Yazılar

Her çocuk bir diğerinden farklıdır. Her çocuğun kendine özgü bedensel, bilişsel, sosyal ve duygusal bir yapısı vardır. Bazı çocuklar bilişsel davranışlarda, duyuşsal motor özelliklerde, iletişim becerilerinde ve motor işlevlerde yetersizlik göstermektedir. Bu gelişim alanlarındaki bir ya da birden fazla yetersizlik çocuğu olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Gelişim alanlarındaki yetersizliklerden dolayı olumsuz yönde etkilenen çocuklarda genel eğitim hizmetleri yetersiz kalmakta ve özel eğitim hizmetlerine gereksinim duyulmaktadır.

Özel Eğitim, ortalama öğrenci özelliklerinden önemli derece farklılaşan bireylere sağlanan bireysel olarak planlanmış ve bireyin bağımsız yaşama olasılığını en üst düzeye çıkarmayı hedefleyen eğitim hizmetlerinin bir bütünü olarak ifade edilmektedir.

Son yıllarda özel eğitime gereksinim duyan çocuklarımıza yönelik eğitim hizmetlerinin daha fazla yaygınlaşması sonucunda özellikle özel eğitime gereksinim duyan çocuklarımız söz konusu sadece zihinsel engelli ya da otizmli çocuklarımız olarak algılanmaktadır. Oysa özel eğitim hizmetleri sadece zihinsel engelli ya da otizmli çocuklara verilen hizmetler olarak düşünülmemelidir. Özel eğitim gerektiren, bir başka deyişle özel gereksinimli çocuklarımız, zihin engelliler, öğrenme güçlüğü olanlar, duygusal ve davranış bozukluğu olanlar, bedensel yetersizliği olanlar, konuşma ve dil sorunlular, işitme engelliler, üstün zekalılar ve üstün yeteneği olan ve otizmli çocuklar şeklinde gruplara ayrılabilmektedir.

Özel gereksinimli bir çocuğun varlığı özellikle ailede ciddi sorunlara yol açmakta ve özellikle ilk yıllarda çocuğu kabullenememe ve anne-babanın birbirlerini suçlaması ve daha ileri aşamalarda anne-baba ayrılıklarına yol açabilmektedir. Ayrıca çocuk herhangi bir tanı  aldıktan sonra yapılması gereken en önemli şey anne-baba olarak nedenler ve niçinler ile uğraşmak yerine durumu bir an önce kabullenebilmek ve “Çocuğum için ben ne yapabilirim ? ” , “ Çocuğumun ihtiyaçlarını en iyi şekilde nasıl karşılarım ? ” düşüncesi içinde hareket etmek olmalıdır.  Bunun dışında nedenler ve niçinler takılı kalma ve anne babayı  ya da baba anneyi suçlamak çocuk için en önemli olan zamanı boş yere harcamak olacak ve belki çocuk için telafisi mümkün olmayan bir sürece sürüklemiş olacaktır.

Özel gereksinimli  birey ona anne-babası destek verdiği sürece bağımsız bir birey olabilmektedir. Anne-babalar özel gereksinimli çocuklarından desteği çekmemeli ve onu bağımsız yaşama teşvik etmelidir . Ayrıca yine unutmamalıdır ki özel eğitim süreklilik isteyen bir süreçtir.

Özel gereksinimli çocuklarımız için şunu da unutmamamız gerekir ; Özel gereksinimli her çocuk öncelikle bir çocuktur. Özel gereksinimli her çocuk farklılıklarına ve sınırlılıklarına rağmen; her çocuk gibi oyun oynamalı, sosyalleşmeli ve yaşayarak öğrenmelidir. Eğitimlerde de bunlar göz ardı edilmemeli ve çocuğu pasif kılan, ezbere dayanan eğitimler yapılmamalıdır. Tam tersi çocuklar katılımcı, öğrenen, eğlenen ve öğrendiklerini gösteren bir birey olma yolunda desteklenmelidir.

Özel eğitim hizmetlerini değerlendirdiğimizde özel eğitimi masa başında birebir verilen bir eğitim hizmeti olarak düşünmemeliyiz. Özel eğitimde bireysellikten amaçlanan bireyin gereksinimleri doğru şekilde tespit edebilmek ve bu gereksinimlerine uygun olarak en etkili ve verimli şekilde ihtiyacı olan eğitimi sunabilmektir. Özel eğitimin temelinde de aile yer almalıdır. Aile özel eğitim sürecinde yer almalı ve eğitimin bir parçası olmalıdır.

Ailelerimiz çocuklarının eğitim sürecinde çok kısa sürelerde çok büyük hedefler koymamalıdır. Özel eğitim sürecinde özel eğitim veren eğitimcinin elinde sihirli bir değnek varmış gibi görmemelidir. Özel eğitim süreklilik isteyen  bir süreçtir ve hiçbir zaman pes edilmemesi gereken bir süreçtir.

Erdi Kanbaş

Özel Eğitim Uzmanı

 Kaynak

Google, dünyadaki 1 milyar engelli bireyin hayatını kolaylaştırmak için başlattığı Google Impact Challenge: Disabilities proje yarışmasının kazananlarını açıkladı.

Google Impact Challenge: Disabilities adlı program Google’ın sosyal sorumluluk odaklı proje birimi Google.org tarafından yürütülüyor. Yapılan açıklamaya göre dünyanın 88 ülkesindeki 1000’den fazla organizasyondan başvuru alan proje yarışması, toplam 29 projeyi kazananlar listesine almış ve farklı tutarlarda nakit ile ödüllendirmiş.

Engellilere yönelik kâr amacı gütmeyen projeleri 5 kategoride sınıflandıran Google, bu yenilikçi projelerle hem engelli insanların günlük yaşantısını hem de onların iş gücüne katılabilmesini kolaylaştırmayı hedefliyor. Google, gelişmekte olan ülkelerdeki engellilerin sadece yüzde 10’nun ihtiyaçları olan destekleyici cihazlara sahip olduğunun da altını çiziyor.

Engelli bireyler icin projeler

Söz konusu projelerin hepsinin açık kaynaklı geliştirme yapmayı taahhüt ettiği paylaşılıyor ve ödül/destek tutarları kimi projelerde milyon doların üzerine çıkıyor. Toplam destek tutarı da 20 milyon doları buluyor.

Kazananlar listesinde görme engelliler için akıllı gözlüklerden, biyonik ellere, işitme kayıplarını azaltacak cihazlardan tekerlekli sandalye kullanan kişilerin hayatını kolaylaştıracak çözümlere kadar farklı projeler var. 29 projenin tamamını şu sayfada görebilir, çevrenizle paylaşabilirsiniz.

Yeri gelmişken Facebook’un görme engelliler için görsel tanıma yeniliğini erişime açtığını da hatırlatalım.

Kaynak / Görsel Kaynak. Webrazzi

ENGEL TÜRLERİ VE ÖZEL EĞİTİM

agır_yetİnsan hayatı, doğumdan ölüme kadar geçen sürede farklı evrelerden oluşur, bu ev­reler doğumla başlar; çocukluk, ergenlik, yetişkinlikle devam eder ve yaşlılıkla sonlanır. Her dönemde, birbirinden etkilenen dil, zihinsel, fiziksel, sosyal-duygusal gelişim alan­ları bulunur. Bu gelişim alanlarındaki basamakları gerçekleştiremeyen ya da gerçekleştir­mekte zorlanan bireyler özel eğitime gereksinim duymaktadır.

Özel Eğitime İhtiyacı Olan Bireyler

Doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrasında, gelişim sürecinde oluşan çeşit­li nedenlere bağlı olarak; bilişsel, dil, hareket, fizik, sosyal ve duygusal gelişimlerinde ölçme araçlarıyla ölçülebilen düzeyde yetersizlik, yavaşlama, gerileme veya ileride olma sonucunda yaşıtlarına göre farklı özellikler gösteren ve normal eğitim programlarından yararlanamayan, kısmen yararlanan veya yararlandığı halde destek programları ile eği­timlerini devam ettirebilen bireylerdir.

Özel gereksinimli bireyler, genellikle şu gruplarda toplanmaktadır:

  1. Zihinsel Yetersizlik
  2. Özel Öğrenme Güçlüğü
  3. Bedensel Yetersizlik, Süreğen Hastalık ve Ortopedik Yetersizlik
  4. Dil ve Konuşma Güçlüğü
  5. İşitme Yetersizliği
  6. Görme Yetersizliği
  7. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)
  8. Yaygın Gelişimsel Bozukluk
  9. Üstün ve Özel Yetenek

ZİHİNSEL YETERSİZLİK

Zihinsel işlevler bakımından farklılık gösteren kavramsal, sos­yal ve pratik uyumsal becerilerde eksiklikleri ve sınırlılıkları olan bireylerdir.

Kavramsal Beceriler Sosyal Beceriler Pratik Beceriler
* Dil (alıcı ve verici) *Okuma ve yazma *Para kavramları *Kendilik yönelimi * Kişiler arası *Sorumluluk *Benlik saygısı *Kandırılabilirlik *Saflık

*Kuralları izleme *Yasalara uyma *Istismarı önleme*Günlük yaşam etkinlikleri:

-Yeme

-Yer değiştirme/hareket -Tuvalet -Giyinme *Günlük yaşamın araçlı etkinlikleri: -Yemek hazırlama -Ev bakımı -Ulaşım

-Ilaç alma/kullanma -Para yönetimi -Telefon kullanma *Uğraşı becerileri *Güvenli ortamlar sağlama

 

Hafif Düzeyde Zihinsel Yetersizlik

Zihinsel işlevler bakımından farklılık gösteren; kavramsal, sosyal ve pratik uyumsal becerilerde eksiklikleri ve sınırlılıkları olan bireylerdir. Yapılan tanılama ve zeka testi sonucunda 50-69 puan arasında çıkan bireylerdir.

Nasıl Fark Edilir?

  • Geç ve güç öğrenirler.
  • Dikkatleri kısa süreli ve dağınıktır. İlgi alanları dardır.
  • Kısa süreli belleklerinde problem vardır. Kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe geçiş yapamazlar, zorlanırlar.
  • Akademik başarıları normal gelişim gösteren bireylerden gerilik gösterirler.
  • Kişisel, sosyal özelliklerinde ve davranışlarında bazı problemler gösterebilirler.
  • Dil ve konuşma bozuklukları yaygındır.
  • İş edinmede ve bu işi sürdürmede problemleri vardır.
  • Unutkandırlar.
  • Güdülenme eksikliği vardır.
  • Başarısızlık daha çok okumada, okuduğunu anlama ve anlatmadadır.
  • Genelleme yapamazlar.
  • Öğrendiklerini çabuk unuturlar.
  • Genellikle kendilerinden yaşça küçük çocuklarla iletişim kurarlar.
  • Rutin ve karmaşık olmayan işlerde başarılıdırlar.
  • Bir hastalık olarak tanımlanamaz, tedavisi yoktur, süreklidir.
  • Yeni ortamlara girmekten hoşlanmazlar.
  • Sağlık problemleri vardır. Daha sık hasta olurlar.
  • Temizlik yönünden gereken titizliği gösteremezler.
  • Grupta lidere uyarlar.
  • Sosyal faaliyetlere karşı ilgisizdirler.
  • Sorumluluk almaktan kaçınırlar.
  • Parçadan bütüne doğru daha kolay öğrenirler.
  • Soyut kavramları anlamakta güçlük çektiklerinden zaman kavramını ve sayısal kav­ramları çok geç ve güç öğrenirler.
  • iki şey arasındaki benzerlik ve farklılığı kolay ayıramazlar.
  • Kelime dağarcıkları yaşıtlarına göre normalin altındadır.
  • Kendilerine güvenleri azdır.
  • Kurallara uymakta güçlük çekerler.
  • Karışık becerileri yapmakta zorlanırlar.
  • Arkadaşlık kurmakta ve sürdürmekte zorlanırlar.
  • Oyun başlatamazlar ve sürdüremezler.
  • Genellikle okul çağında fark edilirler.

Anne-Babaya Öneriler

  • Çocuk olduğu gibi kabul edilmelidir.
  • Çocuğu suçlayarak utanç duyulmamalıdır.
  • Çocuğun kendi odası olmalıdır.
  • Odasında çalışacağı materyaller olmalıdır.
  • Ev içindeki kurallar çocuk ile beraber belirlenmelidir.
  • Okulda çalışılan beceri ve kavramlar evde tekrarlanmalıdır.
  • Çocuğa güvenip yapacakları için cesaretlendirilmelidir.
  • Anne-baba olarak çocuğa örnek olunmalıdır.
  • Çocuk, her türlü sosyal ortama aile ile birlikte girmelidir.
  • Televizyon ve bilgisayar mümkün olduğunca az kullandırılmalıdır.
  • Arkadaşları ve yaşıtları ile geçireceği zamanlar, ortam ve etkinlikler planlanmalıdır.
  • Etkinlikler, çocuğun seviyesine göre belirlenmelidir.
  • Diğer çocuklar ve kardeşleri ile kıyaslanmamalıdır.
  • Ev içinde basit becerileri içeren görevler verilmelidir.
  • Babanın mutlaka çocuğu ile birlikte vakit geçirmesi gerekmektedir.
  • Kişisel bakımını yapmasına, eşyalarını ve odasını düzeltmesine fırsat tanınmalıdır.
  • Çocuğun gelişimini engelleyecek aşırı korumacı tutumdan vazgeçilmelidir.
  • Öğretmenleri ile sürekli irtibat halinde olunmalıdır.

 cocuk-tablet-otizm

Orta Düzeyde Zihinsel Yetersizlik

Zeka testi sonucunda zeka seviyesi 35-49 puan arasında tespit edilen bireylerdir. Zihinsel işlevler ile kavramsal, sos­yal ve pratik uyum becerilerindeki sınırlılık nedeniyle temel akademik, günlük yaşam ve iş becerilerinin kazanılmasında özel eğitim ile destek eğitim hizmetlerine yoğun şekilde ihti­yaç duyan birey olarak tanımlanmaktadır.

Nasıl Fark Edilir?

  • Dikkat süreleri ve ilgileri sınırlıdır.
  • Sosyal kurallara uymakta çektikleri güçlük, ev ve okul yaşantılarında problem oluş­turabilir.
  • Sözel yönlendirmeleri anlama, kavrama ve genelleme yapabilme becerilerinde ye­tersizlik görülmektedir.
  • Zihinsel engelin yanı sıra hiperaktivite veya durgunluk, genel becerisizlik gibi özel­likler taşıyabilirler.
  • Büyük ve küçük kas gelişimdeki gerilikten dolayı beden eğitimi hareketlerinde, rit­mik gösterilerde, top atma ve tutmalarda, kalem tutma ve el becerisi gerektiren faaliyet­leri yapmada normal yaşıtlarına göre gerilik ve yavaşlık gösterirler. Dolayısıyla zihinsel engeli yanında davranış ve uyum bozukluğu ile karşımıza çıkabilirler.
  • Akademik kavramları geç ve güç öğrenirler.
  • Soyut kavramları, terimleri ve tanımları çok geç ve güç anlarlar.
  • Kısa süreli bellekleri zayıftır.
  • Genellikle konuşmaya geç başlarlar.
  • Kazandıkları bilgileri transfer etmekte zorlanırlar.
  • Zaman kavramı geç ve güç gelişir.
  • Sosyal ilişkilerinde grupta daima başkalarına tabii olma eğilimindedirler.
  • Yakın çevredekilerle kolay dostluk kuramazlar. Kurdukları dostlukları uzun süre devam ettiremezler. Kolayca küser, dostlukları bozarlar ve yalnızlığı tercih etme eğili­mindedirler.

Sorumluluk almaktan çekinirler.

 zihinsel yetersizlik

Anne-Babaya Öneriler

  • Çocuğun gelişim dönemi özelliklerindeki farklılıklar gözlemlendiğinde bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir. Buradaki görevli personelin önerilerine uymak, düzenli bir beslenmeyi sağlamak ve çocuğu olduğu gibi kabul etmek gerekir.
  • Çocuk aşırı düzeyde korunursa güvensizlik; aşırı düzeyde ihmal edilirse davranış ve kişilik problemleri olur. Çocuğa sürekli olarak “sen onu yapamazsın, şunu beceremezsin” uyarıları yerine, yapabileceği işleri yaptırmak, yapabilecekleri için teşvik etmek, başarıla­rından dolayı övmek daha yerinde bir davranış olur.
  • Çocuğu gizlemek, utanç duyulan bir kimse olarak görmek ya da sık sık onu suçla­mak, onun bu özrünü kabul etmemek gibi hareketler son derece yanlıştır.
  • Böyle çocuklar kaza ve hastalıklarda normal çocuklar kadar kendilerini koruyamaz­lar. Onun için sık sık hastalanırlar, sık sık kazalara uğrayabilirler.
  • Ana-babalar dikkatli olmalı, koruyucu tedbirler almalıdır.
  • Bu çocuklarda kas gelişimini sağlamak amacı ile el becerilerine çok yer vermek gerekir. Örneğin; makasla kâğıt ve karton kesmek, oyuncak çekiçle çivi çakmak, bahçe çapalamak, kil ve renkli çamur gibi maddelerle çeşitli cisimler yapma çalışmaları çok yararlı olur. Bu tür çalışmalara bol bol fırsat verilmelidir.
  • Çocuğa soyunma, giyinme, yutkunma, yeme, içme gibi alışkanlıkların kazandırıl­masına mümkün olduğu kadar erken yaşta başlanmalıdır.
  • Bu çocuklar genellikle ve çoğunlukla sıkılgan, içe dönük olurlar. Arkadaş edinme­de güçlük çekerler. Onlara arkadaş sağlamada yardımcı olmak amacıyla sık sık çocukparkına götürülmeli; hatta anne babalar çocuklarını çarşıya, pazara, alışveriş ve sosyal ortamlara beraberinde götürmelidirler.
  • Çocuğa konuşma, düşündüklerini ve gördüklerini anlatma, şarkı ve şiir söyleme gibi etkinlikleri yapabilme imkânı hazırlanmalıdır.

Ağır Düzeyde Zihinsel Yetersizlik

Zeka testi sonucuna göre 20-35 puan arasında olup bireyin öz bakım becerilerinin öğretimi dahil olmak üzere yaşam boyu süren, yaşamın her alanında tutarlı ve daha yoğun özel eğitim ile destek hizmete ihtiyacı olan bireyler olarak tanımlanmaktadır.

Nasıl Fark Edilir?

  • Geç ve güç öğrenirler.
  • Çabuk unuturlar.
  • Dikkatleri çok kısa ve dağınıktır.
  • Bir konuyu uzun bir sürede algılarlar.
  • Tepkilerini basit bir şekilde ifade ederler.
  • Öğrendikleri beceri ve kavramları genelleyemezler.
  • Soyut kavramları anlayamazlar.
  • Somut kavramları öğrenebilirler.
  • Oyunlarda yaşça kendilerinden küçüklerle oynamayı tercih ederler.
  • Her işte birine bağımlıdırlar.
  • Arkadaşlık kurmada zorluk çekerler.
  • Bir işi, oyunu uzun süre devam ettiremezler.
  • Kendilerine güvenleri çok azdır.
  • Kurallara uymada zorluk çekerler.
  • Basit becerileri, kavramları öğrenebilirler.
  • Basit tepkileri ve kuralları anlarlar.
  • Uzun ve karmaşık cümleler kuramazlar.
  • İsteklerini beden diliyle ya da basit tek ya da iki kelime ile anlatırlar.
  • Konuşma becerileri görülmeyebilir.

Zihinsel yetersizliğinin yanında işitme, görme gibi başka yetersizlikler de görüle­bilir.

 

Anne-Babaya Öneriler

  • Çocuk olduğu gibi kabul edilmelidir.
  • Çocuğu suçlayarak utanç duyulmamalıdır.
  • Çocuğun bireysel farklılıkları görmeye çalışılmalıdır.
  • Evde kendi odası, yatağı, dolabı olmalıdır.
  • Basit ev işlerine yardım etmesi sağlanmalıdır.
  • Evde oyun oynayabileceği bir yer ayarlanmalıdır.
  • Çocuğun parmak kaslarını geliştirecek ipe boncuk dizme, halka takma çıkarma gibi oyunlar oynamasına fırsat sağlanmalıdır.
  • Ev ortamında ona zarar verecek eşyalar ortadan kaldırılmalıdır.
  • Çocuğa olumlu davranışlar öğretirken ona örnek olunmalıdır.
  • Aile fertlerine ve çevredeki yakınlara çalışılan beceriler hakkında bilgi verilmelidir.
  • Olumsuz davranışları azaltırken aile fertlerine ve çevredeki kişilere bilgi verilmeli­dir.
  • Becerileri öğretirken ev ortamı düzenlenmelidir.
  • Olumsuz ifadelerden çok olumlu ifadeler kullanılmalıdır.
  • Öğretmenle irtibat içinde olunmalıdır.
  • Okulda çalışılan beceri ve kavramlar evde tekrar edilmelidir.
  • Çocuğun gelişimini olumsuz yönde etkileyen aşırı koruyucu tutumlar sergilenme- melidir.
  • Evde çocuğun kişisel bakımını yapması, kendi eşyalarını giyip-çıkarması, toplama­sı, yemeğini yemesi gibi işler yapmasına imkan verilmelidir.
  • Çocuğun sosyal ortama katılması için çocuk; oyun bahçelerine, parklara, gezilere götürülmelidir.
  • Yaşıtları ile oynaması için arkadaşları ile konuşarak uygun ortam yaratılmalıdır.
  • Erken yaşta tuvalet eğitimine başlanmalıdır.
  • Tuvalet eğitimi verirken ortam renkli duvar kağıtları, oyuncaklar, tuvalete rahat oturması için aparatlar, kendi havlusu gibi çocuğa özel malzemeler ile düzenlenmelidir.
  • Kişisel temizliğini yapması için kendisine ait eşyalar alınmalı ve koyduğunuz yeri ona gösterilmelidir.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ:

Dili yazılı ya da sözlü anlamak ve kullanabilmek için gerekli olan bilgi alma süreçlerinin birinde veya birkaçın­da ortaya çıkan; dinleme, konuşma, okuma, heceleme, dikkat yoğunlaştırma ya da matematiksel işlemleri yapma güçlüğü nedeniyle özel eğitim hizmetlerine ihtiyacı olan bireylerdir.

Nasıl Fark Edilir?

  • Okuma, yazma konusunda güçlük çekerler.
  • Okumayı sökmeleri gecikebilir. Hatalı okur- yazarlar (sesleri değiştirir).
  • b — d , p- q harflerini 6-9 sayılarını ters algılayabilirler; ne’yi en; 3’ü E; 12’yi 21 gibi algılayabilirler.
  • Okurken kelime atlayabilirler.
  • Gün, ay, yıl, mevsimler ve alfabenin sırasını karıştırabilirler.
  • Defter ve kitaplarını düzensiz kullanabilirler.
  • Defter, kalem vb araçlarını kaybedebilirler.
  • Yazarken sayfayı düzenli kullanamaz, gereksiz satır atlar, boşluk bırakabilirler.
  • Çarpım tablosunu öğrenmede zorluk çekebilirler
  • Zamanı ayarlamakta güçlük çekebilirler.
  • Yön kavramları zayıf olabilir.
  • Saati öğrenmekte zorluk yaşayabilirler.
  • Belirli bir sıra içinde yapılması gereken işlerin sırasını karıştırabilirler.
  • Kaba motor becerilerinde, ip atlama, top yakalama gibi hareket ve oyunlarda yaşıt­larına oranla başarısız olabilirler.
  • Sınıf düzenini bozabilirler.
  • Aşırı hareketli olabilirler.
  • Dikkat süreleri kısa olabilir.
  • Sakar olabilirler.
  • Kendilerini ifade etmede güçlük çekebilirler.
  • Dağınık olabilirler.
  • Arkadaş ilişkilerinde sorun yaşayabilirler.
  • İnce motor becerilere dayalı işlerde zorluk çekebilirler.
  • Uzaklık ve derinlik algısı zayıf olabilir.

Anne-Babaya Öneriler

  • Çocukta özel öğrenme güçlüğü belirtileri fark edildiğinde bir uzmana götürülme­lidir.
  • Sabırlı, anlayışlı ve hoş görülü olunmalıdır.
  • Kararlı ve tutarlı davranılmalıdır.
  • Çocuğun yapamadıkları üzerinden değil yapabildikleri üzerinden hareket edilme­lidir.
  • Okul ve öğretmenleri ile yakın bir iletişim kurularak birlikte ortak adımlar atılma­lıdır.
  • Okul dışında gerekli destekleyici eğitim ve çalışmaların yapılması için ilgili yerlere yönlendirilmelidir.
  • Özgüven kazanması için destek verilmeli, sosyal faaliyetlere yönlendirilmeli, yapa­bildikleri takdir ve teşvik edilmelidir.
  • Kendini ifade etmesine, farklılıklarını ortaya koymasına izin verilmelidir.
  • Her çocuğun büyüme, gelişme ve öğrenme seviyesinin farklı olduğunu düşünerek çocuğa dair büyük beklentiler içine girilmemeli, çocuk zorlanmamalı ve başkaları ile kıyaslanmamalıdır.

BEDENSEL YETERSİZLİK ve SÜREĞEN HASTALIK, ORTOPEDİK YETERSİZLİK

 

Bedensel Yetersizliği ve Süreğen Hastalığı Olan

Çocuklar

Duyusal özellikli olmayan, bedensel sınırlılıklarından ya da sağlık sorunlarından dolayı okula devamları aksa­yan ya da öğrenebilmeleri için özel hizmetleri, öğretimi ve özel donanımı gerektiren gruptur.

Ortopedik Yetersizlik

Bütün düzeltmelere rağmen iskelet, sinir sistemi, kas ve eklemlerindeki engellerinden dolayı normal eğitim-öğretim çalışmalarından yeterince yararlanamayan gruptur.

Nasıl Fark Edilir?

  • Bağımsız hareket edebilme becerileri, devinimsel koordinasyonları sınırlı olabilir.
  • Hareketten çekinir, pasif kalmayı tercih edebilirler.
  • Sıklıkla yorgunluktan şikayet edebilirler.
  • Denge bozuklukları görülebilir.
  • Yürüme tarzlarında farklılıklar olabilir.
  • Kol, bacak ve eklem ağrılarından şikayet edebilirler.

Anne-Babaya Öneriler

  • Doğru tanının zamanında konulması önemlidir.
  • Kalça çıkığı problemi erken tanı konduğunda birkaç ay içinde tedavi edilebilecek­ken ileri yaşlardaki tanılar ömür boyu sürecek yürüme problemlerine neden olabilir.
  • Ev ortamı ve odası uygun şekilde düzenlenmelidir.
  • Tuvaletlerde tutacak yerlerin olması, lavabonun yüksekliği bireyin boyuna göre ayarlanmalıdır.
  • Yatağın boyu, kalkması ve yatmasına yardımcı olması için tutacak yer, düzenlen­melidir.
  • Fizyoterapistle yapılan çalışmalarla yetinilmeyip programlı bir şekilde egzersizlerin evde de tekrarlanması gerekmektedir.
  • Çocuğun yetersizliğini ve özelliğini bilmek, onun zorlanabileceği durumlarda yar­dımcı olmak açısından önemlidir.
  • Çocuğun yardımla yapabileceği beceriler desteklenmelidir.
  • Doktorun ve fizyoterapistin verdiği cihazlar kullanılmalıdır.
  • Normal okula devam etmesi sağlanmalıdır.
  • Sosyal çevrede ve ev hayatında en az bağımlı şekilde yaşaması sağlanmalıdır.

DİL ve KONUŞMA GÜÇLÜĞÜ Dil ve Konuşma Güçlüğü Olan Çocuklar

Konuşmanın akışında, ritminde, tizliğinde, vurgularında, ses birimlerinin çıkarılışında, artikülâsyonunda, anlamında bozuk­luğu bulunan bireydir.

Dil ve konuşma güçlüğü; bireyler arası sözel iletişimde her­hangi bir nedenle ve herhangi bir boyutta ortaya çıkan aksaklık ve düzensizliktir.

Nasıl Fark Edilir?

  • Sesleri atlarlar ya da düşürürler. Örneğin; “kapı” yerine “apı”
  • Kelimenin yanına aynı sesi ya da farklı bir sesi ekleyip çıkarabilirler. Örneğin; “saat” yerine “sahat”
  • Kelime içindeki bir sesi farklı bir ses ekleyerek çıkartarak söyleyebilirler. Örneğin; “araba” yerine “ayaba”
  • Sesleri uzatabilirler. Örneği; “a-a-a-amca”
  • Kelime ve heceleri tekrar edebilirler. Örneğin; “o-ol-maz”
  • Konuşurken istenmeyen jest ve mimikleri kullanabilirler.
  • Kelimeleri değişik şekilde vurgulayabilirler.
  • Konuşmaları kısıtlı ve sözcük dağarcıkları sınırlı olabilir.
  • İsteklerini ve duygularını nesnelere vurarak, çarparak gösterebilirler.
  • Konuşma sesi gür ya da zayıf çıkabilir.
  • Ses tonları farklı olabilir.
  • İsteklerini anlatmak yerine jest, mimik ya da başka türlü işaretleri kullanabilirler.
  • Konuşma sesi tiz ya da pes çıkabilir.

Anne-Babaya Öneriler:

  • Anlaşılabilir telaffuz ile konuşulmalıdır.
  • Çocuk doğru konuşmadığı zaman ısrarcı olunmamalıdır. Yanıt alınmadığı zaman yorumsuz kalınmalıdır.
  • Sabır ve ilgi ile dinlenilmelidir.
  • İyi bir model olmak için açık, yavaş, anlaşılabilir konuşulmalıdır.
  • Konuşurken beden dilini ifade eden mimikler kullanılmalıdır.
  • Oyun oynayarak konuşmaya uygun ortamlar yaratılmalıdır.
  • Çocuğun duyabileceği ortamlarda konuşma bozukluğu hakkında bir başkası ile konuşulmamalıdır.
  • Dil altı bağı olan çocuklar doktora götürülerek tedavileri yaptırılmalıdır.
  • Küçük yaşlardan itibaren resimli kitaplarla çocuk konuşturulmaya teşvik edilme­lidir.
  • Anlatırken konuşması kesilmemeli, hatası düzeltilmemeli ve hevesi kırılmamalıdır.
  • Çocuk konuşması hakkında eleştirilmemelidir.
  • Hatalı konuştuğu zaman konuşmanın düzeltilmesi istenilmemelidir.
  • Çocuktan her zaman mükemmel olması beklenmemelidir.
  • Erkek çocuklar kız çocuklarından daha geç konuşmaktadır. Erkek çocuklar 3 yaşına kadar konuşmadılarsa bir uzmana başvurulmalıdır.
  • Küçük yaştaki çocuklara mümkün olduğunca televizyon izletilmemelidir.
  • Bebeksi konuşmalar pekiştirilmemelidir.
  • Konuşurken onun yerine cümle tamamlanmamalı ya da konuşması kesilmemelidir.
  • Konuşmasına ilişkin yaşanılan kaygı çocuğa yansıtılmamalıdır.
  • Evde farklı şive ve lehçelerle konuşulmamalıdır.

İŞİTME YETERSİZLİĞİ

İşitme duyarlılığının kısmen ya da tamamen yetersizliğinden dolayı konuşmayı edinmede, dili kullanmada ve iletişimde güç­lük nedeniyle bireyin eğitim performansının ve sosyal uyumunun olumsuz yönde etkilenmesi durumudur.

Nasıl Fark Edilir?

  • Birden oluşan ses değişimlerini fark edemeyebilirler.
  • Motorlu araçların gürültüsüne ilgisiz kalabilirler.
  • Dil gelişiminde gerilik olabilir.
  • Arkasından çağrıldığında ismine tepki vermeyebilirler.
  • Radyo-Teyp vb. müzik araçlarını dinlemeye karşı ilgisiz kalabilirler.
  • Sınıftaki tartışmalara karşı ilgisiz kalabilirler.
  • Konuşulan bazı sözcüklerin yinelenmesini isteyebilirler.
  • Konuşanı bir eli ile kulağını destekleyerek dinleyebilirler.
  • Konuşanın yüzüne bakarak dinlemek isteyebilirler.
  • işitebilmek için konuşana doğru eğilebilirler.
  • isteklerini anlatabilmek için gereğinden fazla jest ve mimik kullanabilirler.
  • Talimatları yanlış anlayabilirler.
  • Dikte çalışmasında yanlışlıklar yapabilirler.
  • Okul başarıları yaşıtlarına göre gerilik gösterebilir.
  • Okuma güçlüğü yaşayabilirler.
  • Durmadan konuşma eğilimi gösterebilirler ya da sessiz kalmayı seçebilirler.
  • Sürekli gerginlik ve sinirlilik halinde olabilirler.
  • Seslerin hangi yönden geldiğini kestiremeyebilirler.
  • Grup oyunlarına katılmada isteksiz kalabilirler.
  • Çağrılınca cevap vermeyebilirler.
  • Annesinin sesini tanıyamama/ayırt edememe görülebilir.
  • Sık sık sinüs, kulak akıntısı, kulak enfeksiyonu ve soğuk algınlığı gözlenebilir.
  • Televizyonu ya da radyoyu yakın mesafeden dinleme ve sesini normalden fazla açmayı isteyebilirler.
  • Özellikle kış aylarında tekrarlayan orta kulak iltihabı görülebilir.
  • Konuşma düzgün ve akıcı olmayabilir.
  • Çok gürültülü ortamlarda konuşmaları ayırt edemeyebilirler.

Anne-Babaya Öneriler

  • Doğal ve açık ifadelerle konuşulmalı, ses tonu fazla yükseltilmemelidir.
  • Dokunarak ya da işaret ederek iletişim kurmaktan kaçınılmalı ve işitme engelli çocuğun işitme kalıntısını kullanabilmesi için sözel iletişim kurulmalıdır.
  • Çocuğun hareketleri istenmeyen şekilde olursa hayır diyerek ikaz edilmeli, eğer çocuk sözel cezadan anlamıyorsa yüz ifadenizi değiştirerek istenmeyen bir hareket yaptı­ğının farkında olunmasına yardımcı olunmalıdır.
  • İşitme engelli çocuğa konuşmayı kazandırmak için günlük doğal ortamlardan ya­rarlanılmalıdır.
  • İşitme engelli çocuk konuşması için zorlanmamalı ama onda konuşma ihtiyacı yaratılmalıdır. Çocuğu konuşması için zorlanması onda bıkkınlık yaratabilir.
  • İşitme engelli gençlerde, işitme engelinden dolayı işiten akranlarıyla arkadaş edin­mede güçlükler, cihaz takmada isteksizlik gibi sorunları görülebilir. Bu sorunlar çocukla kurulan yakın ve içten bir iletişim ile giderilebilir.
  • Onların yapamadıklarına değil de yapabileceklerine bakılmalı, güçlü yönleri geliş­tirilmelidir.
  • Çevreden birçok öğüt, fikir verenler olabilir. Ancak dene­yimlerine ve bilgisine güvenilen uzmanlara danışılmalıdır.

GÖRME YETERSİZLİĞİ

Görme gücünün kısmen ya da tamamen yetersizliğinden do­layı bireyin eğitim performansının ve sosyal uyumunun olum­suz yönde etkilenmesi durumudur.

 

Nasıl Fark Edilir?

  • Gözlerini ovalayabilir, nesneleri bulanık görebilir.
  • Göze yakın iş yaparken kaş çatabilir, rahatsız olabilir.
  • Göz kırpabilir.
  • Gözleri çapaklanabilir.
  • Işığa karşı normalden fazla duyarlı olabilir.
  • Göz yanmasından yakınabilir, gözleri sulanabilir.
  • Göz- göz kapağı altı kabuk bağlayabilir, şişebilir.
  • Şaşılık olabilir.
  • Göze yakın iş yaparken baş ağrısı, baş dönmesi, bulanık ve çift görmeden yakına­bilir.
  • Sık sık tökezleyebilir, yürürken ufak engelleri göremeyebilir.
  • Kitap veya küçük oyuncakları göze yakın tutabilir.
  • Uzak veya yakına bakarken vücudunda gerilim duyabilir, yüzünü kırıştırabilir.
  • Renkleri seçemeyebilir, yazıları karışık ve fazla eğik olabilir.

Anne-Babaya Öneriler

  • Doğduğu andan itibaren çocuğun görsel duyusu kontrol edilip, herhangi bir prob­lem özellikle katarakt varsa tedavi ettirilmelidir.
  • Özellikle kullandıkları materyalleri, oyuncakları gözlerine yakın tutuyorlarsa dik­kat edilmelidir.
  • Çocuk hiç görmüyorsa sözel olarak ya da birlikte yaparak beceriler ve kavramlar öğretilmelidir.
  • Çok az görüyorsa görmesinden yararlanarak beceriler ve kavramlar öğretilmelidir.
  • Becerileri bağımsız olarak yapmasına imkan verilmelidir.
  • Çocuğa her defasında sadece bir beceri ya da bu becerilerin bir bölümü öğretilme­lidir.
  • Beceri gerçekleştirildiğinde mutlaka ödüllendirilmelidir.
  • Farklı ortamlarda sosyal aktivitelere yönlendirilmelidir.
  • Çocuğun çarpacağı ya da takılacağı eşyalar ortadan kaldırılmalıdır.
  • Eşyaların yerleri değiştirildiğinde çocuğa söylenmelidir.
  • Büyük puntolu ve resimli kitaplardan faydalanılmalıdır.
  • Çocuğun odası ve eşyaları yetersizliğine göre seçilmelidir.

DİKKAT EKSİKLİĞİ ve HİPERAKTİVİTE (DEHB) BOZUKLUĞU: Dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik, ataklık ve dürtüsellik özellikle­rinin belirgin olduğu, etkinlik ve görevleri sürdürme ve tamamlama­da güçlük çekilen ve bu özellikler nedeni ile belirgin sorunlar yaşanan ’”‘gelişimsel bir bozukluktur (Öktem, 2009).

Nasıl Fark Edilir?

  • Aşırı hareketli olabilirler.
  • Belli bir süre oturmaları istendiğinde bile vücutları kıpır kıpır olabilir.
  • Bir işin başında oturma süreleri çok kısa olabilir.
  • Bulundukları yere vurarak, dokunarak, ritmik sesler çıkarabilirler.
  • Dikkatleri dağınık olabilir. Başladıkları işi sonlandırmada zorlanabilirler.
  • Ayrıntılara dikkat etmekte zorlanıp dikkatsizce hatalar yapabilirler.
  • Bir işe uzun bir süre konsantre olamayabilirler.
  • Dikkatlerini odaklaştırmada güçlük çekebilirler.
  • Aynı anda pek çok şeyle birden ilgilenebilirler.
  • Sık sık eşyalarını kaybedebilirler.
  • Bir aktiviteye uzun süre katılma, anlatılanları dinleme ve becerileri genellemede yetersiz kalabilirler.
  • Bir hareketi yapmadan önce sonuçlarını düşünemeyebilir ya da fark edemeyebilirler.
  • Sürekli konuşur, bağırır, başkalarını yaptığı işi engelleyebilirler.
  • Yönergeleri takip etmede yetersiz kalabilirler.
  • Günlük etkinliklerde unutkan olamayabilirler.
  • Eşyalar üzerinde gezme, tepelere tırmanma her şeyin içine girme davranışları söz konusu olabilir.
  • Evden, okuldan kaçma davranışı gösterebilirler.
  • Davranışlarını kontrol edemeyebilirler.
  • Hatalarını kabullenmeyebilir, suçu başkalarında arayabilir, öz eleştiri yapamayabi- lirler.
  • Çok ve hızlı konuşabilirler.
  • İki kişi konuşurken araya girme eğilimi gösterebilirler.
  • Alaycı olabilirler.
  • Düzenli defter tutamayabilirler.
  • Hep kendi istedikleri olsun isterler, olmazsa hırçınlaşabilirler.
  • Kurallara uymada zorlanabilirler.
  • Sabırsız davranışlarda bulunabilirler.
  • Sorulan soru tamamlanmadan cevap verme eğilimindedirler.
  • Huzursuz ve gergin olabilirler.
  • İsteklerinin ardı arkası kesilmeyebilir.
  • Çabuk sinirlenebilir, öfke nöbetleri gözlenebilir.
  • Kendilerini yetersiz ve başarısız algılayabilirler.
  • Geç yatma-uyuyamama-erken kalkma söz konusu olabilir.
  • Uyum, yönelim kusurları olabilir.
  • El-göz koordinasyonu gerektiren işlerde sakardırlar.
  • Oyunda mızıkçılık yapabilirler.
  • Liderlik özellikleri olmayabilir.
  • Hırçın, kavgacı tutum sergileyebilirler. Kavga-dövüş başlatma söz konusudur.
  • Yalana sık başvurabilirler.
  • Bilgiçlik taslayabilirler.
  • Düğme ilikleme, ayakkabı bağlama, düzgün yazı yazma, düzgün kesme gibi el be­cerilerinde yetersiz olabilirler.
  • Günlük işlerde unutkan olabilirler.
  • Sinir sistemleri normale göre daha az çalışır.
  • Acıya dayanıklı olabilirler.
  • Titizlik ve takıntıları vardır, esprili ve yardımsever olabilirler.
  • Test ve sınavlarda ilk soruları doğru cevaplarken genelde 5-6 soru sonrasında hatalı cevap sayısı artar.

Anne-Babaya Öneriler

  • Çocuğun sınırlılıkları kabul edilmelidir.
  • Yoğun enerjisini harcayacak koşma, zıplama gibi etkinliklere yöneltilmelidir.
  • Kısa, net, açık ifadeler kullanılmalıdır.
  • Eğitimcileri ile işbirliği içinde çalışılmalıdır.
  • Olumsuz davranışları ortadan kaldırılarak olumlu davranışlar örnek gösterilmelidir.
  • Ev düzenli tutulmalıdır.
  • Kurallar evde çocuk ile birlikte belirlenmelidir.
  • Belirlenen kurallar her zaman ve her yerde uygulanmalıdır.
  • Dikkat süresini uzatacak bul-yap, eşleme gibi etkinlikler yaptırılmalıdır.
  • Yakın çevreden gelen “kötü çocuk” gibi tepkiler evde devam ettirilmemelidir.
  • Düzenli olarak çocuk sevdiği ortamlara götürülüp, hoş vakit geçirmesi sağlanma­lıdır.
1.1.8 YAYGIN GELİŞİMSEL BOZUKLUK

yaygin_gelisimsel_bozukluk

Otizm

Sosyal etkileşim, sözel ve sözel olmayan iletişim, ilgi ve etkinliklerdeki sınırlılığı er­ken çocukluk döneminde ortaya çıkan ve bu özellikleri nedeniyle özel eğitim hizmetle­rine ihtiyacı olan bireylerdir.

Rett Sendromu

Çocuk psikiyatrisinde ağır mental reterdasyon ve otizme benzetilmesi nedeni ile en fazla yanlış tanı olan hastalık grubudur.

Çocuk Dezintegratif Bozukluğu

3 yaşından sonra çocukların dil, sosyal işlev ve motor becerilerinin gelişiminde gecik­meler olarak görülen ve ender rastlanan bozukluktur.

                                                    Atipik Otizm

“Atipik yaygın gelişimsel bozukluk” olarak da isimlendi­rilen bu grup, tam olarak tanısal ölçütleri karşılamayan ama otistik belirtiler de gösteren bir gruptur.

 

Asperger Sendromu

Çocukluk çağında ortaya çıkan genetik geçişli bir sorun­dur. Sendromun ana belirtisi aşırı içe kapanıklılık durumu­dur. Tekrarlayıcı davranışlar, tekdüze bir konuşma, belli bir konuya abartılı ilgi diğer önemli belirtilerdir. Hastalık, 3-4 yaşlarından sonra yavaş yavaş fark edilebilir.

Nasıl Fark Edilirler?

  • Görsel uyarılara karşı tepkisiz kalıp ışıktan rahatsız olabilirler, karanlıkta daha rahat edebilir, parlak ve dönen cisimlere çok uzun süre bakabilirler.
  • Acıyı, sıcağı, soğuğu fark edemeyebilir ya da aşırı duyarlı olabilirler.
  • Dokunulmayı reddederler.
  • Büyük, küçük kas-motor becerilerinde zayıflık olabilir.
  • Hiperaktif veya hipoaktif motor davranışları görülebilir.
  • Anneye bağımlı olmayabilirler.
  • Sevgi-güvende olma isteği görülmeyebilir.
  • Zamanlarının çoğunu tek başına geçirirler.
  • Karşılıklı iletişim önemli değildir.
  • Oyunlara katılmazlar.
  • Temel duyguları ifade edemediğinden, karşılıklı iletişim kurmayıp bağırma,vurma, çığlık atma gibi davranışlar görülür.
  • Hiç konuşmama, anlamsız konuşma, ekolali konuşma, zamirleri karıştırma-gramer bozukluğu stereotipik ve yineleyici dil, kelimeleri kendine özgü kullanma görülebilir.
  • Davranışsal problemler ve duygusal güçlükler görülebilir.

 

  Davranışsal Problemler:

  • Öfke nöbetleri (kendine-çevresine).
  • Stereotip hareketler (kendiliğinden başlayan).

Duygusal Güçlükler:

  • Özel korkular (sudan-ayağını sıkan ayakkabıdan).
  • Tehlikelerin farkında olmama (yüksek duvarda yürüme).
  • Nedensiz gülme-ağlama.
  • Değişiklere karşı tepki gösterme (sevinç çığlıkları-öfke nöbetleri).
  • Otobüs hareket saatleri-sayıları ezberleme (görsel yetenek).
  • Kendi kendine okuma yazma öğrenebilir, genelde okuduklarını anlayamazlar.
  • Erken gelişmiş kavramsal görsel-motor yetenekleri olabilir.
  • Zihinsel engeli, görme engeli, işitme engeli, epilepsi gibi bozukluklarla birlikte görülebilir.
  • Konuşulanın sınırlı bir kısmını anlarlar.
  • Çok nadir “evet” ve “hayır” kelimelerini kullanırlar.
  • Asla yalan söylemezler.
  • Eş anlamlı kelimeleri kullanmazlar.
  • Zıt anlamlı kelimeleri karıştırırlar.
  • Hayal etme, yaratıcılık, empati, taklit becerileri yoktur.
  • Yalnızlıktan hoşlanırlar.
  • Bir nesneye bağımlılık gösterebilirler.
  • Nesneleri amacına uygun kullanamayabilirler.

Örneğin,arabayı ters çevirip tekerleklerini döndürürler.

  • Tepkileri abartılıdır.
  • Dikkat alanları dardır.
  • Genelde yeme ve uyku problemleri vardır.
  • Enstrüman çalma-kuvvetli hafıza-mekanik oyuncakları söküp takma gibi özel be­ceriye sahip olabilirler .
  • İnisiyatif kullanamazlar.
  • Kendilerinden üçüncü tekil şahıs olarak söz edebilirler.

Anne- Babaya Öneriler

  • Çocuğun otizmli olduğu öğrenildiğinde zaman kaybetmeden bir uzmana (psiko­log, psikolojik danışman, özel eğitim öğretmeni vb.) başvurulması ve eğitime başlanması gerekmektedir.
  • Suçluluk, kızgınlık ve reddetme gibi olumsuz duygulardan kaçınılmalıdır.
  • Çocuğu okula ya da eğitim merkezine alıştırmak için evde çocuğun odasına ya da uygun bir yere okulun veya eğitimcisinin fotoğrafının asılmasına, okula giderken sevdiği oyuncağı yanında götürmesine izin verilmelidir.
  • Çocuk okuldan ya da eğitim merkezinden zamanında alınmalıdır.
  • Eğitimci çocuğun yaşadığı olumlu ve olumsuz bütün olaylardan haberdar edilme­lidir.
  • Çocuk, küçük yaşlardan itibaren sosyal çevreye çıkarılmalı; çevrenin de çocuğu tanıması ve kabul etmesine yardımcı olunmalıdır.
  • Çocuğun başarıları her zaman övülmelidir.
  • Okulda öğrenilen kavram ve beceriler evde tekrar edilmelidir.
  • Öğretmeni ile işbirliği içinde çalışılmalıdır.
  • Küçük yaşlardan itibaren çocuğun tepkileri iyi ölçülmelidir.
  • Basit yönergeler (al, getir, koy vb.) verilmelidir.
  • Çocuğun alışık olduğu düzen değiştirilmemelidir.
  • Ev ortamında aşırı derecede uyaran bulunmamalıdır. (renkli dolaplar, tüylü halılar, çamaşır makinesi saklanmalıdır vb.)
  • Televizyon ve bilgisayarla sınırlı sürede zaman geçirmelidir.
  • Eğitime yeni başlandığında evde taklit, yönerge takip, eşleme, iletişim ve sosyal beceriler çalışılmalıdır.
  • Kokuya karşı duyarlı olduklarından dolayı evin ve çocuğun kendi kişisel temizlik­lerine dikkat edilmelidir.
  • Öğretmenin çalıştığı sosyal becerilerden göz teması kurma, tanımadığı kişilerle se- lamlaşma-vedalaşma ve ilk kez girdiği ortama uyum sağlama becerileri evde ve farklı ortamlarda da çalışılmalıdır.
  • Çocuğun ilk eğitim ortamı ev olmalı ve öz bakım becerileri ev ortamında da çalı­şılmalıdır.
  • Başlangıçta çocuğa verilen sorumluluğu tam anlamıyla gerçekleştirmesi beklenme­melidir.
  • Büyüdükçe davranışlarda biraz durağanlık görülebilir ancak davranışlar tümüyle yok olmaz.
  • Yaşam boyunca tamamen bağımsız olamazlar. Yaşamlarının her döneminde gözeti­me ihtiyaç duyacaklardır.

ÜSTÜN ve ÖZEL YETENEK Zeka, yaratıcılık, sanat, liderlik kapasitesi veya özel akademik alanlarda yaşıtlarına göre yüksek düzeyde performans gösteren ve bu tür yeteneklerini geliştirmek için okul tarafından sağlanamayan hizmet veya faaliyetlere gereksi­nim duyan çocuklardır.

Nasıl Fark Edilir?

  • Gelişimin tüm alanlarında yaşıtlarının ilerisindedir.
  • Erken yürür, erken konuşur, okumayı erken yaşta öğrenirler.
  • Sürekli soru sorarlar, meraklıdırlar.
  • Zihinsel ve fiziksel olarak büyük bir enerjiye sahiptirler.
  • Ayrıntılara olağanüstü dikkat ederler.
  • Öğrenme ve bilgiye sürekli açlık duyarlar.
  • Zengin sözcük hazinesine sahiptirler. Kelimeleri doğru telaffuz ederler, yerli yerinde kullanırlar ve akıcı bir konuşmaları vardır.
  • Çabuk öğrenme, kavrama ve akılda tutma özellikleri vardır.
  • Uzun süre dikkatlerini bir konu üzerinde yoğunlaştırabilirler.
  • İlgi alanları geniştir.
  • Karmaşık problemler çözmekten hoşlanırlar.
  • Sorumluluk duyguları kuvvetlidir. Sorumluluk almayı çok ister ve bunu yerine getirmekten çok hoşlanırlar.
  • Gözlem yetenekleri güçlüdür.
  • Genelleme ve soyutlama yaparak bilgilerini başka alanlara aktarabilirler.
  • Sebep-sonuç ilişkisine ilgi duyarlar.
  • Yaratıcılık ve mucitlik özellikleri vardır.
  • Azimli ve sebatlıdırlar.
  • Kendilerine güvenleri tamdır.
  • Espri yetenekleri vardır.
  • Duyarlıdırlar, başkalarına karşı empati duyarlar.
  • Güçlü bir konsantrasyona sahiptirler.
  • Liderlik özellikleri vardır.
  • Amaçlarına ulaşmaktan ve başarıdan zevk duyarlar.
  • Orijinal ve eleştirel düşünceye sahiptirler.
  • Başkalarıyla kolayca işbirliği yaparlar.
  • Alçak gönüllüdürler, başkalarına yardım etmekten hoşlanırlar.
  • Çalışkandırlar.

Anne-Babaya Öneriler

  • Çocukta fark edilen akademik ve sosyal becerilerdeki farklılık gözlemlenip değer­lendirmeli, sınıf öğretmeni bu durum hakkında bilgilendirilerek yardım talebinde bu­lunulmalıdır.
  • Çocuğun üstün zekâlı ve üstün yetenekli olduğu tespit edildiğinde çocuk bundan haberdar edilmemelidir.
  • Çocukla her fırsatta ilgilenilmelidir.
  • Anne-baba olarak üstün zekâlı, üstün yetenekli bir çocuğa sahip olma nedeniyle gelişen aşırı gurur çocuğun sağlıklı gelişimini engelleyebilir.
  • Eğer başka kardeşleri varsa, ikisine de aynı şekilde davranılmalıdır. Farklı diye ke­sinlikle ihmal etmeyip, bakımı diğer kişilere bırakılmamalıdır.
  • Çocuğun zekası ve yeteneğini kullanabileceği ve deşarj olabilmesini sağlayıcı puzz­le, satranç, labirent oyunları gibi malzemeler alınmalı, sinema, tiyatro, resim, müzik gibi kültürel etkinliklere teşvik edilmelidir.
  • Çocuğun sorduğu sorulara kesin ve net cevaplar verilmeye çalışılmalıdır.
  • Çocuğun zeka işlevleri ve yetenekleri normalden farklı olduğu için özel eğitime ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır.
  • Çocuğun ruhsal ve duygusal özellikleri için bir uzmanla her zaman diyalog halinde bulunulmalıdır.

Derleyen:

Okul Öncesi Öğretmeni

Nadire BİLGİN

Toplumun yetersizliği olanlara yönelik tutumların onların yaşamlarını sürdürmeleri toplumla uyumlu olmaları ve duygusal anlamda kendilerini değerli ya da değersiz görmeleri çevredekilerle olan sosyal etkileşimlerin niteliğine göre belirlenir. Engelli bireyler çevreleriyle olan etkileşimde kabul edildikleri ve varlıklarının onaylandığı yönünde onay alırlarsa kendilerini diğerleri gibi toplumun bir üyesi gibi görürler.

Toplum olarak özürlülerle birlikte olma ve iletişim kurma deneyimimiz azdır. Bu deneyim azlığı, büyük ölçüde özürlülerin toplumsal alanlarda (sokakta, okulda, işyerinde… vb) yeterince yer alamamalarından kaynaklanmaktadır. Binaların özürlü bireylere uygun olmaması, bilgilerin özürlülerin yararlanacağı şekilde sunulmaması, özürlüler ile ilgili olumsuz düşünce ve tutumlar gibi toplumsal engeller, özürlülerin özürlü olmayanlarla aynı fırsatları elde etmesini zorlaştırmaktadır. Çoğu özürlü birey, yalnızca özrüyle tanımlanma, görmezden gelinme, acınma, dışlanma gibi tavırlara maruz kalmaktadır. Özürlülüğün, özürlülerin pek çok özelliğinden yalnızca biri olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Dünyayı özürlü bireyler için de yaşanabilir kılmak için özürlü olmayan bireylerin de çaba göstermesi gerekmektedir. Bunun yolu da onları tanımaktan ve onların yaşadıklarını anlamaya çalışmaktan geçmektedir.

Dikkat Edilmesi Gereken Temel Hususlar;

Diğer Insanlara Nasıl Davranıyorsanız Özürlü Bireye de Öyle Davranın

 Özürlü birey ile iletişimde temel kıstas, özürlü bireyi kendine özgü kişiliğe sahip, kendi kararlarını kendisi verebilen biri olarak görmektir. Onlar yalnızca özel durumlarından dolayı farklı ihtiyaçları olan insanlardır ve iletişim sırasında dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Bu ihtiyaçlar dışında diğer tüm insanlar gibi saygı görmek, dikkate alınmak isterler. Bu nedenle iletişim sırasında diğer insanlara nasıl davranıyorsanız özürlü bireye de öyle davranın. Durumları nedeni ile gösterilen aşırı ilgi ya da görmezden gelme, onları olumsuz

etkiler

Yardım Etmeden Önce İzin İsteyin

Bir insanın özürlü olması, mutlaka yardıma ihtiyacı olduğu anlamına gelmez. Şartlar uygun olduğunda özürlü bireyler kendi işlerini kendileri yapabilirler. Ancak özürlü bireyin yardıma ihtiyacı olduğuna eminseniz yardım etmeyi teklif edin.

Fiziksel Temas Konusunda Dikkatli Olun

 zihinsel_engelli_cocuklar_bursa_ozel_hayatBazı özürlü bireyler denge için kollarından destek alırlar. Onları kollarından kavramak (amacınız yardım etmek olsa bile) dengelerini bozabilir. Özürlü bireyin başına, tekerlekli sandalyesine, koltuk değneklerine dokunmamaya özen gösterin. Özürlü bireyler, kullandıkları yardımcı araçları kendilerinin bir parçası olarak görürler. Yardım ederken özürlü bireyden sizi yönlendirmesini isteyin.

Konuşurken Özürlü Bireye Yönelin

Daima özürlü bireye yönelerek konuşun. Ona eşlik eden kişiye, yardımcısına ya da işaret dili tercümanına değil, özürlü bireye bakarak konuşun

Kelimeleri Özenle Seçin

Özürlü birey bir özür grubunun temsilcisi gibi değil, kendine özgü karakteri ve kişiliği olan bir birey olarak görülmelidir. Bu nedenle özrü ile ilgili konuşurken kullandığınız ifadeler konusunda seçici olun. Acıma, küçümseme içeren ifadeler kullanmayın. Ancak çoğu özürlü 2 birey, samimi ve uygun şekilde sorulduğunda özrüyle ilgili soru sorulmasından rahatsız olmaz.

Dikkatle Dinleyin

Bazı özürlü bireylerin söylediklerini anlamanız zaman alabilir. Kendilerini ifade etmeleri için

bekleyin. Özürlü bireyin söylediklerini anlamadığınızda anlamış gibi

davranmayın, söylediklerini yinelemesini isteyin.

Önyargıyla Yaklaşmayın

Özürlü bireyler neyi yapıp yapamayacaklarına en iyi kendileri karar verebilirler. Herhangi bir faaliyete katılıp katılamayacakları konusunda onlar adına karar vermeyin. Onların sınırlarını siz belirlemeyin.

 Çocuk Gelişimi Uzmanı 

Esin ÖZTÜRK YILDIZ         

Kardeş ilişkileri en küçük kardeşin doğumundan yaşamın sonuna kadar devam eden, diğer ilişkilerden daha uzun süren bir ilişki olarak tanımlanmaktadır. Bu tip bir ilişkiyi olumlu bir şekilde sürdürebilmek, diğer bir kişinin istek ve duygularını anlamada iç görüyü, davranışlarının ve yetersizliklerinin nedenleri konusunda anlayışı gerektirmektedir. Bu tür sosyal biliş yetenekleri, kişiler arası davranışın niteliğini zenginleştirebilmektedir. Özel gereksinimi olan bir çocuğun aileye katılımı engelin doğası nedeniyle aile içi ilişkileri etkilediği gibi kardeş ilişkilerini de etkilemekte, ailenin dengesini değiştirmekte ve tekrar bu dengeyi kurmak için aile üyelerini zorlamaktadır. Bazı aileler çocuklarından engelli kardeşini kabul etmelerini bekleyebilirler. Bu durum normal gelişim gösteren kardeşlerin kaygı ve kıskançlık gibi içsel duygular yaşamalarına neden olabilir. Ebeveynler çocuklarının mutsuzluğunu fark edebilir ve problem durumunu reddedebilirler. Kardeşler, bir vekil ebeveyn olarak kendi ebeveynlerinin sağladığı yardım ve destek ile bir ailenin her zamankinden daha çok sorumluluğunu üstlenirler. Engelli kardeşlerin bakımı konusunda aldıkları sorumluluktan baskı hissedebilirler. Engelli olmayan çocuklar engelli kardeşinden ailenin ev işlerine yardımcı olmaları beklenmemesinden dolayı kıskançlık duyabilirler. Engelli kardeşlerine duydukları kıskançlık, düşmanlık, kızgınlık duygularından dolayı normal gelişim gösteren çocuklar suçluluk duyabilirler. Kendini diğer çocuklardan, ailesini diğer ailelerden farklı görebilir. Engelli kardeşlerini kendi akran gruplarına dahil etme konusunda arkadaşlarına gücenebilir ve engelli bir kardeşe sahip olmaları nedeniyle akran tepkilerini yaşayabilirler. Engelli kardeşin fiziksel özellikleri veya uygun olmayan davranışları nedeniyle utanma hissedebilirler.

  1. Kıskançlık;Kızgınlıktan daha kolay olarak gelişebilen bir duygusal tepkidir. Özellikle engelli kardeş nedeniyle ebeveynleri açısından önemlerini yitirdikleri kaygısıyla kıskançlık hissedebilmektedirler. Engelli kardeş ebeveynin ilgisi ve sevgisi için bazen bir rakip veya yarışmacı olur. Sıklıkla bu normal gelişim gösteren kardeşin ebeveynlerin dikkatini çekebilmek için okulda ve evde davranış problemleri sergileyebilirler. Örneğin, okulda akademik ve davranışsal problemler çıkarmaları, yalan söylemeleri veya beklenmeyen garip davranışlarda bulunmaları, kıskançlık sonucu ortaya çıkan davranış değişikliklerindendir.
  2. Düşmanlık;Kıskançlık duygularının yol açtı doğal bir tepkidir. Çocuklar yetişkinlere göre olaylara daha kişisel bir açıdan bakarlar. Engelli kardeşinin engel durumunu tüm sorunlarının kaynağı olarak görüp, zihinsel engelli kardeşine karşı düşmanlık hissedebilirler. Bu duygular fiziksel saldırganlık, sözel taciz ve alay etme şeklinde kendini gösterir. Bazı örneklerde düşmanlık, itaatsizlik ve terbiyesizlik gibi tepkilerle ebeveyne yönelir.
  3. Suçluluk;Normal gelişim gösteren kardeşler sıklıkla suçluluk duyarlar. Fakat bu tepkiler ebeveynlerin gösterdiği suçluk duygularından farklıdır. Kardeşlerin suçluluk duyguları engelli kardeşleri hakkında olumsuz duygulardan kaynaklanabilir ya da engelli kardeşine kötü davranmanın bir sonucu olabilir.
  4. Keder;Çocuklar zihinsel engelli kardeşleri için keder duyarlar. Onların bu kederleri sıklıkla ebeveynlerinin üzüntüsünü yansıtır.
  5. Korku;Normal gelişim gösteren çocuklar aynı zamanda korkuyla karşılaşırlar. Onlar gelecekte kendilerinin ya da çocuklarının zihinsel engelli olabileceğinden korkarlar. Ayrıca ileride engelli kardeşinin tüm bakım sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalabilecekleri endişesini duyarlar.
  6. Utanma ve Sıkıntı;Engelli kardeşi olan normal gelişim gösteren çocukların sıklıkla yaşadıkları duygusal durumlardır. Çocuk engelli kardeşinden utanabilir, onunla birlikte gezmekten ve görünmekten sıkılabilir. Araştırmacılar sıkıntının derecesinin engelin derecesi, engelli çocuk ve kardeşinin yaşıyla ilişkili olduğunu ileri sürmektedirler.

Reddetme; Normal gelişim gösteren çocuklar engelli kardeşlerini reddedebilirler. Genellikle reddetme, kardeşin durumundan dolayı sevgi ve ilgi göstermeme şeklinde görülebilir.

Yaşanan tüm bu duygusal ve davranışsal tepkiler, kardeşten kardeşe değişiklik göstermektedir. Bu konuda yapılan araştırmalar kardeşlerin tepkilerinin olumludan olumsuza doğru geniş bir alana yayıldığını göstermektedir. Engelli kardeşin duygusal etkisi mutlaka zarar verici değildir. Aslında birçok ailede herhangi bir engeli olmayan çocuklar bile birbirlerine karşı olumsuz duygular hissedebilirler. Lawenius, engelli kardeşi olan çocukların aile dinamikleri ile ilişkili yoğun baskılara maruz kalmaları nedeniyle bir dizi davranışlar gösterdiklerini ve bu karşı davranışların, çocukların engelli kardeşlerini anlamaya, onun engeli ile başa çıkmaya veya engelli çocuğun yaşamını daha iyi hale getirmek için ebeveynlerinin kendilerinden beklediklerini yapmaya çalıştıklarında meydana geldiğini belirtmektedir.

Çocuğun engelli bir kardeşi olmasından kaynaklanan bazı olumlu özelliklere de sahip olabileceği konusunda da birçok çalışma bulunmaktadır. Engelli bir kardeşle büyümek, normal gelişim gösteren çocuklarda bireysel farklılıklara ilişkin anlayış, duyarlılık, sorumluluk, yeterlik duygularıyla engelli kardeşin büyüme ve gelişimine katkıda bulunmaktan dolayı gurur duyma ve kendinden memnuniyet duygularının gelişimine katkıda bulunabilmektedir. Engelli bir kardeşle birlikte yaşamanın normal gelişim gösteren çocuklarda daha ilgili ve empatik olmayı ve de bireysel farklılıklara karşı daha hoşgörülü olmayı sağladığı vurgulanmaktadır. Engelli bir kardeşin bakım sorumluluğunu üstlenme normal gelişim gösteren kardeşin ebeveyn rollerini öğrenmesinde önemli bir sosyalleşme olanağı sağlamaktadır.

BURSA HAYAT ÖZEL EĞİTİM VE REHABİLİTASYON MERKEZİ 

İSRAFİL İBRAHİMOĞLU

ZİHİNSEL ENGELLİLER SINIF ÖĞRETMENİ

Her çocuk bir diğerinden farklıdır. Her çocuğun kendine özgü bedensel, bilişsel, sosyal ve duygusal bir yapısı vardır. Bazı çocuklar bilişsel davranışlarda, duyuşsal motor özeliklerde, iletişim becerilerinde ve motor işlevlerinde yetersizlik göstermektedir. Bu gelişim alanlarındaki bir ya da birden  fazla yetersizlik çocuğu olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Gelişim alanlarındaki yetersizliklerinden dolayı olumsuz yönde etkilenen  çocuklarda genel eğitim  hizmetleri yetersiz kalmakta ve özel eğitim rehabilitasyon merkezlerinde uzman eğitimciler ile yetersiz kalan hizmet alanında çözüme gereksinim duyulmaktadır.

Özel eğitim gereksinimi olan çocukları rehabilitasyon merkezlerine yazdırırken biz velilere de bir takım sorumluluklar düşmektedir. Amacımız çocuğumuzun eğitim yönüyle belirli bir seviyeye  ulaştırmaksa ,bunun yanında sosyal becerilerinin iletişimlerinin de gelişmesini istiyorsak rehabilitasyon seçerken amacımızı doğru belirlememiz gerekiyor. İyi bir rehabilitasyon nasıl olmalı ve hangi özellikler taşımalı gibi soruları sorarak ve bunları gerek internet gerekse görsel basını  takip ederek bu kurumlara rahatça ulaşabiliriz. Bu kurumlarda ise arayacağımız temel unsur akademik becerileri, işlevsel akademik becerileri işlevsellikten amaç amaçlanan  öğretilecek bilgi becerilerin birey için günlük yaşamda ,evde, toplumda ve çevrede işe yarar olması ve kullanılabilir olmasıdır. Bunları verebileceğini hissettiğimiz kurumlarla çalışmamız gerekir.

Bursa Rehabilitasyon Merkezi (Özel Hayat Eğitim) 

Zihinsel Engelliler Sınıf Öğretmeni.

Ahmet Nail Başaran

       Çocukların her şeyi oyun olarak gördükleri bir dönemde onlara tuvalet alışkanlığı kazandırmaya çalışmak aileler için oldukça zordur.Bu nedenle hem çocuğun hem annenin hazır olduğu zaman eğitime başlamak önemlidir.Uzmanlar, tuvalet eğitimi için en uygun zamanın 24’ncü – 36’ncı aylar arası olduğunu söylüyor. Daha erken dönemde başlamak ve aşırı baskı kurarak bir an önce çocuğun tuvalet eğitimini kazanmasını sağlamaya çalışmak , hem fizyolojik olarak yapamayacağı bir şeyi yapmasını istemek hem de ileride gelişebilecek bazı ruhsal sorunların başlamasına neden olmak demektir. Benzer şekilde hiç eğitim vermemeye çalışmak ‘Zamanı gelince kendi söyler.’ diye bırakmak da hem çocuğun tuvalet  eğitiminin gecikmesine hem de ruhsal açıdan sorunlara neden olur.

       Tuvalet alışkanlığı kazanma konusunda çocuktan çocuğa farklılık görülür. Gün içinde tuvaletini kontrol edebilmek , gece kontrol edebilmekten daha önce gerçekleşir. Gece altını ıslatma durumu daha uzun sürebilir hatta 5 yaşına kadar devam edebilir. Tuvalet eğitimine başlandığı süreç içerisinde gündüz olduğu gibi gece de bez bağlanmamalıdır. Tuvalet eğitiminin tamamlanma süresi ise çocuktan çocuğa değişir. Çocuğun yapacağı işi başarmasını kolaylaştırmamız ve vereceğimiz destek çok önemlidir. Çünkü sık sık altına kaçıran çocuklarımız tuvalet eğitiminden vazgeçebilir. Çocuklarımızın başarı durumunda sevincimizi çok fazla abartmadan göstermeliyiz. Tuvalet alışkanlığı sürecinde bir yanlış yaptığında üzerinde durmayıp çocuğumuzu azarlamamak eğitim sürecinin püf noktasıdır. Tuvalet eğitimi sürecinde anne babaya büyük görevler düşer. Bu görevler çocuğun eğitim sürecindeki davranışlarına aşırı tepkiler vermemek, sabırlı olmak, çocuğa mümkün olduğunca destek olmak ve yüreklendirici davranmaktır. Eğer çocuk aşırı tepkiler veriyor ve tuvaletini yapmayı kesinlikle red ediyorsa eğitim sürecine çocuk hazır olana kadar ara vermek , aşırı ısrarcı olup bu süreci inatlaşma ile geçirmemek son derece önemlidir.

Tuvalet eğitimine başlarken uygulayabileceğimiz öneriler :

  • Tuvalet eğitimine başlamadan önce çocuğun tuvalete veya lazımlığına alışmış olması önemlidir.Çocuğunuzu iyi gözlemlemeniz ve çişini yaparken nasıl davrandığını farkında olmanız , onu uygun zamanlarda tuvalete yönlendirmeniz uygun olacaktır.Örneğin yüzünün şekli değişebilir yada yürürken bir anda durabilir.Bu durumlarda onu tuvalete veya lazımlığa yönlendirmek için iyi bir fırsattır.
  • Çocuklar tuvaletlerini birkaç dakikadan fazla tutamazlar , o nedenle tuvaletlerinin geldiğini söylediklerinde ya da siz fark ettikten sonra en hızlı şekilde tuvalete götürmek önemlidir.
  • Lazımlık çocuğun rahatlıkla ulaşabileceği yerde olmalıdır.Çocuğun daha rahat hareket edebilmesi ve lazımlığa oturabilmesini kolaylaştırmak için mümkün olduğunca kendisinin çıkarabileceği türden kıyafetleri giydirmeliyiz.
  • Çocuğa sık sık tuvaleti olup olmadığını sormak yerine belli arlıklarla tuvalete birlikte giderek kontrol etmek daha uygundur.
  • Çocuk lazımlığa yada tuvalete oturduğunda onun yanında kalıp oyalanması sağlanabilir.Onu tek başına bırakıp gitmek oturma süresini kısaltacağı için eğitimi güçleştirebilir.
  • Çocuğa aferin demek için tüm görevi yerine getirebilmesi beklenmemelidir.Örneğin tuvalete yetişememiş olsa bile tuvalete gitmiş ve pantalonunu çıkarmış olması da övülmelidir.

Tuvalet eğitimi gelişimin doğal bir sürecidir. Unutmamak gerekir ki bu doğal süreç her bir çocuğumuz için farklılıklar gösterebilir. Örneğin; bir çocuğun tuvalet eğitimini alma süresi kısa iken, diğer çocuğun daha uzun sürebilir. Tavsiyemiz kesinlikle kıyaslamaya gidilmemesidir. Aksi halde, çocuk kendini sorunlu hissedebilir ve özgüveni kaybolabilir. Yukarıda da belirtiiğimiz gibi, tuvalet eğitimi sabır ve davranışta kararlılık ister. Eğer ki bir şeyler yolunda gitmiyorsa, bir uzmana başvurmakta da fayda vardır.

Bursa Rehabilitasyon Merkezi        

Okul Öncesi Öğretmeni

Fatma ŞENSES

     Yaygın gelişimsel bozukluk, son yıllarda karşımıza fazlaca çıkmaktadır. Sebep olarak farklı kaynaklar, çeşitli nedenler öne sürmektedir. Peki nedir bu Yaygın Gelişimsel Bozukluk ?

Yaygın gelişimsel bozukluklar (YGB), sosyalleşme ve iletişim gibi çoklu temel fonksiyonların gelişmesinde gecikmeler içeren beş bozukluğu içeren bir tanı grubudur. En çok bilinen YGB otizmdir, diğer YGB’ler Rett sendromu, çocukluğun dezintegratif bozukluğu, Asperger sendromu, ve başka türlü adlandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluktur .Ebeveynler YGB belirtilerini bebeklikten itibaren farkedebilir ve bozuklukların ortaya çıkışı genellikle üç yaş civarındadır.

Otistik spektrum hastalıkları’ hangi alanlarda zorluğa neden olur

1-Sosyal beceriler: Bu çocukların karşılıklı sosyal becerilerinde belirgin sorunları vardır:

  • Başkaları ile yaşından beklenen düzeyde çoğunluğun kurduğu ilişkiyi sağlayamazlar.
  • Yalnız kalmaya eğilimlidirler,
  • İnsanlar ile göz teması, yüz ifadesi, vücut duruşu ve hareketlerini kullanarak ilişki kurmayabilirler.
  • Başkalarının dikkatini çekmek, ilgiyi paylaşmaya yönelik davranışları olmayabilir (oyuncağı parmakla işaret etmek ya da bulup getirmek gibi)
  • Başkaları kendileri ile konuşmak isteyince aldırmaz görünebilirler.
  • Sosyal ya da duygusal karşılıklılık yoktur. Başkalarının duygularını anlamakta ve kendi duygularını ifade etmede zorlanabilirler.
  • Bir başkası tarafından tutulmak ya sarılmayı istemezler. Sadece kendileri isteyince sarılabilirler.
  • Bazen başkaları ile ilgilenmeye istekli olabilirler; ama nasıl konuşulacağını, nasıl oynanacağını, kısacası başkaları ile nasıl ilişki kurulacağını bilmeyebilirler.

2-Konuşma, dil ve iletişim becerileri:yaygın_gelisimsel_bozukluk_downsendromu

  • Otistik spektrumdaki çocukların yaklaşık %40’ı tam olarak konuşamaz. Diğerlerinde kendisine söyleneni tekrarlama vardır. Bu esnada mimik ya da jestler ile yardımcı bir ifade biçimi de yoktur.

Konuşabilenlerde ise;

  • Bir konuda çok laf edebilirler ancak karşılıklı diyalogda zorlanabilirler. Çünkü başkalarını dinlemekte ve anlamakta güçlükleri vardır.
  • Mimik ve jestleri anlamlandırmada zorlukları olabilir.
  • Sözcük kapasiteleri kısıtlı ve basmakalıp olabilir
  • Zamir kullanımında hatalar olabilir; yani ‘ben’ yerine ‘sen’ derler veya tersi olur.
  • Sesleri düz ve monoton olabilir. Seslerini tonlamaları yani alçaltıp yükseltme, yumuşatıp sertleştirmeyi yapamayabilirler.
  • Konuşurken insanlara çok yaklaşabilirler. Bir konuya yapışıp uzun süre sıkıcı konuşmalar yapabilirler.

3-Sınırlı tekrarlanan basmakalıp davranışlar: 

  • Bazı özel alanlara yönelik aşırı ve yoğun ilgileri olabilir
  • İşlevsel olamaya bazı rutinlere ya da ritüellere çok sıkı bağlanabilirler.
  • Bazı hareketleri defalarca tekrarlayabilirler (elleri biribirine vurmak, kendi etrafında dönmek, ileri geri sallanmak gibi).
  • Koydukları eşyanın aynı yerde kalmasını isteyebilirler. Zihinsel esneklikleri farklı olduğu için günlük işlerin beyinlerinde bir sıralaması vardır ve bu sıra bozulursa çok huzursuz olabilirler.
  • Oyuncakların ya da başka cisimlerin bazı parçacıkları ile –özellikle ışıklı ve sesli- aşırı ilgilenebilirler

4-Taklit oyun becerileri:

Hayal gücüne dayalı ya da çevredeki insanlara yönelik taklit oyun kurmaları olmayabilir ya da çok kısıtlı kalabilir.

Başka Alanlarda Sorunları Var mıdır?

Evet. Yüksek oranda zeka geriliği (%75), epilepsi (%25), psikiyatrik (depresyon, kaygı bozukluğu gibi) ve davranış sorunları (yıkıcı davranışlar, dikkat eksikliği-hiperaktivite bozukluğu gibi) gibi vardır. Ayrıca bu çocukların %50’sinde, özellikle düşük zeka düzeyindekilerde, EEG anomalisi vardır.

Otizm başka nörolojik hastalıklarla beraber midir?

Evet. Az sayıda olguda otizm, epilepsi, zeka geriliği ve başka nörolojik bulguları olan hastalıklarla beraberdir. Tuberoskleroz, Angelman sendromu, Frajil X sendromu, bazı kromozom bozuklukları ve nadir metabolik hastalıklar gibi…

Otizimli olguların çoğunda ise alta yatan bir neden bulunamaz.

Nörolojik gelişimleri nasıl olur?

Diğer çocuklar motor, dil, sosyal ve bilişsel beceriler açısından oldukça benzer bir sıra düzeni içinde gelişmekle beraber, otistik çocuklarda gelişimin bu farklı alanları farklı hızlarda olur. Yürümeyi diğer çocuklarla aynı zamanda yaparken dil ve iletişim becerileri, taklit oyunları sağlıklı yaşıtlarından oldukça geri olabilir. Zor bir beceriyi kazanırken kolay olanı öğrenemeyebilirler. Bir yazıyı akıcı okur ama bir harfin tek başına sesini veremeyebilirler.  Bir beceriyi öğrenip sonra unutabilirler. Önce pek çok kelime söyleyip sonra tamamen konuşmayı bırakabilirler.

Sıklığı nedir?

Nadir olmayıp her 1000 kişiden 2-6’sı bu bozukluk kapsamında değerlendirilir. Erkeklerde daha sıktır. Tüm ülkelerde ve kültürlerde görülür.yaygin-gelisimsel-bozukluk-otizm

Otizm neden olur? Ailevi yatkınlık var mıdır?   

Hangi neden ya da nedenlerin otizmden sorumlu olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Çevresel ve genetik etkenlerin neden olduğu düşünülmektedir.

Kalıtımsal etkenler, diğer psikiyatrik hastalıklarla kıyaslandığında otizm oluşumunda daha önemlidir. Otizme kalıtsal eğilimin kuşaktan kuşağa nakledildiğini düşündürten pek çok bulgu vardır:

1- Otistik çocuğun 1. derece akrabalarında (anne-baba ve kardeşler) otizm görülme olasılığı 50-100 kat artar: Kardeşinde otizm varsa diğer çocukta otizm olma oranı %2, otizm dışında başka bir YGB oranı ise %3.6 ve toplam risk (herhangi bir YGB tablosu için) %5’dir.

2-Tek yumurta ikizlerinde kardeşte otizm varsa eşinde oran %36 olarak bildirilmiştir. 2. ve 3. derece akrabalarda ise risk % 0.1’e iner.

Bu bulgular otistik kişilerin akrabalarına genel topluma göre artmış bir eğilim olduğunu ve kalıtımında çok sayıda genin etkileştiğini düşündürtmektedir.

Ayrıca bu ailelerde sosyal iletişim güçlüğü, bilişsel, iletişim, dil, öğrenme ve yürütücü işlevlerde güçlüğü, kaygı, duygu durum bozuklukları olan birey sayısı genel toplumdan daha fazladır.

Çevresel (sonradan oluşan) etkenlerin yeri kesinleşmemiştir. Geçmişte inanıldığı gibi anne ve bana tutumunun bir neden olduğu görüşü ise artık kabul edilmemektedir.  Gebelik, doğum ile ilgili etkenler belki de kalıtımsal eğilimi olan ailelerde hastalığın görülmesini kolaylaştırmaktadır. Otistik fetusların doğum ile ilgili sorunlara daha çok maruz kalabildiği düşünülmektedir.

Ne zaman hekime başvuralım?

  • 12 aylık bebekte heceleme, parmak ile gösterme ya da hiçbir mimik ifadesi (baş-baş yapma gibi) yoksa
  • 16 aylık bebek hedefe yönelik anlamlı tek bir kelime söylemiyorsa
  • 24 aylık bebek kendiliğinden (tekrar şeklinde olmadan) 2 kelimelik cümle söylemiyorsa
  • Hangi yaşta olursa olsun kazanılmış dil ya da sosyal becerilerde kayıp varsa;

gelişimde bir sorun olduğu düşünülmelidir.

Tanı en erken ne zaman konur?

‘Yaygın gelişimsel bozukluk’ tanısı koyduracak bir laboratuar testi ya da radyolojik inceleme yoktur. Tanı tamamen çocuğun davranışları izlenerek konur. Ortalama 18 aydan itibaren göz teması, taklit oyunları, sözel ve sözel olmayan iletişi becerilerinde gerilik saptanabilir. Bazı anneler ilk bulguları 1 yaş civarında fark edebilmektedir.

ABD’de 1300 aileyi içeren bir çalışmada anne-babalar bir sorun olduğunu ortalama 18 ayda fark etmelerine ve 24 ayda hekime başvurmalarına karşın, ancak %10’unda ilk görüşmede tanı konulduğu gösterilmiştir. Ortalama tanı yaşı bu çalışmada 6 yaş olarak bildirilmiştir.

Zeka ve dil sorunları olmayan hafif olgularda (yüksek işlevli otizm ve Asperger sendromu gibi) ise tanı ergenlik hatta genç erişkinliğe dek konulamayabilir.

Bursa Özel Hayat Eğitim ve Özel Rehabilitasyon Merkezi 

Zihinsel Engelliler Sınıf Öğretmeni

 Melek DEMİRKOL

ÖZEL EĞİTİM NASIL UYGULANMALIDIR ?

Yaşamımız boyunca muhakkak ki mahallemizde, okulumuzda veya diğer sosyal çevremizde yürüyemeyen, tekerlekli sandalye kullanan, gözleri görmeyen, işitemeyen, konuşamayan, vücut şekilleri farklı olan, bazı dersleri anlamakta güçlük çeken ya da 3 yaşında kendi kendine okuma yazma öğrenen çocuklarla karşılaşmışızdır. Kimine üzülüp acık belki, kimine ise özendik. Bu çocukları bizlerden ayıran; FARKLI ve ÖZEL oluşlarıydı şüphesiz.

Bizlerden farklı olan bu çocuklara şüphesiz ki herkese uygulanan standart bir eğitim uygulanmamalıdır. Bu çocuklarımıza özel eğitim uygulanması gerekir. Özel eğitim; çoğunluktan farklı ve özel gereksinimli çocuklara sunulan, üstün özellikleri olanları yetenekleri doğrultusunda kapasitelerinin en üst düzeye çıkmasını sağlayan, yetersizliği engele dönüştürmeyi önleyen, engelli bireyi kendine yeterli hale getirerek topluma kaynaşmasını ve bağımsız, üretici bireyler olmasını destekleyecek becerilerle donatan eğitimdir.

Özel eğitim, üniversiteler tarafından bu alanlarda özel olarak yetiştirilen uzmanlar tarafından yapılır. Bu uzmanlar kazandıkları bilgi ve becerileri uygun ortamlarda bireylere en faydalı olabilecek şekilde kullanmaya çalışır. Tabii bu eğitimi verirken de bireyin ilgileri yetenekleri ve kapasitesi göz önüne alınıp bu doğrultuda eğitim verilmeye çalışılır. Bu eğitim verilirken de bireylerin ilgileri yetenekleri kapasiteleri farklılık gösterdiğinden birine uygulanan eğitim yöntemi bir diğerine aynen uygulanamaz. Özel eğitimde her bireyin özel olduğuna inanıldığı için verilen eğitimin de bireye özel olması gerekmektedir.

Özel eğitim uygulanırken erken müdahalenin önemi çok büyüktür. Eğitime küçük yaşlarda başlamak oldukça başarılı sonuçları beraberinde getirir. Çocuklarımızın özelliklerine göre ( hafif düzeyde zihinsel engelli, down sendromlu, otizmli…) hepsine ayrı yöntem, teknikle ve materyalle eğitim uygulanmalıdır. Daha sonra çocuğun yetenekleri ve kapasitesi doğrultusunda onu eğitmek daha nitelikli ve bağımsız hale getirerek toplumla uyumlu bir birey haline gelmesi amacı doğrultusunda eğitime devam edilmelidir. Bursa`da çocuk gelişiminde uzman kadromuz ile gelişmiş olan en son özel eğitim metodlarını kurumumuzda uygulamaya devam ediyoruz.

Tüm bunları yaparken eğitim ortamının çocuğa göre ayarlanması, öğretilecek kazanımların basitten karmaşığa doğru verilmesi, uygun materyalin seçilmesi, eğitimcinin ses tonu, jest ve mimiklerin doğru kullanılması vb. unsurlar önem arz etmektedir. Uygulanan eğitimin amaca ulaştırmadığı durumlarda eğitimci duruma göre materyali, eğitim ortamını veya yöntemini değiştirmesi gerekir.

Şüphesiz ki özel eğitimde ailenin rolü çok çok önemlidir. Çocuklarımız en çok zamanı ailesiyle birlikte geçirir. Aileler ilk başta çocuklarının bu farklı durumunu kabullenmekte güçlük yaşarlar. Ancak yapılması gereken erkenden tanının konulması ve eğitime başlanmasıdır. Aileler uzmanlarla işbirliği içinde hareket etmeli ve eğitime evde de devam etmelidirler. Tüm sorumluluğu uzmanlara yıkıp mucizeler beklemek yanlıştır. Aile ve uzman işbirliği içerisinde eğitim alan çocuklarımız, büyük gelişmeler göstermektedir.

Bursa Özel Hayat Eğitim ve Özel Rehabilitasyon Merkezi

Zihinsel Engelliler Sınıf Öğretmeni

Güler ÖZTÜRK  

 Özel Öğrenme Güçlüğü

( Disleksi, Disleksia)

Nedeni henüz bilinmemektedir. Bazı bulgular, bilginin işlemlenmesinde bir aksaklık olduğunu göstermektedir. Yine bazı varsayımlara göre de;

Doğum Öncesi: Yetersiz beslenme, annenin geçirdiği enfeksiyonlar, ilaç kullanma, vitamin eksikliği, alerjiler vb.

Doğum Sırasında: Uzun ve zor doğum, plasenta ve göbek kordonu anormallikleri, doğum aletlerinin verdiği zararlar, beyin hasarı vb.

Doğum Sonrasında: Doğumdan sonra nefes almaya başlayıncaya kadar geçen sürenin uzunluğu, erken yaşta ateşli hastalık, başa hızlı darbe, tümör  vb

Kalıtsal bozukluklar: Ailelerde özel öğrenme bozukluğu olan başka kişilerinde olması, kan uyuşmazlığı durumlarından kaynaklandığı düşünülmektedir.

ozel_ogrenme_guclugu_bursa2Bunların yanında, beyinde sorun meydana gelebilir .Bununla  ilişkili olarak beynin değişik alanlarında güçlükler oluşur: Dili anlama ya da kullanmada, okuma, konuşma, yazma, matematik işlemi yapma başlıca zorluk olan alanlarıdır. Bir çocukta birden fazla alanda güçlük olabilir. Çünkü bir alandaki yeti eksikliği bu alanla ilgili diğer üst akademik becerileri de etkiler. Bu çocuklar ortalama ya da ortalamanın üzerinde zeka düzeyindedirler. Ancak okul başarısı bu zeka düzeyinden beklenenin altındadır. Çocuğun günlük işleri planlama becerisi de etkilenir. Ödev yapmak savaş dönüşür. Erken tanı ve tedavi yapılmazsa etkileri yaşam boyu sürebilir.  Aynı zamanda bu kişilerin kendini idare etme, sosyal algılama, etkileşim sorunları vardır. Standart eğitime rağmen yaşına ve zekâsına uygun okul başarısı gösteremeyen bireylerdeki durum olarak açıklayabiliriz.

Özel öğrenme güçlüğü çoğunlukla öğrenmeyle ilgili bir sorun olarak algılanmakta ve tanıtılmakla birlikte; gördüğümüz, duyduğumuz ya da dokunduğumuz tanımaya çalıştığımız şeylerin algılanmasıyla ilgili ya da işlenmesiyle ilgili bir sorun olarak yaşanmaktadır. Öğrenme sorunları da, pek çok sorun ya da hastalık gibi çok erken fark edilebilir.

5-7 yaş okuma öğrenme yeteneğinin geliştiği dilimdir. Bu nedenle riskli çocukların özellikle okul öncesi dönemde dikkatle izlenmesi gerekir. Genellikle özel öğrenme güçlüğü, (öğrenme bozukluğu tıbbi bir terim, özel öğrenme güçlüğü eğitimsel bir terimdir; aynı anlamı içerir) ilkokula başlayınca ortaya çıkar. Ancak okul öncesi dönemde erken belirti gösteren çocukların (riskli çocuklar) öğrenme bozukluğu açısından değerlendirilmesi, erken tanı için önem taşır. Erken tanı konulduğu ve çocuğun yardım aldığı oranda çocuk yaşıtlarına yetişebilmekte ve gerçek potansiyellerini gösterebilmektedirler.

Okuma güçlüğü sık mıdır?

Toplumun %4-5’inde değişik düzeylerde okuma güçlüğü vardır. Erkek kız oranı eşittir.

Erken Belirtileri

Geç konuşmak, sözcük bulmada isimlendirmede güçlük, yetersiz sözcük dağarcığı ,telaffuz sorunları temel sözcükleri karıştırmak ( koşmak, yemek, vermek gibi) ,sözcük, hece çevirmek (mavi yerine vami, sifon yerine vison gibi)

Sözlü yönergeleri dinleme ve izlemede güçlük. Harf ses ilişkisi öğrenmede güçlük,kafiyeli sözcüklerde güçlük ,sayı, renk, harf öğrenmede güçlük, geometrik şekilleri çizmede güçlü, dikkat ve konsantrasyon güçlükleri yön karıştırmak (kitabı ters tutmak gibi, yaşıtlarıyla ilişkilerde güçlük, zaman ve mekân sorunları,el tercihinde gecikme, koordinasyon güçlüğü (bisiklet sürmek, ip atlamak) kazaya yatkınlık ve sakarlık.   Bu belirtiler özel öğrenme güçlüğü (disleksi, disleksia) riski taşıyan çocuklarda sık görülen özelliklerdir. Bu belirtilerden birkaçını gösteren çocuğa yaşıtları düzeyine erişmesi için destek eğitim verilmelidir. Erken tanı konulduğu ve yardım aldığı oranda çocuklar yaşıtlarına yetişebilmekte ve gerçek potansiyellerini gösterebilmektedirler.

Okuma güçlüğü gelecekte meslek seçimini kısıtlayıcı mıdır?

Hayır. Her dislektik bireyin zayıf ve güçlü olduğu alanlar vardır. Matematik, sanat, tasarımcılık gibi alanlarda çok başarılı olabilirler. Önemli olan kişinin güçlüğünün erken saptanıp doğru eğitimi alması ve bireysel yeteneklerinin ortaya konmasıdır.

Çocuğuma okuma güçlüğü tanısı konursa ne yapmalıyım?

Amaç çocuğu eğitimi süresince olabildiğince iyi desteklemek ve bunu da okul içinde yapmaktır. Bilmeniz gereken, çocuğunuzun güçlüğü olan alanda haftada 1-3 saatlik özel eğitim ile desteklenerek normal sınıfında başarılı olacağıdır.

Bu aşamada size düşen çocuğunuzun güçlüğü nedeniyle sarsılan özgüvenini tazelemektir. Bu sorunun kendisinin bir hatası olmadığı, güçlü olduğu alanların olduğu konusunda ikna edin. Özel eğitimle üstesinden gelebileceğini belirtin. Ev ödevlerini destek olun ancak siz yapmayın. Okul dışı faaliyet ve hobilere yönlendirin.

    Hangi Önlemler Alınabilir?

1-Okuma faaliyeti için sessiz bir alan sağlayın

2-Büyük puntolu ve satırlar arası geniş boşluklar olan kitapları tercih edin

3-Teybe kaydedilmiş kitapları tercih edin

4-Değişik duyusal öğretme metodları kullanın

5-Hatırda tutmak için mantıksal bağlantılar tercih edin

Özel Öğrenme Bozukluğunun Çeşitleri:

    1-Disleksi(okuma sorunları):

a)Disfonik disleksi: İşitsel kavrama ve ayırt etme becerilerinde bozukluk vardır. Dil ve sözlü ifadelerde güçlük çekerler.

b)Disidetik disleksi: Zihinde canlandırma yeteneği bozuktur. Harflerin sıralanışını karışıktır, ters çevirir, günleri ayları sırayla söyleyemez. . Düşüncelerini ifade etmekte zorluk çekerler. Bazen unutkan olabilirler; Okulda kalemlerini, defterlerini ve ödevlerini unuturlar. Sakar ve dalgın olabilirler.

2-Disgrafi(yazma sorunları):  Bu çocuklar, normal zekâya sahiptirler ama okuma yazmayı öğrenmede, harfleri ve sembolleri hatırlamada zorluk çekerler. Harfleri ters çevirirler ( “bal” yerine “dal”, “sil” yerine “zil”, “kapı” yerine “sapı” gibi) veya kelimelerdeki harflerin sırasını değiştirirler(“için” yerine “çini” gibi). Heceleme hatası yaparlar. Yazılarını okumak çok zordur  P,D,B,C,H,Y,S,Z,U gibi harfleri yazarken karıştırır ve ters yazar. Bazı harfleri unutur bazılarını fazladan ekler.   Yazma esnasında pek çok beyin bölgesi işleve katılır. Sözlük, dil bilgisi, el becerisi ve bellek ile ilgili bölgeler arasında işbirliği tam ve doğru olmalıdır.  İfade edici dil bozukluğu ya da okuma güçlüğü olan bir çocukta yazma ile ilgili sorunlar da olacaktır.

3)Diskalkül (matematik sorunları): Sayıları bozuk yazar, sıklıkla yer değiştirir, işlemleri bozuk sırada yapar, geometrik ilişkileri kavramada zorlanır, aritmetik sembolleri tanımada zorlanır. Aritmetik becerisi için sayı ve simgeleri bilmek, çarpım tablosunu hatırlamak, fark ve toplam gibi soyut kavramları bilmek gerekir. Sayılar ve temel kavramlarla ilgili güçlükler küçük sınıflarda belirirken, muhakeme ile ilgili sorunlar daha ileri sınıflarda ortaya çıkar.

Bu çocuklarda öğrenme ve algılama bozukluğu olduğu için okulda güçlük çekmelerine neden olur. Çoğunlukla sınıf arkadaşları ile anlaşamazlar. Belirgin bir özrü olmadığı ve normal çocuklar gibi göründükleri için anlayışlı davranışlarla karşılanmazlar. Öğretmenler çoğu defa bu çocukları tanımlarken “DİKKATSİZ, ÇOK HAREKETLİ, ÇALIŞMIYOR, DERSTE BAŞKA ŞEYLERLE İLGİLENİYOR” sözlerini kullanırlar.

Bu çocuklar; dünü bugünü karıştırırlar. Saati öğrenmekte ve zaman kullanmakta güçlük çekebilirler. Çoğu dağınıktır; masaları, çantaları düzensizdir. Hareketsiz, sakin oturmada ve dikkatlerini toplamada çok güçlük çekerler. Bütün bu şeyler onun öğrenmelerini ve başarılarını olumsuz etkiler. Matematik sorularını siz sorarsanız çözebilirler ama kendileri okuyarak algılayamaz ve çözemezler. Çarpım tablosunu öğrenmede güçlük çeker. Sayıları, sembolleri karıştırırlar. Görsel algılama ve organizasyon güçlüğü nedeniyle toplama yerine çarpma yaptıkları, toplamaya soldan başladıkları görülür. Sağı solu, doğuyu batıyı, yönleri karıştırırlar. Bazen tamamen ters yazabilirler.

    0-6 Yaş Aralığındaki Belirtileri:

Konuşmada gecikme, kelimeleri yanlış söyleme ,kelimeleri bulmakta güçlük ( örneğin; tencere demek istediğinde “yemek pişirilen şey” diyebilir)İlgilenmediği aktivitelere karşı ilozel_ogrenme_guclugu_bursagisiz olma, sayı sayarken sırasını karıştırma,renk kavramını öğrenmekte zorluk,renkleri karıştırma,kendi ya da başkasının sağını solunu karıştırma, kavramlardaki zıtlıkları öğrenmede sorun yaşama, benzerlikleri kolay fark edememe,ellerden birinin baskınlaşmaması(sağlık-solaklığın olmaması) , ince motor becerilerde yaşıtlarından zayıf olma,  yönergelere(bak,gel,al..gibi) dikkat edememe, sözcüklerin harflerini değiştirmek ( portakala porkatal, makasa kamas gibi), oyunlardan çabuk sıkılmak, Kafiye bulmakta zorlanma (şeker-teker gibi), sanki aynadan yansırmış gibi şekilleri,harfleri ve sayıları ters çizme, Boyama yerine karalama yapma, gibi şekilleri basit şekilleri kopyalayamama(daire kare üçgen), taşırmadan boyama yapamama, bisiklete binme gibi ardışık motor faaliyetleri yapamama, çabuk sıkılıp, yarım bırakma, genelde ayakkabı,tişört,eldiven  gibi giysileri ters giyme

İlkokul Dönemindeki Belirtileri:

Zekanın normal ya da normal üstü olması, okul başarısında gösterdiği performansın beklenenden düşük olması, öğrenme, okuma gerektirmeyen derslerde çok daha başarılıyken okuma gerektiren derslerde daha az başarı göstermesi, olması gerekenden daha yavaş okuma, heceleyerek okuma, harfleri yazarken ve okurken karıştırabilme (ou-oö-uü-öü-pb-bd-sş gibi). Bazı heceleri ters okuma (el-le, eli-ile.. gibi). Yazarken kelimeleri ters yazma, okurken ve yazarken harf, hece atlama, kelimenin sonlarını uydurarak yuvarlayarak okuma, okurken noktalama işaretlerinde duraklamama,özellikle okumaya karşı isteksizlik, başkasının okuduğundan daha iyi anlama, Okuma-yazmayla ilgili ödevlerinden kaçınma, yazarken noktalama işaretlerini atlama, yavaş yazma, okunmakta zorlanacak şekilde bozuk bir yazı ile yazma, tahtada yazılanları defterine geçirmekte zorlanma, ödevlerini eksik alma, ödev yapmakta  isteksizlik, ödev yaparken sık yardım isteme, sık sık dört işlem hatası yapma; -,+,x işaretlerini karıştırıp çıkarma yerine toplama, toplama yerine çarpma yapma sayıları tersten okuma (16-61..gibi), çarpım tablosunu öğrenmekte büyük ölçüde zorlanma, bölme işlemine ters yönden başlama, kendine göre kısa metodlara başvurma, kafadan işlem yapmaya çalışma, toplama işlemine ters taraftan başlama, eldeleri unutma, günleri, ayları sırasıyla saymakta zorlanma, alfabeyi sayarken sırasını karıştırma, olay ya da öyküleri sıralamakta güçlük çekme, yolunu bulmakta zorlanma, Jest ve mimikleri anlayıp yorumlamakta zorluk, yanlış yapmaktan korkma, mesafe tahminin yapamama, karıştırma; yıl, ay, gün gibi kavramları karıştırma (hangi gün,yıl ,ay, mevsimde olduğumuzu bilmeme)

Okumayı öğrenebilmek için:

  • Çocuk önce objelerin isimlerini öğrenir, sonra bu isimlerin yazıldığı sembolleri(harfleri) öğrenir.

Görsel olarak sembolleri ayırt etmesi yetmez, harflerle sesler arasındaki bağlantıyı kurabilmelidir.

  • Okumayı öğrenmek çağrışımlar yapabilme becerisine bağlıdır.
  • Okuduğunu anlarken görsel ve işitsel imajlar ve bunların anlamları arasında çağrışımlar yapılmalıdır.

    Yazmayı öğrenmek için

  • Araç(kalem) kullanarak sembollerle dili ifade edebilme becerisinin,
  • İnce-motor becerinin,
  • El-göz koordinasyonunun,
  • Sıralama becerisinin,
  • Dikkatini bir iş üzerinde yoğunlaştırabilmenin,
  • Görsel, işitsel, mekânsal algının yaşına uygun olgunlukta olması,
  • El tercihinin yerleşmiş olması gerekir

    Görsel Algılama Becerilerini Geliştirme Yolları

    Eşyaları sınıflandırma faaliyetleri; (eşyaların renklerine, büyüklüklerine, cinslerine göre kümeleme)

    Ayırt etme faaliyetleri; bu çalışmalar resimler, geometrik şekiller ve desenli malzemeler kullanılır.

    Hafıza oyunları; bu oyunlarda değişik tip eşyalar kullanarak bunların çocuğa neyi hatırlattığı veya bunları görünce ne hissettiği sorulur.

    İşitsel Algılama Becerilerini Geliştirme Yolları

Gözlerini kapayarak hatırlatma oyunları oynatma ( El çırparak “ellerini kaç defa çırptım” diye sorunuz.) Hatırlatma oyunları iki, üç veya dört etaplı olabilir. Mesela “mavi kitabı al, masanın üzerine koy.”

    Cümle tamamlama oyunları (“sirkte neler işittin? İlk defa ne işittin ve sonra işittiğin neydi?” 

ozel_ogrenme_guclugu_bursa3Tanıma, ayırma ve lokalizasyon (geldiği yeri belirleme) faaliyetleri; su sesi, kapı sesi(çarpma şeklinde) köpek havlaması, kedi miyavlaması gibi her gün her yerde duyulabilen sesleri kullanarak “bu sesleri tanıyabiliyor musun?” “hangi seslerin aynı ve hangilerinin ayrı olduğunu” “bu seslerin hangi taraftan geldiğini” söyle bakalım.

Tek başına hiçbir yöntem yeterli veri sağlamıyor. Tanıda mutlaka aile ve öğretmenle işbirliği yapılmalı. Değerlendirme anne-babayla, çocukla, varsa okul rehber öğretmenleriyle görüşülür. Hangi alanlarda bozukluklar olduğunu saptamak amacıyla çeşitli test tekniklerinden yararlanılır. Şu alanlar değerlendirilir: Gelişim, Zekâ, Görsel, İşitsel, Mekânsal algı, Okuma-Yazma, Matematik becerileri ve Davranış olmalıdır.

Psiko – Pedagojik Müdehale / Özel Eğitim

o Tanı ve değerlendirmeden elde edilen bilgilerle oluşturulan özel eğitim programları uygulanır.

o Program bireyselleştirilmiş olmalıdır.

o Her vakanın gereksinimine göre farklı yaklaşımlardan yararlanılır.

Yaralanılacak bazı programlar:

* Konuşma terapisi

* Problem Çözme Becerisini Geliştirme Teknikleri

* Aile terapisidir.

Öğrenme Güçlüğü Tedavi Edilebilir mi?

Pek çoğu tamamen düzelmemekle beraber eğitim, ilaç ve psikolojik danışmanlık hizmetleri sorun ile baş etmek için çok önemlidir. Sadece konuşmadaki güçlükler (ifade edici dil geriliği gibi) olgunlaşma ile düzelebilmektedir.

Çocuğun zorluk alan ya da alanları belirlendikten sonra hedef, bu alanlara yönelik özelleşmiş bir eğitimdir. Özel eğitim uzmanlarınca sağlanan bireysel eğitim programları, deneyimli okul öğretmenleri ile sınıf ortamında da sürdürülürse yararlı olur.

Çocuğun dikkat bozukluğu varsa akademik beceri gerektiren çalışma saatlerinde ilaç tedavisi kullanılır (bkz. Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu-tedavisi). Epilepsi varsa nöbet kontrolü sağlanmalıdır.

Ayrıca aile ve çocuğun zorluk ile baş edebilmesi için psikolojik destek alması yararlı olacaktır.

Aileye Öneriler

  1. Öğrencinin öğrenmesine ket vurabilecek uyaranların azaltılması ve çevreden arındırılması gerekmektedir. (Çocuğun ders çalıştığı odadaki parlak dikkat çekici uyaranların kaldırılması)
  2. Çocuğa çalışma becerilerini kullanmasını sağlayıcı ev egzersizleri yaptırılması gerekir.(Günlük hazırlık ve temizlik işlerine katılma)
  3. Özel öğrenme güçlüğü (disleksi, disleksia) gösteren çocuklar başarısızlık beklentisi yaşadıklarından onlara evde birtakım sorumluluklar verilip başarıları ödüllendirilmelidir.
  4. Bu çocuklar için dikkat egzersizleri uygulanabilir. (Boncuk dizme)
  5. Öğrenme güçlüğü gösteren çocuğun olumsuz davranışlarını azaltmak için davranış değiştirme tekniklerinden yararlanılır.(Olumsuz davranışını ve söylediği olumsuz şeyleri önemsememek vb)
  6. Öğrenme güçlüğü olan çocuk doktora götürülmeli fizyolojik problemi varsa tespit edilmelidir.
  7. 7. Öğrenme güçlüğü gösteren çocuklarda görsel ve işitsel algılama problemi vardır. Bu çocukların görsel ve işitsel algı yeteneğini geliştirin.

Kaynaklar:

Ansiklopedik Eğitim Ve Psikoloji Rehberi

Doç Dr. Ümran KORKMAZLAR  (Oral Pedagog) Doktorlar Sitesi

İstanbulTerapi Sitesi

Bursa Rehabilitasyon Merkezi