SUNUŞ:

Bu rehberde Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan çocukların önemli bir kısmında görülen beslenme ve ilişkili konularda ailelere ipucu vermeye odaklanılmıştır. Fakat hatırlanması gereken bir noktanın da mutlaka altı çizilmelidir: Beslenme ve ilişkili sorunlara yönelik öneriler çocukların bireysel farklılıklarından dolayı OSB olan tüm çocuklara aynı şekilde uygulanamaz. Bu bağlamda uygulamaların gerçekleştirilebilmesi için farklı uzmanlık alanlarına sahip kişilerle (doktor, diyetisyen, özel eğitim uzmanı vb.) beraber çalışılması ve çocukların gereksinimlerine göre uyarlamalar yapılması önemlidir. Rehber, ailelere kısa bilgilendirme amacıyla hazırlandığı için başlıklar sınırlandırılmıştır. Eğitimin en temel görevlerinden biri toplumun her ferdinin yetenek, yeterlilik ve becerilerini destekleyerek tüm fertlerin bütünleştiği bir yapı inşa etmektir.

OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU VE BESLENME GÜÇLÜKLERİ.

Beslenme, ebeveynlerin çocuklarını yetiştirirken yaşadıkları sorunlardan sadece bir tanesidir. Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan çocuklarda yaygın biçimde görülen beslenme sorunları yeni yiyeceklerin tüketimine karşı aşırı direnç gösterme, sınırlı türde yiyecek tüketimi, yemek yerken kusacak gibi yapma (öğürme), tıbbî bir nedene bağlı olmaksızın yemekleri ağzından çıkarma ve duyusal uyaranlara aşırı duyarlılıktan dolayı belirli yiyecekleri ve özellikle büyük boyuttaki yiyecekleri yapısına bağlı olarak reddetme şeklinde tanımlanabilmektedir.

Beslenme Sorunlarında Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar ve Alınabilecek Önlemler.

Ailelerin öncelikle çocuklarının beslenme sorunu olup olmadığına karar vermesi gerekmektedir. Bunun için kendilerine bazı sorular sormalarında fayda vardır. Bu sorulara verdikleri yanıtlar yapacakları hakkında onlara fikir verecektir.

 Ne zaman endişelenmeliyim?

Ailelerin kendilerine ilk sormaları gereken soru budur. Kültür nedeniyle ve tecrübe eksikliğine bağlı olarak ailelerin, çocuklarının beslenmeleri ile ilgili yanlış bilgileri ya da kaygıları gelişebilmektedir.

  • Çocuğunuz kilo kaybediyorsa veya sağlık problemleri yaşıyorsa,
  • Çocuğunuz sınırlı türde ve/veya çok az yemek yiyorsa,
  • Yemek zamanı geldiğinde problemli davranışlar gösteriyorsa.

Beslenmeyi etkileyebilecek tıbbî durumlar var mı?

Çocuğunuzda sınırlı türde besin tüketme, yemek seçme gibi beslenme sorunları gözlemlediğinizde yapılması gereken ilk şey tıbbî değerlendirmeye başvurmaktır. Çünkü sorunların çok çeşitli ve beklenmedik nedenleri olabilmektedir

Beslenmeyi etkileyebilecek davranışsal/gelişimsel durumlar var mı?

Beslenme sorunları tıbbî nedenlerden kaynaklanabilmektedir. Fakat OSB olan çocukların beslenme sorunlarının altında davranışsal konular da yatabilmektedir.

Bu nedenle ailelerin gözlemler yaparak kendilerine notlar çıkarmaları çocuklarının yiyeceklerin hangi duyusal özelliklerine hassas olduğunu belirleyebilmelerine yardımcı olacaktır. Bu notları oluştururken çocuğunuzun,

  • Ne yediği,
  • Ne kadar yediği
  • Ne yemeyi reddettiği

Öğünler sırasındaki davranışlarını kayıt etmeniz çeşitli faydalar sağlayacaktır.

Tıbbî sorunlar ve davranış problemleri karşısında ne yapacağım? Öncelikli olarak çocuğunuzun aile hekimine başvurun. Aile hekiminin beslenme sorunlarının üstesinden gelebilmek için neler yapılabileceği ile ilgili size öneriler sunması ve yönlendirmelerde bulunması beklenmektedir.

Ev Ortamında Beslenme Sorunlarını Çözebilmek İçin Yapılabilecekler.

Bu kısımda ailelerin çocuklarının beslenme sorunlarının üstesinden gelebilmeleri için evlerinde uygulayabilecekleri bazı temel öneriler yer almaktadır. Öncelikle ilk hatırlanması gereken “Her çocuk farklıdır!” kuralıdır.

  • Rutin oluşturun:

Çocuğunuzun beslenme güçlüklerini azaltmak için yapılabilecek uygulamalardan biri beslenmenin rutin bir şekilde gerçekleşmesini sağlamaktır. Bunun için çocuğunuza mümkünse hep aynı yerde ve aynı saatlerde yemek yemesini sağlayın.

  • Öğünler arası atıştırmaları düzenleyin: Öğünlerden sonra gerçekleşen atıştırmalar çocuğunuzun iştahını azaltabilir ve onun yeni yiyecekleri denemesini güçleştirebilir. Bu nedenle çocuğunuzun hem öğünlerini hem de atıştırmalık zamanlarını planlayarak planlamanın dışında yemek yemesine müsaade etmeyin. Bu planlamayı çocuğunuzun ihtiyaçlarına göre diyetisyen eşliğinde yapabilirsiniz.
  • Rahat ve destekleyici bir oturma şekli sunun: Çocuğunuzun dik oturabilmesi ve dengesini sağlayabilmesi için ayaklarının bir zeminle birleşmesi gerekmektedir. Bunun için yemek masasının ve sandalyesinin çocuğun boyuna uygun olması gerekmektedir.
  • Yemek zamanını sınırlayın: Normal şartlarda bir öğün yarım saat içerisinde tüketilebilmektedir. Bu nedenle yemek zamanlarını ve atıştırmalıkları 15- 30 dakika ile sınırlayın. Yemek zamanı bittiğinde sofrayı toplayın ve çocuğunuzun masadan ayrılmasına izin verin.
  • Çocuğunuzun yiyecekleri keşfetmesine ve onlarla oynamasına izin verin: Çocuklar oyun yoluyla öğrenirler ve buna yiyeceklerle oynamak da dâhildir. Oyun sırasında yiyeceklerin görünüşü ve duyusal özellikleri hakkında çocuğunuzla konuşun. Bunu “yemek okulu” olarak düşünün ve besinlerin özelliklerini birlikte keşfedin. Her hafta çocuğunuzun oyunla yemek yemeyi öğrenmesini sağlamak için siz de biraz zaman ayırın. Burada önemli olan çocuğunuzun yiyecekleri yemesinden ziyade onların duyusal özellikleri hakkında fikir edinmesi, yiyecekleri keşfedebilmesi ve böylece duyu hassasiyetinden kaynaklanabilecek problemlerin önüne geçilebilmesidir.
  • Yemek masasında birlikte oturun: Çocuklar gözlemleyerek öğrenirler. Bu bağlamda çevresel ipuçları tüm çocuklara ve özellikle OSB olan çocuklara ne yapmaları gerektiğine dair ipuçları sunar. Bu bağlamda aile üyeleri birlikte yemek yeme sayesinde çocuğunun yemek yemeye karşı dikkatini artırabilir ve yemek sırasında yeme davranışını modelleyebilir.
  • Olumlu davranışları pekiştirin: Çocuğunuz yeni yiyeceklere yaklaştığında veya onları denediğinde övgüde bulunun. Üfleme balonları veya çıkartma gibi ödüllerle yeni beslenme davranışlarını pekiştirin. Pekiştirilen yeme davranışlarının ileride de gerçekleşmesi beklenmektedir.
  • Olumsuz davranışları görmezden gelin: Mümkün olduğunca çocuğunuzun tükürme, fırlatma veya yemek yemeyi reddetme davranışlarını görmezden gelin. Çünkü olumsuz davranışlara dikkatinizi verdiğinizde bu davranışların artarak devam etmesi olasıdır. Bu nedenle ailelerin olumsuz davranışlar yerine dikkatlerini yemekle ilgili sorunlara yönlendirmesi gerekmektedir. Bu davranışlarla başa çıkılamadığı zamanlarda ise uzman desteğine başvurmak önem taşımaktadır
  • Menüde sevdiği ve sevmediği yiyeceklere yer verin: Yemek sırasında çocuğunuzun sevdiği ve sevmediği yiyeceklerden bir menü oluşturmak önem taşımaktadır. Bu konuda önerilen, çocuğa bir seferde sadece üç yiyecek sunmaktır. Bu doğrultuda menüye çocuğunuzun sevdiği iki yemeği ve henüz sevmediği bir yemeği ekleyin. Çocuğunuz tabağındaki yeni veya sevmediği yiyeceği reddederse çocuğunuzun bu yiyeceğe alışmasını sağlamak için yiyeceği yanında bulunan ayrı bir tabağa koyun.
  • Yiyecekleri marka kutularından veya ambalajlarından çıkarın: OSB olan bazı çocukların özellikle bazı markaların logolarına karşı aşırı hassasiyetleri olabilmektedir. Bu nedenle çocuklar yiyeceğe değil markaya veya logoya odaklanarak saatlerce onlarla zaman geçirebilmektedirler. Bu durumda yiyecekler kutularından veya ambalajlarından çıkarılarak şeffaf başka bir kutuya alınabilir.
  • Çocuğunuzun ilgilerinden hareket edin ve seçim yapmalarına izin verin: Yemek hazırlarken çocuğunuzun ilgilerine göre ve ona ne yemek istediği ile ilgili sorular sorarak bir menü oluşturmanız prob lem davranışların önlenmesi için önemlidir. Çocuğunuza seçim yapma fırsatı sağladığınızda kendi istediği bir yiyeceği tüketecek olmasından dolayı daha az problem davranışla karşılaşılacaktır.
  • Bölmeli tabaklara yer verin: OSB olan bazı çocuklar, besinlerin birbirine temas etmesini istemezler. Bu nedenle çocuklarınızın böyle bir hassasiyeti olduğunu gözlemlediğinizde besinlerin bölmeli tabaklarla sunulması gerekmektedir.

SONUÇ VE ÖNERİLER

Beslenme sorunlarının başarılı bir şekilde tedavi edilebilmesi için öncelikle olası tıbbî nedenlerin ve kişisel özeliklerin tanımlanması gerekmektedir. Bu nedenle, OSB olan çocukların gelişim alanlarının bütüncül bir şekilde ele alınarak disiplinler arası bir yaklaşımla desteklenmesi önem taşımaktadır. Bu süreçte dikkat edilmesi gerekenler uzman görüşleri doğrultusunda sürecin yürütülmesi ve önerilerin bilimsel dayanaklarının sorgulanmasıdır. Bu doğrultuda, eğitimciler, doktorlar, diyetisyenler, psikologlar, iş uğraşı terapistleri gibi çocuğun gelişimini desteklenmelidir.

KAYNAKÇA

  • Ucuz, İ. (2014). D vitamini eksikliğinin mental gelişim, davranış sorunları ve otizm ilişkisi. (Yayınlanmamış uzmanlık tezi). Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Erzurum.
  • Uçar, K. ve Samur, G. (2017). Otizmin tedavisinde güncel beslenme tedavisi yaklaşımları. Beslenme ve Diyet Dergisi, 45(1), 53-60.
  • Uğur, Ç. (2013). Otı̇zm spektrum bozukluğu olan çocuklarda vı̇tamı̇n d düzeylerı̇. (Yayınlanmamış uzmanlık tezi). Ankara Üniveristesi Tıp Fakültesi, Ankara.
  • Taşyürek, E. (2017). Otizm spektrum bozukluğu tanısı konulan çocuklarda uyku ve beslenme sorunları. (Yayınlanmamış uzmanlık tezi). Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Ankara.
  • Sevim, S. ve Ayaz, A. (2017). B12 vitamini desteği otizmli çocukların tedavisinde etkili midir? Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi, 4(1), 15-27.
  • Şahin, N., Balkan, D. ve Kırlı, U. (2019). Otizm spektrum bozukluğu olan olgularda anne sütü alım süreleri ve otizm şiddetiyle ilişkisi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Dergisi, 6(1), 5-9.
  • Şengenç, E. (2015). Otı̇zm spektrum bozukluğu tanısı konularak altta yatan doğumsal metabolı̇k hastalık araştırılmak üzere klı̇nı̇ğı̇mı̇ze (metabolı̇zma polı̇klı̇nı̇ğı̇’ı̇ne) gönderı̇len hastalarda d vı̇tamı̇nı̇ düzeylerı̇. (Yayınlamamış uzmanlık tezi). İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, İstanbul.
  • Pehlivantürk, B., Bakkaloğlu, B. ve Ünal, F. (2003). Otistik bozukluk etyolojisi: Genetik etkenler. Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Dergisi, 10, 88-96.
  • Girli, A., Özgönenel, S. Ö., Sarı, H. Y. ve Ardahan, E. (2016). Otizmi olan çocukların beslenme durumunun değerlendirilmesi. Çocuk ve Medeniyet Dergisi, 1(1), 87-99.

Salih İsmail

ÖZEL EĞİTİM

ÖZEL EĞİTİM NEDİR?

Özel eğitim, çoğunluktan farklı ve özel gereksinimli çocuklara sunulan, üstün özellikleri olanları yetenekleri doğrultusunda kapasitelerinin en üst düzeye çıkmasını sağlayan, yetersizliği engele dönüştürmeyi önleyen, engelli bireyi kendine yeterli hale getirerek topluma kaynaşmasını ve bağımsız, üretici bireyler olmasını destekleyecek becerilerle donatan eğitimdir.

ÖZEL EĞİTİMDE TEMEL KAVRAMLAR NELERDİR?

Zedelenme: Bireyin psikolojik, sosyolojik, fizyolojik, anatomik yapısında geçici ya da kalıcı türden bir kayıp, yapı veya işleyiş bozukluğu sonucunda organların işlevlerini ve görevlerini yerine getirmede zorlanmasıdır (işitme engeli, zekâ geriliği, felçli olma durumu, bedensel engel vb.).

Yetersizlik: Zedelenme ya da sapmalar sonucu bir insanın normal durumlarda yapması gereken bir etkinliği yerine getirememesi, sınırlanması durumudur (bacaklarındaki sakatlıktan dolayı yürüyememe, koşamama, işitme kaybından dolayı duyamama, iletişim kuramama, zihinsel engelden dolayı algılayamama vb.). Yetersizlik geçici, kalıcı, giderilebilir- giderilemez, etkisi durumdan duruma değişebilen bireysel özellikler göstermektedir.

Engel: Bireyin yaşamı boyunca yaşına, cinsiyetine, sosyal ve kültürel faktörlere bağlı olarak oynaması gereken bazı roller bulunmaktadır. Yetersizliği yüzünden bu rolleri gereği gibi yerine getirememesi durumu yani birey yapması gerekenleri engelinden dolayı yapamazsa yetersizlik durumu ortaya çıkar, engele dönüşmüş olur (işitemeyen çocuk anlayamaz, çevresiyle iletişim kurup konuşamaz, sözlü iletişime dayalı rolleri yerine getiremez. Dil dolayı bayramda çıkıp şiir okuyamaz, bacağındaki yetersizlikten dolayı koşup oynayamaz).

ÖZEL GEREKSİNİMLİ BİREY KİMDİR?

MEB Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nde özel gereksinimli birey; “çeşitli nedenlerle bireysel özellikleri ve eğitim yeterlilikleri açısından akranlarına göre beklenilen düzeyden anlamlı farklılık gösteren birey” şeklinde tanımlanmaktadır.

MEB Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nde Özel Gereksinimli Olan Çocukların Sınıflandırılması

  • Zihinsel Yetersizlik (hafif, orta, ağır, çok ağır)
  • İşitme Yetersizliği
  • Görme Yetersizliği
  • Ortopedik Yetersizlik
  • Sinir Sisteminin Zedelenmesi ile Ortaya Çıkan Yetersizlik
  • Dil ve Konuşma Güçlüğü
  • Özel Öğrenme Güçlüğü
  • Birden Fazla Alanda Yetersizlik
  • Duygusal Uyum Güçlüğü
  • Süreğen Hastalık
  • Otizm
  • Sosyal Uyum Güçlüğü
  • Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu
  • Özel Yetenek

ÖZEL EĞİTİM KİMLERİ KAPSAR?

Özel gereksinimi nedeniyle, normal gelişim gösteren çocuklar için hazırlanmış öğretim programlarından faydalanamayan çocukları kapsar.

ÖZEL EĞİTİM NEYİ ÖĞRETİR?

Özel eğitim, genel eğitimden içerik yönünden yani nelerin öğretileceği yönünden farklılaşmaktadır. Genel eğitimde içerik ortalama çevresindeki çocuklar için merkezi programlarla belirlenirken, özel eğitimde programın içeriğini çocuğun ihtiyaçları belirler. Genel eğitimle özel eğitim bu anlamda farklılaşmaktadır.

Genel eğitimde içerikte giyinme, yemek yeme, taklit etme vb. beceriler yer almaz. Normal gelişim gösteren çocuklar bu becerileri kendileri yetişkinleri taklit ederek kazanabilirler. Ancak özel eğitim gerektiren birey için durum farklılaşmaktadır. Bu becerilerin öğretilmesi gerekebilir.

ÖZEL EĞİTİM NASIL ÖĞRETİR?

Özel eğitim ve genel eğitim bazı konularda birbirinden farklılaşmaktadır. Kullanılan materyaller, programların çocukların ihtiyacına göre uyarlanması, her çocuk için hazırlanmış tekniklerin kullanımı kısımlarında farklılıklar vardır. Ancak kimi uzmanlara göre özel eğitim ve genel eğitim arasında farklılıklardan çok benzerliklerin bulunduğu, her iyi öğretmenin özel eğitimde kullanılan yöntem ve tekniklere benzer yöntem ve teknikleri normal gelişim gösteren çocuklar için de kullanıldığı yönündedir.

ÖZEL EĞİTİM NEREDE UYGULANIR?

Özel eğitim yapıldığı ya da uygulandığı yere göre de tanımlanmaktadır. Gelişmiş ülkelerdeki özel gereksinimli çocukların büyük kısmı olağan okullarda akranları ile birlikte en az kısıtlayıcı kaynaştırma ortamlarında öğretim görmektedir. Özel gereksinimli çocukların yetersizliklerine göre eğitim ortamlarının düzenlenişinde farklılıklar bulunmaktadır. Bu ortamlar, olağan çocuklarla birlikte eğitim aldıkları en az kısıtlayıcı ortamlardan başlayarak yatılı ayrı özel eğitim kurumlarına kadar gitmektedir.

Kaynaştırma/Bütünleştirme Yoluyla Eğitim Uygulamaları: Özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin her tür ve kademede diğer bireylerle karşılıklı etkileşim içinde bulunmalarını ve eğitim amaçlarını en üst düzeyde gerçekleştirmelerini sağlamak amacıyla bu bireylere destek eğitim hizmetleri de sunularak akranlarıyla birlikte tam zamanlı ya da özel eğitim sınıflarında yarı zamanlı olarak verilen eğitimdir.

Destek eğitim odası: Tam zamanlı kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitimlerine devam eden öğrenciler ile özel yetenekli öğrencilere ihtiyaç duydukları alanlarda destek eğitim hizmetleri verilmesi için düzenlenmiş ortamı belirtmektedir.

Erken çocukluk birimleri:0-36 aylık özel eğitim ihtiyacı olan çocuklar için erken çocukluk dönemi hizmetleri, ailenin bilgilendirilmesini ve desteklenmesini de içerecek şekilde yürütülür.

Özel Eğitim Sınıfları: Okul ve kurumlarda, durumları ayrı bir sınıfta eğitim görmeyi gerektiren özel eğitim ihtiyacı olan öğrenciler için yetersizlik türü, eğitim performansları ve özellikleri göz önünde bulundurularak, özel araç-gereçler ile eğitim materyalleri sağlanarak oluşturulmuş sınıflardır.

Özel Eğitim Okulları: Farklı tür ve kademelerde benzer yetersizliğe sahip özel gereksinimi olan çocukların eğitim gördüğü ortamlardır.

Yatılı Özel Eğitim Okulları: İşitme, görme veya bedensel yetersizliği olan bireyler için gündüzlü ya da yatılı özel eğitim ilkokulları ile özel eğitim ortaokulları açılır. İlköğretim programlarını tamamlayan işitme veya bedensel yetersizliği olan bireyler için gündüzlü veya yatılı özel eğitim meslek liseleri açılır.

Evde Eğitim: Zorunlu öğrenim çağındaki özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerden sağlık problemi nedeniyle örgün eğitim kurumundan faydalanamayacak çocuklar için sunulan hizmeti ifade etmektedir.

Hastanede Eğitim: Zorunlu öğrenim çağındaki özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerden sağlık problemi nedeniyle sağlık kuruluşlarında yatarak tedavi gören öğrencilerin eğitimlerini sürdürmeleri için hastaneler bünyesinde açılmış olan hastane sınıflarında eğitimlerine devam etmelerini ifade etmektedir.

BİLSEM: Örgün eğitim kurumlarına devam eden ve genel zihinsel, görsel sanatlar veya müzik yetenek alanlarından özel yetenekli olarak tanılanan öğrencilere, yeteneklerini geliştirerek kapasitelerini en üst düzeyde kullanmalarını sağlamak amacıyla destek eğitim vermek üzere açılmış olan kurumları ifade etmektedir.

ÖZEL GEREKSİNİMLİ BİREYLERİN ÖZEL EĞİTİME İHTİYAÇ DUYMASINA YOL AÇAN NEDENLER NELERDİR?

Öncelikle çocuk, kadın ve erkeğin ortak bir ürünüdür. Döllenmede anneden ve babadan gelen 23 kromozomun birleşmesi ile oluşan bir üründür. Ancak tıbbi ifadenin dışında çocuk aileler için farklı anlamlar ifade etmektedir.

Çocuk anne ve babanın sağlıklı olduğunun bir göstergesidir. Annenin ve babanın çocuğunun olması topluma, geniş aileye, arkadaş çevresine verilen ben sağlıklı ve üretebilen bir bireyim mesajı taşımaktadır. Çocuk neslin devamı olarak da aile de önemlidir. Aileler mutlaka soyun devamı için özellikle bir erkek çocuk sahibi olmak isterler. Anne babalar ve bazı bireyler için çocuk yaşlılıkta anne babaya destek olacak bireyler olarak görülür. Çocuk aileyi birbirine bağlayan bir bağdır. Çocuğun doğması ile beraber artık kadın anne, erkek ise babadır. Yakın akrabalar ise dede, nine, hala, dayı teyze vb. unvanlara sahip olurlar. Ayrıca çocuk anne babalar için bir projedir. Kendi yaşayamadıkları her şeyi onda yaşama hevesi vardır. Çocuk anne karnına düştüğü andan itibaren tüm aileyi bir sevinç kaplar. Çocuk için projeler üretilir. Kime benzemeli, hangi alanlarda başarılı olmalı, ilerde hangi mesleği yapmalı vb gibi bir sürü hayal kurulur. Toplumumuzda var olan çocuk adına çeker inanışı gereği çocuklara özenle isim seçilir. Seçilen isme sahip kişinin özelliklerini taşıması beklenir. Çocuk aile ve toplum için bu açılardan ne kadar önemli olursa olsun anne babalar her şeye rağmen kız veya erkek çocuk fark etmez sağlıklı olsun yeter diye olumlu ifadeler kullanmaktadır. Ancak bazı durumlarda işler her zaman ailenin istediği gitmeyebilir. Bazı sebepler çocukların özel gereksinimli bireyler olmasına neden olabilmektedir.

Özel gereksinimli bireylerin oluşmasına neden olan etmenler genelde üç ana bölümden oluşmaktadır.

  • Doğum öncesinde oluşan nedenler,
  • Doğum anında oluşan nedenler,
  • Doğum sonrasında oluşan nedenler.

Doğum Öncesinde Oluşan Nedenler:

Annenin doğum öncesinde geçirmiş olduğu hastalıklar( özellikle hamileliğin ilk üç ayında geçirilen kızamıkçık, frengi, toksoplazma gibi), annenin yaşı, beslenmesi, hamilelikte kullanılan ilaçlar, annenin sigara, alkol, uyuşturucu, maddeleri kullanması, annenin radyasyona maruz kalması, annenin yaşadığı psikolojik sorunlar, akraba evlilikleri, annenin geçirdiği kazalar, travmalar, anne-çocuk arasındaki kan uyuşmazlığı, kalıtsal olarak aileden geçen özellikler, doğum öncesi nedenler arasında yer almaktadır.

Bu sebeplerden dolayı çocuk düşünen anne babaların yukarıda sıralı bazı durumlara dikkat etmesi bir planlama yapması gerekmektedir. Gebelik öncesinde doktor kontrollerini ihmal etmemeli, beslenmesine dikkat etmeli, çok ileri yaşlarda veya erken yaşlarda yumurtaları henüz olgunlaşmadan veya yumurtaları bayatlamadan gebe kalmaya dikkat etmelidir.

Doğum Sırasında Oluşan Nedenler:

Erken, geç ve zor doğumlar ve doğum sırasında oluşan enfeksiyonlar zekâ geriliğine yol açabilmektedir. Doğumun ehliyetsiz kişilerce gerçekleştirilmesi, doktor kontrolünde olmaması, doğum sırasında forseps, vakum gibi yöntemlerin kullanılması bebeğin oksijensiz kalmasına (anoxia) yol açmakta ve zekâ geriliği ortaya çıkmaktadır. Önlem olarak doğumun doktor kontrolünde ve gerekli sterilizasyonun sağlandığı ortamlarda gerçekleştirilmesi söylenebilir.

Doğum Sonrasında Oluşan Nedenler:

Doğum öncesinde ve doğum sırasında hiçbir sıkıntı yaşamada dünyaya gelen çocuk doğum sonrasında yaşadığı bazı sebeplerden dolayı özel eğitime gereksinim duyabilmektedir. Kazalar ( düşme, yanma, trafik kazaları vb) , travmalar, zehirlenmeler, hastalıklar, hastalıklara yapılan yanlış ve geç müdahale, menenjit enfeksiyon kaynaklı hastalıklar, ihmal ve istismar, yetersiz beslenme, yetersiz bir çevrede büyüme, bulaşıcı hastalıklar doğum sonrası özel eğitime muhtaç olma sebepleri arasındadır.

ÖZEL EĞİTİMDE ÖNLEME NASIL OLUR?

Engelin önlenmesi birey, aile ve toplum açısından çok önemlidir. Engelli bir bireyin durumu etkileşim içinde olduğu tüm toplumu ilgilendirir ve etkiler. Birey sıkıntılarını biyolojik, fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik olarak bir bütünlük içinde yaşar. Fakat bu yaşadıkları, bireyde sınırlı kalmaz; ailesini derinden etkiler, her yönde olumsuz etkiler ve sıkıntılar yaratır. Okulda öğretmenleri, öğrencileri, toplumda iletişim kurduğu\ kuracağı insanları, işvereni ya da vermek istemeyeni etkiler. Böylece engel, toplumu ilgilendiren bir sorun olarak karşımıza çıkar. O halde bunu önlemeye ne zaman başlayalım, nasıl başlayalım, engelden nasıl korunalım gibi birçok soru aklımıza gelebilir. Bu işi önlemeye evlenmek için karar verme aşamasında başlarsak erken sayılmaz.

Engeli önlemek için şunlara dikkat etmekte yarar vardır:

  • Evlenecek çiftler yakın akraba evliliğini tercih etmemelidir.
  • Her ikisinin de soyundan genetik olarak süregelen kalıtsal bir hastalığın olup olmadığı araştırılmalıdır.
  • Eşler arasında kan uyuşmazlığı (Rh) faktörü olup olmadığı araştırılmalıdır.
  • Bulaşıcı bir hastalığın olup olmadığı araştırılmalıdır.
  • Evlendikten sonra çocuk yapmak için istekli ve hazır oluşları araştırılmalıdır.
  • O an ki sağlık durumlarının uygun olup olmadığı araştırılmalıdır.
  • Gebeliğin başlangıcından doğuma kadar olan dönemde düzenli doktor kontrolleri mutlaka yaptırılmalıdır.
  • Anne, gebelik döneminde dikkat etmesi gereken kurallara uymalıdır.
  • Beslenme ve sağlığına dikkat etmelidir.
  • Doğum sonrası bebeğin bakımına, sağlığına dikkat etmeli ve olabilecek kazalara karşı gereken önlemleri almalıdır.
  • Herhangi bir nedenle meydana gelen zedelenmenin artmaması için önlem almalıdır.
  • Zedelenme özelliği dışında kalan diğer özelliklerinin etkin gelişimini sağlamak için çaba sarf edilmelidir.
  • Zedelenme anına kadar kazanmış olduğu diğer becerileri kaybettirilmemelidir.
  • Sağlık kuruluşlarında doğum gerçekleştirilmelidir.

Bütün bu önlemler alındığı halde bir engel durumu varsa gerekli kuruluşlara başvuru yaparak engellinin eğitimi ve gelişimi için gereken önlemler alınmalıdır.

TÜRKİYE’DE ÖZEL EĞİTİMİN TARİHÇESİ NEDİR?

 Osmanlı döneminde özel gereksinimli bireylerin eğitimine yönelik çalışmalar planlı olarak yürütülmemiş olmasına rağmen özel gereksinimi bireylerin yaşlılar evinde korunmaya alındıkları ya da bazılarının yetenekleri ölçüsünde uygun işlerde çalıştırıldıkları görülmüştür.

 Osmanlı döneminde, dünyada özel yetenekliler için sistematik bir şekilde eğitim veren ilk kurum açılmıştır. Enderun mekteplerinde özel yetenekli bireylere eğitim verilmiştir.

 Özel eğitim gerektiren çocukların eğitimine 1889 yılında İstanbul Ticaret Mektebi bünyesinde işitme engelli çocuklara eğitim veren bir okulun açılması ile başlamıştır.

 Daha sonra bu okula görme engellilerle ilgili bir bölüm eklenmiş, okul 30 yıl eğitim verdikten sonra kapatılmıştır.

1921 yılında Özel İzmir Sağırlar-Körler Okulu açılmış ve bu okul 1924 yılından 1950 yılına kadar Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’na bağlı olarak özel eğitim hizmetlerini sürdürdükten sonra aynı yıl Millî Eğitim Bakanlığı’na devredilmiştir.

1950 yılından 1980 yılına kadar Özel Eğitim Hizmetleri, İlköğretim Genel Müdürlüğü bünyesinde bir şube müdürlüğü tarafından yürütülmüştür.

 

Bu yıllardaki müfredat programlarında; bireyler arası farklılıklardan, eğitim ve programların bu farklılıklara göre uyarlanması gereğinden bahsedilmeye başlanmıştır.

Marshall Planı çerçevesinde ülkemize gelen Amerikalı uzmanların eğitimimizdeki çeşitli geliştirme ve yenileştirme faaliyetleri sırasında, eğitimde ve özellikle rehberlikte kullanılacak ölçme araçlarını geliştirmek üzere Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’na bağlı bir Test-Araştırma Bürosu 1955 yılında kurulmuştur.

 Bu büro rehberlikte bazı ölçme araçları üzerinde çeşitli çalışmalar yapmış, ancak sonraki yıllarda çeşitli örgütsel düzenlemeler sırasında kapatılmıştır.

06.08.1980 tarihinde 2429 sayılı onayla Özel Eğitim Genel Müdürlüğü kurulmuş, 13.12.1983 gün ve 179 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Özel Eğitim ve Rehberlik Dairesi Başkanlığına dönüştürülmüştür.

 1983’de çıkarılan 2916 sayılı “Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Kanunu”nda, özel eğitime muhtaç çocukların yetiştirilmelerine dair esaslar belirlenmiştir.

 Ülke genelinde özel eğitim ve rehberlik alanında ihtiyaçların artması sonucu, hizmeti daha etkin ve yaygın olarak yürütebilmek amacıyla 30.04.1992 gün ve 3797 sayılı Kanunla Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğü kurulmuştur.

1997’de 573 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile engellilere ilişkin özel eğitim esasları belirlenmiştir.

ÖZEL EĞİTİMİN İLKELERİ NELERDİR?

  • Türk Millî Eğitiminin genel amaçları doğrultusunda özel eğitimin temel ilkeleri şunlardır:
  • 573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) belirtilmiştir.
  1. a) Özel eğitim gerektiren tüm bireyler, ilgi, istek, yeterlilik ve yetenekleri doğrultusunda ve ölçüsünde özel eğitim hizmetlerinden yararlandırılır.
  2. b) Özel eğitime erken başlamak esastır.
  3. c) Özel eğitim hizmetleri, özel eğitim gerektiren bireyleri sosyal ve fiziksel çevrelerinden mümkün olduğu kadar ayırmadan planlanır ve yürütülür.
  4. d) Özel eğitim gerektiren bireylerin, eğitsel performansları dikkate alınarak, amaç, muhteva ve öğretim süreçlerinde uyarlamalar yapılarak diğer bireylerle birlikte eğitilmelerine öncelik verilir.
  5. e) Özel eğitim gerektiren bireylerin her tür ve kademedeki eğitimlerinin kesintisiz sürdürülebilmesi için her türlü rehabilitasyonlarını sağlayacak kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapılır.
  6. f) Özel eğitim gerektiren bireyler için bireyselleştirilmiş eğitim planı geliştirilmesi ve eğitim programlarının bireyselleştirilerek uygulanması esastır.
  7. g) Ailelerin, özel eğitim sürecinin her boyutuna aktif katılmalarının sağlanması esastır.
  8. h) Özel eğitim politikalarının geliştirilmesinde, özel eğitim gerektiren bireylerin örgütlerinin görüşlerine önem verilir.
  9. i) Özel eğitim hizmetleri, özel eğitim gerektiren bireylerin toplumla etkileşim ve karşılıklı uyum sağlama sürecini kapsayacak şekilde planlanır.

ÖZEL EĞİTİMİN AMAÇLARI NELERDİR?

Özel Eğitim Kurumlarının Temel Amaçları Şöyledir:

  1. Toplum içindeki rollerini gerçekleştiren, başkaları ile iyi ilişkiler kuran, iş birliği içinde çalışabilen, çevresine uyum sağlayabilen, üretici ve mutlu bir vatandaş olarak yetişmelerini,
  2. Kendi kendilerine yeterli bir duruma gelmeleri için temel yaşam becerilerini geliştirmelerini
  3. Uygun eğitim programları ile özel yöntem, personel ve araç-gereç kullanarak; ilgileri, ihtiyaçları, yetenekleri ve yeterlilikleri doğrultusunda üst öğrenime, iş ve meslek alanlarına ve hayata hazırlanmalarını amaçlar.

 

KAYNAKÇA

  • Ataman, Ayşegül(2005), Özel Gereksinimli Çocuklar Ve Özel Eğitime Giriş, Syf. 9-70
  • Aral, Neriman; Figen Gürsoy (2009), Özel Eğitim Gerektiren Çocuklar Ve Özel Eğitime Giriş, Syf. 19-44
  • Eripek, Süleyman(2005), Özel Eğitim, Syf. 1-14
  • MEB(2014), Çocuk Gelişimi ve Eğitimi-Özel Eğitim, Syf. 1-10
  • Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği(2018)
  • Özel Eğitim Sınıfları Kılavuzu (2015)
  • 573 sayılı KHK, 1997
  • Özel Eğitim Uygulamaları Farkındalık Kursu Notları
  • Özel Yetenekliler Destek Eğitim Odası Farkındalık Kursu Eğitici Uygulama El Kitabı (2017)

Abdulkerim Başol