Yazılar

Google, dünyadaki 1 milyar engelli bireyin hayatını kolaylaştırmak için başlattığı Google Impact Challenge: Disabilities proje yarışmasının kazananlarını açıkladı.

Google Impact Challenge: Disabilities adlı program Google’ın sosyal sorumluluk odaklı proje birimi Google.org tarafından yürütülüyor. Yapılan açıklamaya göre dünyanın 88 ülkesindeki 1000’den fazla organizasyondan başvuru alan proje yarışması, toplam 29 projeyi kazananlar listesine almış ve farklı tutarlarda nakit ile ödüllendirmiş.

Engellilere yönelik kâr amacı gütmeyen projeleri 5 kategoride sınıflandıran Google, bu yenilikçi projelerle hem engelli insanların günlük yaşantısını hem de onların iş gücüne katılabilmesini kolaylaştırmayı hedefliyor. Google, gelişmekte olan ülkelerdeki engellilerin sadece yüzde 10’nun ihtiyaçları olan destekleyici cihazlara sahip olduğunun da altını çiziyor.

Engelli bireyler icin projeler

Söz konusu projelerin hepsinin açık kaynaklı geliştirme yapmayı taahhüt ettiği paylaşılıyor ve ödül/destek tutarları kimi projelerde milyon doların üzerine çıkıyor. Toplam destek tutarı da 20 milyon doları buluyor.

Kazananlar listesinde görme engelliler için akıllı gözlüklerden, biyonik ellere, işitme kayıplarını azaltacak cihazlardan tekerlekli sandalye kullanan kişilerin hayatını kolaylaştıracak çözümlere kadar farklı projeler var. 29 projenin tamamını şu sayfada görebilir, çevrenizle paylaşabilirsiniz.

Yeri gelmişken Facebook’un görme engelliler için görsel tanıma yeniliğini erişime açtığını da hatırlatalım.

Kaynak / Görsel Kaynak. Webrazzi

       Çocukların her şeyi oyun olarak gördükleri bir dönemde onlara tuvalet alışkanlığı kazandırmaya çalışmak aileler için oldukça zordur.Bu nedenle hem çocuğun hem annenin hazır olduğu zaman eğitime başlamak önemlidir.Uzmanlar, tuvalet eğitimi için en uygun zamanın 24’ncü – 36’ncı aylar arası olduğunu söylüyor. Daha erken dönemde başlamak ve aşırı baskı kurarak bir an önce çocuğun tuvalet eğitimini kazanmasını sağlamaya çalışmak , hem fizyolojik olarak yapamayacağı bir şeyi yapmasını istemek hem de ileride gelişebilecek bazı ruhsal sorunların başlamasına neden olmak demektir. Benzer şekilde hiç eğitim vermemeye çalışmak ‘Zamanı gelince kendi söyler.’ diye bırakmak da hem çocuğun tuvalet  eğitiminin gecikmesine hem de ruhsal açıdan sorunlara neden olur.

       Tuvalet alışkanlığı kazanma konusunda çocuktan çocuğa farklılık görülür. Gün içinde tuvaletini kontrol edebilmek , gece kontrol edebilmekten daha önce gerçekleşir. Gece altını ıslatma durumu daha uzun sürebilir hatta 5 yaşına kadar devam edebilir. Tuvalet eğitimine başlandığı süreç içerisinde gündüz olduğu gibi gece de bez bağlanmamalıdır. Tuvalet eğitiminin tamamlanma süresi ise çocuktan çocuğa değişir. Çocuğun yapacağı işi başarmasını kolaylaştırmamız ve vereceğimiz destek çok önemlidir. Çünkü sık sık altına kaçıran çocuklarımız tuvalet eğitiminden vazgeçebilir. Çocuklarımızın başarı durumunda sevincimizi çok fazla abartmadan göstermeliyiz. Tuvalet alışkanlığı sürecinde bir yanlış yaptığında üzerinde durmayıp çocuğumuzu azarlamamak eğitim sürecinin püf noktasıdır. Tuvalet eğitimi sürecinde anne babaya büyük görevler düşer. Bu görevler çocuğun eğitim sürecindeki davranışlarına aşırı tepkiler vermemek, sabırlı olmak, çocuğa mümkün olduğunca destek olmak ve yüreklendirici davranmaktır. Eğer çocuk aşırı tepkiler veriyor ve tuvaletini yapmayı kesinlikle red ediyorsa eğitim sürecine çocuk hazır olana kadar ara vermek , aşırı ısrarcı olup bu süreci inatlaşma ile geçirmemek son derece önemlidir.

Tuvalet eğitimine başlarken uygulayabileceğimiz öneriler :

  • Tuvalet eğitimine başlamadan önce çocuğun tuvalete veya lazımlığına alışmış olması önemlidir.Çocuğunuzu iyi gözlemlemeniz ve çişini yaparken nasıl davrandığını farkında olmanız , onu uygun zamanlarda tuvalete yönlendirmeniz uygun olacaktır.Örneğin yüzünün şekli değişebilir yada yürürken bir anda durabilir.Bu durumlarda onu tuvalete veya lazımlığa yönlendirmek için iyi bir fırsattır.
  • Çocuklar tuvaletlerini birkaç dakikadan fazla tutamazlar , o nedenle tuvaletlerinin geldiğini söylediklerinde ya da siz fark ettikten sonra en hızlı şekilde tuvalete götürmek önemlidir.
  • Lazımlık çocuğun rahatlıkla ulaşabileceği yerde olmalıdır.Çocuğun daha rahat hareket edebilmesi ve lazımlığa oturabilmesini kolaylaştırmak için mümkün olduğunca kendisinin çıkarabileceği türden kıyafetleri giydirmeliyiz.
  • Çocuğa sık sık tuvaleti olup olmadığını sormak yerine belli arlıklarla tuvalete birlikte giderek kontrol etmek daha uygundur.
  • Çocuk lazımlığa yada tuvalete oturduğunda onun yanında kalıp oyalanması sağlanabilir.Onu tek başına bırakıp gitmek oturma süresini kısaltacağı için eğitimi güçleştirebilir.
  • Çocuğa aferin demek için tüm görevi yerine getirebilmesi beklenmemelidir.Örneğin tuvalete yetişememiş olsa bile tuvalete gitmiş ve pantalonunu çıkarmış olması da övülmelidir.

Tuvalet eğitimi gelişimin doğal bir sürecidir. Unutmamak gerekir ki bu doğal süreç her bir çocuğumuz için farklılıklar gösterebilir. Örneğin; bir çocuğun tuvalet eğitimini alma süresi kısa iken, diğer çocuğun daha uzun sürebilir. Tavsiyemiz kesinlikle kıyaslamaya gidilmemesidir. Aksi halde, çocuk kendini sorunlu hissedebilir ve özgüveni kaybolabilir. Yukarıda da belirtiiğimiz gibi, tuvalet eğitimi sabır ve davranışta kararlılık ister. Eğer ki bir şeyler yolunda gitmiyorsa, bir uzmana başvurmakta da fayda vardır.

Bursa Rehabilitasyon Merkezi        

Okul Öncesi Öğretmeni

Fatma ŞENSES

Her insanın doğuştan getirdiği doğal hakları vardır. Bu haklar yasalarla güvence altına alınmıştır. Bu haklar tüm insanları kapsarken, çeşitli engelleri olan bireylere de ayrıca sosyal haklar tanınmıştır. Böylece sosyal hayatta daha rahat, özgürce yaşayabilmektedirler. Bu hakların neler olduğuna şöyle bir bakalım :

Kaynak, Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı.

Devamı İçin Tıklayınız

Bursa Özel Hayat Egitim ve  Rehabilitasyon Merkezi

Okul Öncesi Öğretmeni

Nevriye KESKİN

ÖZÜRLÜ ÇOCUK VE AİLESİ

  • Tüm ailelerde çocuklarının nasıl olmasını istediklerine ilişkin bir beklenti vardır. Çocuğun doğumu aile üyelerine yeni roller yükler. Aile beklentiler sonucu toplumun yarattığı ‘ideal çocuk’ algısından etkilenir. Beklentiler giderek çocuğun ilerideki başarılarını içeren düşlere dönüşür.
  • Engelli veya süreğen hastalığa sahip bir çocuğun varlığı, aile üyelerinin yaşamlarını, duygu ve düşüncelerini olumsuz yönde etkileyebilen ek bir stres kaynağı oluşturmaktadır. Ailelerin cinsiyeti dikkate almadan çocukların temel becerileri kazanma yönünde kaygı ve endişeleri vardır.
  • Ailelerin özürlü çocuğa karşı olumlu tutumu, çocuğun sağlıklı gelişiminde önemlidir. Anne baba çocuğunu kabul ettiği sürece onun gelişimine katkıda bulunur. Özürlü çocuğa sahip aileler uyum süreci içinde 3 aşamadan geçerler:

I.aşama II.aşama III. Aşama

Şok karışık duygular anlaşma

İnkarsuçlulukuyma ve yeniden düzenlenme

Keder ve kızgınlık/ kabul ve

çöküntü utanmauyum

  • I. aşama : Aile ilk aşamada özürlü çocuğu kabul etmemektedir. Aile çocuğunun normal olduğuna ilişkin kanıtlar aramaktadır. Anne baba kendini ifade etmekte zorlanır, doğru teşhis için uzmandan uzmana başvurur.
  • II. aşama : Aile kızgınlık duygularını normal çocuğa sahip ailelere, Allah ‘ a ve kendilerine de yansıtabilmekte ve aileler özürlü çocuğa sahip olmalarını kendi davranışları için bir ceza olarak algılamaktadırlar. Bunlar aynı zamanda suçluluk ve çaresizlik duygularının birer yansımasıdır.
  • III. aşama : Bu aşamaya ulaşabilen anne babalar çocuklarını olduğu gibi kabul etmeye, çocuğu ailenin bir ferdi olarak kabul etmeye hazırdır.
  • Terapi ve eğitimin çocuk için doğal ortam olan ev ortamında, anne babanın katkısıyla yürütülmesinin önemi fark edilmeye başlanmıştır. Özürlü çocuğu olan anne babalara uzmanlar tarafından destek vermek amacıyla farklı çalışmalar yapılmaktadır. Psikolojik danışma çalışmaları, anne baba eğitim programları, aile terapileri, erken eğitim çalışmalarıyla anne babaların ve özürlü çocukların gereksinimlerini karşılamaya yöneliktir. Özürlü çocuktaki gelişme büyük ölçüde ev ortamına bağlıdır.
  • Çocuğun özürlü oluşunun öğrenilmesinin yarattığı ilk psikolojik etkiler geçtikten sonra, anne babalarda çocuğa yönelik bazı genelleştirilmiş tutumlar oluşur. Bu tutumlar değişik biçimlerde görülmektedir:

1 ) Fazla koruyucu tutum ( Çocuk aileye fazla bağımlı hale getirilir. )

2 ) Ayrıcalıklı tutum ( çocuk özürlü olduğu için farklı muamele görür. )

3 ) Her şey özürlü için tutumu ( Aile normal yaşantısını kaybeder. )

4 ) Özürlü çocuğu reddeden tutum

5 ) Özrü reddeden tutum ( Bazı ailelere göre çocukları normaldir. )

6 ) Özürlüden yararlanma tutumu

7 ) Normal tutum

Özürlü çocuğun eğitiminde en önemli ve etkili ortam sürekli içerisinde bulunduğu aile çevresidir. Çocuğun okulda kazandığı becerilerin, ev ortamında aileyle işbirliği yapılarak pekiştirilmesi eğitimin sürekliliği açısından gereklidir. Aile rehberliği de özürlü çocuğun yaşama hazırlanmasında son derece önemlidir.

    Asperger sendromu yaklaşık 200 ergenden birinde görülür. Erkeklerde yaklaşık 8 kat daha sıktır. Çok farklı alanlarda psikososyal sorunlar yaşanabilir. Asperger sendromu olan ergenler ve erişkinler dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB), öğrenme bozukluğu, zeka geriliği, kişilik bozukluğu, atipik psikoz gibi pek çok farklı tanıyla takip ediliyor olabilir ve Asperger sendromu tanısı atlanabilir. Genellikle dil gelişim alanlarında sorun yaşanmaması ve zeka düzeylerinin normal olması nedeniyle tanının konması onlu yaşlardan sonra olmaktadır. Asperger sendromunda, diğer yaygın gelişimsel bozukluklarda görülen belirtilere benzer şekilde sosyal etkileşim alanlarında, karşılıklı sözel ve sözel olmayan iletişim alanlarında sorunlar olabilir. Basmakalıp ilgi alanları ve davranışlar görülebilir. Öte yandan Asperger sendromunda şu sorun alanları sık görülür:

    Hareket sistemi (motor) becerilerinde sorunları: Motor gelişim basamaklarında gecikme görülebilir. İnce motor becerilerinde sorunlar, sakarlık, hantallık görülebilir. Kollarını sallamadan ve hafif toplarcasına, tipik bir yürüyüş stili gösterebilirler.

    Konuşma ve aksan sorunları: Ses tonunu ayarlama güçlükleri, konuşurken aşırı ve uygunsuz iniş-çıkışlar gösterebilirler. Monoton bir ses tonuyla konuşabilirler. Kitaptan pasajlar okur gibi ezbere konuşabilirler. Gramer hataları yapabilirler. Zamir ve edatları yanlış kullanabilirler.  İletişimin sözel ve sözsüz mesajlarını değerlendirmede güçlük yaşayabilirler; örneğin donuk bakışlı ve soğuk tonlamalı bir “merhaba” ile, sıcak ve içten bir “merhaba” arasındaki mesaj farkını değerlendirme güçlüğü (mutlak belirtiler). Yüz ifadesinde, vücut duruşu ve tavırlarda uygunsuz/garip haller gösterebilirler; örneğin sizinle konuşurken yan durması.

     asperger_sendromu_bursaDil becerileri sorunları ve konuşulanları anlama güçlükleri: AS’li bireyler sözcüklerin temel ve somut anlamlarına takılabilirler, mecaz ifadeleri anlamayabilirler. Soyut kavramları, atasözlerini, deyimleri, esprileri yanlış anlayabilir ya da kendilerince yükledikleri anlamlarla kullanabilirler. Konuşma sırasında karşılarındakilerin sözel olmayan tepkilerini (mimiklerini, jestlerini, vb.) anlamakta güçlük çekebilirler ya da basmakalıp bir biçimde anlayabilirler. Örneğin; “ağlıyorsa üzülmüş demektir” gibi. Anlam ve bağlam dışı konuşma (Semantik Pragmatik Gelişimsel Dil Bozukluğu) . Örneğin; ’bugün piknik yapalım mı?

    AS’li birey: Anatosaurus, 60 milyon yıl önce yaşamış bir dinazor türü..(mutlak belirtiler)

    Bilişsel işlev sorunları:Özellikle zihinselleştirmede zorluk yaşarlar. Görsel olarak ifade edilmedikçe anlamayabilirler. Özetleme becerileri düşüktür. Gereksiz ayrıntılara takılabilir, konunun özünden sapabilirler. Problem çözerken amaca yönelik ve çözüme odaklı davranmayabilirler. Konunun bütününü görmekte zorluk çeker, belirli parçalara takılıp kalabilirler. Ortamın/topluluğun ortak duygusunu/ruhunu hissetmede, sezmede güçlükler ve buna bağlı davranış problemleri; örneğin cenaze evinde şarkı söylemek gibi.

    Belirli ilgi alanlarında aşırı yoğunlaşabilirler: Genelde günlük hayatta bir işlevi olmasa da belirli konularda yoğun araştırma içine girebilirler. Özellikle taksonomi (sınıflandırma) ile ilgilenirler ve bilgileri ezbere dayalı olur. Örneğin, hayvanların latince isimlerini ezberleyebilir, bir kentin telefon numaralarını, tren saatlerini kolaylıkla akıllarında tutabilirler. Matematik, Fizik, Kimya vb. kapalı uçlu bilimsel konulara eğilim gösterebilirler.

    Duyusal hassasiyetleri olabilir: Yüksek seslerden, çeşitli dokulardan, parlak ışıklardan aşırı bir rahatsızlık duyabilirler. Öte yandan, dokunsal uyaranlardan çok zevk alabilirler (ör, masaj, sarılma, öpme, vs.).

  •     Asperger sendromu olan bireyler çoğunlukla toplum içinde farklı olarak görülmezler.
  •     Pek çok Asperger sendromu olgusu ancak yakın ilişki içinde farklı olarak algılanabilir ve genellikle “garip”, “acayip”, “değişik” gibi sıfatlarla anılırlar.
  •     Çoğu Asperger sendromu olgusu kendindeki farklılıkların farkındadır.
  •     Sosyal ilişkilere çok fazla girmemekten genellikle rahatsızlık duymazlar. Arkadaş edinmede ve/veya arkadaşlığı sürdürmede güçlükler yaşayabilirler.
  •     Ergenlik dönemlerinde zamanlarının çoğunu bilgisayar karşısında geçirmeyi tercih ederler.
  •     Sosyal becerilerinin yetersiz olması nedeniyle, sosyal etkileşime zorlandıklarında genellikle rahatsızlık duyarlar.
  •     Sosyal işlevselliklerindeki yetersizlik kendilerinden çok ailelerini rahatsız eder.
  •     Bu yetersizlikler ergenin ailesine daha faza bağımlı yaşamasına neden olur.
  •     Karşı cinsle ilişkileri kısıtlıdır ve flört içeren tutum ve davranışları uygulamakta oldukça zorlanırlar.

    Tüm bu temel belirtilere ek olarak eşlik eden psikiyatrik bozukluklar sıkça görülür. Özellikle dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) Asperger sendromuna eşlik edebilir. Asperger sendromu olan ergenlerin yaklaşık üçte birinde DEHB tanısı da konur (Klin ve Volkmar, 1997).Özellikle belirli konulara dikkatlerini aşırı yoğunlaştırır, diğer alanlara dikkatlerini kaydırmakta zorluk yaşarlar. AS’li bireylerde anksiyete bozuklukları ve depresyon da normal topluma göre daha sık görülür (Klin ve ark., 2000). Özellikle Asperger sendromu olan ergen büyüdükçe ve kendisindeki farklılıkları fark ettikçe, arkadaşları tarafından dışlandığını gördükçe depresif belirtileri artabilir. Asperger sendromu olan ergenler akranları tarafından çok sık alaya ve aşağılanmaya maruz kalırlar. Akranları arasında yaşadıkları sorunlar okula uyumlarını ve akademik işlevselliklerini de oldukça olumsuz etkileyebilir.

    Asperger sendromuna sıklıkla eşlik eden bir diğer psikiyatrik bozukluk da takıntı bozukluğudur (obsesif kompulsif bozukluk) (OKB). Asperger sendromu olan beş ergenden birinde OKB tanısı konabilir (Klin ve ark., 2000). Ancak bazı Asperger sendromu özellikleri OKB ile karıştırılabilir. Örneğin, bilişsel katılık, günlük rutin aktivitelere sıkı sıkıya uyma, kısıtlı ilgi alanları obsesif belirtilere benzeyebilir. Bazı Asperger sendromu olan ergenler kendi kalıp yargılarına ve rutin alışkanlıklarına aşırı bağlı olabilirler ve ebeveynleri ile ciddi çatışmalar yaşayabilirler. Bu tutumları karşıt olma/karşı gelme bozukluğunda olduğu gibi bir klinik görünüm oluşmasına yol açabilir. Asperger sendromu olan bireylerde görülen sosyal içe kapanıklık ve bilişsel hatalar bazen şizofreninin bulguları ile karışabilir ve yanlışlıkla şizofreni tanısı alabilirler. Son yıllarda yapılan çalışmalar Asperger sendromu olan bireylerin normal topluma göre daha fazla şizofreni geliştirdiği düşüncesini desteklememektedir. Erişkinlik dönemlerinde yaşadıkları sorunlar Asperger sendromunun belirtileri olsa da erişkinlik çağında şizofreni ile özdeş olabilmektedir.

    AS tedavisinde çeşitli eğitim modulleri kullanılabilir (Mesibov ve ark., 2001; DuCharme ve McGrady, 2003). Örneğin, sosyal beceri eğitimi sürecinde belirli sosyal durumlar yaratılır. Asperger sendromu olan ergenin sosyal durumları değerlendirme ve uygun yanıtları seçme ve diğerlerinin niyetini, duygularını tahmin etme, yorumlama becerileri geliştirilir. Sosyal ortama, duruma giriş ve çıkışta uygulanabilecek sözel ve davranışsal yöntemler üzerine çalışılır. Ses tonunu ayarlama teknikleri üzerinde durulur.

    Bağımsız yaşama becerileri eğitimi ise özellikle Asperger sendromu tanılı ergenlerin ebeveynleri için de hayati bir öneme sahiptir. Mesleki beceriler, araba kullanma, toplumsal kaynakların kullanımı gibi konular ele alınır. Eşlik eden psikiyatrik sorunlar için (örneğin, dürtüsel davranışlar, depresif belirtiler, takıntılar, dikkat sorunları, vb.) ilaç tedavileri kullanılabilir. İlaç tedavilerinin etkinliği ve yan etkileri Asperger sendromu olan bireylerde çeşitli farklılıklar gösterebilir. Örneğin, metilfenidat tedavisine yanıt daha düşük olabilir ve agresif belirtilerin ortaya çıkma riski daha yüksektir. Antidepresanlar dürtü kontrol sorunlarını alevlendirebilir.

    Asperger sendromu olan ergenlere yaklaşımda ebeveynlere ve öğretmenlere şu noktalar hatırlatılabilir (Williams, 1995):

  •     Asperger sendromu olan ergen için sürprizler içermeyen, öngörülebilir ve güvenli bir ortam sağlayın.
  •     Olası değişimleri (ör, öğretmen değişikliği, sıra değişikliği) en aza indirin.
  •     Günlük rutin etkinlikleri net bir şekilde tanımlayın.
  •     Yenilik öncesi (ör, yeni bir öğretmen, arkadaş, vb.) onu hazırlamaya çalışın.
  •     Diğer çocuklar tarafından alaya ve aşağılanmaya maruz kalmamasına özen gösterin.
  •     Olumlu davranışlarını, becerikli yönlerini destekleyin ve ödüllendirin.
  •     Özgüvenini destekleyecek sorumluluklar verin.
  •     Sosyal etkileşimi içeren etkinliklerde yol gösterici olun.
  •     Belirli sosyal durumlarda nasıl tepkiler vermesi gerektiğini ezberletebilirsiniz.
  •     Takıntılı bir şekilde bir konuya odaklanmasını kısıtlayın, gerektiğinde uyarın.
  •     Motivasyonunun düşük olduğu durumlarda onun ilgi alanlarına hitap ederek iletişime başlayabilirsiniz.
  •     Dikkatini yoğunlaştırabilmesine yardımcı olmak için görevleri daha küçük parçalara ayırın.
  •     Zamanını düzenlemede zorlukları olabileceğinden uzun süreçleri ödevler vermeyin.
  •     Sınıfta ön sıralarda oturtun ve olabildiğince onunla göz temasını sürdürün. Gerektiğinde onun katılımını beklemeden söz verin.
  •     Zaman zaman gerçekçi olmayan hayalleri ve düşünceleri olabilir. Özellikle birebir kaldığınızda gerçekleşmesi imkansız yaklaşımlarını sosyal ortamlarda ifade etmemesi konusunda konuşabilirsiniz.
  •     Hareket ve denge sorunları olabileceğinden zorlanacağı ödevler vermemeye özen gösterin. Yarışmacı spor etkinliklerinden daha çok bireysel becerilerini geliştirebileceği sporlara yönlendirin.
  •     Sınavlarda ya da ondan istenen bir ödevde yönergelerinizi olabildiğince net iletin ve anlayıp anlamadığını kontrol edin.
  •     Onun bireysel becerileri ve ilgi alanlarını dikkate alan mesleki beceriler edinmesi konusunda yardımcı olun.
  •     Bazı konuları anlayamaması ve inatlaşması sizi zaman zaman sinirlendirebilir, sabrınızı taşırabilir. Bu tür duygulara karşı hazırlıklı olun.
  •     Duygusal dalgalanmalarını, dikkat düzeyini, uyku ve iştahını, agresyon düzeyini izleyin ve not alın. Gerektiğinde psikiyatrıyla paylaşın.
  •     Çevresel stres etkenlerinden kolaylıkla etkilenebildiklerini unutmayın. Örneğin, okulda bir kavga yaşandığında diğer öğrencilerden çok daha fazla etkilenebilir ve anlaşılmaz tepkiler verebilir. Bu nedenle stresin yoğunlaştığı dönemlerde onu daha dikkatli gözleyin.
  •     Öğrenme aşamasında görsel materyalleri ve uygulamalı etkinlikleri daha çok kullanın. Örnekler verin, modeller geliştirin, önce birlikte yapın.

Kaynaklar:

Dr. Koray Karabekiroğlu

http://www.asperger-asperder.org/tr

Düzenleyen: Rehber Öğretmen

Özel Hayat Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi Bursa

Filiz AKDEMİR