Yazılar

ISINDIRICI DRAMA

ETKİNLİK ADI : Ormandaki tuzaklar
YAŞ : 5–6
SÜREÇ : Tüm sınıf
B.A.D.A. AMAÇ : Verilen bir problem durumunu çözebilme
KAZANIM :Probleme çeşitli çözüm yolları söyleme
MATERYAL :Tuzak hazırlamak için ip, su birikintisi için mavi karton ve renkli fon kartonlarından hazırlanmış çiçekler.
Öğretmen daha önceden kartlara resimler hazırlamıştır. Bu resimler nesnenin nerede bulunduğunu gösteren şekildedir. Örneğin; köpeğin kulübenin içinde olması, vazonun masanın üstünde bulunması, tavuğun kümesin dışında olması vb. bu resimler büyük kartlara hazırlanır ve öğrencilere tek tek gösterilir. Öğrenciler resme bakarak varlıkların nesnelerin neresinde bulunduğunu söylerler. Nesnenin nerede bulunduğunu doğru söyleyen çocuk diğer arkadaşları tarafından alkışlanır. Etkinlik böyle devam eder daha sonra rahatlama çalışmalarına geçilir.

ESAS ÇALIŞMA

ETKİNLİK ADI : Nerede ?
B.A.D.A. AMAÇ : mekanda konum kavramıyla ilgili yönergeleri uygulayabilme
KAZANIM : nesnenin mekandaki konumunu doğru olarak söyleme(Altında üstünde, önünde arkasında, içinde dışında, sağında solunda , yakınında uzağında)
YAŞ :5–6
MATERYAL : Büyük boy kartlar

Öğretmen ‘Evet çocuklar şimdi ben Kral Aslanın yaşadığı ormana onu aramaya gidiyorum. (Bir tane aslan seçilir ve o bir köşede uyuyordur.)Benimle gelmek ister misiniz? Çok eğlenceli bir orman gezisi olacak. Yalnız çok dikkatli olmalıyız! Ormanda bazı tuzaklar olabilir! Bunlara çok dikkat etmeliyiz. Birde çok sessiz olmamız gerekiyor! Aslana yakalanmamaya dikkat edeceğiz. Haydi, şimdi sessizce beni takip edin bakalım. Öğretmen daha önceden sınıfın bir köşesine tuzaklar hazırlamıştır. Tuzakların hazırlanmış olduğu bölüm orman olarak kabul edilir. İlk tuzak bir su birikintisi. Öğretmen : ‘Heeee oda ne bir su birikintisi. Eyvah! Çocuklar bu bir tuzak olabilir bunu geçmek için ne yapabiliriz?’ Diye sorar. Çocuklar cevap verir: ‘üstünden atlayalım.’ Tüm sınıf üstünden atlayarak orman gezisine devam ederler. Biraz sonra karşılarına bir tuzak daha çıkar. Bu tuzağın sadece bir işareti vardır. Öğretmen bu tuzağı ip bağlayarak hazırlamıştır. Öğretmen çocuklara tekrar sorar: ‘Eyvah çocuklar yine bir tuzak daha. Şimdi bunu nasıl geçeceğiz?’ İp biraz yukarıdan bağlıdır. Çocuklar cevap verir: ‘İpin altından geçelim.’ Hepsi birden ipin altından geçerler. Ormanda geziye devam ederler. Derken… karşılarına güzel bir çiçek bahçesi çıkar. Öğretmenin hazırlamış olduğu renkli fon kartonlarla yapılmış olan çiçekler yerdedir. Hepsi birden çiçekleri toplarlar. Daha sonra aslana ulaşırlar. Aslan olan çocuk yerinde uyumuş numarası yapıyordur. Çocuklar çiçekleri toplarken ses çıkarmışlardır. Bu arada aslan uyanıp çocukları yakalamaya çalışır. Çocuklar aslana yakalanmamak için kaçarlar. Aslanın yakaladığı çocuk ebe olur. Bu sefer aslan yakalanan çocuk olur.

RAHATLAMA ÇALIŞMALARI

ETKİNLİK ADI : Kim aldı ? Nerede olabilir ?
YAŞ : 5–6
SÜREÇ : Tüm sınıf

Öğretmen bütün sınıfın gözlerini kapamasını ister. Söylediği şeyleri zihinlerinde canlandırmalarını ister. Öğretmen: ‘Çok dağınık bir odanız var ve siz bu odada en sevdiğiniz bir arkadaşınızla oyun oynuyorsunuz. Bazen oyuncakları eşyaların arasında kaybediyorsunuz. Şimdi de bir oyuncağınızı kaybettiniz. Acaba nerede olabilir? Bir düşünün bakalım.’ Der ve çocuklara düşünmeleri için birkaç dakika süre verir. Daha sonra çocuklar gözlerini açarlar ve zihinlerinde canlandırdıkları düşüncelerini anlatırlar. ( Oyuncakları nerede aradıkları, nerede buldukları tartışılır.)

DRAMA PLANI

ETKİNLİK ADI :Ufak lastik toplarla alıştırmalar
P.A. AMAÇ :Bedensel koordinasyon gerektiren hareketleri yapabilme
KAZANIM 1- Farklı pozisyonlarda atılan nesneleri kollarıyla yakalama
2- Çeşitli nesneleri belli bir mesafedeki hedefe atma
3- Hareket halindeki nesneleri durdurma
4- Farklı büyüklüklerdeki topu belli bir ritimle zıplatma
MATERYAL :Top, ip, kutular
SÜREÇ :Tüm sınıf bireysel ve grup çalışmaları

– Top bir elle yerde sıçratılır, el değiştirilerek oynanır.
– Topla beraber sıçranarak oynanır.
– Top yukarı atılır, bu sırada el çırpılır ve top yere düşmeden tutulur.
– Top, sol ve sağ elle yerde sıçratılarak oynanır.

İkili Olarak;
– Toplar karşılıklı atılır ve tutulur(tek elle, iki elle)
– Eşler karşılıklı durur, top yerde sıçratılarak atılır ve tutulur.

Topu Belli Hedeflere Fırlatma;

– İşaretlenmiş hedeflere, (duvara, ağaç gövdesine vb.) nişan alınarak fırlatılır.
– Karşıya konmuş hedeflere (lobutlar, kutulat) nişan alınarak fırlatılır.

Çizgiler Arasında Top Yuvarlama;

– Paralel çizilmiş çizgiler arasından top yuvarlanarak çıkartılır.

Hareketlerin ardından tüm sınıfın katılabileceği, top getirme oyunu oynanır.

ESAS ÇALIŞMA

ETKİNLİK ADI : Şimşek kart tekniğinden yararlanılarak hikaye anlatma ve hikayenin canlandırılması.
S.D.A. AMAÇ : Başkalarının duygularını fark edebilme.
KAZANIM : Başkalarının sıkıntı ve mutluluklarını paylaşma.
MATERYAL : Şimşek kart

Çocuklar yarım daire şeklinde yere otururlar. Öğretmen karşılarına geçer elindeki şimşek kartlarını çocuklara doğru tutarak, resimde gelişen olayları çocuklara anlatır. Daha sonra anlattığı bu hikâyeyi çocuklardan canlandırmasını ister. Tüm sınıfın katılabileceği bir canlandırma olabilir.

YUMOŞ, ASLAN VE ARKADAŞLARI

Güneşli ve renkli bir bahar sabahıydı. Etraftaki kuş cıvıltıları insana adeta mutluluk verir gibiydi. Çalıların arasında bir kıpırtı oldu. Çiçeklerin arasından bir top yuvarlanarak çimenlerin üzerinde durdu. Ardından yumoş fırladı. Kendini oyuna öyle bir kaptırmıştı ki etrafındaki ağaçları, taşları görmüyor onlara çarpıyordu ama yinede oyununu bırakamıyordu. Bu oyun çok eğlenceli olmalı ki yumoşun keyfine diyecek yoktu. Derken; top birden yumoşun patileri arasından bir ok gibi fırladı. Top o kadar hızlıydı ki yumoş nereye gittiğini göremedi. Sağına baktı soluna baktı topu yok. Başını öne eğerek ormanda aramaya başladı. Yürüdü yürüdü… Taşların altına, çalılıkların arkasına baktı ama topu bulamadı. Biraz ilerledi ve ileriye baktı. Eyvah! Oda ne? Top bir aslanın pençelerinin arasında. ‘Bunu gören yumoş korkulu gözlerle aslana bakıyordu. Yavaş yavaş geriye yürümeye başladı. Oradan kaçmayı planlıyordu. Bunu anlayan aslan yumoşun ardından seslendi:’Dur gitme, topunu mu arıyorsun. O burada benim yanımda ona bir şey olmadı. Benden niye bu kadar korkuyorsun. Hem istersen topunla beraber oynayabiliriz. Bunu duyan yumoş çok sevindi ve neden olmasın ki’ diye düşündü. Sonra aslanla birlikte oynamaya başladılar. Bunu gören ormandaki diğer hayvanlarda yumoş ve aslanın oyununa katıldı. Bütün orman halkı artık aslan ile arkadaş olmuştu.

RAHATLAMA ÇALIŞMALARI

ETKİNLİK ADI
B.A.D.A. AMAÇ : Mekanda konum kavramı ile ilgili verilen yönergeleri uygulayabilme
KAZANIM : Nesnenin mekandaki konumunu doğru olarak söyleme. (Altında, üstünde, yanında, arasında, ortasında, ötesinde, içinde, dışında, sağında, solunda, yakınında, uzağında, v.b)
MATERYAL :

Çocuklar daire olarak otururlar. Öğretmende çocukların arasına katılır. Şu yönergelerde bulunur: ‘Yumoş topunu kaybettiğinde onu nerede aramıştı? Nerelere bakmıştı? Top yumoşun elinden nasıl fırlamıştı? Baktığı yerlerde topu bulamayınca çok üzülmüştü. Sizlerde bir oyuncağınızı ya da çok sevdiğiniz bir şeyi kaybedince üzülür müsünüz? Onu ararken nerelere bakarsınız?

DRAMA PLANI

ISINDIRICI DRAMA

ETKİNLİK ADI : Karda eğlence
S.D.A AMAÇ : Başkalarıyla ilişkilerini yönetebilme
KAZANIM : Gerektiğinde lideri izleme
YAŞ : 5-6
SÜREÇ : Tüm sınıf grup çalışması

— Öğretmen yüksek sesle anlatır.( Çocuklar hareketleri istedikleri gibi canlandırır.)
— Kar yağıyor, bahçeye çıkmak için giyinelim.(Palto, çizme ve eldiven giyme hareketlerini taklit etme.)
— Her taraf karla kaplı, haydi karda yürüyelim.( Ayak kaldırarak ve dizleri bükerek yürüme.)
— Kardan adam yapalım.( Yere eğilme, karı avuçlama ve kardan adam yapma.)
— Üşüdük ısınalım.( Zıplama, kolları hareket ettirme, elleri birbirine sürtme.)
— Şimdi de kartopu oynayalım.( Kartopu yapıp birbirine atma.)
— Karları kürekleyerek yol açalım.( Kürekle karları iki tarafa atma.
— Sınıfa dönme zamanı geldi içeri girelim.

ESAS ÇALIŞMA

ETKİNLİK ADI : Balonlu köpek
B.A.D.A. AMAÇ : Verilen bir problem durumunu çözebilme.
KAZANIM : Probleme çeşitli çözüm yolları bulabilme.
MATERYAL : Balonlar ( Farklı renklerde olabilir.)

1- Bir kız (Ayşegül)
2- Köpek (Cin)
3- Başka bir köpek
4- Kuşlar

Evvel zaman içinde Ayşegül küçük bir kız varmış. Ayşegül’ün birde cin adında bir köpeği varmış. Cin oyun oynamayı çok severmiş. Cin’le Ayşegül her gün gezmeye çıkarlarmış. Bir gün yine gezerlerken bir baloncu görmüşler. Baloncunun kırmızı, mavi, sarı balonları varmış. Cin balonları çok sevmiş. Ayşegül onun balon sevdiğini bilirmiş. Hep kardeşine balon alırmış ama Cin’e hiç balon alınmamış. İlk kez o gün Cin’e balon almış, ipini ağzına vermiş. ‘Haydi, artık seninde bir balonun var.’ demiş.

Cin çok sevinmiş. Balonuyla zıplaya zıplaya giderken başka bir köpek ona ‘ Aman ne güzel balonun var. Kim aldı? Hav hav.’ Demiş. Cin’de cevap vermek için ağzını açınca balonun ipi kaçmış, balonda uçup gitmiş. Cin ‘Ayşegül’ün bana aldığı balonu kaçırdım, yakalayın… Hav hav…’ diye bağırmış, ama balon yükselip gözden kaybolmuş…

Cin kulübesine dönmüş, başını ayaklarının üstüne yaslayıp üzgün bir şekilde düşünmeye başlamış. Onun bu halini gören kuşlar yadırgamışlar. ‘ Ne oldu bizim neşeli Cin’e, bugün çok üzgün diye şaşırmışlar. Cin başından geçenleri onlara anlatmış. O zaman kuşlar ‘ Üzüldüğün şeye bak’ şimdi biz gider buluruz.’ Demişler ve balonu aramaya başlamışlar.

Az sonra içlerinden biri görmüş balonu. İpini sallaya sallaya uçuyormuş. Hemen kuş yanaşmış. Balonun üstünde bir dolanmış sonra gagasını balona değdirmeden ipini yakalamış. Gagasıyla ipi sıkıca tutarak, çeke çeke getirmiş. Cin sevincinden ne yapacağını şaşırmış. Bütün hafta balonuyla dolaşmış. Hiç tasmasından çıkarmamış.

Öğretmen hikâyeyi bitirdikten sonra bir kız (Ayşegül), köpek (Cin), kuş ve baloncu seçer. Hikâyeyi canlandırmalarını ister.

RAHATLAMA ÇALIŞMALARI

ETKİNLİK ADI : Hayvanlar ve bakımı
S.D.A AMAÇ : Yaşamın iyileştirilmesinde ve korunmasında sorunluluk alabilme.
KAZANIM : Canlıların bakımını üstlenme ve koruma.

Hikâyeye bağlantılı olarak hayvanlardan bahsedilir. Hayvan hakkında konuşma yapılır. Ev hayvanları ve kümes hayvanları hakkında tartışma yapılır.
Sorular sorulur.

DRAMA PLANI

P.A. AMAÇ : Bedensel koordinasyon gerektiren hareketleri yapabilme.
KAZANIM : Sözel yönergelere uygun olarak yürüme.(Yavaş, hızlı, taklit yürüyüş vb.)
YAŞ : 5-6
SÜREÇ : Tüm sınıf grup çalışması.

AYI YÜRÜYÜŞÜ
Gövde öne bükülür, avuçlar yere değdirilir, baş yukarı kaldırılır.
LEYLEK YÜRÜYÜŞÜ
Kollar öne uzatılır, öne adım atılırken dizler karına çekilerek yürünür.
KARGA YÜRÜYÜŞÜ
Dizer bükülür, ellerle ayak bilerleri tutulur, adım atılarak yürünür.
KAZ, ÖRDEK YÜRÜYÜŞÜ
Dizler bükülür, kollar yana açılır. Sağa sola yalpa yaparak yürünür.
MAYMUN YÜRÜYÜŞÜ
Dizler yarım bükülür, gövde hafifçe öne eğilir, kollar yana sarkıtılır ve yürünür.
TAVŞAN YÜRÜYÜŞÜ
Dizler bükülür, eller yere konur. Ayaklardan hız alınır ve ileri doğru sıçranır.
KEDİ KÖPEK YÜRÜYÜŞÜ
Eller yerde, sırt kamburlaştırılmış, sessizce yürünür.

ESAS ÇALIŞMA

ETKİNLİK ADI : Müzikli hikaye

‘Karga ile tilki’nin hikayesi anlatılır. Ardından daha önce öğretilmiş olan hırsız karganın şarkısı söylenir. ( Bir gün bir hırsız karga hah hah hah hah ha ha ha / Bir parça peynir çalmış hah hah hah ha ha ha / Uçmuş bir dala konmuş hah hah hah ha ha ha / Oradan geçen bir tilki hah hah hah ha ha ha / şen sesinle öt demiş hah hah hah ha ha ha / Bizim karga gag demiş hah hah hah ha ha ha / Peyniri tilki yemiş hah hah hah ha ha ha) şarkısıyla birlikte sözlerine uygun olarak canlandırlır.

RAHATLAMA ÇALIŞMASI

ETKİNLİK ADI : Telsiz telefon
S.D.A. AMAÇ : Başkalarıyla ilişkileri yönetebilme.
KAZANIM : Grup etkinliklerinde grubun görüş ve amaçlarını benimsediğini gösterme.
MATERYAL :

Öğretmen : Ben başta oturan iki takım yanındaki arkadaşına bu cümleyi gizlice aktaracağım. Böylece yanlışsız olarak sonraki oyuncuya kadar ilerleyecek’der. Bundan sonra öğretmen üç sözcüğü geçmeyen bir cümleyi başta bulunan iki takım oyuncusunun kulaklarına yavaşça söyler. Böylece bütün çocuklar öğretmenin mesajını kulaktan kulağa son oyuncuya kadar gönderirler. En sondaki iki oyuncuda duydukları cümleyi yüksek sesle öğretmene söylerler. Oyun sonunda başarılı olan öğrenci alkışlanır. Yanlış söylenen cümle eleştirilir ve nerde bozulduğu araştır

DRAMA PLANI

ISINDIRICI DRAMA

ETKİNLİK ADI : Kurbağa ve leylekler
P.A. AMAÇ : Denge gerektiren hareketleri yapabilme.
KAZANIM : Zemin üzerine çizilen değişik şekiller üzerinde yürüme.
MATERYAL : Tebeşir veya ip
SÜREÇ : Tüm sınıf grup çalışması

Oyun yerine iç içe iki büyük daire çizilir. İki gruba ayrılan çocukların bir bölümü leylek olur ve büyük dairenin dışında sıralanır. Diğerleri kurbağa olur ve orta daireye dağılır. En içteki daire göl ve bataklık alanıdır. Oyuna başlama;

Leylekler büyük dairenin dışında (leylek yürüyüşü ile) LAK LAK LAK diye gezinmeye başlarken kurbağalarda (kurbağa sıçraması ile) KUVAK KUVAK KUVAK sesleriyle dolaşırlar. Öğretmenin;
– Karnınız aç mı? Sorusuna, leyleklerin;
– Aç! Demesi üzerine kurbağalar da yakalanmamak için hemen sıçrarlar. Bu sırada göle kaçamayıp leyleklere yakalanan kurbağalar leylek olurlar ve oyuna yeniden başlanır.

NOT: Leylekler hiçbir zaman göle(bataklığa) girmemelidir.

ESAS ÇALIŞMA

ETKİNLİK ADI : Rüzgar ve ağaçlar
S.D.A. AMAÇ : Estetik özellikler taşıyan özgün ürünler oluşturabilme.
KAZANIM : Müziğe uygun özgün hareketler yapabilme.
MATERYAL : CD çalar yada bir müzik aleti.

Rüzgar ve ağaçlar; müziğe uyarak rüzgarda ağaçların sallanmasını taklit:
Gövde ağacı, kollar dalları, el ve parmaklarda yaprakları temsil eder. Müzik hafif ve ağır çalınırken, rüzgar hafiftir. Yalnız dal ve yapraklar ağır ağır sallanır. Sağa sola dönerler. Müzik kuvvetlenip çabuklaşınca ağacın gövdesi de hafifçe sallanmaya başlar. Bu esnada dal ve yaprakların hareketi daha kuvvetli ve çabuk olur.

RAHATLAMA ÇALIŞMALARI

ETKİNLİK ADI : Neler hissettiniz?
S.D.A. AMAÇ : Duygularını fark edebilme.
KAZANIM : Duygularını müzik, dans vb. yollarla ifade etme.

Bir önceki yapılan çalışmanın tartışması yapılır. Çocuklara bazı sorular sorulur:
– Bir ağaç oldunuz, müzik yavaş çalarken ve hızlı çalarken neler hissettiniz?
– Sizde bir ağaç olmak istermiydiniz? Hangi ağaç olmak isterdiniz?
– Bir ağaç sonbaharda veya yazın ne gibi duygular hissedebilir?
– Ağaçlar sonbaharda neden yapraklarını dökerler? Gibi sorular sorulur.

KAYNAK :  AÖF

Google, dünyadaki 1 milyar engelli bireyin hayatını kolaylaştırmak için başlattığı Google Impact Challenge: Disabilities proje yarışmasının kazananlarını açıkladı.

Google Impact Challenge: Disabilities adlı program Google’ın sosyal sorumluluk odaklı proje birimi Google.org tarafından yürütülüyor. Yapılan açıklamaya göre dünyanın 88 ülkesindeki 1000’den fazla organizasyondan başvuru alan proje yarışması, toplam 29 projeyi kazananlar listesine almış ve farklı tutarlarda nakit ile ödüllendirmiş.

Engellilere yönelik kâr amacı gütmeyen projeleri 5 kategoride sınıflandıran Google, bu yenilikçi projelerle hem engelli insanların günlük yaşantısını hem de onların iş gücüne katılabilmesini kolaylaştırmayı hedefliyor. Google, gelişmekte olan ülkelerdeki engellilerin sadece yüzde 10’nun ihtiyaçları olan destekleyici cihazlara sahip olduğunun da altını çiziyor.

Engelli bireyler icin projeler

Söz konusu projelerin hepsinin açık kaynaklı geliştirme yapmayı taahhüt ettiği paylaşılıyor ve ödül/destek tutarları kimi projelerde milyon doların üzerine çıkıyor. Toplam destek tutarı da 20 milyon doları buluyor.

Kazananlar listesinde görme engelliler için akıllı gözlüklerden, biyonik ellere, işitme kayıplarını azaltacak cihazlardan tekerlekli sandalye kullanan kişilerin hayatını kolaylaştıracak çözümlere kadar farklı projeler var. 29 projenin tamamını şu sayfada görebilir, çevrenizle paylaşabilirsiniz.

Yeri gelmişken Facebook’un görme engelliler için görsel tanıma yeniliğini erişime açtığını da hatırlatalım.

Kaynak / Görsel Kaynak. Webrazzi

Bursa`da Rehabilitasyon merkezimizde de

genel de olduğu gibi,  zihinsel engele sahip çocuklar 3 grupta ele alınmaktadır;

A-İleri Derecede zihinsel Engelliler:Bu çocuklar; klinik bakıma muhtaç, zeka bölümü sürekli olarak0-25 arasında olup da hayata kesinlikle uyum sağlayamayan ve sağlık kurumlarında devamlı klinik bakıma ihtiyacı olan engellilerdir.

 Aileye öneriler

 1)     İleri derecede zihinsel engelli çocuklarda yaralayıcı davranışlar; saçını çekme. Kafasını vurma v.b. davranışlar ortaya çıkmaktadır. Bazı uzmanlara göre bunun nedeni çocuğun çevresel ve sosyal uyaranlardan aşırı derecede soyutlanmasıdır. Bu durumda çocuk gereksinim duyduğu ancak çevresinden alamadığı uyaranları kendisi yaratmaktadır. Çocuğun kendine zarar verici bu davranışlarını azaltmak için çocuğa uyarıcı zenginliği sağlayınız.

 2)    İleri derecede zihinsel engelli çocukların düşük düzeydeki işlevleri nedeniyle eğitim programlarında öz bakım (tuvalet alışkanlığı, yemek yeme v.b.) dil ve hareket becerilerine daha fazla önem verilmelidir.

 3)    İleri derecede zihinsel engelli çocuğun basma kalıp ve  kendini  yaralayıcı davranışlarını iyileştirmede yaygın olarak davranış değiştirme yöntemi uygulanmaktadır. Davranış değiştirme yönteminde istenilen davranışı arttırmak istenilmeyen davranışları azaltmak yada ortadan kaldırmak için tutarlı olarak pekiştireç yada cezalandırma yöntemleri uygulanmaktadır. Pekiştirme zaman geçirilmeden ve açık bir biçimde yapılmalıdır. Örnek (çocuğa ilgi gösterilmesi gibi sosyal nitelikte bir pekiştireç olabilir.)

 4)    İleri derecede geri zekalı çocuklar bir defa da pek çok kavramı öğrenemezler. Bu nedenle kavramlar çocuğa tek tek öğretilmelidir. Bir’ kavram iyice öğrenilmeden diğerine geçilmemelidir.

 5)    Kısa, basit ve somut komutlara çocuk alıştırılmalıdır. Olumsuzdan daha çok olumlu ifadeler kullanılmalıdır.

 6)   Acele ve telaşlı emirler yerine sakin ifadeler kullanılmalıdır.

 7)   Güven sarsıcı durumlardan (sözlerle, isteklerden) kaçınılmalıdır. Çocuğu başkalarıyla kıyaslamayın, davranışlarından ötürü eleştirmeyin, şiddete (dayak ) baş vurmayın.

B-Öğretilebilir Düzeyde Zihinsel Engelliler

 Zeka bölümü çeşitli ölçeklerde 25-44 arasında olup da sağlık kurumlarıyla işbirliği içerisinde gerçekleştirilebilecek özel eğitim ve rehabilitasyona muhtaç olan engelli çocuklardır

 Aileye Öneriler

  1)  Var olan yeteneklerini en iyi kullanılabilir duruma getiriniz.

 2)  Öğretilebilir düzeydeki çocuklar görmek ve işitmekten çok yaparak öğrenirler. Öğrenmede işitme ve görmede önemli olmakla birlikte yaparak öğrenmede daha yararlı sürekli sonuçlar sağlar. Çocuğun evdeki faaliyetlere katkıda bulunmasını sağlayın.( Örneğin, yattığı yatağı düzeltmesi, masaya bardak ve tabak yerleştirmesi v.b.)

 3)    Öğretilebilir düzeydeki çocuklar başkalarının istediklerini değil, ilgi duydukları şeyleri öğrenirler.

 4)    Pratik hayatta kendine yetecek kadar temel beceri ve alışkanlıkları kazandırmak gerekir. (örneğin, yemek yeme, tuvalet alışkanlığı v.b. kazandırma)

 5)    Aşırı koruyucu ve kollayıcı tavırlarla bağımsızlıklarının engellenmesini, kötüye kullanılmasını, İstismar edilmesini önleyici tedbirler almak gerekir.

 6)    Boş zamanlarını yaralı bir şekilde değerlendirmesini sağlayıcı faaliyetlerde bulunmasını sağlayın ( Örneğin, televizyon seyretmek, arkadaşlarıyla oyun oynaması v.b.)

 7)    Her yaşantı her çocuk için ayrı bir anlam taşır Çocukların toplumla etkileşmesine ve değişik yaşantılarda bulunmasını sağlayın.

 8)    Güven sarsıcı durumlardan ( sözlerle, isteklerden ) kaçınılmalıdır. Çocuğu başkalarıyla kıyaslamayın, davranışlarından ötürü eleştirmeyin.

 9)    Öğrencinin başarılı çalışmaları mutlaka görülmeli, değer verilmeli ve gerekirse ödüllendirilmeli

  C-Eğitilebilir Düzeyde Zihinsel Engelliler

Zeka bölümleri çeşitli ölçeklerle sürekli olarak (45-75) arasında olan engelli çocuklardır. Gerilik derecesine göre (8-12 ) yaş seviyesinde bir zekaya sahip olabilirler.

Aileye Öneriler

1)    Eğitilebilir zihinsel engelli Çocuğu bu özrü ile kabullenin,

 2)    Eğitilebilir zihinsel  engelli çocuklar zeka, akademik başarı, sosyal uyum yönünden yaşıtlarından geri olduğu için dışlamayınız, küçümsemeyiniz, eleştirmeyiniz, kıyaslamayınız.

 3)    Eğitilebilir zihinsel engelli çocuktan yapabileceğinden fazla başarı beklemeyiniz.

 4)    Eğitilebilir zihinsel engelli çocuğun eğitiminde sabır ve hoşgörü göstermezseniz, çocuğa destek olmazsanız çocuğun var olan ilgi, yetenek ve İsteğini köreltmiş olursunuz. Çocuğun sorularına basit ve kısa kelimelerle (anlayacağı) şekilde cevap vermeye çalışınız.

 5)    Çocuğun sosyal ilişkilerini geliştirmesi için arkadaşlarıyla oynamasına. yeni arkadaşlıklar edinmesine müsaade edin. Evde kapalı kalması Çocuğun sosyal yönünü geriletecektir.

 6)    Çocuğun temel eğitimi sonrasında, aile çevresinin de kolayca takip edilebileceği bir iş yerinde meslek edinmesi sağlanabilir.

 7)    Öğretmenle sıkı diyalog kurulmalı, sınıftaki çalışmaların devamının evde de sağlanması mümkün olmalı.

 8)    Çocuğun basit komutlara alışması için evde egzersizler yapılmalıdır.( bardağı getir’ koltuğa otur / git- gel v.b.)

  II-AĞIR ÖĞRENENLER   Çok geç ve güç öğrenirler, genelleme yapamazlar, dikkati dağınık ve dikkat süresi kısadır. soyut şeyleri çok zorlukla öğrenirler, öğrendiklerini çok çabuk unuturlar, kolayca yorulur ve sebatsızdırlar, kendilerine olan güvenleri azdır, oyun ve toplum kurallarına uymakta zorluk çekerler, bazen hiç uymazlar.

 Aileye Öneriler

 1)   Çocuğunuzda herhangi bir problem ( geç, güç öğrenme, unutkanlık v.b.) farkettiğinizde öğretmeniyle hemen diyaloğa girin ve bir rehberlik uzmana ulaşarak problemin kaynağını araştırın.

2)    Çocuğunuzu olduğu gibi kabul edin, çevreden gizlemeyin. Kıyaslayıp-eleştirmeyin.

3)    Aşırı derecede koruyucu olmayın. Bu, çocukta kendine güveni azaltır.

4)     Çocuğa yapabileceği işleri yaptırın. Başardığı işlerde teşvik edin, ödüllendirin

5)  Basit sözcükler ve kısa cümleler kullanınız.

6)  Çocuğunuzdan zihinsel olarak ne yapmasını istiyorsanız, tam ve açıkça söylemelisiniz. Yani genel ifadelerden çok  özel  ifadeler kullanmalısınız.  Eşyalarını ortadan kaldır ifadesi yerine “oyuncağı yerine koy” ifadesi kullanılmalıdır

7)     İsteklerinizde ve koyacağınız kurallarda tutarlı olun Ne zaman nasıl davranış bekleniyorsa çocuğunuza bunu anlatın ve bu beklentinizi bir daha değiştirmeyin. Böylece çocukta karalı davranışlar gelişecektir. Kararsız olursanız, çocuk paniğe kapılabilir.

8)  Çocuğunuza acele komutlar yerine yavaş ve basit komutlar veriniz. Tehdit etmekten sakının. Tehdit, çocuklar üzerinde bir çok olumsuz etkiler yapar;çok yapıldığında çocuklar hiç aldırmaz ve davranış bozukluğu düşmanlık duygularını teşvik eder.

9)     Bu çocukların kasları tam gelişmemiştir. Bunu sağlamak amacıyla el temrinlerine vebecerilerine yer verilmeli ( kaba boyama, çamur- hamur gibi maddelerleoynama, makasla kağıt kesme, boncuk dizme)

10) Çocuğa öz bakım becerileri öğretilmelidir. ( Giyinme, kendi kendine yemek yeme, yıkanma v.b)

11) Öğretmenin okulda vermiş olduğu derslerin evde de devam edebilmesi için çocuğunuzun ödevlerini takip edin, sık tekrar yaptırın. Çocuğunuz çabuk sıkılacağından (ağır öğrenen çocukların temel özelliğidir), sıkıldığında etkinliği bırakın, sevdiği bir şeyi yapmasına izin verin (tv. seyretme, oyun oynama vb) sonra tekrar etkinliği çalışın. Bu şekilde dikkat dağınıklığını da engelleme olanağına sahip olursunuz.

Kaynak

 

Kardeş ilişkileri en küçük kardeşin doğumundan yaşamın sonuna kadar devam eden, diğer ilişkilerden daha uzun süren bir ilişki olarak tanımlanmaktadır. Bu tip bir ilişkiyi olumlu bir şekilde sürdürebilmek, diğer bir kişinin istek ve duygularını anlamada iç görüyü, davranışlarının ve yetersizliklerinin nedenleri konusunda anlayışı gerektirmektedir. Bu tür sosyal biliş yetenekleri, kişiler arası davranışın niteliğini zenginleştirebilmektedir. Özel gereksinimi olan bir çocuğun aileye katılımı engelin doğası nedeniyle aile içi ilişkileri etkilediği gibi kardeş ilişkilerini de etkilemekte, ailenin dengesini değiştirmekte ve tekrar bu dengeyi kurmak için aile üyelerini zorlamaktadır. Bazı aileler çocuklarından engelli kardeşini kabul etmelerini bekleyebilirler. Bu durum normal gelişim gösteren kardeşlerin kaygı ve kıskançlık gibi içsel duygular yaşamalarına neden olabilir. Ebeveynler çocuklarının mutsuzluğunu fark edebilir ve problem durumunu reddedebilirler. Kardeşler, bir vekil ebeveyn olarak kendi ebeveynlerinin sağladığı yardım ve destek ile bir ailenin her zamankinden daha çok sorumluluğunu üstlenirler. Engelli kardeşlerin bakımı konusunda aldıkları sorumluluktan baskı hissedebilirler. Engelli olmayan çocuklar engelli kardeşinden ailenin ev işlerine yardımcı olmaları beklenmemesinden dolayı kıskançlık duyabilirler. Engelli kardeşlerine duydukları kıskançlık, düşmanlık, kızgınlık duygularından dolayı normal gelişim gösteren çocuklar suçluluk duyabilirler. Kendini diğer çocuklardan, ailesini diğer ailelerden farklı görebilir. Engelli kardeşlerini kendi akran gruplarına dahil etme konusunda arkadaşlarına gücenebilir ve engelli bir kardeşe sahip olmaları nedeniyle akran tepkilerini yaşayabilirler. Engelli kardeşin fiziksel özellikleri veya uygun olmayan davranışları nedeniyle utanma hissedebilirler.

  1. Kıskançlık;Kızgınlıktan daha kolay olarak gelişebilen bir duygusal tepkidir. Özellikle engelli kardeş nedeniyle ebeveynleri açısından önemlerini yitirdikleri kaygısıyla kıskançlık hissedebilmektedirler. Engelli kardeş ebeveynin ilgisi ve sevgisi için bazen bir rakip veya yarışmacı olur. Sıklıkla bu normal gelişim gösteren kardeşin ebeveynlerin dikkatini çekebilmek için okulda ve evde davranış problemleri sergileyebilirler. Örneğin, okulda akademik ve davranışsal problemler çıkarmaları, yalan söylemeleri veya beklenmeyen garip davranışlarda bulunmaları, kıskançlık sonucu ortaya çıkan davranış değişikliklerindendir.
  2. Düşmanlık;Kıskançlık duygularının yol açtı doğal bir tepkidir. Çocuklar yetişkinlere göre olaylara daha kişisel bir açıdan bakarlar. Engelli kardeşinin engel durumunu tüm sorunlarının kaynağı olarak görüp, zihinsel engelli kardeşine karşı düşmanlık hissedebilirler. Bu duygular fiziksel saldırganlık, sözel taciz ve alay etme şeklinde kendini gösterir. Bazı örneklerde düşmanlık, itaatsizlik ve terbiyesizlik gibi tepkilerle ebeveyne yönelir.
  3. Suçluluk;Normal gelişim gösteren kardeşler sıklıkla suçluluk duyarlar. Fakat bu tepkiler ebeveynlerin gösterdiği suçluk duygularından farklıdır. Kardeşlerin suçluluk duyguları engelli kardeşleri hakkında olumsuz duygulardan kaynaklanabilir ya da engelli kardeşine kötü davranmanın bir sonucu olabilir.
  4. Keder;Çocuklar zihinsel engelli kardeşleri için keder duyarlar. Onların bu kederleri sıklıkla ebeveynlerinin üzüntüsünü yansıtır.
  5. Korku;Normal gelişim gösteren çocuklar aynı zamanda korkuyla karşılaşırlar. Onlar gelecekte kendilerinin ya da çocuklarının zihinsel engelli olabileceğinden korkarlar. Ayrıca ileride engelli kardeşinin tüm bakım sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalabilecekleri endişesini duyarlar.
  6. Utanma ve Sıkıntı;Engelli kardeşi olan normal gelişim gösteren çocukların sıklıkla yaşadıkları duygusal durumlardır. Çocuk engelli kardeşinden utanabilir, onunla birlikte gezmekten ve görünmekten sıkılabilir. Araştırmacılar sıkıntının derecesinin engelin derecesi, engelli çocuk ve kardeşinin yaşıyla ilişkili olduğunu ileri sürmektedirler.

Reddetme; Normal gelişim gösteren çocuklar engelli kardeşlerini reddedebilirler. Genellikle reddetme, kardeşin durumundan dolayı sevgi ve ilgi göstermeme şeklinde görülebilir.

Yaşanan tüm bu duygusal ve davranışsal tepkiler, kardeşten kardeşe değişiklik göstermektedir. Bu konuda yapılan araştırmalar kardeşlerin tepkilerinin olumludan olumsuza doğru geniş bir alana yayıldığını göstermektedir. Engelli kardeşin duygusal etkisi mutlaka zarar verici değildir. Aslında birçok ailede herhangi bir engeli olmayan çocuklar bile birbirlerine karşı olumsuz duygular hissedebilirler. Lawenius, engelli kardeşi olan çocukların aile dinamikleri ile ilişkili yoğun baskılara maruz kalmaları nedeniyle bir dizi davranışlar gösterdiklerini ve bu karşı davranışların, çocukların engelli kardeşlerini anlamaya, onun engeli ile başa çıkmaya veya engelli çocuğun yaşamını daha iyi hale getirmek için ebeveynlerinin kendilerinden beklediklerini yapmaya çalıştıklarında meydana geldiğini belirtmektedir.

Çocuğun engelli bir kardeşi olmasından kaynaklanan bazı olumlu özelliklere de sahip olabileceği konusunda da birçok çalışma bulunmaktadır. Engelli bir kardeşle büyümek, normal gelişim gösteren çocuklarda bireysel farklılıklara ilişkin anlayış, duyarlılık, sorumluluk, yeterlik duygularıyla engelli kardeşin büyüme ve gelişimine katkıda bulunmaktan dolayı gurur duyma ve kendinden memnuniyet duygularının gelişimine katkıda bulunabilmektedir. Engelli bir kardeşle birlikte yaşamanın normal gelişim gösteren çocuklarda daha ilgili ve empatik olmayı ve de bireysel farklılıklara karşı daha hoşgörülü olmayı sağladığı vurgulanmaktadır. Engelli bir kardeşin bakım sorumluluğunu üstlenme normal gelişim gösteren kardeşin ebeveyn rollerini öğrenmesinde önemli bir sosyalleşme olanağı sağlamaktadır.

BURSA HAYAT ÖZEL EĞİTİM VE REHABİLİTASYON MERKEZİ 

İSRAFİL İBRAHİMOĞLU

ZİHİNSEL ENGELLİLER SINIF ÖĞRETMENİ

       Çocukların her şeyi oyun olarak gördükleri bir dönemde onlara tuvalet alışkanlığı kazandırmaya çalışmak aileler için oldukça zordur.Bu nedenle hem çocuğun hem annenin hazır olduğu zaman eğitime başlamak önemlidir.Uzmanlar, tuvalet eğitimi için en uygun zamanın 24’ncü – 36’ncı aylar arası olduğunu söylüyor. Daha erken dönemde başlamak ve aşırı baskı kurarak bir an önce çocuğun tuvalet eğitimini kazanmasını sağlamaya çalışmak , hem fizyolojik olarak yapamayacağı bir şeyi yapmasını istemek hem de ileride gelişebilecek bazı ruhsal sorunların başlamasına neden olmak demektir. Benzer şekilde hiç eğitim vermemeye çalışmak ‘Zamanı gelince kendi söyler.’ diye bırakmak da hem çocuğun tuvalet  eğitiminin gecikmesine hem de ruhsal açıdan sorunlara neden olur.

       Tuvalet alışkanlığı kazanma konusunda çocuktan çocuğa farklılık görülür. Gün içinde tuvaletini kontrol edebilmek , gece kontrol edebilmekten daha önce gerçekleşir. Gece altını ıslatma durumu daha uzun sürebilir hatta 5 yaşına kadar devam edebilir. Tuvalet eğitimine başlandığı süreç içerisinde gündüz olduğu gibi gece de bez bağlanmamalıdır. Tuvalet eğitiminin tamamlanma süresi ise çocuktan çocuğa değişir. Çocuğun yapacağı işi başarmasını kolaylaştırmamız ve vereceğimiz destek çok önemlidir. Çünkü sık sık altına kaçıran çocuklarımız tuvalet eğitiminden vazgeçebilir. Çocuklarımızın başarı durumunda sevincimizi çok fazla abartmadan göstermeliyiz. Tuvalet alışkanlığı sürecinde bir yanlış yaptığında üzerinde durmayıp çocuğumuzu azarlamamak eğitim sürecinin püf noktasıdır. Tuvalet eğitimi sürecinde anne babaya büyük görevler düşer. Bu görevler çocuğun eğitim sürecindeki davranışlarına aşırı tepkiler vermemek, sabırlı olmak, çocuğa mümkün olduğunca destek olmak ve yüreklendirici davranmaktır. Eğer çocuk aşırı tepkiler veriyor ve tuvaletini yapmayı kesinlikle red ediyorsa eğitim sürecine çocuk hazır olana kadar ara vermek , aşırı ısrarcı olup bu süreci inatlaşma ile geçirmemek son derece önemlidir.

Tuvalet eğitimine başlarken uygulayabileceğimiz öneriler :

  • Tuvalet eğitimine başlamadan önce çocuğun tuvalete veya lazımlığına alışmış olması önemlidir.Çocuğunuzu iyi gözlemlemeniz ve çişini yaparken nasıl davrandığını farkında olmanız , onu uygun zamanlarda tuvalete yönlendirmeniz uygun olacaktır.Örneğin yüzünün şekli değişebilir yada yürürken bir anda durabilir.Bu durumlarda onu tuvalete veya lazımlığa yönlendirmek için iyi bir fırsattır.
  • Çocuklar tuvaletlerini birkaç dakikadan fazla tutamazlar , o nedenle tuvaletlerinin geldiğini söylediklerinde ya da siz fark ettikten sonra en hızlı şekilde tuvalete götürmek önemlidir.
  • Lazımlık çocuğun rahatlıkla ulaşabileceği yerde olmalıdır.Çocuğun daha rahat hareket edebilmesi ve lazımlığa oturabilmesini kolaylaştırmak için mümkün olduğunca kendisinin çıkarabileceği türden kıyafetleri giydirmeliyiz.
  • Çocuğa sık sık tuvaleti olup olmadığını sormak yerine belli arlıklarla tuvalete birlikte giderek kontrol etmek daha uygundur.
  • Çocuk lazımlığa yada tuvalete oturduğunda onun yanında kalıp oyalanması sağlanabilir.Onu tek başına bırakıp gitmek oturma süresini kısaltacağı için eğitimi güçleştirebilir.
  • Çocuğa aferin demek için tüm görevi yerine getirebilmesi beklenmemelidir.Örneğin tuvalete yetişememiş olsa bile tuvalete gitmiş ve pantalonunu çıkarmış olması da övülmelidir.

Tuvalet eğitimi gelişimin doğal bir sürecidir. Unutmamak gerekir ki bu doğal süreç her bir çocuğumuz için farklılıklar gösterebilir. Örneğin; bir çocuğun tuvalet eğitimini alma süresi kısa iken, diğer çocuğun daha uzun sürebilir. Tavsiyemiz kesinlikle kıyaslamaya gidilmemesidir. Aksi halde, çocuk kendini sorunlu hissedebilir ve özgüveni kaybolabilir. Yukarıda da belirtiiğimiz gibi, tuvalet eğitimi sabır ve davranışta kararlılık ister. Eğer ki bir şeyler yolunda gitmiyorsa, bir uzmana başvurmakta da fayda vardır.

Bursa Rehabilitasyon Merkezi        

Okul Öncesi Öğretmeni

Fatma ŞENSES

    Aile, toplumun en küçük birimidir. Çekirdek aile; anne, baba ve çocuklardan oluşurken geniş aile; büyükanne, büyükbaba, anne, baba ve çocuklar ile ailenin diğer fertlerinden oluşmaktadır. İster geniş ailede olsun, ister çekirdek ailede olsun, çocuk , bir ailenin vazgeçilmez isteklerindendir. Ve verilen karar sonrası çocuk sahibi olunur.

    Her ailenin çocuk sahibi olmaya karar verdiği andan itibaren en çok istediği şey, sağlıklı bir evlatlarının olmasıdır. Fakat bu durum bazen gerçekleşmez. Ve doğan çocuğun farklı sebeplerle özel gereksinime ihtiyaç duyduğu anlaşılır. Bu saatten sonra en önemli şey, çocuğun durumunu iyi anlamak ve neye ihtiyacı olduğunu bir plan dahilinde belirleyip gerekli adımları atmak olacaktır. Ve ebeveyne düşen en önemli görev de bu özel ve güzel çocuğa en güzel şekilde destek olmaktır.

    Çoğu ebeveyn, çocuğunun bu dünyada yalnız kalmasını istemez. Ve ona yoldaş olarak,  bir kardeş daha düşünür. Özel gereksinimi olan çocukların ebeveynlerinde ise artı bir düşünce daha ortaya çıkar. Kendilerine bir şey olduğu takdirde, özel gereksinimi olan çocuğa, ona, yakın birisinin bakabileceği düşüncesidir. Bu da anne- babaya göre kardeştir. Hem, sağlıklı bir çocuklarının olması isteği, hem de özel gereksinimi olan diğer çocukları için destek birine duyulan ihtiyaç neticesinde ikinci çocuk da doğar. İşte asıl hikaye de burada başlar.

    En baştaki ebeveynin düşüncesindeki ‘ kardeşinin bakımına destek olsun’ diye dünyaya getirilen çocuğun hayatı yavaş yavaş özel gereksinimli kardeşi olur. Çocuk küçük yaştan itibaren, abisinin ya da ablasının ihtiyacını gidermekle meşgul olur. Çoğu zamanını ona ayırmak zorunda kalır. Burada dikkat edilmesi gereken bir konu, zorunluluktur. Kardeşi elbetteki abisini / ablasını sevmektedir. Ancak onun bakımını üstlenme zorunluluğu, şartlı bir sevgiye dönüşebilmektedir. Kardeş, baktığı kardeşinin ona muhtaç olduğunu düşünür ve merhamet ederek bakımını üstlenir. Oysa koşulsuz sevgi bu değildir. Zaten duygusal anlamda karmaşa yaşayan bu kardeş için bir de yanlış ebeveyn tutumu eklenince işler bazen de çıkmaza girer.

    Yapılan bir araştırmada, intihar eden çocukların / gençlerin büyük oranda engelli bireylerin kardeşleri olduğu ortaya konulmuştur. Peki neden bunlar yaşanmaktadır ?

    Özel gereksinimli çocuğu olan ebeveyn, önce bu durumu kabullenmeyecek, kendini suçlayacak, tedavi yöntemleri araştıracak, sonuç itibariyle durumu kabullenerek yoluna devam edecektir. İkinci çocukları da doğan anne – baba, bu iki çocuğu büyütürken bazen, özel gereksinimi olan çocuğunun özel durumundan dolayı önceliği ona verebilmektedir. Örneğin; ikisinin de kazağa ihtiyacı varken öncelik, özel gereksinimli çocuğun olabilmektedir. Bu durumda diğer çocuk içten içten anne babasına kızacak, hatta hayatını kendisine adadığı kardeşine de gizliden kin duyabilecektir. Bu durum uzun yıllar devam ettiği için de, çıkar yol bulamayan ve anne babasından bir manevi doyum alamayan çocuk kendi hayatına son vermeyi düşünebilmektedir.

    Bir örnek verelim. Zihinsel engeli bulunan ve tuvalet ihtiyacını kendisi gideremeyen bir erkek çocuğu ve kendisini abisinin bakımına adayan kız kardeşi. Abi, 13, kızkardeş, 11 yaşında olsun. İkisi de ergenlik döneminde. Ve bu kız çocuğunun,  abisini tuvalete götürüp getirirken karşılaştığı manzarayı düşünelim. Dönemi itibariyle bu, onun için ağır bir sorumluluk olacaktır. Ergenlik dönemindeki bu kız çocuğu, henüz tanık olmaması gerektiği şeyleri görmekte bu da minik yüreğine ağır gelmektedir.Bu dönemde çocuklar için arkadaşlarıyla vakit geçirmek önemliyken, kız çocuğu abisinin bakımıyla ilgilenmektedir. Bundan mutluluk duymakta fakat, kendi hayatından da taviz vermektedir. Hem anne- baba sevgisi ve ilgisinden mahrum kalmakta, hem de sosyal hayattan kendini soyutlamaktadır.

    Son olarak, her çocuk özeldir ve her çocuğun anne babasının sevgisine ihtiyacı vardır. Bunu en iyi şekilde tüm çocukların yaşaması gerekmektedir. Baba güven veren, anne merhamet edendir. Bu duygulardan mahrum kalan çocuğun psikolojisi ise sağlıklı olmayacaktır. Daha çok diğer çocukla ilgilenildiği için kardeş, bu kez ilgiyi ve sevgiyi başka yerlerde ve yanlış kişilerde arayacaktır. Yanlış şeyler yapacaktır. Bir çocuğa fazla ilgi ve sevgi gösterirken, diğer çocuğu kaybetmek an meselesidir. Bu yüzden anne babaların, durumu kabullenip, her bir çocuğa aynı seviyede sevgi göstermesi gerekmektedir. Bunu her bir çocuğa hissettirmelidirler. Özel durumlarda  yapılacak işbölümü ise aile içindeki iletişimi güçlendirecek, zorunlu bir sevgi değil, kabullenilmiş doğal, samimi bir sevgi bağı oluşturacaktır.  Özel gereksinimi olmayan çocuğun başarısı takdir edilmeli, kardeşiyle zorunlu zaman değil, sevgi dolu zaman geçirmesi için şartlar oluşturulmalıdır. Aksi halde, sağlıklı olan çocuk kendini istenmeyen, sevilmeyen, sadece bakmak için dünyaya getirilmiş bir kişi olarak görecek ,öz güveni sarsılacak mutsuz olacaktır. Çocuğun dünyasını iyi anlamak ve onun kardeşi ve anne babası için büyük bir mutluluk kaynağı olduğunu hissettirmek ebeveynlere tavsiyemizdir.

Bursa Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi

Filiz Akdemir.

SEREBRAL PALSİ NEDİR ve TEDAVİ YÖNTEMLERİ ?

    serebral_palsinedirSerebral Palsi, kas kontrolü ve vücut hareketlerinin kaybıyla karakterizedir. Halk arasında beyin özürlü ya da spastik çocuklar olarak bilinen SP doğum öncesi, doğum sırası veya doğum sonrası bebeğin beyninde meydana gelen hasar sonucu oluşan, çocukta hareket bozukluklarının yanı sıra zihinsel gerilik, havale, görme, işitme, konuşma, algılama ve davranış bozukluklarına neden olabilen bir durumdur . Teşhisi doğumdan kısa bir süre sonra konur. Ancak bazen tanı geç dönemde çocukluk çağında da konabilmektedir.SP ilerleyici değildir, ancak çocuk sinir sistemindeki bir hasar ile gelişmek zorunda olduğu için belirtiler yaşantısıyla beraber değişiklik gösterir.

    Bu nedenle erken tanı, hastalık kalıcı şekil bozukluklarına neden olmadan tedaviye başlanması açısından büyük önem taşır.

  1. a) Nedenleri

    Doğum öncesi nedenler: Anne baba arasında akrabalık, kan uyuşmazlığı, annenin hamileliği sırasında özellikle ilk 3 ayda geçirdiği enfeksiyöz hastalıklar (kızamıkcık, suçiçeği gibi), aldığı bazı ilaçlar veya geçirdiği kazalar.

    Doğum sırasındaki nedenler: Erken veya zor doğum, doğum sırasında bebeğin Oksijensiz kalması, anneye verilen narkoz.

    Doğum sonrasındaki nedenler: Beyni etkileyen düşmeler, kazalar, ateşli hastalıklar, zehirlenmeler, tümörler.

  1. b) Belirtileri

    Beyindeki hasarın yeri ve şiddetine göre kaslarda aşırı kasılma veya gevşeklik gözlenebilir. SP’de erken belirtiler aylara göre şöyle özetlenebilir:

    1 aylık bebekteki belirtiler:

    Devamlı sessiz ve uyuşuk olması,

    Emme bozukluğu,

    Israrlı kusma,

    Etraftan gelen uyarılara cevap vermeme,

    Havalelerin olması.

    3 aylık bebekteki belirtiler:

    Sırtüstü, baş ve topuklar üzerinde yay gibi sert bir şekilde durma,

    Normalde gülmeye başlayan yüz ifadesinin yokluğu.

    4 aylık bebekteki belirtiler:

    Baş kontrolünün olmaması,

    Parmakların bükülü durması,

    Gözlerde şaşılık.

    8 aylık bebekteki belirtiler:

    Dönme ve oturma aktivitelerinin olmaması,

    Ellerini yeterli kullanamaması,

    Tekme atarken iki bacağını birden düzleştirmesi,

    Uzun oturma pozisyonunda bacakların ayrılmaması, çapraz durması.

    10 aylık bebekteki belirtiler:

    Emeklemenin olmaması veya emeklerken iki ayağını birden çekerek sıçraması,

    Tutunarak ayağa kalkmada bozukluk,

    İsmi ile çağrılınca tepki göstermemesi,

    Ağızdan fazla miktarda salya akması,

    Verilen yiyeceği almaması veya ağzına götürmemesi.

    1 yaşındaki bebekteki belirtiler

     Tutunarak yürüyememesi

    Parmak ucunda ya da bacaklarını çaprazlayarak yürümesi

    Eğer çocuğunuzda bu tür belirtiler varsa en kısa sürede doktora başvurunuz.

    SP’li çocukların aşağıda belirtilen ek sorunları olabilir:

    Nöbetler.

    Görme, duyma ve konuşma bozuklukları.

    Öğrenme güçlüğü ve davranış bozuklukları.

    Mental retardasyon.

    Solunum bozuklukları

    Mesane ve bağırsak bozuklukları.

    Skolyozu içeren kemik anormallikleri (lateral (yan), sırt kemiklerindeki kurvatür veya dönme kişiye tek bir tarafa yatıyormuş görünümü verir).

    SP’li bebekler, dönme, oturma, emekleme veya yürüme gibi gelişimsel kilometre taşlarına erişimde    sıklıkla yavaştırlar. Erken infantta normalde kaybolması gereken reflekslere sahip olabilirler. SP’nin semptomları diğer durumları andırabilir. Tanı için her zaman çocuk doktorunuza danışınız.

    Serebral palsi ‘de hangi vücut organları tutulur?

    Serebral palsi ‘de kas kontrolü ve vücut hareketlerinin kaybı yanısıra birçok organ sisteminde bozukluklar olabilir. Örneğin çocuğun gözlerinde görme kayıpları, gözlerde kayma-şaşılık, işitme kayıpları, yutma bozuklukları, salya akması, idrar kaçırma, mental fonksiyon bozuklukları da görülebilir.

    Serebral palsinin tipleri:

    Tıbii terminolojide serebral palsinin birçok türü vardır. Bunların arasıda şunlar sayılabilir:

    Spastik serebral palsi

    Atetoid serebral palsi

    Miks tip serebral palsi

    Spastik serebral palsi:

    Serebral palsinin en sık görülen formudur. Tüm serebral palsi olguları içinde neredeyse %90 oranındadır. Bu grupta, kaslarda kasılma (spastisite) bulunmaktadır. Spastik serebral palsinin ise yine birden fazla çeşidi bulunmaktadır. Tıbbi olarak bunlara hemiplejik tip, diplejik tip ve total tip denir. Hemiplejik tipte vücudun bir yarısında tutulum mevcuttur. Diplejik tipte her iki bacakta tutulum varken kollarda tutulum azdır. Total tipte ise tüm uzuvlar ve gövde etkilenmiştir.

    Atetoid serebral palsi:

    Athetoid serebral palsi bir hareket bozukluğu olup beyinde genelikle bazal ganglion veya beyincik denen bölgelerin hasarı sonucunda oluşur. Genellikle sarılık veya beynin oksijensiz kalma durumlarında ortaya çıkar. Bu tipteki çocuklarda, uzuvlarda ve gövdede yavaş, istemsiz hareketler oluşmaktadır. Bu istemsiz hareketler heyecanla birlikte artış gösterirken istirahatte ve uykuda kaybolur. Çocuklar bu istemsiz hareketlerden ve kas tonuslarındaki dalgalanmalardan dolayı otururken, ayakta dururlarken ve yürürlerken postür ve dengelerini  korumakta güçlük çekerler.

    Miks tip serebral palsi:

    Atetoid ve spastik serebral palsinin birlikte olduğu formdur.

    Serebral Palsi Tanısı Nasıl Konulur?

    SP’nin tanısı fizik muayene ile konulur. Muayene sırasında doktor, çocuğun doğum öncesi ve doğum hikayesini tam olarak öğrenir. SP tanısı genellikle çocuk 6 – 12 aylık olana kadar konulmaz. Bu dönem çocuğun yürüme ve el ve baş denetimi gibi gelişimsel kilometre taşına erişmesi gereken dönemdir. Aşağıdaki tanısal testler dahil edilebilir:

    Nörolojik muayene (refleksleri ve beyin / motor işlevlerini değerlendirmek için)

    Röntgen – görülemeyen elektromanyetik enerji ışıkları kullanılarak iç dokular, kemikler ve organların filme yansıtıldığı tanısal bir testtir.

    Besleme çalışmaları.

    Elektroansefalogram (EEG) – kafatasına yerleştirilen elektrodlarla beyinin elektrik faaliyetlerinin sürekli kayıt edildiği bir işlemdir.

    Kan testleri.

    Yürüyüş incelemeleri (çocuğun yürüyüş şeklini değerlendirmek için).

    Manyetik rezonans görüntüleme (MRG) – Organlar ve vücudun içindeki yapılardan ayrıntılı görüntüler oluşturan büyük mıknatıslar, radyo frekanslar ve bir bilgisayarın birleşiminden meydana gelen tanısal bir işlemdir.

    Bilgisayarlı tomografi taraması (BT) – vücudun hem horizontal hem de vertikal kesitsel görüntülerini oluşturmak için x – ışınları ve bilgisayar teknolojisinin birleşiminin kullanıldığı tanısal bir görüntüleme yöntemidir. BT taraması, kemikleri, kasları, yağ ve organları içeren vücudun herhangi bir parçasının ayrıntılı görüntülerini gösterir.

    Genetik çalışmalar – ailesel geçiş koşullarını değerlendiren tanısal testlerdir.

    Metabolik testler – vücudun normal kimyasal işlevlerini sürdürmesi için gerekli olan özel enzimlerin (örneğin aminoasitler, vitaminler ve karbonhidratlar) eksikliğini değerlendiren tanısal testlerdir.

  1. c) Tedavisi

    Tedavi, deformiteleri engellemek veya en aza indirmeyi ve evde ve topluluk içinde kapasitesini artırmaya odaklanmıştır. Bir çocuk en iyi aşağıdaki sağlık çalışanlarından oluşan multidisipliner bir ekip ile tedavi edilebilir:

    Bakım hemşiresi

    Nöroşirürjiyen – beyin ve omuriliği ameliyat etmek üzere uzmanlaşmış bir cerrahtır.

    Nörolog – beyin, omurilik ve sinir hastalıkları üzerine uzmanlaşmış bir doktordur.

    Fizyoterapist

    Ortopedist – kaslar, bağlar, tendonlar ve kemikleri ameliyat etmek üzere uzmanlaşmış bir cerrahtır.

    Ortotist – Destek cihazları yapmak üzere uzmanlaşmış bireylerdir.

    Serebral Palsi’li bir çocuğun oturma, yürüme gibi hareketlerinde bağımsızlığa ulaşabilmesi için rehabilitasyona ihtiyaç vardır.

    Serebral Palsi’de çok değişik sorunlar görüldüğü için tedavi yöntemleri de farklılık göstermektedir.

    Serebral Palsi’de tedavi 3 grupta incelenir:

    İlaç Tedavisi: Hastalığı ilaçla tedavi etmek olanaksızdır. Sadece kasılmaları bir miktar azaltmak veya havaleleri kontrol altına alabilmek için ilaçlar verilebilir.

    Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon: Rehabilitasyonun amacı; çocuğun kollarını ve bacaklarını normale yakın kullanabilmesini sağlamak, uygun cihazlar ile ayakta durması veya yürümesini sağlayarak bağımsızlığını artırmaya çalışmak, anlaşılabilir konuşmayı öğretmek ve çocuğa olanaklar içinde normale yakın görünüm kazandırmaktır.

    Cerrahi Tedavi: Sinirlere, kaslara veya kemiklere yönelik olabilir. Cerrahinin etkisinin sınırlı olduğu ve her hastaya uygulanamayacağı, bazı durumlarda cerrahinin faydadan çok zarar getireceği unutulmamalıdır. Cerrahi tedavi uygulanan çocuklarda mümkün olan en kısa sürede hareketliliğin kazandırılması önemlidir.

  1. d) Öneriler

    Her hastalıkta olduğu gibi SP’de de korunma prensipleri bilinmelidir. Koruyucu önlemler doğum öncesinde, doğum sırasında veya doğumdan hemen sonra alınmalıdır. Tedavide en önemli rolü Aile üstlenir. Bu nedenle aileler en erken devreden itibaren tedavi sürecinde yer almalı ve bu konuda çalışan Sağlık ekibi ile işbirliğinde olmalıdırlar.

Kaynaklar:

www.diyadinnet.com/SaglikBilgisi-651&Saglik=serebral-palsi-sp

gazicocukbeyincerrahisi.gazi.edu.tr/posts/view/title/serebral-palsi-14284

 Prof dr. Erbil –Nigar dursun

Düzenleyen :

Özel Hayat Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi 

Filiz AKDEMİR

Rehber Öğrtemen

    Asperger sendromu yaklaşık 200 ergenden birinde görülür. Erkeklerde yaklaşık 8 kat daha sıktır. Çok farklı alanlarda psikososyal sorunlar yaşanabilir. Asperger sendromu olan ergenler ve erişkinler dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB), öğrenme bozukluğu, zeka geriliği, kişilik bozukluğu, atipik psikoz gibi pek çok farklı tanıyla takip ediliyor olabilir ve Asperger sendromu tanısı atlanabilir. Genellikle dil gelişim alanlarında sorun yaşanmaması ve zeka düzeylerinin normal olması nedeniyle tanının konması onlu yaşlardan sonra olmaktadır. Asperger sendromunda, diğer yaygın gelişimsel bozukluklarda görülen belirtilere benzer şekilde sosyal etkileşim alanlarında, karşılıklı sözel ve sözel olmayan iletişim alanlarında sorunlar olabilir. Basmakalıp ilgi alanları ve davranışlar görülebilir. Öte yandan Asperger sendromunda şu sorun alanları sık görülür:

    Hareket sistemi (motor) becerilerinde sorunları: Motor gelişim basamaklarında gecikme görülebilir. İnce motor becerilerinde sorunlar, sakarlık, hantallık görülebilir. Kollarını sallamadan ve hafif toplarcasına, tipik bir yürüyüş stili gösterebilirler.

    Konuşma ve aksan sorunları: Ses tonunu ayarlama güçlükleri, konuşurken aşırı ve uygunsuz iniş-çıkışlar gösterebilirler. Monoton bir ses tonuyla konuşabilirler. Kitaptan pasajlar okur gibi ezbere konuşabilirler. Gramer hataları yapabilirler. Zamir ve edatları yanlış kullanabilirler.  İletişimin sözel ve sözsüz mesajlarını değerlendirmede güçlük yaşayabilirler; örneğin donuk bakışlı ve soğuk tonlamalı bir “merhaba” ile, sıcak ve içten bir “merhaba” arasındaki mesaj farkını değerlendirme güçlüğü (mutlak belirtiler). Yüz ifadesinde, vücut duruşu ve tavırlarda uygunsuz/garip haller gösterebilirler; örneğin sizinle konuşurken yan durması.

     asperger_sendromu_bursaDil becerileri sorunları ve konuşulanları anlama güçlükleri: AS’li bireyler sözcüklerin temel ve somut anlamlarına takılabilirler, mecaz ifadeleri anlamayabilirler. Soyut kavramları, atasözlerini, deyimleri, esprileri yanlış anlayabilir ya da kendilerince yükledikleri anlamlarla kullanabilirler. Konuşma sırasında karşılarındakilerin sözel olmayan tepkilerini (mimiklerini, jestlerini, vb.) anlamakta güçlük çekebilirler ya da basmakalıp bir biçimde anlayabilirler. Örneğin; “ağlıyorsa üzülmüş demektir” gibi. Anlam ve bağlam dışı konuşma (Semantik Pragmatik Gelişimsel Dil Bozukluğu) . Örneğin; ’bugün piknik yapalım mı?

    AS’li birey: Anatosaurus, 60 milyon yıl önce yaşamış bir dinazor türü..(mutlak belirtiler)

    Bilişsel işlev sorunları:Özellikle zihinselleştirmede zorluk yaşarlar. Görsel olarak ifade edilmedikçe anlamayabilirler. Özetleme becerileri düşüktür. Gereksiz ayrıntılara takılabilir, konunun özünden sapabilirler. Problem çözerken amaca yönelik ve çözüme odaklı davranmayabilirler. Konunun bütününü görmekte zorluk çeker, belirli parçalara takılıp kalabilirler. Ortamın/topluluğun ortak duygusunu/ruhunu hissetmede, sezmede güçlükler ve buna bağlı davranış problemleri; örneğin cenaze evinde şarkı söylemek gibi.

    Belirli ilgi alanlarında aşırı yoğunlaşabilirler: Genelde günlük hayatta bir işlevi olmasa da belirli konularda yoğun araştırma içine girebilirler. Özellikle taksonomi (sınıflandırma) ile ilgilenirler ve bilgileri ezbere dayalı olur. Örneğin, hayvanların latince isimlerini ezberleyebilir, bir kentin telefon numaralarını, tren saatlerini kolaylıkla akıllarında tutabilirler. Matematik, Fizik, Kimya vb. kapalı uçlu bilimsel konulara eğilim gösterebilirler.

    Duyusal hassasiyetleri olabilir: Yüksek seslerden, çeşitli dokulardan, parlak ışıklardan aşırı bir rahatsızlık duyabilirler. Öte yandan, dokunsal uyaranlardan çok zevk alabilirler (ör, masaj, sarılma, öpme, vs.).

  •     Asperger sendromu olan bireyler çoğunlukla toplum içinde farklı olarak görülmezler.
  •     Pek çok Asperger sendromu olgusu ancak yakın ilişki içinde farklı olarak algılanabilir ve genellikle “garip”, “acayip”, “değişik” gibi sıfatlarla anılırlar.
  •     Çoğu Asperger sendromu olgusu kendindeki farklılıkların farkındadır.
  •     Sosyal ilişkilere çok fazla girmemekten genellikle rahatsızlık duymazlar. Arkadaş edinmede ve/veya arkadaşlığı sürdürmede güçlükler yaşayabilirler.
  •     Ergenlik dönemlerinde zamanlarının çoğunu bilgisayar karşısında geçirmeyi tercih ederler.
  •     Sosyal becerilerinin yetersiz olması nedeniyle, sosyal etkileşime zorlandıklarında genellikle rahatsızlık duyarlar.
  •     Sosyal işlevselliklerindeki yetersizlik kendilerinden çok ailelerini rahatsız eder.
  •     Bu yetersizlikler ergenin ailesine daha faza bağımlı yaşamasına neden olur.
  •     Karşı cinsle ilişkileri kısıtlıdır ve flört içeren tutum ve davranışları uygulamakta oldukça zorlanırlar.

    Tüm bu temel belirtilere ek olarak eşlik eden psikiyatrik bozukluklar sıkça görülür. Özellikle dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) Asperger sendromuna eşlik edebilir. Asperger sendromu olan ergenlerin yaklaşık üçte birinde DEHB tanısı da konur (Klin ve Volkmar, 1997).Özellikle belirli konulara dikkatlerini aşırı yoğunlaştırır, diğer alanlara dikkatlerini kaydırmakta zorluk yaşarlar. AS’li bireylerde anksiyete bozuklukları ve depresyon da normal topluma göre daha sık görülür (Klin ve ark., 2000). Özellikle Asperger sendromu olan ergen büyüdükçe ve kendisindeki farklılıkları fark ettikçe, arkadaşları tarafından dışlandığını gördükçe depresif belirtileri artabilir. Asperger sendromu olan ergenler akranları tarafından çok sık alaya ve aşağılanmaya maruz kalırlar. Akranları arasında yaşadıkları sorunlar okula uyumlarını ve akademik işlevselliklerini de oldukça olumsuz etkileyebilir.

    Asperger sendromuna sıklıkla eşlik eden bir diğer psikiyatrik bozukluk da takıntı bozukluğudur (obsesif kompulsif bozukluk) (OKB). Asperger sendromu olan beş ergenden birinde OKB tanısı konabilir (Klin ve ark., 2000). Ancak bazı Asperger sendromu özellikleri OKB ile karıştırılabilir. Örneğin, bilişsel katılık, günlük rutin aktivitelere sıkı sıkıya uyma, kısıtlı ilgi alanları obsesif belirtilere benzeyebilir. Bazı Asperger sendromu olan ergenler kendi kalıp yargılarına ve rutin alışkanlıklarına aşırı bağlı olabilirler ve ebeveynleri ile ciddi çatışmalar yaşayabilirler. Bu tutumları karşıt olma/karşı gelme bozukluğunda olduğu gibi bir klinik görünüm oluşmasına yol açabilir. Asperger sendromu olan bireylerde görülen sosyal içe kapanıklık ve bilişsel hatalar bazen şizofreninin bulguları ile karışabilir ve yanlışlıkla şizofreni tanısı alabilirler. Son yıllarda yapılan çalışmalar Asperger sendromu olan bireylerin normal topluma göre daha fazla şizofreni geliştirdiği düşüncesini desteklememektedir. Erişkinlik dönemlerinde yaşadıkları sorunlar Asperger sendromunun belirtileri olsa da erişkinlik çağında şizofreni ile özdeş olabilmektedir.

    AS tedavisinde çeşitli eğitim modulleri kullanılabilir (Mesibov ve ark., 2001; DuCharme ve McGrady, 2003). Örneğin, sosyal beceri eğitimi sürecinde belirli sosyal durumlar yaratılır. Asperger sendromu olan ergenin sosyal durumları değerlendirme ve uygun yanıtları seçme ve diğerlerinin niyetini, duygularını tahmin etme, yorumlama becerileri geliştirilir. Sosyal ortama, duruma giriş ve çıkışta uygulanabilecek sözel ve davranışsal yöntemler üzerine çalışılır. Ses tonunu ayarlama teknikleri üzerinde durulur.

    Bağımsız yaşama becerileri eğitimi ise özellikle Asperger sendromu tanılı ergenlerin ebeveynleri için de hayati bir öneme sahiptir. Mesleki beceriler, araba kullanma, toplumsal kaynakların kullanımı gibi konular ele alınır. Eşlik eden psikiyatrik sorunlar için (örneğin, dürtüsel davranışlar, depresif belirtiler, takıntılar, dikkat sorunları, vb.) ilaç tedavileri kullanılabilir. İlaç tedavilerinin etkinliği ve yan etkileri Asperger sendromu olan bireylerde çeşitli farklılıklar gösterebilir. Örneğin, metilfenidat tedavisine yanıt daha düşük olabilir ve agresif belirtilerin ortaya çıkma riski daha yüksektir. Antidepresanlar dürtü kontrol sorunlarını alevlendirebilir.

    Asperger sendromu olan ergenlere yaklaşımda ebeveynlere ve öğretmenlere şu noktalar hatırlatılabilir (Williams, 1995):

  •     Asperger sendromu olan ergen için sürprizler içermeyen, öngörülebilir ve güvenli bir ortam sağlayın.
  •     Olası değişimleri (ör, öğretmen değişikliği, sıra değişikliği) en aza indirin.
  •     Günlük rutin etkinlikleri net bir şekilde tanımlayın.
  •     Yenilik öncesi (ör, yeni bir öğretmen, arkadaş, vb.) onu hazırlamaya çalışın.
  •     Diğer çocuklar tarafından alaya ve aşağılanmaya maruz kalmamasına özen gösterin.
  •     Olumlu davranışlarını, becerikli yönlerini destekleyin ve ödüllendirin.
  •     Özgüvenini destekleyecek sorumluluklar verin.
  •     Sosyal etkileşimi içeren etkinliklerde yol gösterici olun.
  •     Belirli sosyal durumlarda nasıl tepkiler vermesi gerektiğini ezberletebilirsiniz.
  •     Takıntılı bir şekilde bir konuya odaklanmasını kısıtlayın, gerektiğinde uyarın.
  •     Motivasyonunun düşük olduğu durumlarda onun ilgi alanlarına hitap ederek iletişime başlayabilirsiniz.
  •     Dikkatini yoğunlaştırabilmesine yardımcı olmak için görevleri daha küçük parçalara ayırın.
  •     Zamanını düzenlemede zorlukları olabileceğinden uzun süreçleri ödevler vermeyin.
  •     Sınıfta ön sıralarda oturtun ve olabildiğince onunla göz temasını sürdürün. Gerektiğinde onun katılımını beklemeden söz verin.
  •     Zaman zaman gerçekçi olmayan hayalleri ve düşünceleri olabilir. Özellikle birebir kaldığınızda gerçekleşmesi imkansız yaklaşımlarını sosyal ortamlarda ifade etmemesi konusunda konuşabilirsiniz.
  •     Hareket ve denge sorunları olabileceğinden zorlanacağı ödevler vermemeye özen gösterin. Yarışmacı spor etkinliklerinden daha çok bireysel becerilerini geliştirebileceği sporlara yönlendirin.
  •     Sınavlarda ya da ondan istenen bir ödevde yönergelerinizi olabildiğince net iletin ve anlayıp anlamadığını kontrol edin.
  •     Onun bireysel becerileri ve ilgi alanlarını dikkate alan mesleki beceriler edinmesi konusunda yardımcı olun.
  •     Bazı konuları anlayamaması ve inatlaşması sizi zaman zaman sinirlendirebilir, sabrınızı taşırabilir. Bu tür duygulara karşı hazırlıklı olun.
  •     Duygusal dalgalanmalarını, dikkat düzeyini, uyku ve iştahını, agresyon düzeyini izleyin ve not alın. Gerektiğinde psikiyatrıyla paylaşın.
  •     Çevresel stres etkenlerinden kolaylıkla etkilenebildiklerini unutmayın. Örneğin, okulda bir kavga yaşandığında diğer öğrencilerden çok daha fazla etkilenebilir ve anlaşılmaz tepkiler verebilir. Bu nedenle stresin yoğunlaştığı dönemlerde onu daha dikkatli gözleyin.
  •     Öğrenme aşamasında görsel materyalleri ve uygulamalı etkinlikleri daha çok kullanın. Örnekler verin, modeller geliştirin, önce birlikte yapın.

Kaynaklar:

Dr. Koray Karabekiroğlu

http://www.asperger-asperder.org/tr

Düzenleyen: Rehber Öğretmen

Özel Hayat Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi Bursa

Filiz AKDEMİR

Down Sendromu,  nedir ?

    Down Sendromlu çocuk sahibi ailelerin en büyük düşmanı bilgi eksikliğidir. Bu yüzden, “Down Sendromu nedir?” sorusunu cevaplamaya çalışacağız. Bunu yaparken kullanacağımız bazı terimler size  yabancı gelse de endişelenmeyin, bunların daha doyurucu açıklamalarını gönüllü ailelerimizde bulacaksınız.

    En basit tanımıyla Down Sendromu çocuğunuzun vücudundaki hücrelerin 46 yerine fazladan bir kromozoma, yani 47 kromozoma sahip olmasıdır. Down Sendromu bir hastalık değil genetik bir farklılıktır.

    İnsan vücudunu oluşturan hücrelerin çekirdekleri, kromozomlarla birbirlerine bağlanmış olan genlerden oluşmuştur. İşte bu genler ve kromozomlar fizyolojik ve kişilik yapımızın ana unsurlarıdır, dolayısıyla çocuğunuzun fazladan sahip olduğu bir kromozom onun hayatını etkileyecektir. Kromozom anomalilerinin çoğunda embriyo gelişemez. Down Sendromu embriyonun gelişimini tamamlayabildiği bir durumdur.

    Çocuğunuzun fiziksel görünümü diğer çocuklardan biraz farklı olabilir, bir takım sağlık sorunları bulunabilir. Fakat unutmayın ki, bazı çocukların sarı saçlı, bazılarının mavi gözlü olması gibi sizin çocuğunuzun da Down Sendromlu olması bir genetik farklılıktır.

    Down Sendromu konusunda iki şey kesindir. Birincisi, Down Sendromunun kaynağı anne-baba değildir ve hamilelik öncesi veya sırası olan hiç bir şey çocuğun Down Sendromlu doğmasına yol açmaz. İkincisi, diğer çocuklar gibi Down Sendromlu çocukların da kendilerine özgü kişilikleri, yetenekleri ve düşünceleri vardır. Diğer çocuklar gibi onlar da farklı kişiliğe sahip bir birey olarak büyüyeceklerdir.

    Dünyanın her yerinde ve tüm insan ırklarında Down Sendromu mevcuttur ve zamanla ortaya çıkan bir durum değildir. Down Sendromlu insanların, insanoğlunun oluşumundan beri var olduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla Down Sendromunu yaşamın doğal bir parçası olarak kabul etmek yanlış olmasa gerek.

    Down Sendromu nasıl oluşur ? 

    down_sendromu_bursa1Down Sendromunun nasıl oluştuğunu anlayabilmek için genetik konusunda biraz daha detaylı bilgiye gereksinim duyacağız. Sahip olduğumuz hücrelerin çekirdeklerinin genlerden oluştuğunu ve taşıdığımız fiziksel özelliklerle, kişiliğimizin ana unsurlarının bu genlerde kodlanmış olduğundan söz etmiştik. Genlerimiz birbirlerine kromozom denilen çubuklarla bağlıdır. Çoğumuzun her hücresinde, 46 kromozom bulunmaktadır. Kromozomlar da çiftler halinde kümelenmişlerdir, yani hücrelerimiz 23 çift kromozoma sahiptirler.

    Kromozom çiftlerimizin biri annemizin yumurtasından, diğeri babamızın sperminden gelmektedir. İnsan vücudundaki yumurta veya spermlerin hücrelerine “germ hücreler” denir ve bir tek bunlara ait hücreler 23 kromozomdan oluşmuştur.

    Yumurta ve sperm hücrelerinin birleşmesiyle 46 kromozomlu bir küme ortaya çıkmakta ve bunun oluşturduğu ilk hücre bölünüp ikinci bir hücre ortaya çıktığında yeni hücre ilkinin özelliklerini taşımaktadır. Dolayısıyla bebeğin genetik yapısı oluşacak ilk hücreye bağlıdır. Kromozomlar ikişerli gruplar halinde 23 çift olarak denge halindedirler.

    Herhangi bir nedenle bu çiftlerin fazla kromozoma sahip olması dengeyi bozacaktır. Bu durum, yani üç kromozoma sahip olma Trizomi olarak tanımlanır. Down Sendromu durumunda üç kromozom oluşumu gen zincirinin 21. Kromozom halkasında oluştuğundan bu oluşum Trizomi 21 olarak da adlandırılır. Embriyo geliştikçe bu durum yeni oluşan hücrelere aktarılarak tüm hücrelerin fazladan bir kromozoma sahip olmasına neden olur. Down Sendromlu insanların %95’i söz ettiğimiz Nondisjuction Trisomy 21 türüdür. Yani 21. Kromozom bölünürken, tepesi koparak gövdenin alt kısmı diğerine yapışarak 21. Kromozom çiftini oluşturmuştur. Translocation türünün %60’ı döllenme sırasında oluşur, kalan kısmı aileden kalıtım yoluyla gelmektedir. Dolayısıyla Translocation türü kalıtımsal yolla oluşabilen tek Down Sendromu türüdür ve sonraki hamileliklerde tekrar etme olasılığı yüksektir.

    Diğer bir tür olan Mosaicism, Down Sendromlu insanların %1’inde görülür. Mosaicism’de döllenme sonrasındaki ilk hücre bölünmelerinden birinde yanlış bir bölünme oluşur. Böylece gelişen embriyonun bazı hücreleri 46 kromozoma sahipken, bir kısmı 47 kromozoma sahip olur. 47 kromozoma sahip hücrelerin oranı çocuktan çocuğa değişkenlik gösterir ve bu çocuklar Down Sendromu özelliklerinin sadece bir kısmına sahip olurlar.

    Down Sendromlu çocukların fazladan bir 21. Kromozomu olmasına rağmen, diğer tüm kromozomları normaldir ve görevlerini gereği gibi yerine getirmektedirler. Dolayısıyla bazı özellikleri fazla kromozomun neden olduğu artı proteinlerden dolayı olumsuz yönde etkilense bile kişiliğinin ana hatları diğer 46 kromozomu tarafından belirlenir. Yukarı

    Neden çocuğum Down Sendromlu ?

Down Sendromuna neden olan belirleyici faktörler konusunda, annenin yaşı, radyasyon, troit antibodies, uyuşturucu ve alkol kullanımı gibi çeşitli tezler ortaya atılmış olsa da bunların içinde kesinlik kazanmış olanı yoktur. Sonuçta 21. Kromozom bilinmedik bir nedenle bölünememiş ve yeni hücrede yerini korumuştur.

    Annenin yaşının ilerlemiş olması, sendromun sıklığı ile ilişkili olan tek istatistik veridir. Son yıllarda yapılan çalışmalar kromozom bölünmezliğinin yalnızca anne yumurtasından değil baba sperminden de kaynaklanabileceğini göstermiştir. Aşağıdaki tabloda annenin gebelik yaşı ile çocuğun Down Sendromlu doğma riski arasındaki oranlar verilmiştir. Görülen odur ki; annenin gebelik yaşı büyüdükçe çocuğun Down Sendromlu olmsa riski artmaktadır.

ANNENİN YAŞI                                                                                                   DOWN SENDROMU RİSKİ
20 yaşın altı                                                                                                                     1700 doğumda bir
20-25 yaş arası                                                                                                                1350 doğumda bir
25-30 yaş arası                                                                                                                1150 doğumda bir
30-35 yaş arası                                                                                                               700 doğumda bir
35-40 yaş arası                                                                                                                250 doğumda bir
40-45 yaş arası                                                                                                                    70 doğumda bir
45 yaş üstü                                                                                                                           16 doğumda bir

    Sonraki çocukların Down Sendromlu olma riski nedir ?

    Bu sorunun cevabı çocuğun kromozom değişiminin türüne bağlıdır. Çocuk doğduktan sonra tekrar etme riski Trizomi 21’de % 1’in altındadır. Anne ve babanın yaşlarına bağlı değildir.

    Mozaik formda risk yüksek değildir, fakat istisnalar oluşmaktadır.

    Translokasyonlar çocukta yeni oluşmuş olabilir, o zaman tekrar etme riski yoktur.

    Translokasyon bir ebeveyn tarafından genetik olarak aktarıldığında, o zaman tekrar etme riski % 8 ile % 10 arasında değişmektedir.

  Doğumdan sonra, emzirme hakkında notlar…

   Bir annenin tecrübeleri…

    “Üçüncü çocuğumuzun doğumuna iyi hazırlanmıştık. Ve iki çocuktan sonra bu bebeğimizin bakımıyla ilgili hiçbir problem yaşamayacağımızı düşünmüştük. Fakat her şey çok farklı gelişti. Doğumdan yarım saat sonra Tolga’nın Down Sendromlu olduğunu öğrendik. Bu bizim için bir şoktu. İki sağlıklı çocuktan sonra böyle bir sorunla karşı karşıya kalabileceğimiz aklımızın ucundan bile geçmemişti.

    Diğer çocuklarımı emzirdiğimden Tolga’yı emzirmek kadar doğal bir şey yoktu benim için. Fakat çocuk kliniğindeki doktorlar böyle bir çocuğun emzirilmesinin son derece güç olduğunu düşünüyorlardı. Fakat anne sütü ile beslemenin önemini de gözardı etmiyorlardı.

    Böylelikle sütümü pompalayıp çocuğumu anne sütü ile beslemeye başladım. Özellikle onu kabullenememekten dolayı hissettiğim suçluluk duygusundan sonra, çocuğumun büyümesine katkıda bulunabilmek benim için çok güzel bir histi.

    Göğüsten emmeyi Tolga ancak 4 hafta sonra başarabilmişti. Enfeksiyonlara karşı anne sütünden dolayı korunmuştu. Ağız ve çene kasları anne göğsünü emmesinden dolayı kuvvetlenmişti. Emzirme esnasındaki yakın ilişki sayesinde bizi çok yakın zamanda algıladı ve 10 haftalıkken bize gülücükler dağıtıyordu.”Ayşe Tekneci , İstanbul

   down_sendromu_bursa2 Emzirmek, tüm bebekler için olduğu gibi Down Sendromlu çocuklar için de son derece önemlidir. Bu çocukların anne sütü ile beslenmeleri, ağız sistemlerinin kuvvetlenmesini sağlar. Kuvvetli şekilde emmek, normal bir ağız yapısının oluşmasının en iyi yoludur. Emzirme ile alt çenenin gelişimi ve dil hareketi sayesinde ağzın kapatılmasının öğrenilmesi daha kolaydır. Çünkü Down Sendromlu çocuklar bu konuda bazı zorluklar yaşarlar. Ağzın kapatılmasına yönelik erken müdahaleler olumlu sonuçlar vermektedir. Bursa Rehabilitasyon Merkezi

    Sizin ve çocuğunuz için önemli olan birlikte olmak ve iyi bir ilişki kurmaktır. Emzirme buna da yardımcı olabilir, fakat zorunlu değildir. Emzirmenin mümkün olamadığı durumlarda çocukla besleme sırasında da  sıkı bir bağ kurulabilir. İlk günlerde çocuğu beslemek çok zor olabilir, fakat pes etmeyin.

    Çocuğunuzun ağzını kapamayı öğrenmesi, göğüsten emzirmede biberona nazaran daha kolay olmaktadır. Ayrıca bebeği emzirirken, emzirme ritmine uygun bastırma veya çene altından hafiften okşamayla yardımcı olunabilir. Bazen ilk etapta bir damla sütü göğüsten ele alıp çocuğun ağzına itmek de yararlı olabilir. Bu durumda, emzirme isteğini uyandırmak için, parmak çocuğun ağzında hafiften sağa sola oynatılmalı, bebek ancak emmeye başladığında göğüs verilmelidir.

    Emzirme esnasında da ara sıra parmakla bu şekilde davranmak çocuğun emzirme isteğini çoğaltabilir. Bebekteki emmeyi kolaylaştırabilmek için diğer bir hareket de göğüsün ufak pompalamalarla ovuşturulmasıdır. Göğüs ucu bebek tarafından daha kolay yakalanır ve süt hemen gelir. Ayrıca bu yöntem sütün çoğalmasına da yardımcı olmaktadır. Bebek tam doyurulamadığında sütün pompalanıp biberondan verilmesi bebeğin sağlığı için önemlidir.

    Çoğu zaman birkaç hafta sonra bebeği sağlıklı bir şekilde doyurmak mümkün olabilir. Bebeği emzirirken farklı problemlerle karşılaşıldığında, anne bir doktora başvurmalıdır. Diğer bilgileri ilgili kurum ve kuruluşlardan alabilirsiniz. İletişim adresleri broşürün arka sayfalarındadır. Yukarı

    Down Sendromlu çocuklar nasıl gelişir ?

    Fazla kromozom çocuğun gelişimini negatif olarak etkilemektedir. Bu durum her zaman da önemli olacaktır. Çünkü kromozom değişimini geri almak mümkün değildir. Fakat unutulmamalıdır ki bir çocuğun gelişimi sadece genetik faktörlere bağlı değildir. Çevre ve öğrenme faktörleri de çocuğun gelişiminde çok önemli ve etkilidir. Down Sendromlu çocukların ihtiyaçları diğer çocukların ihtiyaçlarından farklı değildir. Onlar da anne, baba ve kardeşleriyle birlikte olmaktan mutluluk duyarlar. Çevrelerini keşfetmek, oynamak, öğrenmek, gülmek isterler. Down Sendromlu bir çocuğun  mümkün olduğu kadar sosyal bir ortamda büyütülmesi, gelişimi için son derece yararlıdır.

    Çocuklar 1 yaşına kadar bazı önemli gelişmeler gösterirler. Bu gelişmeler anne ve baba tarafından sevinçle karşılanır. Örneğin ilk gülücük veya kendi başına oturması, emeklemesi, ilk adım vb. Down Sendromlu çocuklar birçok şeyi diğer çocuklardan daha geç öğrenir ve normal gelişme prosedürünü daha geç tamamlarlar. Fakat çocuğunuzun bunların hepsini öğreneceğine emin olabilirsiniz. Down Sendromlu çocuklar için aile içi yardımın yanı sıra geliştirme ve rehabilitasyon merkezlerinin yardımı da çok önemlidir.

    Down Sendromlu çocuklar birçok olağanüstü işin üstesinden gelebiliyorlar. Fakat bu çocukların öğrenimleri ve gelişimleri engelli olmayan diğer çocuklar ile asla kıyaslanmamalıdır.

    Beraber oynanan oyunlar tüm çocukların gelişmesi için önemlidir. Oyunların özellikle engelli çocuklar için daha büyük bir önemi vardır. Çocuk oyunları, tekerlemeler ve şarkılar anne ve çocuğa keyif  verir. Çevre ile kurulan ilişkiler ise konuşma ve sosyal gelişmeyi destekleyerek, çocuğa, kendisine uygun olana katılma imkanı sağlar.

    Diğer çocuklar gibi, Down Sendromlu çocukların da fazla oyuncağa ihtiyacı yoktur. Sadece hareket kabiliyetlerini arttıracak ve tecrübe kazandırabilecek oyuncak madde ve materyallerine ihtiyaçları vardır. Oyunda önemli bir diğer nokta ise başka çocukların da bulunmasıdır. Çevrenizde çocuğunuza  birlikte oynayabileceği arkadaşlar arayın. Bunlar engelli olmayan çocuklar olabilir. Göreceksiniz bu çocuğunuzun çok hoşuna gidecektir.

    Birlikte oynamaktan engelli olmayan çocuklar da zevk alacaktır. Çocuğun kardeşleri varsa doğal olarak en iyi oyun arkadaşları onlar olacaktır.

    İlk yıllarda çocuğun gelişimi için bir destekleme programı oldukça önemlidir. Erken destekleme sayesinde çocuğunuz birçok şeyi daha erken öğrenebilir ve böylelikle kendisini de geliştirebilir.

    Çocuğa uygulanan fizyoterapi özel bazı zorlukları azaltabilir ve hareket gelişimini hızlandırabilir.

    Çocuğun gelişebilmesi için yapılan yardım, öğrenme ve geliştirme programları, tüm zihinsel ve gelişim zorluğu çeken engelli çocuklar için aynıdır. Fakat her çocuk tektir ve tek başına bir kişiliktir. Bu nokta asla unutulmamalıdır.

    Erken  destekleme programları çok olumlu sonuç vermektedir. Ancak bu tür programlar uygulanırken sevgiyle yaklaşmanın önemi büyüktür. Takdir edersiniz ki çocukların zorunlu bir çalışma programına kıyasla sevgiye ihtiyaçları çok daha fazladır. Ve anne-baba, eğitim konusunu gereğinden fazla ön plana çıkarırsa çocuğunun psikolojik dengesini olumsuz etkileyebileceğini unutmamalıdır. Unutulmaması gereken bir diğer nokta da Down Sendromlu çocukların her ne kadar birbirine çok fazla benzese de her birinin farklı yetenekleri ve kişilik özellikleri taşıdığıdır.

    2yaşında konuşmayı destekleme programları önem kazanacaktır. Çocuğun kendisini daha iyi ifade edebilmesi ve algılamasını kolaylaştırabilmek için çocuk şarkıları, kafiyeler, resimli kitaplar ve basit oyuncak materyalleri çok önem taşımaktadır. Fakat doğru bir seçim şarttır. Örneğin seçilen bir kitabın içinde yer alan resim ya da fotoğrafların tanınması ya da gündelik işlerde kullanılan türden olması daha iyi sonuç verecektir.

    Down Sendromu ile bağlantılı birçok hastalık ve problem vardır. Çocukların üçte birinde kalp problemleri vardır. Birçoğunun da mide ve bağırsak, duyma ve görme problemlerinin yanı sıra yüksek bir enfeksiyon olasılığı da vardır. Bu tür sorunlarda erken teşhis ve uygun tedavi Down Sendromlu çocukların hayat şartlarını pozitif olarak etkilemektedir.

    DOWN SENDROMU; SAFSATALAR VE GERÇEKLER

    SAFSATA; Down Sendromlu kişiler ağır derecede zihinsel  engellidir.

    GERÇEK; Down Sendromlu çocuklar eğitilebilir ve öğretilebilir seviyededirler. Bugün uzmanlar, doğru eğitim ve erken müdahale programları ile bu çocukların zihinsel kapasitelerinin normal insanlar düzeyine çıkabileceğini kaydetmektedirler. Ayrıca uzmanlar Down Sendromlu çocukların zihinsel kapasitelerinin erişebileceği düzey konusunda bir sınır koyamamaktadır.

    SAFSATA; Down Sendromlu kişiler özel kurumlarda barındırılmalıdırlar.

    GERÇEK; Bugün Down Sendromlu kişiler aileleri ile birlikte yaşayabilmekte, hayatın her alanında aktif ve üretici bireyler olarak katılabilmektedirler. Onlar diğer yaşıtları ile birlikte eğitim sürecinde kaynaştırılabilme kte, spor, müzik , sanat alanlarında yaşıtlarıyla birlikte göstermektedirler.

    SAFSATA; Down Sendromlu kişilerin duygusal ve cinsel hayatı olamaz.

    GERÇEK; Down Sendromlu kişilerin zengin bir duygusal dünyası vardır. Aşık olabilir, evlenebilir vs.Down Sendromlu kadınların Down Sendromlu çocuk sahibi olma riskleri %30dur.

    SAFSATA; Ebeveynler Down Sendromlu çocukların gelişiminde yalnız bırakılmaktadırlar.

    GERÇEK; Down Sendromu konusunda disiplinler arası bilimsel araştırmalar yoğunluk kazanmış ve uygulamada ebeveynlere yardımcı olacak programlar geliştirilmiştir. Toplumdaki duyarlılık oranında resmi ve özel çabalar artmakta, çağdaş bilgilere ulaşılabilmektedir. Sorun doğru bilgilere zamanında ulaşmaktır.

    SAFSATA; Down Sendromlu çocuklara altı yaşına kadar yapacak bir şey yoktur.

    GERÇEK; Bütün çocuklar gibi Down Sendromlu çocukların da kritik gelişim dönemi 0-6 yaş arasıdır. Bu süreçte özel eğitim programı uygulanan çocuklar ileride entegrasyonu daha kolay başarabilmektedir.

    SAFSATA; Down Sendromlu çocuklar ilkokul çağında mutlaka özel eğitim kurumlarına veya özel alt sınıflara gönderilmedirler.

    GERÇEK; 0-6 yaş arası erken müdahale programları ile özel eğitim almış ve normal gelişim çizgisine ulaşmış Down Sendromlu çocuklar normal okul ve sınıflarda eğitim görebilmektedirler.

    SAFSATA; Down Sendromlu yetişkinler çalışamaz

    GERÇEK; Erken müdahale programları ile yetiştirilen Down Sendromlu kişiler, kendilerine uygun işlerde istihdam edilebilmektedir. Down Sendromlu kişiler bu görevlerini sadakat, azim ve büyük bir beceriyle gerçekleştirmektedirler. Dünyanın ileri ülkelerinde onların istihdamı büyük bir sorun yaratmamaktadır.

    Kaynaklar ;

    NATİONAL DS SOCIETY

    666 BROADWAY, NEW YORK, NY 10012

    DOST YAŞAM DOWN SENDROMU VAKFI

Bursa Rehabilitasyon Merkezi

    Hastaneye eşimin ailesi ve benim ailem, hepbirlikte gitmiştik. O mutlu anı paylaşacaktık birbirimizle. Dokuz ay boyunca iki taraf da sabırsızlıkla beklemişti o günü. Herkes sabırsızdı ve biraz da kaygılı; ya bi aksilik olursa diye. Ama edilen dualar, iyi dilekler hemen götürüyordu aklımızdaki bu kötü düşünceleri…

    Ve beklenen an gelmişti işte. Doğuma gidiyordum, annemin ve kayınvalidemin gözleri dolu doluydu ,eşimse elimi tutmuş bana gülen gözlerle bakıyordu. En büyük gücü o veriyordu bana. Ve işte ameliyathanedeyim…

    Kendime geldiğimde hastahane odasındaydım. Gözümü ilk açtığımda koltukta eşimi, kafasını iki elinin arasına almış dalgın dururken gördüm. Seslendim: oğlum nerde, nasıl ?

    Eşim hemen yanıma geldi, yüzünde beni gönderirken ki heyecan , mutluluk yoktu. Ama yine de başımı okşayarak, merhametle cevap verdi: “Oğlumuz kontrol amaçlı küvezde, şimdi getirirler”, dedi ve o an kapı açıldı. İçeri bir hemşire ve doğum yaptıran doktor girdi. Daha tam çocuğumun yüzünü göremeden doktorun o çirkin sesini duydum: “Oğlunuz Down Sendromlu”…

    O gün sadece bunu duydum. Oğlunuz Down Sendromlu, oğlunuz Down Sendromlu, oğlunuz Down Sendromlu…Başka her şeye sağırdım. Doktor bunu söyledikten sonra başka şeyler de sölemiş olsa da kalbimin sesinden hiçbirini duyamamıştım. Önce doktor çıktı, sonra hemşire bebeği doğru emzirme şekli konusunda bana biraz destek olduktan sonra o da çıktı. Eşim, ben ve bebeğim başbaşa kalmıştık.. İkimiz de konuşmuyorduk. Çocuğu inceliyorduk. Yüzünde ve ellerindeki farklılıklar doktorun anlattığı gibiydi.

   zihinsel_engelli_cocuklar_bursa_ozel_hayatİlk bir yılım karanlık içinde geçti. Bebeğimden desteğimi eksik etmedim. Ona karşı görevlerimi yaptım her zaman. Ama, aklımdan o sorular hiç gitmedi: Benim bir günahım mı vardı, kullandığım ,yediğim , içtiğim bir şeyden dolayı mı oldu, büyük mü konuştum, ah mı aldım, bu benim bir imtihanım mı?   Bu çocuğa dışarıda nasıl bakacaklar, yürüyebilecek mi, konuşabilecek mi, okuyabilecek mi, çok hasta olacak mı? gibi sorular beni depresyona sokmuştu. Hiçbir şeyden tat almıyordum..Taa ki oğlum Emre ‘nin gözlerimin içine bakarak, ağzını kocaman açarak gülümsemesine kadar…

    O bana bakmadı sadece, o beni gördü, ben de onu gördüm. Belki de ilk kez o gün gördüm..O kadar karanlıklardaydım ki, bebeğimi hiç görmediğimi anladım. Ona bakmadığımı anladım..Bencillik yaptığımı anladım. O bana güldü…o beni seviyor, o bana muhtaç, o çok güzel, o benim canım, o benim parçam, o benim neşe kaynağım…Duygularım dönüşüyordu…Karanlıklardan sıyrılıyordum sanki. O hala bana gülümsüyordu…Kalbime dokuna dokuna gülümsüyordu..Gözlerimde yaşlar, onu ilk kez öptüğümü anlıyordum..Onu ilk kez öpüyordum…

    Zamanla ne büyük bir hata yaptığımı anladım. Olumsuz düşüncelerle hem oğluma, hem eşime hem de kendime haksızlık yapmıştım. Eşim, hiçbir zaman benden desteğini eksik etmedi, beni suçlamadı, bana haksızlık yapmadı. Ama olumsuz düşüncelerle onu ihmal ettim. Kendimi de çok kısıtladım. Hiçbir yere gitmedim. Dışarı çıktığımda insanların bana ve çocuğuma acır gözlerle bakmalarını istemediğim için hem çocuğumu hem kendimi dört tarafı duvarlarla çevrili eve hapsettim…Bu dünyada var oluş amacımı unuttum…Ve bir karar aldım. Down Sendromu’nun ne olduğunu öğrenmek, bu tür engel grubuna dahil olan bireylerin ne yapabileceklerini araştırmak, anne – baba olarak nasıl bir yol izlememiz gerektiğini bilmek için ilk işim internetten, rehabilitasyon merkezlerinden, hastanelerden ve daha pek çok yerden bilgi toplamak olacaktı…

    Ve şimdi oğlum 15 yaşında. O dünyanın en güzel gözleriyle bakan çocuklarından biri…Sadece bana değil, çevremdeki bütün tanıdıklarımın neşe kaynağı. Kendine uygun bir okula gidiyor. Kendinden 3 yaş küçük kız kardeşine abilik yapıyor. Resim yeteneği var. Bu alanda kurslara yönlendirdik, resimleri sergileniyor zaman zaman. Evde bana, babasına, kardeşine elinden gelen ne varsa yardımcı oluyor. Çok duygusal bi çocuk. Öğrendim Down Sendromlu çocuklarda duygusal yön ağır basarmış…Artık insanların Emre’ye ve bana küçümser, acımsar , korkuyla karışık bakışlarına da takılmıyorum. Böyle bakanları gördüğüm zaman içimden; siz tanımıyorsunuz Emre’yi, bilmiyorsunuz. Bir bilseniz ne tatlı bir çocuk olduğunu böyle bakmazsınız. Bunu düşününce etraftaki insanlara da kızamıyorum. Öyle ki Emre kendi gibi diğer arkadaşları için de bana güzel şeyler için vesile oluyor. Ben aştım, fakat aşamayan pek çok engel grubundan engelli insanlar ve aileleri var. Onların sesi olmaya çalışıyorum. Destek olmaya çalışıyorum…

    Emre sayesinde çok şey öğrendim. Yeniden nefes almayı öğrendim, yılmamayı öğrendim, araştırıp bilgi edinmeyi öğrendim, kendi yaşadığım zorlukları aşabildiğim zaman başkalarına da destek olabildiğimi öğrendim. Sanırım yaşamanın anlamını öğrendim. Bu dünyaya bir kere geldiğimizi ve mutlaka bir sorumluluğumuz olduğunu öğrendim. En önemlisi de, sevmenin en büyük engelleri bile ortadan kaldırdığını öğrendim. Canım oğlum…İyi ki sen varsın, iyi ki sen bende varsın…Seni bana verene binlerce şükürler olsun…

    Seni çok ama çok seviyorum …

  Bursa Rehabilitasyon Merkezleri –  Özel Hayat Eğitim / Rehberlik servisi