Yazılar

Toplumun yetersizliği olanlara yönelik tutumların onların yaşamlarını sürdürmeleri toplumla uyumlu olmaları ve duygusal anlamda kendilerini değerli ya da değersiz görmeleri çevredekilerle olan sosyal etkileşimlerin niteliğine göre belirlenir. Engelli bireyler çevreleriyle olan etkileşimde kabul edildikleri ve varlıklarının onaylandığı yönünde onay alırlarsa kendilerini diğerleri gibi toplumun bir üyesi gibi görürler.

Toplum olarak özürlülerle birlikte olma ve iletişim kurma deneyimimiz azdır. Bu deneyim azlığı, büyük ölçüde özürlülerin toplumsal alanlarda (sokakta, okulda, işyerinde… vb) yeterince yer alamamalarından kaynaklanmaktadır. Binaların özürlü bireylere uygun olmaması, bilgilerin özürlülerin yararlanacağı şekilde sunulmaması, özürlüler ile ilgili olumsuz düşünce ve tutumlar gibi toplumsal engeller, özürlülerin özürlü olmayanlarla aynı fırsatları elde etmesini zorlaştırmaktadır. Çoğu özürlü birey, yalnızca özrüyle tanımlanma, görmezden gelinme, acınma, dışlanma gibi tavırlara maruz kalmaktadır. Özürlülüğün, özürlülerin pek çok özelliğinden yalnızca biri olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Dünyayı özürlü bireyler için de yaşanabilir kılmak için özürlü olmayan bireylerin de çaba göstermesi gerekmektedir. Bunun yolu da onları tanımaktan ve onların yaşadıklarını anlamaya çalışmaktan geçmektedir.

Dikkat Edilmesi Gereken Temel Hususlar;

Diğer Insanlara Nasıl Davranıyorsanız Özürlü Bireye de Öyle Davranın

 Özürlü birey ile iletişimde temel kıstas, özürlü bireyi kendine özgü kişiliğe sahip, kendi kararlarını kendisi verebilen biri olarak görmektir. Onlar yalnızca özel durumlarından dolayı farklı ihtiyaçları olan insanlardır ve iletişim sırasında dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Bu ihtiyaçlar dışında diğer tüm insanlar gibi saygı görmek, dikkate alınmak isterler. Bu nedenle iletişim sırasında diğer insanlara nasıl davranıyorsanız özürlü bireye de öyle davranın. Durumları nedeni ile gösterilen aşırı ilgi ya da görmezden gelme, onları olumsuz

etkiler

Yardım Etmeden Önce İzin İsteyin

Bir insanın özürlü olması, mutlaka yardıma ihtiyacı olduğu anlamına gelmez. Şartlar uygun olduğunda özürlü bireyler kendi işlerini kendileri yapabilirler. Ancak özürlü bireyin yardıma ihtiyacı olduğuna eminseniz yardım etmeyi teklif edin.

Fiziksel Temas Konusunda Dikkatli Olun

 zihinsel_engelli_cocuklar_bursa_ozel_hayatBazı özürlü bireyler denge için kollarından destek alırlar. Onları kollarından kavramak (amacınız yardım etmek olsa bile) dengelerini bozabilir. Özürlü bireyin başına, tekerlekli sandalyesine, koltuk değneklerine dokunmamaya özen gösterin. Özürlü bireyler, kullandıkları yardımcı araçları kendilerinin bir parçası olarak görürler. Yardım ederken özürlü bireyden sizi yönlendirmesini isteyin.

Konuşurken Özürlü Bireye Yönelin

Daima özürlü bireye yönelerek konuşun. Ona eşlik eden kişiye, yardımcısına ya da işaret dili tercümanına değil, özürlü bireye bakarak konuşun

Kelimeleri Özenle Seçin

Özürlü birey bir özür grubunun temsilcisi gibi değil, kendine özgü karakteri ve kişiliği olan bir birey olarak görülmelidir. Bu nedenle özrü ile ilgili konuşurken kullandığınız ifadeler konusunda seçici olun. Acıma, küçümseme içeren ifadeler kullanmayın. Ancak çoğu özürlü 2 birey, samimi ve uygun şekilde sorulduğunda özrüyle ilgili soru sorulmasından rahatsız olmaz.

Dikkatle Dinleyin

Bazı özürlü bireylerin söylediklerini anlamanız zaman alabilir. Kendilerini ifade etmeleri için

bekleyin. Özürlü bireyin söylediklerini anlamadığınızda anlamış gibi

davranmayın, söylediklerini yinelemesini isteyin.

Önyargıyla Yaklaşmayın

Özürlü bireyler neyi yapıp yapamayacaklarına en iyi kendileri karar verebilirler. Herhangi bir faaliyete katılıp katılamayacakları konusunda onlar adına karar vermeyin. Onların sınırlarını siz belirlemeyin.

 Çocuk Gelişimi Uzmanı 

Esin ÖZTÜRK YILDIZ         

Her çocuk bir diğerinden farklıdır. Her çocuğun kendine özgü bedensel, bilişsel, sosyal ve duygusal bir yapısı vardır. Bazı çocuklar bilişsel davranışlarda, duyuşsal motor özeliklerde, iletişim becerilerinde ve motor işlevlerinde yetersizlik göstermektedir. Bu gelişim alanlarındaki bir ya da birden  fazla yetersizlik çocuğu olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Gelişim alanlarındaki yetersizliklerinden dolayı olumsuz yönde etkilenen  çocuklarda genel eğitim  hizmetleri yetersiz kalmakta ve özel eğitim rehabilitasyon merkezlerinde uzman eğitimciler ile yetersiz kalan hizmet alanında çözüme gereksinim duyulmaktadır.

Özel eğitim gereksinimi olan çocukları rehabilitasyon merkezlerine yazdırırken biz velilere de bir takım sorumluluklar düşmektedir. Amacımız çocuğumuzun eğitim yönüyle belirli bir seviyeye  ulaştırmaksa ,bunun yanında sosyal becerilerinin iletişimlerinin de gelişmesini istiyorsak rehabilitasyon seçerken amacımızı doğru belirlememiz gerekiyor. İyi bir rehabilitasyon nasıl olmalı ve hangi özellikler taşımalı gibi soruları sorarak ve bunları gerek internet gerekse görsel basını  takip ederek bu kurumlara rahatça ulaşabiliriz. Bu kurumlarda ise arayacağımız temel unsur akademik becerileri, işlevsel akademik becerileri işlevsellikten amaç amaçlanan  öğretilecek bilgi becerilerin birey için günlük yaşamda ,evde, toplumda ve çevrede işe yarar olması ve kullanılabilir olmasıdır. Bunları verebileceğini hissettiğimiz kurumlarla çalışmamız gerekir.

Bursa Rehabilitasyon Merkezi (Özel Hayat Eğitim) 

Zihinsel Engelliler Sınıf Öğretmeni.

Ahmet Nail Başaran

Her insanın doğuştan getirdiği doğal hakları vardır. Bu haklar yasalarla güvence altına alınmıştır. Bu haklar tüm insanları kapsarken, çeşitli engelleri olan bireylere de ayrıca sosyal haklar tanınmıştır. Böylece sosyal hayatta daha rahat, özgürce yaşayabilmektedirler. Bu hakların neler olduğuna şöyle bir bakalım :

Kaynak, Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı.

Devamı İçin Tıklayınız

Bursa Özel Hayat Egitim ve  Rehabilitasyon Merkezi

Okul Öncesi Öğretmeni

Nevriye KESKİN

ÇOCUKLARDA GELİŞİM

    Gelişim; zihinsel, bilişsel , dil, duygusal, psikomotor, ahalk, cinsel gelişim yönünden meydana gelen büyüme ve olgunlaşmadır. Beslenme, güven, sevgi vs. konularda yeteri kadarını alamayan çocuklarda gelişim, olması gerektiği kadar gerçekleşmez. Bu sebeple yukarıda saydığımız her alan için, çocuğun gelişim dönemlerine uygun olarak önerilerimiz olacaktır.

    Gelişim Dönemleri Şunlardır:

Doğum Öncesi Dönem

  • Bebeklik Dönemi ( 0- 3 ) Yaş
  • Okul Öncesi Dönemi ( 3-6 ) Yaş
  • Çocukluk Dönemi (6- 12 ) Yaş
  • Erken Ergenlik Dönemi(12 – 14 ) Yaş
  • Ergenlik Dönemi ( 14 – 18 ) Yaş

    DOĞUM ÖNCESİ DÖNEM

    Annenin, sigara , allkol, aşırı ilaç kullanımı, stres vb. olumsuzluk oluşturacak durumlardan uzak durması gerekir. Ağır kaldırmamak, ani hareketlerden kaçınmak, moral olarak kendisini iyi hissedecek ortamlarda bulunmak da doğum öncesinde anne adayının faydasına olacaktır.

    BEBEKLİK DÖNEMİ ( 0-3 YAŞ )

    BİLİŞSEL GELİŞME

    cocuk-gelisimi_bursa Bu dönemdeki bebeklerin beyin gelişimi devam etmektedir. Bilişsel gelişimi destekleyici oyuncaklar, oyunlar kullanılmalıdır. 5 duyu organını kullanabileceği, dikkatini çeken ve dikkatini toplayan uyaranlar verilmelidir. Kendi bedenini tanıması için uygun şartlar oluşturulmalıdır. Örneğin ayna karşısında kendisini görmesi sağlanmalıdır. 0-3 döneminde çocuklar buldukları nesneleri ağızlarına götürme eğilimindedirler. Bu yolla çevreyi keşfetme sürecini yaşarlar. O sebeple , çevresinde bulunan hatta üzerinde bulunan boncuk, iğne vb. şeylere dikkat etmek gerekir. Ayrıca,bebeğiniz bu dönemde bir merak dönemi içerisinde olacaktır. Yürümeye başlamayla birlikte çevresini keşfetmek için yerinde durmadan gördüğü her nesneye dokunmak, ona bakmak isteyecektir. Bir önerimiz de, ne kadar da yorulacak olsanız, çocuğunuzun bu dönemini sağlıklı atlatabilmesi için, onu oturtup  ya da dikkatini dağıtıp başka şeylerle uğraşmasını sağlamak yerine ona yol gösteren olup, merakını gidermesi için yardımcı olmanızdır. Şöyle ki; çocuk sizin elinizde bir kitap gördü. Kitabı aldınız sayfalarını çevirdiniz, çocuğunuz meraklı gözlerle size bakıyor. Ve muhtemelen biraz sonra kitabı elinizden almaya çalışacaktır. İşte o an çocuğu kitaptan uzaklaştırmak yerine onunla birlikte kitaba dokunmanız, sayfalarını çevirmeniz, içindeki resimlere bakmanız çocuğun bilişsel gelişimi açısından son derece faydalı olacaktır. Aksi takdirde, uzmanların görüşü, çocuğun dikkatini dağıtmaya çalıştığınız her an, çocukta dikkat dağınıklığı meydana gelebilecektir. Bu şekilde çocuk çevresini tam ve doğru olarak, sizin eşliğinizde tanımaya başlayacak, doğru düşünce tutumları sergileyecek hem de güven ,aidiyet, sevgi hususunda doyuma ulaştığını hissedecektir. Unutulmamalıdır ki 0-4 yaş arası yaş grubundaki çocuklar için merak dönemi ve bu dönemin sağlıklı yaşanması çok mühimdir.

    PSİKOMOTOR GELİŞİM

    Öncelikle büyük kaslarını kullanacaktır.Örneğin bir topu önce el ve kollarıyla bütün olarak tutup yuvarlayacaktır, sonraki dönemde ise küçük kas gelişimi devam ettikçe,topu el ve el parmaklarıyla tutup yuvarlamaya başlayacaktır. Büyük ve küçük kas gelişimi için önerimiz, bu dönem çocukları için önemli olan şey, yapabilecekleri şeyleri kontrolünüz altında kendisine bırakmanızdır. Yine çocuğunuzun sizi görmediği bir yere geçip seslendikten sonra, sesinize tepki verip vermediğini gözlemleyiniz. Eğer defalarca ismini söylemenize rağmen, hiçbir tepki vermiyorsa, bir uzmana başvurmanız faydalı olacaktır. Konuşurken gözlerinize bakıp bakmadığına ya da ne kadar süre boyunca bakabildiğine dikkat ediniz. Eğer göz kontağı kurmada sıkıntı yaşıyorsa ya da çok kısa süre bakabiliyorsa yine bir uzmana başvurmanız faydalı olacaktır.

    DİL GELİŞİMİ

    Çocuğunuza zaman ayırın. Onunla konuşun. Siz şarkı söyleyin o da eşlik etsin. Tekerlemeler söyleyin. Nesneleri elinizde tutun ve isimlerini söyleyin. Daha sonra ona söyletin. Bildiği zaman ödüllendirin;öpün, sarılın, alkışlayın. Bu hem çocuk için bir oyun olacak, hem de dil gelişimine olumlu etkisi olacaktır. Unutulmaması gereken bir şey şudur ki, dil gelişimi bilişsel gelişimin göstergesidir. Bilişsel gelişimini destekleyeceğiniz her an dil gelişimine de katkısı olacaktır.

    ÖZBAKIM

    Bu dönemde çocuk kendi kıyafetlerini giymek isteyebilir, buna fırsat verilmelidir. Örneğin pantolonunu sizin desteğinizle giydikten sonra, bunu daha sonra tek başına denemek isteyecektir, o zaman motive edici sözler sözyleyerek ılımlı yaklaşarak destek olmanızda fayda olacaktır. Bu yaklaşımla çocuğun kendine olan güveni artacak,tüm bunlar problem çözme basamağına hazırlık olacaktır. Bu dönem tuvalet eğitiminin gerçekleştiği basamaktır. En büyük iş daha çok çocukla ilgilenen kişiye, genelde de anneye düşmektedir. Sabırla çocuğun yanında olunmalıdır. Tuvalet eğitimine başlandığı andan itibaren, bez kullanımı bırakılmalıdır.Belli zaman aralıklarıyla çocuk tuvalete götürülmelidir. Geceleri de bez kullanılmamalıdır. Ve aynı şekilde belli zamanlarda çocuk kaldırılıp tuvalete götürülülmelidir. Tuvalet becerisi kazanma sürecinde dikkat edilmesi gereken nokta, çocuğa asla fiziksel ve manevi baskı yapılmaması ve ufak bir başarıda hemen ödüllendirilmesidir. Bu ödül aferin gibi, öpmek gibi menevi değer taşıyan ödül de olabilir.Tuvalet eğitimine başlarken uzman bir kişiden destek almanız faydalı olacaktır.

    AHLAK GELİŞİMİ

   cocuk gelisimi Çocuğun ahlaki gelişimi için kritik dönemdir. Bu dönemde görev anne babaya düşmektedir.Çocuğun olumlu bir tutum geliştirebilmesi için , ebeveynin örnek davranışlar sergilemesi son derece önemlidir. Unutmamak gerekir ki 0-5 yaş arası karakter oluşumu için önemli bir yaş aralığıdır. Çocuğun yanında sergilenecek olan her davranış, karakterinin olumlu ya da olumsuz şekillenmesinde etkili olacaktır. Ve uzmanların bir uyarısı, çoğu ebeveynin çocuğun eğitimi için ödül ve ceza verilmesinden ziyade, bol geri dönüt yani açıklamanın daha doğru olacağıdır. Bu şekilde çocuk sadece cezadan kaçınmak ya da ödül almak için değil, içselleştirdiği için uygun davranışı gösterecektir.

    PSİKO-SEKSÜEL GELİŞİM

     Bu dönem çocuklarında emme refleksi önemlidir. Çocuğun dikkati ağız bölgesindedir. Birçok şeyi ağzına alma eğilimindedir. Bu dönemde çocuğun beslenme ihtiyacı iyi karşılanmalıdır. Çocuk acıktığında yeterli beslenme sağlanmalıdır. Yine tok iken de yemeye zorlanmamalıdır. Temel güven duygusu bu dönemde gerçekleştiği için, çocuk acıktığında, eğer zamanında doyurulmazsa güvensizlik oluşabilir. Yine fazla beslenme ile de baskı duygusu oluşabilir. Bu durumlara dikkat etmek gerekir.

    OKUL ÖNCESİ DÖNEM (3-6 YAŞ)

    BİLİŞSEL GELİŞİM;

    Henüz soyut kavramlar anlaşılmamıştır. Olayları somut olarak görerek idrak edebilirler. Hayal dünyaları geniştir. Bu hayallerini oyun yoluyla geliştirirler. Oyun anlarında, tehlikeli durumlar söz konusu olmadığı müddetçe, çocuklara müdehale etmemek gerekir.  Ayrıca, hayali oyun arkadaşları da olabilir. Hayali arkadaşına yemek yedirir, evcilik oynayabilir. Normal bir durumdur, ancak hayali arkadaşlığı uzun bir zamandır devam ederse,bir uzmana danışmakta fayda olacaktır. Bu dönem çocukları, hareket eden nesneleri canlı sanabilirler. Rüyalarında görüklerini gerçekten yaşamış gibi algılayabilirler. Böyle bir durumla karşılaştığınızda çocuğunuzun yalan söylediğini düşünebilirsiniz, fakat muhtemelen gördüğü rüyayı gerçekten yaşamış sayıyordur. Anlayışlı olun ve içinde bulunduğu durumu doğru değerlendirmeye çalışın. Mecaz sözcükleri anlayamazlar. Örneğim’kafam şişti’ dersiniz, çocuk gerçekten kafanızın şiştiğini düşünür ve kafanıza bakar. Daha çok somut ve mecaz içermeyen anlatımlarla olayları anlayabilirler. Korunum kazanımları henüz oluşmamıştır. Örneğin 5tl lik bir kağıt para ile birer tl lik madeni paradan hangisinin daha büyük para olduğunu sorduğunuzda çocuk bozuk para daha çok olduğu için onun miktraının daha büyük olduğunu söyleyecektir.

    DİL GELİŞİMİ;

    Bu dönem çocukları tam bir merak dönemi içerisindedirler. Etraflarındaki, hayallerindeki, gördükleri görmedikleri her şeyi merak ederler. Bu sebeple de çok fazla soru sorarlar. Doğru yöntem, çocukların meraklarını uygun bir şekilde gidermeye çalışmaktır. Çok soru sordukları için ‘ yeter artık, sus, kafam şişti’ gibi kırıcı sözler, çocuğun özgüveninin kırılmasına ve ileriki dönemlerde girişimlerde bulunamamasına, içekapanık bir birey olmasına yol açabilir. Bu sebeple çocuğun merakı kendi yaşına uygun cümlelerle açıklanmaya çalışılmalıdır. Yapılan bir hata da, ebeveynin sorulan soruyla ilgili yeterli bilgisinin olmamasına rağmen açıklama yapma girişiminde bulunmasıdır. Çocuk ileriki dönemlerde ebeveyninin aslında bilmediği bir konuyu açıkalamaya çalıştığını fark edecek ve bu özelliği, zor zamanlarında kullanacak şekilde rol model alabilecektir. Olumsuz bir davranış tutumu edinecektir. Bu yüzden ebeveynin bilmediği bir konuda açıklama yapmaya çalışmaması daha doğru bir yöntemdir. Yine bu dönemde,  çocuğun sosyal hayatındaki değişiklikler; örneğin yeni bir kardeşin gelmesi gibi durumlar ve 0-4 yaş aralığında bilişsel gelişimin dil gelişiminden daha hızlı gerçekleşmesi, çocuğun dil gelişiminde etkili olabilmektedir. Bilişsel alandaki hızlı gelişme, dil gelişimini geri planda bırakabiliyor. Yani, çocuğun düşünme ve konuşma arasında geçen zaman farkından dolayı çocuklarda kekemelik oluşabilir. Düşünce hızlı bir şekilde meydana gelirken, yavaş olan dil gelişimi sebebiyle bu durum ortaya çıkabiliyor. Yine dil gelişiminde kritik olan 0- 4 yaş aralığında çocuğun yaşamış olduğu travmatik ya da derin duygu değişimine sebebiyet veren durumlar neticesinde de çocuklarda kekemelik gibi dil bozukluğu meydana gelebilir. Genellikle bu durum geçicidir. Sabırla çocuğun sözünü tamamlaması beklenmeli ve söyleyebilmesi için yüreklendirilmelidir. Eğer kekemelik ortalama 2-4 ay geçmesine rağmen devam ediyorsa bir uzmana başvurulmasında fayda olacaktır. Son olarak da, çocuğun yanında kelimeler doğru şekilde telaffuz edilmeli, kelime dağarcığının gelişmesi için çeşitli kitaplar okunmalı, şarkılar söylenmeli, çeşitli oyunlarla çaba sarfedilmelidir.

    PSİKO-SEKSÜEL GELİŞİM;

    Bu dönem, çocukların cinsel kimliğini tanımaya başladıkları dönemdir. Hem kendi cinsel kimliklerini, hem de karşı cinsin cinsel kimliğini merak eder, bu alana eğilirler. Yapılması gereken,  bu dönemin doğal bir dönem olduğunu kabul edin ve merakını kesinlikle cezalandırmayın. Uygun dille açıklamalar yapın.

    PSİKO-MOTOR GELİŞİM;

    Mümkün olduğu kadar özbakımını; giyisi giyme, fermuar açma, düğme ilikleme- açma; makasla kağıt kesme, kağıt yırtma, hamur yoğurma , kalem tutma ve kalemle çizme- yazma gibi kas gelişimini ve el-göz koordinasyonunu geliştiren etkinlikler yaptırın. Çöp atma, oda toplama, sofra kurma gibi sorumluluklar verin.

    AHLAK GELİŞİMİ;

    Bu dönemde ben merkezcilik ağır basar. Bencillik öne çıkabilir. Bu sebeple oyunlarda mızıkçılık çıkabilir. Önemli olan nokta, çocuğun empati yeteneğinin geliştirilmesi için çaba harcanmasıdır. Başkalarına karşı hassas davranacağı davranışlar edinmesi için yardımcı olun.Paylaşmayı, hoşgörüyü, özür dilemeyi ve affetmeyi öğretin, kötü söz söylememek gerektiğini ifade edin. Unutmamak gerekir ki, çocuk model olarak ebveynini alır. Bu sebeple önce kendi davranışlarımızı düzeltmeliyiz. Örneğin telefondan anneyi ya da babayı istediler. Siz de ‘evde yok de’ işareti yaptınız.Çocuğunuzu yalana teşvik ettiniz. Bu saatten sonra çocuğunuza yalan söylemenin zararlarını anlatsanız da etkisi olmayacaktır. Şimdi çocuktur anlamaz ne de olsa dediğiniz çocuk, son derece her şeyin farkındadır aslında. Büyüdüğü zaman söyleyeceği yalanların tohumunu aslında o, çocukken siz attınız fakat farkında değilsiniz. Dikkat edilmesi gereken önemli bir konudur.

    ÇOCUKLUK DÖNEMİ (6-12)YAŞ;

    BİLİŞSEL GELİŞİM;

    Bu dönem çocukları okul çocuklarıdır. Okuma yazmayı öğrenirler. Yavaş yavaş soyut kavramları anlarlar. Deyim ve atasözlerini kavrarlar. Korunum kazanımı gerçekleşmiştir. Yani artık 5 tl lik kağıt para ile 5 tane bir tl lik madeni paranın aynı miktar olduğunu kavrarlar. Soğuk esprileri çok severler bu dönemde. Örneğin; ‘saat kaç’ diye sorduğunuzda, ‘ayyy saatim kaçtı’ gibi soğuk esprileri, sizi bıktırana kadar yaparlar. Ben  merkezcilikten yavaş yavaş uzaklaşır, grup oyunlarında ya da grup çalışmalarında daha uyumlu olurlar. Zıt kavramları anlayabilirler. Arkadaşlarıyla oyun  ya da bir arada olma onlar için anlamlı olacaktır. Onların oyunlarına ya da ortamlarına çok fazla müdehale etmeden, dışarıdan gözlemci olarak kontrol edebilirsiniz.

    PSİKO-SEKSÜEL DÖNEM;

    Bu dönemde çocuklar kendi cinslerinden bireylerle daha çok bir arada olmayı tercih ederler. Bir önceki dönemde karşı cinsiyete meyil varken, kendisinin ve karşı cinsin cinsel kimliğini tanımaya çalışırken, şimdi tersi bir durum söz konusur. Okulda ya da mahallede kızlar kendi aralarında, erkekler kendi aralarında gruplaşırlar. Okul sıralarında genelde hemcinsler bir aradadırlar. Bu durum çocuk ve ebveyn ilişkisine de yansır.Çocuk kız ise annesine, erkek ise babasına daha da çok yaklaşmak isteyecektir. Onları rol model alacaktır. Tavsiyemiz, her dönemde olduğu gibi bu dönemde de davranışlarınızla çocuğa örnek olmanızdır. Ayrıca her ne kadar kendi cinslerinden ebevyne yaklaşıyor olsalar da karşı cins ebeveyne karşı  olumsuz tutum edinmemek adına, ilişkileri sıcak tutmakta fayda vardır.Baba kızını sevgiyle kucaklamaya, anne oğlunu sevgiyle kucaklamaya devam etmesi gerekir. Ve anne- babanın birbirine sevgi ve saygı çerçevesinde davranması gerekmektedir. Aksi halde annesine karşı asi olan baba,kız çocuğu tarafından öcü gibi algılanacak;yine annesi tarafından babasına karşı asi olan anne de oğlan çocuğunun gözünde öcü haline bürünecektir.Bu dönemde ebeveynlerin birbirleriyle huzur içinde geçinmeleri çocukların ruhsal gelişimleri açısından önemlidir.

    PSİKO-MOTOR BECERİLER;

    Büyük kas ve küçük kas gelişimi çok ilerlemiştir. El-göz koordinasyonu iyi durumdadır. Bu dönem çocuklarının herhangibir spor dalı ile ilgilenmesi için rehberlik edilmelidir.

    SOSYAL- DUYGUSAL GELİŞİM;

    Okul dönemi çocuklarında başarıya karşı başarısızlık duygusu gelişebilir. Ebeveynlerin , çocukların dersleri konusunda fazla baskı yapmaması gerekir. Düşük not geldiğinde ise, yine çocuğunuzun bir dahaki sefere daha çok çalışarak daha iyi neticeler alabileceğine inandığınızı belli edin. Aksi halde çocuk başarısızlık udygusuyla aşağılık kompleksine kapılabilir ve içe kapanık bir hale gelebilir. Daha çok okul başarısı odaklıdırlar. Yapılan en büyük hata diğer çocuklarla başarısını ve kendisini kıyaslamak olacaktır. O zaman çocuk, kendini değersiz hissedecek, okuldan soğuyacak daha da başarısız olacaktır. ‘Elinden geleni yap, gerisini düşünme’ gibi telkin edici sözler söyleyin. Ona güvendiğinizi belli edin ve her ne olursa olsun çocuğunuzun her zaman yanında olduğunuzu söyleyin.

    AHLAK GELİŞİMİ;

    Bu dönemde çocuk doğru ve yanlışı anlamaya çalışır. Var olan düzene uyum sağlamaya ve kurallara uymaya eğilimlidir. Milli değerlere verilen önemi, vatan – millet sevgisini, örf-adet ve geleneksel değerleri içselleştirmeye başlar. Aidiyet duygusunu hissetmeye başlar. Önemli olan bu dönemde, çocuğun vicdani yönünü geliştirici olumlu tutumlar geliştirmesine yarımcı olmaktır. Anne baba arasındaki tutarlı davranışlar da çocuğun bu dönemi sağlıklıl atlatmasına yardımcı olacaktır. Siz doğru model olduğunuz sürece , çocuğunuz da sizin izinizden gidecek ve doğru bir insan olma çabasına girecektir.

    DİL GELİŞİMİ;

    Artık kendini rahatlıkla ifade edebilecek durumdadır. Ebeveyn olarak çocuğunuzla güzel ortamlar oluşturarak sohbet etmeye çalışın. Örneğin, mısır patlatıp birlikte sinema eşliğinde yiyerek eğlenceli vakit geçirin.Dikkat; bu geçirilen vakitler bir sonraki sancılı  geçebilecek dönem olan ergenlik dönemi için güzel bir hazırlık  olacaktır.

    ERGENLİK DÖNEMİ;

    Bu dönem erken ergenlik ve ergenlik dönemi olarak da ikiye ayrılmaktadır. Biz burada ergen bir bireyin gerek fizyolojik gerek duygusal gerek psiko-seksüel, gerek bilişsel gelişimi sürecinde nasıl davranmamız gerektiğini genel olarak anlatacağız.

    Çocuk bir aile ortamında büyür. Bu aile ortamı çocuğun bilişsel,duygusal,fiziksel vs. gelişiminin temellerinin atıldığı bir ortamdır. Genetik faktörlerin bireylerin davranışlarında etkisi ise düşünüldüğünden çok daha fazla etkilidir. Fakat bunların hiçbirinin,  tek başına davranışlarımızda etkisi vardır diyemeyiz. Hepsi birlikte ‘birey’i oluşturur. Ergenlik dönemi ise genellikle ailelerin çocuklarından en fazla şikayetçi oldukları dönem olabilmektedir. Genelde söz dinlememe, asilik, anne- babayla iletişim kurmama, daha çok arkadaşlarıyla vakit geçirme, söylenilenlerin bir kulağından girip bir kulağından çıkması , madde bağımlılığı gibi problemlerden yakınılmaktadır. Evet aslında doğru. Bu tür problemler daha çok çok ergenlik dönemiyle birlikte ortaya çıkar. Fakat acaba bunların tek sorumlusu çocuk mudur? Acaba ergenlik dönemine kadar geçen zamanda ebeveyn olarak bizler nasıl davranışlar sergiledik? Örnek rol model olabildik mi ? Yerlere çöp atma dedik de sonra biz sözümüzde durduk mu? Televizyonu az izle dedik de acaba bu kurala biz uyduk mu? Arkadaşlarınla kavga etmeyeceksin bir daha diye bağırırken, acaba eşimizle onun gözü önünde kavga ettiğimizi unuttuk mu? Ve daha pek çok şey. Uzman Pedagog Adem Güneş bu dönemi şöyle anlatır: ‘Bir fidan vardır elinizde. Bu fidana küçük bir çizik attınız. Daha sonra bu fidan büyüdü, koca gövdeli bir ağaç oldu. Küçük bir çizik, gövde büyüdükçe açılır,koca bir yarık olur.’ İşte çocukların dünyası da aynen böyledir. Çocuklar ve aslında bizler tek başımıza büyümüyoruz. Bizleri yetiştiren anne- babalarımız, anane, nine, dedelerimiz,akrabalarımız vardır. İçinde yetiştiğimiz, gelenek göreneklerimiz vardır. İşte küçükken fidana attığınız bir sıyrık büyüdüğünde koca bir yarık olacaktır. Eğer o fidana kalp şeklinde bir sıyrık atarsanız da , koca gövdesinde koca bir kalp taşıyacaktır. Bu noktada belirtmek istediğimiz, çocuğumuzun davranışlarından önce kendimizi sorgulamamızdır. İşe buradan başlarsak sorunun kaynağına ulaşabiliriz.

    Şikayetlerden biri oğlum/kızımla çatışma içindeyim. Söylediklerimi dinlemiyor, hep bir kavga ortamı var.Ne yapmalıyım? Böyle bir durumda çatışmanın kaynağını bulmak gerekir. Her şeyden öce ergenlik dönemindeki gencin duygularını bilmekte fayda vardır. Bu dönemin içindeki kişi, anne babasıyla konuşurken nasihat edilmekten hiç hoşlanmaz. Annesinin ya da babasının  konuşurken, nasihat edeceğini düşünüp, dinlemeden çıkıp gitmek ister ya da bunu çatışmaya dönüştürebilirler. Böyle bir durumda tavsiyemiz, ergen çocuğunuzla sıcak bir sohbet ortamı oluşturup, onun karşısına geçip,sadece siz konuşmadan, hatta daha çok kendisini dinleyerek dünyasında nelerin gizli kaldığını öğrenmeye çalışabilrisiniz. Çocuğunuz sizin samimi olduğunuzu anlayınca zaten içini dökecektir. Öyle ki belki de kendinizin hatalı olduğunuzu göreceksiniz.Böyle bir durumda da özür dilemekten çekinmeyin. Hatta kendiniz konuşma esnasında da söyleyebilirsiniz: ‘Belki ben de hatta yapmış olabilirim bu güne kadar. Seni üzmüş olabilirim’ gibi gönül alıcı sözlerle çocuğunuzu yüreklendirebilirsiniz. Konuşurkenki tavrınız, çocuğunuzun karakterine yönelik bir eleştiri değil, davranışına yönelik bir eleştiri şeklinde olsun; ‘Senin kapıyı çarpıp gitmen beni üzüyor, tabii ben de üzerine çok gelmiş olabilirim’ şeklindeki bir yaklaşım ortamın daha samimi olmasında etkili olacaktır.

    Bir diğer şikayet, internet alışkanlığı ile ilgili. Bilgisayar başından geç kalkmalar, kalk dendiğinde hala oturmalar da ebeveynleri üzen bir konu. Öncelikle şunu söylemeliyiz ki, bilgisayar, çocuğun odasında ya da gizli saklı yerlerde değil, ortak kullanım alanı olan herhangibir yerde durmalıdır. Böylece çocuğun ne tür programlara girip çıktığını görme ve takip edebilme şansınız olacaktır. Bu noktada fidan örneğimize geri dönmek isterim. Çocukla, eğer zamanında güzel diyaloglar kurulamadıysa, çocuk sizi istediği zaman, sizin işiniz çıktıysa, anne babadan almak istediği sevgiyi yeteri kadar alamadıysa, çocuk ilgiyi de sevgiyi de, takdiri de sanal ortamdan bulacağı için onu tercih edecektir. Çünkü oynadığı oyunda başarılı oldu mu, takdir ediliyor,  olumsuz hiçbir şeyle karşılaşmıyor, her şeyi istediği gibi yönlendirebiliyor, başarılı oldu mu ödüllendiriliyor vs. Baktığımızda aslında her şeyin temelden geldiğini görebiliyoruz. Bu noktada yapılması gereken şey; yine de çocuğu yalnız bırakmadan, kaliteli vakit geçirmeniz için ortam sağlamaktır. Yine hatalı olabileceğinizi ve bunun için özür dileyebileceğinizi çocuğunuza çekinmeden söyleyin.

    Madde bağımlılığı ise son dönemlerde çok gündeme gelen bir konu. Ortamlarda rahatlıkla ve düşük bir fiyatla satılması ve bu dönem çocuklarının merakı ve arkadaş çevresi gibi etkenler, ergenlerin daha çok maddeye bağlanmasına sebep olabiliyor. Yapılması gereken şey, çocuğunuzun arkadaş çevresini bilmeniz ve uzaktan gözlemlemenizdir. Olumsuz bir durumda ise yetkililere haber vermenizdir. Çocuğunuz ile daha güzel bir iletişim içerisinde olursanız, bu tür tehlilekelerden uzak duracaktır . Ya da hata dahi yapsa bu hatasını düzeltmek isteyecektir. Bu noktada çocuğunuza her zamankinden daha çok destek olmanız, her zamankinden daha çok yakınlık göstermeniz faydalı olacaktır

    Aslında , görülen odur ki, çocuklarımızın davranışlarında anne-babaların tutumları çok önemlidir. İnanıyoruz ki ‘sevgi’ çocuğun aileye bağlanmasında, kendisine ve çevresine sevgi vermesinde, olumlu bakma yeteneği kazanmasında, empati yapmasında son derece önemli bir yaklaşımdır. Her şeyin ilacıdır diyebiliriz. Sevgiyle yetişen çocuk, sevgi dolu olacaktır. Güven verecek ve insanlara güven duyacaktır. Arkaşlarını ve ailesini bilecektir. Doğru insan olmaya çalışacaktır. İşte çocuklar bir hamurdu ve şeklini aslında siz verdiniz. Ve şimdi hamura aslında çok da fazla söz söyleme hakkımız yok. Öyle değil mi? Ama yine de çok geç değil. Her insan her yaşta sevilmeye ihtiyaç duyar. Sevginizi vermekten asla kaçınmayın ve her şeye yeniden başlayın. Bizim size önereceğimiz ilaç ‘SEVGİ’ olacaktır. Kalbinize bakmanız yeterli. Bunu orada bulacaksınız.!

Özel Bursa Hayat Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi

Filiz Akdemir

Rehber Öğretmen