaşlık kurmakta ve sürdürmekte zorlanırlar.
  • Oyun başlatamazlar ve sürdüremezler.
  • Genellikle okul çağında fark edilirler.

Anne-Babaya Öneriler

  • Çocuk olduğu gibi kabul edilmelidir.
  • Çocuğu suçlayarak utanç duyulmamalıdır.
  • Çocuğun kendi odası olmalıdır.
  • Odasında çalışacağı materyaller olmalıdır.
  • Ev içindeki kurallar çocuk ile beraber belirlenmelidir.
  • Okulda çalışılan beceri ve kavramlar evde tekrarlanmalıdır.
  • Çocuğa güvenip yapacakları için cesaretlendirilmelidir.
  • Anne-baba olarak çocuğa örnek olunmalıdır.
  • Çocuk, her türlü sosyal ortama aile ile birlikte girmelidir.
  • Televizyon ve bilgisayar mümkün olduğunca az kullandırılmalıdır.
  • Arkadaşları ve yaşıtları ile geçireceği zamanlar, ortam ve etkinlikler planlanmalıdır.
  • Etkinlikler, çocuğun seviyesine göre belirlenmelidir.
  • Diğer çocuklar ve kardeşleri ile kıyaslanmamalıdır.
  • Ev içinde basit becerileri içeren görevler verilmelidir.
  • Babanın mutlaka çocuğu ile birlikte vakit geçirmesi gerekmektedir.
  • Kişisel bakımını yapmasına, eşyalarını ve odasını düzeltmesine fırsat tanınmalıdır.
  • Çocuğun gelişimini engelleyecek aşırı korumacı tutumdan vazgeçilmelidir.
  • Öğretmenleri ile sürekli irtibat halinde olunmalıdır.

 cocuk-tablet-otizm

Orta Düzeyde Zihinsel Yetersizlik

Zeka testi sonucunda zeka seviyesi 35-49 puan arasında tespit edilen bireylerdir. Zihinsel işlevler ile kavramsal, sos­yal ve pratik uyum becerilerindeki sınırlılık nedeniyle temel akademik, günlük yaşam ve iş becerilerinin kazanılmasında özel eğitim ile destek eğitim hizmetlerine yoğun şekilde ihti­yaç duyan birey olarak tanımlanmaktadır.

Nasıl Fark Edilir?

  • Dikkat süreleri ve ilgileri sınırlıdır.
  • Sosyal kurallara uymakta çektikleri güçlük, ev ve okul yaşantılarında problem oluş­turabilir.
  • Sözel yönlendirmeleri anlama, kavrama ve genelleme yapabilme becerilerinde ye­tersizlik görülmektedir.
  • Zihinsel engelin yanı sıra hiperaktivite veya durgunluk, genel becerisizlik gibi özel­likler taşıyabilirler.
  • Büyük ve küçük kas gelişimdeki gerilikten dolayı beden eğitimi hareketlerinde, rit­mik gösterilerde, top atma ve tutmalarda, kalem tutma ve el becerisi gerektiren faaliyet­leri yapmada normal yaşıtlarına göre gerilik ve yavaşlık gösterirler. Dolayısıyla zihinsel engeli yanında davranış ve uyum bozukluğu ile karşımıza çıkabilirler.
  • Akademik kavramları geç ve güç öğrenirler.
  • Soyut kavramları, terimleri ve tanımları çok geç ve güç anlarlar.
  • Kısa süreli bellekleri zayıftır.
  • Genellikle konuşmaya geç başlarlar.
  • Kazandıkları bilgileri transfer etmekte zorlanırlar.
  • Zaman kavramı geç ve güç gelişir.
  • Sosyal ilişkilerinde grupta daima başkalarına tabii olma eğilimindedirler.
  • Yakın çevredekilerle kolay dostluk kuramazlar. Kurdukları dostlukları uzun süre devam ettiremezler. Kolayca küser, dostlukları bozarlar ve yalnızlığı tercih etme eğili­mindedirler.

Sorumluluk almaktan çekinirler.

 zihinsel yetersizlik

Anne-Babaya Öneriler

  • Çocuğun gelişim dönemi özelliklerindeki farklılıklar gözlemlendiğinde bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir. Buradaki görevli personelin önerilerine uymak, düzenli bir beslenmeyi sağlamak ve çocuğu olduğu gibi kabul etmek gerekir.
  • Çocuk aşırı düzeyde korunursa güvensizlik; aşırı düzeyde ihmal edilirse davranış ve kişilik problemleri olur. Çocuğa sürekli olarak “sen onu yapamazsın, şunu beceremezsin” uyarıları yerine, yapabileceği işleri yaptırmak, yapabilecekleri için teşvik etmek, başarıla­rından dolayı övmek daha yerinde bir davranış olur.
  • Çocuğu gizlemek, utanç duyulan bir kimse olarak görmek ya da sık sık onu suçla­mak, onun bu özrünü kabul etmemek gibi hareketler son derece yanlıştır.
  • Böyle çocuklar kaza ve hastalıklarda normal çocuklar kadar kendilerini koruyamaz­lar. Onun için sık sık hastalanırlar, sık sık kazalara uğrayabilirler.
  • Ana-babalar dikkatli olmalı, koruyucu tedbirler almalıdır.
  • Bu çocuklarda kas gelişimini sağlamak amacı ile el becerilerine çok yer vermek gerekir. Örneğin; makasla kâğıt ve karton kesmek, oyuncak çekiçle çivi çakmak, bahçe çapalamak, kil ve renkli çamur gibi maddelerle çeşitli cisimler yapma çalışmaları çok yararlı olur. Bu tür çalışmalara bol bol fırsat verilmelidir.
  • Çocuğa soyunma, giyinme, yutkunma, yeme, içme gibi alışkanlıkların kazandırıl­masına mümkün olduğu kadar erken yaşta başlanmalıdır.
  • Bu çocuklar genellikle ve çoğunlukla sıkılgan, içe dönük olurlar. Arkadaş edinme­de güçlük çekerler. Onlara arkadaş sağlamada yardımcı olmak amacıyla sık sık çocukparkına götürülmeli; hatta anne babalar çocuklarını çarşıya, pazara, alışveriş ve sosyal ortamlara beraberinde götürmelidirler.
  • Çocuğa konuşma, düşündüklerini ve gördüklerini anlatma, şarkı ve şiir söyleme gibi etkinlikleri yapabilme imkânı hazırlanmalıdır.

Ağır Düzeyde Zihinsel Yetersizlik

Zeka testi sonucuna göre 20-35 puan arasında olup bireyin öz bakım becerilerinin öğretimi dahil olmak üzere yaşam boyu süren, yaşamın her alanında tutarlı ve daha yoğun özel eğitim ile destek hizmete ihtiyacı olan bireyler olarak tanımlanmaktadır.

Nasıl Fark Edilir?

  • Geç ve güç öğrenirler.
  • Çabuk unuturlar.
  • Dikkatleri çok kısa ve dağınıktır.
  • Bir konuyu uzun bir sürede algılarlar.
  • Tepkilerini basit bir şekilde ifade ederler.
  • Öğrendikleri beceri ve kavramları genelleyemezler.
  • Soyut kavramları anlayamazlar.
  • Somut kavramları öğrenebilirler.
  • Oyunlarda yaşça kendilerinden küçüklerle oynamayı tercih ederler.
  • Her işte birine bağımlıdırlar.
  • Arkadaşlık kurmada zorluk çekerler.
  • Bir işi, oyunu uzun süre devam ettiremezler.
  • Kendilerine güvenleri çok azdır.
  • Kurallara uymada zorluk çekerler.
  • Basit becerileri, kavramları öğrenebilirler.
  • Basit tepkileri ve kuralları anlarlar.
  • Uzun ve karmaşık cümleler kuramazlar.
  • İsteklerini beden diliyle ya da basit tek ya da iki kelime ile anlatırlar.
  • Konuşma becerileri görülmeyebilir.

Zihinsel yetersizliğinin yanında işitme, görme gibi başka yetersizlikler de görüle­bilir.

 

Anne-Babaya Öneriler

  • Çocuk olduğu gibi kabul edilmelidir.
  • Çocuğu suçlayarak utanç duyulmamalıdır.
  • Çocuğun bireysel farklılıkları görmeye çalışılmalıdır.
  • Evde kendi odası, yatağı, dolabı olmalıdır.
  • Basit ev işlerine yardım etmesi sağlanmalıdır.
  • Evde oyun oynayabileceği bir yer ayarlanmalıdır.
  • Çocuğun parmak kaslarını geliştirecek ipe boncuk dizme, halka takma çıkarma gibi oyunlar oynamasına fırsat sağlanmalıdır.
  • Ev ortamında ona zarar verecek eşyalar ortadan kaldırılmalıdır.
  • Çocuğa olumlu davranışlar öğretirken ona örnek olunmalıdır.
  • Aile fertlerine ve çevredeki yakınlara çalışılan beceriler hakkında bilgi verilmelidir.
  • Olumsuz davranışları azaltırken aile fertlerine ve çevredeki kişilere bilgi verilmeli­dir.
  • Becerileri öğretirken ev ortamı düzenlenmelidir.
  • Olumsuz ifadelerden çok olumlu ifadeler kullanılmalıdır.
  • Öğretmenle irtibat içinde olunmalıdır.
  • Okulda çalışılan beceri ve kavramlar evde tekrar edilmelidir.
  • Çocuğun gelişimini olumsuz yönde etkileyen aşırı koruyucu tutumlar sergilenme- melidir.
  • Evde çocuğun kişisel bakımını yapması, kendi eşyalarını giyip-çıkarması, toplama­sı, yemeğini yemesi gibi işler yapmasına imkan verilmelidir.
  • Çocuğun sosyal ortama katılması için çocuk; oyun bahçelerine, parklara, gezilere götürülmelidir.
  • Yaşıtları ile oynaması için arkadaşları ile konuşarak uygun ortam yaratılmalıdır.
  • Erken yaşta tuvalet eğitimine başlanmalıdır.
  • Tuvalet eğitimi verirken ortam renkli duvar kağıtları, oyuncaklar, tuvalete rahat oturması için aparatlar, kendi havlusu gibi çocuğa özel malzemeler ile düzenlenmelidir.
  • Kişisel temizliğini yapması için kendisine ait eşyalar alınmalı ve koyduğunuz yeri ona gösterilmelidir.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ:

Dili yazılı ya da sözlü anlamak ve kullanabilmek için gerekli olan bilgi alma süreçlerinin birinde veya birkaçın­da ortaya çıkan; dinleme, konuşma, okuma, heceleme, dikkat yoğunlaştırma ya da matematiksel işlemleri yapma güçlüğü nedeniyle özel eğitim hizmetlerine ihtiyacı olan bireylerdir.

Nasıl Fark Edilir?

  • Okuma, yazma konusunda güçlük çekerler.
  • Okumayı sökmeleri gecikebilir. Hatalı okur- yazarlar (sesleri değiştirir).
  • b — d , p- q harflerini 6-9 sayılarını ters algılayabilirler; ne’yi en; 3’ü E; 12’yi 21 gibi algılayabilirler.
  • Okurken kelime atlayabilirler.
  • Gün, ay, yıl, mevsimler ve alfabenin sırasını karıştırabilirler.
  • Defter ve kitaplarını düzensiz kullanabilirler.
  • Defter, kalem vb araçlarını kaybedebilirler.
  • Yazarken sayfayı düzenli kullanamaz, gereksiz satır atlar, boşluk bırakabilirler.
  • Çarpım tablosunu öğrenmede zorluk çekebilirler
  • Zamanı ayarlamakta güçlük çekebilirler.
  • Yön kavramları zayıf olabilir.
  • Saati öğrenmekte zorluk yaşayabilirler.
  • Belirli bir sıra içinde yapılması gereken işlerin sırasını karıştırabilirler.
  • Kaba motor becerilerinde, ip atlama, top yakalama gibi hareket ve oyunlarda yaşıt­larına oranla başarısız olabilirler.
  • Sınıf düzenini bozabilirler.
  • Aşırı hareketli olabilirler.
  • Dikkat süreleri kısa olabilir.
  • Sakar olabilirler.
  • Kendilerini ifade etmede güçlük çekebilirler.
  • Dağınık olabilirler.
  • Arkadaş ilişkilerinde sorun yaşayabilirler.
  • İnce motor becerilere dayalı işlerde zorluk çekebilirler.
  • Uzaklık ve derinlik algısı zayıf olabilir.

Anne-Babaya Öneriler

  • Çocukta özel öğrenme güçlüğü belirtileri fark edildiğinde bir uzmana götürülme­lidir.
  • Sabırlı, anlayışlı ve hoş görülü olunmalıdır.
  • Kararlı ve tutarlı davranılmalıdır.
  • Çocuğun yapamadıkları üzerinden değil yapabildikleri üzerinden hareket edilme­lidir.
  • Okul ve öğretmenleri ile yakın bir iletişim kurularak birlikte ortak adımlar atılma­lıdır.
  • Okul dışında gerekli destekleyici eğitim ve çalışmaların yapılması için ilgili yerlere yönlendirilmelidir.
  • Özgüven kazanması için destek verilmeli, sosyal faaliyetlere yönlendirilmeli, yapa­bildikleri takdir ve teşvik edilmelidir.
  • Kendini ifade etmesine, farklılıklarını ortaya koymasına izin verilmelidir.
  • Her çocuğun büyüme, gelişme ve öğrenme seviyesinin farklı olduğunu düşünerek çocuğa dair büyük beklentiler içine girilmemeli, çocuk zorlanmamalı ve başkaları ile kıyaslanmamalıdır.

BEDENSEL YETERSİZLİK ve SÜREĞEN HASTALIK, ORTOPEDİK YETERSİZLİK

 

Bedensel Yetersizliği ve Süreğen Hastalığı Olan

Çocuklar

Duyusal özellikli olmayan, bedensel sınırlılıklarından ya da sağlık sorunlarından dolayı okula devamları aksa­yan ya da öğrenebilmeleri için özel hizmetleri, öğretimi ve özel donanımı gerektiren gruptur.

Ortopedik Yetersizlik

Bütün düzeltmelere rağmen iskelet, sinir sistemi, kas ve eklemlerindeki engellerinden dolayı normal eğitim-öğretim çalışmalarından yeterince yararlanamayan gruptur.

Nasıl Fark Edilir?

  • Bağımsız hareket edebilme becerileri, devinimsel koordinasyonları sınırlı olabilir.
  • Hareketten çekinir, pasif kalmayı tercih edebilirler.
  • Sıklıkla yorgunluktan şikayet edebilirler.
  • Denge bozuklukları görülebilir.
  • Yürüme tarzlarında farklılıklar olabilir.
  • Kol, bacak ve eklem ağrılarından şikayet edebilirler.

Anne-Babaya Öneriler

  • Doğru tanının zamanında konulması önemlidir.
  • Kalça çıkığı problemi erken tanı konduğunda birkaç ay içinde tedavi edilebilecek­ken ileri yaşlardaki tanılar ömür boyu sürecek yürüme problemlerine neden olabilir.
  • Ev ortamı ve odası uygun şekilde düzenlenmelidir.
  • Tuvaletlerde tutacak yerlerin olması, lavabonun yüksekliği bireyin boyuna göre ayarlanmalıdır.
  • Yatağın boyu, kalkması ve yatmasına yardımcı olması için tutacak yer, düzenlen­melidir.
  • Fizyoterapistle yapılan çalışmalarla yetinilmeyip programlı bir şekilde egzersizlerin evde de tekrarlanması gerekmektedir.
  • Çocuğun yetersizliğini ve özelliğini bilmek, onun zorlanabileceği durumlarda yar­dımcı olmak açısından önemlidir.
  • Çocuğun yardımla yapabileceği beceriler desteklenmelidir.
  • Doktorun ve fizyoterapistin verdiği cihazlar kullanılmalıdır.
  • Normal okula devam etmesi sağlanmalıdır.
  • Sosyal çevrede ve ev hayatında en az bağımlı şekilde yaşaması sağlanmalıdır.

DİL ve KONUŞMA GÜÇLÜĞÜ Dil ve Konuşma Güçlüğü Olan Çocuklar

Konuşmanın akışında, ritminde, tizliğinde, vurgularında, ses birimlerinin çıkarılışında, artikülâsyonunda, anlamında bozuk­luğu bulunan bireydir.

Dil ve konuşma güçlüğü; bireyler arası sözel iletişimde her­hangi bir nedenle ve herhangi bir boyutta ortaya çıkan aksaklık ve düzensizliktir.

Nasıl Fark Edilir?

  • Sesleri atlarlar ya da düşürürler. Örneğin; “kapı” yerine “apı”
  • Kelimenin yanına aynı sesi ya da farklı bir sesi ekleyip çıkarabilirler. Örneğin; “saat” yerine “sahat”
  • Kelime içindeki bir sesi farklı bir ses ekleyerek çıkartarak söyleyebilirler. Örneğin; “araba” yerine “ayaba”
  • Sesleri uzatabilirler. Örneği; “a-a-a-amca”
  • Kelime ve heceleri tekrar edebilirler. Örneğin; “o-ol-maz”
  • Konuşurken istenmeyen jest ve mimikleri kullanabilirler.
  • Kelimeleri değişik şekilde vurgulayabilirler.
  • Konuşmaları kısıtlı ve sözcük dağarcıkları sınırlı olabilir.
  • İsteklerini ve duygularını nesnelere vurarak, çarparak gösterebilirler.
  • Konuşma sesi gür ya da zayıf çıkabilir.
  • Ses tonları farklı olabilir.
  • İsteklerini anlatmak yerine jest, mimik ya da başka türlü işaretleri kullanabilirler.
  • Konuşma sesi tiz ya da pes çıkabilir.

Anne-Babaya Öneriler:

  • Anlaşılabilir telaffuz ile konuşulmalıdır.
  • Çocuk doğru konuşmadığı zaman ısrarcı olunmamalıdır. Yanıt alınmadığı zaman yorumsuz kalınmalıdır.
  • Sabır ve ilgi ile dinlenilmelidir.
  • İyi bir model olmak için açık, yavaş, anlaşılabilir konuşulmalıdır.
  • Konuşurken beden dilini ifade eden mimikler kullanılmalıdır.
  • Oyun oynayarak konuşmaya uygun ortamlar yaratılmalıdır.
  • Çocuğun duyabileceği ortamlarda konuşma bozukluğu hakkında bir başkası ile konuşulmamalıdır.
  • Dil altı bağı olan çocuklar doktora götürülerek tedavileri yaptırılmalıdır.
  • Küçük yaşlardan itibaren resimli kitaplarla çocuk konuşturulmaya teşvik edilme­lidir.
  • Anlatırken konuşması kesilmemeli, hatası düzeltilmemeli ve hevesi kırılmamalıdır.
  • Çocuk konuşması hakkında eleştirilmemelidir.
  • Hatalı konuştuğu zaman konuşmanın düzeltilmesi istenilmemelidir.
  • Çocuktan her zaman mükemmel olması beklenmemelidir.
  • Erkek çocuklar kız çocuklarından daha geç konuşmaktadır. Erkek çocuklar 3 yaşına kadar konuşmadılarsa bir uzmana başvurulmalıdır.
  • Küçük yaştaki çocuklara mümkün olduğunca televizyon izletilmemelidir.
  • Bebeksi konuşmalar pekiştirilmemelidir.
  • Konuşurken onun yerine cümle tamamlanmamalı ya da konuşması kesilmemelidir.
  • Konuşmasına ilişkin yaşanılan kaygı çocuğa yansıtılmamalıdır.
  • Evde farklı şive ve lehçelerle konuşulmamalıdır.

İŞİTME YETERSİZLİĞİ

İşitme duyarlılığının kısmen ya da tamamen yetersizliğinden dolayı konuşmayı edinmede, dili kullanmada ve iletişimde güç­lük nedeniyle bireyin eğitim performansının ve sosyal uyumunun olumsuz yönde etkilenmesi durumudur.

Nasıl Fark Edilir?

  • Birden oluşan ses değişimlerini fark edemeyebilirler.
  • Motorlu araçların gürültüsüne ilgisiz kalabilirler.
  • Dil gelişiminde gerilik olabilir.
  • Arkasından çağrıldığında ismine tepki vermeyebilirler.
  • Radyo-Teyp vb. müzik araçlarını dinlemeye karşı ilgisiz kalabilirler.
  • Sınıftaki tartışmalara karşı ilgisiz kalabilirler.
  • Konuşulan bazı sözcüklerin yinelenmesini isteyebilirler.
  • Konuşanı bir eli ile kulağını destekleyerek dinleyebilirler.
  • Konuşanın yüzüne bakarak dinlemek isteyebilirler.
  • işitebilmek için konuşana doğru eğilebilirler.
  • isteklerini anlatabilmek için gereğinden fazla jest ve mimik kullanabilirler.
  • Talimatları yanlış anlayabilirler.
  • Dikte çalışmasında yanlışlıklar yapabilirler.
  • Okul başarıları yaşıtlarına göre gerilik gösterebilir.
  • Okuma güçlüğü yaşayabilirler.
  • Durmadan konuşma eğilimi gösterebilirler ya da sessiz kalmayı seçebilirler.
  • Sürekli gerginlik ve sinirlilik halinde olabilirler.
  • Seslerin hangi yönden geldiğini kestiremeyebilirler.
  • Grup oyunlarına katılmada isteksiz kalabilirler.
  • Çağrılınca cevap vermeyebilirler.
  • Annesinin sesini tanıyamama/ayırt edememe görülebilir.
  • Sık sık sinüs, kulak akıntısı, kulak enfeksiyonu ve soğuk algınlığı gözlenebilir.
  • Televizyonu ya da radyoyu yakın mesafeden dinleme ve sesini normalden fazla açmayı isteyebilirler.
  • Özellikle kış aylarında tekrarlayan orta kulak iltihabı görülebilir.
  • Konuşma düzgün ve akıcı olmayabilir.
  • Çok gürültülü ortamlarda konuşmaları ayırt edemeyebilirler.

Anne-Babaya Öneriler

  • Doğal ve açık ifadelerle konuşulmalı, ses tonu fazla yükseltilmemelidir.
  • Dokunarak ya da işaret ederek iletişim kurmaktan kaçınılmalı ve işitme engelli çocuğun işitme kalıntısını kullanabilmesi için sözel iletişim kurulmalıdır.
  • Çocuğun hareketleri istenmeyen şekilde olursa hayır diyerek ikaz edilmeli, eğer çocuk sözel cezadan anlamıyorsa yüz ifadenizi değiştirerek istenmeyen bir hareket yaptı­ğının farkında olunmasına yardımcı olunmalıdır.
  • İşitme engelli çocuğa konuşmayı kazandırmak için günlük doğal ortamlardan ya­rarlanılmalıdır.
  • İşitme engelli çocuk konuşması için zorlanmamalı ama onda konuşma ihtiyacı yaratılmalıdır. Çocuğu konuşması için zorlanması onda bıkkınlık yaratabilir.
  • İşitme engelli gençlerde, işitme engelinden dolayı işiten akranlarıyla arkadaş edin­mede güçlükler, cihaz takmada isteksizlik gibi sorunları görülebilir. Bu sorunlar çocukla kurulan yakın ve içten bir iletişim ile giderilebilir.
  • Onların yapamadıklarına değil de yapabileceklerine bakılmalı, güçlü yönleri geliş­tirilmelidir.
  • Çevreden birçok öğüt, fikir verenler olabilir. Ancak dene­yimlerine ve bilgisine güvenilen uzmanlara danışılmalıdır.

GÖRME YETERSİZLİĞİ

Görme gücünün kısmen ya da tamamen yetersizliğinden do­layı bireyin eğitim performansının ve sosyal uyumunun olum­suz yönde etkilenmesi durumudur.

 

Nasıl Fark Edilir?

  • Gözlerini ovalayabilir, nesneleri bulanık görebilir.
  • Göze yakın iş yaparken kaş çatabilir, rahatsız olabilir.
  • Göz kırpabilir.
  • Gözleri çapaklanabilir.
  • Işığa karşı normalden fazla duyarlı olabilir.
  • Göz yanmasından yakınabilir, gözleri sulanabilir.
  • Göz- göz kapağı altı kabuk bağlayabilir, şişebilir.
  • Şaşılık olabilir.
  • Göze yakın iş yaparken baş ağrısı, baş dönmesi, bulanık ve çift görmeden yakına­bilir.
  • Sık sık tökezleyebilir, yürürken ufak engelleri göremeyebilir.
  • Kitap veya küçük oyuncakları göze yakın tutabilir.
  • Uzak veya yakına bakarken vücudunda gerilim duyabilir, yüzünü kırıştırabilir.
  • Renkleri seçemeyebilir, yazıları karışık ve fazla eğik olabilir.

Anne-Babaya Öneriler

  • Doğduğu andan itibaren çocuğun görsel duyusu kontrol edilip, herhangi bir prob­lem özellikle katarakt varsa tedavi ettirilmelidir.
  • Özellikle kullandıkları materyalleri, oyuncakları gözlerine yakın tutuyorlarsa dik­kat edilmelidir.
  • Çocuk hiç görmüyorsa sözel olarak ya da birlikte yaparak beceriler ve kavramlar öğretilmelidir.
  • Çok az görüyorsa görmesinden yararlanarak beceriler ve kavramlar öğretilmelidir.
  • Becerileri bağımsız olarak yapmasına imkan verilmelidir.
  • Çocuğa her defasında sadece bir beceri ya da bu becerilerin bir bölümü öğretilme­lidir.
  • Beceri gerçekleştirildiğinde mutlaka ödüllendirilmelidir.
  • Farklı ortamlarda sosyal aktivitelere yönlendirilmelidir.
  • Çocuğun çarpacağı ya da takılacağı eşyalar ortadan kaldırılmalıdır.
  • Eşyaların yerleri değiştirildiğinde çocuğa söylenmelidir.
  • Büyük puntolu ve resimli kitaplardan faydalanılmalıdır.
  • Çocuğun odası ve eşyaları yetersizliğine göre seçilmelidir.

DİKKAT EKSİKLİĞİ ve HİPERAKTİVİTE (DEHB) BOZUKLUĞU: Dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik, ataklık ve dürtüsellik özellikle­rinin belirgin olduğu, etkinlik ve görevleri sürdürme ve tamamlama­da güçlük çekilen ve bu özellikler nedeni ile belirgin sorunlar yaşanan ’”‘gelişimsel bir bozukluktur (Öktem, 2009).

Nasıl Fark Edilir?

  • Aşırı hareketli olabilirler.
  • Belli bir süre oturmaları istendiğinde bile vücutları kıpır kıpır olabilir.
  • Bir işin başında oturma süreleri çok kısa olabilir.
  • Bulundukları yere vurarak, dokunarak, ritmik sesler çıkarabilirler.
  • Dikkatleri dağınık olabilir. Başladıkları işi sonlandırmada zorlanabilirler.
  • Ayrıntılara dikkat etmekte zorlanıp dikkatsizce hatalar yapabilirler.
  • Bir işe uzun bir süre konsantre olamayabilirler.
  • Dikkatlerini odaklaştırmada güçlük çekebilirler.
  • Aynı anda pek çok şeyle birden ilgilenebilirler.
  • Sık sık eşyalarını kaybedebilirler.
  • Bir aktiviteye uzun süre katılma, anlatılanları dinleme ve becerileri genellemede yetersiz kalabilirler.
  • Bir hareketi yapmadan önce sonuçlarını düşünemeyebilir ya da fark edemeyebilirler.
  • Sürekli konuşur, bağırır, başkalarını yaptığı işi engelleyebilirler.
  • Yönergeleri takip etmede yetersiz kalabilirler.
  • Günlük etkinliklerde unutkan olamayabilirler.
  • Eşyalar üzerinde gezme, tepelere tırmanma her şeyin içine girme davranışları söz konusu olabilir.
  • Evden, okuldan kaçma davranışı gösterebilirler.
  • Davranışlarını kontrol edemeyebilirler.
  • Hatalarını kabullenmeyebilir, suçu başkalarında arayabilir, öz eleştiri yapamayabi- lirler.
  • Çok ve hızlı konuşabilirler.
  • İki kişi konuşurken araya girme eğilimi gösterebilirler.
  • Alaycı olabilirler.
  • Düzenli defter tutamayabilirler.
  • Hep kendi istedikleri olsun isterler, olmazsa hırçınlaşabilirler.
  • Kurallara uymada zorlanabilirler.
  • Sabırsız davranışlarda bulunabilirler.
  • Sorulan soru tamamlanmadan cevap verme eğilimindedirler.
  • Huzursuz ve gergin olabilirler.
  • İsteklerinin ardı arkası kesilmeyebilir.
  • Çabuk sinirlenebilir, öfke nöbetleri gözlenebilir.
  • Kendilerini yetersiz ve başarısız algılayabilirler.
  • Geç yatma-uyuyamama-erken kalkma söz konusu olabilir.
  • Uyum, yönelim kusurları olabilir.
  • El-göz koordinasyonu gerektiren işlerde sakardırlar.
  • Oyunda mızıkçılık yapabilirler.
  • Liderlik özellikleri olmayabilir.
  • Hırçın, kavgacı tutum sergileyebilirler. Kavga-dövüş başlatma söz konusudur.
  • Yalana sık başvurabilirler.
  • Bilgiçlik taslayabilirler.
  • Düğme ilikleme, ayakkabı bağlama, düzgün yazı yazma, düzgün kesme gibi el be­cerilerinde yetersiz olabilirler.
  • Günlük işlerde unutkan olabilirler.
  • Sinir sistemleri normale göre daha az çalışır.
  • Acıya dayanıklı olabilirler.
  • Titizlik ve takıntıları vardır, esprili ve yardımsever olabilirler.
  • Test ve sınavlarda ilk soruları doğru cevaplarken genelde 5-6 soru sonrasında hatalı cevap sayısı artar.

Anne-Babaya Öneriler

  • Çocuğun sınırlılıkları kabul edilmelidir.
  • Yoğun enerjisini harcayacak koşma, zıplama gibi etkinliklere yöneltilmelidir.
  • Kısa, net, açık ifadeler kullanılmalıdır.
  • Eğitimcileri ile işbirliği içinde çalışılmalıdır.
  • Olumsuz davranışları ortadan kaldırılarak olumlu davranışlar örnek gösterilmelidir.
  • Ev düzenli tutulmalıdır.
  • Kurallar evde çocuk ile birlikte belirlenmelidir.
  • Belirlenen kurallar her zaman ve her yerde uygulanmalıdır.
  • Dikkat süresini uzatacak bul-yap, eşleme gibi etkinlikler yaptırılmalıdır.
  • Yakın çevreden gelen “kötü çocuk” gibi tepkiler evde devam ettirilmemelidir.
  • Düzenli olarak çocuk sevdiği ortamlara götürülüp, hoş vakit geçirmesi sağlanma­lıdır.
1.1.8 YAYGIN GELİŞİMSEL BOZUKLUK

yaygin_gelisimsel_bozukluk

Otizm

Sosyal etkileşim, sözel ve sözel olmayan iletişim, ilgi ve etkinliklerdeki sınırlılığı er­ken çocukluk döneminde ortaya çıkan ve bu özellikleri nedeniyle özel eğitim hizmetle­rine ihtiyacı olan bireylerdir.

Rett Sendromu

Çocuk psikiyatrisinde ağır mental reterdasyon ve otizme benzetilmesi nedeni ile en fazla yanlış tanı olan hastalık grubudur.

Çocuk Dezintegratif Bozukluğu

3 yaşından sonra çocukların dil, sosyal işlev ve motor becerilerinin gelişiminde gecik­meler olarak görülen ve ender rastlanan bozukluktur.

                                                    Atipik Otizm

“Atipik yaygın gelişimsel bozukluk” olarak da isimlendi­rilen bu grup, tam olarak tanısal ölçütleri karşılamayan ama otistik belirtiler de gösteren bir gruptur.

 

Asperger Sendromu

Çocukluk çağında ortaya çıkan genetik geçişli bir sorun­dur. Sendromun ana belirtisi aşırı içe kapanıklılık durumu­dur. Tekrarlayıcı davranışlar, tekdüze bir konuşma, belli bir konuya abartılı ilgi diğer önemli belirtilerdir. Hastalık, 3-4 yaşlarından sonra yavaş yavaş fark edilebilir.

Nasıl Fark Edilirler?

  • Görsel uyarılara karşı tepkisiz kalıp ışıktan rahatsız olabilirler, karanlıkta daha rahat edebilir, parlak ve dönen cisimlere çok uzun süre bakabilirler.
  • Acıyı, sıcağı, soğuğu fark edemeyebilir ya da aşırı duyarlı olabilirler.
  • Dokunulmayı reddederler.
  • Büyük, küçük kas-motor becerilerinde zayıflık olabilir.
  • Hiperaktif veya hipoaktif motor davranışları görülebilir.
  • Anneye bağımlı olmayabilirler.
  • Sevgi-güvende olma isteği görülmeyebilir.
  • Zamanlarının çoğunu tek başına geçirirler.
  • Karşılıklı iletişim önemli değildir.
  • Oyunlara katılmazlar.
  • Temel duyguları ifade edemediğinden, karşılıklı iletişim kurmayıp bağırma,vurma, çığlık atma gibi davranışlar görülür.
  • Hiç konuşmama, anlamsız konuşma, ekolali konuşma, zamirleri karıştırma-gramer bozukluğu stereotipik ve yineleyici dil, kelimeleri kendine özgü kullanma görülebilir.
  • Davranışsal problemler ve duygusal güçlükler görülebilir.

 

  Davranışsal Problemler:

  • Öfke nöbetleri (kendine-çevresine).
  • Stereotip hareketler (kendiliğinden başlayan).

Duygusal Güçlükler:

  • Özel korkular (sudan-ayağını sıkan ayakkabıdan).
  • Tehlikelerin farkında olmama (yüksek duvarda yürüme).
  • Nedensiz gülme-ağlama.
  • Değişiklere karşı tepki gösterme (sevinç çığlıkları-öfke nöbetleri).
  • Otobüs hareket saatleri-sayıları ezberleme (görsel yetenek).
  • Kendi kendine okuma yazma öğrenebilir, genelde okuduklarını anlayamazlar.
  • Erken gelişmiş kavramsal görsel-motor yetenekleri olabilir.
  • Zihinsel engeli, görme engeli, işitme engeli, epilepsi gibi bozukluklarla birlikte görülebilir.
  • Konuşulanın sınırlı bir kısmını anlarlar.
  • Çok nadir “evet” ve “hayır” kelimelerini kullanırlar.
  • Asla yalan söylemezler.
  • Eş anlamlı kelimeleri kullanmazlar.
  • Zıt anlamlı kelimeleri karıştırırlar.
  • Hayal etme, yaratıcılık, empati, taklit becerileri yoktur.
  • Yalnızlıktan hoşlanırlar.
  • Bir nesneye bağımlılık gösterebilirler.
  • Nesneleri amacına uygun kullanamayabilirler.

Örneğin,arabayı ters çevirip tekerleklerini döndürürler.

  • Tepkileri abartılıdır.
  • Dikkat alanları dardır.
  • Genelde yeme ve uyku problemleri vardır.
  • Enstrüman çalma-kuvvetli hafıza-mekanik oyuncakları söküp takma gibi özel be­ceriye sahip olabilirler .
  • İnisiyatif kullanamazlar.
  • Kendilerinden üçüncü tekil şahıs olarak söz edebilirler.

Anne- Babaya Öneriler

  • Çocuğun otizmli olduğu öğrenildiğinde zaman kaybetmeden bir uzmana (psiko­log, psikolojik danışman, özel eğitim öğretmeni vb.) başvurulması ve eğitime başlanması gerekmektedir.
  • Suçluluk, kızgınlık ve reddetme gibi olumsuz duygulardan kaçınılmalıdır.
  • Çocuğu okula ya da eğitim merkezine alıştırmak için evde çocuğun odasına ya da uygun bir yere okulun veya eğitimcisinin fotoğrafının asılmasına, okula giderken sevdiği oyuncağı yanında götürmesine izin verilmelidir.
  • Çocuk okuldan ya da eğitim merkezinden zamanında alınmalıdır.
  • Eğitimci çocuğun yaşadığı olumlu ve olumsuz bütün olaylardan haberdar edilme­lidir.
  • Çocuk, küçük yaşlardan itibaren sosyal çevreye çıkarılmalı; çevrenin de çocuğu tanıması ve kabul etmesine yardımcı olunmalıdır.
  • Çocuğun başarıları her zaman övülmelidir.
  • Okulda öğrenilen kavram ve beceriler evde tekrar edilmelidir.
  • Öğretmeni ile işbirliği içinde çalışılmalıdır.
  • Küçük yaşlardan itibaren çocuğun tepkileri iyi ölçülmelidir.
  • Basit yönergeler (al, getir, koy vb.) verilmelidir.
  • Çocuğun alışık olduğu düzen değiştirilmemelidir.
  • Ev ortamında aşırı derecede uyaran bulunmamalıdır. (renkli dolaplar, tüylü halılar, çamaşır makinesi saklanmalıdır vb.)
  • Televizyon ve bilgisayarla sınırlı sürede zaman geçirmelidir.
  • Eğitime yeni başlandığında evde taklit, yönerge takip, eşleme, iletişim ve sosyal beceriler çalışılmalıdır.
  • Kokuya karşı duyarlı olduklarından dolayı evin ve çocuğun kendi kişisel temizlik­lerine dikkat edilmelidir.
  • Öğretmenin çalıştığı sosyal becerilerden göz teması kurma, tanımadığı kişilerle se- lamlaşma-vedalaşma ve ilk kez girdiği ortama uyum sağlama becerileri evde ve farklı ortamlarda da çalışılmalıdır.
  • Çocuğun ilk eğitim ortamı ev olmalı ve öz bakım becerileri ev ortamında da çalı­şılmalıdır.
  • Başlangıçta çocuğa verilen sorumluluğu tam anlamıyla gerçekleştirmesi beklenme­melidir.
  • Büyüdükçe davranışlarda biraz durağanlık görülebilir ancak davranışlar tümüyle yok olmaz.
  • Yaşam boyunca tamamen bağımsız olamazlar. Yaşamlarının her döneminde gözeti­me ihtiyaç duyacaklardır.

ÜSTÜN ve ÖZEL YETENEK Zeka, yaratıcılık, sanat, liderlik kapasitesi veya özel akademik alanlarda yaşıtlarına göre yüksek düzeyde performans gösteren ve bu tür yeteneklerini geliştirmek için okul tarafından sağlanamayan hizmet veya faaliyetlere gereksi­nim duyan çocuklardır.

Nasıl Fark Edilir?

  • Gelişimin tüm alanlarında yaşıtlarının ilerisindedir.
  • Erken yürür, erken konuşur, okumayı erken yaşta öğrenirler.
  • Sürekli soru sorarlar, meraklıdırlar.
  • Zihinsel ve fiziksel olarak büyük bir enerjiye sahiptirler.
  • Ayrıntılara olağanüstü dikkat ederler.
  • Öğrenme ve bilgiye sürekli açlık duyarlar.
  • Zengin sözcük hazinesine sahiptirler. Kelimeleri doğru telaffuz ederler, yerli yerinde kullanırlar ve akıcı bir konuşmaları vardır.
  • Çabuk öğrenme, kavrama ve akılda tutma özellikleri vardır.
  • Uzun süre dikkatlerini bir konu üzerinde yoğunlaştırabilirler.
  • İlgi alanları geniştir.
  • Karmaşık problemler çözmekten hoşlanırlar.
  • Sorumluluk duyguları kuvvetlidir. Sorumluluk almayı çok ister ve bunu yerine getirmekten çok hoşlanırlar.
  • Gözlem yetenekleri güçlüdür.
  • Genelleme ve soyutlama yaparak bilgilerini başka alanlara aktarabilirler.
  • Sebep-sonuç ilişkisine ilgi duyarlar.
  • Yaratıcılık ve mucitlik özellikleri vardır.
  • Azimli ve sebatlıdırlar.
  • Kendilerine güvenleri tamdır.
  • Espri yetenekleri vardır.
  • Duyarlıdırlar, başkalarına karşı empati duyarlar.
  • Güçlü bir konsantrasyona sahiptirler.
  • Liderlik özellikleri vardır.
  • Amaçlarına ulaşmaktan ve başarıdan zevk duyarlar.
  • Orijinal ve eleştirel düşünceye sahiptirler.
  • Başkalarıyla kolayca işbirliği yaparlar.
  • Alçak gönüllüdürler, başkalarına yardım etmekten hoşlanırlar.
  • Çalışkandırlar.

Anne-Babaya Öneriler

  • Çocukta fark edilen akademik ve sosyal becerilerdeki farklılık gözlemlenip değer­lendirmeli, sınıf öğretmeni bu durum hakkında bilgilendirilerek yardım talebinde bu­lunulmalıdır.
  • Çocuğun üstün zekâlı ve üstün yetenekli olduğu tespit edildiğinde çocuk bundan haberdar edilmemelidir.
  • Çocukla her fırsatta ilgilenilmelidir.
  • Anne-baba olarak üstün zekâlı, üstün yetenekli bir çocuğa sahip olma nedeniyle gelişen aşırı gurur çocuğun sağlıklı gelişimini engelleyebilir.
  • Eğer başka kardeşleri varsa, ikisine de aynı şekilde davranılmalıdır. Farklı diye ke­sinlikle ihmal etmeyip, bakımı diğer kişilere bırakılmamalıdır.
  • Çocuğun zekası ve yeteneğini kullanabileceği ve deşarj olabilmesini sağlayıcı puzz­le, satranç, labirent oyunları gibi malzemeler alınmalı, sinema, tiyatro, resim, müzik gibi kültürel etkinliklere teşvik edilmelidir.
  • Çocuğun sorduğu sorulara kesin ve net cevaplar verilmeye çalışılmalıdır.
  • Çocuğun zeka işlevleri ve yetenekleri normalden farklı olduğu için özel eğitime ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır.
  • Çocuğun ruhsal ve duygusal özellikleri için bir uzmanla her zaman diyalog halinde bulunulmalıdır.

Derleyen:

Okul Öncesi Öğretmeni

Nadire BİLGİN

Toplumun yetersizliği olanlara yönelik tutumların onların yaşamlarını sürdürmeleri toplumla uyumlu olmaları ve duygusal anlamda kendilerini değerli ya da değersiz görmeleri çevredekilerle olan sosyal etkileşimlerin niteliğine göre belirlenir. Engelli bireyler çevreleriyle olan etkileşimde kabul edildikleri ve varlıklarının onaylandığı yönünde onay alırlarsa kendilerini diğerleri gibi toplumun bir üyesi gibi görürler.

Toplum olarak özürlülerle birlikte olma ve iletişim kurma deneyimimiz azdır. Bu deneyim azlığı, büyük ölçüde özürlülerin toplumsal alanlarda (sokakta, okulda, işyerinde… vb) yeterince yer alamamalarından kaynaklanmaktadır. Binaların özürlü bireylere uygun olmaması, bilgilerin özürlülerin yararlanacağı şekilde sunulmaması, özürlüler ile ilgili olumsuz düşünce ve tutumlar gibi toplumsal engeller, özürlülerin özürlü olmayanlarla aynı fırsatları elde etmesini zorlaştırmaktadır. Çoğu özürlü birey, yalnızca özrüyle tanımlanma, görmezden gelinme, acınma, dışlanma gibi tavırlara maruz kalmaktadır. Özürlülüğün, özürlülerin pek çok özelliğinden yalnızca biri olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Dünyayı özürlü bireyler için de yaşanabilir kılmak için özürlü olmayan bireylerin de çaba göstermesi gerekmektedir. Bunun yolu da onları tanımaktan ve onların yaşadıklarını anlamaya çalışmaktan geçmektedir.

Dikkat Edilmesi Gereken Temel Hususlar;

Diğer Insanlara Nasıl Davranıyorsanız Özürlü Bireye de Öyle Davranın

 Özürlü birey ile iletişimde temel kıstas, özürlü bireyi kendine özgü kişiliğe sahip, kendi kararlarını kendisi verebilen biri olarak görmektir. Onlar yalnızca özel durumlarından dolayı farklı ihtiyaçları olan insanlardır ve iletişim sırasında dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Bu ihtiyaçlar dışında diğer tüm insanlar gibi saygı görmek, dikkate alınmak isterler. Bu nedenle iletişim sırasında diğer insanlara nasıl davranıyorsanız özürlü bireye de öyle davranın. Durumları nedeni ile gösterilen aşırı ilgi ya da görmezden gelme, onları olumsuz

etkiler

Yardım Etmeden Önce İzin İsteyin

Bir insanın özürlü olması, mutlaka yardıma ihtiyacı olduğu anlamına gelmez. Şartlar uygun olduğunda özürlü bireyler kendi işlerini kendileri yapabilirler. Ancak özürlü bireyin yardıma ihtiyacı olduğuna eminseniz yardım etmeyi teklif edin.

Fiziksel Temas Konusunda Dikkatli Olun

 zihinsel_engelli_cocuklar_bursa_ozel_hayatBazı özürlü bireyler denge için kollarından destek alırlar. Onları kollarından kavramak (amacınız yardım etmek olsa bile) dengelerini bozabilir. Özürlü bireyin başına, tekerlekli sandalyesine, koltuk değneklerine dokunmamaya özen gösterin. Özürlü bireyler, kullandıkları yardımcı araçları kendilerinin bir parçası olarak görürler. Yardım ederken özürlü bireyden sizi yönlendirmesini isteyin.

Konuşurken Özürlü Bireye Yönelin

Daima özürlü bireye yönelerek konuşun. Ona eşlik eden kişiye, yardımcısına ya da işaret dili tercümanına değil, özürlü bireye bakarak konuşun

Kelimeleri Özenle Seçin

Özürlü birey bir özür grubunun temsilcisi gibi değil, kendine özgü karakteri ve kişiliği olan bir birey olarak görülmelidir. Bu nedenle özrü ile ilgili konuşurken kullandığınız ifadeler konusunda seçici olun. Acıma, küçümseme içeren ifadeler kullanmayın. Ancak çoğu özürlü 2 birey, samimi ve uygun şekilde sorulduğunda özrüyle ilgili soru sorulmasından rahatsız olmaz.

Dikkatle Dinleyin

Bazı özürlü bireylerin söylediklerini anlamanız zaman alabilir. Kendilerini ifade etmeleri için

bekleyin. Özürlü bireyin söylediklerini anlamadığınızda anlamış gibi

davranmayın, söylediklerini yinelemesini isteyin.

Önyargıyla Yaklaşmayın

Özürlü bireyler neyi yapıp yapamayacaklarına en iyi kendileri karar verebilirler. Herhangi bir faaliyete katılıp katılamayacakları konusunda onlar adına karar vermeyin. Onların sınırlarını siz belirlemeyin.

 Çocuk Gelişimi Uzmanı 

Esin ÖZTÜRK YILDIZ         

ABD Ankara Büyükelçiliği tarafından desteklenen; Tohum Otizm Vakfı tarafından gerçekleştirilen “Tablet Bilgisayarım Benim İçin Konuşuyor” projesi, teknolojik gelişmelerin otizmli bireylerin eğitiminde nasıl kullanıldığı ve Türkiye’de kullanılabilecek uygulamaların neler olabileceği sorularından yola çıkılarak hazırlanmıştır. Projede otizmli çocuklara yönelik ilk Türkçe iPad uygulaması geliştirilmiştir. Türkiye’de otizmli çocukların eğitiminde teknoloji kullanımının arttırılması ve eğitim sistemine dahil edilmesi amacı ile Tohum Otizm Vakfı Özel Eğitim Okulu ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi Engelliler Araştırma Enstitüsü öğretmen/öğretim elemanları ve yüksek lisans öğrencilerinin işbirliği ile bir yıl içinde sürdürülen çalışmalar ile gerçekleştirilmiştir.
Uygulama; iletişim, etkinlik çizelgesi, nesne ismi öğrenme ve beceri öğrenmeyi kapsayan 4 bölümden oluşmaktadır.
Otizmli çocukların eğitiminde Türkiye’de bir ilk olan türkçe “Tohum” isimli  iPad uygulaması  6 Kasım 2013 itibariyle Apple Store’da ücretsiz olarak kullanıma sunulmuştur. Ücretsiz yüklemek için Apple Store’da Tohum veya Otizm yazarak aratabilirsiniz. Uygulamaya https://itunes.apple.com/us/app/tohum/id730654859?mt=8 adresinden de ulaşılabilir.
İletişim bölümünde çocuğun evde, okulda ve serbest zamanında  isteyebileceği yiyecek/içecekler, yapmak isteyeceği aktiviteler, hissettiği duygular gibi 6 farklı kategori yer almaktadır. Örneğin çocuk meyve suyu içmek istiyorsa, “içecekler” kategorisinden meyve suyunun fotoğrafına dokunacaktır ve tabletten “meyve suyu” sesi çıkacaktır.
Beceri öğrenme bölümü; özbakım, sosyal beceriler, mutfak ve ev ve iletişim  bölümlerini kapsamaktadır.  Beceriler video ve resimli anlatımlarla öğretilmektedir.
Nesne ismi öğrenme bölümünde ise toplam 80 adet nesne ev eşyaları, giysiler, taşıtlar gibi 8 farklı kategori altında toplanmıştır. Çocuğunuz öğrenmesi gereken en temel nesneleri bu bölümde çalışarak öğrenebilir.  Örnek olarak elmanın öğretilmesi için çocuğa zorluk seviyesine göre iki veya üç farklı nesne resmi gösterilip sesli olarak “hangisi elma?” sorusu sorulmakta ve çocuğun elma imajına dokunması beklenmektedir. Öğretim ipuculu veya ipucusuz olarak yapılabilmektedir. Bu bölümde kişiselleştirme özelliği mevcuttur: Nesnelerin öğretimi bittikçe, öğretmek istediğiniz yeni nesnelerin fotoğrafını çekip isimlerini bu bölüme ekleyebilirsiniz.
Otizmli çocukların günlük etkinliklerini kendi başlarına yapmalarına yardımcı olan etkinlik çizelgesi, dördüncü ve son bölümü oluşturmaktadır. Etkinlik çizelgesi, parka gitmek, müzik dinlemek, oyun oynamak gibi etkinlikleri içermektedir. Bu bölümde de kişiselleştirme özelliği vardır, yani farklı etkinlikleri anlatan fotoğraf veya imajlar çizelgeye eklenebilmektedir.
Bu eğitici ve renkli uygulamadan daha fazla otizmli çocuğun yararlanması için yaygınlaştırma konusunda hepinizin desteklerini bekliyoruz. Uygulamayı ücretsiz yüklemek için Apple Store’da Tohum veya Otizm yazarak aratabilirsiniz. Uygulamayahttps://itunes.apple.com/us/app/tohum/id730654859?mt=8 adresinden de ulaşılabilirsiniz.

Kardeş ilişkileri en küçük kardeşin doğumundan yaşamın sonuna kadar devam eden, diğer ilişkilerden daha uzun süren bir ilişki olarak tanımlanmaktadır. Bu tip bir ilişkiyi olumlu bir şekilde sürdürebilmek, diğer bir kişinin istek ve duygularını anlamada iç görüyü, davranışlarının ve yetersizliklerinin nedenleri konusunda anlayışı gerektirmektedir. Bu tür sosyal biliş yetenekleri, kişiler arası davranışın niteliğini zenginleştirebilmektedir. Özel gereksinimi olan bir çocuğun aileye katılımı engelin doğası nedeniyle aile içi ilişkileri etkilediği gibi kardeş ilişkilerini de etkilemekte, ailenin dengesini değiştirmekte ve tekrar bu dengeyi kurmak için aile üyelerini zorlamaktadır. Bazı aileler çocuklarından engelli kardeşini kabul etmelerini bekleyebilirler. Bu durum normal gelişim gösteren kardeşlerin kaygı ve kıskançlık gibi içsel duygular yaşamalarına neden olabilir. Ebeveynler çocuklarının mutsuzluğunu fark edebilir ve problem durumunu reddedebilirler. Kardeşler, bir vekil ebeveyn olarak kendi ebeveynlerinin sağladığı yardım ve destek ile bir ailenin her zamankinden daha çok sorumluluğunu üstlenirler. Engelli kardeşlerin bakımı konusunda aldıkları sorumluluktan baskı hissedebilirler. Engelli olmayan çocuklar engelli kardeşinden ailenin ev işlerine yardımcı olmaları beklenmemesinden dolayı kıskançlık duyabilirler. Engelli kardeşlerine duydukları kıskançlık, düşmanlık, kızgınlık duygularından dolayı normal gelişim gösteren çocuklar suçluluk duyabilirler. Kendini diğer çocuklardan, ailesini diğer ailelerden farklı görebilir. Engelli kardeşlerini kendi akran gruplarına dahil etme konusunda arkadaşlarına gücenebilir ve engelli bir kardeşe sahip olmaları nedeniyle akran tepkilerini yaşayabilirler. Engelli kardeşin fiziksel özellikleri veya uygun olmayan davranışları nedeniyle utanma hissedebilirler.

  1. Kıskançlık;Kızgınlıktan daha kolay olarak gelişebilen bir duygusal tepkidir. Özellikle engelli kardeş nedeniyle ebeveynleri açısından önemlerini yitirdikleri kaygısıyla kıskançlık hissedebilmektedirler. Engelli kardeş ebeveynin ilgisi ve sevgisi için bazen bir rakip veya yarışmacı olur. Sıklıkla bu normal gelişim gösteren kardeşin ebeveynlerin dikkatini çekebilmek için okulda ve evde davranış problemleri sergileyebilirler. Örneğin, okulda akademik ve davranışsal problemler çıkarmaları, yalan söylemeleri veya beklenmeyen garip davranışlarda bulunmaları, kıskançlık sonucu ortaya çıkan davranış değişikliklerindendir.
  2. Düşmanlık;Kıskançlık duygularının yol açtı doğal bir tepkidir. Çocuklar yetişkinlere göre olaylara daha kişisel bir açıdan bakarlar. Engelli kardeşinin engel durumunu tüm sorunlarının kaynağı olarak görüp, zihinsel engelli kardeşine karşı düşmanlık hissedebilirler. Bu duygular fiziksel saldırganlık, sözel taciz ve alay etme şeklinde kendini gösterir. Bazı örneklerde düşmanlık, itaatsizlik ve terbiyesizlik gibi tepkilerle ebeveyne yönelir.
  3. Suçluluk;Normal gelişim gösteren kardeşler sıklıkla suçluluk duyarlar. Fakat bu tepkiler ebeveynlerin gösterdiği suçluk duygularından farklıdır. Kardeşlerin suçluluk duyguları engelli kardeşleri hakkında olumsuz duygulardan kaynaklanabilir ya da engelli kardeşine kötü davranmanın bir sonucu olabilir.
  4. Keder;Çocuklar zihinsel engelli kardeşleri için keder duyarlar. Onların bu kederleri sıklıkla ebeveynlerinin üzüntüsünü yansıtır.
  5. Korku;Normal gelişim gösteren çocuklar aynı zamanda korkuyla karşılaşırlar. Onlar gelecekte kendilerinin ya da çocuklarının zihinsel engelli olabileceğinden korkarlar. Ayrıca ileride engelli kardeşinin tüm bakım sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalabilecekleri endişesini duyarlar.
  6. Utanma ve Sıkıntı;Engelli kardeşi olan normal gelişim gösteren çocukların sıklıkla yaşadıkları duygusal durumlardır. Çocuk engelli kardeşinden utanabilir, onunla birlikte gezmekten ve görünmekten sıkılabilir. Araştırmacılar sıkıntının derecesinin engelin derecesi, engelli çocuk ve kardeşinin yaşıyla ilişkili olduğunu ileri sürmektedirler.

Reddetme; Normal gelişim gösteren çocuklar engelli kardeşlerini reddedebilirler. Genellikle reddetme, kardeşin durumundan dolayı sevgi ve ilgi göstermeme şeklinde görülebilir.

Yaşanan tüm bu duygusal ve davranışsal tepkiler, kardeşten kardeşe değişiklik göstermektedir. Bu konuda yapılan araştırmalar kardeşlerin tepkilerinin olumludan olumsuza doğru geniş bir alana yayıldığını göstermektedir. Engelli kardeşin duygusal etkisi mutlaka zarar verici değildir. Aslında birçok ailede herhangi bir engeli olmayan çocuklar bile birbirlerine karşı olumsuz duygular hissedebilirler. Lawenius, engelli kardeşi olan çocukların aile dinamikleri ile ilişkili yoğun baskılara maruz kalmaları nedeniyle bir dizi davranışlar gösterdiklerini ve bu karşı davranışların, çocukların engelli kardeşlerini anlamaya, onun engeli ile başa çıkmaya veya engelli çocuğun yaşamını daha iyi hale getirmek için ebeveynlerinin kendilerinden beklediklerini yapmaya çalıştıklarında meydana geldiğini belirtmektedir.

Çocuğun engelli bir kardeşi olmasından kaynaklanan bazı olumlu özelliklere de sahip olabileceği konusunda da birçok çalışma bulunmaktadır. Engelli bir kardeşle büyümek, normal gelişim gösteren çocuklarda bireysel farklılıklara ilişkin anlayış, duyarlılık, sorumluluk, yeterlik duygularıyla engelli kardeşin büyüme ve gelişimine katkıda bulunmaktan dolayı gurur duyma ve kendinden memnuniyet duygularının gelişimine katkıda bulunabilmektedir. Engelli bir kardeşle birlikte yaşamanın normal gelişim gösteren çocuklarda daha ilgili ve empatik olmayı ve de bireysel farklılıklara karşı daha hoşgörülü olmayı sağladığı vurgulanmaktadır. Engelli bir kardeşin bakım sorumluluğunu üstlenme normal gelişim gösteren kardeşin ebeveyn rollerini öğrenmesinde önemli bir sosyalleşme olanağı sağlamaktadır.

BURSA HAYAT ÖZEL EĞİTİM VE REHABİLİTASYON MERKEZİ 

İSRAFİL İBRAHİMOĞLU

ZİHİNSEL ENGELLİLER SINIF ÖĞRETMENİ

Her çocuk bir diğerinden farklıdır. Her çocuğun kendine özgü bedensel, bilişsel, sosyal ve duygusal bir yapısı vardır. Bazı çocuklar bilişsel davranışlarda, duyuşsal motor özeliklerde, iletişim becerilerinde ve motor işlevlerinde yetersizlik göstermektedir. Bu gelişim alanlarındaki bir ya da birden  fazla yetersizlik çocuğu olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Gelişim alanlarındaki yetersizliklerinden dolayı olumsuz yönde etkilenen  çocuklarda genel eğitim  hizmetleri yetersiz kalmakta ve özel eğitim rehabilitasyon merkezlerinde uzman eğitimciler ile yetersiz kalan hizmet alanında çözüme gereksinim duyulmaktadır.

Özel eğitim gereksinimi olan çocukları rehabilitasyon merkezlerine yazdırırken biz velilere de bir takım sorumluluklar düşmektedir. Amacımız çocuğumuzun eğitim yönüyle belirli bir seviyeye  ulaştırmaksa ,bunun yanında sosyal becerilerinin iletişimlerinin de gelişmesini istiyorsak rehabilitasyon seçerken amacımızı doğru belirlememiz gerekiyor. İyi bir rehabilitasyon nasıl olmalı ve hangi özellikler taşımalı gibi soruları sorarak ve bunları gerek internet gerekse görsel basını  takip ederek bu kurumlara rahatça ulaşabiliriz. Bu kurumlarda ise arayacağımız temel unsur akademik becerileri, işlevsel akademik becerileri işlevsellikten amaç amaçlanan  öğretilecek bilgi becerilerin birey için günlük yaşamda ,evde, toplumda ve çevrede işe yarar olması ve kullanılabilir olmasıdır. Bunları verebileceğini hissettiğimiz kurumlarla çalışmamız gerekir.

Bursa Rehabilitasyon Merkezi (Özel Hayat Eğitim) 

Zihinsel Engelliler Sınıf Öğretmeni.

Ahmet Nail Başaran

ERGEN VE ANNE-BABA İLİŞKİSİ

       ergenusAnne-babalar çocuklarını ilk kucaklarına aldıkları andan itibaren, onların iyi yetiştirmek ve güzel bir gelecek hazırlama çabası içine girer. Doğal olarak her anne-babanın çocuğu ile ilgili hayalleri ve beklentileri vardır. Ailenin beklentileri çocuğun ihtiyaçları, istekleri ve beklentilerinin önüne geçtiğinde hayat zorlaşır. Zamanla anne-baba ve çocuk arasında çatışmalar yaşanmaya başlar. Çocuk daha küçük yaşta iken başlayan çatışma, çocuğun ergenlik döneminde şiddetlenir ve önem kazanır. Anne-baba ve ergen arasında çatışmalar tatsız ama kaçınılmazdır.

       Ergenlerin birbirine çok benzeyen temel davranış biçimleri vardır. Başkaldırma, asileşme aileden kopma olarak nitelendirilmemelidir. Ergenin büyüdüğünü göstermek için güç gösterisidir. Karmaşık duygular içerisinde olan ergen, bir yandan büyümek için sabırsızlanırken henüz çocuksu davranışlarından sıyrılamamıştır. Ergenler, kimsenin kendini anlamadığını, herkesin ona karşı olduğunu düşünür. Kuruntuludur, incir çekirdeğini doldurmayacak konuları problem yapar. Süse ve giyime meraklıdır. Saatlerce ayna karşısından ayrılmazlar. Boyu, kilosu, görünüşü aşırı önem kazanır. Çabuk sinirlenir, üzülür, bağırır. Sevinçleri abartılıdır. Bu değişimlerin normal olduğunu kabul etmeli anlayış ve sabır göstererek sorunların üstesinden gelmeye çalışılmalıdır. Ergen eğer sizinle çatışmıyor, her dediğinizi yapıyor, bedense gelişimi ve görünüşü ile ilgisizse asıl problem budur. Çünkü ergen fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan bir değişim içerisindedir ve bu süreçte yaşanan çatışmalar yaşanması gereken normal durumlardır.

      Burada esas görev anne-babalara düşer. Anne-babaların çocukları için kaygılanmaları, onları korumaya çalışmaları çok normal, gerektiğinde müdahale etmeleri çok önemlidir. Bunları yaparken ölçülü olmak gerekir. Çocuklar her ne kadar büyümek, gelişmek için aileye bağlı olsalar da, farklı ilgi, ihtiyaç ve istekleri olan, kendi kişiliği olan farklı bir birey olduğu gerçeğini kabullenmek oldukça önemlidir.

ERGENLİK DÖNEMİNDEKİ ÇOCUĞU ANLAMAK

      Ergen ne kadar rahat ve aileden uzak görünse de, anne-babayı kendinden uzaklaştırmaya çalışsa da hala anne-babanın dikkat ve özenine, ilgisine ihtiyaç duyar. Buna ihtiyaçları yokmuş gibi tavırlarının sizi yanıltmasına izin vermeyin. Bazen anne-babalar çocuklarına arkadaş gibi yaklaşmaya çalışsa da, ergen anne-babasının arkadaş olmasını istemez. Ergen ‘‘ Onlar anne-baba olarak kalsınlar, ama bize uzak, otoriter olmasınlar. Birçok konuyu onlara açabilelim. Konuştuğumuzda bizi dinlesinler, sözümüzü kesmesinler ve ya bu ne biçim davranış, ne biçim düşünce, nasıl yaparsın gibi tepkilerle bizi soğutmasınlar’’ ister. Bu durum da ev, ergen için çatışmaların ortaya çıktığı bir yer olarak görülmeye başlayabilir.

      ergenlik_bursaKendi gelecekleriyle ilgili konularda okul, meslek, arkadaş seçimlerinde aşırı müdahaleden hoşlanmazlar. Seçimleri üzerine konuşulup tartışılabileceğini ama baskı, dayatmadan kaçınılmasını isterler. Ergen bağımsızlık arayışı içindedir. Kendi seçimlerini yapmak, kendi yaşamını düzenlemek ve bunları kendi başına yapmak istemektedir. Bu dönemde anne- baba idol olma niteliklerini kaybeder ‘‘Anne-babam nereden bilecek, onların dönemi eskide kaldı. Ben daha iyi bilirim’’ düşüncesi yer alır. Ergen davranışları ile ben sizden farklıyım, sizin olmamı istediğiniz kişi değil, kendi istediğim kişi olmak istiyorum mesajı vermektedir.

Yaşadıklarını anlamak ve kendini dinlemek için yalnız kalma gereksinimleri vardır. Sürekli dış görünümleri, bedenlerindeki değişimler ve yaşadıkları farklı düşünce ve duygularla meşguldürler. Bazen kendilerine güvensizlikten, bazen de bedenlerinin nasıl geliştiğini merak ettiklerinden bazı şeyleri kendi başlarına çözümlemek ve bir düzene koymak isterler. Kendilerini tanıma çabası içerisinde, yalnız olmadıklarını bilmek ve anlayışla yaklaşan, destek olan anne-babaya güvenmek ister.

ERGENLERİN  ANNE-BABADAN  BEKLENTİLERİ

  • Sevgi beklerler. Sevildiğini hissetmek isterler.
  • Kendilerini dinlemenizi,
  • Mahremiyet ve özel yaşamlarına saygı gösterilmesini,
  • Tartışılan konunun uzatılmamasını,
  • Anne-baba tarafında sürekli eleştirilmemek,
  • Dağınık olduğunun söylenmemesini,
  • Aşırı nasihat edilmemesini,
  • Üstlerine çok düşülmemesini,
  • Anne-babanın her şeyi öğrenmek için ısrar etmemelerini,
  • Ders başarısının sürekli eleştirilmesi yerine, belli aralıklarla okula gelip öğretmenlerle durumları hakkında görüşülmesini,
  • Başkalarıyla (kardeş, arkadaş, komşu çocuğu vb.) kıyaslanmamak,
  • Giyim kuşamlarına aşırı müdahalede bulunulmamasını,
  • Aileyi ilgilendiren bazı konularda onlarında fikirlerini alarak önem ve değer verildiğini hissetmek,
  • Ailelerin kendileri için yaptıkları fedakarlıkları ( maddi, manevi) başlarına kakmamalarını,
  • Arkadaşlarıyla olan ilişkilerine aşırı müdahale edilmemesini,
  • Kendi gelecekleriyle ilgili konularda onların istek ve fikirlerinin dikkate alınmasını,
  • Anne- babalarının arkadaş gibi olmalarını istemezler.

ANNE- BABANIN ERGENE YAKLAŞIMI

     Ergenlerin beklentileri olduğu gibi anne-babalar da en az onlar kadar beklenti içindedirler. Çatışma durumunda iki tarafında ihtiyaçları gözetilmeli, saygı duyulmalıdır, ortak bir çözüm bulunmalıdır. Duygular çok yoğunken ( çok üzgün, sinirli, kızgınken) çatışmaları çözmek mümkün olmaz. Sakinleşmeyi ve her iki tarafında uygun olduğu zamanı bekleyin. Konuşmak için yorgunluğun, uykusuzluğun, açlığın ve diğer ihtiyaçların giderildiği zamanlar seçilmelidir. Sizi dinlemeye hazır olduğu zaman, rahatsız olduğunuz konuyu açıkça paylaşın. Sözlerinize eleştirerek, küçümseyerek, suçlayarak başlamayın. Bunun yerine ( Beni çok üzüyorsun yerine- ben çok üzülüyorum) ben ile başlayan cümleler kurun. Sizi üzen olaya odaklanın, daha önce yaşadığınız benzer olaylardan bahsetmeyin. Geçmişi gündeme getirmenin faydadan çok zararı olur. Konuşma aralarında, çocuklarınızın olumlu özelliklerinden de bahsedin. Sürekli açık olun, gerçek duygu ve düşüncelerinizi yansıtın. Güvenin ve güven kazanın, karşı tarafın ihtiyaçlarına saygı gösterin. Sorunları açık bir şekilde tanımlayın. Çocuklarınız konuşurken başka işlerle meşgul olmayıp, onlarla göz teması kurarak ve içtenlikle dinleyin. Birlikte çözüm üretmeye çalışın. Önce onun önerilerini alın ve önerilerini küçümsemeyin, yargılamayın. İki taraf içinde uygun olmayan önerileri birlikte eleyin. Alınan kararın nasıl uygulanacağını ayrıntılı olarak konuşun. Herkesin üstlenmesi gereken sorumlulukları dile getirin. Çıkabilecek sorunları tartışın, önlemleri hakkında konuşun. İlişkilerinizde tutarlı, kararlı fakat esneklik payı bırakın. Çatışma durumunda ısrarlara karşı pes etmeyin kararlı olun.

       Ergenler hata yapabilir, önemli olan bu durumda bizlerin doğru davranabilmesidir. Asla tepkisel davranmayın. Sakin ve sabırlı olun. Çocuğunuz size öfkeyle bağırıyorsa ‘‘ bu davranışı kimden öğrendi’’ diye sormalısınız. Onu sakinleşince dinleyebileceğinizi söyleyin. Sakinleştikten sonra onu dinleyin, onu anladığınızı gösterdikten sonra kendi duygularınızı paylaşın.

      Bazı durumlarda ergen konuşmak istemez. Yapacağınız telkinler, öğütler onun için anlamsız ve boş gelecektir. ‘‘ Konuşmak istersen ben her zaman buradayım ve seni dinlemek isterim’’ demeniz yeterlidir.

      Çocuklar bütün beklentilerin üzerine yöneltildiği, aşırı korunan, her dediği yapılan, aşırı övgü kendilerini oldukları gibi görmelerini engeller. Anne-babanın iyi bir gözlemci olması çocuğunun ilgi ve yeteneklerini iyi gözlemlemesi gerek. Kendi güçlü ve güçsüz yanlarını, doğru ve yanlışlarını fark etmesi, kendini tanıyabilmesi hangi durumlarda ne yapıp, ne yapmayacağını bilmesi önemlidir.

      Anne-babaların ergenle doğru iletişim kurabilmesi çatışmaların olmayacağı anlamına gelmez. Doğru iletişim, ergenlik süreci içerisinde oluşabilecek olumsuzlukları en aza indirgemiş, önlemiş olur. Ergenlik süreci sonunda kendini tanıyan, öz güven sahibi, başarılı bir genç olarak hayata geçmesine destek ve yardımcı olur. Bazen anne-baba olarak ne kadar çabalansa da, ergenin olumsuz davranışlarının önüne geçilemez, bir türlü iletişim kurulamayabilir. Bu durumda yardım almaktan çekinilmemelidir.

HAYAT ÖZEL EĞİTİM VE REHABİLİTASYON MERKEZİ

 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM ÖĞRETMENİ

HAYRİYE TÜRKÜCÜ

ÖZEL EĞİTİM KONULU FİLMLER

  1. TAARE ZAMEEN PAR = Yerdeki Yıldızlar= (disleksi konulu)
  2. Benim Dünyam (sağır ve kör bir kızı yaşama bağlayan öğretmeni)
  3. BLACK = (sağır ve kör bir kızı yaşama bağlayan öğretmeni )
  4. YAĞMUR ADAM= (otizmli bir dahi )
  5. MİLYONER = (üstün yetenekli )
  6. 21= (zeki matematik tutkunu bir gencin kumar macerası )
  7. FORREST GUMP= (düşük IQ ya sahip Forrest Gump’ın yaşam öyküsü)
  8. UMUDUNU KAYBETME = (umutla gelen başarı )
  9. KALBİNİ DİNLE= (müzikal yeteneği olan küçük bir çocuk )
  10. CENNETİN RENGİ= (görme engelli Muhammedin öyküsü )
  11. BENİM ADIM SAM= (zeka yaşı 7 olan Sam’ ın yaşam öyküsü )
  12. ÖFKE = (dövüş sanatlarında yetenekli otizmli bir kız… )
  13. GÜN= (Down Sendromlu)
  14. MOZART VE BALİNA= (Asperger sendromlu iki gencin yaşam öyküsü)
  15. BEN X= (otistik olan BEN ve internet oyonu )
  16. BAŞKA DÜNYANIN ÇOCUKLARI= (işitme engelli )
  17. 21 GRAM= (suç, drama, psikolojik )
  18. MUSİC WİTHİN( ABD’Kİ engelli kişilerin, sosyal haklarnı alması için elde edilmş başarılarının öyküsü)
  19. BENDEN BU KADAR= (üç mutsuz insanın hayatlarını anlatır)
  20. ŞİFRE MERKÜR = (9 yaşında otistik bir çocuk)
  21. BENİM ADIM KAHN = (müslüman bir asparger sendromlu -otizmin bir türü)
  22. TEMPLE GRANDİN= (otistik bir kadının öyküsü)
  23. OCEAN HEAVEN-okyanus cenneti =(otizm)
  24. LORENZONUN YAĞI = (Lorenzonn tanılanamayan hastalığı ve ailesinin mücadelesi )
  25. MARATON= (otizim; kore yapımı)
  26. SOL AYAĞIM =(SP li bir cocuğun öyküsü)
  27. FİL ADAM = (genetik şekil bozukluğu)
  28. İÇİMDEKİ DENİZ=( felçli Romon un ötenazi hakkı)
  29. SESİZLİĞİN ÖTESİ =(Lara 8 yaşında ve ailesinde işitebilen ve konuşabilen tek kişidir.)
  30. YAZI-TURA= (ortapedik engelli iki gencin hikayesi.. ) (YERLİ )
  31. TANRININ UNUTTUĞU ÇOCUk=(2.dünya svşının yol açtığı insani felaketi… )
  32. ÖNCE ZARAR VERME=( epilepsi hastası küçük cocuk…)
  33. KELEBEK ÖZGÜRDÜR=(görme engelli bir gencin özgür yaşama isteği…)
  34. GENÇ ÖLMEK=( kan kanserine yakalanmış….)
  35. DOĞUM GÜNÜ 4 TEMMUZ=(,savaş psikolojisi…)
  36. 3 İDİOT=(Eğitim Sistemindeki çarpıklık)
  37. İLK GÖRÜŞTE AŞK= ( görme engelli )
  38. SEN NE DİLERSEN =( kanser hastası Eleni ve zeka özürlü kızı marika, yerli)
  39. BAŞKA DİLDE AŞK= (YERLİ, işitme engelli )
  40. CENNET = (düşük zeka seviyesi ile inanılmaz bir hayal dünyası olan genç, YERLİ )
  41. KELEBEK VE DALGIÇ=(beyin kanaması sonucu sol gözü hariç bütün bedensel yetisini kaybden..)
  42. Abim ( Orta Düzey Zihinsel Engelli)
  43. Barfi ( Konuşma Engelli ile Otizimli’ni aşkı)

       Çocukların her şeyi oyun olarak gördükleri bir dönemde onlara tuvalet alışkanlığı kazandırmaya çalışmak aileler için oldukça zordur.Bu nedenle hem çocuğun hem annenin hazır olduğu zaman eğitime başlamak önemlidir.Uzmanlar, tuvalet eğitimi için en uygun zamanın 24’ncü – 36’ncı aylar arası olduğunu söylüyor. Daha erken dönemde başlamak ve aşırı baskı kurarak bir an önce çocuğun tuvalet eğitimini kazanmasını sağlamaya çalışmak , hem fizyolojik olarak yapamayacağı bir şeyi yapmasını istemek hem de ileride gelişebilecek bazı ruhsal sorunların başlamasına neden olmak demektir. Benzer şekilde hiç eğitim vermemeye çalışmak ‘Zamanı gelince kendi söyler.’ diye bırakmak da hem çocuğun tuvalet  eğitiminin gecikmesine hem de ruhsal açıdan sorunlara neden olur.

       Tuvalet alışkanlığı kazanma konusunda çocuktan çocuğa farklılık görülür. Gün içinde tuvaletini kontrol edebilmek , gece kontrol edebilmekten daha önce gerçekleşir. Gece altını ıslatma durumu daha uzun sürebilir hatta 5 yaşına kadar devam edebilir. Tuvalet eğitimine başlandığı süreç içerisinde gündüz olduğu gibi gece de bez bağlanmamalıdır. Tuvalet eğitiminin tamamlanma süresi ise çocuktan çocuğa değişir. Çocuğun yapacağı işi başarmasını kolaylaştırmamız ve vereceğimiz destek çok önemlidir. Çünkü sık sık altına kaçıran çocuklarımız tuvalet eğitiminden vazgeçebilir. Çocuklarımızın başarı durumunda sevincimizi çok fazla abartmadan göstermeliyiz. Tuvalet alışkanlığı sürecinde bir yanlış yaptığında üzerinde durmayıp çocuğumuzu azarlamamak eğitim sürecinin püf noktasıdır. Tuvalet eğitimi sürecinde anne babaya büyük görevler düşer. Bu görevler çocuğun eğitim sürecindeki davranışlarına aşırı tepkiler vermemek, sabırlı olmak, çocuğa mümkün olduğunca destek olmak ve yüreklendirici davranmaktır. Eğer çocuk aşırı tepkiler veriyor ve tuvaletini yapmayı kesinlikle red ediyorsa eğitim sürecine çocuk hazır olana kadar ara vermek , aşırı ısrarcı olup bu süreci inatlaşma ile geçirmemek son derece önemlidir.

Tuvalet eğitimine başlarken uygulayabileceğimiz öneriler :

  • Tuvalet eğitimine başlamadan önce çocuğun tuvalete veya lazımlığına alışmış olması önemlidir.Çocuğunuzu iyi gözlemlemeniz ve çişini yaparken nasıl davrandığını farkında olmanız , onu uygun zamanlarda tuvalete yönlendirmeniz uygun olacaktır.Örneğin yüzünün şekli değişebilir yada yürürken bir anda durabilir.Bu durumlarda onu tuvalete veya lazımlığa yönlendirmek için iyi bir fırsattır.
  • Çocuklar tuvaletlerini birkaç dakikadan fazla tutamazlar , o nedenle tuvaletlerinin geldiğini söylediklerinde ya da siz fark ettikten sonra en hızlı şekilde tuvalete götürmek önemlidir.
  • Lazımlık çocuğun rahatlıkla ulaşabileceği yerde olmalıdır.Çocuğun daha rahat hareket edebilmesi ve lazımlığa oturabilmesini kolaylaştırmak için mümkün olduğunca kendisinin çıkarabileceği türden kıyafetleri giydirmeliyiz.
  • Çocuğa sık sık tuvaleti olup olmadığını sormak yerine belli arlıklarla tuvalete birlikte giderek kontrol etmek daha uygundur.
  • Çocuk lazımlığa yada tuvalete oturduğunda onun yanında kalıp oyalanması sağlanabilir.Onu tek başına bırakıp gitmek oturma süresini kısaltacağı için eğitimi güçleştirebilir.
  • Çocuğa aferin demek için tüm görevi yerine getirebilmesi beklenmemelidir.Örneğin tuvalete yetişememiş olsa bile tuvalete gitmiş ve pantalonunu çıkarmış olması da övülmelidir.

Tuvalet eğitimi gelişimin doğal bir sürecidir. Unutmamak gerekir ki bu doğal süreç her bir çocuğumuz için farklılıklar gösterebilir. Örneğin; bir çocuğun tuvalet eğitimini alma süresi kısa iken, diğer çocuğun daha uzun sürebilir. Tavsiyemiz kesinlikle kıyaslamaya gidilmemesidir. Aksi halde, çocuk kendini sorunlu hissedebilir ve özgüveni kaybolabilir. Yukarıda da belirtiiğimiz gibi, tuvalet eğitimi sabır ve davranışta kararlılık ister. Eğer ki bir şeyler yolunda gitmiyorsa, bir uzmana başvurmakta da fayda vardır.

Bursa Rehabilitasyon Merkezi        

Okul Öncesi Öğretmeni

Fatma ŞENSES

    Aile, toplumun en küçük birimidir. Çekirdek aile; anne, baba ve çocuklardan oluşurken geniş aile; büyükanne, büyükbaba, anne, baba ve çocuklar ile ailenin diğer fertlerinden oluşmaktadır. İster geniş ailede olsun, ister çekirdek ailede olsun, çocuk , bir ailenin vazgeçilmez isteklerindendir. Ve verilen karar sonrası çocuk sahibi olunur.

    Her ailenin çocuk sahibi olmaya karar verdiği andan itibaren en çok istediği şey, sağlıklı bir evlatlarının olmasıdır. Fakat bu durum bazen gerçekleşmez. Ve doğan çocuğun farklı sebeplerle özel gereksinime ihtiyaç duyduğu anlaşılır. Bu saatten sonra en önemli şey, çocuğun durumunu iyi anlamak ve neye ihtiyacı olduğunu bir plan dahilinde belirleyip gerekli adımları atmak olacaktır. Ve ebeveyne düşen en önemli görev de bu özel ve güzel çocuğa en güzel şekilde destek olmaktır.

    Çoğu ebeveyn, çocuğunun bu dünyada yalnız kalmasını istemez. Ve ona yoldaş olarak,  bir kardeş daha düşünür. Özel gereksinimi olan çocukların ebeveynlerinde ise artı bir düşünce daha ortaya çıkar. Kendilerine bir şey olduğu takdirde, özel gereksinimi olan çocuğa, ona, yakın birisinin bakabileceği düşüncesidir. Bu da anne- babaya göre kardeştir. Hem, sağlıklı bir çocuklarının olması isteği, hem de özel gereksinimi olan diğer çocukları için destek birine duyulan ihtiyaç neticesinde ikinci çocuk da doğar. İşte asıl hikaye de burada başlar.

    En baştaki ebeveynin düşüncesindeki ‘ kardeşinin bakımına destek olsun’ diye dünyaya getirilen çocuğun hayatı yavaş yavaş özel gereksinimli kardeşi olur. Çocuk küçük yaştan itibaren, abisinin ya da ablasının ihtiyacını gidermekle meşgul olur. Çoğu zamanını ona ayırmak zorunda kalır. Burada dikkat edilmesi gereken bir konu, zorunluluktur. Kardeşi elbetteki abisini / ablasını sevmektedir. Ancak onun bakımını üstlenme zorunluluğu, şartlı bir sevgiye dönüşebilmektedir. Kardeş, baktığı kardeşinin ona muhtaç olduğunu düşünür ve merhamet ederek bakımını üstlenir. Oysa koşulsuz sevgi bu değildir. Zaten duygusal anlamda karmaşa yaşayan bu kardeş için bir de yanlış ebeveyn tutumu eklenince işler bazen de çıkmaza girer.

    Yapılan bir araştırmada, intihar eden çocukların / gençlerin büyük oranda engelli bireylerin kardeşleri olduğu ortaya konulmuştur. Peki neden bunlar yaşanmaktadır ?

    Özel gereksinimli çocuğu olan ebeveyn, önce bu durumu kabullenmeyecek, kendini suçlayacak, tedavi yöntemleri araştıracak, sonuç itibariyle durumu kabullenerek yoluna devam edecektir. İkinci çocukları da doğan anne – baba, bu iki çocuğu büyütürken bazen, özel gereksinimi olan çocuğunun özel durumundan dolayı önceliği ona verebilmektedir. Örneğin; ikisinin de kazağa ihtiyacı varken öncelik, özel gereksinimli çocuğun olabilmektedir. Bu durumda diğer çocuk içten içten anne babasına kızacak, hatta hayatını kendisine adadığı kardeşine de gizliden kin duyabilecektir. Bu durum uzun yıllar devam ettiği için de, çıkar yol bulamayan ve anne babasından bir manevi doyum alamayan çocuk kendi hayatına son vermeyi düşünebilmektedir.

    Bir örnek verelim. Zihinsel engeli bulunan ve tuvalet ihtiyacını kendisi gideremeyen bir erkek çocuğu ve kendisini abisinin bakımına adayan kız kardeşi. Abi, 13, kızkardeş, 11 yaşında olsun. İkisi de ergenlik döneminde. Ve bu kız çocuğunun,  abisini tuvalete götürüp getirirken karşılaştığı manzarayı düşünelim. Dönemi itibariyle bu, onun için ağır bir sorumluluk olacaktır. Ergenlik dönemindeki bu kız çocuğu, henüz tanık olmaması gerektiği şeyleri görmekte bu da minik yüreğine ağır gelmektedir.Bu dönemde çocuklar için arkadaşlarıyla vakit geçirmek önemliyken, kız çocuğu abisinin bakımıyla ilgilenmektedir. Bundan mutluluk duymakta fakat, kendi hayatından da taviz vermektedir. Hem anne- baba sevgisi ve ilgisinden mahrum kalmakta, hem de sosyal hayattan kendini soyutlamaktadır.

    Son olarak, her çocuk özeldir ve her çocuğun anne babasının sevgisine ihtiyacı vardır. Bunu en iyi şekilde tüm çocukların yaşaması gerekmektedir. Baba güven veren, anne merhamet edendir. Bu duygulardan mahrum kalan çocuğun psikolojisi ise sağlıklı olmayacaktır. Daha çok diğer çocukla ilgilenildiği için kardeş, bu kez ilgiyi ve sevgiyi başka yerlerde ve yanlış kişilerde arayacaktır. Yanlış şeyler yapacaktır. Bir çocuğa fazla ilgi ve sevgi gösterirken, diğer çocuğu kaybetmek an meselesidir. Bu yüzden anne babaların, durumu kabullenip, her bir çocuğa aynı seviyede sevgi göstermesi gerekmektedir. Bunu her bir çocuğa hissettirmelidirler. Özel durumlarda  yapılacak işbölümü ise aile içindeki iletişimi güçlendirecek, zorunlu bir sevgi değil, kabullenilmiş doğal, samimi bir sevgi bağı oluşturacaktır.  Özel gereksinimi olmayan çocuğun başarısı takdir edilmeli, kardeşiyle zorunlu zaman değil, sevgi dolu zaman geçirmesi için şartlar oluşturulmalıdır. Aksi halde, sağlıklı olan çocuk kendini istenmeyen, sevilmeyen, sadece bakmak için dünyaya getirilmiş bir kişi olarak görecek ,öz güveni sarsılacak mutsuz olacaktır. Çocuğun dünyasını iyi anlamak ve onun kardeşi ve anne babası için büyük bir mutluluk kaynağı olduğunu hissettirmek ebeveynlere tavsiyemizdir.

Bursa Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi

Filiz Akdemir.