Yazılar

Samsung, otizmli çocukların hayatlarını iyileştirmek amacıyla geliştirdiği yeni uygulaması Look At Me‘yi tanıttı. Uygulama, otizmli çocukların iletişim becerilerini geliştirerek, çevreleri ile daha sağlıklı iletişim kurmalarına yardımcı olmayı amaçlıyor.

Otizmli çocukların genellikle insanlarla göz teması kurma konusunda zorlandıkları biliniyor. Bu da ileride otizmli bireylerin sosyal yaşamlarını etkileyebilecek bir sorun olarak öne çıkıyor. Araştırmalara göre, otizmli çocuklar akıllı cihazlarla etkileşimden hoşlanıyor. Samsung da bu verilerden hareketle, Seul Ulusal Üniversitesi ve Yonsei Üniversitesi profesörleriyle bir araya gelerek, “Look At Me” uygulamasını geliştirdi. Uygulamanın gelişim sürecinde, 20 çocuk üzerinde 8 hafta boyunca süren ortak bir klinik çalışma gerçekleştirdi.

Uygulamayı kullanan çocuklar, cihazın kamera fonksiyonu aracılığıyla karşılarındaki kişinin duygu durumunu anlayabiliyor ve yüzleri hatırlayabiliyor. Uygulamada bulunan yedi farklı eğlenceli ve etkileşimli görev çocukların ilgisini canlı tutarken, uygulamaya yerleştirilen ödül-puan sistemi ile sesli ve görsel efektler çocukların motivasyonunu artırıyor. Her bir görev, gün içinde yaklaşık 15-20 dakikada tamamlanabiliyor.

Uygulamayı değerlendiren Yonsei Üniversitesi’nden Profesör Kyong-Mee Chung, araştırmaya katılan çocukların yüzde 60’ının göz teması konusunda iyileşme kaydettiğini dile getirdi. Chung, uygulama sayesinde otizmli çocukların mutluluk, şaşkınlık ve korku gibi farklı duygulara ilişkin algı ve ifadelerini geliştirme fırsatı bulacağını belirtti.

Galaxy S5, Galaxy S4, Galaxy S3, Galaxy Note 4, Galaxy Note 3, Galaxy Note 2, Galaxy Zoom 2, Galaxy Zoom ve Galaxy Tab S model akıllı cihazlarla uyumlu olan Look At Me uygulamasını Google Play’denindirebilirsiniz.

Kaynak :

ABD Ankara Büyükelçiliği tarafından desteklenen; Tohum Otizm Vakfı tarafından gerçekleştirilen “Tablet Bilgisayarım Benim İçin Konuşuyor” projesi, teknolojik gelişmelerin otizmli bireylerin eğitiminde nasıl kullanıldığı ve Türkiye’de kullanılabilecek uygulamaların neler olabileceği sorularından yola çıkılarak hazırlanmıştır. Projede otizmli çocuklara yönelik ilk Türkçe iPad uygulaması geliştirilmiştir. Türkiye’de otizmli çocukların eğitiminde teknoloji kullanımının arttırılması ve eğitim sistemine dahil edilmesi amacı ile Tohum Otizm Vakfı Özel Eğitim Okulu ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi Engelliler Araştırma Enstitüsü öğretmen/öğretim elemanları ve yüksek lisans öğrencilerinin işbirliği ile bir yıl içinde sürdürülen çalışmalar ile gerçekleştirilmiştir.
Uygulama; iletişim, etkinlik çizelgesi, nesne ismi öğrenme ve beceri öğrenmeyi kapsayan 4 bölümden oluşmaktadır.
Otizmli çocukların eğitiminde Türkiye’de bir ilk olan türkçe “Tohum” isimli  iPad uygulaması  6 Kasım 2013 itibariyle Apple Store’da ücretsiz olarak kullanıma sunulmuştur. Ücretsiz yüklemek için Apple Store’da Tohum veya Otizm yazarak aratabilirsiniz. Uygulamaya https://itunes.apple.com/us/app/tohum/id730654859?mt=8 adresinden de ulaşılabilir.
İletişim bölümünde çocuğun evde, okulda ve serbest zamanında  isteyebileceği yiyecek/içecekler, yapmak isteyeceği aktiviteler, hissettiği duygular gibi 6 farklı kategori yer almaktadır. Örneğin çocuk meyve suyu içmek istiyorsa, “içecekler” kategorisinden meyve suyunun fotoğrafına dokunacaktır ve tabletten “meyve suyu” sesi çıkacaktır.
Beceri öğrenme bölümü; özbakım, sosyal beceriler, mutfak ve ev ve iletişim  bölümlerini kapsamaktadır.  Beceriler video ve resimli anlatımlarla öğretilmektedir.
Nesne ismi öğrenme bölümünde ise toplam 80 adet nesne ev eşyaları, giysiler, taşıtlar gibi 8 farklı kategori altında toplanmıştır. Çocuğunuz öğrenmesi gereken en temel nesneleri bu bölümde çalışarak öğrenebilir.  Örnek olarak elmanın öğretilmesi için çocuğa zorluk seviyesine göre iki veya üç farklı nesne resmi gösterilip sesli olarak “hangisi elma?” sorusu sorulmakta ve çocuğun elma imajına dokunması beklenmektedir. Öğretim ipuculu veya ipucusuz olarak yapılabilmektedir. Bu bölümde kişiselleştirme özelliği mevcuttur: Nesnelerin öğretimi bittikçe, öğretmek istediğiniz yeni nesnelerin fotoğrafını çekip isimlerini bu bölüme ekleyebilirsiniz.
Otizmli çocukların günlük etkinliklerini kendi başlarına yapmalarına yardımcı olan etkinlik çizelgesi, dördüncü ve son bölümü oluşturmaktadır. Etkinlik çizelgesi, parka gitmek, müzik dinlemek, oyun oynamak gibi etkinlikleri içermektedir. Bu bölümde de kişiselleştirme özelliği vardır, yani farklı etkinlikleri anlatan fotoğraf veya imajlar çizelgeye eklenebilmektedir.
Bu eğitici ve renkli uygulamadan daha fazla otizmli çocuğun yararlanması için yaygınlaştırma konusunda hepinizin desteklerini bekliyoruz. Uygulamayı ücretsiz yüklemek için Apple Store’da Tohum veya Otizm yazarak aratabilirsiniz. Uygulamayahttps://itunes.apple.com/us/app/tohum/id730654859?mt=8 adresinden de ulaşılabilirsiniz.

    Aile, toplumun en küçük birimidir. Çekirdek aile; anne, baba ve çocuklardan oluşurken geniş aile; büyükanne, büyükbaba, anne, baba ve çocuklar ile ailenin diğer fertlerinden oluşmaktadır. İster geniş ailede olsun, ister çekirdek ailede olsun, çocuk , bir ailenin vazgeçilmez isteklerindendir. Ve verilen karar sonrası çocuk sahibi olunur.

    Her ailenin çocuk sahibi olmaya karar verdiği andan itibaren en çok istediği şey, sağlıklı bir evlatlarının olmasıdır. Fakat bu durum bazen gerçekleşmez. Ve doğan çocuğun farklı sebeplerle özel gereksinime ihtiyaç duyduğu anlaşılır. Bu saatten sonra en önemli şey, çocuğun durumunu iyi anlamak ve neye ihtiyacı olduğunu bir plan dahilinde belirleyip gerekli adımları atmak olacaktır. Ve ebeveyne düşen en önemli görev de bu özel ve güzel çocuğa en güzel şekilde destek olmaktır.

    Çoğu ebeveyn, çocuğunun bu dünyada yalnız kalmasını istemez. Ve ona yoldaş olarak,  bir kardeş daha düşünür. Özel gereksinimi olan çocukların ebeveynlerinde ise artı bir düşünce daha ortaya çıkar. Kendilerine bir şey olduğu takdirde, özel gereksinimi olan çocuğa, ona, yakın birisinin bakabileceği düşüncesidir. Bu da anne- babaya göre kardeştir. Hem, sağlıklı bir çocuklarının olması isteği, hem de özel gereksinimi olan diğer çocukları için destek birine duyulan ihtiyaç neticesinde ikinci çocuk da doğar. İşte asıl hikaye de burada başlar.

    En baştaki ebeveynin düşüncesindeki ‘ kardeşinin bakımına destek olsun’ diye dünyaya getirilen çocuğun hayatı yavaş yavaş özel gereksinimli kardeşi olur. Çocuk küçük yaştan itibaren, abisinin ya da ablasının ihtiyacını gidermekle meşgul olur. Çoğu zamanını ona ayırmak zorunda kalır. Burada dikkat edilmesi gereken bir konu, zorunluluktur. Kardeşi elbetteki abisini / ablasını sevmektedir. Ancak onun bakımını üstlenme zorunluluğu, şartlı bir sevgiye dönüşebilmektedir. Kardeş, baktığı kardeşinin ona muhtaç olduğunu düşünür ve merhamet ederek bakımını üstlenir. Oysa koşulsuz sevgi bu değildir. Zaten duygusal anlamda karmaşa yaşayan bu kardeş için bir de yanlış ebeveyn tutumu eklenince işler bazen de çıkmaza girer.

    Yapılan bir araştırmada, intihar eden çocukların / gençlerin büyük oranda engelli bireylerin kardeşleri olduğu ortaya konulmuştur. Peki neden bunlar yaşanmaktadır ?

    Özel gereksinimli çocuğu olan ebeveyn, önce bu durumu kabullenmeyecek, kendini suçlayacak, tedavi yöntemleri araştıracak, sonuç itibariyle durumu kabullenerek yoluna devam edecektir. İkinci çocukları da doğan anne – baba, bu iki çocuğu büyütürken bazen, özel gereksinimi olan çocuğunun özel durumundan dolayı önceliği ona verebilmektedir. Örneğin; ikisinin de kazağa ihtiyacı varken öncelik, özel gereksinimli çocuğun olabilmektedir. Bu durumda diğer çocuk içten içten anne babasına kızacak, hatta hayatını kendisine adadığı kardeşine de gizliden kin duyabilecektir. Bu durum uzun yıllar devam ettiği için de, çıkar yol bulamayan ve anne babasından bir manevi doyum alamayan çocuk kendi hayatına son vermeyi düşünebilmektedir.

    Bir örnek verelim. Zihinsel engeli bulunan ve tuvalet ihtiyacını kendisi gideremeyen bir erkek çocuğu ve kendisini abisinin bakımına adayan kız kardeşi. Abi, 13, kızkardeş, 11 yaşında olsun. İkisi de ergenlik döneminde. Ve bu kız çocuğunun,  abisini tuvalete götürüp getirirken karşılaştığı manzarayı düşünelim. Dönemi itibariyle bu, onun için ağır bir sorumluluk olacaktır. Ergenlik dönemindeki bu kız çocuğu, henüz tanık olmaması gerektiği şeyleri görmekte bu da minik yüreğine ağır gelmektedir.Bu dönemde çocuklar için arkadaşlarıyla vakit geçirmek önemliyken, kız çocuğu abisinin bakımıyla ilgilenmektedir. Bundan mutluluk duymakta fakat, kendi hayatından da taviz vermektedir. Hem anne- baba sevgisi ve ilgisinden mahrum kalmakta, hem de sosyal hayattan kendini soyutlamaktadır.

    Son olarak, her çocuk özeldir ve her çocuğun anne babasının sevgisine ihtiyacı vardır. Bunu en iyi şekilde tüm çocukların yaşaması gerekmektedir. Baba güven veren, anne merhamet edendir. Bu duygulardan mahrum kalan çocuğun psikolojisi ise sağlıklı olmayacaktır. Daha çok diğer çocukla ilgilenildiği için kardeş, bu kez ilgiyi ve sevgiyi başka yerlerde ve yanlış kişilerde arayacaktır. Yanlış şeyler yapacaktır. Bir çocuğa fazla ilgi ve sevgi gösterirken, diğer çocuğu kaybetmek an meselesidir. Bu yüzden anne babaların, durumu kabullenip, her bir çocuğa aynı seviyede sevgi göstermesi gerekmektedir. Bunu her bir çocuğa hissettirmelidirler. Özel durumlarda  yapılacak işbölümü ise aile içindeki iletişimi güçlendirecek, zorunlu bir sevgi değil, kabullenilmiş doğal, samimi bir sevgi bağı oluşturacaktır.  Özel gereksinimi olmayan çocuğun başarısı takdir edilmeli, kardeşiyle zorunlu zaman değil, sevgi dolu zaman geçirmesi için şartlar oluşturulmalıdır. Aksi halde, sağlıklı olan çocuk kendini istenmeyen, sevilmeyen, sadece bakmak için dünyaya getirilmiş bir kişi olarak görecek ,öz güveni sarsılacak mutsuz olacaktır. Çocuğun dünyasını iyi anlamak ve onun kardeşi ve anne babası için büyük bir mutluluk kaynağı olduğunu hissettirmek ebeveynlere tavsiyemizdir.

Bursa Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi

Filiz Akdemir.

     Yaygın gelişimsel bozukluk, son yıllarda karşımıza fazlaca çıkmaktadır. Sebep olarak farklı kaynaklar, çeşitli nedenler öne sürmektedir. Peki nedir bu Yaygın Gelişimsel Bozukluk ?

Yaygın gelişimsel bozukluklar (YGB), sosyalleşme ve iletişim gibi çoklu temel fonksiyonların gelişmesinde gecikmeler içeren beş bozukluğu içeren bir tanı grubudur. En çok bilinen YGB otizmdir, diğer YGB’ler Rett sendromu, çocukluğun dezintegratif bozukluğu, Asperger sendromu, ve başka türlü adlandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluktur .Ebeveynler YGB belirtilerini bebeklikten itibaren farkedebilir ve bozuklukların ortaya çıkışı genellikle üç yaş civarındadır.

Otistik spektrum hastalıkları’ hangi alanlarda zorluğa neden olur

1-Sosyal beceriler: Bu çocukların karşılıklı sosyal becerilerinde belirgin sorunları vardır:

  • Başkaları ile yaşından beklenen düzeyde çoğunluğun kurduğu ilişkiyi sağlayamazlar.
  • Yalnız kalmaya eğilimlidirler,
  • İnsanlar ile göz teması, yüz ifadesi, vücut duruşu ve hareketlerini kullanarak ilişki kurmayabilirler.
  • Başkalarının dikkatini çekmek, ilgiyi paylaşmaya yönelik davranışları olmayabilir (oyuncağı parmakla işaret etmek ya da bulup getirmek gibi)
  • Başkaları kendileri ile konuşmak isteyince aldırmaz görünebilirler.
  • Sosyal ya da duygusal karşılıklılık yoktur. Başkalarının duygularını anlamakta ve kendi duygularını ifade etmede zorlanabilirler.
  • Bir başkası tarafından tutulmak ya sarılmayı istemezler. Sadece kendileri isteyince sarılabilirler.
  • Bazen başkaları ile ilgilenmeye istekli olabilirler; ama nasıl konuşulacağını, nasıl oynanacağını, kısacası başkaları ile nasıl ilişki kurulacağını bilmeyebilirler.

2-Konuşma, dil ve iletişim becerileri:yaygın_gelisimsel_bozukluk_downsendromu

  • Otistik spektrumdaki çocukların yaklaşık %40’ı tam olarak konuşamaz. Diğerlerinde kendisine söyleneni tekrarlama vardır. Bu esnada mimik ya da jestler ile yardımcı bir ifade biçimi de yoktur.

Konuşabilenlerde ise;

  • Bir konuda çok laf edebilirler ancak karşılıklı diyalogda zorlanabilirler. Çünkü başkalarını dinlemekte ve anlamakta güçlükleri vardır.
  • Mimik ve jestleri anlamlandırmada zorlukları olabilir.
  • Sözcük kapasiteleri kısıtlı ve basmakalıp olabilir
  • Zamir kullanımında hatalar olabilir; yani ‘ben’ yerine ‘sen’ derler veya tersi olur.
  • Sesleri düz ve monoton olabilir. Seslerini tonlamaları yani alçaltıp yükseltme, yumuşatıp sertleştirmeyi yapamayabilirler.
  • Konuşurken insanlara çok yaklaşabilirler. Bir konuya yapışıp uzun süre sıkıcı konuşmalar yapabilirler.

3-Sınırlı tekrarlanan basmakalıp davranışlar: 

  • Bazı özel alanlara yönelik aşırı ve yoğun ilgileri olabilir
  • İşlevsel olamaya bazı rutinlere ya da ritüellere çok sıkı bağlanabilirler.
  • Bazı hareketleri defalarca tekrarlayabilirler (elleri biribirine vurmak, kendi etrafında dönmek, ileri geri sallanmak gibi).
  • Koydukları eşyanın aynı yerde kalmasını isteyebilirler. Zihinsel esneklikleri farklı olduğu için günlük işlerin beyinlerinde bir sıralaması vardır ve bu sıra bozulursa çok huzursuz olabilirler.
  • Oyuncakların ya da başka cisimlerin bazı parçacıkları ile –özellikle ışıklı ve sesli- aşırı ilgilenebilirler

4-Taklit oyun becerileri:

Hayal gücüne dayalı ya da çevredeki insanlara yönelik taklit oyun kurmaları olmayabilir ya da çok kısıtlı kalabilir.

Başka Alanlarda Sorunları Var mıdır?

Evet. Yüksek oranda zeka geriliği (%75), epilepsi (%25), psikiyatrik (depresyon, kaygı bozukluğu gibi) ve davranış sorunları (yıkıcı davranışlar, dikkat eksikliği-hiperaktivite bozukluğu gibi) gibi vardır. Ayrıca bu çocukların %50’sinde, özellikle düşük zeka düzeyindekilerde, EEG anomalisi vardır.

Otizm başka nörolojik hastalıklarla beraber midir?

Evet. Az sayıda olguda otizm, epilepsi, zeka geriliği ve başka nörolojik bulguları olan hastalıklarla beraberdir. Tuberoskleroz, Angelman sendromu, Frajil X sendromu, bazı kromozom bozuklukları ve nadir metabolik hastalıklar gibi…

Otizimli olguların çoğunda ise alta yatan bir neden bulunamaz.

Nörolojik gelişimleri nasıl olur?

Diğer çocuklar motor, dil, sosyal ve bilişsel beceriler açısından oldukça benzer bir sıra düzeni içinde gelişmekle beraber, otistik çocuklarda gelişimin bu farklı alanları farklı hızlarda olur. Yürümeyi diğer çocuklarla aynı zamanda yaparken dil ve iletişim becerileri, taklit oyunları sağlıklı yaşıtlarından oldukça geri olabilir. Zor bir beceriyi kazanırken kolay olanı öğrenemeyebilirler. Bir yazıyı akıcı okur ama bir harfin tek başına sesini veremeyebilirler.  Bir beceriyi öğrenip sonra unutabilirler. Önce pek çok kelime söyleyip sonra tamamen konuşmayı bırakabilirler.

Sıklığı nedir?

Nadir olmayıp her 1000 kişiden 2-6’sı bu bozukluk kapsamında değerlendirilir. Erkeklerde daha sıktır. Tüm ülkelerde ve kültürlerde görülür.yaygin-gelisimsel-bozukluk-otizm

Otizm neden olur? Ailevi yatkınlık var mıdır?   

Hangi neden ya da nedenlerin otizmden sorumlu olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Çevresel ve genetik etkenlerin neden olduğu düşünülmektedir.

Kalıtımsal etkenler, diğer psikiyatrik hastalıklarla kıyaslandığında otizm oluşumunda daha önemlidir. Otizme kalıtsal eğilimin kuşaktan kuşağa nakledildiğini düşündürten pek çok bulgu vardır:

1- Otistik çocuğun 1. derece akrabalarında (anne-baba ve kardeşler) otizm görülme olasılığı 50-100 kat artar: Kardeşinde otizm varsa diğer çocukta otizm olma oranı %2, otizm dışında başka bir YGB oranı ise %3.6 ve toplam risk (herhangi bir YGB tablosu için) %5’dir.

2-Tek yumurta ikizlerinde kardeşte otizm varsa eşinde oran %36 olarak bildirilmiştir. 2. ve 3. derece akrabalarda ise risk % 0.1’e iner.

Bu bulgular otistik kişilerin akrabalarına genel topluma göre artmış bir eğilim olduğunu ve kalıtımında çok sayıda genin etkileştiğini düşündürtmektedir.

Ayrıca bu ailelerde sosyal iletişim güçlüğü, bilişsel, iletişim, dil, öğrenme ve yürütücü işlevlerde güçlüğü, kaygı, duygu durum bozuklukları olan birey sayısı genel toplumdan daha fazladır.

Çevresel (sonradan oluşan) etkenlerin yeri kesinleşmemiştir. Geçmişte inanıldığı gibi anne ve bana tutumunun bir neden olduğu görüşü ise artık kabul edilmemektedir.  Gebelik, doğum ile ilgili etkenler belki de kalıtımsal eğilimi olan ailelerde hastalığın görülmesini kolaylaştırmaktadır. Otistik fetusların doğum ile ilgili sorunlara daha çok maruz kalabildiği düşünülmektedir.

Ne zaman hekime başvuralım?

  • 12 aylık bebekte heceleme, parmak ile gösterme ya da hiçbir mimik ifadesi (baş-baş yapma gibi) yoksa
  • 16 aylık bebek hedefe yönelik anlamlı tek bir kelime söylemiyorsa
  • 24 aylık bebek kendiliğinden (tekrar şeklinde olmadan) 2 kelimelik cümle söylemiyorsa
  • Hangi yaşta olursa olsun kazanılmış dil ya da sosyal becerilerde kayıp varsa;

gelişimde bir sorun olduğu düşünülmelidir.

Tanı en erken ne zaman konur?

‘Yaygın gelişimsel bozukluk’ tanısı koyduracak bir laboratuar testi ya da radyolojik inceleme yoktur. Tanı tamamen çocuğun davranışları izlenerek konur. Ortalama 18 aydan itibaren göz teması, taklit oyunları, sözel ve sözel olmayan iletişi becerilerinde gerilik saptanabilir. Bazı anneler ilk bulguları 1 yaş civarında fark edebilmektedir.

ABD’de 1300 aileyi içeren bir çalışmada anne-babalar bir sorun olduğunu ortalama 18 ayda fark etmelerine ve 24 ayda hekime başvurmalarına karşın, ancak %10’unda ilk görüşmede tanı konulduğu gösterilmiştir. Ortalama tanı yaşı bu çalışmada 6 yaş olarak bildirilmiştir.

Zeka ve dil sorunları olmayan hafif olgularda (yüksek işlevli otizm ve Asperger sendromu gibi) ise tanı ergenlik hatta genç erişkinliğe dek konulamayabilir.

Bursa Özel Hayat Eğitim ve Özel Rehabilitasyon Merkezi 

Zihinsel Engelliler Sınıf Öğretmeni

 Melek DEMİRKOL

       Bursa Rehabilitasyon Merkezleri arasında azımsanmayacak kadar fazla otistik çocuğumuz var. Ülke genelinde de bu durum değişmiyor. Otizm ile ilgili kaynaklardan bazılarınız sizler için derledik..

Otizm, sosyal ve iletişim becerilerinin oluşmasını olumsuz yönde etkileyen bir gelişim bozukluğudur. Otizm genellikle yaşamın ilk 2 yılında ortaya çıkar. Otistik çocuklar genelde öğrenme zorluğu çekerler. Otistik çocukların büyük bir kısmında farklı seviyelerde zeka geriliği görülse de, zeka seviyeleri normal otistik çocuklar da vardır. Ancak genel zeka seviyeleri ne olursa olsun, otistik çocuklar çevrelerindeki dünyayı algılamakta ortak bir zorluk çekerler

    Bir annenin doğum sonrası çocuğunun (tüm özür grupları dahil olmak üzere) özürlü olma oranı %2’dir; otistik olması oranı ise %0.5′tir (eskiden bu oran 4/10.000 olarak değerlendirilirdi). Bir otistik çocuktan sonra, ikinci çocukta otizmin ortaya çıkması riski %3 tür. Otizm erkek çocuklarda kız çocuklarından 4 kat daha fazla görünmektedir. Her çocuktaki otistik belirtiler ve bunların seviyesi farklılık gösterebilir, bu nedenle otizmin seviyelerini kategorize etmek güçtür. Ayrıca, Asperger Sendromu ve Rett Sendromu olarak bilinen otizm formları da bulunmaktadır.

     Çocuğunuz neden farklı davranıyor? Otistik olabilir mi?  Her “tuhaf hareket eden çocuk” otistik midir?

    Her çocuğun sosyal etkileşim ve iletişim becerileri aynı hızda ve aynı düzeyde gelişmeyebilir. Bu süreçte çocuğun mizacı, zihinsel ve fiziksel gelişimi, çevreden gelen sosyal uyaranların yoğunluğu ve uygunluğu gibi birçok etken rol oynar. Bu etkileşim sonucunda kimi çocuklar yaşıtlarının çoğundan “farklı” ya da “tuhaf” olarak nitelenen ilişki tarzları ya da ilgi alanlarına sahip olabilirler. Elbette her “farklı” ya da “tuhaf” olan otistik değildir. Ancak çalışmalar ebeveynlerin, özellikle de annelerin “yolunda gitmeyen birşeyler var” hissinin % 80 olasılıkla doğru olduğunu göstermekte. Anne-babalar çocuklarındaki farklılığın onun zihinsel ya da bedensel gelişimini olumsuz etkilediğini, sosyal veya akademik alanlarda zorlanmasına neden olduğunu düşünüyorlarsa bir uzman görüşü almaları yerinde olur.

    Gelişim basamaklarına dikkat…

    İnsan yavrusu iletişim kurma ve sosyalleşme becerisi ve ihtiyacı ile doğar. Yaşamın daha ilk günlerinde bebek ile dış dünya arasında başlayan ilişki sürekli gelişir ve çeşitlenir. Sağlıklı gelişmekte olan 3 aylık bir bebek insan yüzüne ve sesine ilgi gösterir. 6 aylık bebek keyiflendiğini ya da rahatsız olduğunu yüzü ve bedeni ile ifade edebilir. 8-9. aylarda baş-baş yapabilir, el çırpabilir, heceleri tekrar ederek sesler çıkarabilir. 1 yaşında anne-baba diyebilir, işaret parmağı ile bir cismi gösterebilir, işaret edilen yere bakabilir. 2 yaşındaki bebek 2 kelimeli basit cümleler kurabilir, taklide dayalı oyunlar oynayabilir. Otistik bozuklukta bu gelişim basamaklarında aksama gözlenir. Bebek bu becerilerden bazılarını hiç geliştirememiş olabileceği gibi kimi durumlarda kazanılan becerilerde gerileme, kayıp gerçekleşebilir. Bebeğiniz 6 aylık olduğu halde sizi tanımıyor, gülümsemiyorsa; 1 yaşını geçtiği halde işaret ile göstermiyor, ce-e, fışfış kayıkçı gibi oyunları oynamıyor, anlamlı 1-2 kelime söylemiyor, adı ile seslenildiğinde bakmıyor, göz teması kurmuyorsa; 2 yaşını geçtiği halde oyuncaklarla amaca uygun şekilde (oyuncak bebeğe yemek yedirir gibi, uçağı uçurur gibi), taklide ve kurmacaya dayalı oyun oynamıyor, çevresinde olup bitenle ilgisiz görünüyor, bir ilişki ihtiyacı göstermiyorsa gelişim basamaklarında bir sorun yaşandığını düşünmek gerekir. Otistik bozukluğu olan çocuklarda bu gelişimsel aksamaya ek olarak anlamsız el çırpma, sallanma, dönme gibi tekrarlayıcı hareketler de gözlenebilir. Sık rastlanan belirtiler arasında gündelik rutinlerine katı biçimde bağlı olma, değişikliğe aşırı tepki gösterme, dokunma, ses, acı gibi duyusal uyaranlara çok az ya da çok fazla yanıt verme  sebepsiz gülme ve ağlama, kendi ellerini arka arkaya motor hareketlerle tekrar ettirme sayılabilir. Bu belirtilerden herhangi birinin çocuklarında bulunduğunu düşünen anne-babaların zaman geçirmeden bir uzmana başvurması önemli. Böylece gelişimdeki sorun ve derecesi belirlenebilir, durumun otistik bozukluğa işaret edip etmediği saptanabilir ve uygun tedavi seçenekleri oluşturulabilir. Otizm Bursa..

     Çocuk iletişim kurmakta zorlanıyorsa ya da bu gelişim süreci hiç başlamamışsa, akla gelecek diğer olasılıklar nedir?

    Doğumsal sağırlık ya da işitme azlığı, dili algılama ve sözel anlatım bozukluğu olarak tanımlanan konuşma bozukluğu, ağır ve tekrarlayıcı epileptik nöbetler, zeka geriliği gibi bazı gelişimsel, psikiyatrik ya da nörolojik durumlar dikkate alınması gereken olasılıklardandır. Ayrıca çocuğun yeterli ve uygun sosyal uyaranlar içeren bir ortamda bulunup bulunmadığının da değerlendirilmesi gerekir.

     Otistik çocukların, normal çocuklarla birlikte eğitim almaları (kaynaştırma eğitimi) önemli midir?

    otizmnedirBu sorunun çocukların hayatları üzerindeki yükünü hafifletmenin yollardan biri elbetteki onları sosyal hayatın olabildiğince içinde tutmak ve hakları olan eğitimi almalarını sağlamak. Bu açıdan kaynaştırma eğitiminin önemi büyük. Ancak otistik bozukluk tanısı almış bir çocuğun ilköğretimde ne tür bir programa dahil edileceği tıbbi olmaktan çok eğitsel bir karardır. Bu karar verilirken her bir çocuğun sorunun derecesi, zihinsel kapasitesi, güçlü ve zayıf yanları dikkate alınarak değerlendirilmesi ona en uygun seçeneğin oluşturulmasını kolaylaştırır. Bu süreçte okul, anne-baba ve çocuk psikiyatristinin işbirliği içinde olması gerekli.

     Otizm genetik mi? Genetik değilse, çevre faktörleri ve beslenme alışkanlıkları ne kadar etkiliyor?

    Otizmde kalıtımsal-genetik etkinin varlığını ortaya koyan çok sayıda çalışma var. Otistik çocukların kardeşlerinde otizm görülme oranı % 3- 8 arasında ki bu oran toplumdaki sıklığın oldukça üzerinde. Tek yumurta ikizlerinde ise bu oran % 60 – 90 arasında bildirilmekte. Otistik bozukluk tanısı almış çocukların ailelerinde içe kapanıklık, sosyal ilişkilerde güçlük ve dil gelişiminde sorunlar topluma kıyasla daha sık. Sorunun genetik temeline işaret eden bu bulgulara rağmen otizme neden olan mekanizma henüz tam olarak açıklığa kavuşturulmuş değil. Bazı genlerin etkisi üzerinde durulmakta ve bu alanda yoğun çalışmalar devam etmekte. Sosyal etkileşim ve iletişim işlevlerinde etkili olduğu düşünülen birden çok gen mevcut. Bunlardan herhangi birinde değil, birkaç gende birden var olan aksaklığın tabloyu oluşturduğu düşünülmekte.

    Çevresel faktörlerin etkisi ise oldukça tartışmalı bir konu. Aşıların, besinlerdeki katkı maddelerinin, , ağır metallerin, kozmetik ürünlerin,  etkisi üzerine çok söz söylenmekle birlikte böyle bir ilişkiyi gösteren bilimsel kanıt mevcut değildir

     Tedavi ve eğitim yaklaşımları nasıl olmalıdır?

    Tedavide amaçlanan, çocuğun yaşına uygun iletişim becerilerini geliştirmesini sağlamaktır. Bu amaçla sözel ve sözel olmayan iletişim becerilerini geliştirmeye yönelik özel eğitim programları, dil ve iletişim terapileri olabildiğince erken dönemde başlatılmalıdır. Ailenin, çocuğun iletişim tarzını kavramasına ve geliştirmesine yardımcı olacak eğitim ve destek sağlanmalıdır. Duyuların düzenlenmesine ve bedensel aktivitelere dayalı terapiler, dans ve müzik çalışmaları yararlı olabilmekte. Otizmle birlikte görülen davranış ve dikkat sorunları da yükü ağırlaştıran, eğitime uyumu ve katılımı bozabilen durumlar arasında. Bu sorunlara yönelik ilaç tedavilerinin olumlu etkilerini ortaya koyan çok sayıda bilimsel çalışma mevcut. Özetle erken tanı, zamanında ve uygun müdahale ve düzenli takip tedavi sonucunu etkileyen çok önemli faktörler.

    Otizmin belirtilerini ve otizmli bireylerde görülen belirgin davranışları kısaca sıralayacak olursak;

  •     Otistiklerde, etkilenme dereceleri değişse de, aşağıdaki ortak belirtiler görülür;
  •     Sosyal ilişkilerde güçlük
  •     Konuşma güçlüğü
  •    Sessiz iletişimde zorlanma
  •     Oyun oynama ve hayal gücünü kullanmada zorlanma
  •     Değişikliklere karşı tepki ve direnç gösterme

    Otizmin tipik özellikleri;

  •     Otistik Bir Çocuk,
  •     Başkalarına karşı ilgisizdir.
  •     Göz temasından kaçınır.
  •     Başkaları ile kendiliğinden iletişim kurmaz.
  •     İsteklerini bir yetişkinin ellerini kullanarak belirtir.
  •     Diğer çocuklarla oynamaz.
  •     Sürekli bir konu üzerinde konuşur.
  •     Sebepsiz şekilde ağlar, güler ve sebepsiz davranışlarda bulunur.
  •     Anlamsız sözleri üst üste tekrarlar.
  •     Nesneleri tutup sürekli döndürmekten hoşlanır.
  •     Değişikliklerden hoşlanmaz.
  •     Yaratıcılık gerektiren oyunları oynayamaz.
  •     Bazıları yaratıcılık gerektirmeyen bazı işleri oldukça hızlı ve iyi yapar.

Derleyen : Filiz AKDEMİR – Rehber Öğretmen 

 Özel Hayat Eğitim ve rehabilitasyon Merkezi 

Kaynaklar;

Dr. Yankı Yazgan,

Dr. Beril Taşkın, ODER