Yazılar

Kardeş ilişkileri en küçük kardeşin doğumundan yaşamın sonuna kadar devam eden, diğer ilişkilerden daha uzun süren bir ilişki olarak tanımlanmaktadır. Bu tip bir ilişkiyi olumlu bir şekilde sürdürebilmek, diğer bir kişinin istek ve duygularını anlamada iç görüyü, davranışlarının ve yetersizliklerinin nedenleri konusunda anlayışı gerektirmektedir. Bu tür sosyal biliş yetenekleri, kişiler arası davranışın niteliğini zenginleştirebilmektedir. Özel gereksinimi olan bir çocuğun aileye katılımı engelin doğası nedeniyle aile içi ilişkileri etkilediği gibi kardeş ilişkilerini de etkilemekte, ailenin dengesini değiştirmekte ve tekrar bu dengeyi kurmak için aile üyelerini zorlamaktadır. Bazı aileler çocuklarından engelli kardeşini kabul etmelerini bekleyebilirler. Bu durum normal gelişim gösteren kardeşlerin kaygı ve kıskançlık gibi içsel duygular yaşamalarına neden olabilir. Ebeveynler çocuklarının mutsuzluğunu fark edebilir ve problem durumunu reddedebilirler. Kardeşler, bir vekil ebeveyn olarak kendi ebeveynlerinin sağladığı yardım ve destek ile bir ailenin her zamankinden daha çok sorumluluğunu üstlenirler. Engelli kardeşlerin bakımı konusunda aldıkları sorumluluktan baskı hissedebilirler. Engelli olmayan çocuklar engelli kardeşinden ailenin ev işlerine yardımcı olmaları beklenmemesinden dolayı kıskançlık duyabilirler. Engelli kardeşlerine duydukları kıskançlık, düşmanlık, kızgınlık duygularından dolayı normal gelişim gösteren çocuklar suçluluk duyabilirler. Kendini diğer çocuklardan, ailesini diğer ailelerden farklı görebilir. Engelli kardeşlerini kendi akran gruplarına dahil etme konusunda arkadaşlarına gücenebilir ve engelli bir kardeşe sahip olmaları nedeniyle akran tepkilerini yaşayabilirler. Engelli kardeşin fiziksel özellikleri veya uygun olmayan davranışları nedeniyle utanma hissedebilirler.

  1. Kıskançlık;Kızgınlıktan daha kolay olarak gelişebilen bir duygusal tepkidir. Özellikle engelli kardeş nedeniyle ebeveynleri açısından önemlerini yitirdikleri kaygısıyla kıskançlık hissedebilmektedirler. Engelli kardeş ebeveynin ilgisi ve sevgisi için bazen bir rakip veya yarışmacı olur. Sıklıkla bu normal gelişim gösteren kardeşin ebeveynlerin dikkatini çekebilmek için okulda ve evde davranış problemleri sergileyebilirler. Örneğin, okulda akademik ve davranışsal problemler çıkarmaları, yalan söylemeleri veya beklenmeyen garip davranışlarda bulunmaları, kıskançlık sonucu ortaya çıkan davranış değişikliklerindendir.
  2. Düşmanlık;Kıskançlık duygularının yol açtı doğal bir tepkidir. Çocuklar yetişkinlere göre olaylara daha kişisel bir açıdan bakarlar. Engelli kardeşinin engel durumunu tüm sorunlarının kaynağı olarak görüp, zihinsel engelli kardeşine karşı düşmanlık hissedebilirler. Bu duygular fiziksel saldırganlık, sözel taciz ve alay etme şeklinde kendini gösterir. Bazı örneklerde düşmanlık, itaatsizlik ve terbiyesizlik gibi tepkilerle ebeveyne yönelir.
  3. Suçluluk;Normal gelişim gösteren kardeşler sıklıkla suçluluk duyarlar. Fakat bu tepkiler ebeveynlerin gösterdiği suçluk duygularından farklıdır. Kardeşlerin suçluluk duyguları engelli kardeşleri hakkında olumsuz duygulardan kaynaklanabilir ya da engelli kardeşine kötü davranmanın bir sonucu olabilir.
  4. Keder;Çocuklar zihinsel engelli kardeşleri için keder duyarlar. Onların bu kederleri sıklıkla ebeveynlerinin üzüntüsünü yansıtır.
  5. Korku;Normal gelişim gösteren çocuklar aynı zamanda korkuyla karşılaşırlar. Onlar gelecekte kendilerinin ya da çocuklarının zihinsel engelli olabileceğinden korkarlar. Ayrıca ileride engelli kardeşinin tüm bakım sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalabilecekleri endişesini duyarlar.
  6. Utanma ve Sıkıntı;Engelli kardeşi olan normal gelişim gösteren çocukların sıklıkla yaşadıkları duygusal durumlardır. Çocuk engelli kardeşinden utanabilir, onunla birlikte gezmekten ve görünmekten sıkılabilir. Araştırmacılar sıkıntının derecesinin engelin derecesi, engelli çocuk ve kardeşinin yaşıyla ilişkili olduğunu ileri sürmektedirler.

Reddetme; Normal gelişim gösteren çocuklar engelli kardeşlerini reddedebilirler. Genellikle reddetme, kardeşin durumundan dolayı sevgi ve ilgi göstermeme şeklinde görülebilir.

Yaşanan tüm bu duygusal ve davranışsal tepkiler, kardeşten kardeşe değişiklik göstermektedir. Bu konuda yapılan araştırmalar kardeşlerin tepkilerinin olumludan olumsuza doğru geniş bir alana yayıldığını göstermektedir. Engelli kardeşin duygusal etkisi mutlaka zarar verici değildir. Aslında birçok ailede herhangi bir engeli olmayan çocuklar bile birbirlerine karşı olumsuz duygular hissedebilirler. Lawenius, engelli kardeşi olan çocukların aile dinamikleri ile ilişkili yoğun baskılara maruz kalmaları nedeniyle bir dizi davranışlar gösterdiklerini ve bu karşı davranışların, çocukların engelli kardeşlerini anlamaya, onun engeli ile başa çıkmaya veya engelli çocuğun yaşamını daha iyi hale getirmek için ebeveynlerinin kendilerinden beklediklerini yapmaya çalıştıklarında meydana geldiğini belirtmektedir.

Çocuğun engelli bir kardeşi olmasından kaynaklanan bazı olumlu özelliklere de sahip olabileceği konusunda da birçok çalışma bulunmaktadır. Engelli bir kardeşle büyümek, normal gelişim gösteren çocuklarda bireysel farklılıklara ilişkin anlayış, duyarlılık, sorumluluk, yeterlik duygularıyla engelli kardeşin büyüme ve gelişimine katkıda bulunmaktan dolayı gurur duyma ve kendinden memnuniyet duygularının gelişimine katkıda bulunabilmektedir. Engelli bir kardeşle birlikte yaşamanın normal gelişim gösteren çocuklarda daha ilgili ve empatik olmayı ve de bireysel farklılıklara karşı daha hoşgörülü olmayı sağladığı vurgulanmaktadır. Engelli bir kardeşin bakım sorumluluğunu üstlenme normal gelişim gösteren kardeşin ebeveyn rollerini öğrenmesinde önemli bir sosyalleşme olanağı sağlamaktadır.

BURSA HAYAT ÖZEL EĞİTİM VE REHABİLİTASYON MERKEZİ 

İSRAFİL İBRAHİMOĞLU

ZİHİNSEL ENGELLİLER SINIF ÖĞRETMENİ

    Fenilketonüri  kalıtsal bir metabolik hastalıktır. Bu hastalıkla  doğan çocuklar proteinli gıdalarda bulunan fenilalanin isimli bir amino asiti metabolize edemezler. Sonuçta kanda ve diğer vücut sıvılarında artmış olan fenilalanin  ve onun artıkları çocuğun gelişmekte olan beyninde hasar yapar ve ileri derecede zihinsel özürlü olmasına ve sinir sistemini ilgilendiren daha birçok belirtinin ortaya çıkmasına neden olur. Fenilketonüri hastalığı kalıtımla geçer.

    Fenilketonüri kalıtsal bir hastalıktır. Fenilketonürili çocuğun anne ve babasında fenilalanin hidroksilaz enzimi yapımında sorumlu biri normal diğeri bozuk iki gen vardır. Anne ve babasından bozuk genleri alan bir çocuk fenilketonüri hastalığı ile doğmaktadır. Anne ve baba taşıyıcı olduğunda her çocuğun fenilketonürili olma olasılığı % 25 gibi yüksek değerlere ulaşır.

    Ülkemizde fenilketonüri  sıklığı;

   071212-F-6244S-092 Fenilketonüri Amerika ve birçok Avrupa ülkesinde her 10.000 – 30.000 yeni doğanda bir görülmesine karşın ülkemizde 3000 – 4500 yenidoğandan birinde görülmektedir. Türkiye fenilketonüri hastalığının en sık görüldüğü ülkelerden biridir. Her yıl ülkemizde 300 – 400 çocuk bu hastalıkla doğmaktadır.

    Hayatın ilk birkaç ayı içerisinde fenilketonüri hastalığı olan bebekleri sağlıklı bebeklerden ayıran özellikler fark edilmeyebilir. Ancak tedavi edilemeyen fenilketonürili çocuklarda 5. – 6. aylardan sonra zekadaki gerileme belirgin hale gelir. Akranlarından farklı olarak oturma, yürüme ve konuşma gibi becerileri kazanamazlar. Beyin gelişimleri normal olmadığından başları da küçük kalır. Bazı fenilketonürili çocukların saç ve gözleri anne ve babalarınkine göre daha açık renkli olabilir.

    Fenilketonüri hastalığı yenidoğan döneminde tanımlanabilir

    Fenilketonüri hastalığı yenidoğan döneminde bebeğin topuğundan alınan bir damla kanın incelenmesi ile teşhis edilebilir. Bu nedenle fenilketonüri hastalığı ile doğan bebeğin beyni etkilenmeden erken olarak tanımlanması ve  diyet tedavisine alınması çok önemlidir. Diğer gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizdede  yenidoğanları  kapsayan fenilketonüri taraması uygulanmaktadır.

    Fenilketonüri tedavi edilebilir mi?

    Erken teşhis edildiğinde fenilketonüri tedavi edilebilen bir hastalıktır.

    Kaynak;

    www.metvak.com/fenilketonueri-nedir.html

    İŞİTME ENGELİ NEDİR ?

    İşitme Kaybı: Bireyin işitme duyarlılığının onun gelişim, uyum özellikle de iletişimdeki görevlerini yeterince yerine getirememe halidir.

    İşitme Engeli: İşitme engeli; işitme kaybının getirmiş olduğu iletişim sorunlarının oluşturduğu bir engel durumudur. İşitmesinin tamamını ya da bir kısmını kaybetmiş  kişileri işitme kayıplı olarak tanımlayabiliriz. Doğuştan ya da sonradan olması, sözel dili öğrenmeden önce veya öğrendikten sonra olması gibi etmenler işitme kayıplı bireyin sözel dili kazanımında önemli bir etken olmuştur.

    İşitme testi sonucunda belli bir bireyin aldığı sonuçlar kabul edilen normal işitme eşiklerinden belirli derecede farklı olup, bu kaybın derecesi bireyin dil edinmesine ve eğitimine engelleyici derecede ise işitme engelinin varlığından söz edilir.

    İşitme Engelliler: İşitme engelinden dolayı özel eğitimi gerektiren kişilerdir.

    İşitme Engelinin Nedenleri

       İşitme engeli vakalarının %95’inin doğum öncesinde, doğumda veya çocuk dili kazanmadan önce, %5’inin ise çocuk dili kazandıktan sonra oluştuğu bilinmektedir.

İşitme engelinin nedenlerini doğum öncesi, doğum anı ve doğum sonrası olarak sınıflandırabiliriz.

     isitme_engelli_cocuklar_bursa

İşitme Kaybının Nedenlerini Bilmenin Yararları

    *Özrün oluş zamanı hakkında bilgi verir.

    * Başka özürler getirip getirmediği hakkında ipucu verir.

    * Nedenin doğru olarak değerlendirilmesi sorunun medikal ve eğitsel alanlarda ortaklaşa olarak gerekli olan işlemlerin yapılmasına temel oluşturur.

    Çocuklarda İşitmezlik Oluşturan Risk Faktörleri

    *Çocuğun ailesinde işitme engelli olması.

    *Annenin hamilelikte kızamıkçık olması.

    *Annenin hamilelikte ya da doğum sırasında geçirdiği enfeksiyonlar.

    *Hamilelikte zehirlenme ya da toksit ilaç kullanımı.

    *KBB’ de formasyon bozukluğu, kulak kepçesi ya da kulak kanalına ilişkin anormallikler.

   *Bebeğin 1500 gr.’dan az doğmuş olması.

    *Yüksek düzeyde bilirubin seviyesinin olması.

    *Doğum sonrası sarılık nedeniyle kan değişimi.

    *Menenjit hastalığı geçirmesi.

    *Yeni doğanda toksit ilaç kullanımı.

    *Doğum sırasında ya da sonrasında ciddi solunum güçlüğü ya da solunum kaybı geçirmesi.

    Not: Bu kategorideki çocukların odyolojik değerlendirmeye alınması, doğumdan itibaren 2 ay içerisinde ve bazı durumlarda doğuştan olmayıp sonradan ortaya çıkabileceği düşünülerek periyodik aralıklarla çocuk izlenmelidir.

       İşitme Engelinin Türleri

       Birincil duyular olarak bilinen işitme ve görme kayıplarının kişinin iletişimi ve uyumu da birincil düzeyde etkileyeceği kesindir.

       İşitme engelli olmak işitme sürecinde herhangi bir aşamada işitme algısının gerçekleşmemesi durumudur. İnsanın işitme sınırları(16-20.000 titreşim arası )içindeki sesler aşağıdaki çeşitli işitme kayıplarından dolayı duyulmamaktadır.

    Sağırlık; Gerekli tedavi ve düzeltmeler yapıldıktan sonra işitmenin anadilini konuşmayı olağan yollardan öğrenmeyi etkileyecek kadar fazla olması durumudur. Sağırlık doğum öncesi, doğum anı ve doğum sonrası nedenlerden oluşabilir. Bu durumdaki kişide bu yüzden özel eğitimi gerektiren sağırdır.(Özsoy Y;Özel eğitime giriş)

    Ağır İşitme; Gerekli düzeltmeler yapıldıktan sora iyi işiten kulağındaki işitme kayıpları olağan yollardan anadilini öğrenmesini ağırlaştıracak derecede olma durumudur.(Özsoy Y;Özel eğitime giriş)

    İletimsel İşitme Özürü; Sesin iletilmesi sırasında iletim kanallarından birinde engellenmesi durumudur. Örneğin; kulak zarının, kulak içi organların hastalanmadan veya anatomik bozuklukları işitmeyi engelleyebilir.

    Duyusal-Sinirsel İşitme Özürü; iç kulakta daha çok sinir sisteminin beyne ulaşması engellendiği için ortaya çıkan işitme özürüdür.

    Merkezi İşitme Özürü; Bütün organ ve sistemler normal çalışır ancak beyinde işitme algısı oluşmuyorsa buna merkezi işitme özürü adı verilmektedir.

    Psikojenik İşitme Özürü; Bazı nörotik rahatsızlıklarda görülen eskiden histeri olarak adlandırılan rahatsızlıktır. Geri dönüşümü vardır fakat bazen uzun süreli olabilir.

    Fonksiyonel İşitme Özürü; Sesle ilgili bir problemin olmamasına karşın sesin beyinde yorumlanamaması ile oluşan işitme özürüdür.

    İşitme engelliler nasıl iletişim kurabilirler?

    Dudak Okuma yöntemi:

    İşitme engelliler dudak okuma yöntemiyle konuşabilen insanlarla iletişim kurabilirler. Dudağınızın hareketini izleyerek dediklerinizi anlayabilirler.

    Sesler  %40  oranında görsel olarak algılanabilir. Dolayısıyla dudak okuma tahmine dayalı bir iletişim yöntemidir. Konuştuklarınızdan anlaşılan kelimeler yardımıyla ne demek istediklerinizi anlamaya çalışmak her zaman sağlıklı bir iletişim yöntemi olmadığından mümkünse kolayca anlaşılır bir dille konuşmanızda fayda vardır.

    Dudak okuyan bireylerle iletişime geçerken dikkat etmek gereken unsurlarda bazıları:

   Konuşmaya başlamadan önce işitme engelli bireyi tanımaya çalışın, konuşmalarını rahatlıkla anlayıp anlayamadığını test ediniz. Konuşurken de işitme  bireyin size baktığından emin olun

    İşitme engelliler işitme dereceleri ne olursa olsun sizi seslendiğinizde duymayabilir. O yüzden, elinizle omzuna hafifçe dokunmak gibi yöntemleri kullanabilirsiniz.  .Cihaz kullanan bir işitme kayıplının, cihazı taktığında işitmesinin normal duyan birisi gibi tam olmayacağını lütfen unutmayın. Hiçbir işitme cihazı norma duyan bir kulak yerine geçemez

 .Konuşmaya başladığınız anda yüzünüzün özellikle dudağınızın işitme engelli bireyin görebileceği bir konumda olmasına dikkat ediniz.Ağır işiten bireyler için mümkünse gürültüsüz ortamlarda konuşmayı deneyin. Çünkü bazı bireyler sadece dudak okuyarak değil aynı zamanda da sizi duymaya  çalışarak anlayabilirler.

    Konuştuğunuzda ortamın aydınlık olduğuna dikkat ediniz.

    Konuşmanızı ve dudağınızın görünmesini engelleyen durumlardan kaçınınız. Yemek yerken konuştuğunuzda dudağınızın hareketi değiştiğinden sizi anlamakta zorlanabilirler. Sakal Bıyık ya da dudağınızı kapatan unsurları mümkünse ortadan kaldırınız.

    İşitemiyor diye yüksek sesle konuşmayı denemeyiniz. Kesinlikle bağırmayınız. Kısık sesle de konuşmayınız. Normal tonda normal konuşma seviyesinden biraz yavaş konuşmayı deneyiniz. Ama hiçbir zaman heceleyerek konuşmayınız.

    Dudak okumanın kolay bir iletişim yöntemi olmadığını unutmayınız. Çünkü bazı harfler dudaktan görülmez. İşitme engelli bir bireyin dudaktan okuyarak anlayamadığı bir kelime ya da cümleyi anlamanı değiştirmeden başka bir kelime ya da cümle kullanarak anlatmayı deneyiniz.Mümkünse yüz ifadelerinizi etkili kullanın. Çünkü mimikler ve yüz ifadeleri dudak okumayı kolaylaştırır.

    Her şeyden önce sabırlı ve anlayışlı olunuz. İletişiminizin çok iyi olması için birbirinize alışmanız gerekmektedir.

    İşaret Dili:

    El hareketleriyle ve yüz ifadeleriyle oluşturulmuş kendisine özgü bir dil bilgisi olan bir dildir. Her ulusun kendine ait bir işaret dili vardır. Jestlerden farklı olarak kendine özgü kalıplaşmış işaretler içermektedir. Bazı işaretler simgesel (ikonik) olmakla beraber bazı işaretler kesinlikle simgesel değildir.

    İşitme engeli bireylerle iletişim kurarken dikkat edilecek hususlar:

    İşitme engeli görünmez bir engel olduğu için işitme engelli bireyler için engel iletişimde başlamaktadır. Bir bireyin işitme engelli olduğunu konuştuğunuzda fark edebilirsiniz.

    İşitme engelli bir bireyin konuşmalarını anlamıyorsanız,  tekrar sorabilirsiniz. Anlayamama durumunun devamı halinde işitme engelli bireyden dediklerini yazmasını rica edebilirsiniz. (Unutulmaması gereken bir hatırlatma, konuşmakta zorlanan ve genelde işaret dili kullanan bireylerin ana dili işaret dili olduğunu göz önüne alırsak, Türkçe dil bilgisinden haberdar olmama ihtimali vardır ve dolayısıyla yazıyla iletişim kurduğunuzda basit cümlelerle kendinizi ifade ermeye çalışın.) Kesinlikle beni anlamıyor ya da dediklerinden bir şey anlamıyorum diye onunla iletişiminizi hemen kesmeyin. İşitme engelli bireylerin duygularını incitmiş olursunuz.

    Türk İşaret Dili öğreten kurslara gitmenizde fayda vardır. Türk İşaret Dilinin alfabesini kullanarak kendinizi ifade etmeye çalışabilirsiniz ancak parmakla işaretleme işitme engellilerin kullandıkları Türk İşaret Dilinin yerini hiçbir zaman tutamaz.

    Dudak okuyabilen ve konuşmaları anlaşılır olan işitme engelli bireyler için durum işitmeyen bireylerden farklıdır. Bu tip engelliler hem işaret dili hem de Türkçe kullanıyor ya da işaret dili bilmiyor olabilir.

    ►►  ANA BABALAR UNUTMAYIN Çocukların dil gelişimi 2 ile 5 yaş arasında olmaktadır. Dolayısıyla işitme engelli çocuğunuz  varsa kesinlikle gereğinden fazla ilgi göstererek çocuğunuzun tercih ettiği dilde konuşmalısınız.

Kaynaklar:

www.tiu.org.tr/turkce/content/view/44/81/

 mebk12.meb.gov.tr/meb_iys…/43/…/isitme-engeli-nedir_109823.html

Düzenleyen:

Rehber Öğretmen

Filiz AKDEMİR

Özel Hayat Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi

Bizimle hayatta yalnız değilsiniz..

Tüm bireyler çeşitli özellikleri açısından birbirinden farklılık göstermektedir. Bazıları daha kolay ve hızlı ,bazıları daha geç ve güç öğrenir. Öyle farklılıklar vardır ki,bireyin yaşam işlevlerini etkiler. İşte bu bireyler özel eğitim gerektiren bireylerdir.

Özel Hayat eğitim ve rehabilitasyon Merkezi olarak Bursa`da rehabilitasyon merkezleri arasında kendimize temeli, farklı ve bireye özgü eğitim programlarına dayanan uzman kadromuzla hazırladığımız eğitimler ile farklı bir model oluşturarak sağlam bir yer edindiğimizi düşünüyoruz.

Çocuğunuzun yaşıtlarından farklı olduğunu öğrendiğinizde, uzun bir süre bocalar, kabullenemez reddeder kendinizi suçlar ve umutsuzluğa kapılırsınız. Oysa şimdi çocuğunuza daha fazla nasıl yardım edebileceğinizi düşünmelisiniz. Önce erken tanı için çaba göstermeli, çoçuğunuzun farklılığı adlandırıldıktan sonra eğitim ve hizmetleri için yoğunlaşmalısınız.

Rehabilitasyon Merkezi Bursa

Hiç Bir zaman geç değildir.

Kurumumuzda özel gereksinimli bireylere akademik destek eğitimi verilirken, bir yandan da onları kendi kendilerine yeter hale getirip toplumsal yaşama katmaya yönelik uygulamalar yapıyoruz.

Amaçlarımızı gerçekleştirmek için alanlarında uzman, gelişmelere ve yeniliklere açık ekip çalışması yapabilen, sosyal sorumluluk sahibi bir kadro kurduk. Hayat Özel Eğitim her zaman çocuklarımızı temel alan bir vizyon benimsemiştir. Bu vizyon çerçevesinde Bursa`da özel eğitim için son  gelişmeleri takip ederek değerli öğrencilerimize sunmayı ilke haline getirmiştir.

Bursa Rehabilitasyon Merkezleri 

Bursa`da alanında hizmet veren yaklaşık bir çok özel eğitim ve  rehabilitasyon merkezi bulunmaktadır. Artan  göçler ile nüfus sürekli olarak artmaktadır. Bursa`da artan nüfusun yanında istisnai bir durum oluşturan gerekli bilgilendirmenin tam anlamıyla yapılmamış olması Özel gereksinim gerektiren bireylerin eğitimi ile alakalı bilgilendirmenin yeteri kadar ulaşmadığı noktalar doğurmaktadır.

Bu duruma gerekli donanımı ve birikimi olmayan bir kaç girişimde eklendiğinde en önemli sorun ortaya çıkmaktadır. Ulaşılamamış bir kitle ve ulaşılmasına rağmen eksik bir hizmet alan diğer kitle…

Kurumumuz mümkün olduğunca bu sorunu  ortadan kaldırmak adına,

Bursa`da Rehabilitasyon Merkezlerinde

olması gereken uzman kadrosu ile, Özel gereksinimi olan bireylerin kas, dil, bilişsel, sosyal ve günlük yaşam beceri alanlarında bağımsız düzeye gelebilmeleri için özel eğitim ilkeleri doğrultusunda bireysel farklılıklara uygun eğitim ortamı hazırlayan, bireye özel materyal geliştiren ve yetersizlik alanlarına yönelik yeni programlar üreten markalaşmış bir özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi olmaktır.

Bursa`da özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri içinde tedavi gören çocuklar arasında down sendromu, otizm başta olmak üzere bir çok Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Hizmeti gerektiren rahatsızlığın tedavisi uygulanmaktadır. Fakat bazı ebeveynler bu yapılanma sürecinde çeşitli nedenlerden dolayı katılmamaktadır. Bunun önüne geçmek adına çalışmalarımız devam etmektedir.

Bursa`da ve Türkiye`de rehabilitasyon merkezleri seçerken velilerimizin dikkat etmesi gereken noktalar hakkında bilgi almak için tıklayınız…