Yazılar

ERGEN VE ANNE-BABA İLİŞKİSİ

       ergenusAnne-babalar çocuklarını ilk kucaklarına aldıkları andan itibaren, onların iyi yetiştirmek ve güzel bir gelecek hazırlama çabası içine girer. Doğal olarak her anne-babanın çocuğu ile ilgili hayalleri ve beklentileri vardır. Ailenin beklentileri çocuğun ihtiyaçları, istekleri ve beklentilerinin önüne geçtiğinde hayat zorlaşır. Zamanla anne-baba ve çocuk arasında çatışmalar yaşanmaya başlar. Çocuk daha küçük yaşta iken başlayan çatışma, çocuğun ergenlik döneminde şiddetlenir ve önem kazanır. Anne-baba ve ergen arasında çatışmalar tatsız ama kaçınılmazdır.

       Ergenlerin birbirine çok benzeyen temel davranış biçimleri vardır. Başkaldırma, asileşme aileden kopma olarak nitelendirilmemelidir. Ergenin büyüdüğünü göstermek için güç gösterisidir. Karmaşık duygular içerisinde olan ergen, bir yandan büyümek için sabırsızlanırken henüz çocuksu davranışlarından sıyrılamamıştır. Ergenler, kimsenin kendini anlamadığını, herkesin ona karşı olduğunu düşünür. Kuruntuludur, incir çekirdeğini doldurmayacak konuları problem yapar. Süse ve giyime meraklıdır. Saatlerce ayna karşısından ayrılmazlar. Boyu, kilosu, görünüşü aşırı önem kazanır. Çabuk sinirlenir, üzülür, bağırır. Sevinçleri abartılıdır. Bu değişimlerin normal olduğunu kabul etmeli anlayış ve sabır göstererek sorunların üstesinden gelmeye çalışılmalıdır. Ergen eğer sizinle çatışmıyor, her dediğinizi yapıyor, bedense gelişimi ve görünüşü ile ilgisizse asıl problem budur. Çünkü ergen fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan bir değişim içerisindedir ve bu süreçte yaşanan çatışmalar yaşanması gereken normal durumlardır.

      Burada esas görev anne-babalara düşer. Anne-babaların çocukları için kaygılanmaları, onları korumaya çalışmaları çok normal, gerektiğinde müdahale etmeleri çok önemlidir. Bunları yaparken ölçülü olmak gerekir. Çocuklar her ne kadar büyümek, gelişmek için aileye bağlı olsalar da, farklı ilgi, ihtiyaç ve istekleri olan, kendi kişiliği olan farklı bir birey olduğu gerçeğini kabullenmek oldukça önemlidir.

ERGENLİK DÖNEMİNDEKİ ÇOCUĞU ANLAMAK

      Ergen ne kadar rahat ve aileden uzak görünse de, anne-babayı kendinden uzaklaştırmaya çalışsa da hala anne-babanın dikkat ve özenine, ilgisine ihtiyaç duyar. Buna ihtiyaçları yokmuş gibi tavırlarının sizi yanıltmasına izin vermeyin. Bazen anne-babalar çocuklarına arkadaş gibi yaklaşmaya çalışsa da, ergen anne-babasının arkadaş olmasını istemez. Ergen ‘‘ Onlar anne-baba olarak kalsınlar, ama bize uzak, otoriter olmasınlar. Birçok konuyu onlara açabilelim. Konuştuğumuzda bizi dinlesinler, sözümüzü kesmesinler ve ya bu ne biçim davranış, ne biçim düşünce, nasıl yaparsın gibi tepkilerle bizi soğutmasınlar’’ ister. Bu durum da ev, ergen için çatışmaların ortaya çıktığı bir yer olarak görülmeye başlayabilir.

      ergenlik_bursaKendi gelecekleriyle ilgili konularda okul, meslek, arkadaş seçimlerinde aşırı müdahaleden hoşlanmazlar. Seçimleri üzerine konuşulup tartışılabileceğini ama baskı, dayatmadan kaçınılmasını isterler. Ergen bağımsızlık arayışı içindedir. Kendi seçimlerini yapmak, kendi yaşamını düzenlemek ve bunları kendi başına yapmak istemektedir. Bu dönemde anne- baba idol olma niteliklerini kaybeder ‘‘Anne-babam nereden bilecek, onların dönemi eskide kaldı. Ben daha iyi bilirim’’ düşüncesi yer alır. Ergen davranışları ile ben sizden farklıyım, sizin olmamı istediğiniz kişi değil, kendi istediğim kişi olmak istiyorum mesajı vermektedir.

Yaşadıklarını anlamak ve kendini dinlemek için yalnız kalma gereksinimleri vardır. Sürekli dış görünümleri, bedenlerindeki değişimler ve yaşadıkları farklı düşünce ve duygularla meşguldürler. Bazen kendilerine güvensizlikten, bazen de bedenlerinin nasıl geliştiğini merak ettiklerinden bazı şeyleri kendi başlarına çözümlemek ve bir düzene koymak isterler. Kendilerini tanıma çabası içerisinde, yalnız olmadıklarını bilmek ve anlayışla yaklaşan, destek olan anne-babaya güvenmek ister.

ERGENLERİN  ANNE-BABADAN  BEKLENTİLERİ

  • Sevgi beklerler. Sevildiğini hissetmek isterler.
  • Kendilerini dinlemenizi,
  • Mahremiyet ve özel yaşamlarına saygı gösterilmesini,
  • Tartışılan konunun uzatılmamasını,
  • Anne-baba tarafında sürekli eleştirilmemek,
  • Dağınık olduğunun söylenmemesini,
  • Aşırı nasihat edilmemesini,
  • Üstlerine çok düşülmemesini,
  • Anne-babanın her şeyi öğrenmek için ısrar etmemelerini,
  • Ders başarısının sürekli eleştirilmesi yerine, belli aralıklarla okula gelip öğretmenlerle durumları hakkında görüşülmesini,
  • Başkalarıyla (kardeş, arkadaş, komşu çocuğu vb.) kıyaslanmamak,
  • Giyim kuşamlarına aşırı müdahalede bulunulmamasını,
  • Aileyi ilgilendiren bazı konularda onlarında fikirlerini alarak önem ve değer verildiğini hissetmek,
  • Ailelerin kendileri için yaptıkları fedakarlıkları ( maddi, manevi) başlarına kakmamalarını,
  • Arkadaşlarıyla olan ilişkilerine aşırı müdahale edilmemesini,
  • Kendi gelecekleriyle ilgili konularda onların istek ve fikirlerinin dikkate alınmasını,
  • Anne- babalarının arkadaş gibi olmalarını istemezler.

ANNE- BABANIN ERGENE YAKLAŞIMI

     Ergenlerin beklentileri olduğu gibi anne-babalar da en az onlar kadar beklenti içindedirler. Çatışma durumunda iki tarafında ihtiyaçları gözetilmeli, saygı duyulmalıdır, ortak bir çözüm bulunmalıdır. Duygular çok yoğunken ( çok üzgün, sinirli, kızgınken) çatışmaları çözmek mümkün olmaz. Sakinleşmeyi ve her iki tarafında uygun olduğu zamanı bekleyin. Konuşmak için yorgunluğun, uykusuzluğun, açlığın ve diğer ihtiyaçların giderildiği zamanlar seçilmelidir. Sizi dinlemeye hazır olduğu zaman, rahatsız olduğunuz konuyu açıkça paylaşın. Sözlerinize eleştirerek, küçümseyerek, suçlayarak başlamayın. Bunun yerine ( Beni çok üzüyorsun yerine- ben çok üzülüyorum) ben ile başlayan cümleler kurun. Sizi üzen olaya odaklanın, daha önce yaşadığınız benzer olaylardan bahsetmeyin. Geçmişi gündeme getirmenin faydadan çok zararı olur. Konuşma aralarında, çocuklarınızın olumlu özelliklerinden de bahsedin. Sürekli açık olun, gerçek duygu ve düşüncelerinizi yansıtın. Güvenin ve güven kazanın, karşı tarafın ihtiyaçlarına saygı gösterin. Sorunları açık bir şekilde tanımlayın. Çocuklarınız konuşurken başka işlerle meşgul olmayıp, onlarla göz teması kurarak ve içtenlikle dinleyin. Birlikte çözüm üretmeye çalışın. Önce onun önerilerini alın ve önerilerini küçümsemeyin, yargılamayın. İki taraf içinde uygun olmayan önerileri birlikte eleyin. Alınan kararın nasıl uygulanacağını ayrıntılı olarak konuşun. Herkesin üstlenmesi gereken sorumlulukları dile getirin. Çıkabilecek sorunları tartışın, önlemleri hakkında konuşun. İlişkilerinizde tutarlı, kararlı fakat esneklik payı bırakın. Çatışma durumunda ısrarlara karşı pes etmeyin kararlı olun.

       Ergenler hata yapabilir, önemli olan bu durumda bizlerin doğru davranabilmesidir. Asla tepkisel davranmayın. Sakin ve sabırlı olun. Çocuğunuz size öfkeyle bağırıyorsa ‘‘ bu davranışı kimden öğrendi’’ diye sormalısınız. Onu sakinleşince dinleyebileceğinizi söyleyin. Sakinleştikten sonra onu dinleyin, onu anladığınızı gösterdikten sonra kendi duygularınızı paylaşın.

      Bazı durumlarda ergen konuşmak istemez. Yapacağınız telkinler, öğütler onun için anlamsız ve boş gelecektir. ‘‘ Konuşmak istersen ben her zaman buradayım ve seni dinlemek isterim’’ demeniz yeterlidir.

      Çocuklar bütün beklentilerin üzerine yöneltildiği, aşırı korunan, her dediği yapılan, aşırı övgü kendilerini oldukları gibi görmelerini engeller. Anne-babanın iyi bir gözlemci olması çocuğunun ilgi ve yeteneklerini iyi gözlemlemesi gerek. Kendi güçlü ve güçsüz yanlarını, doğru ve yanlışlarını fark etmesi, kendini tanıyabilmesi hangi durumlarda ne yapıp, ne yapmayacağını bilmesi önemlidir.

      Anne-babaların ergenle doğru iletişim kurabilmesi çatışmaların olmayacağı anlamına gelmez. Doğru iletişim, ergenlik süreci içerisinde oluşabilecek olumsuzlukları en aza indirgemiş, önlemiş olur. Ergenlik süreci sonunda kendini tanıyan, öz güven sahibi, başarılı bir genç olarak hayata geçmesine destek ve yardımcı olur. Bazen anne-baba olarak ne kadar çabalansa da, ergenin olumsuz davranışlarının önüne geçilemez, bir türlü iletişim kurulamayabilir. Bu durumda yardım almaktan çekinilmemelidir.

HAYAT ÖZEL EĞİTİM VE REHABİLİTASYON MERKEZİ

 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM ÖĞRETMENİ

HAYRİYE TÜRKÜCÜ

ÇOCUKLARDA GELİŞİM

    Gelişim; zihinsel, bilişsel , dil, duygusal, psikomotor, ahalk, cinsel gelişim yönünden meydana gelen büyüme ve olgunlaşmadır. Beslenme, güven, sevgi vs. konularda yeteri kadarını alamayan çocuklarda gelişim, olması gerektiği kadar gerçekleşmez. Bu sebeple yukarıda saydığımız her alan için, çocuğun gelişim dönemlerine uygun olarak önerilerimiz olacaktır.

    Gelişim Dönemleri Şunlardır:

Doğum Öncesi Dönem

  • Bebeklik Dönemi ( 0- 3 ) Yaş
  • Okul Öncesi Dönemi ( 3-6 ) Yaş
  • Çocukluk Dönemi (6- 12 ) Yaş
  • Erken Ergenlik Dönemi(12 – 14 ) Yaş
  • Ergenlik Dönemi ( 14 – 18 ) Yaş

    DOĞUM ÖNCESİ DÖNEM

    Annenin, sigara , allkol, aşırı ilaç kullanımı, stres vb. olumsuzluk oluşturacak durumlardan uzak durması gerekir. Ağır kaldırmamak, ani hareketlerden kaçınmak, moral olarak kendisini iyi hissedecek ortamlarda bulunmak da doğum öncesinde anne adayının faydasına olacaktır.

    BEBEKLİK DÖNEMİ ( 0-3 YAŞ )

    BİLİŞSEL GELİŞME

    cocuk-gelisimi_bursa Bu dönemdeki bebeklerin beyin gelişimi devam etmektedir. Bilişsel gelişimi destekleyici oyuncaklar, oyunlar kullanılmalıdır. 5 duyu organını kullanabileceği, dikkatini çeken ve dikkatini toplayan uyaranlar verilmelidir. Kendi bedenini tanıması için uygun şartlar oluşturulmalıdır. Örneğin ayna karşısında kendisini görmesi sağlanmalıdır. 0-3 döneminde çocuklar buldukları nesneleri ağızlarına götürme eğilimindedirler. Bu yolla çevreyi keşfetme sürecini yaşarlar. O sebeple , çevresinde bulunan hatta üzerinde bulunan boncuk, iğne vb. şeylere dikkat etmek gerekir. Ayrıca,bebeğiniz bu dönemde bir merak dönemi içerisinde olacaktır. Yürümeye başlamayla birlikte çevresini keşfetmek için yerinde durmadan gördüğü her nesneye dokunmak, ona bakmak isteyecektir. Bir önerimiz de, ne kadar da yorulacak olsanız, çocuğunuzun bu dönemini sağlıklı atlatabilmesi için, onu oturtup  ya da dikkatini dağıtıp başka şeylerle uğraşmasını sağlamak yerine ona yol gösteren olup, merakını gidermesi için yardımcı olmanızdır. Şöyle ki; çocuk sizin elinizde bir kitap gördü. Kitabı aldınız sayfalarını çevirdiniz, çocuğunuz meraklı gözlerle size bakıyor. Ve muhtemelen biraz sonra kitabı elinizden almaya çalışacaktır. İşte o an çocuğu kitaptan uzaklaştırmak yerine onunla birlikte kitaba dokunmanız, sayfalarını çevirmeniz, içindeki resimlere bakmanız çocuğun bilişsel gelişimi açısından son derece faydalı olacaktır. Aksi takdirde, uzmanların görüşü, çocuğun dikkatini dağıtmaya çalıştığınız her an, çocukta dikkat dağınıklığı meydana gelebilecektir. Bu şekilde çocuk çevresini tam ve doğru olarak, sizin eşliğinizde tanımaya başlayacak, doğru düşünce tutumları sergileyecek hem de güven ,aidiyet, sevgi hususunda doyuma ulaştığını hissedecektir. Unutulmamalıdır ki 0-4 yaş arası yaş grubundaki çocuklar için merak dönemi ve bu dönemin sağlıklı yaşanması çok mühimdir.

    PSİKOMOTOR GELİŞİM

    Öncelikle büyük kaslarını kullanacaktır.Örneğin bir topu önce el ve kollarıyla bütün olarak tutup yuvarlayacaktır, sonraki dönemde ise küçük kas gelişimi devam ettikçe,topu el ve el parmaklarıyla tutup yuvarlamaya başlayacaktır. Büyük ve küçük kas gelişimi için önerimiz, bu dönem çocukları için önemli olan şey, yapabilecekleri şeyleri kontrolünüz altında kendisine bırakmanızdır. Yine çocuğunuzun sizi görmediği bir yere geçip seslendikten sonra, sesinize tepki verip vermediğini gözlemleyiniz. Eğer defalarca ismini söylemenize rağmen, hiçbir tepki vermiyorsa, bir uzmana başvurmanız faydalı olacaktır. Konuşurken gözlerinize bakıp bakmadığına ya da ne kadar süre boyunca bakabildiğine dikkat ediniz. Eğer göz kontağı kurmada sıkıntı yaşıyorsa ya da çok kısa süre bakabiliyorsa yine bir uzmana başvurmanız faydalı olacaktır.

    DİL GELİŞİMİ

    Çocuğunuza zaman ayırın. Onunla konuşun. Siz şarkı söyleyin o da eşlik etsin. Tekerlemeler söyleyin. Nesneleri elinizde tutun ve isimlerini söyleyin. Daha sonra ona söyletin. Bildiği zaman ödüllendirin;öpün, sarılın, alkışlayın. Bu hem çocuk için bir oyun olacak, hem de dil gelişimine olumlu etkisi olacaktır. Unutulmaması gereken bir şey şudur ki, dil gelişimi bilişsel gelişimin göstergesidir. Bilişsel gelişimini destekleyeceğiniz her an dil gelişimine de katkısı olacaktır.

    ÖZBAKIM

    Bu dönemde çocuk kendi kıyafetlerini giymek isteyebilir, buna fırsat verilmelidir. Örneğin pantolonunu sizin desteğinizle giydikten sonra, bunu daha sonra tek başına denemek isteyecektir, o zaman motive edici sözler sözyleyerek ılımlı yaklaşarak destek olmanızda fayda olacaktır. Bu yaklaşımla çocuğun kendine olan güveni artacak,tüm bunlar problem çözme basamağına hazırlık olacaktır. Bu dönem tuvalet eğitiminin gerçekleştiği basamaktır. En büyük iş daha çok çocukla ilgilenen kişiye, genelde de anneye düşmektedir. Sabırla çocuğun yanında olunmalıdır. Tuvalet eğitimine başlandığı andan itibaren, bez kullanımı bırakılmalıdır.Belli zaman aralıklarıyla çocuk tuvalete götürülmelidir. Geceleri de bez kullanılmamalıdır. Ve aynı şekilde belli zamanlarda çocuk kaldırılıp tuvalete götürülülmelidir. Tuvalet becerisi kazanma sürecinde dikkat edilmesi gereken nokta, çocuğa asla fiziksel ve manevi baskı yapılmaması ve ufak bir başarıda hemen ödüllendirilmesidir. Bu ödül aferin gibi, öpmek gibi menevi değer taşıyan ödül de olabilir.Tuvalet eğitimine başlarken uzman bir kişiden destek almanız faydalı olacaktır.

    AHLAK GELİŞİMİ

   cocuk gelisimi Çocuğun ahlaki gelişimi için kritik dönemdir. Bu dönemde görev anne babaya düşmektedir.Çocuğun olumlu bir tutum geliştirebilmesi için , ebeveynin örnek davranışlar sergilemesi son derece önemlidir. Unutmamak gerekir ki 0-5 yaş arası karakter oluşumu için önemli bir yaş aralığıdır. Çocuğun yanında sergilenecek olan her davranış, karakterinin olumlu ya da olumsuz şekillenmesinde etkili olacaktır. Ve uzmanların bir uyarısı, çoğu ebeveynin çocuğun eğitimi için ödül ve ceza verilmesinden ziyade, bol geri dönüt yani açıklamanın daha doğru olacağıdır. Bu şekilde çocuk sadece cezadan kaçınmak ya da ödül almak için değil, içselleştirdiği için uygun davranışı gösterecektir.

    PSİKO-SEKSÜEL GELİŞİM

     Bu dönem çocuklarında emme refleksi önemlidir. Çocuğun dikkati ağız bölgesindedir. Birçok şeyi ağzına alma eğilimindedir. Bu dönemde çocuğun beslenme ihtiyacı iyi karşılanmalıdır. Çocuk acıktığında yeterli beslenme sağlanmalıdır. Yine tok iken de yemeye zorlanmamalıdır. Temel güven duygusu bu dönemde gerçekleştiği için, çocuk acıktığında, eğer zamanında doyurulmazsa güvensizlik oluşabilir. Yine fazla beslenme ile de baskı duygusu oluşabilir. Bu durumlara dikkat etmek gerekir.

    OKUL ÖNCESİ DÖNEM (3-6 YAŞ)

    BİLİŞSEL GELİŞİM;

    Henüz soyut kavramlar anlaşılmamıştır. Olayları somut olarak görerek idrak edebilirler. Hayal dünyaları geniştir. Bu hayallerini oyun yoluyla geliştirirler. Oyun anlarında, tehlikeli durumlar söz konusu olmadığı müddetçe, çocuklara müdehale etmemek gerekir.  Ayrıca, hayali oyun arkadaşları da olabilir. Hayali arkadaşına yemek yedirir, evcilik oynayabilir. Normal bir durumdur, ancak hayali arkadaşlığı uzun bir zamandır devam ederse,bir uzmana danışmakta fayda olacaktır. Bu dönem çocukları, hareket eden nesneleri canlı sanabilirler. Rüyalarında görüklerini gerçekten yaşamış gibi algılayabilirler. Böyle bir durumla karşılaştığınızda çocuğunuzun yalan söylediğini düşünebilirsiniz, fakat muhtemelen gördüğü rüyayı gerçekten yaşamış sayıyordur. Anlayışlı olun ve içinde bulunduğu durumu doğru değerlendirmeye çalışın. Mecaz sözcükleri anlayamazlar. Örneğim’kafam şişti’ dersiniz, çocuk gerçekten kafanızın şiştiğini düşünür ve kafanıza bakar. Daha çok somut ve mecaz içermeyen anlatımlarla olayları anlayabilirler. Korunum kazanımları henüz oluşmamıştır. Örneğin 5tl lik bir kağıt para ile birer tl lik madeni paradan hangisinin daha büyük para olduğunu sorduğunuzda çocuk bozuk para daha çok olduğu için onun miktraının daha büyük olduğunu söyleyecektir.

    DİL GELİŞİMİ;

    Bu dönem çocukları tam bir merak dönemi içerisindedirler. Etraflarındaki, hayallerindeki, gördükleri görmedikleri her şeyi merak ederler. Bu sebeple de çok fazla soru sorarlar. Doğru yöntem, çocukların meraklarını uygun bir şekilde gidermeye çalışmaktır. Çok soru sordukları için ‘ yeter artık, sus, kafam şişti’ gibi kırıcı sözler, çocuğun özgüveninin kırılmasına ve ileriki dönemlerde girişimlerde bulunamamasına, içekapanık bir birey olmasına yol açabilir. Bu sebeple çocuğun merakı kendi yaşına uygun cümlelerle açıklanmaya çalışılmalıdır. Yapılan bir hata da, ebeveynin sorulan soruyla ilgili yeterli bilgisinin olmamasına rağmen açıklama yapma girişiminde bulunmasıdır. Çocuk ileriki dönemlerde ebeveyninin aslında bilmediği bir konuyu açıkalamaya çalıştığını fark edecek ve bu özelliği, zor zamanlarında kullanacak şekilde rol model alabilecektir. Olumsuz bir davranış tutumu edinecektir. Bu yüzden ebeveynin bilmediği bir konuda açıklama yapmaya çalışmaması daha doğru bir yöntemdir. Yine bu dönemde,  çocuğun sosyal hayatındaki değişiklikler; örneğin yeni bir kardeşin gelmesi gibi durumlar ve 0-4 yaş aralığında bilişsel gelişimin dil gelişiminden daha hızlı gerçekleşmesi, çocuğun dil gelişiminde etkili olabilmektedir. Bilişsel alandaki hızlı gelişme, dil gelişimini geri planda bırakabiliyor. Yani, çocuğun düşünme ve konuşma arasında geçen zaman farkından dolayı çocuklarda kekemelik oluşabilir. Düşünce hızlı bir şekilde meydana gelirken, yavaş olan dil gelişimi sebebiyle bu durum ortaya çıkabiliyor. Yine dil gelişiminde kritik olan 0- 4 yaş aralığında çocuğun yaşamış olduğu travmatik ya da derin duygu değişimine sebebiyet veren durumlar neticesinde de çocuklarda kekemelik gibi dil bozukluğu meydana gelebilir. Genellikle bu durum geçicidir. Sabırla çocuğun sözünü tamamlaması beklenmeli ve söyleyebilmesi için yüreklendirilmelidir. Eğer kekemelik ortalama 2-4 ay geçmesine rağmen devam ediyorsa bir uzmana başvurulmasında fayda olacaktır. Son olarak da, çocuğun yanında kelimeler doğru şekilde telaffuz edilmeli, kelime dağarcığının gelişmesi için çeşitli kitaplar okunmalı, şarkılar söylenmeli, çeşitli oyunlarla çaba sarfedilmelidir.

    PSİKO-SEKSÜEL GELİŞİM;

    Bu dönem, çocukların cinsel kimliğini tanımaya başladıkları dönemdir. Hem kendi cinsel kimliklerini, hem de karşı cinsin cinsel kimliğini merak eder, bu alana eğilirler. Yapılması gereken,  bu dönemin doğal bir dönem olduğunu kabul edin ve merakını kesinlikle cezalandırmayın. Uygun dille açıklamalar yapın.

    PSİKO-MOTOR GELİŞİM;

    Mümkün olduğu kadar özbakımını; giyisi giyme, fermuar açma, düğme ilikleme- açma; makasla kağıt kesme, kağıt yırtma, hamur yoğurma , kalem tutma ve kalemle çizme- yazma gibi kas gelişimini ve el-göz koordinasyonunu geliştiren etkinlikler yaptırın. Çöp atma, oda toplama, sofra kurma gibi sorumluluklar verin.

    AHLAK GELİŞİMİ;

    Bu dönemde ben merkezcilik ağır basar. Bencillik öne çıkabilir. Bu sebeple oyunlarda mızıkçılık çıkabilir. Önemli olan nokta, çocuğun empati yeteneğinin geliştirilmesi için çaba harcanmasıdır. Başkalarına karşı hassas davranacağı davranışlar edinmesi için yardımcı olun.Paylaşmayı, hoşgörüyü, özür dilemeyi ve affetmeyi öğretin, kötü söz söylememek gerektiğini ifade edin. Unutmamak gerekir ki, çocuk model olarak ebveynini alır. Bu sebeple önce kendi davranışlarımızı düzeltmeliyiz. Örneğin telefondan anneyi ya da babayı istediler. Siz de ‘evde yok de’ işareti yaptınız.Çocuğunuzu yalana teşvik ettiniz. Bu saatten sonra çocuğunuza yalan söylemenin zararlarını anlatsanız da etkisi olmayacaktır. Şimdi çocuktur anlamaz ne de olsa dediğiniz çocuk, son derece her şeyin farkındadır aslında. Büyüdüğü zaman söyleyeceği yalanların tohumunu aslında o, çocukken siz attınız fakat farkında değilsiniz. Dikkat edilmesi gereken önemli bir konudur.

    ÇOCUKLUK DÖNEMİ (6-12)YAŞ;

    BİLİŞSEL GELİŞİM;

    Bu dönem çocukları okul çocuklarıdır. Okuma yazmayı öğrenirler. Yavaş yavaş soyut kavramları anlarlar. Deyim ve atasözlerini kavrarlar. Korunum kazanımı gerçekleşmiştir. Yani artık 5 tl lik kağıt para ile 5 tane bir tl lik madeni paranın aynı miktar olduğunu kavrarlar. Soğuk esprileri çok severler bu dönemde. Örneğin; ‘saat kaç’ diye sorduğunuzda, ‘ayyy saatim kaçtı’ gibi soğuk esprileri, sizi bıktırana kadar yaparlar. Ben  merkezcilikten yavaş yavaş uzaklaşır, grup oyunlarında ya da grup çalışmalarında daha uyumlu olurlar. Zıt kavramları anlayabilirler. Arkadaşlarıyla oyun  ya da bir arada olma onlar için anlamlı olacaktır. Onların oyunlarına ya da ortamlarına çok fazla müdehale etmeden, dışarıdan gözlemci olarak kontrol edebilirsiniz.

    PSİKO-SEKSÜEL DÖNEM;

    Bu dönemde çocuklar kendi cinslerinden bireylerle daha çok bir arada olmayı tercih ederler. Bir önceki dönemde karşı cinsiyete meyil varken, kendisinin ve karşı cinsin cinsel kimliğini tanımaya çalışırken, şimdi tersi bir durum söz konusur. Okulda ya da mahallede kızlar kendi aralarında, erkekler kendi aralarında gruplaşırlar. Okul sıralarında genelde hemcinsler bir aradadırlar. Bu durum çocuk ve ebveyn ilişkisine de yansır.Çocuk kız ise annesine, erkek ise babasına daha da çok yaklaşmak isteyecektir. Onları rol model alacaktır. Tavsiyemiz, her dönemde olduğu gibi bu dönemde de davranışlarınızla çocuğa örnek olmanızdır. Ayrıca her ne kadar kendi cinslerinden ebevyne yaklaşıyor olsalar da karşı cins ebeveyne karşı  olumsuz tutum edinmemek adına, ilişkileri sıcak tutmakta fayda vardır.Baba kızını sevgiyle kucaklamaya, anne oğlunu sevgiyle kucaklamaya devam etmesi gerekir. Ve anne- babanın birbirine sevgi ve saygı çerçevesinde davranması gerekmektedir. Aksi halde annesine karşı asi olan baba,kız çocuğu tarafından öcü gibi algılanacak;yine annesi tarafından babasına karşı asi olan anne de oğlan çocuğunun gözünde öcü haline bürünecektir.Bu dönemde ebeveynlerin birbirleriyle huzur içinde geçinmeleri çocukların ruhsal gelişimleri açısından önemlidir.

    PSİKO-MOTOR BECERİLER;

    Büyük kas ve küçük kas gelişimi çok ilerlemiştir. El-göz koordinasyonu iyi durumdadır. Bu dönem çocuklarının herhangibir spor dalı ile ilgilenmesi için rehberlik edilmelidir.

    SOSYAL- DUYGUSAL GELİŞİM;

    Okul dönemi çocuklarında başarıya karşı başarısızlık duygusu gelişebilir. Ebeveynlerin , çocukların dersleri konusunda fazla baskı yapmaması gerekir. Düşük not geldiğinde ise, yine çocuğunuzun bir dahaki sefere daha çok çalışarak daha iyi neticeler alabileceğine inandığınızı belli edin. Aksi halde çocuk başarısızlık udygusuyla aşağılık kompleksine kapılabilir ve içe kapanık bir hale gelebilir. Daha çok okul başarısı odaklıdırlar. Yapılan en büyük hata diğer çocuklarla başarısını ve kendisini kıyaslamak olacaktır. O zaman çocuk, kendini değersiz hissedecek, okuldan soğuyacak daha da başarısız olacaktır. ‘Elinden geleni yap, gerisini düşünme’ gibi telkin edici sözler söyleyin. Ona güvendiğinizi belli edin ve her ne olursa olsun çocuğunuzun her zaman yanında olduğunuzu söyleyin.

    AHLAK GELİŞİMİ;

    Bu dönemde çocuk doğru ve yanlışı anlamaya çalışır. Var olan düzene uyum sağlamaya ve kurallara uymaya eğilimlidir. Milli değerlere verilen önemi, vatan – millet sevgisini, örf-adet ve geleneksel değerleri içselleştirmeye başlar. Aidiyet duygusunu hissetmeye başlar. Önemli olan bu dönemde, çocuğun vicdani yönünü geliştirici olumlu tutumlar geliştirmesine yarımcı olmaktır. Anne baba arasındaki tutarlı davranışlar da çocuğun bu dönemi sağlıklıl atlatmasına yardımcı olacaktır. Siz doğru model olduğunuz sürece , çocuğunuz da sizin izinizden gidecek ve doğru bir insan olma çabasına girecektir.

    DİL GELİŞİMİ;

    Artık kendini rahatlıkla ifade edebilecek durumdadır. Ebeveyn olarak çocuğunuzla güzel ortamlar oluşturarak sohbet etmeye çalışın. Örneğin, mısır patlatıp birlikte sinema eşliğinde yiyerek eğlenceli vakit geçirin.Dikkat; bu geçirilen vakitler bir sonraki sancılı  geçebilecek dönem olan ergenlik dönemi için güzel bir hazırlık  olacaktır.

    ERGENLİK DÖNEMİ;

    Bu dönem erken ergenlik ve ergenlik dönemi olarak da ikiye ayrılmaktadır. Biz burada ergen bir bireyin gerek fizyolojik gerek duygusal gerek psiko-seksüel, gerek bilişsel gelişimi sürecinde nasıl davranmamız gerektiğini genel olarak anlatacağız.

    Çocuk bir aile ortamında büyür. Bu aile ortamı çocuğun bilişsel,duygusal,fiziksel vs. gelişiminin temellerinin atıldığı bir ortamdır. Genetik faktörlerin bireylerin davranışlarında etkisi ise düşünüldüğünden çok daha fazla etkilidir. Fakat bunların hiçbirinin,  tek başına davranışlarımızda etkisi vardır diyemeyiz. Hepsi birlikte ‘birey’i oluşturur. Ergenlik dönemi ise genellikle ailelerin çocuklarından en fazla şikayetçi oldukları dönem olabilmektedir. Genelde söz dinlememe, asilik, anne- babayla iletişim kurmama, daha çok arkadaşlarıyla vakit geçirme, söylenilenlerin bir kulağından girip bir kulağından çıkması , madde bağımlılığı gibi problemlerden yakınılmaktadır. Evet aslında doğru. Bu tür problemler daha çok çok ergenlik dönemiyle birlikte ortaya çıkar. Fakat acaba bunların tek sorumlusu çocuk mudur? Acaba ergenlik dönemine kadar geçen zamanda ebeveyn olarak bizler nasıl davranışlar sergiledik? Örnek rol model olabildik mi ? Yerlere çöp atma dedik de sonra biz sözümüzde durduk mu? Televizyonu az izle dedik de acaba bu kurala biz uyduk mu? Arkadaşlarınla kavga etmeyeceksin bir daha diye bağırırken, acaba eşimizle onun gözü önünde kavga ettiğimizi unuttuk mu? Ve daha pek çok şey. Uzman Pedagog Adem Güneş bu dönemi şöyle anlatır: ‘Bir fidan vardır elinizde. Bu fidana küçük bir çizik attınız. Daha sonra bu fidan büyüdü, koca gövdeli bir ağaç oldu. Küçük bir çizik, gövde büyüdükçe açılır,koca bir yarık olur.’ İşte çocukların dünyası da aynen böyledir. Çocuklar ve aslında bizler tek başımıza büyümüyoruz. Bizleri yetiştiren anne- babalarımız, anane, nine, dedelerimiz,akrabalarımız vardır. İçinde yetiştiğimiz, gelenek göreneklerimiz vardır. İşte küçükken fidana attığınız bir sıyrık büyüdüğünde koca bir yarık olacaktır. Eğer o fidana kalp şeklinde bir sıyrık atarsanız da , koca gövdesinde koca bir kalp taşıyacaktır. Bu noktada belirtmek istediğimiz, çocuğumuzun davranışlarından önce kendimizi sorgulamamızdır. İşe buradan başlarsak sorunun kaynağına ulaşabiliriz.

    Şikayetlerden biri oğlum/kızımla çatışma içindeyim. Söylediklerimi dinlemiyor, hep bir kavga ortamı var.Ne yapmalıyım? Böyle bir durumda çatışmanın kaynağını bulmak gerekir. Her şeyden öce ergenlik dönemindeki gencin duygularını bilmekte fayda vardır. Bu dönemin içindeki kişi, anne babasıyla konuşurken nasihat edilmekten hiç hoşlanmaz. Annesinin ya da babasının  konuşurken, nasihat edeceğini düşünüp, dinlemeden çıkıp gitmek ister ya da bunu çatışmaya dönüştürebilirler. Böyle bir durumda tavsiyemiz, ergen çocuğunuzla sıcak bir sohbet ortamı oluşturup, onun karşısına geçip,sadece siz konuşmadan, hatta daha çok kendisini dinleyerek dünyasında nelerin gizli kaldığını öğrenmeye çalışabilrisiniz. Çocuğunuz sizin samimi olduğunuzu anlayınca zaten içini dökecektir. Öyle ki belki de kendinizin hatalı olduğunuzu göreceksiniz.Böyle bir durumda da özür dilemekten çekinmeyin. Hatta kendiniz konuşma esnasında da söyleyebilirsiniz: ‘Belki ben de hatta yapmış olabilirim bu güne kadar. Seni üzmüş olabilirim’ gibi gönül alıcı sözlerle çocuğunuzu yüreklendirebilirsiniz. Konuşurkenki tavrınız, çocuğunuzun karakterine yönelik bir eleştiri değil, davranışına yönelik bir eleştiri şeklinde olsun; ‘Senin kapıyı çarpıp gitmen beni üzüyor, tabii ben de üzerine çok gelmiş olabilirim’ şeklindeki bir yaklaşım ortamın daha samimi olmasında etkili olacaktır.

    Bir diğer şikayet, internet alışkanlığı ile ilgili. Bilgisayar başından geç kalkmalar, kalk dendiğinde hala oturmalar da ebeveynleri üzen bir konu. Öncelikle şunu söylemeliyiz ki, bilgisayar, çocuğun odasında ya da gizli saklı yerlerde değil, ortak kullanım alanı olan herhangibir yerde durmalıdır. Böylece çocuğun ne tür programlara girip çıktığını görme ve takip edebilme şansınız olacaktır. Bu noktada fidan örneğimize geri dönmek isterim. Çocukla, eğer zamanında güzel diyaloglar kurulamadıysa, çocuk sizi istediği zaman, sizin işiniz çıktıysa, anne babadan almak istediği sevgiyi yeteri kadar alamadıysa, çocuk ilgiyi de sevgiyi de, takdiri de sanal ortamdan bulacağı için onu tercih edecektir. Çünkü oynadığı oyunda başarılı oldu mu, takdir ediliyor,  olumsuz hiçbir şeyle karşılaşmıyor, her şeyi istediği gibi yönlendirebiliyor, başarılı oldu mu ödüllendiriliyor vs. Baktığımızda aslında her şeyin temelden geldiğini görebiliyoruz. Bu noktada yapılması gereken şey; yine de çocuğu yalnız bırakmadan, kaliteli vakit geçirmeniz için ortam sağlamaktır. Yine hatalı olabileceğinizi ve bunun için özür dileyebileceğinizi çocuğunuza çekinmeden söyleyin.

    Madde bağımlılığı ise son dönemlerde çok gündeme gelen bir konu. Ortamlarda rahatlıkla ve düşük bir fiyatla satılması ve bu dönem çocuklarının merakı ve arkadaş çevresi gibi etkenler, ergenlerin daha çok maddeye bağlanmasına sebep olabiliyor. Yapılması gereken şey, çocuğunuzun arkadaş çevresini bilmeniz ve uzaktan gözlemlemenizdir. Olumsuz bir durumda ise yetkililere haber vermenizdir. Çocuğunuz ile daha güzel bir iletişim içerisinde olursanız, bu tür tehlilekelerden uzak duracaktır . Ya da hata dahi yapsa bu hatasını düzeltmek isteyecektir. Bu noktada çocuğunuza her zamankinden daha çok destek olmanız, her zamankinden daha çok yakınlık göstermeniz faydalı olacaktır

    Aslında , görülen odur ki, çocuklarımızın davranışlarında anne-babaların tutumları çok önemlidir. İnanıyoruz ki ‘sevgi’ çocuğun aileye bağlanmasında, kendisine ve çevresine sevgi vermesinde, olumlu bakma yeteneği kazanmasında, empati yapmasında son derece önemli bir yaklaşımdır. Her şeyin ilacıdır diyebiliriz. Sevgiyle yetişen çocuk, sevgi dolu olacaktır. Güven verecek ve insanlara güven duyacaktır. Arkaşlarını ve ailesini bilecektir. Doğru insan olmaya çalışacaktır. İşte çocuklar bir hamurdu ve şeklini aslında siz verdiniz. Ve şimdi hamura aslında çok da fazla söz söyleme hakkımız yok. Öyle değil mi? Ama yine de çok geç değil. Her insan her yaşta sevilmeye ihtiyaç duyar. Sevginizi vermekten asla kaçınmayın ve her şeye yeniden başlayın. Bizim size önereceğimiz ilaç ‘SEVGİ’ olacaktır. Kalbinize bakmanız yeterli. Bunu orada bulacaksınız.!

Özel Bursa Hayat Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi

Filiz Akdemir

Rehber Öğretmen