ABD Ankara Büyükelçiliği tarafından desteklenen; Tohum Otizm Vakfı tarafından gerçekleştirilen “Tablet Bilgisayarım Benim İçin Konuşuyor” projesi, teknolojik gelişmelerin otizmli bireylerin eğitiminde nasıl kullanıldığı ve Türkiye’de kullanılabilecek uygulamaların neler olabileceği sorularından yola çıkılarak hazırlanmıştır. Projede otizmli çocuklara yönelik ilk Türkçe iPad uygulaması geliştirilmiştir. Türkiye’de otizmli çocukların eğitiminde teknoloji kullanımının arttırılması ve eğitim sistemine dahil edilmesi amacı ile Tohum Otizm Vakfı Özel Eğitim Okulu ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi Engelliler Araştırma Enstitüsü öğretmen/öğretim elemanları ve yüksek lisans öğrencilerinin işbirliği ile bir yıl içinde sürdürülen çalışmalar ile gerçekleştirilmiştir.
Uygulama; iletişim, etkinlik çizelgesi, nesne ismi öğrenme ve beceri öğrenmeyi kapsayan 4 bölümden oluşmaktadır.
Otizmli çocukların eğitiminde Türkiye’de bir ilk olan türkçe “Tohum” isimli  iPad uygulaması  6 Kasım 2013 itibariyle Apple Store’da ücretsiz olarak kullanıma sunulmuştur. Ücretsiz yüklemek için Apple Store’da Tohum veya Otizm yazarak aratabilirsiniz. Uygulamaya https://itunes.apple.com/us/app/tohum/id730654859?mt=8 adresinden de ulaşılabilir.
İletişim bölümünde çocuğun evde, okulda ve serbest zamanında  isteyebileceği yiyecek/içecekler, yapmak isteyeceği aktiviteler, hissettiği duygular gibi 6 farklı kategori yer almaktadır. Örneğin çocuk meyve suyu içmek istiyorsa, “içecekler” kategorisinden meyve suyunun fotoğrafına dokunacaktır ve tabletten “meyve suyu” sesi çıkacaktır.
Beceri öğrenme bölümü; özbakım, sosyal beceriler, mutfak ve ev ve iletişim  bölümlerini kapsamaktadır.  Beceriler video ve resimli anlatımlarla öğretilmektedir.
Nesne ismi öğrenme bölümünde ise toplam 80 adet nesne ev eşyaları, giysiler, taşıtlar gibi 8 farklı kategori altında toplanmıştır. Çocuğunuz öğrenmesi gereken en temel nesneleri bu bölümde çalışarak öğrenebilir.  Örnek olarak elmanın öğretilmesi için çocuğa zorluk seviyesine göre iki veya üç farklı nesne resmi gösterilip sesli olarak “hangisi elma?” sorusu sorulmakta ve çocuğun elma imajına dokunması beklenmektedir. Öğretim ipuculu veya ipucusuz olarak yapılabilmektedir. Bu bölümde kişiselleştirme özelliği mevcuttur: Nesnelerin öğretimi bittikçe, öğretmek istediğiniz yeni nesnelerin fotoğrafını çekip isimlerini bu bölüme ekleyebilirsiniz.
Otizmli çocukların günlük etkinliklerini kendi başlarına yapmalarına yardımcı olan etkinlik çizelgesi, dördüncü ve son bölümü oluşturmaktadır. Etkinlik çizelgesi, parka gitmek, müzik dinlemek, oyun oynamak gibi etkinlikleri içermektedir. Bu bölümde de kişiselleştirme özelliği vardır, yani farklı etkinlikleri anlatan fotoğraf veya imajlar çizelgeye eklenebilmektedir.
Bu eğitici ve renkli uygulamadan daha fazla otizmli çocuğun yararlanması için yaygınlaştırma konusunda hepinizin desteklerini bekliyoruz. Uygulamayı ücretsiz yüklemek için Apple Store’da Tohum veya Otizm yazarak aratabilirsiniz. Uygulamayahttps://itunes.apple.com/us/app/tohum/id730654859?mt=8 adresinden de ulaşılabilirsiniz.

Her çocuk bir diğerinden farklıdır. Her çocuğun kendine özgü bedensel, bilişsel, sosyal ve duygusal bir yapısı vardır. Bazı çocuklar bilişsel davranışlarda, duyuşsal motor özeliklerde, iletişim becerilerinde ve motor işlevlerinde yetersizlik göstermektedir. Bu gelişim alanlarındaki bir ya da birden  fazla yetersizlik çocuğu olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Gelişim alanlarındaki yetersizliklerinden dolayı olumsuz yönde etkilenen  çocuklarda genel eğitim  hizmetleri yetersiz kalmakta ve özel eğitim rehabilitasyon merkezlerinde uzman eğitimciler ile yetersiz kalan hizmet alanında çözüme gereksinim duyulmaktadır.

Özel eğitim gereksinimi olan çocukları rehabilitasyon merkezlerine yazdırırken biz velilere de bir takım sorumluluklar düşmektedir. Amacımız çocuğumuzun eğitim yönüyle belirli bir seviyeye  ulaştırmaksa ,bunun yanında sosyal becerilerinin iletişimlerinin de gelişmesini istiyorsak rehabilitasyon seçerken amacımızı doğru belirlememiz gerekiyor. İyi bir rehabilitasyon nasıl olmalı ve hangi özellikler taşımalı gibi soruları sorarak ve bunları gerek internet gerekse görsel basını  takip ederek bu kurumlara rahatça ulaşabiliriz. Bu kurumlarda ise arayacağımız temel unsur akademik becerileri, işlevsel akademik becerileri işlevsellikten amaç amaçlanan  öğretilecek bilgi becerilerin birey için günlük yaşamda ,evde, toplumda ve çevrede işe yarar olması ve kullanılabilir olmasıdır. Bunları verebileceğini hissettiğimiz kurumlarla çalışmamız gerekir.

Bursa Rehabilitasyon Merkezi (Özel Hayat Eğitim) 

Zihinsel Engelliler Sınıf Öğretmeni.

Ahmet Nail Başaran

ÖZEL EĞİTİM KONULU FİLMLER

  1. TAARE ZAMEEN PAR = Yerdeki Yıldızlar= (disleksi konulu)
  2. Benim Dünyam (sağır ve kör bir kızı yaşama bağlayan öğretmeni)
  3. BLACK = (sağır ve kör bir kızı yaşama bağlayan öğretmeni )
  4. YAĞMUR ADAM= (otizmli bir dahi )
  5. MİLYONER = (üstün yetenekli )
  6. 21= (zeki matematik tutkunu bir gencin kumar macerası )
  7. FORREST GUMP= (düşük IQ ya sahip Forrest Gump’ın yaşam öyküsü)
  8. UMUDUNU KAYBETME = (umutla gelen başarı )
  9. KALBİNİ DİNLE= (müzikal yeteneği olan küçük bir çocuk )
  10. CENNETİN RENGİ= (görme engelli Muhammedin öyküsü )
  11. BENİM ADIM SAM= (zeka yaşı 7 olan Sam’ ın yaşam öyküsü )
  12. ÖFKE = (dövüş sanatlarında yetenekli otizmli bir kız… )
  13. GÜN= (Down Sendromlu)
  14. MOZART VE BALİNA= (Asperger sendromlu iki gencin yaşam öyküsü)
  15. BEN X= (otistik olan BEN ve internet oyonu )
  16. BAŞKA DÜNYANIN ÇOCUKLARI= (işitme engelli )
  17. 21 GRAM= (suç, drama, psikolojik )
  18. MUSİC WİTHİN( ABD’Kİ engelli kişilerin, sosyal haklarnı alması için elde edilmş başarılarının öyküsü)
  19. BENDEN BU KADAR= (üç mutsuz insanın hayatlarını anlatır)
  20. ŞİFRE MERKÜR = (9 yaşında otistik bir çocuk)
  21. BENİM ADIM KAHN = (müslüman bir asparger sendromlu -otizmin bir türü)
  22. TEMPLE GRANDİN= (otistik bir kadının öyküsü)
  23. OCEAN HEAVEN-okyanus cenneti =(otizm)
  24. LORENZONUN YAĞI = (Lorenzonn tanılanamayan hastalığı ve ailesinin mücadelesi )
  25. MARATON= (otizim; kore yapımı)
  26. SOL AYAĞIM =(SP li bir cocuğun öyküsü)
  27. FİL ADAM = (genetik şekil bozukluğu)
  28. İÇİMDEKİ DENİZ=( felçli Romon un ötenazi hakkı)
  29. SESİZLİĞİN ÖTESİ =(Lara 8 yaşında ve ailesinde işitebilen ve konuşabilen tek kişidir.)
  30. YAZI-TURA= (ortapedik engelli iki gencin hikayesi.. ) (YERLİ )
  31. TANRININ UNUTTUĞU ÇOCUk=(2.dünya svşının yol açtığı insani felaketi… )
  32. ÖNCE ZARAR VERME=( epilepsi hastası küçük cocuk…)
  33. KELEBEK ÖZGÜRDÜR=(görme engelli bir gencin özgür yaşama isteği…)
  34. GENÇ ÖLMEK=( kan kanserine yakalanmış….)
  35. DOĞUM GÜNÜ 4 TEMMUZ=(,savaş psikolojisi…)
  36. 3 İDİOT=(Eğitim Sistemindeki çarpıklık)
  37. İLK GÖRÜŞTE AŞK= ( görme engelli )
  38. SEN NE DİLERSEN =( kanser hastası Eleni ve zeka özürlü kızı marika, yerli)
  39. BAŞKA DİLDE AŞK= (YERLİ, işitme engelli )
  40. CENNET = (düşük zeka seviyesi ile inanılmaz bir hayal dünyası olan genç, YERLİ )
  41. KELEBEK VE DALGIÇ=(beyin kanaması sonucu sol gözü hariç bütün bedensel yetisini kaybden..)
  42. Abim ( Orta Düzey Zihinsel Engelli)
  43. Barfi ( Konuşma Engelli ile Otizimli’ni aşkı)

    Aile, toplumun en küçük birimidir. Çekirdek aile; anne, baba ve çocuklardan oluşurken geniş aile; büyükanne, büyükbaba, anne, baba ve çocuklar ile ailenin diğer fertlerinden oluşmaktadır. İster geniş ailede olsun, ister çekirdek ailede olsun, çocuk , bir ailenin vazgeçilmez isteklerindendir. Ve verilen karar sonrası çocuk sahibi olunur.

    Her ailenin çocuk sahibi olmaya karar verdiği andan itibaren en çok istediği şey, sağlıklı bir evlatlarının olmasıdır. Fakat bu durum bazen gerçekleşmez. Ve doğan çocuğun farklı sebeplerle özel gereksinime ihtiyaç duyduğu anlaşılır. Bu saatten sonra en önemli şey, çocuğun durumunu iyi anlamak ve neye ihtiyacı olduğunu bir plan dahilinde belirleyip gerekli adımları atmak olacaktır. Ve ebeveyne düşen en önemli görev de bu özel ve güzel çocuğa en güzel şekilde destek olmaktır.

    Çoğu ebeveyn, çocuğunun bu dünyada yalnız kalmasını istemez. Ve ona yoldaş olarak,  bir kardeş daha düşünür. Özel gereksinimi olan çocukların ebeveynlerinde ise artı bir düşünce daha ortaya çıkar. Kendilerine bir şey olduğu takdirde, özel gereksinimi olan çocuğa, ona, yakın birisinin bakabileceği düşüncesidir. Bu da anne- babaya göre kardeştir. Hem, sağlıklı bir çocuklarının olması isteği, hem de özel gereksinimi olan diğer çocukları için destek birine duyulan ihtiyaç neticesinde ikinci çocuk da doğar. İşte asıl hikaye de burada başlar.

    En baştaki ebeveynin düşüncesindeki ‘ kardeşinin bakımına destek olsun’ diye dünyaya getirilen çocuğun hayatı yavaş yavaş özel gereksinimli kardeşi olur. Çocuk küçük yaştan itibaren, abisinin ya da ablasının ihtiyacını gidermekle meşgul olur. Çoğu zamanını ona ayırmak zorunda kalır. Burada dikkat edilmesi gereken bir konu, zorunluluktur. Kardeşi elbetteki abisini / ablasını sevmektedir. Ancak onun bakımını üstlenme zorunluluğu, şartlı bir sevgiye dönüşebilmektedir. Kardeş, baktığı kardeşinin ona muhtaç olduğunu düşünür ve merhamet ederek bakımını üstlenir. Oysa koşulsuz sevgi bu değildir. Zaten duygusal anlamda karmaşa yaşayan bu kardeş için bir de yanlış ebeveyn tutumu eklenince işler bazen de çıkmaza girer.

    Yapılan bir araştırmada, intihar eden çocukların / gençlerin büyük oranda engelli bireylerin kardeşleri olduğu ortaya konulmuştur. Peki neden bunlar yaşanmaktadır ?

    Özel gereksinimli çocuğu olan ebeveyn, önce bu durumu kabullenmeyecek, kendini suçlayacak, tedavi yöntemleri araştıracak, sonuç itibariyle durumu kabullenerek yoluna devam edecektir. İkinci çocukları da doğan anne – baba, bu iki çocuğu büyütürken bazen, özel gereksinimi olan çocuğunun özel durumundan dolayı önceliği ona verebilmektedir. Örneğin; ikisinin de kazağa ihtiyacı varken öncelik, özel gereksinimli çocuğun olabilmektedir. Bu durumda diğer çocuk içten içten anne babasına kızacak, hatta hayatını kendisine adadığı kardeşine de gizliden kin duyabilecektir. Bu durum uzun yıllar devam ettiği için de, çıkar yol bulamayan ve anne babasından bir manevi doyum alamayan çocuk kendi hayatına son vermeyi düşünebilmektedir.

    Bir örnek verelim. Zihinsel engeli bulunan ve tuvalet ihtiyacını kendisi gideremeyen bir erkek çocuğu ve kendisini abisinin bakımına adayan kız kardeşi. Abi, 13, kızkardeş, 11 yaşında olsun. İkisi de ergenlik döneminde. Ve bu kız çocuğunun,  abisini tuvalete götürüp getirirken karşılaştığı manzarayı düşünelim. Dönemi itibariyle bu, onun için ağır bir sorumluluk olacaktır. Ergenlik dönemindeki bu kız çocuğu, henüz tanık olmaması gerektiği şeyleri görmekte bu da minik yüreğine ağır gelmektedir.Bu dönemde çocuklar için arkadaşlarıyla vakit geçirmek önemliyken, kız çocuğu abisinin bakımıyla ilgilenmektedir. Bundan mutluluk duymakta fakat, kendi hayatından da taviz vermektedir. Hem anne- baba sevgisi ve ilgisinden mahrum kalmakta, hem de sosyal hayattan kendini soyutlamaktadır.

    Son olarak, her çocuk özeldir ve her çocuğun anne babasının sevgisine ihtiyacı vardır. Bunu en iyi şekilde tüm çocukların yaşaması gerekmektedir. Baba güven veren, anne merhamet edendir. Bu duygulardan mahrum kalan çocuğun psikolojisi ise sağlıklı olmayacaktır. Daha çok diğer çocukla ilgilenildiği için kardeş, bu kez ilgiyi ve sevgiyi başka yerlerde ve yanlış kişilerde arayacaktır. Yanlış şeyler yapacaktır. Bir çocuğa fazla ilgi ve sevgi gösterirken, diğer çocuğu kaybetmek an meselesidir. Bu yüzden anne babaların, durumu kabullenip, her bir çocuğa aynı seviyede sevgi göstermesi gerekmektedir. Bunu her bir çocuğa hissettirmelidirler. Özel durumlarda  yapılacak işbölümü ise aile içindeki iletişimi güçlendirecek, zorunlu bir sevgi değil, kabullenilmiş doğal, samimi bir sevgi bağı oluşturacaktır.  Özel gereksinimi olmayan çocuğun başarısı takdir edilmeli, kardeşiyle zorunlu zaman değil, sevgi dolu zaman geçirmesi için şartlar oluşturulmalıdır. Aksi halde, sağlıklı olan çocuk kendini istenmeyen, sevilmeyen, sadece bakmak için dünyaya getirilmiş bir kişi olarak görecek ,öz güveni sarsılacak mutsuz olacaktır. Çocuğun dünyasını iyi anlamak ve onun kardeşi ve anne babası için büyük bir mutluluk kaynağı olduğunu hissettirmek ebeveynlere tavsiyemizdir.

Bursa Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi

Filiz Akdemir.

     Yaygın gelişimsel bozukluk, son yıllarda karşımıza fazlaca çıkmaktadır. Sebep olarak farklı kaynaklar, çeşitli nedenler öne sürmektedir. Peki nedir bu Yaygın Gelişimsel Bozukluk ?

Yaygın gelişimsel bozukluklar (YGB), sosyalleşme ve iletişim gibi çoklu temel fonksiyonların gelişmesinde gecikmeler içeren beş bozukluğu içeren bir tanı grubudur. En çok bilinen YGB otizmdir, diğer YGB’ler Rett sendromu, çocukluğun dezintegratif bozukluğu, Asperger sendromu, ve başka türlü adlandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluktur .Ebeveynler YGB belirtilerini bebeklikten itibaren farkedebilir ve bozuklukların ortaya çıkışı genellikle üç yaş civarındadır.

Otistik spektrum hastalıkları’ hangi alanlarda zorluğa neden olur

1-Sosyal beceriler: Bu çocukların karşılıklı sosyal becerilerinde belirgin sorunları vardır:

  • Başkaları ile yaşından beklenen düzeyde çoğunluğun kurduğu ilişkiyi sağlayamazlar.
  • Yalnız kalmaya eğilimlidirler,
  • İnsanlar ile göz teması, yüz ifadesi, vücut duruşu ve hareketlerini kullanarak ilişki kurmayabilirler.
  • Başkalarının dikkatini çekmek, ilgiyi paylaşmaya yönelik davranışları olmayabilir (oyuncağı parmakla işaret etmek ya da bulup getirmek gibi)
  • Başkaları kendileri ile konuşmak isteyince aldırmaz görünebilirler.
  • Sosyal ya da duygusal karşılıklılık yoktur. Başkalarının duygularını anlamakta ve kendi duygularını ifade etmede zorlanabilirler.
  • Bir başkası tarafından tutulmak ya sarılmayı istemezler. Sadece kendileri isteyince sarılabilirler.
  • Bazen başkaları ile ilgilenmeye istekli olabilirler; ama nasıl konuşulacağını, nasıl oynanacağını, kısacası başkaları ile nasıl ilişki kurulacağını bilmeyebilirler.

2-Konuşma, dil ve iletişim becerileri:yaygın_gelisimsel_bozukluk_downsendromu

  • Otistik spektrumdaki çocukların yaklaşık %40’ı tam olarak konuşamaz. Diğerlerinde kendisine söyleneni tekrarlama vardır. Bu esnada mimik ya da jestler ile yardımcı bir ifade biçimi de yoktur.

Konuşabilenlerde ise;

  • Bir konuda çok laf edebilirler ancak karşılıklı diyalogda zorlanabilirler. Çünkü başkalarını dinlemekte ve anlamakta güçlükleri vardır.
  • Mimik ve jestleri anlamlandırmada zorlukları olabilir.
  • Sözcük kapasiteleri kısıtlı ve basmakalıp olabilir
  • Zamir kullanımında hatalar olabilir; yani ‘ben’ yerine ‘sen’ derler veya tersi olur.
  • Sesleri düz ve monoton olabilir. Seslerini tonlamaları yani alçaltıp yükseltme, yumuşatıp sertleştirmeyi yapamayabilirler.
  • Konuşurken insanlara çok yaklaşabilirler. Bir konuya yapışıp uzun süre sıkıcı konuşmalar yapabilirler.

3-Sınırlı tekrarlanan basmakalıp davranışlar: 

  • Bazı özel alanlara yönelik aşırı ve yoğun ilgileri olabilir
  • İşlevsel olamaya bazı rutinlere ya da ritüellere çok sıkı bağlanabilirler.
  • Bazı hareketleri defalarca tekrarlayabilirler (elleri biribirine vurmak, kendi etrafında dönmek, ileri geri sallanmak gibi).
  • Koydukları eşyanın aynı yerde kalmasını isteyebilirler. Zihinsel esneklikleri farklı olduğu için günlük işlerin beyinlerinde bir sıralaması vardır ve bu sıra bozulursa çok huzursuz olabilirler.
  • Oyuncakların ya da başka cisimlerin bazı parçacıkları ile –özellikle ışıklı ve sesli- aşırı ilgilenebilirler

4-Taklit oyun becerileri:

Hayal gücüne dayalı ya da çevredeki insanlara yönelik taklit oyun kurmaları olmayabilir ya da çok kısıtlı kalabilir.

Başka Alanlarda Sorunları Var mıdır?

Evet. Yüksek oranda zeka geriliği (%75), epilepsi (%25), psikiyatrik (depresyon, kaygı bozukluğu gibi) ve davranış sorunları (yıkıcı davranışlar, dikkat eksikliği-hiperaktivite bozukluğu gibi) gibi vardır. Ayrıca bu çocukların %50’sinde, özellikle düşük zeka düzeyindekilerde, EEG anomalisi vardır.

Otizm başka nörolojik hastalıklarla beraber midir?

Evet. Az sayıda olguda otizm, epilepsi, zeka geriliği ve başka nörolojik bulguları olan hastalıklarla beraberdir. Tuberoskleroz, Angelman sendromu, Frajil X sendromu, bazı kromozom bozuklukları ve nadir metabolik hastalıklar gibi…

Otizimli olguların çoğunda ise alta yatan bir neden bulunamaz.

Nörolojik gelişimleri nasıl olur?

Diğer çocuklar motor, dil, sosyal ve bilişsel beceriler açısından oldukça benzer bir sıra düzeni içinde gelişmekle beraber, otistik çocuklarda gelişimin bu farklı alanları farklı hızlarda olur. Yürümeyi diğer çocuklarla aynı zamanda yaparken dil ve iletişim becerileri, taklit oyunları sağlıklı yaşıtlarından oldukça geri olabilir. Zor bir beceriyi kazanırken kolay olanı öğrenemeyebilirler. Bir yazıyı akıcı okur ama bir harfin tek başına sesini veremeyebilirler.  Bir beceriyi öğrenip sonra unutabilirler. Önce pek çok kelime söyleyip sonra tamamen konuşmayı bırakabilirler.

Sıklığı nedir?

Nadir olmayıp her 1000 kişiden 2-6’sı bu bozukluk kapsamında değerlendirilir. Erkeklerde daha sıktır. Tüm ülkelerde ve kültürlerde görülür.yaygin-gelisimsel-bozukluk-otizm

Otizm neden olur? Ailevi yatkınlık var mıdır?   

Hangi neden ya da nedenlerin otizmden sorumlu olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Çevresel ve genetik etkenlerin neden olduğu düşünülmektedir.

Kalıtımsal etkenler, diğer psikiyatrik hastalıklarla kıyaslandığında otizm oluşumunda daha önemlidir. Otizme kalıtsal eğilimin kuşaktan kuşağa nakledildiğini düşündürten pek çok bulgu vardır:

1- Otistik çocuğun 1. derece akrabalarında (anne-baba ve kardeşler) otizm görülme olasılığı 50-100 kat artar: Kardeşinde otizm varsa diğer çocukta otizm olma oranı %2, otizm dışında başka bir YGB oranı ise %3.6 ve toplam risk (herhangi bir YGB tablosu için) %5’dir.

2-Tek yumurta ikizlerinde kardeşte otizm varsa eşinde oran %36 olarak bildirilmiştir. 2. ve 3. derece akrabalarda ise risk % 0.1’e iner.

Bu bulgular otistik kişilerin akrabalarına genel topluma göre artmış bir eğilim olduğunu ve kalıtımında çok sayıda genin etkileştiğini düşündürtmektedir.

Ayrıca bu ailelerde sosyal iletişim güçlüğü, bilişsel, iletişim, dil, öğrenme ve yürütücü işlevlerde güçlüğü, kaygı, duygu durum bozuklukları olan birey sayısı genel toplumdan daha fazladır.

Çevresel (sonradan oluşan) etkenlerin yeri kesinleşmemiştir. Geçmişte inanıldığı gibi anne ve bana tutumunun bir neden olduğu görüşü ise artık kabul edilmemektedir.  Gebelik, doğum ile ilgili etkenler belki de kalıtımsal eğilimi olan ailelerde hastalığın görülmesini kolaylaştırmaktadır. Otistik fetusların doğum ile ilgili sorunlara daha çok maruz kalabildiği düşünülmektedir.

Ne zaman hekime başvuralım?

  • 12 aylık bebekte heceleme, parmak ile gösterme ya da hiçbir mimik ifadesi (baş-baş yapma gibi) yoksa
  • 16 aylık bebek hedefe yönelik anlamlı tek bir kelime söylemiyorsa
  • 24 aylık bebek kendiliğinden (tekrar şeklinde olmadan) 2 kelimelik cümle söylemiyorsa
  • Hangi yaşta olursa olsun kazanılmış dil ya da sosyal becerilerde kayıp varsa;

gelişimde bir sorun olduğu düşünülmelidir.

Tanı en erken ne zaman konur?

‘Yaygın gelişimsel bozukluk’ tanısı koyduracak bir laboratuar testi ya da radyolojik inceleme yoktur. Tanı tamamen çocuğun davranışları izlenerek konur. Ortalama 18 aydan itibaren göz teması, taklit oyunları, sözel ve sözel olmayan iletişi becerilerinde gerilik saptanabilir. Bazı anneler ilk bulguları 1 yaş civarında fark edebilmektedir.

ABD’de 1300 aileyi içeren bir çalışmada anne-babalar bir sorun olduğunu ortalama 18 ayda fark etmelerine ve 24 ayda hekime başvurmalarına karşın, ancak %10’unda ilk görüşmede tanı konulduğu gösterilmiştir. Ortalama tanı yaşı bu çalışmada 6 yaş olarak bildirilmiştir.

Zeka ve dil sorunları olmayan hafif olgularda (yüksek işlevli otizm ve Asperger sendromu gibi) ise tanı ergenlik hatta genç erişkinliğe dek konulamayabilir.

Bursa Özel Hayat Eğitim ve Özel Rehabilitasyon Merkezi 

Zihinsel Engelliler Sınıf Öğretmeni

 Melek DEMİRKOL

ÖZEL EĞİTİM NASIL UYGULANMALIDIR ?

Yaşamımız boyunca muhakkak ki mahallemizde, okulumuzda veya diğer sosyal çevremizde yürüyemeyen, tekerlekli sandalye kullanan, gözleri görmeyen, işitemeyen, konuşamayan, vücut şekilleri farklı olan, bazı dersleri anlamakta güçlük çeken ya da 3 yaşında kendi kendine okuma yazma öğrenen çocuklarla karşılaşmışızdır. Kimine üzülüp acık belki, kimine ise özendik. Bu çocukları bizlerden ayıran; FARKLI ve ÖZEL oluşlarıydı şüphesiz.

Bizlerden farklı olan bu çocuklara şüphesiz ki herkese uygulanan standart bir eğitim uygulanmamalıdır. Bu çocuklarımıza özel eğitim uygulanması gerekir. Özel eğitim; çoğunluktan farklı ve özel gereksinimli çocuklara sunulan, üstün özellikleri olanları yetenekleri doğrultusunda kapasitelerinin en üst düzeye çıkmasını sağlayan, yetersizliği engele dönüştürmeyi önleyen, engelli bireyi kendine yeterli hale getirerek topluma kaynaşmasını ve bağımsız, üretici bireyler olmasını destekleyecek becerilerle donatan eğitimdir.

Özel eğitim, üniversiteler tarafından bu alanlarda özel olarak yetiştirilen uzmanlar tarafından yapılır. Bu uzmanlar kazandıkları bilgi ve becerileri uygun ortamlarda bireylere en faydalı olabilecek şekilde kullanmaya çalışır. Tabii bu eğitimi verirken de bireyin ilgileri yetenekleri ve kapasitesi göz önüne alınıp bu doğrultuda eğitim verilmeye çalışılır. Bu eğitim verilirken de bireylerin ilgileri yetenekleri kapasiteleri farklılık gösterdiğinden birine uygulanan eğitim yöntemi bir diğerine aynen uygulanamaz. Özel eğitimde her bireyin özel olduğuna inanıldığı için verilen eğitimin de bireye özel olması gerekmektedir.

Özel eğitim uygulanırken erken müdahalenin önemi çok büyüktür. Eğitime küçük yaşlarda başlamak oldukça başarılı sonuçları beraberinde getirir. Çocuklarımızın özelliklerine göre ( hafif düzeyde zihinsel engelli, down sendromlu, otizmli…) hepsine ayrı yöntem, teknikle ve materyalle eğitim uygulanmalıdır. Daha sonra çocuğun yetenekleri ve kapasitesi doğrultusunda onu eğitmek daha nitelikli ve bağımsız hale getirerek toplumla uyumlu bir birey haline gelmesi amacı doğrultusunda eğitime devam edilmelidir. Bursa`da çocuk gelişiminde uzman kadromuz ile gelişmiş olan en son özel eğitim metodlarını kurumumuzda uygulamaya devam ediyoruz.

Tüm bunları yaparken eğitim ortamının çocuğa göre ayarlanması, öğretilecek kazanımların basitten karmaşığa doğru verilmesi, uygun materyalin seçilmesi, eğitimcinin ses tonu, jest ve mimiklerin doğru kullanılması vb. unsurlar önem arz etmektedir. Uygulanan eğitimin amaca ulaştırmadığı durumlarda eğitimci duruma göre materyali, eğitim ortamını veya yöntemini değiştirmesi gerekir.

Şüphesiz ki özel eğitimde ailenin rolü çok çok önemlidir. Çocuklarımız en çok zamanı ailesiyle birlikte geçirir. Aileler ilk başta çocuklarının bu farklı durumunu kabullenmekte güçlük yaşarlar. Ancak yapılması gereken erkenden tanının konulması ve eğitime başlanmasıdır. Aileler uzmanlarla işbirliği içinde hareket etmeli ve eğitime evde de devam etmelidirler. Tüm sorumluluğu uzmanlara yıkıp mucizeler beklemek yanlıştır. Aile ve uzman işbirliği içerisinde eğitim alan çocuklarımız, büyük gelişmeler göstermektedir.

Bursa Özel Hayat Eğitim ve Özel Rehabilitasyon Merkezi

Zihinsel Engelliler Sınıf Öğretmeni

Güler ÖZTÜRK  

Her insanın doğuştan getirdiği doğal hakları vardır. Bu haklar yasalarla güvence altına alınmıştır. Bu haklar tüm insanları kapsarken, çeşitli engelleri olan bireylere de ayrıca sosyal haklar tanınmıştır. Böylece sosyal hayatta daha rahat, özgürce yaşayabilmektedirler. Bu hakların neler olduğuna şöyle bir bakalım :

Kaynak, Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı.

Devamı İçin Tıklayınız

Bursa Özel Hayat Egitim ve  Rehabilitasyon Merkezi

Okul Öncesi Öğretmeni

Nevriye KESKİN

REAKTİF BAĞLANMA BOZUKLUĞU NEDİR ?

    Beş yaşından önce gelişen ve tek nedeni sağlıksız çocuk bakımı ile ilgili bir bağlanma ve iletişim problemidir. Çocukta mevcut ilişki kurma ve bağlanma probleminin tek nedeni çocuğa doğumun ilk yıllarından itibaren yetersiz bakım , sağlıksız ilişki ile beraber gelişir. Çocuk toplumsal iletişim ve yaşında uygun tepki verme konusunda yetersizdir. Çocuk seçici olmayan bağlanmalar ve uygunsuz toplumsal ilişkiler sergiler. Çocuğun gelişimini gösterdiği ortamda bakım veren kişinin sürekli değişmesi ile de böyle bir durum gelişebilir.

    Çocukta ilişki kurmada duygusal yakınlık göstermede belli bir bozukluk vardır. Çocuğun gelişim süreci içerisinde içe çekilme , konuşma gecikmesi , insanlara karşı ilgisizlik , çevreye karşı duyarsızlık olabilir. Ek olarak bu çocuklar otistik belirtiler de gösterebilirler . Bu belirtiler arasında insanlara ve yaşıtlarına ilgisizlik ,yaşına uygun konuşmanın gelişmemesi , tekrar eden hareketler , insanlara karşı ilgisizlik , göz kontağı kurmama , nesnelere karşı aşırı ilgi, dönen cisimlere ilgi , kendine özgü törensel davranışlar , kendi etrafında dönme , sallanma , saatlerce belli bir hareketi tekrar edebilme , beslenme konusunda düzensizlik , lık , etraftaki duygusal değişime ilgisizlik ,yaşıtlarına karşı ilgisizlik ,parmak ucunda yürüme , yandan bakış , taklit gerektiren oyunları oynamama , TV ve müziğe aşırı ilgi vb

    Reaktif Bağlanma Bozukluğu’nun tedavisi

    reaktif_bozukluk_bursaIlk olarak Reaktif Bağlanma Bozukluğuna yol açtığı düşünülen belirgin olumsuzlukların iyileştirilmesi yoluna gidilir. Örneğin; Aile ortamında sorunlar varsa, bunları giderici çalışmalar yapılır. Bakım ile ilgili sorunlar varsa ortadan kaldırılır. Aile bireylerinde ruhsal sorunlar görülürse tedavi edilir. Çocuğun bakımı ve eğitimi konusunda anneye detaylı eğitimler verilir ve belli bir süreci kapsayan destek programları oluşturulur. Böylece annelik becerileri arttırılarak, anne ile bebek arasındaki bağlılığın yeniden inşaasına ve yıkılan güvenin oluşturulmasına çalışılır. Annenin sevgisini hissettiren dokunma, sarılma, kucaklama, öpme vb davranışlar tedavi sürecinde önemsenir. Çocuğun zarar verici davranışları ve kuralları ihlal edici eylemleri sert cezalar yerine daha az sınırlandırıcı cezalarla kontrol altına alınmaya çalışılır.

    4-5 ay devam eden eğitim ve tedavi programına paralel olarak çocukta olumlu değişimler gözlenir. Çocuk konuşmasını ilerletir, öz bakım becerilerini öğrenmeye başlar ve tekrarlayıcı davranışlarını azaltır. Reaktif Bağlanma Bozukluğu bu noktada otizmden belirgin bir biçimde ayrılmaktadır, çünkü otizmli çocuklar bu kadar kısa sürede eğitime ve tedaviye cevap verememektedirler.

    Reaktif Bağlanma Bozukluğunda erken eğitim ve tedavi oldukça önem kazanmaktadır. Bu tanıyı almış birçok birey, zamanında aldığı eğitim ve tedaviyle normal gelişim gösteren akranlarına yetişebilmektedir.

    Gerekli pedagojik müdahalenin yapılması ve sebep olan nedenlerin ortadan kaldırılması ile gerekli tedavi düzenlenmelidir . Başka psikiyatrik nedenler ve eşlik eden durumlar araştırılmalıdır. Ne kadar erken müdahale yapılırsa o kadar iyi sonuç alınır. Çocuğun bu durumu genelde çocuğun aşırı TV izlemesi ile karakterize olabilir . Bu çocuklara TV izlemenin engellenmesi gerekir . aynı zamanda mümkün olduğu kadar çok insanlar ile birlikte olmaları , onlara yönelik duygusal yakınlık kurulması , onun  ile günün belirli saatlerinde birlikte sadece ona ayrılmış olarak vakit geçirme , mümkünse kreşe veya anaokuluna gitmelerini sağlama gibi önlemler bir an önce alınmalıdır . Otistik   bozukluk ile karışabileceğinden ayırıcı tanının yapılması ile beraber bir an önce eğitime başlanmalıdır.

    Bu türlü bir durumun hiç olmaması içinde anne babaların çocuğun doğumundan itibaren onun duygusal ihtiyaçlarını karşılamaları ile engellenebilir. Çok sık bakıcı değişmesi , çalışan annelerin işte yorulduktan sonra çocuk ile duygusal yakınlık kuramaması , aile içi stres faktörleri nedeni ile çocukların ihmal olması , anne veya babanın kendilerine ait psikiyatrik problemlerinden dolayı çocuk ile ilgilenememeleri , çocuğun gün içerisinde saatlerce TV karşısında kalması ,  gibi nedenler ile bu durum oluşabilir.

Bursa Rehabilitasyon Merkezleri

Kaynaklar:

www.cocukaile.com

www.annebebek.com.tr

ZİHİNSEL ENGEL NEDİR ?

Zihinsel engellilik, birçok aileyi şaşırtan ve sıkıntılara sokan bir durumdur. İnsanlığın zihinsel engelliliği tanımasının insanlık tarihi kadar eski olduğu bilinmektedir. Zihinsel engelliliğin yazılı tanımlarına ilk olarak M.Ö. 1500 civarında Mısır Thebes yazıtlarında rastlanmaktadır.

    Yazıtlardaki zihinsel engelliliğin tanımı; beyin hasarına bağlı vücut ve akıl sakatlığı olarak algılanmaktadır.

    Zihinsel Engelli Kişi: Zihinsel engeli bulunan kişiye denir.

    Uluslararası Zihinsel Engelliler Spor Federasyonu’nun Dünya Sağlık Örgütü’yle birlikte koyduğu kriterlere göre, bir kişinin zihinsel engelli sayılabilmesi için:

ozel_egitim_bursa– Zihinsel fonksiyonlarının işleyişinde önemli bir sınırlama olması (Amerika Zihinsel Engel Derneği, bunu 70 ya da daha altında bir IQ olarak tanımlamaktadır.)

-İki veya daha fazla uyum sağlama alanında (iletişim, kişisel bakım, ev yaşantısı, sosyal uyum, sağlık ve güvenlik, kendi kendini yönlendirme, fonksiyonel faaliyetler, boş zamanlar ve çalışma) yetersizlik olması.

-Bu engellerin 18 yaşından önce edinilmiş olması gerekmektedir.

     Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre dünya nüfusunun %3’ü zihinsel engellidir. Bu oran, yaklaşık 170 milyon kişi anlamına gelmektedir. Türkiye nüfusunun ise %1.4 ü engellidir.              Zihinsel engellilerin %80-85’ini hafif derecede geri olanlar oluşturmaktadır. Bunların çoğunluğunda herhangi bir organik nedene rastlanamamaktadır. Bu gibi durumlarda neden olarak psikososyal dezavantaj gösterilmektedir. Psikososyal dezavantaj genellikle erken çocukluk döneminde yaşanılan yoksul sosyal ve kültürel çevreyi tanımlamaktadır.

Zihinsel Engellilik; doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrasında çeşitli nedenlere bağlı, genel zihinsel işlevlerde normallerden önemli derecede gerilik ve bunun yanı sıra uyumsal davranışlarda da yetersizlik gösterme durumu olarak tanımlanmaktadır.

    Zihinsel engellilikte 3 temel özellik vardır

1. Genel zeka işlevinin belirgin derecede ortalamanın altında olması.

2. Yaşadığı toplumdaki kendi yaş grubu ile kıyaslandığında toplumsal beceriler, sorumluluk, iletişim kurma, günlük beceriler ve kendi kendine yeterlilik gibi alanlarda geriliğin olması.

3. 16 yaşından önce başlaması. Zihinsel Engelliliği olan çocuklarda gelişmenin aşamaları örneğin konuşma, yürüme vb. yaşıtlarına göre belirgin derecede geç olmaktadır. Zihinsel engelliliğinin belirtileri doğumda ortaya çıkabileceği gibi, bazen de çocukluk döneminin sonunda kendisini gösterebilmektedir. Belirtilerin başlama zamanı zihinsel engelliliğine neden olan hastalığa bağlı olarak değişir. Hafif derecedeki zihinsel engelliliğinin tanımlanması ancak okul öncesi eğitim devresinde sosyal, iletişim veya akademik becerilerdeki yetersizlikle açığa çıkabilecektir.

    Zihinsel Engelliliğin Nedenleri

  • Zihinsel engelliliğinin bir çok nedeni olabilir. Bilinen birçok faktöre karşılık halen zihinsel engelliliğinin %35’inde neden bilinmemektedir.
  • Kalıtımsal nedenler (Genetik, ailevi nedenler)
  •  Zihinsel engelliliğinin yaklaşık %5’inin nedeni genetik yapıyla ilgili olabilir.
  • Doğuştan metabolikbozukluklar:Örneğin:Fenilketonüri,Tay-Sachshastalığı
  • Kromozomal değişiklikler: Örneğin: Down sendromu
  • Diğer gen bozuklukları: Örneğin: nörofibramatozis, musküler distrofiler, tüberoskleroz
  • Poligenik kalıtımla ilgili zeka geriliği

    Doğum öncesi oluşan nedenler : 

  Annenin yaşı,beslenmesi,hamilelikte kullandığı içki-sigara-uyuşturucu gibi alışkanlıkları,radyasyona maruz kalma,psikolojik sorunları,akraba evliliği,geçirdiği hastalıklar (kızamıkçık, toksoplazma, sitomegalovirus vb.) (özellikle hamilelikte) ,kazalar,travmalar,çocuk-anne arasındaki kan uyuşmazlığı,genetik olarak aileden geçen bazı özelliklerin taşınması gibi bazı nedenler sayılabilir.  Anne karnındayken bebeğin geçirdiği enfeksiyon hastalıkları: Örneğin: toksoplazma enfeksiyonunnenin hamilelikte bilgisiz ve gereksiz ilaç kullanımı.  Annenin hamilelikte zehirlenmesi. Annedeki beslenme bozuklukları,Bebeğin anne karnında iken oksijensiz kalması  bebeğin zihinsel engelli olmasına neden olabilir. Annenin gebeliği dönemindeki yüksek tansiyonu, bebeğe giden oksijen miktarının azalması gibi bebekte beyin hasarına neden olabilir. Bebeğin anne karnındaki beslenmesinde yetersizlik

Doğum sırasında oluşan nedenler  :

ozel_egitim_bursa2Zor doğumlar sonucunda oluşan beyin hasarları zihinsel engelliliğinin nedeni olabilir. Gebelikte gelişen nedenini tam olarak da bilemediğimiz hidrosefali ve mikrosefali gibi durumlara zihinsel engelliliği eşlik etmektedir. Ayrıca, erken-geç doğum, kordon dolanması, güç ve riskli doğum, doğum sırası kazalar (bebeği düşürme gibi),vakum-forseps gibi aletlerin özelikle uzman olmayan kişilerce kullanılması, doğumun hijyenik olmayan ortamlarda yapılması, doktor hataları gibi nedenler.. Zor doğumlarda bebeğin doğum kanalından geçerken oksijensiz kalması ya da travmaya uğraması.

 Doğum sonrası nedenler :

Uygun şekilde tedavi edilmeyen bazı infeksiyon hastalıkları (boğmaca, kızamık, Hemofiliz infeksiyonlan vb.) zihinsel engelliliğinin nedeni olabilir. Beyin hasarının önemli nedenlerinden birisi beyini saran zarların veya beyinin kendisinin infeksiyonudur. Beyin travmaları da beyin hasarı ve zihinsel engelliliğe neden olmaktadır. Merkezi sinir sistemi enfeksiyonları: Örneğin: Menenjit.   Kafa travmaları: Örneğin: Yüksekten düşme. Havaleler. Tiroid hormonu eksikliği.

  Çevresel Nedenler  :

İnceltilmiş veya ihmal edilmiş ya da normal gelişim dönemleri için ihtiyaçları olan fiziksel ve ruhsal ihtiyaçları karşılanamayan bebek ve çocuklarda geri dönüşümü mümkün olmayan öğrenme güçlükleri gösterebilmektedirler. Çevrede yaygın olarak bulunan (duvar boyaları, oyuncaklar, çeşitli konserve yiyecekler, trafiği yoğun bölgelerdeki hava kirliliğinden) kurşun zehirlemeleri de zihinsel engelliliğinin nedeni olabilmektedir. Eğer çevredeki uyaranlar yetersizse çevresiyle etkileşim içinde bulunan çocukta yalancı zeka geriliği denen durum oluşabilir. Bu, çocuğa doğduğu günden itibaren gösterilecek sevgi, şevkat, ilgi ve eğitici yaklaşımın önemini ortaya koymaktadır.

    ZİHİNSEL ENGELLİLİK ÖNLENEBİLİR Mİ?

1- Zeka engelliliğinin özgün olmayan korunması, toplumun genel sağlığını ve yaşam standartlarını geliştirmekle sağlanır. Zeka engelliliği için oluşturulacak koruma programları, genel sağlık plan ve programlarına entegre edilmelidir.

2- Anne ve çocukların beslenmesi üzerinde titizlikle durulmalıdır.

3- Gebelik, doğum ve doğum sonrası iyi bir bakım mental ve fiziksel sakatlığın görülme sıklığını azaltacağından, ana ve çocuk sağlığı çalışmalarında halka kaliteli bir hizmet sunulmalıdır.

4- İnfeksiyonların ve parazitik hastalıkların önlenmesi zeka engelliliğinin önemli derecede önlenmesine katkılarda bulunacaktır.

5- Kimyasal ve fiziksel zararlı etkenlerin zararlarından korunmak için çevreyi izlemek, koruma programlarının önemli bir bölümünü oluşturmalıdır.

6- Zeka engelliliğinin kaza nedenlerini azaltmak için, küçük çocuklar için uygun çevre ve ilkyardım hizmetlerinin geliştirilmesi önemlidir.

7- Zeka gelişimini artırmak için sosyal ve çevresel eğitim stimülasyonu esastır. Bunu başaramayan aileler için uygun gözlemcilerin sağlanması gerekir.

8- Genetik danışma, prenatal teşhis, erken tanı ve uygun tedavi genetik orjinli zeka engellliliğini önlemede önemlidir.                                                                                                                                                             9- Yenidoğanda tarama testleri, yaşamın 3-5. günlerinde özel filtre kağıtlarına emdirilerek alınan ve belirli merkezlere gönderilen kapiller kan örneklerinde yapılmaktadır. Konjenital hipotroidi ile fenilketonüri açısından rutin olarak taranmakta ve test sonuçları pozitif olanlar kesin tanı için incelemeye alınmaktadır.

10. Koruma programları ülkenin gerçekleri göz önüne alınarak planlanmalı, sık görülen hastalıklara ve kaynaklara göre ayarlanmalar yapılmalıdır.

11. Zeka engelliliğinin nedenlerinin araştırılması için destek olunmalıdır. Ayrıca koruma programlarının etkisi ölçülmeli ve sürekli izlenmelidir.

Kaynaklar: http://www.sevgivakfi.org  

                          http://www.zicev.org.tr